
Konuklar: Gözde Kiraz, Oğuzhan Demirel, Kutay Yıldırım
81. bölümümüzde konuğumuz Tex Middle Mile Sorting ekibi oldu. Ekip yapısını, projelerini, teknoloji stack seçimlerini ve çok daha fazlasını konuştuk! Trendyol Talks'da Trendyol'daki kültürümüzü, kültürümüzden beslenen iş yapış biçimlerimizi ve ritüellerimizi konuşuyoruz. Trendyol Talks podcast kanalımızı takip etmeyi unutmayın!
Transkript
Selam ekip, ben Collection Favorites ekibinden Kübra.
Ben Storefront ve Browsing ekibinden Cengiz.
Teknoloji ekiplerini tanıdığımız süreçler, teknolojiler gibi konuları konuştuğumuz Selam Ekip Podcast serisinin 81.
bölümünde Tex Middle Mile Sorting ekibiyle birlikteyiz.
Hoş geldiniz. Hoş bulduk.
İlk sorumuzla başlayabiliriz o zaman.
Önce sizi tanıyalım istiyorum.
Trendyol'daki yolculuğunuz nasıl başladı, neler yapıyorsunuz?
Ekiple ilgili bilgilendirme alalım.
Ben ilk başlıyım.
Merhaba, ben Gözde. Yaklaşık 3,5 yıldır Trendyol'dayım.
Şu an Text altındaki Sorting takımında Developer Intest rolünde çalışıyorum.
Bundan önce de farklı yerlerde 2 senelik bir deneyimim olmuştu.
İlk olarak şu anki ekibimizle birlikte CX tarafında görev aldım.
Ekip olarak yaptığımız rotasyon sonucunda 2,5 yıldır sorting ekibi bünyesinde çalışmaya devam ediyorum.
Bu süreçte hem teknik hem de ekip dinamikleri açısından ilişim gösterdiğimiz bir yolculuk oldu.
Topu Oğuzhan'a atayım.
Selam, ben Oğuzhan.
2022 Şubat ayında şu anki takımımda intern olarak başladım.
Sonrasında yaklaşık 1,5 yıl part-time olarak devam ettim.
2023 Temmuz'da da full-time'a geçiş yaptım.
Toplamda yaklaşık 3,5 yıldır Trendyol'dayım.
Şu anda Sorting takımında Software Developer olarak çalışıyorum.
Selamlar, Kutay ben. 2023 Eylül ayında Trendyol'a dahil oldum.
İşte yaklaşık 1,5 yıl oldu.
Software Developer olarak çalışıyorum.
İlk olarak First Mile tarafında Transporter ekibinde görev almaya başladım.
4 ay kadar önce de Sorting'i rotasyon yaptım.
Şu anda burada arkadaşımla birlikte çalışmaya devam ediyorum.
Süper, tekrar hoş geldiniz arkadaşlar.
Kutay'la arkadaş, şeyden podcast'tan önce arkadaşlarla da konuşuyordu.
Kutay benim eski arkadaşlarımdan biri.
Trendyol oyuncasında da birbirimizi tanıyoruz.
Onda eskiden de podcast'ler yapmıştığımız var.
Burada bu bölümde buluşmak da ayrıca keyifli oldu.
Takımla alakalı sorular sormaya başlamadan önce şeyi merak ettim.
Buradan önce hangi takımlardaydınız, eğer takımlardaysanız ve bu takıma nasıl dahil oldunuz?
Dahil olduktan sonra da bu takımla alakalı ilk izlenimleriniz neler oldu?
Burada ben topu alabilirim.
Yaklaşık 4 ay oldu bahsettiğim gibi sorting ekibine geçişim.
Lokasyon bazlı bir rotasyon süreci vardı içeride ve sorting'e geçtim.
Yani açıkçası rotasyon yapmadan önce bu kadar faydalı olacağını düşünmüyordum.
Yani şu an baktığımda işte Trendyol Express tarafında bir paketin aslında seller'dan toplanıp müşteriye gidişini biz burada operate etmeye çalışıyoruz.
Bunu sağlamaya çalışıyoruz Trendyol Express olarak.
First Mile tarafında...
Paketin oluşturulması ve seller'dan alınması kısmından sorumluyduk.
Şimdi de paketin depolara getirilip bu sefer de doğru çuvallara doğru araçlara yüklenip yoluna devam etmesini sağlıyoruz.
Bu açıdan benim açımdan yani bu rotasyon aslında baya faydalı oldu.
Farklı teknolojilerle de tanışmış oldum.
Ekip de zaten çok samimi sıcakkanlı insanlara dolu olduğu için benim açımdan çok faydalı olduğunu söyleyebilirim.
Ben belki sözü devre alabilirim.
Ben de buraya aslında intern olarak dahil oldum.
En başta 3. sınıfta bir ara tatilde tren yolda tanıştım ve işte burada staja başladım.
En başta haftada 2-3 gün çalışıyordum ve o sırada yani takımla bağım çok güçlüydü.
Herkes aşırı yardım ediyordu.
Bana çok yardımcı oldular.
Baya pair programmingler yaptık.
Beraber aktiviteler yaptık.
Çok güzel geçiyor yani. Çok güzel geçiyordu.
Herkes çok samimiydi ve o sıralar yani sorularıma hiç kimse çekinmeden yanıt veriyordu.
Yani böyle herkes çok yardımcı oluyordu.
İlk izlenimlerim benim tamamen pozitif ve motive ediciydi.
Sonrasında da full time olarak devam ettim.
Ben de birkaç bir şey ekleyebilirim.
İşte ben junior olarak dahil olduğum ekibe remote olarak başlamıştım.
Ama kısa sürede ekibin bir parçası olduğunu hissettim.
Ekipte herkes çok yardımsever ve destekleyiciydi.
Ve hep payer çalışarak da kısa sürede domenada hızlıca adapte oldum diyebilirim.
Bu arada şeyi de söyleyelim.
Biz bir bölüm önce aslında...
Şu anki ekibimizin, sorting ekibinin bir sonraki operasyonlarını içeren core ekibiyle de bir bölüm yapmıştık.
Orada aslında ilk olarak operasyon buradan başlıyor.
Daha sonrasında core ekibine gidiyor.
O bölümümüzü de dinlemeyi ihmal etmeyin, dinlemeyi unutmayın.
Peki bu ekip, Tex Middle Mile Sorting ekibi tam olarak Trendyol'daki hangi problemi çözmek için oluşturuldu?
Neler yapıyorsunuz? Bu soruya ben cevap vereyim.
Geliştirdiğimiz sistem, trend yol, lojistik operasyonlarındaki sorting sürecini daha hızlı, doğru ve ölçeklenebilir hale getirmeye hedefliyor.
Süreç aslında şöyle başlıyor diyebiliriz.
First mile'da toplanan paketler, middle mile'da sorting center, main hub gibi lokasyonlara ulaştıktan sonra ayrıştırılarak doğru sevkiyatlara yönlendiriliyor.
Paketler basmayla giderek müşteriye dağıtıma sağlanıyor.
Biz ise middle mile altında çalışan sorting ekibi olarak bize gelen paketlerin aktarma merkezinde doğru çuvallara ayrıştırılmasından sorumluyuz.
Burada sözü olsana bırakabilirim.
Gözlerinde dediği gibi ayrıştırma merkezlerinde biz bu sort işlemini yapıyoruz.
Bu ayrıştırma merkezlerinde manuel ve otomatik olarak iki farklı ayrıştırma yöntemi var.
Manuel ayrıştırma kullanıcıların el terminalleriyle veya bizim tabirimizde RF'lerle yaptığı süreçleri kapsıyor.
Otomatik ayrıştırma ise büyük konveyör sistemleri yani yine bizim tabirimizde sorter makinelerinde yapılıyor.
Bu sorter makinelerine bağlı çuvallar bulunuyor ve her çuvalın birden fazla hedefi olabiliyor.
Bu hedefler şube olabilir, mahalle olabilir, bir ülke olabilir, hangi gümrükten çıktığı olabilir, bu paketin içeriği olabilir veya dağıtım stratejisi olabilir.
Pek çok farklı kritere göre belirleniyor.
Bu aslında geliştirdiğimiz sistemde bu karmaşık kriterlere göre en doğru eşleştirmeyi yaparak paketin hangi çuvala düşeceğine karar veriyor.
Bu süreçte çuvallar zamanla doluyor ve bu noktada da robotlar devreye giriyor aslında.
Robotlar dolan çuvalları çıkarıp yerine yenilerini takarak ayrıştırma sürecinin de devam etmesini sağlıyor.
Güzel bir sistemmiş valla.
Yani aslında buradaki ciddi bir problemi çözdüğünü söyleyebiliriz.
Peki bu geliştirdiğiniz sistemin şirket üzerine etkisi ne oldu tam olarak?
Burada arkadaşlarım da bahsettiği gibi domainimizin kritik işlevi, paketlerin doğru bir şekilde ayrıştırılması ve operasyonel süreci hızlandırılması aslında.
Burada handover sürecinden sonra aslında Trendyol Express'in international taraftaki genişlemeleri, yeni talepleri, yeni feature'ları zaten hepimiz biliyoruz.
International taraftaki talepleri karşılayabilmesi için bu yapının ayrıştırma yapısının da geliştirilmesi gerekiyormuş.
Ve burada çok büyük bir replatforming süreci gerçekleşmiş.
Yapı çok daha esnek bir hale gelmiş.
Artık şube ve ilçe bazı değil.
Paketin içerisindeki ürünün tehlikeli DJR statüleri, iade deposu gibi birçok detayın da araya filtre olarak eklenebildiği bir ayrıştırma süreci oluşturulmuş.
Bu da hem operasyonel tarafta çok katkı sağlamış sürece.
Şu anda zaten etkilerini görebiliyoruz.
Hem de daha dinamik bir yapı oluşturmuş.
Günden güne yeni filtreleri çok rahat bir şekilde sisteme ekleyip daha az eforla...
Süreçleri tamamlayabiliyoruz. Ben de böyle cevap vermiş olayım.
Evet gerçekten özel bir domeyindesiniz.
Peki bu sistem için kullandığınız teknolojiler neler ve teknolojileri neden tercih ettiniz?
Artıları, eksileri nelerdi yani sizin için?
Burada biz backend tarafında çoğunlukla Golang kullanıyoruz.
Veri tabanı olarak da Postgre ve Couchbase kullanıyoruz.
Postgre'yi envanter yönetimi gibi aslında ilişkisel verileri tutmak için kullanıyoruz.
Bu aktarma merkezlerimiz, sorterlarımız, çuvallarımız ve bunların birbirleriyle ilişkileri.
Couchbase'i ise bu hedef öneri sistemleri için kullanıyoruz.
Orada çünkü yüksek bir performans ve key value erişim gerekiyor bizim için.
Hedef öneri sistemimizde 100 milisaniye altında çalışması gerekiyor.
Ve biz burada Couchbase'i tercih ettik.
Goleng'i de tercih etmemizin sebebi aslında hem düşük kaynak tüketimi olması hem bizim mikroservis mimarisine uygun olması.
Ve aslında hızlı bir geliştirme ortamı sağlaması.
Trendyol'da da Golang kullanımı yaygın ve aslında desteklenen bir teknoloji.
Ayrıca Golang için de güçlü internal tool'larımız bulunuyor.
Diğer kısımlar için de ben sözü kutuya vereyim.
Buna ek olarak aslında işlevsel yapıyı sürdürebilmek amacıyla hem arayüz hem de mobil uygulamalarımız var.
Arayüz tarafında React kullanıyoruz.
Açık kaynak olmasından dolayı bunu kullanıyoruz.
Ve içeride Golang tarafında olduğu gibi geliştirilen bir sürü internal tool'larımız, UI paketlerimiz mevcut.
Geliştirmeye de devam ediyoruz.
Mobil tarafta React Native kullanıyoruz.
Buna ek olarak clientlerle iletişim kurmak ve bildirimleri yönetmek için Firebase kullanıyoruz.
Performansı ölçümlemek için Flashlight gibi yine açık kaynak tool'ları kullanıyoruz.
Ve buna ek olarak Trendyol içerisinde geliştirilen ve yaygın olarak kullanılan Pandora, Beholder, TVP gibi araçlarla geliştirme süreçlerimizi destekliyoruz.
Nivrelik'te de monitoring yapıyoruz.
Ben de bu şekilde bahsedebilirim.
Süper. Yani aslında güncel teknolojilerden yararlanmanız ve bu süreç içerisinde gayet güzel bir yapı kurmanız oldukça etkileyici.
Zaten birçok ekipte de bunu görebiliyoruz.
Peki bu süreçte test süreçleriniz nasıl ilerliyor?
Biraz da test süreçlerinizden bahsedebilir misiniz?
Tabii ben bahsedeyim.
Bekent ağırlıklı testler yazıyoruz.
Test tarafında Java kullanıyoruz.
Sprint başında test otomasyonuna odaklanarak sürece aktif şekilde dahil oluyoruz diyebiliriz.
Geliştirme başlamadan önce kartların request responsları ya da payload topikleri netleştiriliyor.
Böylece developerlarla paralel şekilde bu süreci ilerletebiliyoruz.
Sprint sürecinde işler geldikçe testlerimizi gerçekleştiriyoruz ve geri bildirimleri sağlıyoruz developerlara.
Trendool'un geliştirmiş olduğu Gotek platformu üzerinden bağımlısı test verileriyle testlerimizi koşuyoruz.
Bir de bizim mobil tarafımız var.
Mobil tarafta ise Detox Framework'ını kullanmaya başladık.
Daha yeni başladık bu sürece.
Detox'u tercih etmemizin nedeni React Native tabanlı mobil uygulamalar için gerçek cihazda çalışan hızlı ve güvenilir bir uysunca deneyim sunması.
Ayrıca ekiple arası bağımlılıkların olduğu senaryolarda kontrak testi yazıyoruz.
Bu sayede olası bir uyumsuzluk durumunda Kırarak Erkan'a haber veriyor ve diğer ekibin etkilenmesini de önlüyoruz.
Bir de performans testi süreçlerimiz var.
Özellikle BF öncesi dikkat ettiğimiz konu bu aslında.
Bizde süreç BF başlıktan sonra oluyor.
Sistemin kararını sürdürmek için de gerekli önlemleri alıyoruz.
Bu şekilde diyebilirim. Peki biz o kadar teknolojiden bahsettik şu an.
Yani günümüzün en büyük konusu biliyorsunuz ki yapay zeka.
Yapay zeka bizi ele geçirecek mi?
Siz de bu süreçlerinize bunu dahil ediyor musunuz, kullanıyor musunuz?
Burada topu alabilirim.
Yani bu soruyu her gün soruyoruz.
İşimizi ele geçirecek mi?
Ve üstüne her gün yeni haberlere bakmaktan kendimizi alamıyoruz.
Ama takip de etmekte zorlanıyoruz açıkçası.
Çünkü her gün yeni bir gelişme oluyor.
Bunu da içeride yani kendi süreçlerimizde nasıl etkin kullanabiliriz bunu konuşuyoruz.
Brainstorming toplantıları oluşturmaya başladık sırf AI tarafı için.
Yani ne yapabiliriz, mevcut tool'lar neler, içeride geliştirilen şeyler neler, trend yoldaki bunun için harcanan efor, açık kaynak projeler neler var.
Yani bunun bir genel analizini yapmaya başladık detaylı bir şekilde.
Aslında düşününce ilk başta herkesin yaptığı gibi normal cloud ve chat cipiti üzerinden normal bir diyalog gerçekleştirip destek alıyorduk yapay zeka tarafından.
Sonra cursor kullanımına başladık.
Cursor ve diğer benzeri ideleri kullanıp aslında geliştirme süreçlerimizi AI'ye entegre ettik.
Biz sonuçlarını gördük, çıktıları aldık, bununla ilgili feedbackler verdik.
Ve sonrasında MCP'ler ortaya çıkmaya başladı.
Bu el elemlere fonksiyonel yapı kazandıran şeyler.
Burada ne? İşte Jira, Beholder gibi farklı kullandığımız platformlar için MCP'ler ortaya çıkınca biz de geliştirme süreçlerimizi buna göre biraz evletmeye başladık.
Yani Jira'ya gidip bir task'a bak, bir içine oku, ne var?
Sonra gel Codebase'e bak gibi komutlar vererek aslında AI'yi bayağı aktif bir şekilde kullanabilmeye başladık.
Bu da süreçlerimizi hızlandırdı.
Farklı şeylere yoğunlaşabilmemizi sağladı açıkçası.
Bunun üstüne... Hem test tarafında hem de development tarafında bize destek olması için rullar oluşturduk, promptlar oluşturduk.
Dokümentasyon için de farklı promptlar oluşturup detaylı bir şekilde servislere dokumentasyon yazmaya çalışıyoruz.
Son olarak da güncel geliştirmelerde Trendyol'un içinde geliştirilen AI workflow yapısı var.
Ve burada aslında low-code bir şekilde workflow oluşturabiliyoruz.
Inputlar verebiliyoruz, entegrasyonlar yapabiliyoruz.
AI, LLM bağlantılı her şeyi gerçekleştirebiliyoruz.
Hem support hem de service maturity tarafındaki süreçlerimizi hızlandırması, desteklemesi için burada bir şey kuruladık, yapı kuruladık.
Bunun da üstüne daha fazla gitmeyi hedefliyoruz açıkçası.
Umarım faydalı olur hepimize.
Böyle söyleyebilirim. Harika.
Aslında günün sonunda şunu söylemek bence yeterli geliyor şu anki şey için.
Evet, gerçekten korkutucu gelişmeler var ve bir yandan da İnanılmaz gelişmeler yani korkutucu dediğim aslında akıl almaz gelişmeler yaşanıyor.
Burada birçok developer arkadaş endişeleniyor.
Ben de bazen endişeleniyorum.
Yani acaba işimizi kaybedecek miyiz falan bir şeyler olacak mı falan.
Fakat şu anki yapıda aslında gördüğümüz şey şu adapte olamayan devam edemeyecek bu yola gibi duruyor.
Yani herhangi bir gelişmede hemen su koyuvereceksek hemen işte korkacakız zaten.
Böyle dinamik bir sektörde asla çalışmamamız gerekiyor.
Yani ben bu örneği çok verdim mesela.
Öncesinde işte biz de client ekibi olarak React kullanıyoruz.
Fakat bir gün React tamamen silinse yeryüzünden ve deseler ki işte Ahmet diye bir yeni bir framework var onu kullanacağız deseler oturup Ahmet'i öğrenmemiz gerekecek ya da Ahmet'e adapte olmamız gerekecek.
Hani dolayısıyla böyle dinamik gelişen bir sektörde böylesine büyük bir gelişmeyi göz ardı etmek ya da Adapte olmamak çok aslında mantıklı bir şey değil.
Biz de tabii Trendyol içerisinde çok zamandan beri yani bu gelişmeler ilk olmaya başladığından beri bunlara adaptasyon sürecimiz çok hızlı ilerliyor.
Burada da sizin de cevaplandırdığınız gibi çok güzel gelişmeler var içeride.
Bunları böyle aktif kullanmanız da gerçekten harika.
Şimdi biraz şeyden bahsederim istiyorum, iletişim taraflarından bahsederim istiyorum.
Burada mesela güçlü bir ekip iletişiminizin olduğunu ben seziyorum.
Yani çünkü süreçleriniz güzel oturtulmuş, her şey aşağı yukarı yerli yerinde görünüyor.
Sizin burada ekiple olan iletişimde en çok etkileyen şey nedir size?
Benim için burada en etkileyici şey aslında herkesin birbirine karşı aşırı samimi olması.
Yaşadığımız bir sorun olur veya güzel bir anımız olur.
Birbirimizi rahatça paylaşabiliyoruz.
Ve bu da aslında bize güvenli ve açık bir ortamın oluşmasını sağlıyor.
Bu da takım ruhunu çok güçlendiriyor.
Bu güven ortamı sayesinde hem iletişim hem de işbirliği aslında çok daha verimli oluyor bizim için.
Ben sözü Gözde'ye vereyim.
Beni ekipte en çok etkileyen şey açıklık ve destekleyici yaklaşım.
Bir şeyleri tam olarak bilmemek ya da soru sormak asla yargılanan bir durum değil.
Aksine herkes birbirine yardımcı olmaya çok istekli.
Bu konuda çok şanslı olduğumu düşünüyorum bu ekipte olduğum için.
Ben de Kutay'a vereyim.
Ben de benzer şeyleri söyleyeceğim.
Aslında sakin ve açık iletişim kuruyoruz kendi aramızda.
Bir de bir problem olduğunda ya da bir şey incelerken objektif bir şekilde yaklaşıp birbirimize katkıda bulunmaya çalışıyoruz.
Geldiğimden beri soru soruyorum.
Yaklaşık 3 ay oldu demiştim ekibe geldiğim.
Kimse hiçbir şekilde bir serzençte bulunmuyor.
Sorduğum her şeye çok akıcı, rahat bir şekilde, seri bir şekilde cevap verip destek olmaya çalışıyorlar.
Bu da birçok şeyi kolaylaştırıyor benim için.
Anladığım kadarıyla bu ekibin retroları falan çok sakin geçiyor.
Ama yine de sormak istiyorum.
Peki bu yaptığımız toplantılar, işte retrolar, stand-up'lar sizin ekipte nasıl işliyor, nasıl geçiyor bu tür toplantılarınız?
Ben buna cevap vereyim.
Aslında her sabah saat on buçukta daily yapıyoruz.
Bu sayede ekip olarak sektörümüze kalıyoruz.
İşte başlangıçta kanban yönetimiyle çalışıyorduk.
Süreç içerisinde aslında, yani iki aydır falan sprint yapısına geçtik.
Ve retro toplantılarını da haftalık yapmaya başladık.
Bu değişim bize çok iyi geldi aslında.
Hızlı aksiyon alabilen, iletişime güçlü ve dinamik bir yapı kazandık ekipçe.
Planin toplantılarıyla sprinti alıyoruz, groomingler, teknik analiz toplantıları yapıyoruz.
Sprint sonunda aslında neyi yaptık, neyi giriştirebiliriz üzerinden değerlendirmeler yapıyoruz ve aslında her hafta yapmamıza rağmen çok fazla madde çıkıyor ve bu bizim için çok iyi bir şey bence.
Daha da böyle aksiyon alarak daha iyi bir ekip haline geldik.
Bir de iki haftada bir kafi talk oturma düzenliyoruz, oyun oynuyoruz, işte sohbet edip ekip içi bağımızı güçlendiriyoruz.
Süper. Yani burada aslında şey tarafında da toplantılarda ve işte stand-up'lar, günlük stand-up'lar, işte retro'lar vesaire konularında da böyle oturmuş bir yapı tutmanız önemli.
Şeyi merak ediyorum. Şimdi bizim mesela kendi içimizde işte lunch and learn gibi toplantılarımız var ya da xp boost diyoruz mesela biz böyle öğrenme toplantılarımızda.
Siz ekip içerisinde bir konuyu nasıl öğreniyorsunuz ve böyle...
ekip içerisinde öğrenip birbirinize anlattığınız toplantılarınız oluyor mu?
Burada aslında peer session'lar yapıyoruz daha çok.
Peer yaparak işte kodları inceliyoruz, dökümanları inceliyoruz.
O sırada o duruma kim daha hakimse diğerine elinden gelince aktarım yapmaya çalışıyor ve karşılıklı interaktif olduğu için bu süreçler işte konuşmanın dallanıp budaklanmasını ve bayağı bir şeyin aktarılmasını sağlıyor aslında.
Bu noktada iyi oluyor ve sürekli herkes belli alanlarda bir şeyleri takip ediyor aslında.
İşte EO olsun, Monitoring tool'ları ve benzeri şeyler, iş akışları, biznes süreçleri gibi yeni bir şey olduğunda birbirimize haberdar ediyoruz.
Bir parça böyle bahsedebilirim.
Gözde eklemek istersen.
Ben de şunu ekleyebilirim.
Kullandığımız faydalı araçları Slack kanallarına paylaşıyoruz.
Bu sayede herkesin haberi oluyor ve detaylıca bakabiliyor.
Eğer bir ekip arkadaşımız belli bir konuda derinleştiyse direkt toplantı atıyor ve işte bizi dinliyoruz.
Kullanım tecrübelerini ve önerilerini paylaşıyor.
Bu sayede sürekli öğrenen, bilgiyi yayabilen bir ekip yapısına sahibiz.
Süper. Peki, hep rotasyon konuştuk aslında.
Peki bu ekibe gelen, yeni gelen biri nasıl bu ekibe alışıyor?
Alışma süreçleri, onboarding süreçleri neler oluyor?
İşte bu rotasyon eden insanla, yeni gelen insan tabii ki de farklı oluyordur.
Trendyol içerisinde en azından kültür benimseniyor rotasyonla.
Ama bu hiç Trendyol'da çalışmamış birini nasıl ekibe adapte ediyorsunuz?
Yeni biri başladığında aslında ilk iş olarak ona bir body atıyoruz.
Kutay'ın da bu arada geldiğinde bodysi bendim.
Bu kişi aslında tüm ortam kurulumlarında veya dokumentasyonlarda, soru cevaplarda hep onun yanında oluyor.
Sonrasında yeni gelen arkadaşımız için one on one tanışmalar ayarlıyoruz.
Takımdaki herkese görüşmesini sağlıyoruz.
Eğer ofise gelme gibi bir şansı varsa fiziksel olarak buluşmalar da aslında organize ediyoruz.
Sonrasında takım kültürünü tanıması için coffee talk gibi etkinliklere davet ediyoruz.
Bu sayede sadece iş değil, sosyal açıdan da ortama alışması kolaylaşıyor.
Teknik konulara gelirsek orada domain aktarımları yapıyoruz.
Hem product manager'ımız olsun hem takım liderimiz olsun.
Birlikte sistemimizin genel yapısını ve işleyişini anlatıyoruz.
Sonrasında birlikte bir saha ziyareti planlıyoruz.
Yeni gelen arkadaşımızı aktarma merkezine götürerek sistemin fiziksel olarak nasıl çalıştığını, operasyonel süreçlerin teknik tarafta nasıl entegre olduğunu yerinde görüyoruz.
Sonrasında pair programminglere başlıyoruz aslında.
Orada öğrenmesini destekliyoruz.
Önce birlikte bir task çözüyoruz.
Sonra benzer bir task onun almasını sağlıyoruz.
Böylece hem sistem hem de ekip alışkanlıklarını yaşayarak öğrenebiliyor.
Süreç boyunca da düzenli feedback alıyoruz.
Onun nasıl hissettiğini, nelerde eksik olduğumuzu kontrol etmeye çalışıyoruz.
Ben bir de burada sözü Kutay'a vereyim.
Bir de ondan dinleyelim. Evet abi Oğuzhan Badim'di.
Kendisi sağolsun katıldığımdan beri elinden geleni yapıyor.
Onboard olan birisi olarak da ben şeyi söyleyebilirim.
Yani bütün bu süreçlere dahil olup elimizden gelince soru sormamız gerekiyor yeni onboard olan birisi olarak.
Hem işte yeni bir şeyleri akılda uyandırmak için hem de işte konuyu daha derinlemesini anlayabilmek için, bağlantı kurabilmek için.
Bir de ekibin alışkanlıklarını analiz edip karşılaştırma yapmak gerekiyor.
Yani rotasyon amacı zaten yeni challenge'lar, yeni şeyler kendimize katmak, ekibe katmak gibi.
Daha önceden kullandığımız ya da edindiğimiz alışkanlıkları gittiğimiz yere taşımak ya da oradakileri kendimize katmak gibi.
Ben de buraya geldiğimde ekibin alışkanlıklarını gözlemledim.
Kim ne yapıyor, nasıl yapıyor, neden yapıyor gibi.
Ve bununla ilgili gerektiği yerde feedback'ler verip ekibi süreçleri beslemeye çalıştım.
Aslında bu şekilde ilerlettik onboarding sürecini diyebilirim.
Kutay ben araya çok kritik bir soru sıkıştırmak istiyorum.
Madem bu konu ortaya çıktı şöyle bir şey sormak istiyorum.
Oğuzhan'ın mentorluğundan memnun kaldın mı?
Sence seni ekibe iyi bir şekilde onboard edebildi mi?
Hazırlayabildi mi? Yani tabii ki.
Burada podcast çekiyoruz diye tabii ki.
Yani yalan söylemeyeceğim.
Çok iyi arkadaş olduk aynı zamanda gerçekten.
Yani iş akışı anlamında da birçok şeyi beraber yürütüyoruz.
Projelerde beraber ortak sorumlu kaldık birçok noktada.
Sosyal anlamda da kendisi çok eğlenceli bir kişi olduğu için rahatlıkla her konuda muhabbet edip çalışabiliyoruz.
Yani hiçbir sıkıntı çekmedim.
Mentor olarak da gerçekten body olarak elinden geleni yapıyor.
O yüzden teşekkür ediyorum kendisine tekrar.
Yani Kutay da gerçekten takımımıza çok hızlı adapte olan.
Yani hem konuşması çok keyifli hem de teknik anlamda çok bilgili birisi.
O yüzden onun da bize adaptasyonu çok çok rahat oldu.
Ben de ona teşekkür ederim bu konuda.
Güzel, güzel. Peki.
Yani teşekkür ederim.
Cevaplarınız için beni tatmin ettiğini söyleyebilirim.
Okey, süper. Şimdi tabii şöyle de bir konu var.
Çok fazla şeyden bahsettik.
Bir de bu aslında bahsettiğimiz şeyler içeride sizin için işte bu...
Rotasyon durumu da öyle, ekip içerisinde karar verme aşamaları da öyle.
Fazla fazla büyük değişiklikler aslında bunlar.
Siz bu takım içerisinde büyük değişiklikleri nasıl yönettiniz, nasıl başa çıktınız bunlarla?
Bizim için en büyük değişiklik aslında replatform süreciydi.
Burada ilk olarak aslında teknik tarafta bağımlılıkları doğru analiz etmek için kapsamlı bir teknik analiz yaptık.
Ardından operasyon ekipleriyle birebir görüşerek...
onların gerçek ihtiyaçlarını dinledik.
Nelerden yakın yollar, nelerden memnunlar bunları dinledik.
Operasyondan gelen problemlerle teknik çözümleri birleştirerek aslında uygulanabilir bir yol haritası çıkarmaya çalıştık.
Burada sadece sistemi yenilemek değil, geçiş stratejisini de dikkatlice planlamak gerekiyordu.
Burada da aslında eski sistemimizin datalarını yeni sistemle beslemeye devam ederek herhangi bir sorun olduğunda hızlıca geri dönüş yapabilme opsiyonunu koruduk.
Operasyon fiziksel olarak devam ettiği bir sistemde çalıştığımız için bu geçişleri operasyonun durduğu kısa zaman aralıklarında planladık ve sahaya da gidip birebir test ederek sürecin başında
durduk ve süreci yeninde yönettik.
Ayrıca kurduğumuz doğru alarmlar ve dashboardlarla sistemin her an sağlıklı çalıştığından emin olduk.
Bu sayede büyük bir hatayla karşılaşmadan Geçişimizi tamamladık ve operasyon tarafında da sonrasında oldukça olumlu geri dönüşler aldık.
Süper. Şimdi tabii her günümüz güneşli değil.
Anladığım kadarıyla çok fazla insıntı yaşayan bir ekip değilsiniz ama ekip içerisinde çeşitli fail durumlar olabiliyor.
Sizden şöyle bir ricam olsa bugüne kadar yaşadığınız bir başarısızlık ya da işte bir fail hikayesi varsa ve bunu nasıl atlattınız bunu da anlatabilir misiniz?
Tabii ki benim oldu yakın zamanlarda.
Son zamanlarda biz servislerimizin matüritesini arttırmaya çalışıyoruz.
Bu geliştirmelerden biri de servisler arası iletişimde güvenliği arttırmak için TLS adlı protokolü açmaktı.
Biz tüm servislerimiz için bu TLS'i açtık.
Fakat dışarıdan gelen bu uygulama bu değişikliği henüz desteklemiyormuş.
Karşı ekip de doğru yerlere alarm koyduğu için bu durumu hemen fark etti o sırada.
Ve o gün ofiste olduğumuz için doğrudan yanımıza gelip bize söylediler.
Biz de hızlıca aksiyon alarak sadece o servis için aslında o TLS protokolünü geçici olarak devre dışı bıraktık.
Bu arada kaçan veriler için de küçük bir migration yaparak eksiklerimizi tamamladık.
Bu deneyim bize değişikliklerin etkilerini uçtan uca düşünmenin ve doğru alarm kurmanın ne kadar önemli olduğunu gösterdi.
Ayrıca fiziksel olarak ofiste olmanın da bu tür acil durumlarda nasıl bir avantaj sağladığını bir kez daha beraber deneyimlemiş olduk.
Geçmiş olsun. Ya bu data problemleri zaten migration deyince benim böyle tüylerim diken diken oluyor.
Bizim ekipte de çok fazla yapıyoruz maalesef.
Onun dışında bir de şeyleri konuşmuştuk başında podcast'ın.
İşte çok büyük bir değişiklik yaptığınız sorting kısmını değiştirdiğiniz gibi.
Peki gelecekte...
Ekstra bir şey planlıyor musunuz?
Yani gelecekte bu ekibi neler bekliyor?
İşte yapay zekalar dedik, geliştirme dedik, bir sürü teknolojiden bahsettik.
Aslında burada en heyecan verici şeylerden birisi International tarafında yapılan, geliştirilen projeler.
Yapay zeka ve benzeri şeyleri zaten geliştirme süreçlerimize dahil ediyoruz ama Trendyol'un International taraftaki hedeflerine uygun bir şekilde.
Express tarafında da projeler ortaya çıkıyor.
Ve burada şu an üzerine çalıştığımız IGA Hub projesi mevcut.
Ben de ekibe katıldığımdan beri bu projeyle uğraşmaktayım.
Arkadaşlarımla birlikte. Burada aslında yapmak istediğimiz şey International tarafa gönderilecek olan paketlerin IGA Hub'da yani İstanbul Havalimanı'ndaki trend yolu ait hub'da süreçlerden geçirilmesi ve
partnerlere doğru bir şekilde iletilmesi aslında hedeflediğimiz şey.
Burası faz faz geliştiriliyor şu an ve üzerine daha aslında eklenecek birçok şey var.
Yakında testleri başlıyor olacak ve bunun daha ilerleyen süreçlerde de operasyonel katkısının daha yüksek olmasını bekliyoruz.
International tarafta daha da farklı projelerle devam ediyor.
Olacağız gibi gözüküyor şu an.
Ben de böyle söyleyebilirim.
Şimdiden elinize sağlık o zaman.
Peki bu ekip iş haricinde etkinlik olarak eğlenmek için neler yapıyor?
Çünkü çok böyle aranızdaki bağı güçlü görüyorum yani.
Ekipçe bazen istişinde bir araya gelip birbirimizi daha yakından tanımaya çalışıyoruz.
Aslında bolca yemek yemeye gidiyoruz diyebilirim.
Ekipçe herkes yemek yemeyi çok seviyor.
Hatta Retro'da stop olarak bu kadar yemeye gitmeyelim, kalori alıyoruz gibi maddeler de çıkabiliyor.
Bu yemeklerde en çok aklımda kalanlardan biri işte hepimizin sırayla 5 yıl sonra kendileri de görüyorsun sorusuna cevap verdiğim sohbette.
Cevaplar beklenenden çok daha ilginçti bu arada ama söylemeyeceğim.
Kimse kimseyi yargılamadı.
Aksine herkesin hayaline herkes saygıyla yaklaştı.
Ya bu tür sohbetler ekip içindeki güveni ve samimiyeti de derinleştiriyor bence ve bu çok güzel.
Kesinlikle katılıyorum.
Bir de ufak bir... Halı saha şeyiniz varmış sanırım.
O tam olarak nedir?
Onu da dinleyelim. Öyle kapatalım bölümü isterseniz.
Burada ekip içinde veya ekipler halı saha maçları düzenleniyor zaten.
Birçok ekip yapıyor bunu ama.
Burada garip olan şey oldu.
Ben ilk katıldığım gün daha ekibe.
Ofiste tanıştık işte yanlarına gittim.
Oğuzhanları. Merhaba merhaba falan konuştuk.
Ondan sonra Yunus Emre var arkadaşımız.
Direkt şey yaptı. Bu akşam halı saha geliyorsun abi dedim falan yaptı böyle.
Ondan... Bu hasarlarımız da var yani ve eğlenceli, keyifli geçiyor.
Maç günün yorgunluğundan sonra orada bir arada koşturup şey yapıyoruz, eğleniyoruz.
Ama bu muhabbette şey olmuştu, beni bir iyi hissettirmişti.
Yani açıkçası böyle direkt bir sahiplenme, aidiyet hissettim öyle söyleyebilirim.
Süper valla harika yani.
Bizim bu soruya verdiğimiz araba sevdalısı, işte nargile sevdalısı ekiplerin yanında halı saha sevdalısı ekip olarak da.
kayıtlara geçtiniz.
Çok güzelmiş ama gerçekten.
Süper. Arkadaşlar çok teşekkürler.
Çok keyifli bir bölümdü valla.
Yani ben şahsen çok keyif aldım.
Geldiğiniz için, katıldığınız için çok teşekkürler.
Biz teşekkür ederiz. Bir sonraki bölümde başka bir ekiple tekrar görüşmek üzere.
Bu arada Trendyol Talks adında farklı bir podcast serimiz de var.
Orada da... Kültürümüzden, iş yapış şekillerimizden bahsediyoruz.
Onu da tüm podcast mecralarında bulabilirsiniz.
Bir sonraki bölümde görüşmek üzere.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
