
Konuklar: Akif Hatipoğlu, Furkan Emmezoğlu, Oğuzcan Budumlu
78. bölümümüzde konuğumuz Affiliate Ads ekibi oldu. Ekip yapısını, projelerini, teknoloji stack seçimlerini ve çok daha fazlasını konuştuk!
Trendyol Talks'da Trendyol'daki kültürümüzü, kültürümüzden beslenen iş yapış biçimlerimizi ve ritüellerimizi konuşuyoruz. Trendyol Talks podcast kanalımızı takip etmeyi unutmayın!
Transkript
Selam ekip, ben Order Maserat ekibinden Fırat.
Ben Storefront ve Browsing ekibinden Cengiz.
Teknoloji ekibini tanıdığımız ve süreçler, teknolojiler gibi konuları konuştuğumuz Selam Ekip Podcast'imizin 78.
bölümündeyiz. Bu bölümde misafirlerimiz Affiliate Ads ekibi.
Bu ekibi tanıyacağız, ekip yapısı, kullanılan teknolojiler, pratikler gibi konuları konuşacağız.
Arkadaşlar hoş geldiniz.
Hoş bulduk. Hoş bulduk.
Hoş bulduk. Hoş geldiniz.
Bugün Akif, Furkan ve Oğuzcan bizimle.
İsterseniz böyle sizi kısaca bir tanıyalım arkadaşlar.
Sonra böyle ekip ne yapıyor vesaire onların hepsine yavaştan gireriz.
Kim başlamak ister? Olur ben başlayabilirim.
Selamlar herkese tekrardan.
Ben Akif. 10 yıldır sektördeyim.
4 yıldır da Trendyol'dayım.
Ve kendi enjineli olarak çalışıyorum.
Bu 4 yılında son 1,5 yılı Eflatets takımındaydım.
2,5 yılda alışveriş gazetesi ekibindeydim.
Ben de Furkan'a verebilirim mikrofonu.
Selamlar ben de Furkan. Ben de 3 senedir Trendyol'dayım.
Ve FITS'deyim. 3 senedir aynı yerdeyim.
Ben de daha çok bekent tarafına bakıyorum.
Yaklaşık 4,5-5 senedir de sektördeyim aslında.
Buradan önce de savunma sanayisine çalışıyordum.
Fakat buranın değerleri ve kültür değerlerini öğrenince buraya transfer olmaya karar vermiştim.
3 senedir de buradayım. Buradaki yolculuğum devam ediyor.
Trendyol'a başladığımdan beri de dediğim gibi reklam domeyindeyim.
Başka bir takım görmedim gibi. Bizim ekibin ilk temellerini atan kişilerden de biriyim bu arada.
Yani ben geldiğimde FITS takımı kurulmuştu.
O süreçleri de anlatıyor olurum.
Diyelim çok uzatmadan Oğuzcan'a vereyim Oğuzcan.
Selamlar, ben Oğuzcan.
Yaklaşık 3 senedir Trendyol'dayım, backend geliştiricisiyim.
Farklı reklam ekiplerinde çalıştım geldiğimden beri.
Son 6 ayda da FLEEDED takımındayım.
Trendyol'dan önce de yaklaşık 3-4 sene bir sektör tecrübem oldu diyebilirim.
Akif, senin soyadın okey de Furkan ve Oğuzcan'ın soyadları.
Biraz farklı geldi. Ne olduklarını sorabilir miyim Furkan?
Furkan'a Küçüksoy'a da Emmez oğlu, Oğuzhan'a ki de Budumlu.
Ben nasıl açıklayayım abi şimdi sana?
Abi bir şey var mı böyle bazen şey oluyor işte abi bu işte bilmem ne demek vesaire.
Cennetten düşen ilk bilmem ne tanesi gibi değil de bilmiyorum.
Var mı ya bir açıklaması Emmez ne demek?
Çok bir açıklaması yok. Zamanında öyle koymuşlar gibi.
Babama sordum da da Emmez işte oğlum emmiyormuşuz gibi bir olay var ama.
Öyle çok bir şey yok.
Ha emmez. Okey ben şu an anladım biliyor musun?
Sen yanlış yerden mi ayırdın?
Abi ben yanlış yerden ayırdım.
Emmek emmez oldu. Tamam şu an oldu.
Tamam şu an tüm sonumu geri aldı Furkan senden.
Benimki de budamaktan geliyormuş abi.
O kadarını biliyorum. Budanlı'dan budumluya türemiş.
Halbuki bir köy geçmişi falan da yok ama budama nereden çıkıyor bilmiyorum.
Haa. Tamam bak seninki daha şeymiş.
Furkan gördün mü bak ne soyadları var.
Aynen. Bence Akif abiye de sorabilirsin.
Akif seninki nedir abi hatip oğlu?
Bende de hatiplikten geliyor ama.
Böyle geliyor.
Çok iyi. Canımız Türkçemiz ve Fonatikler adlı programımız geride kaldıysa.
Podcast serisine hepiniz hoş geldiniz arkadaşlar.
Tekrar hoş geldiniz. Şimdi podcast'a başlarken tabii şeyi sormak istiyorum.
Kayıt öncesinde de böyle bir şey geçti.
Affiliate Ads.
Şimdi fark etmişsinizdir birazcık zor söylemesi.
Çok az ama yani böyle ufak bir zorluğu var.
Şimdi Türkçesi tam olarak neye karşılık geliyor?
Domenin karşılığı nedir?
Hani nereye hit ediyor aslında Affiliates Ads domeni?
Ya Türkçesinden başlayayım.
Affiliation aslında etkilemek anlamına geliyor.
Şimdi domenin derinliklere inince de niye bu ismi koyduk aslında biraz daha belli olacak.
Ama öncesinde sanırım Seller S'den başlamak daha doğru olacak.
2021 yılında bizim ekip arkadaşlarımız Seller S anlatmıştı bu arada.
Böyle bir podcast var. Sıkı takipçiler oradan biliyordur.
Bu Seller S domeni zamanla gitgide büyüdü.
Ve aslında Affiliate S'den de önce biz ilk başta Social Ads olduk.
Yani Seller S domeni bölünerek TGS ve Social Ads takımına ayrıldı.
Biz Trendyol dışı reklamlara bakarken TGS de aslında Trendyol içi reklamlara bakıyordu.
Bir iki sene social ads olarak devam ettik.
Ama domen yine gitgide büyüdü.
Yine takımlar büyüdü derken.
Bu sefer de integrated ads ve affiliate ads olmak üzere iki takıma ayrıldık.
Affiliate ads'in tanımını yapacak olursam aslında domen olarak biz satıcılarla influencerları reklam üzerine buluşturuyoruz.
Ve bunun da satıcı tarafını ilerletiyoruz.
Yani kısaca bizim ekip üzerinden satıcılar influencerlara reklam açabiliyor.
Yani burada bir affiliation yapabiliyor aslında.
Türkçesi olarak bunu söyleyebiliriz.
Bu ekibin... Satış tarafı bizde demiştim.
Influencer tarafını ise influencer center takımı ilerletiyor.
Yine onların da podcastı vardı bu arada.
Geçen haftalarda yayınlamışlardı.
Yine onlara da bakabilirsiniz. Kısaca hani FLTS'in Türkçesi bu şekilde.
Biraz domenini de anlatacak olursam.
Domenin önce bir takımdan bahsedeyim istersen.
Bir tane lider. PM'imiz ve QEM'imiz var.
Bunlar birer tane. Frontend tarafına iki kişi bakıyor.
Backend'e de beş kişi ilerletiyoruz.
Buradaki herkes backendçi bu arada.
Frontendçileri çağırmamışız gibi olmuş ama.
Bir ayrımcılık hissettim.
Cengiz ne diyorsun? Kendinize iyi bakın.
Bu haftada selam ekipte.
Aynen gibi oldu. Bir sonraki versiyonda da onları çağırırız inşallah.
Efinites domen içerisinde neler var?
Peki onlardan biraz bahsedeyim.
Daha iyi anlaşılacaktır. Çeşitli reklam türlerimiz var.
Bunlardan birazcık bahsedecek olursam mağaza reklamları, seçili ürün reklamları var.
Kategori marka reklamları var.
Veya işte biraz daha farklı olan sabit bütçe reklamları var.
Burada aslında şey farklılaşıyor.
Satıcı isterse direkt mağazasına reklam verebiliyor.
Direkt mağazasına linkini Influencer'a gönderiyor.
Oradan aslında paylaşım yaptırabiliyor direkt mağazasına.
İsterse mağazası içerisinden birkaç tane ürün seçtirip spesifik ürünlere direkt Influencer'a reklam verdirebiliyor.
Influencer'a seçebiliyor mu? Influencer'a seçebiliyor diye versiyon abi sabit bütçe reklamları.
anlattığım işte mağaza reklamları seçili ürün reklamlarında influencer satıcıyı seçiyor.
Yani biraz orada farklı bir akış var.
Ama satıcı da influencer'u seçebilsin diye sabit bütçe reklamlarını yaptık.
Orada işte influencer'u satıcı seçiyor.
Yani satıcı influencer'un bilgilerini görüyor.
Ne kadar follower count'u var.
Bunun bütçesi ne kadar diye sabit ücretleri görüp o seçebiliyor.
Ama diğer reklam türlerinde influencer satıcıyı seçebiliyor.
Dolayısıyla burada komisyon üzerine de bu arada akış akıyor.
Yani influencer satıcıyı seçiyor. Kaydırmalı link gibi.
Aynen aynen. Ne kadar aynen kaydırmalı link gibi düşünebilirsin abi.
Ama burada da komisyon var şeyin domeninin temelinde.
Yani sabit bütçede direkt sabit ödüyordu ya diğer reklam türlerinde de komisyon üzerine bir anlaşma oluyor.
En son çıkardığımız bir de Mixlink diye bir reklam türü var.
Burada da mesela diyelim satıcı gittim bazı reklamları açtı.
Bu reklamların içerisindeki ürünleri satıcı derse ki ben Mixlink reklamına da sokmak istiyorum.
Biz içeride analitik ekiplerimiz var.
Onlar bu satıcının ürünleri arasında belli başlı algoritmalar koşuyorlar.
Mesela bu hafta en çok satılan ürünler diye birden fazla satıcının ürünleri bir linkte buluşuyor.
Ve influencerlar bu linki paylaşabiliyor.
Ya da şu an yaz sezonundayız ya.
Mesela bir tane satıcıdan işte güneş kremi alıyor.
Bir tanesinden de plaj çantası alıyor gibi.
Böyle birleşip mix şeklinde.
Bir butik var.
O butiğin altında farklı markaların bedeli ürünlerinde reklam yapılıyor gibi.
Aynen. Birden fazla satıcı da burada birleşebiliyor bu şeyde.
Bu reklam türüne. Şimdi diğer reklam türlerinde bir satıcının sadece onun ürünleri paylaşılıyorken Mixlink'te dediğin gibi de olabilir.
Bir satıcının farklı markalarından da ürün gelebilir.
Farklı satıcıdan farklı ürün de gelebilir.
Tamamen burada aslında Mixlink oluyor yani.
Buradaki amaç da biraz daha influencer'ı rahat ettirmek.
Daha böyle nasıl söyleyeyim belli başlıklar altında influencer reklamını yapabilsin biraz da bunu amaçladık.
Bu da şey mi oluyor? Mesela ara yüzde ön yüzde şu kişi öneriyor datası sizden mi geliyor?
Evet o data bizden geliyor.
Analitik ekiplerine bizden akıyor abi.
Analitik ekipleri de belli başına Trump kavuştukları algı atmaları ben de bilmiyorum ama işte dediğim gibi en çok satılan ürünleri belki topluyorlar bizim içerideki diğer takımlardan.
Ona göre linkleri analitik ekipleri oluşturuyor gibi düşünebilirsin.
International'dan da bahsetmekte fayda var.
Biliyorsunuz bu sene talent olarak en büyük hedeflerimizden bir tanesi.
Satıcılar işte Azerbaycan, Romanya, Gulf bölgesi gibi uluslararası reklam açabilir.
Burada açılan reklamlar direkt seçilen o ülkenin yerel inflasyonlarını paylaşıyor.
Geri kalan akışlarla aynı devam ediyor aslında.
direkt yurt dışına da reklam açıp oradaki satışlarını artırabiliyor satıcılar.
Son olarak da marka reklamlarına da değinmek lazım.
Burası ayrı bir platform bu arada.
Buraya kadar anlattıklarım seller, center olarak geçen bir platformken, marka reklamlarını biraz center olarak geçen farklı bir platformda iter ediyoruz.
Oraya orada götürüyoruz. Burada bahsettiğim reklam tiplerinde daha çok büyük markalar kullanıyor.
Mesela Apple geliyor, burada iPhone satan satıcılar için reklam verebiliyor burada.
Geri kalan flowlar bu arada yine aynı ama bir tık daha böyle o büyük markalar için oluşan yapılar.
Dediğim gibi Apple gelebilir, Samsung gelebilir.
Çünkü trend yolu içinde mesela iPhone satan birden fazla satıcı var ya.
Apple gelip o her satıcının reklam verip yine böyle o satıcılardaki stoklarını eritebiliyor gibi oradaki satışları arttırabiliyor gibi düşünebilirsiniz.
Kısaca FATS'in özeti bu şekilde diyeyim.
Çok güzel. Size bayağı konuşulacak konu varmış abi.
Yaptığınızda bayağı bir iş varmış.
Hem ülke dışı böyle international'da hem de...
Ekip içerisinde şeyi de varmış. Onu da soracaktım.
Ama orada zaten Furkan cevapladı.
Bu ekibi bu kadar yaşıyor.
Kaç kişilik bir ekip şu anda yapıyor bunu diye.
Aynı ekip içerisinde hem frontend hem mükent kişileriniz var.
Ve ayrımcılık yapmışsınız getirmemişsiniz onları.
Bazı ekiplerde şey oluyor. Mesela frontendçi var ama tam core ekipte değil.
Aslında başka bir ekipte ama o ekibe de destek veriyor gibi.
Mix yapılar da vesaire de olabiliyor ama sizde direkt kendi frontendçiniz var diye anladım.
Evet. Direkt o ekibe bağlı.
Peki ekipte Genel olarak hangi teknolojileri kullanıyorsunuz?
Çünkü hem frontend kısmı var bu işin hem backend kısmı var.
Bir de şey var yani sizdeki trafik nasıl bir trafik böyle şey yapamıyorum.
Mesela bazı ekiplerle konuşurken az çok anlayabiliyorum.
Mesela PIM ya da checkout gibi.
İşte checkout direkt belli sipariş alımları vesaire.
Daha çok kafamda oluşabiliyor ama sizdeki trafiği çok böyle kafamda oluşturamıyorum.
Hani ne kadar çok ne kadar az. O yüzden hangi teknolojiler nasıl bir challenge'larınız var teknik olarak tam bilmiyorum.
Sizde mesela hangi teknolojileri kullanıyorsunuz?
Neler yapıyorsunuz burada? Ben böyle genel özetlemeye çalışayım.
Şimdi backend'den başlayalım.
Backend tarafında yani apilerimiz ve caplarımızın bazıları hatta eski olanlar diyeyim Node.js framework'ı olan Nes.js ile geliştirdik.
Şu anda da yeni apilerimizin çoğunlukla da Kotlin ile yazıyoruz.
Yine Spring Framework kullanıyoruz o tarafta.
İki tane de aktif olarak Go Consumer'ımız bulunuyor.
Bu yani yeni Go Consumer'larımız da yine yolda geliyorlar orada.
Go tarafına da birazcık daha yatırım yapıyoruz.
Frontend tarafına geçtiğimizde de React var, Svelte var, Webpack, Module Federation var.
Yine orada Playwright'la end-to-end test ve VRT testler yazıyoruz.
Tabii database tarafına da değinelim.
Orada hem Couchbase hem PostgreSQL kullanıyoruz.
Bir de analitik süreçlerimiz var bizim ekibimizin içerisinde.
Ondan da yine bahsederiz.
Orada da BigQuery kullanıyoruz. Son olarak da yeni yeni Redis kullanmaya başladık.
Platform böyle observability tarafında aktif olarak grafana nevrelik.
Yine platform ekiplerinin sağlamış olduğu loglar için de Kibana kullanıyoruz.
Test otomasyon tarafında da yine Kotlin, REST, Azure, Elur, TestNG kullanıyoruz.
Yine RS ekibinin sağlamış olduğu tüm toolları neredeyse aktif olarak kullanıyoruz.
Mobil tarafta da Gilgamesh altyapısı kullanıyoruz.
Orada da React Native yazılıyor.
Şu anda da hatta yeni bir altyapı değişikliğiyle WebViva üzerine geçebilir miyiz gibi bir analiz içerisindeyiz.
Ekip içerisinde de kendi business metriklerimizi takip etmek için kullandığımız bir open source proje olan Metabase'i kullanıyoruz.
Çok böyle diğer frontend ekipleri gibi, mobil ekipleri gibi büyük yükler altında çalışmıyoruz aslında.
Reklam domenini incelerken aslında analitik süreçlerimizde birazcık daha BigQuery üzerine yıktığımız için ana yük o tarafta gibi.
Kısaca özetle. Mobil ekipten bahsetmiştik.
Yani şimdi mobil kısmından bahsetmiştik Akif.
Orada şey mi? Yani mobil kısmında siz yazıyorsunuz yoksa mobil ekiple beraber ortak mı çalışıyorsunuz?
Siz örneğin BFF'i mi veriyorsunuz ya da nasıl oluyor?
Orada aslında şey yine frontend arkadaşlarımız, frontendçi arkadaşlarımız mobili de geliştirmiş oluyorlar.
Orada React Native olduğu için direkt hani frontendçi arkadaşlar da aslında mobili geliştirmesine aktif olarak katılıyor.
Orada kullanılan bir altyapı var.
Seller Center'ın oluşturduğu.
O altyapıyı kullanıyoruz aslında.
Okey. O zaman siz aslında ekip içerisinde frontend derken gerçekten şey de var.
Hem mobil hem web frontend hem backend hepsi tek şeydi.
Aynen. Tam bir ekibiz aslında.
Abi gerçekten şey only one paket gibi bir şey yani böyle.
Buradan da o zaman bayağı bir backdochtan da bir şeyler geliyordur.
Hani hem frontend kısmı var hem backend kısmı var.
Bizde mesela şey bizde de biraz daha normalde aynı developerlar şey yapabiliyordu.
Hem backend hem front-end'i depo kısmında.
Fofino tarafındayım ben de. Ama şeylik böyle hepimiz de front-end özelinde aşırı bilgi olan kimse yok.
Yani çoğunluk back-end ama front-end'de de daha temel şeyleri yapabiliyorduk.
Ama daha sonra işte şey oldu. Tribe'a front-endçi arkadaşlar geldi ve bu iş böyle yapılır deyip böyle bize şey yaptılar.
Aktarımlar yaptılar işte UI'ları bir daha yazıp işte mimariyi baştan yarattılar.
İşte Angular'dık. React'ta geçiş yapıyoruz şu anda vesaire.
Ve şeyi görebiliyorsun yani gerçekten O farkı, kalite çok belli oluyor yani.
Biz de aslında full stack başladık.
Sonrasında back-end front-end olarak biraz daha ayrışmaya başladık son zamanlarda.
Süper. Şimdi burada teknolojilerden konuştuk, domain tarafından konuştuk.
Biraz da aslında burada iş yapış şekillerinizden bahsedelim isterim.
Sizin iş yapış şekilleriniz nasıl ilerliyor Trendyol içerisinde takım olarak?
İşlerinizi nasıl planlıyorsunuz?
Bu soruyu da ben cevaplayabilirim aslında.
Takımda Scrum metodolojisini kullanıyoruz.
2 haftalık sprintlerimiz var.
Sprint öncelerinde planning ve grooming toplantılarımız oluyor.
Bu grooming toplantılarında işleri inceliyoruz.
Teknik detaylarını belirliyoruz.
Planninglerde ise önceliklendirip sprint'e alıyoruz.
Sprint boyunca daily toplantılarımız var.
Her gün bu toplantıları yapıp senkron kalıyoruz aslında takım içinde.
Sprint sonrasında da...
sprint review ve retro toplantılarımız oluyor.
Bu toplantılarda da hem süreci değerlendiriyoruz, iş yapış şeklimizi değerlendiriyoruz, hem de çıktılarımızı değerlendiriyoruz.
Neyi daha iyi yapabilirdik, neyi iyi yaptık gibi konuları irdeliyoruz aslında.
Yaptığımız işler kısmına gelince ise de işler genel olarak business tarafından geliyorlar.
Product manager aracılığıyla geliyor bu işler bize.
İşler geldikten sonra teknik analiz task'ı alıyoruz.
Bu teknik analiz tasklarında aslında gelen işin detaylarına inmeye çalışıyoruz.
Teknik detaylarına inmeye çalışıyoruz.
Burada aslında edge case'leri değerlendiriyoruz.
Başka takımlarla olan bağımlılıklarımızı değerlendiriyoruz.
Ve sistem mimarisine.
çıkarmaya çalışıyoruz. Bunun da ardından analizi tasklara bölüp aslında daha sonraki sprintlere getiriyoruz.
Şunu da belirtmek gerekiyor.
Sadece business'dan gelen işlerimiz yok.
Teknik işlere de oldukça önem veriyoruz.
Nedir bunlar aslında? Business'ın dışında kalan bizim sistemimizin sürdürülebilirliği için gerekli olan işler.
Nelerdir bunlar aslında?
Teknik borçların giderilmesi, optimizasyonlar, güvenlik iyileştirmeleri gibi birçok business dışındaki konulara da sprintte yer vermeye çalışıyoruz.
Bunlara ek olarak da sprint pratiklerimizi zenginleştiren başka pratikler de var aslında.
Normal sprint akışın dışında uyguladığımız pratikler.
Bunlar peer programingler ve mob programingler şeklinde oluyor.
Know-how aktarımı gerek olduğunda bilgi paylaşımı gerek olduğunda peer programming tercih ediyoruz.
Daha geniş mimari kararlar alınması gerektiğinde ya da konu biraz daha kritikse ve derinlemesine el alınması gerekiyorsa bir karara varmamız gerekiyorsa burada mob programming tercih
ediyoruz. Bunların yanında iş yapış şeklimizi sürekli sorguladığımız düzenli toplantılar da var.
Way of working toplantıları bunlar.
Bu toplantılarda aslında Nasıl daha verimli çalışabiliriz?
Buna kafa yoruyoruz ekip olarak.
Neleri iyileştirebiliriz?
Sürekli tekrar eden manuel işlerimiz var mı?
Bunları otomatikleştirebilir miyiz?
Nasıl daha efektif olabiliriz aslında takım olarak?
Bunu sorguluyoruz bu toplantıda.
Buna ilk olarak da Architecture Review toplantıları dediğimiz başka bir toplantımız var.
Bunu da periyodik bir şekilde yapıyoruz aslında.
Burada da... Biraz daha ekip olarak standartlarımızı belirlemeye çalışıyoruz.
Kod geliştirme standartları, biraz daha teknik taraftaki standartlar diyebilirim.
Kod kalitesini nasıl arttırabiliriz?
Ya da nasıl bir test yöntemi uygulamalıyız?
Ya da ortak bir hata yönetimi paterni şablonu diyeyim.
Belirleyip bunu her yerde uygulamaya çalışıyoruz.
Buradaki amaç aslında tüm takımın ortak bir mindsetle hareket etmesi.
Kod yazarken. Ayrıyeten de şunu belirtebilirim.
Farklı ekip içinde değil de ekip dışında da farklı alanlara odaklandığımız çalışma gruplarımız var.
Bunlar daha çok böyle Selret çatısı altında.
Az önce Furkan bahsetmişti.
Burada aslında ekipler arası oluşturulan ortak çalışma grupları oluyor.
Örneğin işte ortak Go kütüphanesinin yazılması.
Buraya da aslında ekip olarak katkı yapabiliyoruz.
Burada tribe içi mi Oğuzcan?
Yani aynı tribeden farklı ekipler mi?
Yoksa direkt mesela belirli bir GUID'de veya kanaldan mı kişilerle?
Bu aslında Seleret çatısı altında dediğim...
Tribe seviyesinde değil, Tribe'ın bir alt kırılımı şeklinde düşünebiliriz.
Reklam ekipleri var. Biz şu anda bir reklam ekibi olarak buradayız.
Beş ekipten oluşuyor bu.
Bunların arasında oluyor biraz daha.
Sailor S'den bahsetmiştim ya Fırat.
Hani bölüne bölüne inmiştik ya.
Aslında o inat satımlar aslında bir Sailor S olarak hala bir tık daha çekirdek takımı olarak düşünebilirsin.
Tribe'ın biraz daha alt küçük bir ekibi olarak.
Daha çok o minvalde kalıyor.
Yani Tribe'a çıkartmak istediğimiz projeler tabii ki var.
Ama Tribe'in ihtiyaçları tabii daha fazla olabiliyor.
Bir aldıkralım daha var gibi o zaman.
Ekiple, kur ekiple, tribe arasında.
Aynen abi. Aynen öyle. Bu şekilde söyleyebilirim ben de.
Rukiye abi çok güzel. Burada zaten yaptınız ve ki yani bir sprint içerisinde vesaire yani.
Bir döngü içerisinde yapılan bayağı bir iş var.
Birçok da böyle toplantı var.
Bizde de işte RG toplantıları vesaire oluyor.
Örneğin işte cumaları genelde yapmaya çalışıyoruz.
Ya birinin öğrendiği bir şey oluyor.
Onu paylaşıyor. Ya da bir şeylerle uğraşmış bir süre.
Bir şeyler yapmış. Örneğin bizde işte CLC ile alakalı bir şeyler yapmıştık bir süre.
Arkada onu yaptım. İşte onunla ilgili bir sunum örneği yapıyoruz.
Sonra diğerlerinden fikirler alıyoruz. Bunu nasıl yapabiliriz, nasıl açıkabiliriz vesaire diye farklı fikirler çıkıyor.
Ya da gerçekten üzerine konuşulması gereken önemli bir karar oluyor ve üzerine düşünüp tartışılması gerekiyor vesaire.
O tarz böyle ekibin konuştuğu bir yerde olduğu bir zaman oluyor.
O bize çok iyi geliyor.
Ve her haftada bir şeyler çıkıyor gerçekten.
Sürekli her zaman yeni bir şeyler önümüze çıkıyor.
Burada tabii şey de var.
Özellikle mesela biz de işte haftalık sprintler yapıyoruz ve bir işi proda alırken özellikle işte bu sene işte test maturity senesi vesaire diyoruz ya testlerde yeni skorlamalar vesaire oluyor.
Örneğin ben önceden şeye çok hakim değildim.
Smoke test işte proda çıkarken önce bir sipariş işte mesela bizde order domini var.
Proda çıktığımızda yeni bir işi.
Öncelikle yeni container ile ben yeni potla gerçekten bir tane sipariş oluşturmayı deniyorum.
Oluşuyorsa öyle çıkarım gibi süreçlerimiz var.
Sizde de böyle işte kod revi veya pipeline süreçlerinde.
Farklı eksel bir şeyler var mıdır?
Ya da biz her zaman şunu yaparız ki ancak kendimizi böyle sağlama alıyoruz gibisinden.
Yani çeşitli böyle case'lerimiz var aslında.
Ben hem code review sürecinden bahsediğimizim ekipteki hem böyle pipeline sürecimizi anlatayım.
Bizim hani ilk code review'den başlayayım aslında.
Code review'de ekip olarak böyle baya proaktifiz aslında.
Her ekip en az her BMR aslında en az iki onay bekliyor ve Tüm yorumları inceleyip çözümlemeye çalışıyoruz.
Bir Slack kanalımız bulunuyor.
Buraya açılan her MR aslında otomatik olarak düşüyor.
Ekipten de müsait olan arkadaşlar MR'ı inceliyor.
Ayrıca işte tüm ekip gün içerisinde aslında dediki olarak belli bir süreyi Podrive'a ayırıyor ki işlerimiz aslında bir an önce burada çıkabilsin.
MR pipeline tarafında da her bir pipeline'ımızda klasik olarak işte build adımımız var, unit test coverage adımımız var.
Linter adımı var bizim tarafta.
Static code analizi bulunuyor.
Acceptance test adımları yine aynı şekilde koşuyor.
İşte iki onay da geldiği zaman ve tüm yorumlarda çözümlenince de ve tüm aslında step'ler başarılı geçtiğinde MR'ı merge diyoruz.
Master'a merge olduk.
Daha sonra da aslında regresyon testleri koşuyoruz prod'a çıkmadan önce.
Prod deployment'ında tüm uygulamalar aslında canary deployment olarak deploy oluyor.
Yine az önce aslında bahsetmiş olduğum gibi bizde de smoke test adımları çalışıyor.
Yine RS platformu üzerinden yine contract test ve mutation testlerimiz de mevcut.
Bunları ek olarak da böyle düzenli aralıklarda da load test...
koşup performansımızı incelemeye çalışıyoruz.
Buna göre aslında aksiyonlar çıkartmaya çalışıyoruz kendimizce.
Frontend tarafında da ek olarak da böyle Playwright ile UI testleri koşuyoruz.
Ki oradaki süreçlerde de aslında Pro'da çıkarken daha safe olarak deployment gerçekleştirebilirim diye.
Genel olarak böyle özetleyebilirim.
Süper. Valla yani testler özellikle işte integrasyon testleri, unit testler ya da smoke testler vs.
bunlar Bir projede olmazsa olmaz şeyler yani özellikle biz smoke testlerle mesela client tarafında çok fazla hatayla yani smoke test sayesinde çok hata önledik.
Ve bu hataların çoğu da aslında belirli bir noktada incident'a dönüşebilecek hatalar.
Hatta başka ekipleri de ilgilendirecek hatalar.
Bize o konuda gelen hatalardan birçok ekibi de zaten ilgilenmedi.
Giriyoruz. Siz de yapıyorsunuzdur muhtemelen.
Bir tarafta birçok ekiple de çalıştığınızı düşünüyorum.
Bu tarafta hangi ekiplerle birlikte çalışıyorsunuz ve bu ekiplerle iletişimi nasıl sağlıyorsunuz?
Aslında domain anlatırken influencer center takımlarıyla bahsetmiştim.
Yani bizim tarafta açılan her reklamın karşılığı influencer center tarafında bir offer oluyor.
Dolayısıyla onlarla çok yakın bir şekilde çalışıyoruz.
Ürünlerden bahsetmiştim satıştan ürünlerle reklam açılıyor diye.
O ürün detaylarını almak için de Swatch ve PTP ekipleriyle çalışıyoruz.
Yani ürün domeni onlarda aslında biz çok ürünlerle ilgilenmiyoruz gibi düşünebilirsiniz.
Şimdi Ayfer abi de anlattı aslında bizde farklı data platformları var.
O data platformlarında data aktarmak gerekiyor.
Bunda içeride zaten DVH ekibi üstlendiği için yine onlarla da çok yakından çalışıyoruz.
Ayrıca biznes tarafından da bir takım bize girdiler çıktılar olabiliyor.
LGBT beslemeleri gibi.
Bunlar için de TMS takımı var.
Onlarla iletişime geçiyoruz.
Nasıl iletişime sağlıyorsunuz diye sormuştum.
Aslında yeni projeler gelmiyor.
Bir projeye başlarken O projenin PM arkadaşı olur, o projeyi ilerleten developer arkadaşları olur.
Onlarla bir haftalık ikof toplantıları planlıyoruz.
Bu toplantılarda projenin gidişatı hakkında, projenin hedefleri hakkında, neyi ne zaman yapacağız gibi el sıkışıyoruz.
Teknik olarak iletişime geçeceğimize dair de bir takım kontraktlar belirleyip ona göre geliştirmelerimizi paralel olarak da yapabiliyoruz.
Şimdi bu noktada tabii her zaman birbirimize toplantı atmak olmuyor.
Yani asekron iletişiminin çok önemli olduğunu düşünüyorum.
Bunun için de aslında proje özgü selek kanalları kurabiliyoruz.
Bu kanallarda da acil olmayan, esin kilerleyebilecek konuları...
gündem edip orada asekron bir şekilde ilerletebiliyoruz.
Bu şekilde diyeyim. Peki burada ekip olarak en büyük challengerası ne oluyor genelde?
Örneğin işte örnekler vereyim.
Benim olduğum ekip mesela daha çok diğer ekiplerin providerı gibi oluyor.
Birçok ekip de aynı anda çok fazla entegrasyonlar yapıyor.
Ekipler arası iletişim ayrı bir challenger olabiliyor.
Ya da bazı ekipler var core business.
Sadece bizneslerle eğleniyor veya sadece ekiplerde işte belirli projeleri var ama onlarda daha çok teknik işte throughput veya onun gibi.
Problemler olabiliyor gibi. Her ikinin böyle farklı dertleri, çalışları var.
Ya da müşterilerle alakalı vesaire.
Sizde var mı böyle? Ya var kardo illaki.
Ya şöyle şeyler yaşayabiliyoruz.
Mesela bizim A ekibinden bir ihtiyacımız var.
Onlardan bir data almak istiyoruz. Ama onların sprinti çok yoğun.
Bizim sprintle yoğun ve bir işe çıkmamız lazım.
Orada bir blogger olabiliyor bazen.
Bunu zamandan yönetmemiz gerekebiliyor.
Ya da bizde şöyle ihtiyaçlar doğabiliyor.
Onlardaki iki bilgi üzerinden üretilecek bir bilgi var mesela.
Aslında onlardan gelmesi daha doğru olabilir bu bilginin bize.
Ama dediğim gibi yine karşı ekip işte A ekibi.
Çok yoğun olduğu için bunu zamanla veremiyor.
Belki onu biz yapmak durumunda kalırız.
Aslında onlarda yani teoride onlar yapsa daha doğru ama bazen o tarz şeyler tabii yaşayabiliyoruz.
Ama iletişim burada çok önemli işte.
Yani güzelce iletişimi belirleyip kontraktları belirleyince çözülüyor diyebilirim yani.
Biz mesela feature toggle'lı iş yapmayı çoğu işte özellikle default olarak böyle döve döve Öğrendik kendimizi.
Yapmadık işi beklettik.
Yapmadık işi beklettik. Pro da alamadık vesaire diye diye.
Yolda gerçekten böyle öğrenerek şey yaptık.
Abi işte böyle bir risk var mı?
Şu ekiple beraber mi yapacağız? Evet tamam.
Toggle yapalım. Biz Mert'le yapalım gibi.
Bunu böyle öğrendik yani.
Biz de bunu çok yaşadık bu arada yani özellikle kulakları çınlasın bizim köyümüz artık her toplantıda resmen şey yapıyordu böyle yani arkadaşlar lütfen artık feature toggle kuralı koyun.
Yani testte çok bekliyoruz bilmem ne falan diye o yüzden hani bence her ekibin feature toggle'lı bir şekilde ilerlemesi gerekiyor.
Süper. Bir sürü şey öğrendik aslında takımla alakalı.
Bir de şeyi sormak istiyorum.
Şimdi takıma bu bölümü dinleyen kişiler belki bu takıma gelmek isteyebilirler rotasyonda ya da işte işe alım esnasında vs.
Sizin takımda onboarding süreci nasıl ilerliyor yeni başlayanlar için?
Bu soruyu da ekibin en son katılanlardan biri olarak ben cevaplayabilirim aslında.
Onboarding süreçleri ilk günden...
itibaren direkt planlı ve destekleyici şekilde ilerliyor.
Yeni başlayan kişiye bir body ataması yapılıyor.
Bu body hem teknik konularda hem de genel ekip dinamikleri konusunda yeni başlayan arkadaşa yol gösterici oluyor.
Bu sırada çalışma şeklimizi de yeni arkadaşa aktarıyor.
Yeni başlayan kişi asla yalnız bırakılmıyor aslında.
Buradaki amacımız yeni başlayan kişinin yalnız hissetmeden çok güzel bir şekilde takıma onboard olabilmesi.
Oldukça fazla peer programming yapıyor yeni başlayan arkadaşlar.
Hem sistemi tanıyorlar bu sırada hem ekip üyeleriyle yakın çalışma şansı buluyorlar.
Farklı kişiler de farklı konularla çalışıyor ki Hem teknik bilgi aktarımı oluyor farklı kişilerden hem de aslında herkesi birebir tanımış oluyor.
Yeni gelen arkadaşımızın hem ilk haftadan bir commit ve deployment yapması hedefleniyor aslında.
Buradaki amaç da yeni başlayan kişinin direkt sistemi tanıyıp pipeline süreçlerini görüp kodunun deployment'a çıktığını görmesi, sistemi hızlıca tanıması aslında.
Onboarding'in bir parçası olarak düzenli aslında burada planladığımız toplantılar oluyor.
Ekipten herkes bir konuyu anlatıyor yeni başlayan kişiye.
Kimisi domain ile ilgili bir şeyler anlatıyor, bir konu anlatıyor.
Kimisi teknik tarafta aktarım yapıyor.
Test süreçlerini anlatıyor.
Observability kısmını anlatıyor.
gibi gibi farklı konular söyleyebiliriz burada.
Genel olarak amacımız aslında sadece teknik açıdan değil sosyal olarak ekibe entegre olması yeni başlayan kişinin.
Onu sıcak bir şekilde karşılayabilmemiz buradaki amaç oluyor.
Bu da uzun vadede ekip içi iş birliğini güçlendiriyor diyebilirim.
Onboarding'de şey de güzel oluyor gerçekten de.
İlk geldiğinde bir Tabii bir şey var.
Bir rotasyon var, bir de dışarıdan gelme var ya.
Dışarıdan geldiğinde komple yeni bir dünya oluyor.
Ve işte bazı ekiplerle direkt işte ilk baştan direkt bir şeyler çıkıyorsun.
Proda ve life cycle'ı görüyorsun, pipeline'ı görüyorsun vesaire.
Birçok şey öğretiyor yani insana.
Kesinlikle, kesinlikle.
Peki burada sizlerin de, az önce bir şeyden bahsetmiştim.
ARG toplantılarımız oluyor demiştim bizim ekiplerde.
Sizlerde de oluyor mu? Bazı ekipler buna şöyle diyor.
Ben sonradan öğrendim. Daha havalı şeyi varmış.
Launch and Learn deniyor.
Daha... Havalı diyormuş. Biz hep arge arge diye kendimize şey yapıyorduk.
Bu daha güzel bir terimi oluyormuş.
Sizde var mı? Bu tavsiyede oluyor mu böyle?
Biz de direkt lunch alone diyoruz ona.
Haftada yani her hafta iki saat bir lunch alone saatimiz var.
Yani takvimizde evimizde sabit.
Saat iyiymiş ya. Biz bir saat yatıyorduk.
Saat. İki saat vermeye çalışıyoruz.
Burada bazen bireysel çalışmalar yapıyoruz.
Aslında senin de dediğin gibi birileri gidip bir şeyler araştırabiliyor bireysel olarak.
Ekipçe de bir şeyler yapabiliyoruz.
Diyelim ben mesela bir konuyu araştırdım, geldim, öğrendim.
Bu saat içerisinde ekibe sunum yapıp orada elayn olabiliyoruz.
Oradan güzel çıktılar çıkabiliyor.
Şeyden de bahsetmek lazım.
Yani gelişimizi desteklemek için ayrıca bir silah kanalımız da var.
Launch Online'den bağımsız olarak.
Bu kanalda da ekip değerli gördüğü linkleri, konuları paylaşabiliyor ansekron olarak.
Onlar üstüne de yine Launch Online yapılabilir bu arada.
Ama ansekron olarak küçük küçük konularda oradan paylaşıyoruz.
Bu launch online'lerden veya bu çalışmalardan çıkan fikirler olabiliyor.
Onlarla alakalı çalışma grupları kurabiliyoruz bu arada.
Bu çalışma gruplarından projeler çıkıyor ve onları da direkt böyle prod'da kullanabiliyoruz.
O işler bizim için bayağı faydalı.
Yani orada 2 saat veriyoruz ama bayağı çıktı ürettiğimiz oluyor.
Bu arada hackathon'lardan da bahsetmeden olmaz.
Yani yılda 2-3 kere biz seller ads olarak hackathon düzenliyoruz.
Ve bir gün boyunca belli bir konu üzerine takımlara bölünüp çalışıyoruz.
Mesela en son da machine learning üzerine çalışmıştık.
Oldukça da faydalıydı aslında.
Çok uzmanlığımızın olmadığı bir konuda epey bir şey öğrenmiştik.
Yani ekip için böyle aslında trend yolu içinden de bence bahsetmekte yarar var.
Birçok konuda guild var mesela.
Örneğin Go'da uzmanlaşmak isteyen birisi Go guild'e katılıp buradaki çalışmalara destek verip hem ekosisteme katkıda bulunup hem de kendine bir şeyler alabilir.
Ayrıca yine trend yolu içerisinde de birçok meetup düzenleniyor.
Örneğin bu arada mesela EA gündemde ya.
Mesela geçenlerde Curzle'la alakalı meetup yapılmıştı.
Orada ekip arkadaşlarımız oldukça değerli bilgiler vermişti.
Mesela onları içeride kullanıyoruz.
Sonuç olarak hem çekirdek ekip olarak hem de Trendyol içerisinde kendimizi geliştirmek için birçok fırsat mevcut diyebilirim yani.
Diyetler gerçekten çok fazla ve herkesin böyle ilgisine göre yapılacak bir şey var.
Hatta reklamı yapayım mesela. Şu an bu yaptığımız selam ekip aslında bizim podcast guild'ından geliyor.
Ya da işte Trendyol tek YouTube kanalımız var.
Orası aslında bizim YouTube guild'ından geliyor.
Bu işle ilgili ilgili olan kişiler gelip.
içeriklere böyle katkı sağlayabiliyor.
Aynen. Aynen. Bir dönem biz de Frontend Guild'da bayağı bir etkinlik yaptık.
Şu an hala orası da devam ediyor.
Oraya da bekleriz diyerek araya onu da sıkıştırayım.
Süper. Şimdi Şey tarafından biraz konuşalım isterseniz.
Böyle biraz ekiple alakalı gelişimdir, içeriktir vs.
konuştuk. Biraz da iletişim tarafıyla alakalı konuşalım isterseniz.
Siz ekip içerisindeki iletişimi sonuçta güçlü tutmak vs.
biraz zor bir durum. Siz buradaki ekip içi iletişimi kuvvetlendirmek için neler yapıyorsunuz?
Ben anlatabilirim böyle.
Şimdi ekip içinde iletişimi kuvvetlendirmek için böyle Slack'te boş ismini verdiğimiz bir kanalımız var.
Aynı Zorna gibi aslında orada.
Baya komik böyle capsler, meme'ler paylaşıyoruz.
Yine her gün böyle closing'imiz bulunuyor.
Closing'lerde günün son 15-20 dakikası bir araya gelip böyle tamamen işleşi konularda goy goy yapıyoruz.
Özellikle ekipçe Hexball oynamayı baya seviyoruz.
Hatta bu konuda kendi aramızda şifreli bir iletişim şeklimiz de var.
Analiz linki var mı diye birbirimize soruyoruz aslında.
Analiz linki adı altında aslında bize bir Hexball linki geliyor ve...
analize başlıyoruz diyeyim.
Vay arkadaş. Vay olaya bak çok iyiymiş.
Biz böyle analizler yapıyoruz closing dediğim.
Hexbol NCP'si gelir mi?
Yakında gelir o da herhalde artık.
Geçen gün ona kafa yaratık yapabilir miyiz diye.
İşte onun dışında böyle fiziksel buluşmalarımızdan da bahsedeyim.
Onda da kutu oyunları oynamayı seviyoruz.
Hatta son buluşmamız Ankara'daydı.
Ankara merkezde bir ekibiz.
Orada buluştuğumuzda da böyle Secret Hitler diye bir oyun oynamıştık bayağı.
keyifliydi. Kutu oyunu sevenlere selam olsun diye böyle özetleyebilirim.
Kutu oyunu deyince ben de bir ara D&D'ye sarmıştım bilen ya da ilgisi olan var mı bilmiyorum.
Dungeons & Dragons. Daha tabii uzun görmüyor.
Bir kere oturup malık çok olmayabiliyor her zaman ama çok eğlenceli.
Bilmeyenler belki ilgisi olanı anlaştırabilir.
Kutu oyunu derken Gürkan abiye de buradan selam söylemeden olmaz.
Trendyol içerisinde istikrarlı bir biçimde her hafta Massac Office'de Cuma akşamı toplanıp kutu oyunu oynuyorlar.
Belki bilmiyorsunuz. Öyle mi? Ben bunu bilmiyorum.
Evet. Bizim şey var.
Bir tane kanalımız var.
Ben şu an hatırlamıyorum ismini ama sonra gönderirim.
Biz şeye de yazarız.
At at. Orada Gürkan abi her hafta diyor ki bu hafta işte gelecek var mı?
Şu oyunu getireceğim diyor. Genellikle 4-5 kişi toplanıyorlar ve keyifli keyifli oyun oynuyorlar.
Biz de Ankara'da yapmayı planlıyoruz böyle bir şeyi ama Gürkan abiye Gürkan Yarar'a da buradan Selam söylemeden olmaz kutu oyunu ismi geçmişken.
Kutu oyunu master'a o zaman ondan selam olsun.
Selam olsun. Peki sizin ekip de kutu oyunlarından sonra.
Mesela biz depo operasyon tarafı olduğumuz için 7-24 çalışan bir operasyon oluyor.
Türkiye'de özel bir gün olsa depolar çalışmasa bile yurt dışında depolarımız oluyor.
İşte Romanya'da, Suudi Arabistan tarafında vesaire.
O yüzden her zaman çalışan bir sistem var.
724 akam sistem. O yüzden nöbet sistemimiz var kendimizce.
Bir problem olduğunda kendi support ekibimiz var ama onların da desteğe ihtiyacı olduğunda kendi on kurullarımız destek veriyor.
Biz daha çok günlük yapıyoruz.
Önceden böyle haftalık ama günlük daha rahat bizim için.
Sizde böyle bunun gibi nöbet sistemi var mı?
Ya da ne oluyor nöbette genelde verilen bir destek varsa?
Genelde şu tarz şeyler oluyor gibi.
Bunu da ben cevaplayabilirim yine.
Bizdeki nöbet sistemi de günlük aslında.
Bizde nöbetçi oluyor günlük olarak.
Nöbetçinin yanında bir backup oluyor.
Ve bu sıralı bir şekilde ilerliyor diyebilirim tüm takım içinde.
Nöbetçi ne yapıyor aslında? Nöbetçi günlük gelen sistemden gelen alertleri takip ediyor.
Ya da çevre ekiplerden gelen talepleri, duyuruları takip ediyor ve onu ekibe getiriyor aslında.
Gerekirse hatta bunun işini açıyor.
Sprinte getiriyor. Kullanıcılardan gelen ticketler olabiliyor.
Direkt sellerlardan gelen ticketler olabiliyor.
Açtığı bir reklamla ilgili bir analitik datasında hata olabilir ya da başka bir problem olabilir.
Bunu ticket olarak getiriyorlar.
Bu influencer tarafından da gelebiliyor.
Seller tarafının yanında.
Burada aslında nöbetçi tek başına yapmıyor bu her şeyi.
Aslında biz tüm ekip olarak yine takip ediyoruz birçok süreci.
Nöbetçi burada yalnız kalmıyor.
Sadece nöbetçi lead edebiliyor konulara diyeyim.
Nöbetçi meşgulse eğer o anda backup devreye giriyor.
Backup da meşgulse yine ekipten birileri dahil olmaya çalışıyorlar.
Burada bir de bizim playbookumuz var.
Bu playbook bir dokumentasyon aslında.
Herhangi bir hata durumunda nöbetçinin ne yapması gerektiği hataya bağlı olarak adım adım yazıyor bu playbookta.
Ya da işte takip etmesi gereken kanallar düzenli olarak hem trend yolu içinde hem ekipler arasında takip etmesi gereken kanallar bu dokumentasyonda yazılıyor.
Aslında yani hafta sonu nöbetçi yalnız kaldığında bile bu playbooktan çıkarımlar yaparak problemi çözebiliyor diyebilirim.
Bu playbook'a sürekli olarak yeni case'ler de gelebiliyor.
Yeni bir alert oluyor mesela.
Bu takım tarafından çözülüyor ve bunun çözümünü direkt playbook'a aktarmaya çalışıyoruz diyebilirim.
Hatta bu playbook'u ileriki aşamalarda bir AI entegrasyonu yapıp aksiyon alabiliyor mu?
Bunu da test etmek istiyoruz diyebilirim.
İntegrasyon çok mantıklıymış çünkü mesela bizim şu anda, pardon şu anda değil artık sanırım ama önceden bir ara retro aksiyonumuzdu.
İşte nöbetten bir şey geldiğinde çok fazla tekrarlayan şeyimiz olmuyor ama en azından olursa veya şöyle bir şey geldiğinde şöyle yapalım.
Çok az geliyordur ama arada bir geliyordur vesaire.
O zaman işte Excel'de şurada tutalım.
İşte şöyle şöyle buna böyle bir şey gelirse şuraya bak gibisinden böyle.
Ama bir türlü böyle aktif olarak kullanmıyorduk.
Hatta Retro'da şeyimiz vardı buraya aktif olarak kullanalım diye.
Onun böyle aslında entegrasyonu olması ve işte atıyorum ben selekte bir şey çözeyim de ne yaptığımı direkt oradayken bir pipeline'i komut...
çalışacak şekilde bak böyle oldu ve böyle yaptım diye.
Çok kolayımıza gelecek şekilde olsa belki daha rahat bir playbook kendiliğinden oluşabilir sürekli update olunmuş halinde.
Mantıklıymış, güzelmiş. Beğendim onu.
Şimdi size her bölümde her ekibe özellikle sorduğumuz bir soruyu soruyorum.
Genelde güzel şeyler çıkıyor buradan.
Yaşadığınız güzel bir incident var mı?
Burada incident oldu şöyle bir şey oldu ve şöyle aksiyon aldık diye.
Aslında ben en incidentımızdan bir giriş yapayım.
Öncesinde aslında en...
En çok zorlandığımız kısımdan da bahsedeyim.
Biz biraz daha front end, back end, mobil olarak bahsettik ama aslında ekip içinde kendi analitik süreçlerimizi de kendimiz geliştiriyoruz.
Biraz oradan başlayayım, oradan incident'ı aslında anlatırız.
Yani ekipteki en kritik operasyonlardan biri bizim reklamın yaşam döngüsü aslında.
İşte satıcının oluşturmuş olduğu reklamı influencer aslında Instagram'da paylaştıktan sonra Kullanıcılar bu linklere tıklayıp aslında Trendyol içerisinde herhangi bir ürünü satın alabiliyorlar.
İşte burada aslında bizim analitik süreçlerimiz başlıyor.
İşte buradaki kullanıcının tüm eventlerini inceliyoruz aslında.
Ve bu belli bir eventlerle aslında siparişleri eşleştirmeye çalıştırıyoruz.
İşin en zor kısmı da bu aslında analitik case'lerinin detayları.
İşte kullanıcı mesela linke tıklıyor, hemen ürünü satın alabiliyor ya da favori atıp birkaç gün sonra satın alabiliyor.
Ya da işte paylaşılan ürün yerine gidip aynı mağazadan farklı bir ürün satın alabiliyor gibi böyle çeşitli case'lerimiz var aslında.
Burada da tabii biz bu analitik süreçleri içerisinde biz bir faturalandırma adımımız bulunuyor.
Yani satıcının aslında bu açmış olduğu reklamı komisyona göre satıcıya fatura ediyoruz.
influencer'a da aynı şekilde hak ediş oluşturuluyor.
Tabi bu fatura adımları da aslında bizim için kritik olmuş oluyor.
Buradan aslında birazcık daha incident'a bağlayabiliriz bence.
Yani bombayı bana mı bırakıyorsun abi anlatayım diye.
Evet. Sana biraz çoğaldı gibi.
Sana kislendiği gibi biraz.
Ben anladım ki Furkan girer ya.
Ya fatura dedin çok doğru dedin.
İlk başta bir incident'ın boyutundan bahsedeyim.
Tam 43 milyon. Yani 43 milyonluk bir incident yaşadık.
Yani utanarak. 43 milyon.
Evet abi şu an terleyerek söylüyorum.
43 milyon ne abi bu?
TL abi. Yani 43 milyon TL'lik bir incident yaşadık.
Yani şöyle bir incident bu.
Biz bu parayı influencerlara ödemişiz ama satıcılardan bir ücreti alamamışız.
Olan biz olmuş yani.
Herkesin maaşını tek tek kesiyormuş ödene ne kadar.
Buradan sen önümüzdeki 65 yıl kadar trend yoldasın.
Aynen çalışıyoruz. Aynen aynen.
Neyse korkmayın telafi ettik anlatayım biraz.
Burada kalmasın. İyi tamam.
Ya bu arada bu çok komik yani çok durgun ve cuma akşama geldi yani.
Hani bir tane ticket geldi bize haberimiz yok.
Ticket üstünden öğrendik bu arada. Yani ticket da şu yazıyordu satıcı alacağımız tutar eksi gözüküyor.
Satıcıya borçlu gibi gözüküyoruz.
Bu bizim domenide imkansız.
Satıcı da bunu söylemiş.
Normalde ödemesi gereken belki 3-5 bin lirayken adama eksi 3-5 bin lira bir şey gösteriyoruz.
Satıcıdan tiket gelince numara uğradık.
Hemen incelemeye başladık. Ve şunu gördük.
Sadece o tiketi açan satıcıda değil.
Birçok satıcıda bu durum var.
Sonra şunu anladık. DBA pozitif olarak yazmamız gereken satışları yazamayıp biz sadece iptal edilen satışları tüm tarafa yazabilmişiz.
Dolayısıyla da negatif olarak bir şeyler yansımaya başlamış satıcılara.
Oturduk hesaplamaya başladık ya biz kaç satıcıya ne yapmışız ne etmişiz diye.
Bir 14 milyon civar hesaplamaya başladık.
Bu arada cidden kafa yandı ya zaten cuma hani çıkacağız falan.
Bir 14 milyon hesapladık.
İşin daha komik tarafı var.
Tatile çıkacak arkadaşlar var.
Yıldız izine çıkacak arkadaşlar. Yani bavul alıp gidecekler yani ama biz 14 milyonu görünce.
Hiçbir yere gidemez abi. Hiçbir yere kimse gidemez.
Herkes yerinde kalır. Herkesi aradık topladık.
Tekrardan bakmaya başladık.
Bizim kaçırdığımız bir detay varmış mesela.
14 milyon değil de 43 milyona falan ulaştı.
Hayda. Hala 47 olmadı.
Daha da korktuk. Aynen yani.
Böyle bir şeye uğradık yani.
Bayağı sıkıntılıydı. Hemen tabii şey yaptık yani.
Bu sorunla ne sebep oluyor?
Oturduk onu inceledik ve şunu gördük.
Biz tarih bazlı bir işlem yapıyoruz.
toplamamız gereken veriler o beklediğimiz tanrılığına girmiyor gibi bir olay var aslında.
Basit de bir sebep yani çok büyük bir sebep.
Yani çok ultra bir şey yok ama o küçük bir tane bir şey yani çok fazla şeye sebep olmuş.
Etkilemiş ya. Buradaki en büyük sıkıntımız bence şuydu abi alertlerimiz yoktu veya check-in algoritmalarımız yoktu.
Dolayısıyla hani biz bu şeyi ticket'tan öğrenmiş olduk.
Belki o zaman o alertleri tanımlamış olsaydık çok daha önceden haber alıp çok daha küçük bir şekilde çözebilirdik yani.
Şu an şey bir alertiniz var.
Borcumuz var satıcıya diye bir alert mi geliyor?
Hayır. Dedim ya mesela Devaş ekibinden anlatırken birden farklı platform var.
Data Source var öyle söyleyeyim.
Onların arasında bir tutarsızlık falan orada aslında bulabilirdik bunu.
Şey yaptık tabii hemen tüm sıkıntılı datayı çıkardık biz tüm sıkıntılı satıcıların hepsini çıkardık.
Ve burada hani satıcılarla tek tek iletişime geçip o 43 milyonu aslında taksit taksit işte satıcı da o satıcıdan onu al bu satıcıdan bunu al.
Tekrardan toplamış olduk yani biz o parayı tekrardan alabildik.
Sıkıntı yok yani. Ay şükür.
Bazı alertlerde şey oluyor abi yani yaşanmışlık var ve tecrübesi olan alertler oluyor.
Bu onun gibi bir şey olmuş. Aynen tecrübesi var yani.
Toplamış olduk. Hemen şey yaptık bu arada abi.
Yani tatil matil boş verin.
Hemen bir checker algoritmalarımızı yazalım.
Checker'ları koyalım. Yani günlük baksın, akıllık baksın.
Hemen bir aletlerimizi tanımlayalım.
Gibi testlerimizi falan da çoğalttık bu arada.
Yani analitik bizim için yeni bir domeninin aslında.
Yani direkt BigQuery'de bu projeyi üstümüze aldığımızda 2000 satıra yakın SQL vardı.
Yani biz bunu gördüğümüzde zaten...
Evet abi.
Yani direkt analitik takımından biz devralmıştık bu projeyi.
Yani biz bunu görünce zaten bu neymiş ya olduk.
Hani zaten zorlandığımız süreçti.
Yani o yüzden...
eksiklerimiz vardı ama bu instant bize çok şey öğretti.
Yani çok fazla ders çıkardık.
O derslerimizi hala uyguluyoruz.
Umarım tekrardan benzer bir şey yaşamayız.
Yani toplamış da olduk durumu.
Ama çok da ders çıkardık.
Bence en önemlisi oydu. Çok altın değerinde şeyler çıkardık kendimize.
Bu analitik süreçleriyle alakalı. Çünkü hepimiz için yeni bir süreçti.
Önemli bilgiler edinmiş olduk.
Durumda toplamış olduk ama böyle güzel bir anımız olmuş oldu.
Hemen oluyor. Ne oldu abi bir daha söyle.
İş yapış şeklimizi baya bir iyileştirmiş olduk sonra.
Değil mi? İş yapışınız neden bu kadar iyi?
İşte 43 milyon borcumuz vardı oradan.
Ya bu bir anı değil de borç kalmış gibi.
Borç kalmış. Düşünsene böyle şeyi arıyorsun.
Takım liderini arıyorsun ya da P.O'yu falan.
Ya bizim 43 milyon borcumuz çıktı da.
Oradan öyle oldu. Buradan Pınar'a selam olsun.
Ligileri gerçekten arayıp boşver şimdi tatili bak böyle böyle bir şey olur dedik yani.
Yaşanmıyor yani. Havalimanına falan bakıldı yani eskilerlere.
Çok iyi. Yani siz artık işlere puan vermek yerine kalan borç.
Aynen aynen. 2 milyon 800.
Orayı biz geri aldık.
Dinleyenlere şu an yazmasınlar bize.
Biz o parayı geri aldık. Aynen ona göre.
Sıfırlandı yani her şey. Sıfırlandı.
Borcu sıfırladık abi. Şu an atlıyız.
Aynen iyi dedin. Çünkü abi son zamanlarda duyduğum en güzel incident anılarından biri.
Teşekkür ederim. Böylece son sorumuzda arkadaşlar.
Çok teşekkür ederiz hepinize.
Çok güzel bir sohbet oldu. Ağzınıza sağlık.
Teşekkürler dinleyenlere.
Teşekkür ederiz. Teşekkür ederiz.
Evet. Selam ekibin 78.
bölümünde. Affiliate at ekibiyle beraberdik.
Ekibin yapısını öğrendik.
Kullandığı teknolojiler, pratikler, challenge'lar, incident'lar, borçlar hepsini öğrenmiş olduk böyle.
Kendilerine tekrardan teşekkür ediyoruz.
Bir sonraki bölümde görüşmek üzere.
Bye bye. Görüşürüz.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
