
Konuklar: Onur Ay, Doğucan Durmuşlar, Hüseyin Barış Göksu, Tuğçe Akın
90. bölümümüzde konuğumuz PLM ekibi oldu. Ekip yapısını, projelerini, teknoloji stack seçimlerini ve çok daha fazlasını konuştuk! Trendyol Talks'da Trendyol'daki kültürümüzü, kültürümüzden beslenen iş yapış biçimlerimizi ve ritüellerimizi konuşuyoruz. Trendyol Talks podcast kanalımızı takip etmeyi unutmayın!
Transkript
Selam ekip, ben Collections Favorites ekibinden Kübra.
Ben Storefront Web Search ekibinden Cengiz.
Teknoloji ekiplerini tanıdığımız ve süreçler, teknolojiler gibi konuları konuştuğumuz Selam Ekip Podcast serisinin 90.
bölümünde PLM ekibiyle birlikteyiz.
Bu ekibi tanıyıp, ekip yapısı, kullanılan teknolojiler, pratikler gibi birçok konuyu konuşacağız.
Ben hemen böyle hızlıca başlayayım.
Hoş geldiniz. Hepinizden kendinizi tanıtmanızı istesem.
Ben başlayabilirim. Teşekkürler öncelikle davetiniz için.
Hoş bulduk. Ben Onur.
Yaklaşık 4 yıldır trend yoldayım.
Bu süremi de Private Label Management ekibinde backend developer olarak geçirdim.
Şimdi kendim için söyleyebileceklerim bu kadar.
Ben devam edebilirim. Selamlar.
Ben Barış Köksu. Yaklaşık 2 yıldır PLM ekibinde devin test rolünde çalışıyorum.
Test alanlarında sektörde yaklaşık 9 yıldır çalışmaktayım.
Selamlar. Doğucan ben de.
Yaklaşık 4 senedir trend yoldayım.
7 senedir de bu sektörün içerisinde bulunuyorum.
Front-end developer olarak çalışıyorum.
Merhaba, ben Tuğçe.
5 yıl aşkın süredir Trendyol'da çalışıyorum.
3 yıldır kadar da PLM ekibindeyim.
Developer'in test rolündeyim.
PLM'den önce product ekiplerinde çalışma fırsatı buldum.
Sektörde de ortalama yaklaşık olarak 7 yıldır çalışıyorum.
Tekrar hoş geldiniz arkadaşlar. PLM'i de laf arasında aslında açılımını söylemiş olduk.
Private Label Management.
Şimdi tabii hani böyle Private Label Management denildiği zaman...
Kısaltması da uzun halde direkt olarak çok bir şey ifade etmedi bizim tarafımızda.
Çünkü bölümden önce Kübra'yla konuştuğumuzda Kübra şey dedi, ben bu ekiplerle ilgili hiçbir şey bilmiyorum dedi.
Zaten dedim ki kesin davmacı bunların bu ekipleri tanımak.
Dolayısıyla ben de bilmediğimi fark ettim.
Private Label Management ekibi tam olarak nedir?
Trend yolundaki sorumlulukları nelerdir?
Neler yapıyorsunuz tam olarak?
Ben açıklayabilirim bu kısmı.
Aslında bu konuda bilgi sahibi olma motivasyonunuz da bizim için güzel oldu.
Sizin gibi de birçok ekip arkadaşımızın olduğunu düşünüyoruz şirket içerisinde.
Onun için fazla detaya girmeden ama bilgilendirici şekilde anlatmaya çalışayım.
Biliyorsunuz ki Trendyol Mila uygulamasında Trendyol Men, Trendyol Mila ve daha birçoğu gibi kendine ait markalar altında ürünler satıyor.
Biz de bu ürünlerin yönetimiyle ilgili biznes ekibimize işlerini kolaylaştıracak çeşitli paneller ve araçlar geliştiren yazılım ekibi.
biz aslında. Ürünlerin fikir olduğu etaptan satışa sunulduğu ana kadar tasarım, üretim, fitting, sipariş, kalite kontrol ve daha birçoğu gibi çeşitli süreçler için çözümlerimiz mevcut.
Bunları hem saha personellerine hem de kampüsteki biznes ekibimizin kullanımına sunuyoruz.
Tüm bunlara ek olarak tabii ki private label ürünlerinin tedarikçileri de hayatımızın önemli bir parçası.
Onlar için de sipariş, ürün ve kalite kontrol yönetimi gibi süreçlere dahil olarak işlerini kolaylaştırmalarını sağlayabilmeleri için gel paral çözümümüzü bulunuyor.
Genel hatlarıyla bu şekilde diyebilirim.
Onur PLM'den biraz bahsetti aslında.
Bir de bizim yeni bir projemiz var aslında.
Hani bir yıldır yaptığımız bir proje var.
Ondan da bahsetmek isterim.
Onu da söyleyeyim. Hani private management ekibi yani PLM ekibi olarak sadece PLM tarafına bakmıyoruz aslında.
Retail adında bir projemiz daha var.
Bu projeyi geçen yıl canlıya aldık.
Hani 3 ay içerisinde hızlı bir şekilde canlıya aldık diyebilirim.
Hızlıca bu projenin ne olduğunu anlatmak gerekirse aslında Şirketlerin yani Trendyol gibi kendi stokları için yaptığı satın alma operasyonlarını uçtan uca dijitalleştiren bir kontrol mekanizması diyebilirim.
Sadece içerideki ekipler için değil işte ürün aldığımız dış satıcılar için de özel ekranlar tasarlıyoruz.
Satın alma talepleri oluşturuluyor buralardan.
Ürünün sipariş aşamasından çıkıp fiziksel olarak depoya girene kadar geçen tüm yolculuklarının yönetilmesi bu ekranlardan yapılıyor aslında diyebilirim.
Evet şu an bütün soru işaretleri açıldı.
Öğrendik ne olduğunu. Bu tanıtım kısmında frontend ve böyle developerin testörlüğünde arkadaşlarımız var.
Bunu gördük. Peki bütün ekip dağılımınız nasıl?
Yani kaç tane backend, kaç frontend gibi ilerliyorsunuz bu ekipte?
Bu soruyu ben cevaplayabilirim.
Ekibimiz toplamda 10 kişiden oluşuyor.
Bir takım lideri, bir product manager, 4 backend, 2 frontend, 2 case diyebilirim.
O süper. Yani aslında baktığımız zaman böyle kompakt bir ekip gibi görünüyor dışarıdan ama oldukça da aslında...
Kalabalık bir ekip yani hem back-end tarafı da var front-end tarafı da var.
Bir tarafa da dokunan bir ekip böyle bazı ekiplerimiz hem içerisinde front-end taraflarını barındırıyor hem back-end taraflarını barındırıyor.
Siz de onlardan bir tanesinizsiniz.
Dolayısıyla hani böyle görecek kalabalık bir ekip olunduğu zaman işleri yürütme konusu sıkıntı yaratmıyor mu?
Yani hani illa ki bir bunu yönetme şekliniz vardır ama yaşadığınız sorunlar olabiliyor mu ya da nasıl yönetiyorsunuz buradaki süreci?
Ya şöyle ki aslında Onur'un ve Barış'ın da az önce bahsettiği gibi biz birbirinden tamamen bağımsız iki proje yürütüyoruz şu anda.
Bunlardan bir tanesi en azından ben şirkete başladığım dönemden beri aslında devam ettirdiğimiz bir süreç.
Diğeri de Barış'ın bahsettiği gibi aslında işte son bir senedir var olan bir durum.
Şöyle ki elimizde hali hazırda şu anda PLM'in olduğu yani benim şirkete yeni başladığım dönemden itibaren elimizdeki biznesin de zaman içerisinde çok büyümesi bizim bu ivmeye birazcık alışmamızı kolaylaştırdı
açıkçası. Yani daha retail gelmeden aslında biz o koşuşturmacıya birazcık ister istemez.
Ayak uydurmak durumunda kaldık.
Tabii ki yani tahmin edebilirsiniz bizim müşterilerimizin bir kısmının da trend yolu içerisinde bulunmasından dolayı işte support istekleri ya da feature requestlerin içeriden daha direkt bir yerden geliyor olması nedeniyle bu
süreçler genel olarak çok interaktif geçiyor.
Yani bizim de böyle business tarafıyla iletişim kurmamız gereken yerler oluyor ya da çözümler konusunda biraz daha omuz omuza çalışmamız gereken durumlar oluyor.
Biz zaman içerisinde bu kasamızı açıkçası geliştirmeyi öğrendik.
Bu iş geliştirme süreçlerinin biraz da üzerine titrenmesi gereken bir konu haline geldi bizde dolayısıyla.
Biz bu süreçleri geliştirmek adına da mecburen aslında iletişimi kuvvetli, proaktif bir takım olma gerekliliğini karşılamak durumundaydık.
Bu süreçte bizim için çok fazla retrolar konu oldu.
Grooming süreçlerinin, planlama süreçlerinin ya da teknik grooming süreçlerinin çok daha detaylı, çok daha dikkatli ilerletilmesi gerekliliğini doğurdu.
Tabii ki şu an geldiğimiz güne hani şey diyemem tabii ki yani biz her zaman böyle çok iyi bir ekip ya da işte müthiş anlaşıyorduk.
Evet her zaman çok iyi anlaşıyorduk ama ekibin kurulumundan itibaren biz de ekipçe çok fazla yol katettik ister istemez.
Ama anahtar kelimeler burada hani retrolarda biraz daha böyle ne denir şeffaf konuşabiliyor olmak birbirimizle.
Birbirimize daha çok vakit geçirmeye çalışıyor olmamız.
Teknik tarafta da böyle iyi bir planlama ve teknik analiz bu süreçler birbirleriyle birleştiği zaman aslında.
açıkçası yoldan kaldırılmayacak çok da bir taş kalmıyor oluyor.
Bizim ekibimizin de en güçlü yanlarından biri olduğunu düşünüyorum ben bu tarafın açıkçası.
Burada aklıma şöyle bir şey takıldı.
Retrolar falan yapıyorsunuz.
Bu retrolar haftalık mı yapılıyor yoksa genel aylık mı yapılıyor?
Ve yani şimdi mesela bazı ekiplerde retrolar çok şey geçiyor.
Soft geçebiliyor. Bazı ekiplerde retrolar çok böyle sert geçebiliyor.
Nasıl buradaki bakış açınız?
Yani ekip olarak birbirinize verme kültürünüz bu.
retroları kapsıyor mu? Açıkçası bizim ekibimizin gündeminde çok uzun süre bulunan bir konuydu bu.
Tabii ki özellikle de trend yolunun dışındaki bir şirketten buraya gelip bam bam bam derdini söyleyebilen bir insan haline gelmek birazcık zor tahmin edebildiğimiz üzere.
Retrolardan ziyade ben burada takım liderimizin çok büyük bir rol oynadığını düşünüyorum açıkçası.
Bizi çok iyi yönlendirdiğini, o güvenli alanı sağladığını düşünüyorum.
Biz birbirimizle bir şeyler çözmeye yönlendirdiğine şahit olduk çok fazla kez.
Şey güzel oluyor açıkçası bizim ekip bağlamında.
Gidip bir şeyle alakalı bir problem dile getirildiği zaman karşındaki insanların çözüm odaklı olduğuna inanıyor olmak çok güzel bir parametre aslında bizim için.
Böyle bir ortam oluştu zaman içerisinde.
Açıkçası nasıl oluştu derseniz ben de zaman içinde bunun içerisinde kendimi buldum.
Orayla alakalı çok net bir şey ben de aktaramıyorum.
Ama ben gidip canımı sıkan herhangi bir şey konuşmak istediğim zaman...
Karşımdaki insanların ters bir tepkisiyle bırak karşılaşmayı çözüm odaklı olunması adına ya da benim problem yaşadığım konu kendilerini ilgilendirmese bile birebir de ben takım arkadaşlarımla çok rahatlıkla
konuşabiliyorum. Umuyorum ki şu an podcast'a katılmayan takımımızın diğer arkadaşları da aynı düşüncededir.
Şu an podcast içindeki arkadaşlar bile aynı düşüncede mi onu bilmiyoruz.
Sessiz kalmayı tercih ediyor arkadaşlar.
Söz hakkı doğacak diyebiliriz.
Umuyoruz ama bekliyoruz.
Arkadaşlar bir şey söylesenize ya.
Çok doğru çok katılıyorum sevgili takım arkadaşım.
Katılıyorum ben de. Ben de katılıyorum doğu arkadaşıma.
Süper böyle birlik beraberlik baya yüksek bu ekipte.
Ama ben şunu da merak ediyorum.
Retroları konuştuk ama diğer bu toplantılarınız groomingler işte planlamalar nasıl geçiyor?
Mesela biz Şu an ekipte beş kişiyiz ve bazen bizim groomingler aşırı uzayabiliyor.
Ve böyle hani part ikisini falan yaptığımız oluyor.
Özellikle işte yeni işler çok geldiğinde falan.
Sizdekini merak ettim. Hem biraz daha kalabalıksınız ve hem de iş yoğunluğunuz da bayağı yüksek.
İki ayrı büyük bir domainden bahsettiniz.
Onu merak ettim ben de. Aslında çok doğru bir merak diyebilirim.
Eskiden planlamalarımız çok fazla uzun sürüyordu.
Çok fazla iş geliyor.
Gromming'de yeterince konuşmuyoruz, detaylandırmıyoruz.
Bu yüzden planlama hatta 11.30-11.00 gibiyse öğle arasına giriyorduk.
Herkes işte yemek aralarına girdiğimiz için zaman olarak şikayetçiydi.
Biraz hani yemek vaktimizden gidiyor, öğle aramızdan gidiyor gibisine.
Zamanla onu da çözdüğümüzü düşünüyorum.
Arkadaşlarım farklı düşünüyorsa tabii ki araya girebilirler.
Planlama aşamasından da bahsedecektim ama şimdiden bahsetmiş olayım.
Şöyle gromiklerde biz sadece işleri detaylandırmıyoruz.
Herkesin aynı noktayı anladığından emin oluyoruz.
Belirsizlikleri erkenden konuşup olası riskleri birlikte görünür hale getiriyoruz.
Bu da bizi daha proaktif bir ekip yapıyor.
Tek gromikler yapıyoruz planlama öncesi.
teknik ekibin olduğu Gromming'den oluyor.
Gromming'de konuşulan işleri daha detaylı konuşuyoruz.
İşte neyi nasıl yaparızı detaylandırıyoruz.
Eğer hatta işler netse dediğim gibi planlama uzamasın diye puan veriyoruz.
Product Manager'ımız da okeyliyor zaten sonrasında bilgi veriyoruz.
Biz bu işi puanladık, detaylandırdık diye.
O da seviniyor açıkçası.
Planlamada işimizi bayağı kolaylaştırıyor.
Planlama aşamasında iş dağılımını yaparken Ortak hedefe odaklanıyoruz aslında.
Kim neyi neden yapıyor net olsun istiyoruz çünkü.
Bu yaklaşım hem sahiplenmeyi arttırıyor.
hem de sprint içinde sürprizleri azaltıyor diyebilirim.
Retro toplantılarında ise suçlayıcı değil, Doğucan da bahsetti zaten, gelişim odaklı bir dil benimsiyoruz.
Yani üslubun, yani bir konuda fikrin olabilir ama üslubun nasıl olduğu çok önemli.
Hepimiz aynı fikirde oluyoruz ve birbirimizi kırmadan işte feedbackler vermeye çalışıyoruz.
Retroboard'u gerçekten bazen eskiden boşalabiliyordu ama artık böyle dolu dolu oluyor.
Gerçekten bir şey yazıyorsak üstüne hani bir kişi bile öyle düşünüyorsa önemseyip neden düşündüğünü veya işte o kişi de söylemek zorunda değil bu arada.
İşte bu maddeyi kim yazdı diye bir şey kullanmıyoruz.
Her kendisi isterse...
Söz alıp konuşuyor, çözmeye çalışıyoruz.
Aslında zaten ekibin ortak amacı olan neyi daha iyi yapabiliriz sorusunu ekipçe konuşup küçük ama uygulanabilir aksiyonlar alıyoruz.
Ve bunların takibini yapıyoruz.
Retrocunun da görevleri var hatta.
Aksiyonlar için esayen olan kişileri takipte oluyor.
Değililerde de...
Kısaca bahsedeyim. Delilerde yine eskiden yaptığımız bir alışkanlık vardı.
Çok fazla detay veriyorduk.
Böyle gereksiz işte şu ekiple şunu konuştum, şurada şu olmuş falan diye.
Daha sonrasında yine bu konuları retroda konuşarak çözdük aslında.
İşte bu kadar detaylı anlatmaya gerek var mıydı, bunu benim duymama gerek var mıydık gibisine birbirimize söyledik.
Artık delilerde...
Açık iletişimi önemseyip takıldığımız yerleri çekinmeden paylaşıp gerekiyorsa hızlıca birbirimize destek oluyoruz.
Ve dediğim gibi gerçekten uzatmadan dün ve bugünü konuşup hızlıca daily'i bitiriyoruz.
Hatta daily o kadar verimli geçiyor ki daily'nin sonunda böyle kapatmak istemeyip sohbet ediyoruz birbirimizle.
Hani hemen kapatmayalım falan diye.
O sohbetlerde... Çok eğlenceli geçiyor bence.
Tüm bu süreçler sayesinde aslında şöyle söyleyebilirim.
İletişime güçlü, birbirinden öğrenen ve sürekli gelişen bir ekip kültürü oluşturmaya çalışıyoruz.
Ve oluşturduğumuzu da düşünüyorum ben.
Aynı zamanda şundan da bahsedeyim.
Retroların sonunda bir tane şeyimiz var bizim.
İsim çarkımız var.
Oraya işte herkesin ismi yazılıyor.
İsim çarkını çevirip bir sonraki retrocuyu seçiyoruz orada.
Çıkan kişi aynı zamanda technical groomingi de yönetiyor.
O yüzden hani çark çevirme kısmı bizim için heyecanlı oluyor diyebilirim.
Vay be her şeyde yeni bir şans.
Peki böyle şeyi nasıl sağlıyorsunuz?
Şimdi o benim aklıma takıldı.
Mesela bir önceki hafta yapanı listeye dahil etmiyor musunuz?
Yoksa aynı kişiye gelince ya bir daha çevirelim falan mı diyorsunuz?
Bir ara dahil ediyorduk şeyler oldu.
Dahil edelim, etmeyelim.
İşte işin heyecanı kaçıyor gibisini.
Hatta şey de yaptık.
İki defa ismi çıkan kazansın.
Kazanan olarak adlandırıyoruz bu arada Retro G'yi.
Bazen ediyorduk. En son sanırım dahil etmemeye başlamıştık.
Ama bir sonrakinde yine gelebilir tabii ki ismi.
O durumlar bizde birazcık daha şey oluyor aslında.
Spontane gelişiyor ya. Bir hafta kurallar değişiyor.
Bazen 3 çark çevriliyor, bazen 5 çark çevriliyor.
İşin goy goy birazcık.
O yüzden hani eğlencesini çıkarmaya çalışıyoruz aslında o sürecinde.
Teoride normalde hani insanların katılım oranlarını arttıralım diye yaptığımız bir uygulamayken bir yerden sonra birine 3 kere üst üste geldiği zaman insanlara da gına geliyor aslında bir yanda.
O yüzden hani o durumlar birazcık şey oluyor.
Aa tamam hadi bu hafta yapma sen başka biri yapsın falan diye spontane geliştiriyoruz yani o tarafı.
Gerçekten Allah razı olsun Doğucan yani.
Yani hani adalet böyle sağlanır.
Tabii elimizden geleni yapmaya çalışıyoruz.
Retrocu da garip bir tabir ya.
Yani bu kadar madem görev şeyi tanımı fazla oluyorsa daha havalı bir isim bulsaymışsınız retrocu yerine.
Bunu düşünmeye teşvik ediyorum sizi.
Peki senin bir fikrin var mı?
Biz de senden bekleyelim.
Öyle nök diye sorulmaz tabii Tuğçe yani şu an.
Bekliyoruz. Ne bileyim.
Hiçbir şey gelmiyor aklıma.
Ben bunu bir tavsiye olarak söyledim size.
Hani belki başka bir şey dersiniz diye.
Retrocu ne olabilir ki?
Kazanan işte. Kazanıyor.
Yok. Retro denildiği zaman günümüzde artık akıllara herhalde ilk önce gezegen isimleri geliyor.
Belki de bayağı havalıdır hocam.
Farklı bir açıdan bakarsak.
Retrocu. Aaa. Hmm.
Evet. Beni kandırmayı başardın.
Olur. Olur. Tamam. Retrocu kalsın arkadaşlar.
Sanki ismi ben seçiyormuşum gibi.
Kalabilir, kalabilir. İzin veriyorum falan.
Ben bu arada ufak bir ekleme yapmak istiyorum.
Sorumluluklarını böyle arttırmışken ve retrocuyu bir retrocu kavramına bir karakter kazandırmışken diye bahsettik.
Neler yapıyoruz aslında onu da konuşabiliriz.
Retrocumuz sadece retro yönetmekle kalmıyor.
Ona yak olarak bizim agile rutinlerimize ek teknik groomingler de yapıyoruz.
Groomingleri birazcık daha tek bakış açısıyla derinleştirmek için.
Onların sunumunu da, moderatörlüğünü de üstleniyor.
Buna yak olarak retro esnasında Aslında konuştuğumuz maddelerden çeşitli aksiyon planları da çıkartıyoruz.
Bu aksiyon planlarını takım arkadaşlarımıza esayn ettiğimizde bunların genel durumunun ne olduğunu da yine retrocu dediğimiz, retrocu olarak seçtiğimiz arkadaşımız takip ediyor oluyor.
Bunlarla alakalı hazırlıklı geliyor.
Buna da ek olarak retro girişlerinde biz sprintlerimizi değerlendiriyoruz, kapattığımız sprintleri.
Bununla alakalı ufak bir önden hazırlık yapıp bilgi de topluyor.
Böyle sorumlulukları var.
Bizim ekipte retrocularımız.
Peki şimdi şeyi konuşuruz ileride işte onkol mu onkol muhabbetlerini ama böyle bunu anlattığınız zaman benim aklıma şey takıldı.
Onkol sistemini sorayım önce.
Erken olacak biraz ama hani onu bir konuşalım.
Sonra da şeye bağlamak istiyorum.
Bu retrocu dediğimiz kişi sizdeki onkol sisteminde o hafta onkolluğu çakışma gibi bir durum olabiliyor mu?
Yoksa özellikle bunu ayarlıyor musunuz?
Yani örnek veriyorum Tuğçe'ye geldi.
Abi Tuğçe bu hafta onkolunu retrocu yapmayalım falan.
Çünkü yani söylediğiniz kadar...
Az buz bir şey yok yani bir sürü sorumluluğu oluyor bu kişinin.
Kesinlikle öyle abi çok haklısın.
Onkol tarafında bizim yönettiğimiz pratik birazcık daha dedikasyondan öte imece usulü oluyor.
Şu ana kadar bununla alakalı yani bu pratiği uygulamakla alakalı çok minik problemler yaşadık süreci yönetmekle alakalı ama bu yöntemi değiştirmeye itecek kadar bir problem yaşamadık.
Ondan ötürü bizim gelecek olası onkol taleplerine gerek yok.
beraber çalıştığımız ekiplerden gerekse kullanıcılarımızdan bu supportları karşılamamıza yardımcı olan kanallarımız mevcut.
Bu kanallar üzerinden ekip olarak takip ediyoruz.
Tabii ki minik bir takım sorumluluk ayrımları var.
Product Owner'ımız ve QA rolündeki arkadaşlarımız biraz daha bunları kaçırmamamız için ek bir sorumluluk alıyorlar.
Backend olarak çalışan arkadaşlarımız Ön inceleme yapmak konusunda ek bir sorumluluk alıyorlar.
Bu ufak sorumluluk ayrımları dışında ekip içerisinde aslında paslaşarak yönetiyoruz.
Doğrudan dedike bir onkolumuz yok.
Tabii ki şirket içerisindeki onkol sisteminde mevcut olan dedike bir onkolumuz var.
Bize onkol etiketiyle ulaşabilen, ulaşmak isteyen farklı ekiplerdeki arkadaşlarımız mutlaka bir yedek kişiye ulaşabiliyorlar.
Ama biz aramızda paylaşmayı tercih ediyoruz.
Burada ben de aslında bir şey ekleyebilirim.
İşte support olabilir veya on koldan gelen mesajları aslında Tuğçe ile ben ilk başta inceliyoruz.
Hani loglardan anlamaya çalışıyoruz.
Hani hatanın neyden kaynaklı olduğunu.
Ondan sonra bekent ekibine götürmeyi tercih ediyoruz.
Çünkü bazen bizim çözebileceğimiz adımlar olabiliyor.
Ondan dolayı önce biz bakıyoruz.
Eğer çözebileceksek çözüyoruz.
Çözemediğimiz durumlarda bekent ekibiyle birlikte bakıyoruz diyebilirim.
Süper süper yani güzel bir sistem.
Başta hani böyle dinlediğimde biraz karmışık gelmişti ama baya güzel bir sistem kurmuşsunuz.
Ellerinize sağlık. Burada tabii şey durumu da var.
Şimdi birçok proje içerisinde daha önce de konuştuk hani birçok proje içerisinde olma...
Durumu söz konusu.
Bu yeni projeler falan geldiği zaman da sorumlu olunan alan da bayağı bir genişliyor sizin tarafında.
Siz bu gelişleme durumunda işte yeni sorumluluklar geldiğindeki genişleme alanında nelere dikkat ediyorsunuz?
Neler yapıyorsunuz burada tam olarak?
Ya şöyle bahsedebilirim.
Aslında buna en temel örnek bizim için son bir yıl içerisinde daha önce Barış'ın da bahsettiği retail...
Domain'inin bizim sorumluluklarımız arasına katılmasıyla.
Fakat tabii ki bununla sınırlı kalmıyor.
Kullanıcılarımızdan gelen, müşterimiz diyeyim aslında bizim için müşterimiz olmuş oluyor.
Müşterilerimizden gelen her türlü talep nihayetinde büyük bir projede dönüşebiliyor.
Küçük bir talep olarak da kalabiliyor.
Bu da yer yer bizim sorumluluk alanımızın genişlemesine sebep olabiliyor.
Bunlarla birlikte yönettiğimiz yazılımsal mimari de genişleyebiliyor.
Dikkat ettiğimiz konularımızın başında tabii ki müşterinin memnuniyeti geliyor.
Bu genişlemeye konu olan talep gerek bizzat talebi olsun, gerekse şirketçe veya tribe olarak bazen de ekip olarak takip ettiğimiz tek roadmap kapsamında gelen bir talep olsun.
Müşteri deneyimine yaratacağımız negatif etkinin sıfır olmasına çalışıyoruz.
Ki bu noktada bizim için özellikle PR kullanıcıları ve PR tedarikçileri oluyor müşterilerimiz.
O kısmı halledebildiğimizde de bir sonraki etap, dikey veya yatay genişlemelerde yapacağımız değişikliklerin servislerimizin maintainability'sine, maturity'sine, reliability'sine, security ve testing metrikleri gibi taraflarına
yaratacağı etkileri de hesaba katarak best practices'leri uygulamaya çalıştığımız implementasyon kısmı oluyor.
Kitam olarak burada... Aslında iterasyonlar en iyi dostumuz oluyor.
Böyle minik bir özet yapabilirim.
Ya ben de şey ekleyebilirim.
En azından hani Onur'un bahsettiği bölüm biraz daha hani business backend kapsamlı bir cevaptı.
Frontend tarafında bizim takip ettiğimiz şeyler var.
Bazı işte replatforming egzerlerimiz var.
Bu service maturity skorların tuttuğumuz, migration yaptığımız yerler, sonar metrikleri.
İşte aslında normalde bir proje için takip edilmesi gereken her yeri.
Genişleme konusu mevzu bahisi olduğu zaman projelerin kurulumundan itibaren sağlamaya çalışıyoruz.
Bizim tarafta da tabii ki şeyi...
Hani atlamış olmayalım. Müşteri memnuniyeti zaten top priority.
Onun haricinde ama ortak bir yazılım dili bizim için ve ortak bir tasarım dili çok önemli oluyor.
Ekranlar arasında daha doğrusu.
Bunlar için içeride geliştirdiğimiz ekstra bir tool'umuz var.
NPS skorları için. Hatta içerideki başka ekiplerin kullanımlarında da açtık.
Oradan NPS skorlarının takibini yapıyoruz.
Aylık olarak yanlış hatırlamıyorsam bir 3 senelik falan.
Bunların hepsinin şu anda elimizde logo var.
Feedbackleri tutuluyor. UX desteği almadığımız ekranlarımız var.
Yani o tasarım dilini birazcık işte product owner'ımızla beraber frontend ekibimiz yeri geliyor.
İşte testçi arkadaşlar tabii ki backendçi arkadaşlar onlara şey yapmıyorum ayrı tutmuyorum.
Herkes işin içinde bulunmak durumunda.
Hep beraber el birliğiyle aslında biz de ekranları sürekli test ederken kullandığımız için geliştiriyor oluyoruz paralelde.
Bizim taraf da böyle aşağı yukarı.
Ben de test tarafıyla ilgili biraz bahsedeyim aslında.
Alanımız genişledikçe veya sistem karmışıklaştıkça aslında bizim de dikkat ettiğimiz nokta hani sürdürülebilir bir kalite oluyor onu söyleyebilirim.
Çünkü bu sistemleri manuel testlerle hani büyük bir ekosistem bu kadar büyük bir ekosisteme hatas yönetmek açıkçası imkansız veya zor olabiliyor diyebilirim.
Biz bu noktada süreci tamamen...
Otomatize etmeye odaklanıyoruz aslında.
Projelerimizde tüm servislerin birbiriyle doğru konuştuğundan emin olmamız gerekiyor.
Ve bunun için çok kapsamlı otomasyon testleri yazıyoruz.
Örnek vermek gerekirse şu anda yaklaşık belki 2000'e yakın daha fazla da olabilir.
2000'den daha fazla otomasyon test case'lerimiz bulunuyor.
Ve her yeni geliştirmede yeni gelen kodlar veya support'tan gelen maddelerle bunu neden otomasyon yakalayamadı deyip bu case'lerimizde arttırıyoruz diyebilirim.
Bu case'lerin koşullarına...
GitHub üzerinde yapabiliyoruz veya internal tool'lar içinde Trendyol'da kullandığımız tool'lar var.
Bunların üstünden koşumları yapabiliyoruz diyebilirim.
Camlown tam da kullanıcıların karşılaştığı bir hata veya bize gelen bir support maddesi olduğunda bunu sadece o anlık çözmüyoruz.
Dediğim gibi bunu neden otomasyon yakalayamadı?
Ve biz o case'i otomasyona ekliyoruz ve case sayımızı arttırıyoruz.
Burada da bu şekilde ilerliyoruz diyebilirim.
Evet ben bu söylediklerinizden anlıyorum ki sizin çok geniş bir tek siteyiniz var.
Hangi teknolojiler kullanılıyor?
Bu ekipte hem backend, frontend ve developer in test kısmında neler yapılıyor onu merak ettim biraz.
Backend için ben yanıtlayarak başlayayım.
Yazılıp geliştirme dili olarak en yoğun kullandıklarımız Kotlin ve Go.
DB teknolojileri tarafında PostgreSQL, Elasticsearch ve Redis çok yoğun, haşır neşir olduğumuz teknolojiler.
Biraz da Couchbase ama daha çok PostgreSQL'e doğru bir yönelimimiz var son zamanlarda.
Streaming tarafında da Kafka kullanıyoruz.
Frontend tarafı için ben devam edeyim.
Şu anda elimizdeki projelerin ağırlığı Vue 3 TypeScript ile yazılmış Vue 3 projeler oluşturuyor.
Vue 2 olan işte JavaScript ile yazılmış daha eski projelerimiz var.
Bunlar zaten hani biraz biraz da replatform edilen projeler.
İşte site projelerimiz var geliştirdiğimiz bir iki tane.
Onların bir kısmı React, bir kısmı PureJS.
Bir de bizim kendi dediğim gibi, az önce bahsettiğimiz gibi aslında bu ortak dizayn dilini oluşturabilmek adına kendi oluşturduğumuz bazı kütüphaneler var.
O kütüphaneleri kullanıyoruz.
Ben de test tarafını anlatayım.
Ekip olarak aslında ihtiyacımız neyse bunları belirleyip testlerimizi katmanlı bir şekilde test ediyoruz diyebilirim.
UI testlerimizde bizim çokça sayfalarımız var aslında.
Domainimiz gerçekten çok büyük.
Bunu anlamışsınızdır zaten.
Bunun için de web testi yazmak durumundayız.
Web testinde Playwright kullanıyoruz.
Özellikle modern web uygulamalarında stabil ve daha hızlı geri dönüş alabildiğimizi gördüğümüz için tercih ediyoruz.
API testlerinde ise Karate Framework ile ilerliyoruz.
Hem okunabilirliği hem de senaryo bazlı test yazmayı kolaylaştırması ekip için de ortak bir dil oluşturmamıza yardımcı oluyor.
Test koşumlarında ve yük testlerinde ağırlıklı olarak şirketin internal tool'u olan Ares'i kullanıyoruz.
Bu sayede sistemlerimizle daha entegre, ihtiyacımıza özel ve ölçeklenebilir çözümler üretebiliyoruz.
Yapay zekayı da artık kullanıyoruz testlerimiz için.
Agentlerden yararlanıyoruz.
Daha yeni mutation test agentini kullandık.
Testlerimizi yazdırdık.
Bunun yanında test maturity'de puanımızı yükseltmek bizim de hedefimiz.
Test maturity'de uygulama bazlı puanlarımızı yükseltmeye çalışıyoruz.
Ares'te kontrak test entegrasyonu yaptık, yapmaya devam ediyoruz.
Uygulamaların pipeline'larına gerekli yamulları ekliyoruz.
Sürekli çalışıyorlar bu sayede.
Özellikle test süreçlerinin hızlanması, tekrar eden işlerin azaltılması ve daha akıllı analizler yapabilmek için bu teknolojileri aktif olarak kullanıyoruz.
Çok da işimize yarıyor.
Genel olarak baktığımızda hem modern açık kaynak teknolojileri hem de internal çözümleri bir arada kullanarak verimli ve sürdürülebilir bir test ekosistemi oluşturuyoruz diyebilirim.
Bu da aslında uçtan uca çok güzel bir sistem kurgulanmış.
Çok güzel bir şekilde yapılmış.
Güzel teknolojiler seçmişsiniz.
Süreç bence gayet iyi ilerliyor gibi duruyor.
Onun haricinde biznes tarafıyla alakalı şeyi sormak istiyorum.
Bu biznes ihtiyaçlarına ek olarak yani biznes tarafından gelen şeyler haricinde kendi ihtiyaçlarınız için içeride kendi oluşan ihtiyaçlarınız için hayata geçirdiğiniz böyle site projekler, yardımcı projeler vs.
var mı? Çok güzel bir soru abi.
Var aslında. Kesinlikle böyle birkaç tane projemiz var.
Hatta birkaç şirket içerisinde de farklı ekip arkadaşlarımız tarafından kullanılıyor.
Kısaca sıralamaya çalışayım ben.
Mail gönderimleri için kullandığımız Griffon.
Feedback toplamak için kullandığımız Hedwig.
Kullanıcılarımıza yapay zekanın nimetlerini sunduğumuz Digidress.
Kendi retrolarımızın girişinde kapattığımız split değerlendirmek için kullandığımız...
Yine AI destekli Stark projeleri ve aslında bunlara ek olarak kullandığımız teknolojileri kendi iş yapış şeklimize adapte ettiğimiz çeşitli kütüphanelerimiz mevcut.
Bu kütüphaneler hem backend hem frontend hem de QA tarafında mevcut.
Arkadaşlarımız belki detaylarına...
değinmek isterler. Ben devam edeyim isterseniz.
Hedwig özelinde hani ben birazcık daha ekleme yapabilirim.
Aslında bu birazcık hat-jar maliyetlerinin şirket içinde yükselmesiyle bazı back-office uygulamalarının bizimki dahil hat-jar gibi böyle tool'lara erişimlerinde ufak tefek sıkıntılar yaşadık.
Basında bu ihtiyacı karşılamak içindi o tool'un gelişimi.
MPS skorlarını tutalım, işte kullanıcılardan feedback alalım hem iç ekranlarda hem dış ekranlarda.
Hatta işte Onur'un da bahsettiği gibi yan ekiplerden de bazı arkadaşlarımızı tanıttık bu projeyi.
Kullanan, feature request'inde bulunan, bug report'unda bulunan arkadaşlar oluyor.
Biz de ilgilenmeye çalışıyoruz aslında.
Ben de Onur ve Doğuyayk olarak...
Slack üzerinde yaptığımız bir entegrasyondan bahsedebilirim aslında.
Orada AI ile yaptığımız bir şey var.
Gelen support maddelerini bir yerde tutuyoruz ve ekranlaştırdık aslında onu.
Onu da kendi tarafımızda görüyoruz.
Hatta support maddesini kapattığımızda çözümü ne olduğunu da yazabiliyoruz oraya.
Ve başka bir zaman gidip baktığımızda görebiliyoruz ya da analizler yapabiliyoruz.
Bu ay kaç support maddesi geldi?
Kaç tanesi ne kadar sürede çözümlendi gibi ekranlar yaptık ve bunu AI tarafına da bağladık diyebilirim.
Bir de bizim test tarafında data ihtiyaçlarımız olabiliyor.
Developer arkadaşlar da bazen data oluşturmak için çok zaman harcayabiliyorlar.
Bunun için bir site proje yapmıştık Tuğçe ile birlikte.
Belli yerlerde data oluşturuyordu.
Tek bir tuşa basarak servisleri kullanarak aslında data oluşturabiliyorsunuz.
Bunun sayesinde de bir case'i yaratmak kolay oluyordu açıkçası.
Böyle site projelerimiz var diyebilirim.
Süper. Anladığım kadarıyla siz yapay zekayı bayağı her yerde çalıştırıyorsunuz, her yerde kullanıyorsunuz.
Onun dışında ben şimdi bütün işte tek stekten bahsettik, on kollardan bahsettik.
Ben bir de en son aşama hani işte uygulama çıktı, nasıl monitör ediyorsunuz ya da uygulamanın...
alörtleriyle nasıl ilgileniyorsunuz?
Benim mesela en korkulu rüyam incidentlar.
Incidentlar olduğunda bu sizin eklediğiniz alörtikler işe yarıyor mu?
Bu yöntemlerin etkileri neler oluyor?
Özellikle çok fazla yapay zeka dedik.
Belki de buralarda onları da kullanıyorsunuz.
Onları da öğrenmek istedim.
Bu soruya ben cevaplayayım.
Aslında monitoring tool olarak Kibana ve Mergen'i kullanıyoruz diyebilirim.
Bu platforma tanımladığımız proje bazlı işte alarmlar sayesinde yaşanan herhangi bir Olumsuz durum bize Slack kanalı tarafından otomatik olarak bildiriliyor.
Aslında sistemin sağlığını izlemek, geliştirmek kadar kritik diyebilirim.
Önem veriyoruz support tarafındaki maddelere.
Slack entegrasyonu ile anlık haberleşme sağlıyoruz.
Hem kullanıcılarımızdan gelen destek talepleri hem de sistemin kendi ürettiği kritik uyarılar.
Oradan Slack kanalına düşüyor.
Burada kullanıcılardan gelen maddeler için aslında AI botu dinliyor diyebilirim.
AI botunu etiketleyebiliyoruz.
Etiketlediğimizde AI botu bir zaman süresi veriyor bize aslında.
Yani süreyi başlatıyor diyebilirim AI botu.
Ve orada siz çözümü bulduğunuzda, yazdığınızda ve AI botunu tekrar tetiklediğinizde bu çözüm AI botu aracıyla da...
servise gidiyor ve bu da metrikleşmiş oluyor diyebilirim.
Yani ne kadar sürede çözüldü veya hangi sorunlar geliyor sıklıkla gelen sorunları da görebiliyoruz diyebilirim.
Aslında ilk support geldiğinde biz Kibana üzerinden noktaları derin bir analiz yapıyoruz.
Hani bir hata sinyali aldığımızda aslında ilk durak noktamız Kibana diyebilirim.
Kibana oluyor. Noktalar üzerinden hatanın nerede, ne zaman ve hangi kullanıcıyı etkilediğini detaylıca izliyoruz.
Aslında developer'ın test rolünde Tuğçe ile ben ilk başta bakıyoruz gelen supportlara.
Hani önceden de dediğim gibi ilk çözebileceksek biz çözüyoruz.
Eğer bizim de çözemediğimiz bir nokta olduğu zaman developer arkadaşlarla birlikte pay atmaya başlıyoruz ve onlarla birlikte bakıyoruz.
Buradaki asıl felsefemiz ya da noktamız şu.
Kullanıcının o anki sorununu çözmek tabii ki must yani görevimiz.
Bunu biliyoruz. Ama asıl root cause analizine odaklanıyoruz ondan sonra.
O çok kritik oluyor. Sorunu sadece o anlık yaşamak, yamamak yerine bu neden oldu sorunun peşine düşmeye karar veriyoruz ve düşüyoruz.
Asıl kaynağını bulup yok etmeye çalışıyoruz diyeyim aslında.
İnceleme kısmında da genelde tüm ekip olarak payer yapıyoruz diyebilirim.
Süper, süper. Gayet güzel kurulmuş süreçler.
Şimdi yavaş yavaş podcast'in de sonuna doğru geliyoruz.
Klasik bir sorumuz var. Onu sorarak yavaş yavaş kapatalım.
Güzel her şeyi konuştuk.
Peki takım olarak sizin böyle harici zamanlarda yaptığınız şeyler nelerdir?
Yani işte oyun oynamak gibi vesaire.
İşte bizim oyun seven ekiplerimiz var, yemek seven ekiplerimiz var, araba sevdalısı ekiplerimiz var, nargileci ekiplerimiz var falan.
Sizde neler yapılıyor?
Abi şöyle aslında bizde biraz çeşitli bu.
Yani açıkçası belli bir periyotla takip ettiğimiz sesyonlarımız mevcut.
Bunları genelde birlikte oyun oynamaya ayırıyoruz.
Bizde diğer birçok ekibimiz gibi.
Fakat bizde bazen...
bir daily'nin sonuna 10 dakika ekleyerek bazen başka erken bitirdiğimiz bir toplantıyı asıl süresini tamamlarken arada bir goy goy çevirerek aradaki iletişimi kuvvetlendirmek birazcık o koşturmanın içinden
sıyrılmak gibi amaçlarla Çeşitli paylaşımlarımız oluyor.
Bunlar bayağı besliyor bizi açıkçası.
Tabii ki yani iş yoğunluğundan dolayı bu seçimlerimizi yapamadığımız zamanlar da oluyor.
Olmuyor değil. Fakat işte bunları bir şekilde diğer alternatiflerle kompansiye etmeye çalışıyoruz.
Orada da yine ekip içerisindeki gerek iletişim dilinin gerek daha böyle birlik olabilmenin avantajını görüyoruz diyebilirim.
yoğun katılımlı oluyor bu tip süreçlerimiz.
Bir ara şöyle bir şey yaşanıyordu mesela.
Biz D50'de ara ara ekipten bir iki arkadaşımızın işte kahvaltı hazırlamasını ya da ne bileyim öğlenleyin bir toplantıyı erken bitirdiysek yemek hazırlamasını beraber tanıklık ediyorduk.
Merhaba arkadaşlar kanalıma hoş geldiniz tadında.
Böyle seanslarımız da oluyor.
Bunun haricinde dediğim gibi oyun seanslarımız var.
Orada da çeşitli oyunlar oynuyoruz.
Böyle genel olarak. Evet gerçekten ben podcast'in başında ben bakıp hakkında hiçbir şey bilmiyorum dedim ve gerçekten mükemmel bir ekip olduğunu öğrendim.
Hem teknik hem...
kendi içeriğinizdeki iletişimden.
Bence çok güzel bir podcast oldu.
Tekrardan hoş geldiniz.
Çok güzel oldu. Elinize ayağınıza, ağzınıza sağlık.
Trendyol Talks'ta Trendyol'daki kültürümüzü, kültürümüzden beslenen iş yapış biçimlerimiz ve ritüellerimizle konuşuyoruz.
Trendyol Talks podcast'ımızı da kanalımızdan takip etmeyi unutmayın.
Hoşçakalın. Görüşmek üzere.
Görüşmek üzere.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
