
Konuklar: Berrak Karabulut, Ceren Yıldırım, Mert Çetin, Yağmur Atilla
75. bölümümüzde konuğumuz DWH Sales Core Analytics ekibi oldu. Ekip yapısını, projelerini, teknoloji stack seçimlerini ve çok daha fazlasını konuştuk!
Trendyol Talks'da Trendyol'daki kültürümüzü, kültürümüzden beslenen iş yapış biçimlerimizi ve ritüellerimizi konuşuyoruz. Trendyol Talks podcast kanalımızı takip etmeyi unutmayın!
Transkript
Selam ekip, ben Storefront Web Browsing ekibinden Cengiz.
Teknoloji ekiplerini tanıdığımız ve süreçler, teknolojiler gibi konuları konuştuğumuz Selam Ekip Podcast serisinin 75.
bölümündeyiz ve 75.
bölümde Sales Core ekibiyle birlikteyiz.
Bu ekibi tanıyacağız, ekip yapısı, kullanılan teknolojiler, pratikler gibi konuları konuşacağız.
Arkadaşlar hepiniz hoş geldiniz.
Hoş bulduk. Hoş bulduk, merhabalar.
Hoş bulduk. Süper.
Bugün yine dinamik, cap canlı bir ekiple beraberiz.
Siz şu an görmüyorsunuz ama ben biraz önce gördüm kendilerini.
Gündüzleri güleş güleş bir ekip.
O yüzden enerjimizin bugün yüksek olacağını düşünüyorum.
Tekrar hoş geldiniz. Kendinizden bahsedebilir misiniz arkadaşlar?
Tabii ben başlayayım önce.
Selamlar herkese. Ben Berrak.
Dört yıldır Trendyol'da Data Warehouse ekibinde Analytics Engineer olarak çalışıyorum.
Salesforce kordoma indim söylediğim gibi.
Aslında burası benim ilk iş yerim.
Mezun olduktan sonra bir bootcamp ilanı görerek, ona başvurarak ekibe dahil olmuştum.
Bu şekilde özetleyebilirim.
Ben devam edebilirim.
Selamlar herkese. Ceren ben de.
Ben de yaklaşık 3 yıldır Trendyol'dayım.
Data Warehouse ekibinde yine Analytics Engineer olarak çalışıyorum.
İlk başta Growth Domain'inde başlamıştım.
Ama rotasyonla Sales Score ekibine dahil oldum.
1 yıldır da Sales Score ekibindeyim.
Selamlar. Mert ben de.
İlk 9 ay... Part-time olmak üzere yaklaşık 3,5 yıldır Trendyol'dayım.
Ben de diğer ekip arkadaşlarım gibi Data Warehouse ekibinde Analytics Engineer olarak çalışıyorum.
Sales Core domenindeyim.
Sadece ekip arkadaşlarımdan ayrı olarak Ankara'da yaşıyorum.
Onlar İstanbul'da tek başımayım diyebilirim Ankara'da.
Selam herkese. Ben de Yağmur.
Ben de yaklaşık 1,5 yıl oldu Trendyol'da Sales Core ekibinde.
Aslında Analytics Engineer pozisyonda çalışıyorum.
Ben de yine Bergak gibi bir bootcamp, data management bootcampiyle aslında Trendyol bünyesine katılmış oldum.
Tekrar hoş geldiniz arkadaşlar.
Mert'cim seni çok iyi anlıyorum.
Aynı kaderi ben de paylaşıyorum.
Benim de ekibim İzmir tabanlı bir ekip.
Ben de Ankara'da tek başımayım.
O yüzden seni anlayabiliyorum gayet iyi şekilde.
Alışıyoruz diyelim ya bir yerden sonra.
Evet, evet. Bir şekilde alışıyoruz.
Süper. Harika.
Ufaktan takımla alakalı konuşmaya başlayalım arkadaşlar.
Şimdi Sales Core denilince akla geliyor bir şeyler fakat Sales Core ekibinin tam olarak sorumluluğu nedir?
Ben bahsedebilirim.
Biraz daha genelden olacak olursam aslında Data Management Tribe'ında Data Warehouse ekibinde Analytics Engineer olarak çalışıyoruz.
DVH ekipleri olarak ne yapıyoruz dersek farklı kaynaklardan gelen verileri bir alıyoruz.
Bu verileri temizliyor, dönüştürüyor.
ve analiz ile raporlama için düzenli bir şekilde sunuyoruz.
Amacımız şirkette karar alma süreçlerini destekleyen ve iş birimlerine değer katan bir platform yapısı oluşturmak.
Bunu hedefliyoruz. Bunu bir ürünün trend yola girişinden stonun tüketilmesine kadar tüm yaşam döngüsünü birleştirdiğimiz bir platform, genel bir platform olarak da düşünebiliriz.
Analytics Engineer'lar olarak bizler çalıştığımız iş birimlerine göre farklı farklı domainlere ayrılıyoruz.
Sales Core da bu domainlerden bir tanesi.
Yine ekibimizde 9 tane domain bulunuyor.
Bunlardan bazılarını sayacak olursam, finans, seller, müşteri deneyimi gibi ekleyebilirim.
Her domain kendi iş birimleriyle birebir çalışarak ihtiyaçları anlamaya odaklanıyor ilk başta.
Bu süreci şöyle aşamalandırabiliriz.
İlk olarak business ekiplerimizle görüşüp ihtiyaçları belirliyoruz.
Kaynak ekiplerle iletişim kurarak veriyi tanıyor bir analiz ediyoruz.
Veriler DVH alındıktan sonra modelleme aşamasında çalışıyoruz.
Dataların farklı kaynaklardan, farklı teknolojileri kullanarak DVH ortamına alınmasında ve bu kodları optimize şekilde production ortamında koşulmasında developer ekiplerimizle çalışıyoruz.
İhtiyaçlara göre T-1 veya anlığa yakın raporlar hazırlıyoruz.
Bu raporları şirket içindeki ekiplerle paylaşmak için de raporlama araçlarımız var.
Onları kullanıyoruz. Biz Sales Core olarak Türkiye ve Azerbaycan için satış raporları oluşturuyoruz.
Ve PM2 dediğimiz karlılık metriğini hesaplıyoruz.
Satışla ilgili aslında akla gelebilecek her türlü raporu oluşturuyoruz diyebiliriz.
International taraf için de yine ayrı bir domenimiz bulunuyor.
Bu ekibimiz de International taraftaki karlılığı hesaplıyor ve satış raporlarını oluşturuyorlar.
Ek olarak ekiplerin günlük özet raporlarını takip ettiği Internal bir analitik dashboard platformundan bahsetmek isterim.
Bu platform üzerinde hem anlığa yakın hem de bir önceki güne ait raporlar izleniyor.
Satış datasıyla ilgili raporların, sorguların hazırlanmasında ve düzenli bakımların sağlanması bizim ekibin sorumluluğunda.
Bu verilerin kullanıcı arayüzüne yansıtılması ve platform üzerindeki teknik düzenlemeler ise ilgili developer ekipler tarafından yürütülüyor.
Son olarak bir de Brand Center adında bir platformumuz bulunuyor.
markaların kullanımına sunulan, kendilerine özel satış raporlarını, oluşturulan nicklerin tıklanma performanslarını, işte büyüme raporlarını ve benzeri birçok analitik içeriği inceleyerek aksiyon
almalarını sağlıyor aslında.
Bu raporlar satış datası üzerinden SayScore ekibi olarak bizim tarafımızdan hazırlanmakta ve Brand Center Developer ekibi tarafından ön yüze yansıtılarak markalara sunulmaktadır.
Valla harika yani uzun uzun her aşamasını dinlemiş olduk.
Gerçekten Sales Core baya bir aşamada bulunuyormuş.
Ben başlangıçta bir şey gibi düşündüm böyle.
Ha dedim okey bir nevi veri geri dönüşümü yapılıyor o zaman gibi düşünmüştüm ama her aşamasında, datanın her aşamasında, satış işaren her aşamasında bulunuyormuş.
Harika. Peki şeyi merak ediyorum yani bu süreçlerin hepsini yaparken...
Hangi teknolojileri kullanıyorsunuz?
Yani raporlama ortamından falan bahsettiniz.
Hangi teknolojilerde ilerliyorsunuz burada?
Evet aslında dediğim gibi hem aşamalarımız çok çeşitli.
Bunu karşılamak için de tabii çokça tool'a ihtiyacımız oluyor.
Şöyle özetleyebilirim. Aslında bizim genel amacımız modellediğimiz datayı bir raporlama tool'u üzerine iş birimlerine aslında en efektif olacak şekilde yansıtmak olduğundan en sık kullandığımız tool'lardan biri.
Google'ın Looker adındaki raporlama tool'u.
Bu tool üzerinde verileri nasıl entegre ediyoruz da gelirse ki Looker entegresiyonu aslında yine Google ürünü olan BigQuery ile gerçekleştiriyoruz.
İşlerimizin çoğu bu iki tool üzerinden birbirine entegre bir şekilde ilerliyor aslında.
Süreçlerimiz bu şekilde. Yani akış şöyle oluyor.
Kaynaktan aldığımız veriyi biz BigQuery'de saklayıp işliyoruz öncesinde.
Görselleştirme ve iş birimlerine sunma kısmını da Looker üzerinden yapıyoruz.
Öyle düşünebiliriz. Aslında bu iki araç da birbiriyle çok iyi çalışıyor.
Bizim için oldukça verimli bir yapı oluşturuyor bu ikisinin birbiriyle entegre olması.
Bunun dışında kendi geliştirdiğimiz bir ürün olan Data Catalog'dan da bahsetmek isterim.
Bu araç da bizim için çok önemli çünkü iş birimlerine sunduğumuz verilerin nav havını güçlendiriyor.
Yani mesela iş birimi bir metrik gördüğünde bu veri nereden geliyor, neyi ifade ediyor, tam olarak nasıl hesaplanmış gibi soruları olabiliyor.
Bu soruları hızlıca cevap bulabildiği platformda Data Catalog oluyor.
Bu şekilde özetleyebilirim.
Benim burada bir aklıma takılan nokta var.
Yani burada kullandığınız teknolojiler...
Aslında iki sorum var burada.
Arka arkaya sorayım.
Birincisi burada kullandığınız teknolojiler sizin kendi içerisinde, kendi içinizdeki olan geliştirmeyi mi kapsıyor sadece?
Yani örnek veriyorum bir tool'u ortak bir şekilde diğer ekiplerle kullanıp...
Onun üzerine ortak bir geliştirme yapıyor musunuz?
Yoksa sadece kendi geliştirmeleriniz mi bu tool'lar içerisinde?
Bir de şeyi sormak istiyorum. Şimdi data analiziyle alakalı artık yavaş yavaş birçok sadece data analizi değil diğer şeyler de öyle birçok ekibe soruyoruz.
Birazcık daha şimdi bu bölümü dinleyen arkadaşlar dışarıdan işte öğrenci arkadaşlar olabilir ya da data analiziyle alakalı işte sektöre girmek isteyen arkadaşlar olabilir.
Şeyleri nelerdir, challenge'ları nelerdir yani bir data analiz kısmı.
Takımla alakalı devam edeceğiz ama böyle kısa bir şey alsam sizden çok iyi olur bu konuyla alakalı.
Tool'larla alakalı aslında şundan bahsedebilirim.
Tabii ki bir query'i kullanan çok farklı ekipler var, çeşitli ekipler var.
Looker'ı da aynı şekilde. Yani Looker'ı biz geliştirmesini sağlıyoruz ama işin sonunda raporlama kısmını ve bu veriyi sağlıklı ve işlevsel bir şekilde iletme kısmını.
İş ekipleri genellikle Looker'ı kendi sistemlerini ve veri kullanım alışkanlıklarını manipüle ederek, çeşitli scheduler kurarak, farklı yöntemlerle.
Kullanıyorlar, bu şekilde temiz bir veriye ulaşmış oluyorlar.
Ama BigQuery tarafında da yine kullanan çok çeşitli ekipler var sadece bizim dışımızda.
Biz modelleme kısmımızda ve lukur entegrasyon kısmında hem işlevsel olduğu için hem de en çeşitli modellemeyi bu kısımdan yapabildiğimiz için BigQuery'i kullanıyoruz diyebilirim.
Okey, süper. Birazcık şeyden bahsedelim.
Şimdi sizin bir işin içerisine data girdiği zaman aslında datanın yolculuğu, verinin yolculuğu birçok ekip üzerinde devam ediyor.
Kullanıcıya gösterilene kadar, işlenene kadar birçok ekip aslında bu datanın içerisinde bulunuyor.
Siz hangi ekiplerle birlikte çalışıyorsunuz?
Burada iletişimi nasıl sağlıyorsunuz bu ekiplerle?
Aslında dediğin gibi biz DVH olarak çok fazla ekiple çalışıyoruz.
Ceren'in de anlattığı bu DVH altındaki her domeynin aslında çalıştığı farklı iş birimleri ve çalıştığı farklı kaynak ekipler var.
Biz Sales Core olarak kategori ve planlama ekiplerinin ek olarak da CEO Office'in raporlama ihtiyaçlarını karşılıyoruz.
Bu talepleri karşılarken de yine bir datayı da bir kaynak ekipten almamız gerekiyor.
Onun için de kaynak ekiplerle sık sık çalışıyoruz.
Biz satış ekibi olduğumuz için en çok çalıştığımız kaynak ekiplerden birine OMS'i örnek verebilirim.
Yani OMS, Order Management System.
Bu da tüm sipariş datasının tutulduğu kaynak ekip olarak özetleyebilirim.
Bunun yanında aslında aklınıza gelebilecek satışa dokunan her ekiple çalışıyoruz.
İşte örneğin promosyon, kupon, finans olsun.
İşte bu ekiplerle beraber sürekli iletişim halindeyiz.
Bu iletişimi de her ekiple ayrı ayrı kurduğumuz Slack kanallarıyla sağlıyoruz.
Süper. Yani burada aslında en son, data'nın en son geldiği ekiplerden birisiniz diyebiliriz.
Aslında kaynak ekipten size geliyor ve siz bunu işleyip direkt olarak hazır hale getiriyorsunuz gibi düşünebiliriz.
Aynen öyle. Süper.
Harika. Peki bu süreçte...
İş yapış şekilleriniz nasıl ilerliyor?
Yani nasıl bir süreç içerisinden geçiyorsunuz?
Ya aslında arkadaşlarımın da bahsettiği gibi bizim temel anlamda işimiz ilgili bizim business ekiplerimiz olarak adlandırdığımız iş birimlerimize talep ettikleri doğrultuda verileri
inceleyebilecekleri bir ortamları sağlamak olduğundan dolayı işimiz bu ekiplerin bize getirdikleri taleplerle başlıyor diyebiliriz.
İş birimlerinden ilgili data talepleri geliyor.
Biz de kaynak sistem ekipleriyle görüşüp bu bilgileri nereden alabileceğimizi, nasıl kullanabileceğimizi araştırıyoruz.
Aynı zamanda da bu sırada datanın içeriğini anlamaya çalışıyoruz.
Data verası ortamında gerekli veri temizliği, modelleme, basitleştirme gibi işlemleri yaptıktan sonra da canlıya çıkmadan önce gerekli veri testlerini yapıyoruz.
Burada yeni eklediğimiz herhangi bir geliştirmenin geçmiş yapıyı da etkilememesine aslında özen gösteriyoruz.
Testlerde gelen aslında değerleri ilgili ekiplere iletip onlarla da el sıkışıyoruz burada.
Teyitleşiyoruz aslında. Sonrasında da bir ekip arkadaşımız yaptığımız bu taskı baştan sona review ediyor.
Yani kontrol etmiş oluyor aslında herhangi bir hata yaptık mı ya da başka bir durum var mı diye.
Review'dan geçtikten sonra onaylandıktan sonra da developer ekibimize taskı yönlendiriyoruz.
Onlar da canlıya alma işlemlerini gerçekleştiriyorlar.
Canlıya alındıktan sonra da ilgili iş.
BigQuery üzerinde sorgu atan ekipler için ya da gerekirse diğer iş birimleri için de Looker'da son geliştirmelerimizi yapıyoruz.
Sonrasında da ilgili verileri kullanacak ekiplerin erişimine hazır hale getirmiş oluyoruz aslında.
Bu verilerle de iş birimlerimiz raporlarını istedikleri gibi oluşturup gerekli aksiyonlarını belirleyebiliyorlar.
Çok iyi. Yani bir şeyi merak ediyorum.
Burada mesela ben ön yüz ekiplerinde, client ekibinde olduğum için data bize genellikle...
işte bekent ekibinin sağladığı şeylerle işte biz mesela diyelim bir ekip, bir veriye ihtiyacımız var.
Gidip bekent ekibiyle konuştuğumuz zaman onlar bize bir şekilde sağlıyorlar bunu.
Mesela onların tanımladığı data bize gelene kadar önce sizin üzerinizden geçiyor diye anlıyorum.
Aslında biz bir nevi sizden alıyoruz datayı değil mi?
Ya aynen hani data verası aslında merkezleştirilmiş bir veri.
Yapısı olarak düşünebilirsiniz.
Hani en başından beri anlattığımız gibi önce kaynak sistem ekiplerinde bu veri oluşturuluyor.
Ondan sonra data vera ortamında hani o gerekli işlemler yapılıyor ve sonra business ekiplere sunuluyor.
Hani genel olarak iş yapış şeklimiz aslında akışımız bu şekilde ama bazı durumlarda bizim hani belirli başlı kontroller için kaynak sistem ekiplerini beslediğimiz datalar da oluyor.
Yani Berra'nın örnek verdiği gibi biz en çok OMS ekibiyle hani...
Sipariş datasının ilk oluştuğu ekiple çalışıyoruz.
Onlar aslında bize bu datayı besliyorlar ama onların bazı kontroller yapması gerektiğinde bizim de bir query ortamındaki onların bile beslediği verileri tekrardan onlara beslediğimiz
durumlarda olabiliyor aslında.
Çok güzel. Ufak aklıma takıldı şeyi de sorayım.
Mesela ben gelip... İşte bir backend ekibinde değilim ama benim gelip böyle datayı kontrol edebileceğim vesaire bir yapı var mı?
Yoksa bu sistem sadece karşılıklı çalışılan ekipler için mi açık?
Burada şöyle aslında tabii ki yine ihtiyaç olduğunda her ekibe ilgili data yani servis etmeye çalışıyoruz.
Ama burada hani yetkisel durumlar da olabiliyor tabii ki.
Hani dediğimiz gibi bir BigQuery üzerinden belli ekiplere, sorgu atma yetkisi olan ekiplere datayı aslında erişimlerini açıyoruz.
Bir de sorgu atma yetkisi olmayan ekiplerimiz de var.
O ekiplere de aslında bahsettiğimiz gibi Looker BI Tool'u üzerinden aslında bu erişimi açıp oradan yine erişmelerini sağlıyoruz.
Yani şey gibi değil. Hani biz sadece işte kendi iş birimlerimize hani bu verileri açıyoruz, başka kimseyle paylaşmıyoruz gibi bir durum yok aslında.
Kimin ihtiyacı varsa şirket içerisinde bu veriye erişmesinde bir sakınca olmadığı sürece herkese bu veriyi açmaya çalışıyoruz diyebilirim.
Harika, harika, süper.
Valla gayet güzel. Ben yani bu sanırım bizim ekipten de daha öncesinde bir şey olmuştu.
Böyle bir konu geçmişti.
Burada yapılan iş bence çok değerli, çok kıymetli.
Çok da hassas bir iş gerçekten.
Öyle hassas bir işi de süreç üzerinde planlaması oldukça güçtür diye düşünüyorum.
Oldukça meşakkatlidir diye düşünüyorum.
Siz çalışma ortamınızda işlerinizi nasıl planlıyorsunuz?
Ben yanıtlayabilirim.
İşlerimizi planlarken ecail...
Yöntemini kullanıyoruz. İki haftalık sprintler halinde çalışıyoruz.
Her sprintin başında bir sprint planlaması yapıyoruz olmazsa olmaz.
İşlerin önceliklendirilmesini, yapılacak görevlerinin netleştirmesini bu planlamada belirliyoruz.
Bu süreçte hem iş birimlerinin ihtiyaçlarına hem de ekibimizin kapasitesine göre bir plan oluşturuyoruz.
Sprint boyunca günlük olarak daily toplantılarımız var.
Daily'lerde bir araya geliyoruz.
Engel varsa onu hızlıca çözmeye odaklanıyoruz.
Ayrıca planlamalarımıza internal işlerimizi, teknik backlogumuzu ve replatforming çalışmalarımızı da dahil ediyoruz.
Onun haricinde zaten gün içinde Slack'te çokça iletişimdeyiz.
Bir aksaklık varsa hızlıca gideriyoruz.
Süper. Yani aslında bizim birçok ekipte duyduğumuz süreçler sizin ekibiniz için de geçerli.
Burada tabii Agile yanında işte kanban çalışan ekiplerimiz de var tabii ama çoğu ekibimiz işte Scrum üzerinde Agile çalışıyorlar diyebiliriz.
Gayet güzel. Biraz daha şeyden bahsedelim ufak ufak.
Birazcık daha aslında işlerin her ekibe sorduğunuz biraz daha cibrileştiği alert tarafı.
İşte alertler, incidentler, ne bileyim takip sistemleri vs.
Sizde alert mekanizması nasıl işliyor?
Nasıl bir yapı kurdunuz burada?
Ya ben şöyle bahsedeyim.
Stalescore ekibi olarak şirketin karlılığında çok kritik bir rol oynuyordu aslında.
Çok fazla ekip bizim hazırladığımız satış datasından beslenip aksiyonlarını planlıyorlar.
O yüzden alertlerimiz bizim olmazsa olmazlarımızdan diyebilirim.
Tabii şimdi böyle dedim diye de şey gibi anlaşılmasın.
Hani biz sırf işte karlılık hesaplıyoruz.
O yüzden burada hani alert mekanizmamız var gibi değil aslında.
Ekibimizin karlılıktan bağımsız akışları da var.
Bu akışların da hepsinde ilgili alert mekanizmalarımız var aslında.
Data warehouse ekibi olarak bahsedeyim burada direkt.
Genel olarak veride herhangi bir anomali, gecikme, çoklama gibi durumlar olduğunda hızlıca bu durumları fark edip business ekiplere etkisi olmadan problemleri ortadan kaldırmaya çalışıyoruz.
Bu gibi durumları fark edebilmek için de ilgili alertleri oluşturduğumuz in-house olarak yazılan Helix adında bir platformumuz var.
Bu alertler sayesinde hem hızlıca problemleri çözmüş oluyoruz hem de ne sıklıkla bu tarz problemlerle karşılaştık, ne kadar sürede çözdük gibi analizler yapabiliyoruz aynı zamanda.
Ek olarak da Her yaşadığımız durum karşısında yani bu her alert geldiğinde bir problemle karşılaştığımızda neleri daha iyi yapabiliriz?
Ne yapsaydık bu alertler biziz ekiplere etkilemeden hızlıca aslında proaktif çözümler alabilirdik şeklinde kendimize sorular sorarak da geliştirmeye çalışıyoruz diyebilirim.
Süper harika aslında.
çok da doğru bir yere parmak bastı.
Hani karlılığın bu kadar yüksek olduğu bir şeyde, ortamda, bir ekipte.
Alertleri işte bu mekanizmayı düzgün kurabilmek, düzgün senaryolarla iletebilmek çok önemli.
Yani incident konusunda da çok bir şey yaşamamışsınız.
O da çok güzel bir durum.
Birçok ekip de aslında bu kadar şanslı olmayabiliyor.
Gayet güzel. Biraz şeyden bahsedelim istiyorum.
Tanışırken, tanışma esnasında Berrak ve Yağmur'un Bootcamp'den geldiğini öğrendik.
Şimdi Trendyol içerisinde birçok konuda Bootcamp oluyor fakat Datak tarafında birden fazla Bootcamp olduğunu hatırlıyorum.
Sizin için Berrak ve Yağmur'a sorayım.
Bootcamp'den geldiğiniz zaman nasıl bir süreç işledi?
Neler yaşadınız?
Biraz bahsedebilir misiniz?
Tabii ilk Bootcamp'ci olarak önce ben bahsedeyim.
Bizim ekibin düzenlediği ilk Bootcamp'da aslında benim katıldığım.
Normalde aslında iş başvurusu gibi bir bootcamp başvurusu çıkmıştı önüme.
İlk mezun olduğum zamanlardı.
Sonra başvuru yaptıktan sonra birkaç test ve mülakat aşamasından geçtim.
Sonrasında da bootcamp'e kabul aldım.
Yaklaşık iki ay boyunca süren bir eğitim programı vardı.
Şu an bulunduğum ekip tarafından bir eğitim hazırlanmıştı.
Onlar bize aslında iş yapış şekillerini...
Ekip kültürü hakkında birçok fikir sahibi olmuştum.
Bunun da avantajını işe başladıktan sonra çok gördüm aslında.
Ekibe çok kolay adapte olmamı sağladı.
Hem ekibi tanıyordum hem işlerin nasıl yapıldığını görmüştüm.
Eğitimlerin sonunda da bir bitirme projesi hazırladık.
Bunu ekibe sunduk.
Bu aşamaya geçen arkadaşlarımla beraber de ekibe katılmış olduk deyip sözü Yağmur'a vereyim.
Ben de biraz kendi sürecimden bahsedeyim.
Benim de aslında Berrak'la bayağı bir benzer bir sürecim oldu.
Ben de Eylül ayında Trendyol Data Management Bootcamp'iyle karşılaştım.
Hiç düşünmeden başvurdum.
Çok aradığım ve bana fit eden bir alan olduğunu düşünmüştüm.
Bu aşamadan sonra teknik ve İngilizce olmak üzere iki adımlı bir testten geçtik.
Sonrasında da bu testlerden geçtikten sonra bir ön mülakata çağrıldık.
Bu kısım Bootcamp'e kabul aşamasıydı.
bir dört haftayı dolu dolu geçirdik diğer Bootcamp Tech arkadaşlarımla.
Bu dört hafta boyunca bir yandan trend yoldaki alanında uzman insanlardan veri dünyasını dinleme, onların nasıl çalıştığını, iş yapış biçimlerini yakından gözlemleme fırsatım oldu.
Bir yandan da kendi başıma belki hiç kolay kolay ulaşamayacağım proje ve eğitim içerikleriyle dolu dolu bir dönem geçirdim, bir dört hafta geçirdim.
Bu sürecin sonunda da bir bitirme projesi verildi bize.
Yine bu projede tabii eğitim içeriğini kapsayacak şekilde bir projeydi.
Bu proje kapsamını bir sunum gerçekleştirdim alanımdaki profesyonellere.
Projemi, probleme bakış açılarımı aktarma fırsatı buldum.
Bu sunumdan sonra da projeyi başarıyla tamamlayan diğer arkadaşlarımla beraber aslında Trendyol bünyesine katılmış olduk.
Yani gerçekten hem gelişim anlamında hem de sektörü içeriden tanımak açısından inanılmaz değerli bir deneyimdi benim için.
O yüzden ben de bu şekilde bir süreçle ekibe katıldığım için çok keyifliyim.
Yani işe başladıktan sonra da bootcamp ile katılmanın çok faydasını gördüm.
Hem kültürel hem de teknik bir aşinalık kazandım.
O sebeple çok faydalı bir süreçti benim için de.
Kesinlikle katılıyorum. Ben de işte bu client için, frontend tarafı için yapılan bootcamp'te asistanlık yapmıştım.
Oradan gelen arkadaşlardan belli bir süre sonra Trendyol'a gelmiştim.
Gerçekten hani beni mesela şey çok şaşırtmıştı yani Trendyol'daki...
İşte kişilerin gelip, yöneticilerin, mühendislerin gelip, developerların gelip buradaki eğitimleri vermesi ve daha sonrasında çok yakından ilgilenmesi beni çok şaşırtmıştı.
Keza Trendyol içerisinde yapılan bootcamplarda oldukça titizlenip, oldukça iyi bir şekilde hazırlanıp sonucunda da çok güzel bir çıktı elde edilen süreçler oluyor.
Bunların yanında bir de tabii şey...
Durumu da var işte stajyer arkadaşların ilerlemesi vesaire durumları da var.
Mert sen stajyer olarak başladığını söylemiştin.
Senin deneyimlerin nasıldı peki bu süreçte?
Aynen ben de girişte bahsettiğim gibi 9 aylık bir staj sürecim olmuştu.
Burası benim ilk işlerim aslında.
Hala üniversite son sınıf öğrencisiyken başlamıştım Trendyol'a, staj sürecine.
İlk başladığımda hatta özellikle mülakat aşamalarında bile çok heyecanlıydım.
Bir de ilk mülakatımda böyle biraz internet problemleri yaşamıştım.
İşte hani karşı taraf beni duymuyor, ben onları duymuyorum, sürekli böyle kesiliyor falan.
Hani o zaman çok mülakat tecrübem de yok, böyle çok gergindim.
Bir de o zamana kadar hiç böyle büyük bir şirkette çalışacağımı da düşünmemiştim.
daha mezun olmadan özellikle ilk başladığım zamanlar Tabii onboarding süreci falan böyle çok gözüm korkmuştu.
Hani çünkü koskoca bir dünya, hiçbir fikrinizin olmadığı hani Türkiye'nin en büyük ticaret şirketlerinden biri.
Hiçbir iç tecrübem yok benim.
Hani sadece okulda öğrendiklerim var elimde.
Hani böyle çok stresliydim yani.
Ama sağ olsun ekip arkadaşlarım, badim, diğer domenlerdeki arkadaşlarım hepsi her zaman çok destek oldular.
Sonra benimle aynı dönemden arkadaşlarımla başladılar birkaç ay içerisinde.
Ben de daha birkaç aylık böyle tecrübemle onlara da bir şeyler aktarmaya çalıştım.
Sonrasında hani yo annem bugünlere geldik diyebilirim.
Kısa bir süre sonra da iş temposuna alışmaya başladım.
Tabii o zamanlar hem okul hem işi beraber götürmek kolay olmuyordu.
Haftanın yaklaşık iki ya da üç günü hani işteydim aslında onun dışındaki zamanımda okulu ayırıyordum.
Tabi okulda da son dönem olduğu için bitirme projesiyle uğraşıyorduk bir yandan da.
Ama yani işten böyle o kadar çok keyif oluyordum ki o zamanlar gerçekten böyle şey okul bitse artık da hani full time'a geçeyim tamamen vaktimin hepsini buraya ayırayım kafasına girmiştim biraz açıkçası.
O yaz mezun olduktan sonra da hemen full time'a başladım.
Gerçekten çok keyifli bir süreçti.
Hani geriye dönüp baktığımda da...
Baya garip geliyor böyle o zaman kelam.
Çok uzak geliyor şu anda yani.
Sadece 3 sene civarında olmasına rağmen.
Hani hiç tecrübem yok o zamanlar.
Ve böyle Şampiyonlar Ligi'nde işe başlıyorsunuz direkt.
Gerçekten çok büyük bir şans.
Hani şey de çok garip geliyor.
O zamanlar daha ilk mülakat aşamalarında mülakatlara hazırlanmak için aslında buradaki podcastleri dinliyordum.
Hani ekipler... Nasıl çalışıyor?
İşte Data Veras ekibiyle de ilgili başka bir podcast vardı.
Onu falan dinlemiştim böyle.
Hani neler yapar Data Veras ekibi falan.
Şimdi o podcastlerden birinde hani konuk olarak gelmek böyle çok garip hissettirdi yani gerçekten.
Hani buradan öğrenci arkadaşlara şunu önerebilirim.
Podcastler mülakat aşamalarında bayağı işe yarıyor arkadaşlar.
Dinlemenizi tavsiye ederim diyebilirim.
Vallahi harika ya. Gerçekten çok mutlu oldum bunu duyduğum için.
Yani podcast serisinin...
ve Trendyol'da yapılan diğer podcastlerin insanların hayatına direkt olarak etkisinin olduğunu duymak bizi çok mutlu ediyor.
Buradan dolayı çok teşekkür ederim ve diğer içerik üreten arkadaşlarıma da ayrı teşekkür ederim.
Selam ekip. Özellikle dinlemenizi tavsiye ederim arkadaşlar.
Bakın böyle güzel çıktılar.
Görebiliyoruz. Süper.
O zaman diğer sorumla devam ediyorum.
Süreçlerden bahsettik, işte stajdan, bootcamptan vs.
bahsettik. Bir de takıma gelen arkadaşların onboarding süreçlerinden biraz bahsedelim.
Sizin ekipte onboarding süreçleri nasıl ilerliyor?
Ben yanıtlayabilirim.
Bir onboarding programımız var tabii ki de.
Takıma yeni başlayanlar için böyle hazırlanmış, özenle bir programımız var.
İlk başta aslında yeni başlayan bir arkadaşa bir body atamayla başlıyoruz.
Yeni gelen arkadaşımızın ilk günden itibaren yanında oluyor.
Süreçleri anlamasına, kullanılan araçlar alışmasına ve ekibe daha rahat adapte olmasına yardımcı oluyor.
Hatta işe başlamadan birkaç gün öncesinde body'mizle tanışıyoruz.
Body'miz tarafından aranıyoruz.
Bu da güzel bir sistem bence Trendyol'da.
Onboarding boyunca da ekip olarak nasıl çalıştığımızı, projelerimizi, kullandığımız teknolojileri, anlattığımız bir plan izliyoruz.
İlk haftalarda daha küçük görevler veriyoruz ki böyle işlere alışmak kolay olsun hem de bir motivasyon sağlasın.
Ayrıca ekip işinde de gayet iletişim ve destek ortamı çok yüksek.
Hani body'ye ihtiyaç duymadan direkt bir ekip arkadaşımıza da rahatlıkla gidebiliyor yeni başlayan arkadaşımız.
Bu da aslında yeni başlayan arkadaşlarımızın hem teknik konularını hızlıca öğrenmesine hem de kısa sürede ekibe alışmasına yardımcı oluyor.
Ekip için de, rotasyon yapanlar için de ayrıca bir onboarding programı var.
Ben de SayScore ekibine rotasyonla dahil olmuştum.
Rotasyon için hazırlanan onboarding planını izledim.
Çok faydalıydı.
Yani benim için de çok hızlı adapte olmamı ve planını ilerlememizi sağladı.
Çok güzel. Gerçekten parça parça gayet güzel oturmuş.
Birçok ekip de zaten onboarding süreci aşağı yukarı benzer ilerliyor.
Benim de açıkçası en çok beğendiğim...
Kültür örneklerinden biri.
Body'nin daha işe girmeden ulaşması ve işte süreçlerle alakalı bilgiler vermesi.
Birçok arkadaşım da bundan dolayı oldukça mutlu olduğunu söylemişti.
Ben de zamanında bunu yaşamıştım ve çok beni mutlu etmişti açıkçası.
Süper. Sonraki soruyla devam edelim.
Şimdi ekip içerisinde bir şey de olması gerekiyor tabii ki.
İşte ekibi geliştirmek için, kendimizi geliştirmek için bir şeyler de yapmamız gerekiyor.
Siz ekip... Gelişimi için neler yapıyorsunuz?
Dediğim gibi sürekli gelişmemiz gereken bir şirketteyiz aslında.
Biz de ekip ve kendi gelişimimiz için birkaç şey yapıyoruz aslında.
Onların bazılarından bahsedebilirim.
Örneğin biz ekip olarak, sales core olarak yani iki haftada bir coffee and learn session'ları yapıyoruz.
Burada ekipte işlerin bir kişide kalmaması için aslında herkes yaptığı işlerin detaylarından bahsediyor.
Veya teknik bir konuda öğrendiğimiz herhangi bir şey olabilir.
Bu bilgileri ekiple paylaşıp bu sesyonlarda birlikte beyin fırtınası yapma fırsatımız oluyor.
Buna ek olarak yine iki haftada bir tüm devreş ekibinin katıldığı bir bilgi aktarım toplantımız var.
Burada da yeni projelerden, tüm ekibe etkisi olan işlerden bahsediliyor.
Bunların yanında ekip gelişimine faydası olabilecek bir bireysel olarak Trendyol Learning'den ve başka platformlardan aldığımız eğitimlerle kendimizi geliştirmeye çalışıyoruz.
Ayrıca ekip bazlı her 3 aylık periyotlar için OKR dediğimiz hedeflerimiz var.
Bu hedefleri yılın başında belirliyoruz ve belli aralıklarla OKR update toplantıları yapıyoruz.
Burada da işte belirlediğimiz hedeflere ne kadar yaklaştık bunları bir değerlendiriyoruz.
İşte buradaki ilerlememizi görmek de aslında bizi motive olmanızı sağlıyor.
Son olarak da ekipçe yaptığımız retrolara ekleyebilirim.
Burada yaptığımız retrolar aslında...
konuşup hani ekibin eksikliklerini görüp işte gelişim alanlarınızı bulmamızı sağlıyor.
Ve işte bu alanlarda da kendimizi geliştirmek için aksiyon planları çıkartıyoruz.
Yani işte genel olarak bu süreçlerin hepsi ekip olarak, bireysel olarak bizim daha iyiye gitmemizi sağlıyor diyebilirim.
Harika. Yani birçok ekip de zaten...
Benzer süreçlerde ilerliyor.
Gelişim dediğimiz için dediğimiz gibi kendimizi geliştirmek ve bunun yanında ekibi geliştirmek.
Ekip iç iletişimi de oldukça kuvvetlendiren bir şey.
Bunun yanında şeyi de sorayım.
Birçok ekibe soruyoruz zaten her ekibe.
Ekip içindeki iletişimi kuvvetlendirmek için neler yapıyorsunuz?
Buluşmalar, oyunlar vs.
Nargileci arkadaşlarımız var.
Onun dışında araba sevdalısı arkadaşlarımız var.
Daha böyle niş işleri olan, niş hobileri olan arkadaşlarımız var.
Sizde neler yapılıyor?
O kadar değil, o kadar niş bir alandan bahsedemem ekipçe yaptığımız ama biz çok sosyal bir ekip olduğumuzu söyleyebilirim.
İş dışında kaynaşmak, böyle keyifli vakit geçirmek için bir sürü fırsatımız oluyor.
Ben bunun motivasyonu anlamda da hepimize çok iyi geldiğini gözlemleyebiliyorum.
Örnek vermek gerekirse mesela düzenli olarak ekip etkinlikleri, yemekler gerçekleştiriyoruz.
Hatta şimdi bu hafta sonu için ekipçe bir tiyatro oyununa gitmeyi planlıyoruz.
Onu konuştuk sabahtır, üzerine denk geldi.
Bunun dışında yine gelenekselleşen her ayın son cuması gerçekleştirdiğimiz çeşitli oyun seanslarımız var.
Bayağı da rekabetçi geçiyor.
Burada işte Gartip gibi, Codenames gibi çeşitli oyunları oynuyoruz.
Yine yılda bir kez Evereylerimiz oluyor.
Bu daha büyük ekip kapsamlı.
eve ilerimiz oluyor. Hafta içi bir gün geniş ekip olarak bu ofis dışarısında çeşitli etkinlikler gerçekleştiriyoruz.
Kahvaltı yapıyoruz. Keyifli bir gün geçiriyoruz aslında.
Tabii meşhur Summer Party'i saymam lazım.
O da ekipçe iple çektiğimiz günlerden biri.
Tüm Trendyol gibi. Valla Summer Party'i hepimiz iple çekiyoruz.
Gerçekten tüm ekibin, tüm Trendyol'un toplandığı ve hepimizin çok eğlendiği bir etkinlik.
Size de bu arada yani dikkatimi çekti.
Her bölümde soruyoruz biz bu soruyu.
Özellikle işte yemek konusunu söylemeyen nadir ekiplerden birisiniz siz.
Çünkü biz yani hangi ekiple konuştuysak hepsi işte yemek yemeye gidiyoruz, işte şöyle mekanlar keşfediyoruz, böyle mekanlar keşfediyoruz falan söylüyorlar.
Sizden böyle bir şey duymadım.
Muhtemelen tabii ekip olarak seviyorsunuzdur beraber işte yemeğe gitmeyi falan ama özellikle duymadığım için bir şey yaptım yani.
Evet evet aslında yani etkinlikler çok çeşitli olduğu için hani yemeğe zaten gidiyoruz.
Çeşitli ekipçi yemeklerimiz var.
Hatta yine bu hafta da bir ekipçi yemeğimiz olacak.
Onu ekstra olarak söylemedim.
Hani çeşitli etkinliklerden bahsettim daha nişanlamda.
Ama tabii ki ekip yemeklerimizi de sürekli düzenli olarak gerçekleştirdiğimiz, bizi de çok motive eden sadece içlerinden biri yani.
Süper, süper.
Okey ufaktan yavaş yavaş sona geliyoruz.
Son olarak şöyle bir soru sormak istiyorum.
Sizin Sales Core ekibi olarak en büyük challenge'ınız nelerdir?
Ben yanıtlayabilirim.
Challenge'lar hayatımızın olmazsa olmazları.
Ekip olarak da en büyük challenge'ımız aslında anlığa yakın karlılık metreyi hesaplıyor olmamız.
İthal süreciyle birlikte maksimum yarım saatlik bir gecikmeyle karlılık verisi hesaplıyoruz.
Bu nedenle bu zaman aralığını çok minimumda tutmaya çalışıyoruz ve sürecin her adımını doğru ve tutarlı yapmaya özen gösteriyoruz, dikkat ediyoruz diyebilirim.
Çünkü bu metrik iş ekipleri tarafından çok yakından takip ediliyor ve karar alma sürecinde de doğrudan etkisi var.
Haliyle bizim için bu metrinin doğruluğunu sağlamak çok kritik.
Örneğin işte bir veride bir tutarsızlık ya da gecikme olduğunda hemen fark etmemiz ve çok hızlı aksiyon almamız gerekiyor.
Bu da kim zaman hesaplama yöntemimizi gözden geçirmeyi, veri kaynaklarını kontrol etmeyi ya da iş ekiplerine hızlıca bilgi verip yönlendirme yapmayı gerektiriyor.
Yani özetleyecek olursam sadece karlılık metriğini hesaplamak değil, o metriğin arkasında durmak, güvenilirliğini sağlamak ve gerektiğinde anında müdahale edebilmek bizim için
çok önemli ve kritik diyebilirim.
Süper. Umarım bu challenge'ınıza, bu hedefinize Yakın zamanda ulaşırsınız.
Tabi bir hedefe ulaşıldığı zaman diğer hedef de onun peşinden geliyor.
Muhtemelen şu anki challenge'ınızdan, şu anki hedefinizden daha da ileride daha da güzel bir hedef oluşturacaksınız diye inanıyorum.
Harika. Arkadaşlar çok teşekkürler.
Valla yani dolu dolu bir bölümde sales core ile alakalı birçok şey öğrendik.
Hepinizin ağzına sağlık.
Çok teşekkür ediyorum geldiğiniz için.
Biz teşekkür ederiz. Biz teşekkür ederiz.
Teşekkürler. Teşekkürler.
Süper. O zaman bir sonraki bölümde başka bir ekiple görüşmek üzere.
Bunun yanında Trendyol Talks podcast serimizi de takip etmeyi ve dinlemeyi unutmayın.
Kendinize iyi bakın, görüşmek üzere.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
