
Konuklar: Pınar Kızılarslan, Serdar Yorulmaz, Emre Atadil
88. bölümümüzde konuğumuz Seller Center Mobile ekibi oldu. Ekip yapısını, projelerini, teknoloji stack seçimlerini ve çok daha fazlasını konuştuk! Trendyol Talks'da Trendyol'daki kültürümüzü, kültürümüzden beslenen iş yapış biçimlerimizi ve ritüellerimizi konuşuyoruz. Trendyol Talks podcast kanalımızı takip etmeyi unutmayın!
Transkript
Selam ekip. Bugün sizlerle beraber Seller Center Mobile Core ekibini ağırlıyoruz.
En başta bir düşündüm çünkü 4 İsmail'e söyleyebilir miyim diye düşünmüştüm ama bir duraksadım maalesef.
Ben Fulfillment Order Master Data ekibinden Fırat.
Teknoloji ekibini tanıdığımız ve süreçler, teknolojiler gibi konuları konuştuğumuz Selam Ekip Podcast'imizin 88.
bölümündeyiz. Bayağı bir ilerledik.
Şimdi ekibimizi tanıyacağız.
Ekip yapısı kullanılan teknolojiler, pratikler gibi konuları konuşacağız.
Arkadaşlar hoş geldiniz. Hoş bulduk.
Hoş bulduk. Hoş geldiniz.
Hoş geldiniz. Bugün Emre, Pınar ve Serdar ile beraberiz.
İsterseniz böyle kendinizi kısaca bir tanıtın.
Oradan böyle ilerleriz.
Kime bakayım? İlk sırada Emre var.
Emre sana top atayım. Tabii abi.
Selamlar tekrardan herkese. Ben Trend Yolu 8.
yılıma giriyorum. Bayağıdır burada farklı farklı projelerde yer aldım.
Mobil de benim için aslında böyle bir bebekliğinden başladığım bir projenin bir tanesi oldu.
O yüzden bugün böyle bu konuyu konuşmak çok mutlu etti beni açıkçası.
Ben şu an farklı farklı projelerde yer alıyorum.
International, gibi süreçlerde.
Aynı zamanda da Mobile App Core ekibiyle birlikte şu an satıcılarımızın mobil uygulamasını geliştirmeye devam ediyoruz diyeyim.
Böyle kısaca toparlamış olayım.
Ben Alinkopu. Selamlar tekrar.
Ben Pınar. Trendyol satıcılarının kullandığı uygulamada mobile developer olarak görev yapıyorum.
Yaklaşık 3,5 yıldır Trendyol'dayım.
Ben de Serdar Evel'im.
Selamlar. Ben Serdar.
Trendyol'da 5 yıla yakın çalışıyorum.
Panel mobil uygulamasını testçileştirme destek veriyorum.
Hafta sonları da genelde tenis oynuyorum.
Hobi olarak bunu söyleyebilirim.
Tenis güzel bir hobi. Evet.
Tenisi yapanlar var. Aslında şu an fark ettim emin değilim ama sanki bir tenis giyildiği gibi bir şey yapılabilir Slack'te böyle.
Yapanlar kendi aralarında belki yapar.
Bizim ekipte de böyle çünkü ilgili olan var ve yapıyor.
Belki beraber de yapılabilir.
Aynen bir Slack olursa güzel olur yani Slack.
sinek kanalı görmedim böyle bir de ama olursa böyle bir grup.
Aynen çünkü motorcular için kanal var.
Yani motorcular için kanal varsa bence herhangi bir hobinin herhangi bir şeyi yapılabilir.
Bana öyle geliyor. Tekrardan hoş geldiniz.
Şimdi ilk bahsettiğiniz şey satıcı paneli oldu.
Böyle sıfırdan baktığımda satıcılar için mobile uygulamalar geliştiriyorsunuz ve burada satıcı panel diye bir şey var.
Belli ki core uygulamanız sanırım bu.
Peki bu uygulama tam olarak nedir?
Buradaki satıcıların herhangi bir türü var mı?
Ya da satıcılar bundan nasıl yararlanıyor?
Ondan bir bahsedebilir miyiz biraz?
Tabii burada ben birazcık devreye gireyim.
Aslında satıcı paneli şu an bizim Türkiye'de Trendyol olarak marketplace platformumuzun satıcı tarafında kullandıkları bir ekran.
Biz bunu şu ilk etapta web odaklı başlamıştık.
Ve daha sonrasında da dedik ki yani satıcılarımız burada otobüste giderken, evine giderken veya akşamları rahatlıkla bakabilmesi için bir mobil uygulamayı gerçekleştirelim.
Ve şu an mobil uygulamamız aslında web ile büyük oranda sync durumda.
Ve günlük yaşamlarında ürün ekleyebiliyorlar, stoklarını güncelleyebiliyorlar, siparişlerine bakıyorlar.
Kampanya zamanı, promosyonlarını oluşturabiliyorlar.
Yani aslında bizim toparlayacak olursak bütün işlemlerini gerçekleştirebildikleri bir mobil uygulamamız bulunuyor.
Ve şu an international tarafta da multi-country language'ı da destekleyen bir konuma geldik.
Artık one domain olarak bütün ülke ve dilleri de hizmet eden bir satıcı paneli olarak hayatımıza devam ediyoruz.
Neden bilmiyorum, tamamen benim cahilliyim.
Paneli olunca veya satıcıysa bir bilgisayar olmak zorunda ve o bilgisayardan her şeye girmek ve devam etmek zorundaymış gibi bir şeye gelmiş kafamda.
Hiçbir fikrim yok niye olduğuna dair bunun.
Halbuki mobilde gerçekten zaten çoğu, hatta kullanım oranlarına zaten sizde daha çok vardır.
Büyük ihtimalle mobil kullanımı daha fazladır diye tahmin ediyorum.
Ve orada hani birçok işe gerçekten işini çok kolaylaştırıyor.
Telefondan çoğu şeyi halledebiliyor çünkü.
Neden sizdeki bilgisayardan yapması gerekiyormuş gibi bir hisse kapılmıştım.
Abi çok normal bunu demen.
Çünkü şundan dolayı örneğin key accountlarımız.
Örneğin mesela bir X firmasını düşünün ve cirosu ciddi anlamda büyük ve kurumsal bir firma.
Şimdi burada bütün çalışanların haydi mobil uygulamayı kullanın demek çok mantıklı gelmiyor.
Doğal olarak herkes bilgisayar başında.
Ama bizim için aslında en can alıcı nokta örneğin bir yemek arasında veya akşam evine giderken gibi alanlarda da satıcıya destek olabilmemiz.
Ve o noktada da aslında bizim bunu kontrol edebilmemiz.
Diğer bir soru da şu an over all'da baktığımızda mobil uygulama ve bir...
Üstünde değil ama bazı ekranlarda örneğin nedir mesela soru cevaplama.
Bunun gibi direkt telefondan hızlıca müşterilerin sorularına cevap verebilecekleri ekranlarda mobil uygulamanın daha çok kullanıldığını görüyoruz.
Biraz daha kullanım alanına göre aslında değişiyor diyebilirim bu kısım.
Şu an baktığımızda %95 üzerinde yani şöyle webi kullananların %95'i mobil uygulamayı da kullanıyor.
Çok yüksek bir oran bu arada.
%95. Tabii ilk başladığımızda çok sıfırdan başlayıp buralara gelmek güzel oldu.
Şimdi aynısını International tarafta da gerçekleştirmeye çalışıyoruz.
Orada mevcut ekranları International'a birazcık odaklıyoruz ve uyumlandırıyoruz.
Orayı da Adaption'da arttırarak aslında yine Türkiye'deki gibi yüksek oranlarla devam edeceğiz.
Umarım. Çok güzel.
O zaman bazen şey oluyor.
Özellikle International olan ekipler oluyor.
Sadece International kısmını handle ediyor gibi.
Siz de direkt o zaman hem International hem Türkiye kısımların domestiği.
Beraber handle ediyorsunuz iyi anladım.
Tamamen öyle. Şu an bizim aslında örneğin bir tane bir ürün ekibi olsun.
Ürün ekleme ekranından bahsedelim.
Aklıma nedense o geldi direkt.
Muhammed Çetin'e de selam olsun buradan.
Onu mesela abi Türkiye'de aynı ekip yapıyor.
Romanya'da da aynı ekip yapıyor. O yüzden aslında biz One Domain'e geçirelim ki tek platform birden fazla ülke.
Çünkü şirketin stratejisi de buraya gidiyor.
Çok zor bir kelime benim için. O yüzden uyumlanmamız için de aslında One Domain yapmamız lazımdı.
Bizi mesela bu konuda en çok zorlayan konulardan biri eminim ki Storefront tarafı da öyle Arapça dilinin gelmesiydi.
Çünkü hem ekran RTL'e dönüyor artık bakışlar soldan sağ değil sağdan sola vesaire.
Burada mesela Serdar'la birlikte baya bir canhıraş o nasıldı bu nasıldı test ettiğimiz günler oldu.
Ama şu an için böyle gerçekten 3-4 farklı dili hatta yakında buradan da...
bir sürpriz olsun. Çince dilini getirmeye doğru gidiyoruz.
Aman Allah'ım. RTL konusu zaten bizim aksiyetimizi falan arttırdı.
Geçmiş olsun diyelim.
Ya bu arada RTL yani right to left'e gerçekten sizi çok iyi empati kurabiliyorum.
Bunun sebebi şu. Ben de Fulfillment depo tarafında çalışıyorum ve bizlere mesela işte şey var.
Her depo için bir sistem yazıyoruz.
Yani bir lokasyon ve nasıl diyeyim planlama, 3 boyutlu planlama gibi düşünün ve koridor yönetimleri vs.
var. Ve biz hep soldan sağa yaptık her şeyi yani hiç düşünmedik.
Fakat Suudi Arabistan'da bir depomuz açıldı ve orada tüm koridorlar yani label'lar, fiziksel olarak etiketler vs.
en sağdan sola doğru yani en sağdaki koridor birinci koridor diye geçtiği için bir süre beynim yandı yani algılayamadım hani biz bunu nasıl yapacağız falan diye.
Halbuki basit bir şey gibi onlar için daha temel bir şey iken benim aşırı tersime gelmiştim mesela.
Biz onu sayfalandırmada yaşamıştık Fırat.
Normal Türkiye'de yani soldan sağa baktığında 1-2-3 diye gidiyor ve oklar da ona göre ama RTL'e geçtiğinde Arapça'da oklar da ters çalışıyor.
Doğru onu düşünmemiştim.
Sonra böyle bir süre şey düşündük hani doğru mu bu acaba deneyim doğru mu diye.
Ters hissettiriyor. Evet evet orada mesela bazı baya bir Arap sitelerine bakmıştık mesela devlet sitelerine, eticaretlere baya bir benchmark aldık.
Orta minim böyle optimum yolu bulup ilerletmiştik.
Evet ya bunlar çok şey katıyor bu arada yani senin daha normalleşiyor ters gelecek şeyler diyorsun ki aslında böyle bir şey de var yani hani çok mantıklı güzel.
Peki hem domestik hem de international'da böyle bir sunumunuz var paneller satıcılar vesaire işte ayrıca right to left çim vesaire farklı şeyler de destekliyorsunuz.
Tam olarak bunu kaç kişilik bir ekiple nasıl bir yapı ile yapıyorsunuz?
Aslında şöyle diyebiliriz şu an Bu arada ben Product Manager olarak çalışıyorum.
En başta bunu söylemeyi unuttum sanırım.
Bir adet Product Manager olarak ben yer alıyorum.
Bir de şu an 4-1 diyelim.
Maalesef bir arkadaşımız rotasyonla başka bir ekibe geçiyor.
Developer'ımız var. Aynı zamanda Serdar zaten şu an birlikte konuştuğumuz.
Serdar'la birlikte de süreçlerimizi test ediyoruz.
Bir de toplamda bir liderimiz de var.
Bununla birlikte 6-7 kişilik bir ekiple süreçlerimizi ilerletmeye çalışıyoruz.
Ama tabii burada şöyle bir şeye bakmak lazım.
Mobile App Core aslında sadece bizim ekip değil.
Şimdi biz burada konuşuyoruz ama aslında arkada birden fazla onlarca ekibin de emeğini aslında sırtımıza alarak konuşuyoruz.
Onların da emeğiyle birlikte bu metrikleri, bu güzel noktaları getirdik.
O yüzden şu an core kısımda sadece 6 kişi ama overall uygulamaya baktığımızda onlarca kişinin emeği var diyebiliriz.
Bir an onların emeğini çöküyoruz falan diyeceksin sandım biliyor musun?
Nereye gidiyor olay acaba falan.
Çok iyi. O zaman derya denizmiş ya.
Ben direkt sadece siz var 6 kişilik ekiple gibi düşünmüştüm ama demek ki arkada gerçekten de baya bir şey var.
Baya büyük harga bu arada.
Ben de araya girdim. 30'dan fazla mikroepimiz var.
Her ekip kendi sırasında geliştiriyor burada.
Bu kapsamlı yönetme baya bir bizim içinde şey oluyor.
Böyle bir esnek bir yapı kurduğumuz için normalde böyle monotip bir yapıda yönetilmesi daha zor oluyor.
Mikro mimari yaptığımız için sistemleri.
bu esnek yapıda daha rahat geliştirme sunuyoruz ekiplere.
Burada merak ettiğim bir şey var abim.
Size bir şey soracağım.
Şu an size anlatınca aklıma geldi.
Şöyle mesela bizde de mesela biz Full Film Depo tarafında 7-8 ekibiz.
7 ya da 8 şu an emin değilim.
Ve o domenleri ayırmak bazen yani fizikselde bir iş olduğu için şey olabiliyor.
Ya biz bunu domen olarak acaba nereye ayırmalıyız diye.
Her zaman değil bu tabi ama böyle çok detay bir yerde olabiliyor.
Çünkü fiziksel bir şey anlamı yani Düşünmediğim fiziksel bir olay oluyor ve biz bunu nereye koyacağız olabiliyor.
Ama sanal bir şeyde bu daha kolay diye düşünüyorum ama emin de değilim.
Mesela sizin hiç böyle bir challenge'ınız oldu mu?
Aslında oldu. Çünkü bizim tabi olduğumuz bazı kanunlar var.
Bunlardan bir tanesi ticaret kanunu gibi.
Orada da bizim uyumlanmamız gereken noktalar oluyor.
Örneğin şunu diyebilirim. Mesela bizim şu an satıcı panelinde direkt promosyonlar tabinin altında bütün ekranları topluyorduk.
Ama daha sonrasında kanunla birlikte bir baktık ki aslında fiyatlandırma odaklı turları bizim ayırmamız gerekiyor.
Bu sefer onu nerede nasıl konumlandırırız diye bakmaya çalıştık.
Bizde depo kadar belki olmadı ama en azından böyle konumlandırmalarda tabi olduğumuz kurumlarla birlikte panelin navigasyonunu şekillendirmemiz gerekti.
Çok iyi. Peki şöyle mesela burada demek ki ayet edilebilmesi güzel oluyor mantıklı.
Ve burada satıcı uygulaması diye bir uygulama var.
Birden fazla ekip var burada iş yapıyor diye anlıyorum.
Burada tam olarak sizin Seda Center, Mobile Core dediğim zaman ekip olarak göreve sorumluluklarınızı nasıl kısaca özetleyebiliriz?
Agit edici olarak. Buna da ben cevap verebilirim.
Yani satıcı paneli uygulamasında bizim ekibe ait olarak işte ana sayfa, profil, menü, login akışları ve yakın zamanda çıkarttığımız orta kayağı gibi bir sürü domainimiz var aslında.
Tüm bunlara ek olarak da uygulamanın böyle genel sağlığını, performansını takip ediyoruz ve iyileştirilmeler yapıyoruz.
Aynı zamanda diğer ekiplere de destek veriyoruz az önce söylediğimiz.
İşte uygulama genelinde kullanılan pipeline'ler gibi altyapısal yerlerin sorumluluğu bize ait.
Burada işte ekiplerinde bir problem olduğunda, bir ihtiyacı, desteğe ihtiyacı olduğunda onlara destek sağlayıp uygulamanın daha stabil olmasına yardımcı oluyoruz.
Aynı zamanda şey falan geliştiriyoruz bunun için.
Satıcıların böyle tutarlı bir UI.
Bu sağlayabilmek için satıcılarımızda baklava React Native projemiz var.
Bu da open source bir komponent kütüphanesi.
İşte ekiplerim bunun kullanmasını sağlayarak tek yerden sorunları çözmeye hedefliyoruz.
Bunun dışında da release süreçleri bize ait.
Mesela storların uygulamaya çıkma işlemleri komple bizim ekibe ait.
Ben baklavanın React Native'de olduğunu bilmiyordum ya.
Sadece genelce basket gibi düşünmüştüm.
Aslında bu farklı bir baklava.
Baklava web var. Bizimki React Native özelinde daha yeni yeni oluşan işte 20-25...
Öyle mi? Çok iyi. Daha böyle cici bir uygulama küçük.
Güzel güzel. O zaman hayırlı olsun diyelim.
Nur topu gibi bir baklavamız bulunmakta.
Afiyet olsun diyelim. Az önce birçok ekiple mesela birçok ekip olun ve beraber çalışın da söylemiştim.
Böyle bir şey oluyor mu?
Mesela biz Order Master Data diye bir ekibiz ve provider bir ekip olduğumuz için 8-28 ile de çok aktif çalışıyoruz.
Yakın çalışıyoruz böyle. Ve onu da kendine göre challenge'ları olabiliyor.
Yani iletişimidir vesaire.
Mesela sizde de böyle şeyler oluyor mu?
Nasıl bir bağınız var diğer ekiplerle iletişimdir, ortak çalışmaları vs.
Ya tabii birden fazla ekiple çalışmanın yarattığı zorluklar oluyor.
Şu anda bizim domainler dahil işte 40 civarı hatta geçen hafta bir tane daha açıldı.
41 olması lazım şu anda mikro app var.
İşte bu yüzden herhangi bir özellik eklerken ya da bir değişiklik yaparken tüm bu mikro app'lerin nasıl etkileneceğini düşünmek zorundayız.
Yapılan değişiklikler başka bir ekibin sistemini bozuyor mu, etkiliyor mu?
Eğer böyleyse onlara işte haber vermemiz ve bunların düzeltildiğini de takip ediyor olmamız lazım.
İşte böyle konularda genel duyurularda falan kullandığımız Slack kanalı, Pandora Key gibi iletişim kanallarımız var.
Buradan konuşuyoruz. Aynı zamanda da microapp'lerin belirli standartlarda olmasını bekliyoruz.
Bunları takip ettiğimiz bir dashboardumuz var.
Burada tüm microapp metriklerini izliyoruz ve belirlenen standartların altındaki pipeline'ları kırarak da ekipleri uyarmış oluyoruz.
Bu sayede kod kalitesini, uygulamanın genel sağlığını da korumaya hedefliyoruz.
Çok iyi, süper. Burada peki...
Ortak kullandığınız tool'lar mı oluyor yoksa herkesin böyle kendi tool'ları vesaire mi oluyor?
Örneğin yani CIC'de akışınız mesela sizin ortak mı?
Bunu şundan dolayı soruyorum.
Bizim Fulfillment'ta da direkt Fulfillment Mobile diye bir ekibimiz var.
Onların yani CIC'de akışı, deploy zamanları vesaire yani o çalışma kültürü mü diyeyim ya bilmiyorum nasıl bunun kelimesi nedir?
Normal bizdeki backend ekiplerimizden çok daha farklı olabiliyor.
Sizde de öyle bir süreç oluyor mu? Evet burada...
Tüm mikro app'lerin ortak kullandığı işte CI, CD dediğimiz pipeline yapılarını vs.
biz yapıyoruz. Onun dışında genel çatı uygulaması var.
Çok tekneye girmeyeyim de. Onların birleştirmesi falan sorumluluğu bizde.
Ama onun dışında kendi özelinde, kendi işte domainlerinin spesifik UI'larını falan tamamen kendileri yönetiyorlar.
Biz daha ortak sistemlerin etkilenmesini kontrol ediyoruz.
Tamamdır. Burada o zaman domain olarak siz daha core bir yerdesiniz.
Gerçekten şu an anladığım cümleyi kurarken ismini.
Nasıl yerde olduğunu anladım.
Adımızın hakkını vermeye çalışıyoruz.
Evet adını gelsin hakkını veriyorsunuz böyle.
Yani çoğu domeni böyle core datasım diyeyim ya da yapısı sizde diyebilir miyiz?
Yani böyle hani domen domen olarak hani bizde şu domenler var dediğimizde diğer ekiplerle nasıl iletişim kuruyorsunuz?
Bizde mesela şu domenler var diye ismen nasıl listeleyebiliriz?
Ben gireyim abi. Şu an bizim sorumluluğumuzda iki farklı kategoride değerlendirebiliriz bu akışı.
Biz aslında mobil uygulamayın altyapısını ve stabillerini Ve tüm ekiplerin rahat bir geliştirme ortamı sağlamak için aslında biraz çalışma yapıyoruz.
Aslında hem domainlerimiz var hem de diğer ekiplerin rahat bir development süreci oluşturması için çabalıyoruz.
Görevimizden bir tanesi buydu.
Değildiyse mesela bize ait domainler olarak da başlıca core domainlerimiz var.
Bu login, ana sayfa, dashboard, mini gibi.
Buradaki ana core süreçlerden sorumluyuz diyebiliriz aslında.
Peki burada kullandığınız teknolojiler neler oluyor?
Çünkü az önce mesela React Native'den bahsettik.
Baklava, React Native yeni ne denir?
Güzel bir isim düşündüm, bulmadım.
Yeni React Native baklava ile beraber React Native sizde temel ortak platform diye anlıyorum.
Onun dışında böyle... neler var.
Bu arada abi baklava da biz aslında GitHub üzerinden aslında şey yapıyoruz.
Orada aslında bizim repomuz.
Dışarıdan da mesela buraya kontribütör olanlar da var.
Yani sadece trend yolda değil.
Aynen open source. Sadece trend yolda değil.
Farklı kişiler de buraya kontribütör edebiliyor yani.
Çok iyi. O zaman kapımız açık diyelim.
Aynen. Bekleriz abi. Teknolojilerden o zaman ben şöyle cevap vereyim.
Bizim uygulamamızın zaten genel yapısı React Native üzerine kurulu.
TypeScript ile geliştirme yapıyoruz.
React Native'in aslında cross platform olması bizim için büyük avantaj sağlıyor.
İşte tek bir kod ile hem iOS hem Android'i çalıştırabiliyoruz.
Bu sayede de aynı özelliği tek bir yerde yazıp iki platforma da deploy edebiliyoruz.
Başka bir avantajı mesela domain ekipleri web developer ağırlıklı bizim ekiplerin.
Böylece JavaScript geliştiren frontend developerlar da işte rahatça mobil uygulamaya geliştirme yapabiliyor.
Onun dışında mimari olarak micro app yapısını kullanıyoruz dedik.
Böylece her özellik alanında kendi bağımsız paketini geliştiriyor.
Bu da ekiplerin birbirinden bağımsız rahatça geliştirme yapmasını sağlıyor.
Tabii işte bütün bunları belli metriklerinde takip ediyoruz.
İşte monitoring tool'ları kullanıyoruz.
Sentry, Kibana, Firebase gibi.
İşte kod kalitesini takibi içinde de SonarCube kullanıyoruz.
Böyle çeşitli tool'larımız var.
Orada bir şey sormak istiyorum Pınar. Sen az önce zaten biraz bahsetmiştin ama CIC'de vesaire benzeri tool'lar kullanıyoruz.
Sizin ve sabit bir gününüz oluyor mu release'lerde?
Mesela biz her pazar release yaparız.
Cuma günü 3'te release yaparız falan.
Böyle bir mantık. Biraz böyle mobil konulara uzak olduğum için daha temel sorular soruyor olabilirim.
Böyle bir şey oluyor mu mesela?
Tabii. Aslında yakın zamana kadar ayda bir kere release çıkıyorduk biz.
İşte belli bir gün. Burada tabii çeşitli günleri, frizleri, özel günleri de dikkate alarak ayda bir gün çıkıyorduk.
İşte 2026 ile birlikte iki haftada bire geçiyoruz biz işte.
Atıyorum her ilk cuma ve üçüncü cuma release günümüz gibi bir sisteme geçiyoruz biz de yakın zamanda.
Burada peki sprintler yani Scrum sprint olarak mı ilerliyor?
Mesela iki haftalık sprint işliyorsunuz ve o sprint sonunda da deploylar yapıyorsunuz gibi bir sistem mi işliyor?
Haftalık sprint bizim. Okey.
Örneğin iki sprint yapıyorsunuz sonra o iki sprintlik olan geliştirmeler deploy oluyor gibi düşünebiliriz o zaman.
Evet. Yani aslında release sürecinde şöyle daha böyle yılın başındayken takvimini hazırlıyoruz biz.
İşte az önce dediğim gibi belirli günlerde yaparak.
Bunları da ekiplere...
İşte günü, saati vs.
Excel'e ekliyoruz. Bunları da ekiplere veriyoruz.
Duyurusunu yapıyoruz. Bu süreçte ekipler geliştirmelerini tamamlıyor.
Biz hazırız, ilerlettik diyorlar.
Biliz günü geldiğinde tüm microapp'leri içeren bu itleri kanallara paylaşıyoruz.
İşte hem production hem stage ortamları için APK ve IPA'ları paylaşıyoruz.
Ekipler de bu bitleri detaylı bir şekilde test ediyor.
Test süreci de tamamlandıktan sonra bu itleri ayrı ayrı Google Play ve App Store'lara yüklüyoruz.
İşte Store'ların kendi review süreçleri var bu arada.
Herhangi bir sorun yoksa onlar onaylıyor.
Biz de parçalı bir şekilde canlıya alıyoruz.
Yani %1 ile %5 ile başlatıyoruz yayılımı.
Bir sorun olmadıkça, hata görmedikçe de bunun oranını gün gün arttırıyoruz.
Biraz Kanada deployment gibi bir şey oluyor o zaman.
Yani belirli bir kısmını açıyorsunuz diye anladım.
Bir sorun gördüğümüzde de geri alıyoruz bunu.
Burada bayağı gerçekten de planlı.
Ve diğer ekiplerle gerçekten de böyle sıkı iletişim içerisinde olduğunuz bir yapı var diye anlıyorum.
Peki buradaki şey yani ekip olarak karşılaştığınız, karşılaştığınız strateji gibi oldu bak.
Karşılaştığınız böyle bir challenge var mıdır bunun için böyle özellikle yaptığınız bir strateji?
Çünkü şey yani konuştum diye birçok ekibe göre farklı challenge'larınız vesaire var gibi geldi.
Abi burada ben gireyim devreye.
Aslında bizim için en büyük challenge nedir dersek?
aslında konuşmalarımızın arasında verdik bu hintleri iletişim.
Çünkü içeride onlarca mikro app, onlarca ekip aslında tek bir uygulama gibi gözükse daha arkada devasa bir ekip var.
Burada bizim en çok problem yaşayacağımız ve en iyi yönetmemiz gereken nokta iletişim oluyor.
Bizim de aslında Pınar da az önce bahsetti böyle geçtiğimiz yıllarda test süreçlerimiz beklediğimiz gibi gitmemişti.
Ve biz bunun sonucuna dedik ki biz burada bir duvar koyalım ve artık burada belli bir sınırı geçmeyen bunu Dışarıya uygulamayı çıkaramasın.
Ve genelde zorlandığımız kısımlar hep burada başlıyor.
Çünkü bizim için aslında core ekip olarak en önemli dediğimiz şey biz biraz daha kullanıcıyı karşılayan tarafız.
Çünkü nedir? Kullanıcı ilk önce login olur.
Daha sonrasında ana sayfaya gelir.
Ve daha sonrasında artık diğer ekranlara gider.
Şimdi biz bu noktada ne kadar iyi bir deneyim sağlayabilirsek diğer ekranlarda da çok iyi bir deneyim sağlayacağız.
Bunu da sağlayacağımız noktaların en başında ekiplerle olan iletişim başlıyor.
Ekiplerle iletişimde bizim en son mesela Multicount dediğimiz projede gerçekten çok iyi bir iletişim sürdürmemiz gerekiyordu.
Çünkü her ekibin testi ayrı ama ortaya çıkan uygulamamız tek.
Bunların hepsi stabil bir şekilde ilerleyebilmeli.
Verdiğimiz deadline'a uyabilmeliyiz.
Tam bir aslında project management adı altında topladığımız bir günler yaşamıştık.
Ama şu an için en azından Multicount'u için söyleyeyim güzel de bir başarı elde ettik orada.
Şu an ekipler de mutlu.
Supportumuz da mutlu. Çok bir problem gelmiyor.
Gelen supportları da eritmeye çalışıyoruz.
Ama genel olarak bizim en çok zorlandığımız, challenge olduğumuz bir uygulamanın bazı yetileri oluyor.
Şimdi native yazılmadığı için iOS, Android.
React Native ile bazı kısıtlamalarımız da olabiliyor.
Onları aşmak biraz daha zorlayıcı oluyor.
Bir de diğer kısım daha çok iletişim kısmı diyebilirim Fırat.
Ben de burada bak... Sen söyleyin Cemre.
İki şey geldi aklıma. Bir tanesi az önce şey demiştin ya iOS ile Android'e özel şeyler olabiliyor.
Konunun başına React Lativity deyince aklıma gelmişti.
Sonradan unuttum sormayı aslında.
Aklıma benzeri bir şey gelmişti.
Ve diğer de iletişimle alakalı.
Yani şöyle bağlayacağım.
Diğer ekiplerle zaten yapılan şey iki farklı platforma çıkıyor.
Orada gerçekten dediğim gibi detay bir şey var mı yok mu?
Ve bir de başka ekibin de işleri vs.
varsa hani ortak bir iş çıkılıyorsa vs.
Bunların gerçekten kontrolü ve...
Acaba bir şey, bir problem var mı gibi o hissi yaşamamak için gerçekten işte ne bileyim mesela bizde işte entegrasyon testi, smoke test, yük testi vs.
Baya bir işte hani test türleri var.
Ve hani mobil için bunlar işte yeterli oluyor mu bilmiyorum ya da farklı belki test yöntemleri vs.
vardır. Bir şekilde benim o stresi, o anksiyeteye sahip olmamak için daha fazla data her şeyin okey olduğuna dair görmem gerekiyor gibi hissediyorum mesela ben sizin ekipte olsam.
Sizde mesela bu QA süreçleri...
Tam olarak nasıl ilerliyor bununla ilgili?
Burada abi şöyle. Normalde zaten her şeyde unit testlerimiz var.
Burada bir unit testler için sonar küp adamları zaten çalışıyor ve belli bir coverage'in de tutması gerekiyor.
Zaten ekiplerin belli bir coverage'in altına almadığında bu işleri çıkartmıyoruz.
Burada zaten bir limit kısmımız var yani.
Kontrol kısmımız var. Sonra end-to-end testlere gelecek olursak...
Burada 5 adımda tanımlayabiliriz burasını da.
Genelde biz şirket stratejisini kullanıyoruz.
Yapılacak işler zaten Griming'de belli oluyor.
Kontraktlar belli oluyor. Bu trend yolu içinde geliştiren bir Mercury uygulamamız var.
Burada test case'lerimizi buraya yazıyoruz.
Ve mobil tarafa yazılan bütün yapılan işlerin test case'lerini Mercury eklenmesini istiyoruz.
Hem diğer ekiplerden de.
Bu şekilde kontrol ediyoruz.
Otomasyon testlerinin gelecek olursak bizde hem iOS hem Android olduğu için ikisini de kavrayacak bir framework kullanmamız gerekiyordu.
Burada da bize Detox framework'ını kullanıyoruz React Native'in de önerdiği.
Burada sürecimizde şirketin de stratejisi olan AI yardımıyla test şablonları oluşturabiliyoruz.
Bununla ilgili bir prompt yazmıştık.
Ekipler bunda da test süreçlerini hızlı bir şekilde yazabiliyorlar.
Buradaki süreçler genelde böyle oluyor.
En son zaten release sürecinde de Mercury'de de kontrol ediyoruz.
Günlük çalışan otomasyon testlerimiz oluyor.
Pipeline'larda da otomasyon testleri oluyor.
Buradaki cover Yakın ilerleyen süreçte de bu Trendyol tarafında geliştiren bir lig demi vardı.
Bunu da klent tarafına, bizim mobil tarafa da entegre etmek istiyoruz.
Şu an bir onun süreçlerini ayarlıyoruz diyebiliriz.
Burada da bir ekipleri yarıştırmayı düşünüyoruz.
Böyle. Serdar sen bir şey söyleyince şu anda aklıma bir şey geldi.
Günlük otomasyon gibi bir şey dedin ya.
Hiç olaya şey açısından bakmamıştım.
Mesela benim için hep test flow'u diyeyim.
Gelişme aşamasında veya diplo çıkarken, diplo çıkmadan önce veya çıktıktan hemen sonraki...
bir kısım hani diyeyim. O zamana kadardı ama hep mesela çıktıktan mesela bir gün sonra genel her şey okey mi diye bir otomasyon çalışma gibi bir şey mesela hiç aklıma gelmemişti.
Sizde o zaman buna benzer bir şey mi var?
Evet. Rekreasyon testleri her ekibin micro app'inde satan testleri çalışıyor ve silik kanalına düşüyor.
Hem development sürecinde bu testler çalışıyor hem günlük olarak çalışıyor ki bir şey etkilendiyse ekibin silik kanalına ekibi haber etsin ve burada işte bir kırılma var.
haberdar olsun diye. Bunlar cevap olarak çalışıyor günlük.
Çok güzelmiş ya. Şu an ben de kafa açtım.
Ben de bizim projelerde vesaire hani benzerini yapabiliriz diye bir düşüneceğim hatta.
Bir ekibe bunu bir aktaracağım yani.
Böyle bir şey varmış falan diye.
Peki burada monitör kısmı nasıl oluyor yani işte belirli dashboardlar vesaire yani Slack gibi anladığım kadarıyla işte Slack'tan mesajlar gelen ve regrasyon törenine bağladığımız böyle alertinglerimiz var.
Onun dışında böyle genel alerting veya monitörlükle ilgili Şunu özellikle takip ediyoruz ya da şu tarz grafandeş botlarımız var gibi bir şey var mı?
Evet abi burada şeklinde kullandığı nivriliği de kullanıyoruz.
Sentry ve Firebase kısımlarını da kullanıyoruz.
Bunları 7-24 saat takip ediyoruz monitör olarak.
Bunları trafiğimizde Kibana'dan da alertlerimiz oluyor.
Yani Logstim'de Kibana'yı kullanıyoruz.
Burada herhangi bir anlık bir alert düştüğünde selekten bize mesaj geliyor.
İşte P1, P2 gibi belli seviyelerde alertler düşüyor ve o an işte löbetçiye bunu bildiriyor.
Orada da yani 7-24 izliyoruz uygulamamızı.
Orada da yani alertlerimiz sağlam diyebilirim.
Çok iyi. Bayağı detaylı olarak anlattın zaten.
Şu an kafamda soruşturdun. Hepsi gitti.
Teşekkür ettim. Çünkü monitoringdir.
Alerting de böyle benim en çok böyle ilgi alanımın olduğu yer diyebilirim böyle.
Hani çünkü şey... Bu tarz şeyler böyle kafa açıyor ve neye bakılması gerekiyor?
Çünkü monitörlük de biraz şey oluyor.
Bir problem yaşayınca bizim buna alakamız lazım oluyor ya.
Yani bende oluyor. En azından bilmiyorum bence herkes de oluyordur.
O yüzden böyle diyen insanların neler yaşadığını görmek.
Yani biraz tecrübeyle gerçekten her zaman monitörlük daha da büyüyor ve kapsama artıyor gibi bir şey.
O yüzden güzel oldu benim için.
Verimli geçti. Burada aramızda PM var aslında.
Direkt Emre'ye de sorabilirim.
Mesela bizde Full Film tarafında Emre şöyle bir şey var.
bir operasyon var. Türkiye'de birçok depo var.
İşte yurt dışında birçok depo var.
Ve bu operasyonun fiziksel bazı işte verimlilik için ihtiyaçları var.
Yani belirli bizzat süreçleri oluyor vesaire.
International'da farklı insanların farklı verimlilik arttırmak için entegrasyonlar gerekebiliyor.
Fiziksel süreçler gerekebiliyor vesaire.
O yüzden de arada böyle OPEX, Operational Excellence diye ekip var ki bize aracı olsunlar ve hani piyolarımız için konuşabileceği direkt böyle bir kişi, bir ekip, bir müşteri var gibi bir şey hani ihtiyaçları öncelikleştirebileceğim.
Sizde bu Tam olarak hani sonuçta bir satıcıyla oturup direkt ne yapalım olmuyor ya.
Tam olarak bir iş hani fikir nasıl geliyor?
Baştan sona iş nasıl ilerliyor?
O flow'u biraz böyle bahsedebilir misin?
Tabii abi. Biz de aslında baktığımızda birden fazla paydaşımız var burada.
Bizi aslında geri bildirim sağlayan.
Tabii ki de şu an satıcıyla benim birebir konuşmam çok mümkün olmuyor.
Yaptığımız case'ler var mı?
Var. Hatta geçen sene yanlış hatırlamıyorsam bir tane satıcımız mesela problemle ilgili bize sürekli bir iletişim kurdu.
Bu noktada da en sonunda bir zoomda bakalım gerçekten problem ne?
O noktalarda böyle daha müdahale etmeye çalışıyoruz gerçekten bir problem varsa.
Çünkü bazı kezler bizim de beklemediğimiz anlar oluyor.
Ama bir fikir nasıl başlıyor o serüveni konuşalım dersek aslında şöyle anlatabilirim.
Bizim şu an marketing tarafı, support ekibi, birlikte bu projeyi yürüttüğümüz business side ekipler ve birlikte aslında her yılın başında bir 2026'nın vizyonunu koymaya çalışıyoruz.
Yani bu vizyonda nedir? Biz quarter bazlı neler yapmak istiyoruz?
Yıl sonunda nereleri hedefliyoruz?
Hangi KPI'leri daha çok ön plana çıkarmak istiyoruz ve iyileştirmemiz gerekiyor?
Bu noktada baktığımızda zaten bizim o vizyon belirlendiğinde aylık backloglarımız da bir nevi çıkmış oluyor.
Daha sonrasında artık biz bu backlogları önceliklendirme noktasında biz Pınar'da az önce bahsetmişti haftalık sprintler koşuyoruz agile metodolojisinde.
Bununla birlikte aylık bir backlog içerisinde Bu sprintlerde işlerimizi eritmeye çalışıyoruz.
Bunu da önden aslında bütün business ekipleriyle birlikte hangi release'de çıkacak, hangi tarihte çıkacak, hangi versiyonda bunlara anlaşıyoruz.
Ve daha sonrasında artık bizim o iş sprint'e geldikten sonra sanki bir fırına hamuru atmışız gibi düşünebiliriz.
Artık o fırında pişmeye başlıyor.
Orada bir coding işlemi gerçekleşiyor.
Daha sonrasında bir bakıyoruz, test ediyoruz.
Okey mi, değil mi? Bu noktada eğer A-B testi yapmamız gerekiyorsa, keza şu an...
mobil uygulamanın geldiği konumdan dolayı artık direkt bir iş çıkalım diyemiyoruz.
Çünkü burada yaptığımız her bir hamle deneyimi direkt etkileyecek ve orada daha ciddi bir kayıp yaşatabilecek bizi.
O yüzden olabildiğince A-B testlerimizi koymaya çalışıyoruz.
Oradan gelen data ile birlikte kararlarımızı vermeye çalışıyoruz.
Ve en sonunda artık biz bu işleri hazırladık dediğimizde en başta anlattığımız release sürecine dönmüş oluyor.
Ve işin en keyifli kısmı sonrasında başlıyor.
Eğer bir A-B test varsa Onun metiklerini takip etmek böyle sanki monitör izliyormuşuz gibi bir deneyim oluyor bizim için de.
Her gün girip bakıyoruz ne oldu ne bitti neredeyiz.
Bazen çok kötü gidiyor ve erkenden kesiyoruz.
Bazen de çok iyi gidiyor 14.
günü bekliyoruz böyle bitsin de onun üzerinden yorumlaşalım diye.
Genel olarak böyle ilerleyen bir sürecimiz var.
Tabi bu daha genel kısmı abi.
Örneğin şu an en başta 2026'yı mesela konuşuyoruz.
Kuartırları belirlemeye çalışıyoruz.
Ama her ay her gün geçtikçe teknoloji çok değişiyor.
Beklenti çok değişiyor, ihtiyaçlar çok değişiyor.
Buna da uyumlanmak için aslında sürekli yenilenen, kendini canlı tutan bir backlog'a sahip olmaya çalışıyoruz biz de.
Evet evet ya backlog konusunda aynı fikirdeyim çünkü bu iş bir rekabet kısmı var ya da yeni bir teknoloji çıkıyor.
Her hafta takip bile çok zor oluyor.
O yüzden hani bir hep sanırım sen de yapıyorsun tabii genel bir fikir veya genel proje ama detayı...
Her an her şey olabilir gibi oluyor.
Bir de A1 Testing kısmında bende de işte şey var.
Kişisel bir YouTube kanalım var orada.
Yani çok az bir izlenme ama yine de o A1 Testing'de o dataları görüyorsun ya kim ne yapıyor vesaire.
Onun böyle gerçekten zevki bir başka böyle hani datayı izlemek, okumak.
Farklı bir şey var. Kesinlikle YouTube'da 14 gün sonunda veriyor sana datayı galiba değil mi?
Öncesinde bir şey de göstermiyor.
Yok veriyor ya. Veriyor mu? Sadece anlık değil ama bir gün öncesine kadar, iki gün öncesine kadar.
Temel bazı bilgileri en azından...
veriyor. Hani takip edebileceğin kadar bir veriyi veriyor en azından.
Ama tabii zaman geçtikçe daha iyi, daha detaylılar veriyor analitik olarak.
Burada A-B testleri tabii aşkla anlattığınız çok güzel ama bir developer olarak bir hafta on gün uğraşılmış bir şeyin bu olmadı deyip gitmesi de bazen üzücü oluyor.
Patlıyor değil mi böyle? Çok haklı bu arada.
A-B dediğimiz şey gerçekten maliyetli bir şey aslında baktığımızda.
Aynı şeyi iki kere yazıyoruz.
Ama işte orada büyüyen bir olduğu senaryoda yapılan her bir ufak değişiklik bambaşka sonuçlara sebebiyet verebiliyor.
Yani CTR'ı direkt etkiliyor, CR'ı etkiliyor, her şeyi etkiliyor.
Ve bir yerde aslında bizim şirketin kültürü de bu.
Yani data ile yaşarız dememizin sebeplerinden biri de aslında bu.
Biz şu an aldığımız kararlarda dataya ışık tutuyor muyuz, ne kadar bakıyoruz, bunları ne kadar kullanıyoruz.
Bunlar aslında değerli şeyler.
Oradan da kültür seyşinine bağlayacak bir şey.
Aynen. Ödüyorum. Müzik data ile konuşuruz da bağlıyoruz.
Ama şöyle bir şey var Pınar gerçekten de.
Data ile konuşmak her zaman mutlu ediyor demek değil.
Çünkü data dediğin gibi AV testing yapıyorsun.
Aslında bunun olmaması daha verimli oluyor ya böyle.
Yani bizde de işte fiziksel bir süreç var diyelim.
Hani fiziksel bir şey olduğu için onu bir denememiz gerekiyor.
tam olarak %100 bilemeyeceğiz.
Hani bunun gerçekten işe yarayamayacağını çünkü operasyon hocamın onu yapması gerekiyor ki biz hani zamandan kazanılıyor fiziksel olarak.
Onu bir görmek gerekiyor. Sanal bir şey de değil.
Hani deneyelim gibi bir şey tam olmuyor böyle.
Ve hani başarısız olursa veya hani o feature'ın işte tam istediğin gibi değil de şöyle olması gerekiyor falan ama senin kafandakiyle aynı şey değil.
Kafandakiyle böyle. O yüzden böyle o his oluyor yani anlıyorum seni.
Aynen takılıyorum hani emeklerin çöpe gitti gibi değil tabii.
Yani önemli. Evet evet. Goygoy'un anlıyor ama mantığı.
Ama tabii Emre her seferinde çok aşkla anlatırken biz arada burukluk yaşıyoruz.
Emre böyle keyif alarak kapatıyor.
Tabii nereden baktığımıza bağlı.
Evet bak çöpsün yani. Bakmaya çalışıyorum diyelim.
Ama kesinlikle yani development anlamında maliyeti normal yapacağımız bir işe kıyasla çok daha yüksek kalıyor.
Evet evet doğru. Hepsinin böyle kendi çalışları var.
Şey gibi diyelim gülü seven dikenine katlanır gibi.
Kesinlikle öyle kesinlikle öyle.
Bazen dikeni büyük oluyor.
Bütün o AB tepe gidiyor.
Umutsuzluk yaşatıyor. Yakın zamanda böyle.
Böyle case'ler de gördüğümüz için bazı AB'lerimizde maalesef kötü oluyor.
Ama güzel oluyor yani güzel kısmı şu aslında buraya bağlayabilirim.
Her kötü şeyin bir learningi oluyor baktığımızda.
Önemli olan gerçekten biz orada neyi kötü yaptık daha iyi ne yapabilirdik onu anlayabiliyorsak aslında onlar da işin tuzu biberi.
Şu an 8 yıllık bir serüveni düşünüyorum böyle marketplace'in ilk zamanlarından bu yana geldiğimizde.
Şöyle bir olay anlatayım mesela önceden seller center şu an anlatıyoruz ya onlarca ekip binlerce yüz binlerce satıcı 60 satıcı vardı ben geldiğimde.
100 kişi aynı anda girince Seri Center çöküyordu.
Nereden nereye çok iyi. Çöküyordu ve biz şey oluyorduk böyle 100 kişi girdi mutlu oluyoruz hadi şimdi toparlayalım.
Sonra 200 oldu derken aslında onları yaşaya ilerleyen bir serüven oluyor.
Çok iyi ya bizde de benzeri kafamış.
Ben de 6 yıl önce gelmiştim.
2019 Haziran'da stajyer olarak başlamıştım ve Ahmet Can Güven siz daha yakın çalışıyorsunuz belki bilmiyorum çünkü o ara bize şey yapmıştı.
Evet ACG. bize sunum yapmıştı.
Hani stajyerlere, öğrencilere sunum yapıyordu.
Puzzle.js diye işte bir şeyimiz var.
İşte şöyle böyle falan diye böyle süreçlerden bahsediyorken şey demişti.
Anlık 450 bin aktif aynı anda kullanıcı kaldırdık gibi bir şey bahsetmişti.
Tam kelimenin detayını hatırlamıyorum ama.
Çok büyük bir sayıydı ama şu anda mesela o bizim için belki de standart bir sayıya geldi.
Tabii tabii. Şimdi milyonlardan bahsediyoruz.
Evet evet. Aynen. Şu an milyonlardan bahsediyoruz ve artık şey yani milyonu kaldırıyoruz.
Artık bir anda normalleşiyor yani.
Kesinlikle. Süper.
Okey de bana arkadaşlar çok teşekkür ettim geldiğiniz için.
Arkadaşlar çok güzel sohbetti.
Çok teşekkür ederim geldiğiniz için.
Sağ olun efendim.
Teşekkürler. Teşekkür ederiz efendim.
Bizi ağırladığınız güzel güzel konuştuk, sohbet ettik.
Evet. Valla çok güzel bir bölüm oldu gün ortasında böyle.
İşi bırakıp farklı bir dünyaya geçtik gibi oldu.
Sohbet, muhabbet ettik. Kafamız açıldı, güzel oldu.
Evet. Değil mi? Evet.
O zaman Selam İki Podcast'ımızın 88.
bölümünde Seller Center Mobile Core ekibiyle.
Bir sonraki bölümde görüşmek üzere.
Güç sizinle olsun. Bye bye.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
