
Konuklar: Buse Selvi, Merve Yıldız, Neşe Kına, Öyküm Diker Kırlı
87. bölümümüzde konuğumuz Marketplace UX ekibi oldu. Ekip yapısını, projelerini, teknoloji stack seçimlerini ve çok daha fazlasını konuştuk! Trendyol Talks'da Trendyol'daki kültürümüzü, kültürümüzden beslenen iş yapış biçimlerimizi ve ritüellerimizi konuşuyoruz. Trendyol Talks podcast kanalımızı takip etmeyi unutmayın!
Transkript
Selam ekip, ben Storefront Web Search ekibinden Cengiz.
Teknoloji ekiplerini tanıdığımız ve süreçler, teknolojiler gibi konuları konuştuğumuz Selam Ekip Podcast serisinin 87.
bölümündeyiz. Ve 87.
bölümde bugün Marketplace UX ekibiyle birlikteyiz.
Marketplace UX ekibini tanıyacağız.
Kullanıldıkları teknolojiler, pratikler, ekip yapısı gibi konuları konuşacağız.
Bugün biraz daha böyle tasarım ağırlıklı, birazcık daha teknoloji tarafında yani bizim bu işte daha renkli diyebileceğimiz renk kodlarıyla dolu bir bölüm yapacağız diyelim.
Arkadaşlar hepiniz hoş geldiniz.
Hoş bulduk. Selamlar.
Hoş bulduk.
Hoş bulduk. Evet bugün front end developerların azılı düşmanı takımların UAT konularında büyük problemler yaşadığı bir ekiple beraberiz.
Yani şaka bir yana tabii ki.
Acımasız oldu. Şaka bir yana tabii ki aslında bir özellikle client tarafındaki ekiplerin olmazsa olmazı mobil tarafı da tabii ki koyalım.
Olmazsa olmazı bizim ben client ekibinde çalıştığım için bir tasarımsal bir iş geldiği zaman bizim işin geçmesindeki son adım tasarımın okey vermesi.
İşte PM'in ve tasarımcının, dizaynerin okey vermesi.
O yüzden böyle çok kritik bir konumda olduğunuzu söyleyebilirim.
Her şeyden önce arkadaşlar kendinizden...
Kısaca bahsedebilir misiniz?
Kendinizi tanıtabilir misiniz? Bu renkli tanıtım için teşekkürler Cengiz.
Ben Neşe.
Yaklaşık iki buçuk yıldır Trendyol'da çalışıyorum.
Bu Kasım'da üçüncü Kasım'ım.
Çok güzel gidiyor. Marketbase UX ekibinde ben tasarım liderliğini yürütüyorum.
Sorumlu olduğumuz bütün panellerin genel deneyimine odaklanma, işte ekipteki herkesin kendi potansiyelini gerçekleştirmesi için ihtiyaç duyduğu ne türlü, her türlü desteği
vermeye hazır bir şekilde yanlarında yol alıyorum diye ben bir kısa giriş yapmış olayım.
Ben devam edeyim.
Selamlar, ben Öykü.
Ben de 4 yıldır Trendyol'da UX UI Designer olarak çalışıyorum.
Satıcı ve marka panellerindeki reklam verme akışlarından ve Influencer'ların kullandığı panel olan Influencer Center'dan sorumluyum.
Influencer Center ekibinde kendi bölümü var, Selam Ekip'te, onu da dinleyebilirsiniz.
Kısaca domenlerimden bahsedecek olursam da, satıcıların ve markaların ürünlerini ve mağazalarını daha görünür kılmak için reklam vermeleri kritik.
Sellerist de burada devreye giriyor.
Trendyol için de bir kazanç modeli olduğu için oldukça önemli bir domen.
Bu ekranlarda kullanıcı deneyiminin reklam bakiyesi yüklemeye ve hızlıca reklam oluşturmaya uygun olması da kazanç pratiklerimizi doğrudan etkiliyor.
Ben de burada devreye giriyorum.
Influencer Center dediğimiz platform da aslında Türkiye'nin en geniş influencer havuzunun bulunduğu ve influencerların, markaların paylaşım tekliflerini kabul edip paylaşacakları linkleri aldığı, teklif kazançlarını
ve istatistiklerini takip ettiği panel diyebiliriz kısaca.
Biz de product ve business ekipleriyle birlikte Bu akışlarda son kullanıcılarımızın tüm işlemlerini hızlıca tamamlaması için yalı ve kullanıcı dostluğu açıklığı üretmeye çalışıyoruz diyebilirim.
Sözü Buse'ye bırakayım.
Selamlar, ben Buse.
Ben de yaklaşık 4,5 yıldır Trendyol'da UIX Designer olarak görev yapıyorum.
Seller Promotions, Onboarding Base, Domainleri ve Baklava Tasarım Sistemi sorumluluklarım arasında.
Baklava hakkında birlikte daha önce bir bölüm kaydetmiştik.
Merak edenler ona da göz atabilir diyeyim.
Reklam var. Bugün daha çok ama Trendol'daki satıcı tarafındaki sorumluluklarımdan bahsedebilirim.
Satıcı onboarding'i ve promotions yani satıcıların panele kayıt ve onboard olması ile birlikte indirim, kampanya, kupon, fiyatlandırma tool'ları gibi aksiyonlarını yönettikleri
ekranlara bakıyorum aslında. Bu sayfalar hem platform trafiğini hem satışları doğrudan etkilediği için çok kritik diyebilirim.
Ben de product ve business ekipleriyle birlikte bu deneyimleri olabildiğince pürüzsüz hale getirmek için çalışıyorum.
Ben Girebilirim. Ben de Merve.
Bursa gibi 4,5 yıldır Trendyol'da UX UI designer olarak çalışıyorum.
Sipariş, finans, mağaza tasarımı ve müşteri duyuruları domayınlarından sorumluyum.
Satıcıların günlük operasyonlarını takip ettikleri, hak edişlerini kontrol ettikleri, mağaza vitrinlerini süsledikleri ve müşterileriyle iletişim kurdukları temas noktalarını olabildiğince anlaşılır ve akıcı
hale getirmeye çalışıyorum. Tekrar hoş geldiniz arkadaşlar.
Valla dolu dolu bir kendinizi tanıtma oldu.
Gayet güzel oldu. Aslında bugün bir kolektif bir ekiple beraberiz.
Yani UX ekibindeki Marketplace, UX ekibindeki herkes anladığım kadarıyla farklı ekiplere destek veriyor.
İşte Influence Center var.
Promotional Promotion Onboarding için destek veren arkadaşımız var.
Sparş tarafı, finans tarafı.
Mağaza tasarım tarafı için destek veren arkadaşımız var.
Ama baktığımız zaman aslında buradaki herkes Marketplace UX ekibi içerisinde.
Ve buradaki sorumluluklar da değişik değişik oluyor diye düşünüyorum.
Biraz takımla alakalı konuşalım isterseniz.
Yani çok fazla soracağım şey var ama hani biraz öncelikle takımla alakalı bir şeyler konuşalım isterim.
Marketplace UX olarak odağınız...
Şu an nedir, neler yapıyorsunuz, nasıl bir ekip yapınız var, nasıl bir süreç yönetiminiz var burada?
Tabii ki böyle kafada da dediğin gibi çok fazla ekibe destek veriyoruz.
Onlar da böyle net olması için temelde böyle yukarıda dört ana şeyimiz var, dikeyimiz var Cengiz.
Bunlar işte seller core dediğimiz.
Burada satıcılarımız ürünlerini yüklüyor ya da ürünlerini yönetiyor, satışını yapıyor.
Bütün açıldığımız pazarlarda local karşılığı var, international karşılığı var.
Onun dışında brand center'ımız var.
Burada da markalarımız aslında markalarını koruyorlar.
Bunları oralardan yönetip...
yine satışlarını arttıracak aksiyonlar alıyorlar.
Diğer bir başlık da influencer center.
Orada da influencerlarımız satıcılarımıza satış yapmaları için yardımcı olup ardından da kazançlarını takip ediyorlar.
Bunlar dikeyken yatayda da domenlerimiz var.
Tıpkı senin saydığın çok önemli kritik domenlerimiz.
Bunlar ekip içerisinde designerlarımız ve researcherlarımız arasında ayrılarak İş bölümü yapılmış bir şekilde.
Bu kadar kaotik olan şeyde de UX odağınız nedir dediğin aslında aynı ekosistemde olduğu için farklı kültürdeki kullanıcılar ve profiller olsa bile bizim
aslında odağımız aynı.
Doğası gereği çok karmaşık bir yapı bu sistemler ve bu karmaşık yapıda kullanıcılarımız için şunu aslında hedefliyoruz her defasında.
Bilgisayarlık oluşturmadan neyin nerede olduğunu sevgisel olarak anladığı ve güvenle hareket ettiği, o deneyimi yaşadığı, sade tutarlı ve aynı tasarım dilini konuştuğu bir tasarım
sistemleri, tasarım akışları yapmayı çok önemsiyoruz.
Ekibin bu kadar kaotik ve çok sorumluluk alan bir ekibin yapısını da birazcık daha açarsak da biz toplamda 9 kişiyiz.
Çoğunluğu kadınlardan oluşuyor.
Çoğunluk diyorum ama gerçek bir çoğunluk yani.
Sekiz kadın bir erkek var ekipte.
Tek böceğimiz. Dux kişinin de iki tanesi researcher'ımız.
Beste ve Reyhan.
Altı tane de UX UI designer'ımız var.
Biri Ceyhun. Tek erkeğimiz, bahsettiğimiz böceğimiz.
Üç kişi zaten bugün bizle birlikte.
Geriye de İpek ve Zeynep kalıyor.
Bunlar bahsettiğimiz yukarıdaki domenler kendi aralarında ayrışmış bir şekilde tüm dikeylerine destek veriyorlar.
Ve biz sprint bazlı koşuyoruz.
Haftalık tasklarımızı alıp eritip stakeholderlarımıza destek veriyoruz.
Ve tasklarımız çok değişken oluyor.
Tıpkı senin bahsettiğin gibi bazen çok renkli oluyor ve ideation yapıyoruz yeni fikirler bulmak için.
Bazen çok küçük bir quick win iş olabiliyor ya da büyük akışlar tasarlıyoruz.
Stakeholder demişken de o tarafa da bir...
selam vermek lazım.
Orada da çok fazla iş kolumuz var.
İşimizin doğası gereği aslında çok fazla ekiple kesişiyoruz.
Burada da en sık olanlarımızdan bahsetmemiz gerekirse product managerlarımızla çok yakın çalışıyoruz.
Onun dışında business ekiplerimiz var ve tabii bu işin hayata geçmesinde önemli bir yeri olan development ekiplerimizle çok yakın çalışıyoruz diye böyle kafaları birazcık
daha toparlayıp netleştirmiş olayım.
Neşe ben burada bir şey takıldı aklıma şey sormak istiyorum çok güzel açıkladım bu arada ağzına sağlık yani çok güzel bir süreliğiniz varmış burada benim biraz kafama şey takıldı yani daha doğrusu şeyi
merak ettim şimdi Şey dedik işte bilimsel yük oluşturmadan neyin nerede olduğunu tahmin edebilir bir işte yapı ortaya koymaya çalışıyoruz.
İşte kullanıcının sanıyorum bir alışkanlık kazanabileceği bir tasarım sistemi, bir deneyim sistemi.
oluşturmak burada söylediğimiz.
Bunun arkasında nasıl bir şey yatıyor yani örnek veriyorum bir kullanıcı işte sizin yeni tasarladığınız yani misal verelim işte sıfırdan tasarladığınız bir sayfa var ilk defa proda alacaksınız
ve burada hani aslında birazcık daha felsefesini bu işin öğrenmeye çalışıyorum yani bakıldığı zaman bir kullanıcı sıfırdan bir sayfayı kullanmaya başladığı zaman zaten
başlangıçta her şey belli oluyor mu?
Yani daha doğrusu nasıl bir aslında burada şeyle yürüyorsunuz felsefeyle yürüyorsunuz.
Yani bir tasarım yaptık bunu kullanıcı kullanacak.
Fakat işte burada standart kullandığımız şeyler var.
Daha önce öğrendiklerimiz var.
Fakat hani bir yandan da kullanıcı şeyleri var tercihleri var ve yeni bir sayfa.
Buradaki ilerlemeniz nasıl oluyor tam olarak?
Şöyle çok güzel noktaya geldim Cengiz.
Bu bahsettiğim ekip içerisindeki researcher ve designer rolleri bizim bir arada çok böyle kaynaşmış bir harmoniyle çalıştıkları aslında roller.
Bu sıfırdan bahsettiğim bir yerde her zaman researcher'ı önemseyerek başlayıp belli izlediğimiz adımlar var.
Ve bu adımları da işin kapsamına göre Bazen yapıyoruz bazen yapmıyoruz.
O anlamda da böyle güzel bir iş akış süreçlerimiz var.
Ve orada uyguladığımız pratikler de var.
Mesela ideation bunlardan bir tanesi benchmark.
Bu konuda Merve'nin de lider ettiği bir sürecimiz de var.
O yüzden sözü Merve'ye atayım.
O daha detaylı ve güzel açıklar.
Evet top olabilirim.
Ya biz öncelikle bir iş bize geldiği zaman...
İlk adımımız her zaman problemi doğru tanımlamak oluyor.
Oradan başlayabiliriz belki sürece.
Bize bir problem gelebilir ama bu problem gerçekten doğru mu tanımlanmış?
Aslında bunu birazcık sorgulayarak anlamaya çalışıyoruz.
Sonrasında da mutlaka bir benchmark yapıyoruz.
Benzer pazar yerleri bu problemi nasıl çözmüş?
Benzer akışlarda bu problemler nasıl çözmüş?
Bunları mutlaka inceliyoruz.
Bunları listeliyoruz aslında.
Benchmark kısmında birçok şey görüyoruz, örnek görüyoruz ve bence benim için işin en eğlenceli kısmı ideation.
Benchmarkta bunları gördükten sonra ideation kısmına geçiyoruz Cengiz.
Burada da bu problemi hangi yollarla çözebiliriz, nasıl çözebiliriz birazcık bunlara bakıyoruz ve fikirler üretiyoruz.
Yine fikirler ürettikten sonra elimizde birçok fikir var.
Bunları da draft böyle birkaç tane tasarım yapıp mutlaka...
çıktılarımızı yine listeliyoruz.
Burada peki Merve kullandığınız çeşitli tool'lar var mı bunun için?
Yani benchmark tarafında da ideation tarafında da yani bunlar şey midir?
Tamamen el yapımı işler midir?
Yoksa burada otomatize ettiğiniz tool'lar vesaire oluyor mu?
Ya aslında Cengiz YouTube'u bile kullanıyoruz diyebilirim bazı satıcı panellerine ulaşabilmek için.
Ama çoğunlukla Mobbing kullanıyoruz.
Burada Mobin'de zaten birçok flow var.
Birçok yine pazar yerlerini görebiliyoruz.
Birçok markayı görebiliyoruz.
Birçok yerde Mobin kullanıyoruz.
Dediğim gibi YouTube kullanabiliyoruz.
Her şeyi aslında araştırıyoruz.
Merve'nin dediği gibi draft tasarım çıkardıktan sonra bu draft tasarımlarla birlikte research'a gitmeye de özen gösteriyoruz.
Bazen bizim ihtiyaç olarak gördüğümüz ya da yaptığımız tasarımların satıcı tarafında bir karşılığı olmayabiliyor.
Bu yüzden kendimizi kullanıcı yerine koymuyoruz.
Onları dinlemeye özen gösteriyoruz.
İhtiyacı anlamaktan tutup çözüm önerilerimizi doğrulamaya kadar birçok araştırma yöntemlerinden yararlanıyoruz.
Neşe'nin de bahsettiği gibi ekipteki UX researcher'larımız Beste ve Reyhan.
buradan da selam söyleyelim, araştırma süreçlerimizi yürütüyor ve tasarımcılarla bizlerle dirsek dirseğe çalışıyorlar.
Anket, prototip, kullanılabilirlik testleri, A-B testler, sağ görüşmeleri ve tabii ki 7-24 gelen Haccar'dan topladığımız feedbackler gibi birçok araştırma yöntemiyle kullanıcıların
feedbacklerini alıyoruz ve kullanım datalarına bakıyoruz süreçte.
Ben devralayım buradan da.
Bu araştırmaları yaptık.
Edindiğimiz çıktılar doğrultusunda da aslında artık böyle problemi ve hipotezi netleştiriyoruz bu aşamada diyebilirim.
Biraz küçük parçalar haline ilerlemeye çalışıyoruz.
Zaten MVP mantığına trend yolda her ekip aşinadır diye düşünüyorum.
Biz de böyle büyük redizayn yerine kullanıcıyı tanıdığı yapıdan tamamen koparmadan adım adım akışları sadeleştirmeye, güncellemeye çalışıyoruz ve varsa yerine özellikler eklemeye çalışıyoruz.
Bu aşamada da tasarımlarımızı oldukça böyle alternatifli çalışmaya gayret ediyoruz.
Sonrasında da stakeholderlarla review edip en uygun çözümde uzlaşıyoruz.
Final tasarım onaylandıktan sonra da zaten geliştirme süreci başlıyor.
Development tamamlanıyor sonrasında ve canlıya geçmeden önce de senin de podcast başında aslında böyle refer ettiğim bir UAT sürecimiz var.
Yani stage ortamında tasarımın UI ve fonksiyon olarak tasarladığımızla birebir örtüştüğünden emin oluyoruz.
Geliştirme canlıya alındıktan sonra da eventlerle metik takibini yapıp kullanıcı geri bildirimlerini izleyip yapılan iyileştirme gerçekten işe yaradı mı onu ölçmeye çalışıyoruz diyebiliriz.
Süper. Burada şeyi merak ediyorum.
Şimdi burada hani işte şey falan dediniz işte hatçardan feedback gelen hatçar feedbackleri alıyoruz vesaire hani.
Burada o zaman şöyle mi ilerliyor konu hani siz bir tasarım çıkartıyorsunuz bu tasarımla alakalı feedbackler geliyor işte A-B testler yapılıyor vs.
Sonrasında buradan bir data çıkıyor sonrasında bu data size geliyor tekrar.
Data sonucu pardon data sonucu çıkıyor data sonucu size geliyor ve siz bunu değerlendirip bir revize ya da işte bir dizayn olayına falan giriyorsunuz diye anladım doğru mudur?
Aslında research bir...
işin, geliştirmenin life cycle'ında belli noktalarda girebiliyor hayatımıza.
Eğer problemi net anlayamadığımızı, satıcıya tam olarak empati yapamadığımızı düşündüğümüz bir noktadaysak en başında anket olarak girebiliyor.
Veya draft tasarımlarımızı çalıştıktan sonra yani problemi net anladığımızı düşünüyorsak orada yine aynı şekilde satıcının ilk nabzını ölçmek için kullanıcı görüşmeleriyle veya prototip testleriyle girebiliyor
hayatımıza. O yüzden tasarım Ama en başta oluştururken yaptığımız research'larla direkt o research'ların çıktılarıyla hayatımıza devam edebiliyoruz, tasarımlarımıza devam edebiliyoruz.
Ama eğer bir prototip testi çalıştıysak veya finale yakın bir draft tasarım çalışıp dediğim gibi öncesinde nabız ölçmek için yaptığımız research sonucunda beklemediğimiz bir sonuç veya farklı bir feedback
aldıysak tabii ki tasarımlarımızı o noktada revizeye gitmek için PM'le birlikte değerlendirmeye başlıyoruz tekrar ve yeni tasarımlar çalışıyoruz diyebilirim.
Yani böyle toparlayabilirim kısaca.
Ben küçük şöyle bir kapıyı da açabilirim Cengiz senin söylediğine.
Tasarım aslında bir başlayıp biten bir life cycle'a sahip bir şey değil.
Bir döngü halinde bir çember aklınıza gelebilir.
Bunun çok farklı metotları da var.
Double Diamond var mesela uygulayan büyük şirketlerin bazıları bunları da uyguluyor.
Bunların hepsindeki amaç aslında başlayıp bir yerde bitmesi değil de bittiğini düşündüğün şeyin tekrardan senin için bir veri olup tekrardan Circle'ın başına gelip eklenip o yeni bilgiyle
yeni bir akışın tekrardan tasarlanıp ya da daha da iyi bir versiyonun çalışılıp çünkü amacımız kullanıcının iyi bir versiyonu, iyi bir deneyimi yaşaması.
Herhangi bir yerdeki data bizim için tekrardan o tasarımının daha iyi bir versiyonunu çalışmak için bir fırsattır.
Ve o yüzden o saykılı sürekli tekrar ede ede yaşıyoruz diye farklı bir yöne doğru da açmış olayım sorunumu.
Süper, süper.
Valla tabii burada bizim bakış açımız yani daha doğrusu işte geliştiriciler, PM'ler vesaire bizim bakış açımızla dizaynerların...
Bakış açısı tamamen birbirinden farklı olabiliyor.
Bu arada şeyi sormak istiyorum.
Designer title'ı okey bir title mıdır?
Çünkü mesela işte şeylere mesela QA engineer arkadaşlara testçi ya da tester denmesinden inanılmaz derecede sinirleniyorlar.
Sizde designer okey bir title mıdır?
Ben ne cevap vereyim ama herkes açık yani.
Bizim burada böyle bir şeyimiz yok ya testçideki gibi designer da de, tasarımcı da de.
Bizimle iletişim kurmak için istediğini söyle yani.
Veren bir nickname'e de seslenebilirsin.
Öyle bir şeyimiz yok.
Title olarak designer da okey, tasarımcı da okey.
O an neyi söylemek istiyorsan olur.
Ben de bir şey söyleyeceğim UXG diyorlar bazen.
UXG. Aynen.
Yani hepsine okeyiz böyle şeylerimiz yok çok.
Yeter ki bizde iletişim kurun de şimdi dediği gibi.
Trend yolda title'lar o kadar da önemli değil zaten ya.
O yüzden product designer, UX designer, designer, tasarımcı yani her şey oluyor.
Direkt ismimizle de hitap edebilirsiniz aslında.
Bizim bir anlamımız var.
Ben şey diyeceğim hani bizimle yeter ki iletişim kurun dedik ama bir arttıracağım burayı.
Yeter ki bize problem getirin.
Ne yapacağımızı söylemeyin.
Bize problem getirin biz onu çözelim.
Onun haricinde böyle istediğiniz hitapta bulunabilirsiniz bence.
Pekala sevgili UX'ci arkadaşlar.
Bir sonraki sorumda devam ediyorum.
Şimdi birçok konudan konuştuk tabii.
UX bağlamında konuşacak olursak aslında işte User Experience konuştuğumuz durumda.
İyi bir UX sizce nasıl olmalıdır?
Yani Marketplace UX ekibi olarak kullanıcı deneyiminde siz en çok neleri önemsiyorsunuz?
Deneyimin panellerdeki tüm sayfalarda tutarlı olması için ekip olarak aslında tüm tasarımlarımızı daha önce de bahsettiğim gibi baklava dizayn sistemi üzerinden ilerletiyoruz.
Bir ayrı bir bölüm yaptık baklavaya, koca bir bölüm.
Ama burada da kısaca bahsedecek olursam, tasarımı büyük ölçekte yönetebilmek için oluşturduğumuz standartlar bütünü diyebilirim baklava için.
E-işlebilirlik, content writing gibi kurallar ve görsel kütüphane sayesinde büyük ve geneli ilgilendiren konuları da tek bir yerden yönetebiliyoruz böylece.
Baklavayı sadece böyle tasarım adımını da bırakmayıp eş zamanlı kod tarafında da geliştirdiğimiz için de developerlarla da aynı görsel dili konuşuyoruz aslında.
Tasarımlarımız böylece canlıya bambaşka bir şekilde çıkmamış oluyor.
Bu da UAT adımını çok hızlandırıyor diyebilirim.
Aynı panelde farklı ürün ekiplerinin sorumluluğunda olan domenler arasındaki tutarlığı da bu şekilde sağlayabiliyoruz.
Örneğin satıcı panelinde indirimler sayfasından müşteri duyuruları sayfasına geçen bir satıcının bambaşka bir arayüz ve deneyimle karşılaşmamasını önemsiyoruz diyebilirim.
Bu senin aslında dediği gibi böyle farklı domenler için tasarım yapıyoruz ama ortak bir deneyim olsun istiyoruz.
Satıcılarımız bunu hissetsin istiyoruz.
O yüzden böyle her yerde aynı dilin tekrar etmesi bizim için aslında önemli.
Hatta bunun için haftalık konsistensi toplantılarımız bile var Cengiz.
Ne yapıyoruz? Bir yerde farklı kullanılmış mesela deneyim iki domain arasında.
Hemen bir araya geliyoruz.
Burada neden farklı kullandık diyoruz ve bunları ortaklaştırmaya çalışıyoruz.
Genel olarak buna yani çok önem veriyoruz diyebiliriz.
Şimdi diğeri de bilişsel yük.
Bilişsel yükte şunu söyleyebiliriz.
Bir tane satıcımız var mesela.
Biz hep havalı şunları hayal ediyoruz.
Satıcımız sadece bu işte ilgileniyor.
Ama çok farklı yerlerde çalışan satıcılarımız da var.
Mesela bir esnaftan söz edebiliriz.
Adam hem müşterileriyle ilgileniyor.
Hem de tren yolda sipariş hazırlamaya çalışıyor.
Şimdi baktığımız zaman çok kaotik bir ortam.
Müşteri oradan bir soru soruyor.
O arada satıcımız kavga hazırlamaya çalışıyor.
Bunu da azaltmak için aslında hani paneli olabildiğince sade tutmaya çalışıyoruz.
Bilisler yükü azaltmaya çalışıyoruz diyebiliriz.
Hep bahsettiğimiz gibi sadelik bizim için yine çok önemli.
Çok fazla aksiyon var panelde.
Bu tarz noktalarda hani olabildiğince sade aksiyonla yönelik şeyler vermeye çalışıyoruz.
Diyebiliriz belki bu soru için. Buradan hemen ben devralayım.
Merve'nin bahsettiği sadelik kısmının aslında bizim ekipte kasap sesin dediğimiz bir oturumlarla somutlaştığı direkt bir karşılığı var.
Biz bu kasap sesin dediğimiz oturumlarda belli bir ekran veya belki bazen tüm akışı ekipçe masaya yatırıyoruz.
Bu akışla veya ekranlarla alakalı funnel dataları, eventler, heatmapler eğer varsa kullanıcı araştırmalarının çıktıkları ve işte bu kullandığımız feedback tool'larından gelen geri bildirimi.
Bu ekranı nasıl daha sade, nasıl daha anlaşılır hale getirebiliriz sorusuna yanıt bulmak
oluyor. İlgili PM'i de davet edebiliyoruz bu sesinlere.
O sesinlerde PM ve tüm ekip...
birlikte alternatif fikirler üretmeye çalışıyoruz.
Yapabiliyorsak eğer sesinin içinde hızlı draftlar çiziyoruz ve aksiyon noktalarını çıkartıyoruz.
Sonrasında da PM ve domeninin tasarımcısı birlikte bu aksiyon maddelerini impact-effort dengesine göre önceliklendirip geliştirmeye almaya başlıyor.
Sonrasında da canlı yanıldıktan sonra metik takibini yapıp hem kullanıcı deneyimindeki iyileşmeyi hem de aslında biznes KPL'ler üzerindeki etkisini de gözlemliyoruz.
Yani bizde iyi bir UX sadece kullanıcı için kolay değil aynı zamanda iş hedefleri açısından da anlamlı bir fark yaratmalı.
O yüzden hani sadelik demişken Merve bir kasap seçiminden de bahsetmek istedim kısaca.
Buradaki tabii sadelik demişken Mimar Selim Bey'i de anmadan demeyiz.
Bu da öyle bir sadelik değil yanlış anlaşılmasın.
Mimar Selim Yuhay'a buradan sevgilerle.
Süper, süper vallahi. Yani aslında bizim düşündüğümüzden çok daha farklı bir süreç ilerliyormuş.
Yani burada işin tabii biraz daha içerisine şimdi bizim projelerde de işte dizayn sistem işlerimiz falan da var.
Biraz daha işin içerisine girdiğimiz zaman işin ne kadar aslında çok boyutlu olduğunu görebiliyoruz.
Zamanında bir arkadaşımız bize bir sunum yapmıştı işte UX felsefesiyle alakalı falan.
O zamana kadar da aslında çok böyle basit bakıyorduk biz işe.
Tabii ki sadece dizaynla alakalı değil, birçok süreç var işin içerisinde.
Birçok farklı sürecin olduğu ekip de var bu arada.
Yani aslında baktığınız zaman siz çok fazla ekiple çalışıyorsunuz burada.
Bu ekiplerle iletişim, işte ortak çalışma vesaire sizin tarafta nasıl ilerliyor?
Bunu yürütmesi, yönetmesi zor değil mi?
Yani nasıl sağlıklı bir şekilde yürütüyorsunuz burada?
Buna da ben cevap vermek isterim.
Evet birden fazla domen ekibiyle çalışıyoruz gerçekten.
Kendimden örnek vereceğim. Celiret kendi içinde beş ayrı ekipten oluşuyor aslında.
Hani tek bir domen gibi.
adlandırıyoruz ama ben 3 product manager ile birlikte en çok dirsek dirseğe çalışıyorum.
Aynı şekilde influencer center'da iki ayrı ekipten oluşuyor.
Yani böyle development, product, business ekipleriyle etkileşimlerimiz oldukça fazla.
Ve her domeninin hedefleri farklı, ekip yapısı da farklı.
O yüzden burada bence iletişimini sistematik olarak yürütmek çok önemli.
Biz bu noktada ortak iletişim kanalları ve böyle düzenli paylaşımlar üzerinden ilerliyoruz.
Yani bireysel mesaj açmalardan yerde herkesin görebildiği ortak alanlarda konuşmaya çalışıyoruz.
Bu hem böyle şeffaflığı hızımız arttırıyor hem de gelişmelerin takibini böyle tüm paydaşlar tarafından daha kolay takip edilebilir hale getiriyor.
Bir de bu işin bizim ekip, MPUX tarafı var.
Ortak çalışmaya değinecek olursam biraz.
Her tasarımcı kendi domenindeki product manager ile böyle birebir çalışıyor ama aslında çoğu projede peer working dediğimiz modelle ilerliyoruz.
Yani bir tasarımcı başka bir domenindeki projeye de göz atıp o domeninin tasarımcısı ile birlikte alternatifleri tartışıp çalışabiliyor.
Bu da ekip içinde bilgi paylaşımını çok güçlendiriyor.
Ve yani her domen hakkında novhamızı arttırdığı için de ortak çalışmayı bayağı kolaylaştırıyor.
Stakeholder tarafına da böyle bir tekrar dönecek olursam, tasarımı sadece bir görsel çıktı olarak değil de kullanıcı değeri yaratan bir çözüm olarak...
anlatmaya, detaylandırmaya özen gösteriyoruz.
Bu sayede de herkes neyi neden yaptığımızı daha net bir şekilde anlıyor ve ekipler arası işbirliği de böyle çok daha akıcı bir hale geliyor diyebilirim.
Ben öyküme şu eklemeyi yapmak isterim.
Şimdi böyle Tatlı tatlı anlatınca sanki problemsiz bir akış varmış gibi de düşünülmemesini de isterim.
Tabii ki iletişim kazaları olabiliyor.
O işleri ya da beraber çalışırken yanlış anlaşılmalar da oluyor.
Bunlar çok normal doğamız gereği.
Ama orada da ekip olarak aslında önemsediğimiz ve çok fazla pratik etmeye çalıştığımız, içselleştirdiğimiz iki tane şeyimiz var, pratiğimiz var.
Bunlardan bir tanesi zaten şirket kültürümüzde olan geri bildirim almak ve vermek esnekliğine sahip olmak ve belli frekanslarda da aslında retro yapmak.
Bu ikisini çok içselleştirmenin dışında da yaparken böyle çok keyif alarak yaptığımız zaman aslında o problem ya da o hissedilen duygunun sadece o ana özel
olduğunu hatırlıyoruz.
Ekipte bununla ilgili bir ya da çalıştığımız stakeholders'a bununla ilgili böyle bir şeyi olan, bariyeri olan varsa da hemen böyle sarıp sarmalayıp alan açıp o esnekliği, o
kası güçlendirmesi için biz ön ayak olduk.
durumlar oluyor. Böylece her ne olursa olsun o sürecin içerisinde iyi hissederek hala keyif alarak birlikte yola devam etmeyi, iş üretmeyi kolaylaştırmış
oluyoruz. O yüzden hani bu tarafa da böyle bir parantez açmak iyi olabilir diye düşünüyorum ben.
Tabii ki canım her günümüzün de güneşli olacağını kimse garanti edemez yani ama burada süreç yönetiminiz gayet güzel yani çünkü tahmin edebiliyorum bizim zaten yani bu mesela podcast
sürecinde bir product ekiplerinin çok fazla hani bu iletişim konusunda çalışma yaptığını gördüm bir de işte sizin açıkçası dolayısıyla burada baya güzel bir iş var tebrik ediyorum.
Sen böyle demişken de ufak bir info vereyim tek cümleyle.
Biz aslında zaten product ekibine bağlıyız.
Yani product menajerlerle birlikte aynı ana ekibe bağlıyız diyebiliriz.
Şimdi yavaş yavaş sona doğru geliyoruz sorularımızın.
Burada biraz daha şey tarafından dışarıdaki iletişimi konuştuk.
Ekip içindeki iletişimle alakalı bir de sormak istiyorum.
Ekip iletişimini geliştirmek için neler yapıyorsunuz?
Böyle ritüelleriniz vesaire var mı?
Var. Biz genel olarak ekip olmayı, biri olmayı, birlikte olmayı çok seviyoruz.
Bu konuda kendimi şanslı hissediyorum ve ekip olarak da çok şanssız.
Herkes bu motivasyon sahip.
Böyle olunca da ritüel oluşturmak çok kolay oluyor Cengiz.
Mesela çok keyif alarak yaptığımız her ay muhakkak dışarıda buluşuruz kesinlikle.
Ve böyle hani buluşmak deyince de aklınıza klasik dışarı çıkıp yemek.
yemek gibi gelmesin.
Bazen bu böyle kültürel, sofistik bir etkinlik de olabiliyor.
Farklı aktiviteler de oluyor.
Bunun için ekipçe şey yapmıştık, bir egzel açtık ve herkes yapmak istediği etkinliğe girmişti.
Sırayla o etkinliği o kişiyle birlikte hep birlikte ekip olarak şey yapıyoruz.
Yapıyoruz dışarı çıkıp birlikte.
Onun dışında çok keyif alarak da yaptığımız bir aktivitemiz Design Table adında bir oturumumuz var.
Bu oturumda şöyle bir ihtiyaçtan dolayı çıktı.
Tasarımcı kimliğinde böyle rutine bağlayan işleri olduğunda ya da beslenemediğini hissettiğinde böyle motivasyonun çok düşebiliyor.
Bunu kırmak için de her hafta bir masanın etrafında buluşup tasarım odaklı konuştuğumuz, yeni metotlar denediğimiz, bazen yaratıcı sıçramalar yaratması için çemberin dışına
çıktığımız Çok bir duygusal yetenekle ilgili sokratik düşünme oturumları yaptığımız, bazen trendleri konuştuğumuz bir aktivite oluyor ve bundan
herkes hep birlikte çok keyif alıyoruz.
Onun dışında da bir toplantı ya da bizim ekibimizin neye ihtiyacı var diye bir workshop yaptık.
O workshopta buluşmak için...
birlikte çalışmak için neye ihtiyacımız olduğu üzerine konu başlıklarını çıkardık.
İşte Design Ops diye, Lab diye, Kritik diye böyle tasarım pratikleri oluşturduk.
Bunlarda da Ops'ta işte buluşup verimsiz olan süreçlerimizi konuşup bunları bazen AI ile nasıl çözebiliriz diye tartıştığımız ortamlar yaratıyoruz.
Ya da Lab'de buluşup Farklı konular için aile yaşamlar yürütüyoruz.
Kritikte de yukarıda da çoğunlukla bahsettik.
Bir tasarım için buluşup herkes farklı bir şapka takıp o şapkanın üzerinde o tasarımı geri bildirimler verip daha olgun nasıl bir yere getirebiliriz diye tartışıyoruz.
O yüzden böyle birlikte olmayı sevdiğimiz için de böyle bolca farklı farklı etkinliklerimiz, ritüellerimiz var.
Vallahi ne güzelmiş ya.
Yani şimdi genellikle bu soruyu sorduğumuz ekiplerden ya işte yemek sevdalısı ekiplerimiz var, araba sevdalısı ekiplerimiz var, nargile seven arkadaşlarımız var falan.
Hani böyle oyun üzerine falan şeyler duyuyoruz.
Böyle daha sofistike bir cevap aldığım için birazcık şaşırdım açıkçası ama çok güzelmiş gerçekten.
Son soruma geçeyim ufaktan çok keyifli bir sohbetti gerçekten son olarak da şeyi sormak istiyorum şimdi bu işi yaparken siz bu işi yaparken en çok motive eden şey
nedir sizi? Beni en çok motive eden kısım aslında Trendyol'un bu hızlı çıktı üreten proaktifliğiyle kullanıcıların pain pointlerini belirleyip hızlıca çözebiliyor
olmak. Bugün yaptığım bir tasarım bazen yeri geliyor yine bugün bile canlıya çıkabiliyor.
O kadar süreçten bahsettik.
Ama bazen bu süreç bir gün de sürebiliyor, bazen üç hafta da sürebiliyor.
Bu hızla yaptığımız işin kullanıcıya direkt temas eden ve görünen bir yerde olması da mesleki olarak tabii ki tatmin edici.
Bunu da samimi ve pozitif bir ekipte yapıyor olmak da işin bonusu diyebilirim.
Teşekkür ediyorum ekibe ve bizi aradığın için sana.
Ben şey diyebilirim, yani beni en çok motive eden şey bir problem bana gelsin ya da gelmesin.
Buradan daha fazla ne çıkar?
Buradan bir şeyler çıkar mı diye ben biraz kurcalamayı seviyorum.
O noktada böyle ideationlar yapmayı seviyorum.
Hani burada şöyle bir şey yapsak belki daha iyi...
dataları elde edebiliriz vesaire gibi.
O noktada zaten Trendyol'da ideation yapmaya böyle farklı senaryolar denemeye çok izin veren bir ortam olduğu için kendimi oldukça aslında mutlu hissediyorum bu ortamda.
Yani bir probleme dokunuyor olmak, farklı açılardan düşünmek, satıcının paneldeki işini kolaylaştırmak ya da satıcıya yeni feature'lar geliştirebiliyor olmak beni çok motive ediyor.
Ben de bizi ağırladığın için çok teşekkür ederim.
Çok keyifli bir sohbetti. Ben şeyi çok seviyorum.
Fikir aşamasında başlayan o belirsizliğin böyle zamanla netliğe dönüşmesi.
Yani bir problemi, pain point'i çözmeye çalışırken çok fazla değişken ve çok fazla ihtimal oluyor.
Bazen nereden tutacağını bile bilemiyorsun.
Ama adım adım ilerleyip o ilk taslaklardaki karmaşanın böyle kullanıcı testlerinden gelen bu hali çok daha iyi olmuş cümlesine dönüşmesi.
Bu gerçekten mesleki anlamda güzel bir tatmin yaşatıyor.
Böyle tamam doğru yere dokunduk diyorsun o anda.
O cidden motive edici.
Ben de çok teşekkür etmiş olayım bizi davet ettiğin için.
Çok keyifli bir kayıttı.
Ben de şeyi ekleyebilirim.
Ekip olarak ortak bir hedefe, kitlenme ruhundan çok besleniyorum.
Biz tasarım yapma amacımız kullanıcının hayatında bir şeyleri iyileştirmek, güzelleştirmek ve bunun için bir heyecan duyarak.
O heyecanı duyarken böyle kafanı çevirip yanındaki ekip arkadaşında da aynı heyecanı gördüğünde o yol ne kadar zorlu olursa olsun ya da üretmek istediğin
şeyi daha iyi bir noktaya taşımak için yolu hız kesmeden ilerlemeyi...
destek oluyor, güç veriyor diyebilirim.
Bu konuda da yine kendimi ve ekibi olarak şanslıyız.
Bizim için büyük bir ödül olduğunu düşünüyorum.
Herkes de bu heyecanı her defasında görüp böyle aha dediğin gibi evet ya bu işte çok iyi hissediyorum kendimi diye hissederek devam ediyorum.
O yüzden ekipteki herkesi çok seviyorum.
Ben de böyle bir cümleyle bitirmiş olayım ve davet ettiğin için de teşekkür ederiz Cengiz.
Ben teşekkür ederim arkadaşlar.
Valla her şey için çok teşekkürler.
Yani iyi ki geldiniz. Gerçekten bence ilham verici bir sohbet oldu.
Güzel bir sohbet oldu. Ben çok keyif aldım.
87. bölümde Marketplace UX ekibiyle.
Birlikte birlikteydik.
Çok güzel bir bölüm geçirdik.
Bunun yanında Trendyol Talks adında bir podcast serimiz daha var.
Trendyol Talks'ta da Trendyol'daki kültürümüzü, kültürümüzden beslenen iş yapış biçimlerimizi ve ritüellerimizi konuşuyoruz.
Trendyol Talks podcast kanalımızı da takip etmeyi unutmayın.
Bir sonraki bölümde başka bir ekiple tekrar görüşmek üzere.
Kendinize iyi bakın.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
