
Konuklar: Tuğba Yurtsever Kara, Eren Dengiz, Gizem Çelikoğlu, Merve Yılmaz Ulaş, Mine Merih Önal
92. bölümümüzde konuğumuz Storefront UI/UX ekibi oldu. Ekip yapısını, projelerini, teknoloji stack seçimlerini ve çok daha fazlasını konuştuk! Trendyol Talks'da Trendyol'daki kültürümüzü, kültürümüzden beslenen iş yapış biçimlerimizi ve ritüellerimizi konuşuyoruz. Trendyol Talks podcast kanalımızı takip etmeyi unutmayın!
Transkript
Selam ekip. Ben Storefront Web Search ekibinden Cengiz.
Teknoloji ekiplerini tanıdığımız ve süreçler, teknolojiler gibi konuları konuştuğumuz Selam Ekip Podcast serisinin 92.
bölümündeyiz. İnanmazsınız 92.
bölümdeyiz. Ve 92.
bölümde bugün yanımızda değerli Storefront UI UX ekibi bizlerle birlikte.
Bu ekibi tanıyacağız. Ekip yapısı, kullanılan teknolojiler, pratikler gibi konuları konuşacağız.
Arkadaşlar hepiniz hoş geldiniz.
Hoş bulduk. Hoş bulduk.
Teşekkürler. Süper.
Bugünkü ekip aslında benim yakından tanıdığım bir ekip.
Biz client ekibi olduğumuz için UI UX özelinde çok fazla arkadaşla tanışıyoruz.
Ve ayrıca Storefront ekiplerinde ben olduğum için bugünkü arkadaşlarla birlikte çok yakından çalışıyoruz.
Dolayısıyla kendilerini iyi tanıyorum.
Fakat bilmediğim çok fazla şey var tabii ki ekipleriyle alakalı.
Bugün tarihe...
iki piksellik revizelerin developer'a geldiği günün intikamı olarak geçeceğini de başlangıçta bir not etmek isterim.
Neyse. Korktuk yani.
Önce sizi bir tanıyalım sonra korkun arkadaşlar.
Kendinizden biraz bahsedebilir misiniz?
Tabii, hemen ben başlayayım.
Ben Tuğba Yurtsever Kara.
Yaklaşık 7,5 yıldır Trendyol'da çalışıyorum.
Epey bir süredir buralardayım yani.
Storefront UI UX ekibinin sorumluluğunu üstleniyorum diye özetlemiş olayım.
Ben devam edeyim. Merhabalar, Merve Yılmaz Ulaş ben.
5 yıldır Trendyol'dayım.
Browsing domeninde hem web hem mobil akışlarına çalışıyorum.
Browsing domeni dediğimiz ana sayfa odağında kategori sayfaları ve bu sayfalardan yönlendirdiğimiz ana akışlar gibi düşünebilirsiniz.
Selam herkese tekrardan.
Ben de Eren Dengiz. Yaklaşık 3,5 yıldır Trendyol'dayım.
Bu sürenin tamamını da Storefront UX ekibinde geçirdim.
Search domeninde çalışıyorum.
Ben de hatta Cengiz'le beraber aynı domeninde çalışıyoruz.
Search tarafındaki sorumluluk alanımı da böyle kabaca özetlersem aslında...
Arama sonuçları, ürün listelimi ve filtreler ekranlarını özet olarak söyleyebilirim.
Selamlar, ben Gizem Çelikoğlu Bilgin.
1,5 yıldır Trendyol'dayım.
PDP olarak isimlendirdiğimiz ürün detay sayfası domeninde designer olarak çalışıyorum.
Yorumlar, soru-cevap ve ürün özellikleri gibi iç sayfalarda bu domenin içerisinde yer alıyor.
Ben de arkadaşlarım gibi web ve mobil akışlardan sorumluyum.
Yes, ben de kaldım.
Ben de Merih, Mine Merih Önal.
Ben de yaklaşık 5,5 yıldır Trendyol'dayım.
Account domeninden sorumluyum ben de.
Sipariş gibi düşünebilirsin.
Profil sayfasına girdiğiniz aslında tüm sayfalar gibi diyebiliriz.
Böyle şimdi Cengiz'i tanıyalıma atabilirim.
Merhabalar ben de Cengiz Designer değilim ve çok mutluyum falan diyorum.
Ayıp ettim. Tekrar hoş geldiniz arkadaşlar.
Valla bugün güzel bir bölüm olacağını düşünüyorum.
Oldukça dinamik, oldukça pozitif ve güzel bir ekiple beraberiz.
Ufaktan şeyle başlayalım isterseniz.
Şimdi Storefront UI UX zaten isminden aslında...
Belli olan bir ekip ama hani tabii içerisinde çok daha değişik roller var, çok daha değişik yaptığınız şeyler var.
Biraz onlardan bahsedelim istiyorum.
Storefront UI UX ekibinin dağılımı nasıldır?
Yani içeride işte kaç kişi var, ekibin öncelikleri nelerdir, görev sorumluluklar nasıl dağılıyor?
Tam olarak ne yapıyor Storefront UI UX ekibi?
Tabii ben burada sözü alayım.
Biz aslında şöyle bir yerden başlayayım.
Ben Trendyol UX ekibi olarak böyle 36 kişilik bir ekibiz.
Bayağı kalabalığız, geniş bir ekibe sahibiz.
Ama bu ekibin işte genel olarak sürdürülebilir olması için sorumlulukları ve ekipler arasında net olarak paylaşıyoruz.
Senin de dediğin gibi Cengiz aslında Storefront adından çok belli olarak ön yüz UI UX ekibi olarak adlandırdığımız yani son kullanıcıya dokunan Trendyol app ve web deneyiminden sorumlu ekip.
Storefront tarafında da aslında şu an böyle 10 kişilik bir ekibe sahibiz.
Bir researcher'ımız var, bir takım liderimiz var ve 8 product designer'a birlikte çalışıyoruz.
Her designer'ın aslında böyle net bir domain sahipliği var.
Bu sayede de aslında böyle bizim odağımız net oluyor, sahiplenmemiz artıyor ve kararları daha hızlı alıyor oluyoruz.
Toplamda da 6 ana domain'e ayrılıyoruz aslında.
Ana sayfa, favoriler, search sayfaları, PDP diye adlandırdığımız ürün detay sayfaları, checkout ve account.
olarak. Böyle ayrılıyor olmamızın da temel sebebi aslında bu kullanıcı yolculuğunun en kritik temas noktaları buralar ve etki en iyi buralardan görebiliyoruz.
Bizim aslında bir ekip olarak da tam olarak böyle işte önceliklerimiz, vizyonlarımız buralardan geliyor.
Çünkü yani deneyimi ve tasarımı olabildiğince anlaşılır kılmak ve kafa karışıklığını minimumda tutmak için hep çalışıyoruz.
Deneyim netleştikçe kullanıcı daha az efor harcıyor.
Kullanıcı daha zorlandıkça işte memnuniyet artıyor ve aslında akışların tamamlanma oranı da otomatikman olumlu etkileniyor.
Bir yandan da şey gibi de çok böyle karıştırılabiliyoruz.
Yani aslında sadece hani Türkiye'de, Türkiye odanda bu kullanıcı davranışlarını ve tasarımı deneyimi iyileştiriyormuşuz gibi bir algı olabiliyor.
Ama aslında farklı ülke ve bölgeler sürece dahil oldukça bu religion bazlı kullanıcı davranışlarının farklılıklarını öğreniyoruz.
O içgörüleri elde ediyoruz.
Ve bizim için de hani direkt böyle bir...
challenge alanı oluşuyor.
Farklı ülke ve bölgeler sürece dahil oldukça aslında region bazı davranışlarla daha doğru kararlar almamızı sağlıyoruz ve Gulf ve Sierra gibi büyük bölgeler de dediğim gibi oyuna dahil oldukça
bizim için hem bir challenge hem de keyifli bir öğrenme alanı oluşuyor.
Hem işte bu ölçekte bir Kaliteyi koruyup işi sürdürülebilir kılmak için de aslında ekipçe önem verdiğimiz böyle birkaç tane başlık var.
Bunlardan bir tanesi bizim aslında tasarım sistemlerimizin çok güçlü olması gerekiyor.
Bu da kaliteyi koruyabilmek için.
Çünkü bu hem tutarlılığı arttırıyor aslında hem de böyle geliştirme hızını da oradan etkiliyor.
Ya da işte dediğim gibi deneyim akışlarını ya da çalışma ritmini sağlam kurmamız gerekiyor.
Çünkü bu sayede hem Türkiye hem International'da...
daha böyle stabil ve kaliteyi yüksek tutabiliyoruz.
Bu kadar havalı havalı bahsettim.
Tabii ki bu süreçte ekosistemin içinde de asla yalnız değiliz.
Birçok stakeholderla temas halindeyiz, çalışıyoruz.
En yakın çalıştığımız ekipler de product menajerler ve development ekipleri oluyor.
Birlikte böyle aslında ortak hedefe koştuğumuz için senin ekibin, benim ekibim hani 3 piksel, 5 piksel demeden aslında bir noktada bir bütün içerisinde A-Hack'le çalışıyoruz.
Aslında bu da bizim için çok motive edici oluyor.
Bu doğrultuda da böyle işte haftalık sprint yapısında ilerliyoruz ve hani haftalık planlarla işlerimizi ilerletiyoruz.
Bu da bizim için hem backlog'u daha kontrollü eritmemizi sağlıyor hem de işte gerektiğinde pair çalışarak oradaki akışımızı hızlandırabiliyoruz.
Böyle biraz hani genel olarak akışımızdan bahsettim.
Yani aldığımız aslında işler, önceliklendirdiğimiz işler de böyle.
Bazen uçtan uçağa büyük feature'lar olabiliyor.
Uygulamanın mesela ya da web akışlarının tümüne dokunuyoruz.
Ya da böyle daha quick win, kullanıcıya belli bir iyileştirme ya da belli bir akışı pürüzsüz hale getirdiğimiz daha ufak tefek işler oluyor diyeyim.
Böyle biraz kapsamlı cevap vermek istedim.
Çünkü hani Storefront, UI, UX hep böyle konuşuyoruz diyoruz ama işte farkımız ne?
Nelere odaklanıyoruz? İşte bu ekip olarak aslında nasıl bir misyonumuz var?
O da böyle uzun uzun biraz aktarmak istedim.
Birazdan da zaten böyle daha pratiklerimize, ekip içerisindeki genel böyle akışlarımıza odaklanmaya oluruz diyeyim.
Böyle bir kapatayım. SüperTube havalı ağzına sağlık.
Çok güzel özetledin.
Ben şeyi sormak istiyorum bir araya sıkıştırayım.
Şimdi aslında Storefront UI UX ekibi günün sonunda bir ekip, tabii ki bir ekipsiniz ama içerisinde sprintlerin koşulduğu ya da bir servis ekibi ya da client ekibi gibi olmaktan
ziyade bir ekip içerisindeki kişilerin başka ekiplere destek verdiği, UI UX anlamında destek verdiği bir ekip olarak.
Değil mi? Product tarafında da aslında böyle bir şey yapılıyor.
Aslında öyle. Tam olarak dediğin gibi Cengiz.
Yani bizim böyle domenlere ayrılıyor olmamızın temel motivasyonu da işte dediğim gibi tasarımcının orayı böyle bir own etmesi, sahiplenmesi, oraya dedike gitmesi.
Ama bunu yaparken de mesela işte örnek veriyorum Mary sadece account çalışıyor diye.
Sadece account'un tabii günlük haftalık bütün işleri onunla ilerliyor ama.
Storefront'un geri kalanından da böyle ayrık bir yapımız yok.
Hep böyle birbirimizin aslında ne yaptığından, nasıl işler ilerlettiğinden ya da böyle genel olarak zaten app'te ya da web'deki akışlarda neler olduğundan haberdar olarak ilerliyoruz.
Ama haftalık mesela dedikasyon olarak herkes olduğu domeninin tabii ki işlerini ilerletiyor oluyor.
Tuba Yeğik yani aslında bizim bir tane ekibimiz olmuyor da bizim hem birlikte çalıştığımız domain ekiplerimiz var hem de böyle UX ekibimiz var.
İki tarafta da böyle ekibin bir parçası olduğumuz bir dünya gibi.
Okey süper. Tam aslında bunu merak etmiştim.
Çünkü şimdi bizim ekiplerde de mesela UI UX'de Eren'le biz aynı takımdayız şu an.
Eren yani UI UX anlamında bize destek veriyor.
Keza işte ben önceden PDP'deyken Gizem'le beraber çalışıyorduk falan.
Browsing'deyken Merve'yle çalışıyorduk.
Hani dolayısıyla baktığımız zaman aslında hepiniz Storefront UI UX'e dahilsiniz.
Ama hani günün içerisinde işte ayrı şekilde destek verdiğinizde ekipler var.
Hani mesela... Hem mobile baktığınız hem web'e baktığınız durumlar var falan gibi.
Onu merak etmiştim. Süper yani aslında dinamik bir şekilde ilerliyor.
Ve bunun da çok hani bazı alanlarda verimli olduğunu da söyleyebiliriz.
E tabii şimdi aslında verimliliğe baktığımız zaman orada...
Hangi takımda vesaire olduğunu değil.
Genellikle haftanın işte nasıl geçtiği, sürecin nasıl geçtiği falan konuşulması gerekiyor.
Sizin Trendyol'da yani işte Trendyol'daki bir ön üst tasarımcısının UI UX işte designer'ın, developer'ın artık hani genel tabiri nedir bilmiyorum ama cevaptan önce onu da bana söylerseniz sevinirim.
Ön üst tasarımcısı diyelim.
Ön üst tasarımcısının bir haftası Trendyol'da nasıl geçiyor?
Tabii burada ben sözü almak isterim.
Aslında burada bizim için bir hafta bir takvim haftası gibi ilerlemiyor Cengiz.
Aslında hepimizin haftası bir sprint demek.
O yüzden haftalar böyle pazartesileri, pazartesi sendromu, cuma rahatlığı gibi geçmiyor.
Biraz daha böyle sprintse ürün geliştirme döngüsü olarak yaşıyoruz.
Ama haftalık rutin akışımızdan bahsetmek gerekirse de aslında bizim için bir sprint genelde product managerlarımızla birlikte yaptığımız.
Bir planlama toplantısıyla başlıyor.
Burada backlog'da önceliklenmiş konular oluyor.
Bu bir metrik düşüşü olabilir ya da yeni bir feature talebi olabilir.
Ya da tamamen stratejik bir konu olabilir.
Aslında bu konu bize geldiği zaman biz tamam tasarıma başlayalım şeklinde ilerlemiyoruz da ana problemi netleştirmeye çalışıyoruz.
Burada hangi problemi çözmeye çalıştığımız ya da hangi metreye dokunmayı hedeflediğimiz önemli sorular oluyor.
Bir kullanıcı davranışıyla ilgili bir problem varsa ya da bir belirsizlik varsa research adımını aslında biz sürecimize dahil ediyoruz.
Burada da Alp'e selam olsun.
Bizim researcher arkadaşımız ve en büyük destekçimiz.
Küçük de bir reklam gireyim araya.
Onun da bölümü çok keyifli ve güzel.
Dinlemeyen varsa mutlaka onu da dinlesin diyeyim.
Burada da aslında araştırma çıktılarını inceliyoruz.
Kullanıcıların davranışlarını anlamaya çalışıyoruz.
konuyla ilgili bir araştırma yapılmadıysa hızlı bir validasyon ya da test planlayabiliyoruz.
Ki davranışı daha net anlayalım.
Tabii bazen de tam tersi olabiliyor bu arada.
Yani biz çeşitli tool'lar üzerinden kullanıcının bir eğer davranış paterni varsa bunu yakalayıp PM'lere işte burada bir alan var, burada bir iyileştirme yapabiliriz gibi götürüp aslında backlog'a dahil edebiliyoruz.
Kapsam netleştikten sonra aslında bizim için tasarım süreci başlıyor.
Tasarımları da Bireysel olarak ilerletmek istemiyoruz genelde.
Çünkü aslında kolektif bir çıktı üretmek istiyoruz burada.
Tasarımları yaptıktan sonra design review toplantımızda biz tasarım ekibi olarak böyle draft tasarımlar üzerinden işte hedefe yeterince yakın mıyız ya da işte daha iyi UI alternatifleri neler olabilir
gibi birbirimizin işlerini krite ediyoruz diyebilirim.
Sonrasında aslında bizim bir PM review toplantımız oluyor.
Burada da aslında bir adım geri gidip iş hedefleri ve stratejileri Altyazı
M.K.
tasarımı development'a hazır hale getirmiş olmamız gerekiyor.
Bu da ne demek aslında? Yani tüm state'lerin, empty error durumlarının ya da işte lokalizasyon farklılıkları olabiliyor Tuva'nın da bahsettiği gibi.
Bu tarz mikro detayları aslında bizim düşünüp tasarımı paketlemiş olmamız gerekiyor.
Hepsinin netleşmiş ve paketlenmiş olduğuna emin olduktan sonra bu işler üzerinden aslında uygulanabilirlik konuşuyoruz.
Sonrasında tasarım development'a geçiyor tabii.
Development'a geçtiğinde de aslında bizim işimiz bitmiyor.
Çünkü tasarım tarafında Cengiz'in de aslında başlangıçta bahsettiği V8 süreçlerimiz var.
İş canlıya çıkmadan önce deneyim aslında bizim düşündüğümüz gibi mi?
Ya da işte 1-2 piksel tartışmalarımız, o meşhur tartışmaların gerçekleştiği V8'i adımları oluyor.
Canlıya çıktık. Ondan sonra da aslında benim çok sevdiğim bir A-B test tarafı var.
Son olarak da bu adım kalıyor bizim rutinlerimiz arasında.
Burada da aslında yeni tasarımlar üzerinden dediğimiz metriyi yakalamış mıyız?
İstediğimiz yerlere dokunmuş muyuz?
Hangi versiyonlar kazandı gibi soruları sorup duruma bakıyoruz.
Eğer gerçekleşmesini istediğimiz şeyler pozitif yönlüyse sorun yok harika.
Ama daha iyi bir alan varsa bu sefer aslında Sprint akışına tekrar o işi alıp...
süreci devam ettiriyoruz.
Yani özetle aslında bizim bir haftamız Figma'da tasarım yapalım işte ekran çizelim gibi geçmiyor.
Böyle bahsettiğim rutinlerle ve fazlasıyla aslında ürünü stratejik olarak ileri taşımaya çalışıyoruz diyebilirim.
Bu süreçlerden bahsetmemiz gerekirse dostlar yani dizayn ekibi olarak biz her tip aslında workshop yapıyoruz.
Yani bu workshopları da böyle nasıl diyeyim bir yerde gördüğünüz ve direkt uyguladığınız workshoplar gibi düşünmeyin.
Ekip o konuda çok adaptif yani bir workshop alıp bizim ihtiyacımıza göre de çok fazla evirdiğimiz anlar oluyor.
O yüzden de bence burada çok iyi bir adapte etme süreci oluyor diyebilirim.
Ideation workshoplarımız var.
Bu ideation workshopları flow bazlı olabiliyor, sadece sayfa bazlı olabiliyor.
Tamamen sıfırdan neler olabilir konuştuğumuz hiçbir işte efor.
Devopment düşünmeden yaptığımız sesyonlar da olabiliyor.
İterasyon workshoplarımız olabiliyor.
Research ile yine aynı şekilde böyle deep dive haftalık toplandığımız, işte insightleri iyice içterleştirmek için aslında gerçekten kullanıcı orada nasıl hissediyor, nasıl davranmaya çalışıyor, neyi bekliyor, daha anlamaya
çalıştığımız sesyonlarımız oluyor.
Quick winler bizim için çok önemli.
Quick win neler yapabilirize ayrı bir skop olarak bakıyoruz.
Onun dışında A-B testleri yine neden gerçekleşmiş, gerçekleşmemiş altında ya da nedenler neler gibi düşünüyoruz.
Bunu aslında en çok da şeyde hissedersiniz büyük ihtimalle development ekipleri ya da product ekipleri olarak diyebilirim.
Bir soruyla bize geldiğinizde orada quick cevapları alabiliyorsunuz ya da şöyle olduğunda şöyle olabilir.
Mesela iki versiyon var ve development için birini seçmemiz gerekiyor.
Belli kısıtlardan dolayı oradaki quick kararlarının altında hep bu süreçleri isterleştirmeye kullanıcıyla bağ kurduğumuz bu süreçleri yaşamamızdan dolayı yer alıyor diyebilirim.
Onun dışında yani tabii ki küçük bir ekip olarak dedik dizayn ekibiyiz aynı zamanda bizim kendi iş süreçlerimizi iyileştirmeye yönelik aldığımız.
Çok fazla aksiyon var.
İşte Design System Tuva bahsetti bunlardan biri.
Ama aynı zamanda biz nasıl efficient çalışabiliriz, nasıl daha verimli ve çalışma şeklimizi ileriye götürerek nasıl ilerleyebiliriz diye de bakıyoruz.
Özellikle bu çok fazla davranıp butaklanan international'ın da dahil olmasıyla gelen case'ler ya da domain'lerin yine belirli...
noktalarda kendilerinin farklı ihtiyaçlarının olması buradaki stratejik konumlanmayı güçlendirmemizi gerektiriyor.
Onun dışında ekipte de çok aktif peer çalışması var.
Yani ekipte her türlü kombinasyonlu peer çalışması olmuştur diyebilirim.
Bu da yine aktif devam eden aslında bizim iş süreçlerimizde olan bir şey.
Bir gün şey diyebiliyoruz.
Evet ben işte onboarding flow'larına bakmak istiyorum.
Bunu tamamen yine inisiyatif olarak da ilerlettiğimiz oluyor ama gündemde olan bir topuk da olabiliyor.
Burada nasıl ilerleyebilirim?
Benim yine o haftalık sürecimin içerisindeki bir işim olabiliyor.
Ya da tamamen evet biz işte UAT'lerde, şuralarda zorlanıyoruz.
Bunu nasıl iyileştirebiliriz diye de yine bir araya geldiğimiz ve buna yönelik çalıştığımız noktalar da oluyor.
Yani sadece gün sonunda UI çıktısı yapmıyoruz.
3-5 piksel. Bizim derdimiz olmayabiliyor bazen de Cengiz.
Orada böyle özetleyebilirim yani.
Çok daha fazla aslında süreçler var günlük rutinimizde.
Farkındaysan ağzımı açmadım yani.
Günün sonunda bana sanki.
Herkes bir günün sonunu Cengiz'le kapatıyor gibi oluyor ama.
Valla. Orada bizim de bir derdimiz varmış galiba.
Valla acayipmiş yani Gizem ve senin ağzına sağlık Mirik.
Yani gerçekten hani aslında yüzeysel baktığımızda bu podcast ile çok karşılaştık bununla gerçekten.
Yani yüzeysel baktığımız zaman aslında çok basit görünüyor her şey ama bu özellikle Trendyol'da gerçekten birçok şey.
oldukça katmanlı ve karmaşık.
Sizin de gerçekten yani bu tarzda işte UI UX anlamında hakkını vererek bir şeyleri yaptınız ve sonucunda mantıklı ve düzgün kararlar vererek çıktı aldığınız gayet aşikar.
Tabi burada hani farklı şeyler de var.
Farklı işte ilerleme noktaları falan da var.
Doğru karardan bahsettik mesela.
Doğru kararı alıp almadığını bilmek de çok büyük bir şey aslında.
Yani çok böyle bir süreç baktığımız zaman.
Bununla alakalı şeyi sormak istiyorum.
Siz bir projeyi ya da taskı çıkarttığınızda çıkartma süreçlerinizde neler yaşıyorsunuz, neler yapıyorsunuz ve bu süreçler sonucunda doğru kararların gerçekten çıktığına nasıl emin oluyorsunuz?
Buna ben cevap verebilirim aslında bu sorunun ilk kısmına.
Çünkü bununla ilgili takım içinde de yakın zamanda bir sunum yapmıştık aslında.
O yüzden bende çok taze olan bir konu.
O yüzden direkt ben gireyim istedim.
İlk olarak şunu söyleyeyim Cengiz ben.
Trendyol'da bizim aslında tasarım süreçleri development ekibiyle eş zamanlı ilerlemiyor.
Yani biz hep aslında önden gidiyoruz.
Önden gidiyoruz derken şunu demek istiyorum.
Bir iş geldiği zaman...
Siz onu mesela development sprintinde görüyorsunuz ama o iş bize muhtemelen iki hafta önce gelmiş oluyor veya büyük bir proje ise çok çok daha öncesinden gelmiş ve product tarafında o konuşuluyor oluyor.
Dolayısıyla bizim iş süreçlerimiz hemen hemen her zaman bu şekilde ilerliyor.
Yani eş zamanlı gittiğimiz bir dünyamız yok.
Trendyool içerisinde. Tasarıma başlarken de aslında hep tekrar ettiğimiz birkaç adımdan oluşan bir metodolojimiz var bizim.
Bundan aslında Gizem bahsetti.
Bayağı detaylıca anlattı.
Çok böyle ben şeylerine girmeyeceğim.
Tekrar o detaylarına girmeyeceğim.
Ben biraz daha böyle teknik kısımlarından bahsedeyim.
İlk Gizem'in de söylediği şey kapsamı belirlemekti.
Bizim de aslında metot olarak ilk adımımız kapsamı belirlemek.
Çünkü bize gelen işlerde her zaman product ekibinden çıkan bir iş olmuyor.
Bazen business ekiplerinden gelen talepler de oluyor ve biz o taleplere de...
UX ekibi olarak cevap vermemiz gerekiyor.
O zaman mesela şey çok net olmuyor.
Yani kapsam çok belli olmuyor.
Bir brief geliyor ama o briefde aslında ne yapılması gerektiği belli olmuyor.
Biz UX ekibi olarak aslında o briefe en uygun çözümü ortaya koymaya çalışıyoruz.
Dolayısıyla burada Kapsamı netleştirmek, bu işin problemi gerçekten nedir, neye çözüm üretiyoruz, onun böyle çerçevesini çizmek çok önemli oluyor.
Çünkü bu zaten işin geri kalanını da tamamen etkileyen bir adım.
İkinci adım da research'tan Gizem de bahsetti.
Research adımı biraz biz de şey, aslında projenin ihtiyacına göre diyebilirim.
Çünkü bazı işler yine çok net oluyor ve bir research ihtiyacı olmuyor.
Problem çok net. Yapılması gereken şey çok net.
O zaman bir sonraki aşamaya yani direkt tasarımlara çalışmaya başlıyoruz.
Ama Xlarge diyebileceğim veya Large diyebileceğim büyük projelerde mutlaka bir research adımına uğruyoruz.
Burada da birkaç tane metot var aslında yine kullandığımız.
Alp var zaten bizim researcherımız.
Bir Alp'e gidiyoruz. Abi ne yapabiliriz?
Burada neye bakmamız gerekiyor?
Vesaire gibisinden. Onunla böyle bir payroll oluyoruz.
Bir paslaşıyoruz. O zaten bize bir yol haritası çıkarıyor.
Bunun dışında... Analitik tool'ları kullanıyoruz.
Full story gibi, clarity gibi böyle aslında data yorumlayabileceğimiz yani bir data çıkarabileceğimiz ve o datadan yorumlar üretebileceğimiz böyle teknik tool'larımız var.
Bunları kullanarak bir öngörü kazanmaya çalışıyoruz.
Bir de workshop'lar yapıyoruz.
Yine bu workshop'lar da böyle aslında kendi hemen iç ekiplerimizle beraber bir fokus grup oluşturup işte...
Hangi tasarımcılar müsaitse onları çekiyoruz.
Hatta PM'lerimizi de çekiyoruz.
Hep beraber böyle bir fokus grup yapıp ya işte şuraya bir bakalım sizce burada nasıl bir problem var vesaire gibisinden.
O workshop'tan da bazı to do'lar çıkarmaya çalışıyoruz.
Tabii bir de benchmark araştırması yapıyoruz.
Aslında en çok böyle şey yaptığımız...
Kullandığımız metot bençmark araştırması.
Çünkü çok pratik bir metot.
Orada da genelde böyle globaldeki örneklere bakıyoruz.
Yani sektörde işte büyük oyuncular ne yapmışlar?
Bizim cevap üretmeye çalıştığımız şeylerle ilgili, problemlerle ilgili onlar ne çözümler geliştirmişler vs.
Onları yakalamaya çalışıyoruz.
Sonrasında biz böyle tudularımızı çıkarmış oluyoruz artık tasarım aşamasına doğru.
Ve tasarım kısmına geçtiğimizde de Figma'yı karşımıza alıp gerçekten oturup ekranları çizmeye başlıyoruz.
Sonrasında da... İhtiyaca göre burada bir prototipleme aşaması da oluyor.
Çünkü bazı işlerde şey yapmamız gerekiyor.
Yani oradaki deneyimi böyle interaktif bir şekilde görmemiz gerekiyor.
Sonrasında bu görsel çıktığı...
review aşamasına taşıyoruz.
Orada hep beraber review ediyoruz.
Revize etmemiz gereken noktalar varsa onları tekrardan çalışıyoruz.
En sonunda tamamdır bu artık içimize sindir dediğimiz noktada herkesle bütün paydaşlarla el sıkışıp biz bu işi artık development'a hazır bir paket haline getirip developer'larını yani sizin önünüze çıkarmış oluyoruz.
Bizim iş akış sürecimiz aslında kabaca böyle diyebilirim.
Ağzına sağlık sorunun ikinci kısmında şey de vardı.
Bu arada çok güzel özetledin Eren bu süreci.
İkinci partta da doğru kararları nasıl alıyoruz kısmı vardı.
Orası için de ben girebilirim belki.
Doğru karar dediğimiz noktayı aslında adreslemek biraz daha ön planda burada.
Yani biz neyi hedefliyoruz?
Yola çıkarken bizim amacımız ne?
Bir pain point mi iyileştireceğiz?
Ya da bir hipotezimiz var.
Bunun doğruluğunu ya da yanlışlığını mı test etmek istiyoruz?
mevcut deneyimi iteleme etmek istiyoruz.
Önce bunu netleştirmek lazım.
İlk adım gibi. Çünkü tek başına bir tasarıma bakıp bu doğru, bu yanlış, bu güzel, bu güzel değil demek çok doğru bir yaklaşım değil.
Çünkü doğru dediğimiz şey zamana, kullanıcıya, amaca, her şeye göre değişebilir bu şekilde.
Ve doğru tasarımı en başta koyduğumuz hedef neyse ya da amacımız neyse onun ne kadar karşıladığı kısmı.
Bu tanımı yaparken de beslendiğimiz kaynaklar çok çeşitli.
Yaptığımız kullanıcı araştırmaları var, oradan elde ettiğimiz içgörüler, yaptığımız workshoplar, orada ürettiğimiz hipotezler gibi ya da zaman içerisinde topladığımız geri bildirimler.
Zaten doğru bir başlangıç noktası belirlediğinizde ve o şekilde yola çıktığınızda doğru karar almak için en önemli adım...
Tamam yani burası cepte olmuş oluyor.
Artık tasarım sürecine girdikten sonra ise aslında arkadaşlarım da bahsettiler.
Prototipler üzerinden kullanıcıların ürünü nasıl kullandığını gözlemleyip, hitmaplara bakıp, misclicklere, misleadinglere birçok noktayı inceleyip aslında anlıyoruz biz o noktada nereler doğru bir akışın içerisinde
ya da değil gibi. Ya da alternatif tasarımlar arasında kullanıcıların hangisini tercih ettiğini anlamak için işte preference testleri yapıyoruz.
Ve eğer bir problem varsa ve çözüm daha derinse, bir belirsizlik varsa orada, kullanıcı görüşmelerine, oradaki gerçek ihtiyaçları ve beklentileri aldığımız bir süreçle devam etmiş oluyoruz.
Burada gizem de değinmişti zaten.
Çalıştığımız tasarımları çoğu zaman A-B testlerle ilerletiyoruz.
O şekilde canlıyı alıyoruz.
Yani biz aslında tek bir çözümü doğru kabul etmiyoruz.
Onu farklı varyasyonlarını kullanıcı davranışı üzerinden...
test ederek ilerliyoruz.
Burada önemli olan şey hangisi güzel gibi bir yaklaşımla bakmak değil de hangi varyasyon nasıl bir deneyim yaratıyor, hangi metri nasıl etkiliyor bunları gözlemleyebilmek ve benceleri biraz daha
bırakıp daha çok data ile konuştuğumuz, kliklere baktığımız, funnel'ları incelediğimiz bir süreçle karar almak ve kararımızın doğruluğunu anlamak gibi.
Düşünebilirsiniz. Daha davranış odaklı etkileri de gözlemleyebilmek isteyebiliriz bazen.
Bunun için de full story kullanıyoruz.
Orada sessionları izliyoruz.
Sessionlarda kullanıcılar nasıl ilerlemiş bunları analiz ediyoruz.
Bu gibi yöntemlerle aldığımız kararların etkilerini rahatlıkla gözlemleyebiliyoruz aslında.
Çok ufak böyle görünen bir UI değişikliği bile çok farklı etkiler yaratabiliyor.
Deneyimi değiştirebiliyor, metrikleri değiştirebiliyor.
Ve bizim için bunlar zaten çok büyük bir öğrenim sağlıyor.
İşte örneğin bir ürün kartının yüksekliğini arttırdık diyelim ya da azaltalım.
Doğrudan kullanıcının deneyimini etkileyebiliyor.
Bir son olarak da şeyi eklemek istiyorum.
Böyle bazen sohbet ederken çevremizde sürekli bir testler yapıyorsunuz, değişiklikler yapıyorsunuz ama çok o kadar görmeyebiliyoruz bunu uygulamada deniyor.
Ama aslında tam olarak başarı biraz orada.
Yani kullanıcının akışını bölmeden, bilişsellik arttırmadan, hört etmeden bir akışı, o değişiklikleri yapabilmek ve bunların etkisini gözlemleyebilmek diye özetleyebilirim.
Harika özet oldu gerçekten.
Ben de böyle anlatmış olduk ama.
Ama açıkçası arkadaşlar ben çok keyif alıyorum şu an sizin söylediklerinizi dinlemekten.
Çok da bilgileniyorum.
Sizin özellikle sonunda da işte kabaca, özetle falan dediğiniz zaman bu işin ne kadar derya deniz...
olduğunu da görebiliyorum.
Çünkü yani şaka bir yana bugün yaptığımız şakaların hepsi bir yana.
Ben önceki şirketlerimden de dahil UI UX alanı gerçekten çok böyle ilham aldığım ve hayran kaldığım alanlardan biri.
Çünkü arka planı çok geniş.
Yani renk teorisinden başlayıp hani zaten bu kadar böyle piksel piksel şey olmanız hani takık olmanız diyeyim.
Bunu ne kadar böyle üzerine düştünüz ve ne kadar iğne deliği boyutunda detayı olan bir iş olduğunu da göstermiş oluyor.
Bu anlamdan elinize sağlık demek istiyorum.
Çok güzel gerçekten yaptığınız şeyler, süreçler burada.
Doğru karar almak konusu da kesinlikle oldukça zaten zor bir süreç.
Şimdi tabii şey konuları da var.
Bizim burada aslında bahsettiğimiz bu iki piksellik, üç piksellik durumlar.
Yani biz tabii ki takılıyoruz ama ben bunu da bir sormak istiyorum.
Belki bu konuların neden bu kadar mühim olduğunu bilmeyen arkadaşlarımız da vardır.
Gerçekten üreti süreçleri neden bu kadar kritik arkadaşlar?
Yani bu 2-3 piksellik durumlar gerçekten fark ediyor mu?
Bir de virgül koyup şunu da sormak istiyorum.
Fark ediyorsa kim için fark ediyor?
Yani bunun kullanıcı tarafından mı değerlendirmek lazım yoksa profesyonel sektör tarafından mı değerlendirmek lazım?
Bir de onu sormuş olayım.
Şimdi burada bana bir cevap hakkı doğdu.
Çünkü ben bununla ilgili gerçekten çok çok uğraştırdığım insanlar tanıyorum.
Bir de sensin Cengiz. O yüzden bu soruyu böyle bana bakarak sorduğuna eminim.
Kısa cevap evet aslında.
Bu şeyin de iki tarafı var bu arada.
Hem kullanıcı tarafı var hem de aslında işin bu sektör tarafında profesyonellik tarafı var.
Önce şöyle bir basın açıklamasıyla başlamak istiyorum.
Biz bunu eziyet olsun diye yapmıyoruz arkadaşlar.
Buradan herkese de seslenmek istiyorum.
Bu 2 piksel 3 piksel konusunda şimdi bir tane örnek vereceğim.
Gerçekten çok net bir şekilde anlayacaksınız durumu.
Ama bir adım geriye geleyim.
Bunun neden bu kadar önemli olduğunu şöyle...
Trendyol çok büyük, devasa bir platform.
Tuğba da zaten podcast'ın girişinde bahsetti.
Sadece artık Türkiye yok hayatımızda.
Körfez ülkeleri var, CEE dediğimiz Doğu Avrupa ülkeleri var.
Herhalde böyle onlarca ülkeden bahsediyoruz artık hayatımızda olan.
Ve bu da şu anlama geliyor.
Bu platformun üzerinden her gün milyonlarca session, milyonlarca transaction geçiyor.
Hal böyle olunca en ufak bir değişiklik bile aslında inanılmaz büyük bir etki yaratabiliyor.
Mesela bir şey görüyorsunuz datada, %0.05'lik bir şey görüyorsunuz, bir değişiklik görüyorsunuz.
Sayıya baktığınız zaman şey oluyor böyle...
Küçükmüş ya bir şey yok burada diyorsunuz ama onun denk düştüğü kullanıcı kitlesine baktığımızda 2 milyon insanı falan etkilediğini görmüş oluyoruz.
Böyle bir dünyada da biz şundan emin olmaya çalışıyoruz.
Yaptığımız her tasarımı A-B testle çıktığımız için bir test edip performansını ölçüm dediğimiz için kullanıcıların karşısına çıkardığımız ekranlardan, komponentlerden yani bütün tasarımlardan %100 emin olmak istiyoruz.
Yani biz ne tasarladıysak, neyin üzerinde el sıkıştıysak tamam budur dediysek kullanıcının karşısına da onun çıktığından emin olmaya çalışıyoruz ki oradaki herhangi bir farkında olmadığımız anomali diyeyim bir UI bugü
vs. bir sapma etkisi yaratmasın bu data üzerinde.
Bu işin bir bu boyutu var.
Şimdi örneğime geleyim bununla ilgili.
Mesela şeyi hayal edin. Ben Soç'ta çalışıyorum.
Direkt oradan örnekledim. Bizde ürün listeleme sayfası var değil mi?
Bizde demeyeyim hatta bütün e-ticaret platformlarında orada böyle ürün kartları var.
Ürünler işte yan yana alt alta listeleniyorlar.
Mesela şimdi o ürün kartında bir tane UI bug olduğunu hayal edelim.
İşte o kartlar bizim beklentimizden 3 piksel daha uzun olmuş.
Şimdi bu aslında kimsenin fark edemeyeceği kadar küçük bir detay gerçekten.
Bunu ben bile fark edemem hani baktığımda o işi yapan kişi olarak.
Ama bunun şöyle bir etkisi oluyor.
3 piksel bir karttan geldi.
3 piksel onun altındaki karttan.
3 piksel onun altındaki karttan.
Bu böyle katlanarak gidiyor ya.
Bu sayı 3, 6, 9 diye büyüyor.
Bizde bir de şöyle bir aslında takip ettiğimiz data var.
Bir kullanıcının ortalama bir ürün detay sayfasında kaç kere sayfayı kaydırdığını ve toplamda ne kadar ürün gördüğünü biliyoruz.
Rakamları atarak söylüyorum.
Kafadan sallıyorum. 7 kere kaydırıyor.
50 tane ürün görüyor.
Şimdi bu kartlarda az önce bahsettiğim Problem oluşursa dedim ya 3 piksel birinden geliyor, 3 piksel öbüründen geliyor.
Bu böyle artarak gidiyor. Bir noktada şunu yol açıyor.
Kullanıcı aynı davranışı sergiliyor.
Yine 7 kere kaydırıyor sayfayı.
Ama eskiden 50 ürün görüyordu.
Artık 50 göremiyor da 48 tane görüyor.
Ve bu kadar büyük bir platformda böyle milyonlarca transaction falan dedim ya.
Az gösterdiğin sayıya iki tane az görsün ya ne olacak dediğim noktada öyle olmuyor gerçekten.
Onun çok büyük bir yansıması oluyor ve bu hiç istemediğimiz bir sonuca yol açıyor.
O yüzden bu tarafta böyle bu YET süreçlerinin bir gerçekten zincir reaksiyon etkisi var diyebilirim.
Biz de bu sebepten yani her şeyden emin olmaya çalıştığımız için böyle...
İnceleyip sık dokuyoruz bu konuda.
Hem developerları biraz eziyet ediyoruz hem de kendimizi biraz eziyet ediyoruz ama maalesef bu işin biraz böyle yapılması gerekiyor.
Bir de şey tarafı var tabii yani bu işin sektörde hani profesyonellik tarafı var.
Yani yaptığımız işin tamamen böyle jilet gibi çıkmasını istiyoruz ki zaten hani büyük oyuncularla kendimizi kıyaslamaya çalışıyoruz.
Onlarla yarışmaya çalışıyoruz.
Dolayısıyla böyle bir ortamda da zaten böyle olması gerekiyor diye düşünüyorum.
Süper. Valla yani o kadar böyle seri bir şekilde söyledin ki.
Yani ben okey net ikna oldum.
Tabii ikna olmayacak arkadaşlarım illa ki vardı ama.
Benim böyle bir şey bana bir cevap hakkı doğdu.
O yüzden hemen böyle şey bunu en ince aynısına kadar açıklamak istedim.
Umarım net olmuştur.
Gayet net oldu. Çok teşekkür ederim.
Ağzına sağlık. Ne demek. Yani dediğim gibi böyle buna muhtemelen ikna olmayacak arkadaşlarım hala vardır ama hani gayet valid nedenler ve Bulunduğumuz ligde de bizim gerçekten
hata oranımızın çok çok düşük olması gerekiyor.
Burada da çok daha dikkatli olmamız gerektiğini söyleyebiliriz.
Ekip tarafından bahsedelim biraz da.
Şimdi siz aslında kalabalık bir ekipsiniz.
Tuğba da başta söylemişti yani bayağı bayağı büyük bir ekipsiniz.
Ayrı domenler olduğundan da bahsettik.
Burada şeyi sormak istiyorum biraz.
Her ekibin aslında isterleri biraz farklı.
Hani bir standart oluşturması gerekiyor.
Burada tutarlılık anlamında, tasarım tutarlılığını siz nasıl sağlıyorsunuz?
Yes, yani domain farklılıkları var bahsettiğim gibi.
Domainin böyle beklentileri farklılaşabiliyor.
Bu arada süreç içerisinde de çok farklılaşabiliyor.
Hepsi evrilebiliyor ama...
Aynı zamanda şeyler de farklılaşabiliyor bu international case'lerinin girmesiyle birlikte.
Bizde çok case var aslında.
Böyle sadece bir e-commerce app gibi düşünüyoruz ama milyonları kapsadığımız için aslında düşününce çok fazla case var.
Domenler de kendi içerisinde çok fazla kırılıyor.
Onu bahsedebilirim.
Burada yani tutarlığı korumak cidden zor arkadaşlar.
Eforlu bir iş. Ve bunu cidden gözetip...
Önceliklendirmemiz de gerekiyor bizim kendi içimizde.
Burada biraz daha şeye hep yönlendirmeye çalışıyoruz.
Yani tabii ki gün sonunda domain owner'ı kendi domenindeki sprint işlerini kendisi götürüyor.
Ama ilk kararları o hakime sahip.
Ama mümkün olduğunca ekip olarak bu paylaşımları, know-how'ları ekip içerisinde yapmaya çalışıyoruz ki burada tutarlı olarak bir yol izleyelim.
Bunu önceki sorularda da aslında bahsettik.
Design review'lar bizim için çok kritik.
Bu yine product manager'larla yaptığımız, kendi içerisimizde yaptığımız design review'lar çok kritik.
Burada ekip olarak bir domenide alınmış kararı diğer domenideki designer sorgulayabiliyor ekip içerisinde.
Yani herhangi bir renk değişikliği olsun, çok minor noktada olanları söylüyorum ki flow olarak çok daha tabii ki sorguluyoruz, tartışıyoruz üzerine.
Ama bir renk değişikliğini bile neden öyle yaptığını birbirimiz içerisindeki diyalogla isterleştirmeye çalışıyoruz.
O tutarlı diğer domenlere de sonrasında yansıtalım diye.
Burada tabii ki bazı domenler bazı pratikler için öncü de olabiliyor.
Örneğin... Search her zaman benim için Price'da öncü bir domenidir.
Yani ilk denemeler genellikle Search'ta yapılır ve onun yansımaları aslında diğer domenler etki eder.
Disko da dahil tabii ki buna.
O yüzden ben mesela Price'le ilgili bir konsörlüm olduğunda ya burada böyle bir şey değişmiş ama neden bu değişikliği yaptığınız bir şeyi var mıydı, nedeni var mıydı diye sorduğumda ilk kontağım genellikle Eren oluyor.
Burada yine bu paylaşımlarda aslında dizen rüyularda Bunlar daha ön plana çıkıyor.
İşte kimin know-how'ı hangi noktada daha iyi olabilir?
Onu nasıl alabiliriz kısmında yine dizayn rüyalarda aslında çok konuşuyor oluyoruz.
Burada dediğim gibi yani bu kimin domeni ya da bu alınan karar alınmış ve böyle devam edelimden çok bu nasıl olmuş?
Neden alınmış? İşte en doğru çözüm ne?
Beraber sorgulayalım ve ona göre gidelim.
kısmında gidiyoruz ve herkes aynı şeyi yapsın da değil gün sonunda onu da açmak isterim.
Yani direkt kopyalamak gibi de değil.
Yine UI elementi gibi düşününce bir yerdeki yapılmış şeyi aynı şekilde kopyalıyor gibi de değiliz.
Domain ihtiyaçlarına göre yine onu bir düşünüp onu nasıl aktarabiliriz?
Yani amaç olarak nasıl yansıtabiliriz kısmında da yine düşünüp tartışıyoruz.
Burada bir de şeyi eklemek isterim.
Daha öncesinde platform bazlı da kırılıyorduk.
Mobile farklı bir designer bakarken web tarafına farklı bir designer bakıyordu.
Ama orada artık dikey kırılımda olduğumuz için uzun bir süredir hissetmişsinizdir siz de.
Ekanta hem web'e hem mobile.
Mesela ben bakıyorum.
Öyle olunca da öncesinde hani mobilde farklı bir pattern giderken webde farklı şekilde gitmiş olabiliyordu.
Tabii ki development konsolları yine farklılaşmaya neden olabilir ama Şu anda daha böyle platform değişse bile çünkü kullanıcımız aynı şekilde hem webden giriyor olabilir hem mobilden giriyor olabilir.
Benzer deneyimi sunmak için burada da domain olarak ortaklaştık ve iki platformda da tek designer bakıyor olarak ilerliyoruz.
Burada tabii ki tutarlılıkta dizayn sistem en kritik olan şey diyebiliriz.
Burada Merve'ye atayım topu.
O daha detaylı anlatabilir bize.
Dizayn sistem queen diyebiliriz Merve için.
Ağzına sağlık. Vallahi zaten çok Güzel bahsettin region çeşitliliğinden, o region çeşitliliğinin bizde yarattığı aslında ihtiyaçların farklılaşması ve haliyle tasarım çözümlerinin farklılaşması kısımları.
Çok güzel özetledin.
Aslında bunun da dizayn sistem tarafına doğrudan bir etkisi var.
Şimdi bu kadar çeşitli çözümlere ihtiyaç duyan bir yapıda bir şeyleri standartlamak ve bir dizayn sistem oluşturmak bazen gerçekten zorlayıcı olabiliyor.
Fakat bir o kadar da bu ihtiyaçlardan dolayı da...
kritik bir noktaya geliyor. Yani hem bir tasarı tutarlılığı sağlamak, standartları korumak gibi noktalardan oldukça değerli ve önemli.
Yaptığımız dizayn sistemler de bizim için hem öğretici süreçler sağladı bu zamana kadar hem de asıl olarak standartlarımızı, deneyimizi, korumamızı sağladı.
Örneğin Android için yaptığımız bir komposto dizayn sistem vardı.
O Android... tarafında biz hem Android'in kendi içerisindeki esnekliklerden hem de kendi içindeki limitlerden faydalanarak bir standart dünya kurarak bir ilk temeli attık.
Ardından da Cengiz'le de orada çalışıyoruz zaten.
Web özelinde kurmuş olduğumuz labireyle de variable dünyasına girdik.
Ki variable bizim için çok değerli bir noktada.
Çünkü bu international'a gelen kompleks dünyayla biz tasarımlarımızı daha standart ve daha sistemli hale nasıl getirebiliriz?
Ona bakıyoruz ve bizim Çinler Veriler bu noktada çok önemli bir yapı taşı.
Bunun yanı sırada o kompleks dünyayı hem standartlaştırıyoruz hem de nasıl basitleştirebiliriz onu biraz challenge ediyoruz.
Böyle çok... sabit dediğimiz, değişmez dediğimiz fontlardan renklere, onları da komponentlere her zaman daha nasıl basit yapabiliriz, daha iyi bir deneyime nasıl hizmet edebilirler diye değerlendiriyoruz.
Dizayn sistem ve tutarlılıktan Bahsederken tabii ki accessibility'den de bahsetmemiz lazım.
Bu arada da zaten çok üzerine çalıştığımız bir topik.
Bu standartları belirlerken de global accessibility rules'larına da dikkat ediyoruz ve standartlarımızı hem oluşturuyoruz hem de koruyoruz diyebilirim.
Süper süper. Vallahi her sorduğum şeyde bu kadar böyle dolu dolu cevap vermenize çok güzel.
Çok güzel bir süreç ilerletiyorsunuz burada.
Biraz şey tarafıyla da...
sormak istiyorum aslında. Böyle yavaş yavaş da sonuna geliyoruz bölümümüzü.
O tarafa sorup sonra bir soru daha sorup bağlamak istiyorum.
Şimdi hem PM hem Development ekipleriyle siz yakın çalışıyorsunuz aslında.
Yani baktığımız zaman başlangıçta da bunu söylemiştik.
Burada ekiplerle ve iletişim ve ortak çalışma durumları Zor olmuyor ama nasıl yönetiyorsunuz buradaki süreci?
Burada ben söz almak istiyorum.
Şöyle aslında senin de bahsettiğin gibi Cengiz.
Hem PM'ler hem developerlar bir de mobil artı web takımları dediğimiz zaman aslında...
Oldukça fazla kişiyle bir arada çalışıyoruz.
Ama bu yapı aslında bizim için zorlayıcıdan ziyade besleyici oluyor.
Çünkü her takımın bir dizaynerinin olması ve o dizaynerin, o kibin bir parçası olması aslında problemi birlikte sahiplenmemize sebep oluyor.
Bu da iletişimi çok güçlendiren bir şey.
Yani problem hepimizinse birlikte çözmemiz gerekiyor gibi bir bakış açısına geçiyoruz.
Tabii şöyle böyle minnoş minnoş her şey yolunda gibi anlatıyorum.
Ama bazen pürüzler yaşadığımız noktalar da oluyor.
Özellikle teknik tarafta yapılabilirlik gibi konularda gitgeller oluyor.
Sen de yaşıyorsunuz eminim.
Tabii burada biz bazen tasarım olarak en ideal deneyimi öneriyoruz.
Ama teknik bir kısıt olduğu zaman da...
Karşılıklı iletişimle aslında problemin üstünden geliyoruz diyebilirim.
Karşılıklı ikna etme gereksinimleri oluyor.
Bizim işte developerları ya da developerların bizi, PM'lerin bizi gibi şeyler yaşıyoruz.
Burada da kişisel egolarımızdan ziyade aslında Merve'nin de bahsettiği gibi ortak bir noktadan ürün kazanmalı yaklaşımımız oluyor.
Bencelerden uzak en iyi...
ürün için nasıl gidebiliriz gibi bir yaklaşım olduğu zaman aslında en iyi iletişimi sağlıyoruz.
Onun dışında aslında Trendyol'un feedback kültürü de bizim işimizi çok kolaylaştırıyor.
Bizim bahsettiğimiz gibi design review toplantılarımız ya da retro sessionlarımız oluyor.
Burada da sadece development yönünden bir retro yapmıyoruz da aslında iletişimi ve süreçleri nasıl iyileştirebiliriz, nerelerde sıkıntılar yaşıyoruz gibi.
bir bakış açısıyla yaklaşıyoruz.
Bu da neye sebep oluyor?
Aslında problemler ya da rahatsız olduğumuz şeyler birikmiyor.
Önden konuşuyoruz, iletişimi güçlü tutuyoruz.
Bu sayede aslında dediğim gibi başta hedefimiz aynı olduğu için çok daha rahat bir şekilde ilerletiyoruz.
Bunun yanı sıra aslında ayrı bir başlık olarak da böyle ekip etkinliklerimiz, sosyalliklerimiz, eğlencelerimiz gibi şeyler de var ama oralara da girmeyeyim.
Artık ekibimize nozar değmesin deyip kapatayım.
Nazarlar değmesin efendim inşallah.
Süper. Harika gerçekten.
Ufak ufak sona geliyoruz dostlar.
Bir soru daha sorup oradan bağlamak istiyorum.
Aslında iki parçadan oluşan bir soru bu.
Şimdi birçok şeyden konuştuk.
Biraz da iletişim tarafından konuşalım ve son bir soruyla da bağlamak istiyorum.
Ekip iletişimini siz geliştirmek için neler yapıyorsunuz?
Böyle ortak yaptığınız çalışma pratik var mı?
Bir de Trendyol'da çalışmakta sizi böyle en çok motive eden şey nedir?
Buna ek olarak sorayım.
İletişim kısmına ben belki girebilirim.
Çünkü böyle şey çok da böyle tatlış bir ekip enerjimiz var.
Umarım hatta sizlere de geçmiştir bu enerji.
Trend yolun genelindeki o kültür yaklaşımı, o iletişimin önemliliği ekip içerisinde de oldukça önemli ve değerli bir noktada.
Zaten hani herkes de gerçekten çok pozitif ve...
minnoş bir enerjiye sahip.
Biz iş dışında da vakit geçirmeyi, birlikte etkinlik yapmayı, oyun oynamayı çok seven bir ekibiz.
Hatta kutu oyunları bizim biraz böyle kırmızı çizgimiz diye bahsedebilirim böyle favorimiz.
Bazen iş çıkışında böyle bir yerlere geçip saatlerce kaptırıp farkında bile olmadan oyun oynadığımız günlerimiz olabiliyor.
Ya da böyle bir öğle yemeği sonrası ritüel şeklinde Gizem'in güzel ellerinden gelmiş bir Türk kahvesiyle günümüzü şahaneleştirebiliyoruz.
Tabii ki bu sosyalleşmelerin yanı sıra da şeyi de bahsedebiliriz.
İş akışları kısmında yaptığımız revir seçimleri var, peer çalışmalar, know-how paylaşımları, workshoplar gibi gibi.
Zaten arkadaşlarım da buraları bahsettiler.
Özellikle peer yaptığımız projelerde birbirimizden çok besleniyoruz, öğreniyoruz.
Güzel öğrenimlerimizi böyle paylaşıyoruz.
Know-how'ın ekip içerisinde de yayılmasını sağlıyoruz.
Örneğin Melih'le library sürecini birçok şey deneyimledik.
Belli bir sistem kurgusu çalıştık.
Bunları da toplayıp ekiple paylaştık mesela süreç içerisinde.
Onların da fikirlerini alıp gelişim noktalarını alıp ilerledik.
Yani böylece bir owner olsa da süreçte hepimiz dahiliyet sağlamış oluyoruz.
Zaten workshopları çok seviyoruz.
Hissettirmişizdir umuyorum bunu.
Bilirsiniz tasarımcılar zaten post-it kullanmayı da çok severler.
İşte brainstorming için bazen bir konuyu içselleştirmek, pain pointleri almak, öncelik belirlemek gibi bir sürü motivasyonla workshop yapıyoruz.
Bir tanesinde örnek verebilirim hatta.
Son yakın zamanda yaptığımız...
Efficiency workshop'ımız vardı.
İşte way of working'imizi nasıl daha iyileştirebiliriz?
Bizi yavaşlatan, zaman kaybettiren ya da iyileştirebileceğimizi düşündüğümüz hangi noktalar var?
Onların üzerine böyle çalışıp, work grupları oluşturup, somit aksiyonlara döktüğümüz bir süreç idi.
Tüm bunlar aslında bizim hem ekipçe çalışma kültürümüzü geliştiriyor, bizi geliştiriyor ve en önemlisi de iletişimimizi güçlendiriyor diye böyle bir özetleyebilirim.
Diğer soru için belki ekip arkadaşlarım dahil olur.
Tabii buradan ben devam edeyim.
Merve çok güzel bahsetti ağzına sağlık.
Yani dediği gibi hakikaten hem genel olarak iletişimimiz hem de bu yaptığımız workshoplar bizim genel olarak böyle hem ekip motivasyonumuz arttırıyor hem de ekip kültürü içerisinde böyle bizi daha ilişkimizi sağlamlaştırıyor
diyebiliriz. Ben motivasyon kısmından böyle ikinci sorunun ikinci partımdan çok böyle kısa kendi tarafımdaki motivasyonlarımdan bahsedeyim.
Beni burada aslında işte motive edene şey çok uzun süreler geçiriyoruz, yıllar geçiriyoruz.
Bu ekip de aslında temelde öyle bir ekip.
Bence bizim inanılmaz Şirket olarak dinamik bir yapıya sahip olmamız çok kritik bir yerde duruyor.
Aslında her gün böyle yeni bir problem, yeni bir ihtiyaç, yeni bir fırsat çıkıyor.
Bu da böyle işin hiçbir zaman rutin halinde kalmamasına sebebiyet veriyor.
Bir yandan hızlı hareket ediyoruz ama diğer yandan da böyle işte sürekli öğreniyoruz, geliştiriyoruz.
Bu hiç durmuyor. Bence bu gerçekten çok büyük bir motivasyon.
Bunu yaparken de bir de böyle bir ekiple bunu yapabiliyor olmak gerçekten çok kıymetli.
Çünkü yani bunun tek başına değil sorumluluk ve aidiyet duygusu yüksek bir ekiple birlikte yapıyor olmak.
işi böyle çok daha kıymetli hale getiriyor.
Herkes böyle işine sahip çıktığı, birbirine alan açtığı, böyle birlikte daha iyi bir sonuca çıkıyor ve koşuyor olmak gerçekten böyle benim tarafımdan çok motive edici oluyor.
Tuğba Hanım'ın söylediklerine katılmakla birlikte eklemek istediğim birkaç şey daha var.
Aslında benim için çok büyük bir motivasyon kaynağı da şu.
Trendyol gerçekten çok büyük bir platform.
Herkesin kullandığı bir platform Türkiye'de.
Keza globalde de benzer bir yoldayız.
Ve böyle olunca da aslında yaptığımız iş ve iyileştirmeler aslında büyük yerlere dokunuyor.
Bu ölçek insanı gerçekten çok motive eden bir şey.
Onun dışında biraz kulağa klişe gelebilir belki ama yine...
da bahsetmek istiyorum. Ekip çok büyük bir motivasyon kaynağı.
Yani biz aslında bir arada çalışan insanlar olarak birbirimize iş arkadaşı olarak bakmıyoruz da bir toplantıya girerken ya da bir iş konuşurken arkadaşlarımızla ya da işte sürekli
görmek istediğimiz insanlarla birlikte çalışıyor gibi hissediyoruz.
Bu da aslında çok motive edici bir şey.
Ben de şöyle bir ekleme yapabilirim buraya.
Kendi kullanıcısı olduğun bir platformu tasarlıyor olmak gerçekten çok keyifli oluyormuş.
Ben bunu ilk defa burada yaşadım.
Bazen böyle şey oluyor. Metroda bir yere gidiyorum mesela.
Yanıma biri oturuyor. Trend yolu açıyor.
Böyle gözüme ilişiyor. Şeylere bakıyorum böyle işte.
Nerede geziyor? Hangi ürünlere bakıyor vesaire.
Gerçekten bir de insanların çok gündelik hayatında olan bir şey ya.
Yani cep telefonunu da oradan alıyor.
Ne bileyim bebek bezini de oradan alıyor mesela.
Onun gündelik hayatına tanık oluyorsun gibi oluyor.
Gündelik... dertlerine ortak oluyorsun gibi ve orada izliyorsun ne yapıyor, ne ediyor hakikaten.
Hatta bazen kendi ailemden bile şeyleri duyuyorum.
İşte burayı değiştirmişsiniz diyor.
Çünkü benim nerede çalıştığımı biliyor onlar da az çok.
Burayı işte niye böyle yaptınız diyor.
Burayı değiştirmişsiniz falan diyor.
Böyle gerçekten hem kendi kullandığım bir şeyi tasarlıyor olmak hem de böyle bu kadar çok insanın gündelik hayatına ortak olabiliyor olmak gerçekten böyle bir düşününce bir durup kendime şey sorunca ya cidden biz
yapıyoruz bunu dediğimde güzel hissettiriyor beni açıkçası.
Buradaki böyle Herkesin söylediğin ek olarak başka bir perspektiften ekleyebileceğim şey bu olur benim de.
Ben de minik şeyi diyeyim.
Bir klişe var mesela. E-ticarette hep aynı ekran üzerinde aynı şeyi yapmaya çalışıyorsun aslında.
Kullanıcı bir satın alma sürecini yaşasın gibi düşünülüyor.
Ama bu trend yolda ekstra ekstra farklılaşıyor.
Bizim e-ticaret yaklaşımımız da o kısımda çok farklılaşıyor.
Ben şey anını çok yaşıyorum.
Hiçbir e-ticaret app'inde olmayan.
Deneyim olarak tamamen unique, bizim kullanıcılarımızdan aldığımız bir insight da çıkabileceğimiz bir şeyi de deniyoruz yani.
Onun da testini yapıyor oluyoruz.
O yüzden böyle case'ler hiçbir zaman hani tekrarlığı evet benchmarklarda olan onları şey yapalım gibi de gitmiyor.
Çok çok farklı unique case'ler çıkabiliyor ve bu cidden bir designer için de çok besleyici.
Ve o şeye düşmüyorsunuz yani.
Her gün aynı işi yapıyorum'a düşmüyorsunuz.
Cidden böyle kafa patlattığınız başka nasıl olabilir kendinizin kendine çalıştığınız anlar yaşabiliyorsunuz.
En büyük dediğim şeyi katkısının cidden Trendyol'un bu et ticarete yaklaşımı diyebilirim.
Süper valla arkadaşlar çok teşekkür ederim.
Valla benim için çok keyifli bir muhabbetti.
Yani UI UX anlamında sizin ekibinizi tanımak ve bu kadar çok şey öğrenmek.
Benim için çok güzeldir açıkçası.
O yüzden geldiğiniz için tekrar teşekkür ederim.
Biz teşekkür ederiz.
Teşekkür ederiz. Çok keyifliydi.
Teşekkür ederiz. Selam ekibin 92.
bölümde Storefront UI UX ekibiyle beraberdik.
Sonraki bölümlerde başka ekiplerle görüşmek üzere.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
