
Konuklar: Bora Büyüköz, Emrah Yıldız, Emre Binnaz
73. bölümümüzde konuğumuz Delivery Shipment ekibi oldu. Ekip yapısını, projelerini, teknoloji stack seçimlerini ve çok daha fazlasını konuştuk!
Trendyol Talks'da Trendyol'daki kültürümüzü, kültürümüzden beslenen iş yapış biçimlerimizi ve ritüellerimizi konuşuyoruz. Trendyol Talks podcast kanalımızı takip etmeyi unutmayın!
Transkript
Selam ekip. Ben Fulfillment Order Master Data ekibinden Fırat.
Teknoloji ekibini tanıdığımız ve süreçler, teknolojiler gibi konuları konuştuğumuz podcastimizin 73.
bölümündeyiz. Bu bölümde misafirlerimiz Delivery Shipment ekibi.
Bu ekiple beraber ekibi tanıyacağız.
Ekip yapısı, teknolojileri, pratiklerinden vs.
bahsedeceğiz. Arkadaşlar hoş geldiniz.
Hoş bulduk. Hoş bulduk.
Hoş bulduk. Merhabalar, merhabalar.
Hoş geldiniz, hoş geldiniz. Bugün Emre, Bora ve Emrah var.
Bizim Lojistik altındaki kardeş ekipten geldiler.
O yüzden güzel şeylerden bahsedeceğiz gibi.
Tekrardan hoş geldiniz.
İsterseniz böyle kendinizi taratarak abi başlayabiliriz.
Kim başlamak ister?
Kendini böyle kısaca tanıtabilir miyim?
Tabii abi ben başlayayım. Ben Emre.
Trendyol'daki 6. ay.
6 aydır da shipment ekibinde backend developer olarak çalışıyorum.
Selamlar. Ben de Bora.
Ben de 3,5 senedir Trendyol'dayım.
Delivery altında çalışıyorum.
Developer olarak delivery shipment takımındayım.
Ben Emrah. Ben de yaklaşık Emre'yle beraber 6 aydır Trend Yoldayım.
Anca çeşitli kurumsal firmalarda yine yazılım geliştirme görevlerinde bulundum.
Şu an Delivery Shipment'tayım ve çok mutluyum.
Ve çok mutluyum.
Bu sana önceden şey yapılmadı değil mi?
Senin budding kimdi ekipte? Buradan biri mi?
Yok Zuhal'di.
Buradan değil ama ekibin tamamı için ben aynı şeyi söyleyebilirim yani.
Genelde şey olabiliyor da bunu söyletenler genelde...
Bodys burada oluyor ve zorla söyletmiş olabiliyor.
Öyle şeyler oluyor da.
Yok bakın burada değil.
O hiç haberi bile yok olaylardan ve ona rağmen söylüyorum rahatlıkla.
Bakayım buradan Zuhal'e selam söyleyelim o zaman.
Evet. İkiniz de 6 aydır buradasınız o zaman.
Benzeri dönemde mi girdiniz? Aşağı yukarı evet.
Emre benden 2 hafta önce gelmişti galiba.
Hemen hemen onboardinglerde vesaire de benzer süreçlerden geçtik diyebiliriz.
Güzel. 6 ay yine en azından.
Şu anda dışarıdan olaya bakıp şey yapabilirsiniz gibi.
Hani içeride ne oluyor dışarıdan.
Önceden içeride ne olduğunu tahmin ediyordunuz.
Yani bulduğunuz ile aklınızdaki aynı şey mi gibi.
Belki bunlardan da biraz bahsedebiliriz.
Fazlası bulmuşken. Oradan bahsedemeyiz.
3,5 sene olmuş artık. Benim daha 5,5 sene oldu artık bizden geçtikler şeyler için.
Güzel. Tekrardan hoş geldiniz.
Sözleri kısaca bir tanıdık. O zaman isterseniz böyle Delivery Shipment'a geçebiliriz.
Böyle hani bu ekip nedir, ne yapar vs.
Böyle hafifçe bu konulara girip Delivery'den böyle bir içinden başlayabiliriz.
Önce bir isterseniz Delivery Shipment ne yapar en temelinden bir başlayalım.
Kim bahsetmek ister? Ben bahsedeyim.
Dediğim gibi hepimiz Delivery Shipment takımındayız.
Genel anlamda...
Trendyol'dan bir sipariş verildikten sonrasıyla ilgileniyoruz aslında.
Trendyol'da da Delivery'nin temel sorumluluğu aslında kargo ve satıcının mahallesi olduğuna göre siparişe bir kargo firması atamak, bu siparişi kargo firmalarına bildirmek ve bu siparişin takibini yapmak, takip
ekranlarını sunmak gibi genel bir amacı var Trendyol Delivery ekibinin.
Biz de Shipment ekibi olarak bunun neresinde bulunuyoruz, ondan bahsedeyim.
Bir sipariş verildi, ödemesi alındı.
ödemesi, stoğu, fraud kontrol gibi aşamalardan geçtikten sonra bu siparişin verisi bize geliyor aslında.
Biz de shipment takımı olarak bize gelen bu veriyi zenginleştirip gerekli takıma iletiyoruz.
Ve aynı zamanda bu zenginleştirilmiş verinin temel kaynağı konumundayız.
Yani örneğin bir veri analizi ekibi veya bir order ekibi bu veriye ihtiyaç duyduğu zaman bize geliyor diye özetleyebilirim.
Sanırım biz de bir bilgi almak için mesela bir teslimatlı bilgi alacaktık orayı sizden alıyoruz.
Direk sizin hepinizin... Biri Hidapiniz mi ne vardı?
Şimdi aklıma geldi. Ve burada mesela Shipment deyince Shipment kelimesi böyle İngilizce'de çok şey ya hani teslimat olarak geçiyor.
Mesela bizim Fulfillment tarafında da Shipment diye ekip var.
Ayrıca şey oluyor işte OMS'de bir Shipment deyip Shipment'dan bulunuyor vesaire.
O yüzden biz de bizim Fulfillment'da Order tarafında bir şey yapıyorduk.
Böyle bir platform gibi bir şey. Ayrıca bir domen isimler denilmesi yapıyorduk.
Biz dedik ki Shipment dedik hayır.
Hayır. Yapmayalım hani.
Çünkü artık şey olacak böyle. Shipment'lar birbirine girebilir.
Bizim en iyisi yeni bir kelime bulmamız lazım.
Yeni bir şeyler bulmamız lazım. Terimler vesaire deyip böyle üzerine düşünmüştük.
Bunu hatırlıyorum mesela. Abi kesinlikle.
Genel bir kavram olunca her yere çekilebiliyor.
Evet ya. Yani bir uyuyor da.
Hani çok da güzel uyuyor. Aynen.
OMS ekibinde package diye bir domain var.
Bizim de todo diye bir domainimiz var.
Onun domain nesnesi package mesela.
O da çok karışıyor. Alt kralımı gibi öyle değil mi?
Birbiriyle çakışıyor. Aynen.
Evet ya çok iyi. Acaba bunda mesela diğer benzeri problemleri yaşayanlar oluyor mu?
Emin değilim. Ya da diğer ekiplerde ya da lojistik tarafında böyle şeyler oluyor.
Çünkü biraz daha lojistiğe de özel gibi ama başka o zaman ileride de benzer konular için vardır diye tahmin ediyorum.
Mutlaka oluyordur. Yani tribe içinde birçok gruplaşma oluyor.
Takımlara bölünüyor. İlla ki çakışmalar oluyordur.
Kesin oluyordur yani. Ama Shipmut sizinki hani teslimat olarak baktığında çok mantıklı bence.
O yüzden güzel. Peki burada şu anda bu ekip, bu tribe diye değil mi?
Direkt bir core ekip şu anda. Evet.
Deliveri Shipmut. Süper.
Peki bu ekip şu an kaç kişiden ulaşıyor?
Ulaşıyor. Konuşamadım.
Şu an dört bekent.
İki test mühendisi bir de product owner'ımız var.
Product manager'ımız. Süper.
Dört kişiden ikisi aslında. 3 pardon burada.
Diğeri Zuhal mı oluyor dördüncü?
Aynen. Evet. Okey.
Zuhal de bayağı da burada sınır. Aynen.
Biz onunla da ayrıca bir konuşmuştuk.
3 buçuk yıl. Aynen.
Okey. Bora ile Zuhal ayrı bir şey böyle.
Eskiler gelmiş. Evren'e de Emrah var.
Böyle yeni kan gelmiş diye bir şey böyle.
Aslında birbirimizi çok iyi tamamlıyoruz gibi düşünüyor.
Yani yeng yeng gibi düşünebilirsin bunu biraz böyle.
Hani ekibin yarısı yeni.
Mesela bir testçi arkadaşımız daha var.
Mehmet Ali. Yarısı da eski şu anda.
Çok iyi. Çok dengeli dağılmış ha gerçekten.
Aynen. Ve şey oluyor yani tam bir denge oluyor şeyde.
Hani eskiler tecrübelerini aktarıyor, yeniler de fikirlerini aktarıyor.
Böylelikle güzel bir kolaborasyon oluyor aramızda.
Kesinlikle ya o çok değerli.
Mesela ben de bizim tarafta bazen şey oluyor.
Sanırım kendimde de oluyor bazen ister istemez.
Ya bir şeyi bir süredir yapmışım veya yapıyorum çünkü öyle ola gelmiş.
Hani üzerine düşünmemişim.
Mesela. Ama dışarıdan yani yeni gelen arkadaşlardan biri sorunca veya bir yorumda bulunca şey diyorum.
Aslında evet. Hani ben de dışarıdan baksam öyle derdim.
Ama içerideyken sanki böyle bir bubble'ın içindeymişim de o anda onu anlamamışım ve çok normalleştirmişim gibi gelebiliyor.
Evet o taze kan çok işe yarıyor değil mi orada?
Tabii tabii. Çok işimize yarıyor yani.
Bende de aynı film. Bize de benzeri bir şey oldu.
Bir iki üç kişiyken böyle ekibe iki üç kişi geldi.
Çok kısa dönemde. Kısalıklarla.
Böyle sizinkine benzer bir yapı oldu bizde de.
Ya şey de oluyor mesela.
Ekipte kaynaşma şeyini de biraz arttırıyor gibi gördüm ben nacizane.
Biz geldiğimizde ekip bize şöyle karşıladı.
Biz sizin tecrübelerinizden faydalanmak istiyoruz diye.
Şaşırtıcıydı yani hani beklemezsin ya böyle bir şey eski insanlardan.
O yüzden şey mutlu da olduk ve ona göre Emre ile daha çok işe sarıldık aslında.
Hatta şu an Emre şey hani...
farklı farklı projelerin sonuna men getirip Emre'nin ağzına böyle koyuyoruz.
Çok iyi.
Çok fazla işin içine girip çıkınca işte farklı domainlerle farklı proje yaptıkça böyle insan alışıyor gerçekten.
Değil mi? Hakimiyet oluyor. Aynen.
Çok iyi. Arda işte o yeni kanın derini bilince öyle oluyor.
Öncesi çok iyi. Çok şey var.
Aynen o sıcak karşılama çok harika motivasyon getiriyor yani insanı.
Onboarding'de yani hani başta konuşmuştuk ya yeni gelenler açısından nasıl bakılır diye.
Onboarding'deki en büyük motivasyon kaynağımız ekibin bizi böyle kucaklamasıydı.
Çok iyi. Bu çok güzel ya.
Mesela genelde biz de bazen böyle onboarding ile ilgili konuşuyoruz.
Hani neler yapıyorsunuz vesaire diye.
Bu herhalde şu an aldığım en değerli dönüklerden biri diyebilirim mesela.
Ayırt edici yani. Genelde onboardinglerde Sizde nasıl oldu benzeri mi oldu bilmiyorum.
Genelde işte şey oluyor daha önceki günlerde konuştuğumuz ekiplerden çıkarımı da söylüyorum.
İlk günde bu kişiye nasıl komit atabiliriz?
Hani bir şeyi görebilsin diye pipeline'i baştan sona küçük bir development'la alıp baştan burada kadar çıkarsın gibi bir şey olabiliyor.
Veya şey oluyor yani yine bir body atanıyor.
O body bir süre onunla beraber takılıp işte belirli işte aktarımlar yapıyor.
Belirli işte PO'lar toplantı atıp.
Onlara aktarımlarda bulunuyor vesaire gibi geçişler oluyor.
Sizlere benzeri bir yapım mı oluyor?
Evet aslında çok benzerdi.
Bizde de ilk gün komiti vardı.
İlk geldiğimiz, başladığımız günün akşamı bir komit atmıştık.
Emre sen de atmıştın değil mi?
Aynen ben de atmıştım.
Onun haricinde yine body'miz bize ilk hafta aktarımlarla ilgili destek oluyor.
Farklı toplantıları ayarlıyor.
Farklı ekiplerdeki insanlara da görüşme fırsatımız oluyor.
Ve sonra da aslında birebirlere geçerek biraz daha böyle şey ekip kültürünü ve trend yol kültürünü benimsemeye başladık diyebiliriz.
Çok iyi. Hatta burada en başta bir mesela bizde de fulfillment içerisinde tribe'ı dolaştırıyor.
Tüm ekiplere böyle daily'lerini falan katılarak.
Büyük ihtimal sizde de aynı mantıkları diye tahmin ediyorum.
Genelde evet. Biz başladığımızda biraz daha uzaktan çalışma durumu vardı hatırlarsan.
O yüzden tam böyle...
Ofis içinde çok ekipleri göremedik ama uzaktan erişebildiğimiz tüm ekiplerle konuşma fırsatı bulmuştuk.
Evet evet. Remote'un bazı böyle zor yanları oluyor.
Challenge'ları mesela. Ofisteyken alıp adamı geziyorsun.
Gel diyorsun. Şimdi şu masaya gideceğiz.
Şimdi şu masaya gideceğiz. Şimdi işte bu haftadaki gün olayı oldu ya.
O yüzden şey oluyor.
İşte yeni gelen biri vardı. Bizim yan ekibimize.
Aldı böyle bir adresi. Masa masa gezdi.
Bak bu masa böyle diyor.
Masaya getiriyor. Soruyor, konuşuyor vesaire böyle.
Çok kısa bir sürede bütün işi hallettim böyle.
Bütün o süreci çok kısa sürede hallettim.
Böyle şeyler de olabilir. Remote onboarding biraz o açıdan zor olabiliyor dediğin gibi.
Evet evet. Böyle bir challenge var maalesef.
Peki şu an sizde şey nasıl?
Şipmut Ekim'de sen şey dedin ya.
Birisi burada hangi izlemişti?
Pardon hatırlamıyorum. Bizler işte datayı enrich edip hani veriyoruz orada bir source of truth gibi bir şey oluyorsunuz gibi bir şey aslında anladığım kadarıyla.
Bizlere mesela işte fulfillment and order master data kısmı var.
Bizde de benzeri bir süreç var diyebilirim.
Burada o yüzden biz daha provider kısmında oluyoruz.
Böyle olunca da tribe'da çalışmadığımız ekip yok.
Hani hepsiyle çok yakın çalışıyoruz.
Onda kendine göre çalışları olabiliyor hani.
Çünkü herkesin farklı istekleri olabiliyor vesaire teknikle hem teknik hem business kısmı olarak.
Sizin tarafta da böyle her delivery içerisinde veya delivery dışında yakın mı çalışıyorsunuz yoksa spesifik bazı ekipler var direkt onlarla mı çalışıyorsunuz?
Böyle ekipler de var çünkü. Buna şöyle cevap verebilir mi abi?
Biz hani bir bize gelen veriyi zenginleştirmekten bahsetmiştim.
Hani bunun için birçok domainle aslında dediğim gibi yakın çalışmamız gerekiyor yakın temasta.
Hani zaten delivery içinde biz hariç 3 tane daha takım var.
Bu 3 takımla her daim dirsek temasındayız.
Onun dışında... Dediğin gibi cross ekiplerle yine bu veriyi zenginleştirmek için delivery dışındaki ekiplerle de yine yakın temaslı çalışmamız gerekiyor.
Tabii bu bizi daha çok zorluyor.
Delivery içinde olduğu gibi kolayca ilerletemediğimiz durumlar oluyor.
Çünkü herkesin business gereksinimleri farklı oluyor.
Herkesin sprinti farklı. Kendi dertleri oluyor.
Bunları da kick-off'lar düzenleyerek, uçtan uca testler düzenleyerek aslında daha görünmez, kılmaya çalışıyoruz.
Daha kolay şekilde ilerletmeye çalışıyoruz.
Öyle çok büyük sorunlar yaşamıyoruz yani.
Sadece işte aslında her takımın adapte olması gereken şeyler sürekli değişiyor.
Trend yolunda böyle hedefleri değiştikçe.
Çünkü mesela International'la açıldığından beri trend yol.
Örneğin Azerbaycan'la başlayıp, Merkez Doğu Avrupa, işte Gulf bölgesi dediğimiz bu Arap Yarımadası, Körfez bölgesi gibi.
Şimdi bizim de gereksinimlerimiz değişiyor.
Örneğin gümrük ve fatura süreci diye bir şey girmiş oldu hayatımızda böyle olunca.
Bununla birlikte de finans altındaki ekiplerle de yakın temasta çalışmaya başlamamız gerekti.
Hani onlar için de değişen bir süreç oldu diye tahmin ediyorum.
Bu ekiplerden aldığımız verilerle işte kendi domeynimizi zenginleştirmeye çalışıyoruz.
İşte yeni entegrasyonlar kuruyoruz karşılıklı.
Ama yani Trendyol'un kültürü yapısı gereği de hani takımların birbiriyle iletişimi Yani her zaman kolay oluyor diyebilirim.
Evet evet. İster istemez sonuçta çünkü benzeri kafadasın.
Yani. Aynen. Bir şekilde iletişim kolaylaşıyor.
Ve şimdi sen söylerken fark ettim.
Hani gümrük, fatura falan deyince bizde de full funda işte yurt dışı depoları falan açılınca böyle bir international getirdiği bazı çalışmalar vardı.
Ama hani sizde biraz daha uçtan uca bir kısım var ya o yüzden tahminim size gerçekten baya bir iş çıkmıştır gibi orada.
Ya da yeni işler getirmiştir, çalışmalar getirmiştir.
Katkısı da olmuştur baya. Dediğin gibi abi bizim hani international amaçlı Birçok takım kuruldu.
Sonra SWAT ekipler kuruldu.
Yani yapı çok dinamik olarak değişiyor.
Bizim de o tarafa adapte olmamız için böyle kısa sürede bizi de hani birçok challenge ile karşılaştırıyor ama geliştiriyor da tabii bizi bir yandan da.
Tabii tabii. Hani incidentlar da yaşıyor.
Incidentlar en eğlencelisi oluyor.
Yani biz mesela işte şey de olabiliyor.
Yani depolarda bazen şeyler oluyor.
İletişim yani support ekiplerimiz var bizde de böyle.
Hatta sizde de var. İşte bir de onun bir iletişim süreci oluyor ya.
Yani atıyorum Suudi Arabistan'daki bir depoda bir problem oluyor.
Onun bir de iletişim challenge'ı oluyor.
Hani depoda bir problem var.
Nasıl bir problem var? Bunun bir support'ta bir konuşulup halledilmesi gerekiyor.
Ve sadece orada problem varsa nasıl çözülecek gibi böyle challenge'larda olabiliyor.
Bizim yanlış hatırlamıyorsam Delivery Partner ekibindeki arkadaşlar daha iyi anlatır ama şöyle bir durum olmuştu.
Hani biz kargo firmalarıyla entegrasyon kuruyoruz.
Orada bir kargo firmasının altyapısını hazırlayan biri ile diğer kargo firmasının altyapısını hazırlayan kişi aynı kişiydi ve hani o yoksa ortalıkta hiçbir şekilde destek alamıyorsun
gibi bir durum vardı. Çok iyi ya.
Her şey o adama bağlı değil mi böyle hani?
Bir hasta olsa proje patlıyor falan böyle.
Kargo entegrasyonları gerçekten çok şeymiş ya.
Ben çok hakim olduğum bir konu değildi ama işte özellikle Avrupa'da falan böyle kargo entegrasyonları kısmına girdiğimizde Bazı yerlerde ben teknolojinin mesela orada daha ileri olduğunu tahmin ederdim mesela ama o kadar da değilmiş
mesela. Bu sefer ona göre, kendine göre çalışır oluyor vesaire.
Onu böyle yolda öğreniyorsun.
Ha bu işler böyleymiş ya da içeriye girince anlıyorsun yani.
Bunları getirdiği ayrı süreçler oluyor.
Yani mesela biz de provider kısmı izledik ya o yüzden haftalık sprintten mesela çok çıkamıyoruz.
Yani iki haftalık sprint yapmayı denedik bir ara.
Güzel oluyor. Özellikle şey anlamı da yani işte Sonuçta planlama grubu sayısı daha az oluyor.
Tabii ona göre biraz daha uzayabiliyor ama bir şekilde halledebiliyorsun gibi.
Ama ekip dinamine uymakta mesela zorluk yaşayabiliyoruz.
Bazı ekiplerde bu daha kolaydı.
Çünkü dışarıdan gelen ekipteki ya da müşteri sayısı daha az, daha planlı oluyor.
Bizde müşteri sayısı fazla olunca çok fazla ekip.
Daha zor oluyor. Yani adam bir şey istiyor.
En azından haftaya alabiliyoruz diyebiliyoruz.
Böyle bir kolaylığı oluyor. Sizde de benzeri bir challenge oluyor mu ya da benzeri yapıda mı oluyor?
Ben bahsedebilirim. Bizde de aslında genelde tek haftalık sprintler olduğu için sprint'e başladıktan sonra araya genelde bir iş sıkıştırmamaya çalışıyoruz.
Hani çok yüksek bir önceliği varsa ya da canlı production ortamında paketleri etkiliyorsa, çok fazla paket etkiliyorsa o zaman sprint'e bug task'ı olarak almaya çalışıyoruz.
Ama genelde yeni bir iş geldiğinde PM'lerimizle, product manager'larımızla birlikte ortak karar verip ilerleyen sprintlerden
bir tanesine koyuyoruz ya da backlog'a çekiyoruz.
Analizini yaptıktan sonra hangi sprinte alacağımıza karar veriyoruz gibi süreçler var bizde de.
Peki teknik analiz toplantısı yapıyor musunuz?
Mesela biz planlamadan önce bir developerlar kendilerimizle bir analiz toplantısı yapıyoruz.
Nerede ne yapacağımızı konuşup planlamaya öyle giriyoruz mesela.
Çünkü planlama çok hızlı geçiyor.
Benzeri kafası sizde de var mı?
Var. Grom'dan sonra bir teknik analiz tasklarını ekibe dağıtıp Tüm ekipten şeyi bekliyoruz.
Refinement ya da teknik analiz toplantısı dediğimiz toplantıya kadar analizi çıkarıp getirilmesini bekliyoruz.
Orada da farklı opsiyonlar varsa onları değerlendiriyoruz aslında.
Refinement'ların avantajı şey oluyor.
Planning'den önce aslında teknik olarak tüm hazırlıklarımızı tamamlamış oluyoruz.
Muhtemelen sizdekine benzer bir süreç değiştiriyordur diye tahmin ediyorum.
Evet evet benzeri kafa oluyor bizde de.
O yüzden böyle şey ortak noktalar gördüğüm gibi o yüzden gördüğüm yerlerde bağlayacağım böyle.
Haftalık sprintlerin olmazsa olmazını zaten hani sizde bizde muhtemelen işliyoruz genelde.
İşte grooming, planning arkasından retrospective ki bizim için çok önemli sizin için de öyledir.
Oradan aksiyon maddeleri çıkıyor mesela.
Evet. Gerçekten çevik olmak gerekiyor.
Aynen öyle. Ve aksiyon maddelerini de iyi değerlendirmek gerekiyor.
Her hafta tekrar yorumluyoruz bu aksiyon maddelerini.
Bunu mesela dışarıdan gelen insanlar genelde buna şaşırabilir.
Retrospektifler daha genelde hafif geçer ya.
Geçmiş sprinti konuşup biraz üstünde takılıp geçersin ama burada gerçekten aksiyon maddeleri çıkarıyoruz.
Her hafta o aksiyon maddelerini de takip ediyoruz.
Oldu mu olmadı mı diye. Bu da gelişimimize önemli bir katkı sağlıyor aslında.
Aynen. Bu arada eskiden aylıktı retrospektürler.
Sonra insanlar çok dolmasın diye onu haftalığa çektik.
Böyle erkenden konuşalım.
Neleri daha iyi? Aylıkta ben dolardım.
Ben aylıkta dolardım. Ben bekleyemezdim.
Aylık uzunmuş ya gerçekten.
Aylık çok şey yapıyor. Yani konuşmak senin bir konu var ama 3 hafta var falan daha.
Yani olmaz. Zor.
Onu şey yaptım yani ben de.
Yani şey diyorum. Mesela sprint 2 haftalık ama en az 3 haftalık olsam acaba falan diye.
Mantıklı. Aynen.
Ortalığı bulunabilir bence.
İlla ki bir yolu bulmak gerekiyor.
Bizim bir de sprintlerimiz de bir haftalık.
Retro'yu da sprinti kapatırken yapıyoruz.
Sprint kapanmadan önce işte Önceki sprintte bir değerlendirmiş oluyoruz işte.
Ne kadar iş komitettik, ne kadar bitti.
Hani blokör bir durum var mıydı tasklarda?
Ya da işte sonradan eklediğimiz task oldu mu?
Hani bitiremediğimiz task varsa neden bitmedi gibi.
Aslında her şeyi sıcağı sıcağına konuşunca daha iyi oluyor bizim için de.
Evet evet kesinlikle. Ve oradan aksiyon çıkması daha kolay oluyor.
Çünkü yorum yapacak insan sayısı daha fazla oluyor vs.
Aynen konularda unutulmuyor.
Ve Emre'nin dediği gibi evet konularda unutulmuyor diyecektim ben de.
Yani somut örnekler üstünden gidilebiliyor rahatça.
Evet yani çünkü yoksa şey alışkanlığı yoksa özellikle yaşandığı anda bir şey yadakına geldi yazma hemen retro maddesini alışkanlığı yoksa şey oluyor unutuluyor.
Bende de bazı oluyor. Yazmıyorum bir şey sonra diyorum ki geç hafta ne oldu falan.
Yani böyle anlarım da oluyor mesela.
Peki biraz daha isterseniz şeye geçelim böyle.
Bu ekibin şu an biraz daha teknik kısmına.
Ekip şu anda teknik olarak mesela neler yapıyor?
Belki burada kullandığımız teknolojilerden, dillerden bahsedebiliriz, tool'lardan.
Mesela neler yapılıyor burada? Ya da mesela İnternational'dan bahsedeydik.
İnternational'a geçince şöyle ihtiyaçlarımız olduğunu gördük.
Şunları da ekledik gibi dediğiniz bir şeyler var mı?
Belki onlardan da bahsedebiliriz.
Tabii ben bahsedeyim.
Aslında kullandığımız teknolojiler genel olarak Trendol genelinde, onunla ilgili altyapı ekiplerinin, yani mesela ilgili dediğim...
veri tabanı ekibi, işte deployment ile ilgili çalışan, örneğin TBP aracını geliştiren, TBP'de Kubernetes altyapısını aslında bir araç olarak sunan, bu gibi altyapı ekiplerinin,
yani bu ekiplerce desteklenen araçlar oluyor genelde bizim kullandığımız teknolojilerde.
Hani biz nasıl gereksinimlerimizi en optimum, işte en az kaynak kullanacak şekilde nasıl teslim edebileceksek bu araçları kullanmaya çalışıyoruz.
Örneğin biz çok fazla event driven, çalışan bir ekibiz.
Yani %90-95 civarı event tabanlı çalışıyoruz.
Bunun için de Trendyol'da desteklenen Kafka aracını kullanıyoruz.
Onun dışında veri tabanı olarak Couchbase ve Postgre kullanıyoruz.
Hani bazen 1-2 senede bir sistemimizi daha sürdürülebilir kılmak için kendi altyapımızı değiştirdiğimiz de oluyor.
Örneğin bundan 2 sene önce MS SQL veri tabanı ve .NET uygulamalarımız varken işte Couchbase'e Ve Java Go uygulamalarına geçiş yapmıştık.
Bunun sebebi sistemin sürdürülebilirliğini aslında arttırmak.
Örneğin Java ve Go uygulamaları Kubernetes üzerinde deploy edilebiliyor.
Böylece horizontal şekilde scale edebiliyoruz mesela.
Aynı şekilde MS SQL'den çıkma sebebimiz de oydu.
Couchbase'in birçok veri merkezinde aktif çalışabiliyor olması gibi sebepler.
Sektör de çok hızlı değişiyor.
Dolayısıyla Trendyol'un desteklediği teknolojiler de hızlı değişiyor.
Bizim de buna adapte olmamız dolayısıyla gerekebiliyor hızlı şekilde diye özetleyebilirim.
Bunun için de şunu ekleyebilirim.
Biz biz nasıl odaklı bir teknoloji ekibiyiz.
Fakat neticesinde biz de bir teknoloji ekibi olduğumuz için kendi ihtiyaçlarımıza göre araçlarımızı geliştirebiliyoruz.
Dediğim gibi çok event tabanlı çalışıyoruz.
Kafka'yı çok yoğun olarak kullanıyoruz.
Her uygulamamıza entegre ediyoruz.
Yaklaşık 100-150 civarı mikro servis Kafka kullanıyor.
Bu Kafka platformu Trendyol'da da büyük ölçekte kullanılıyor.
Sadece bizde değil, sürülebilir kılmak için de Trendyol bunu sürekli güncelliyor.
Veya versiyonunu güncelliyor, sertifikalarını güncelliyor.
Bu da bize çok teknik borç çıkarıyor aslında.
Çok mikro servisimizi etkilemiş oluyor.
Biz de bunun için bir tool geliştirmiştik.
Kendi delivery altında.
Bunu da çok jenerik geliştirmeye çalıştık aslında.
Kafka Maestro adında örneğin.
Bunu da diğer ekiplerin kullanımına sunmaya çalıştık gibi.
Bu ders platforma da katkılar sunmaya çalışıyoruz aslında teknolojik anlamda.
Maestro'yu bir ekibimiz kullanmıştı diye hatırlıyorum.
Maestro'nun mimarı Bora.
Öyle mi? Ya ben hani ben elze sağlık yaptım diyebilirim sadece.
Onun dışında ekipçe ilerletiyorum.
Kendisi çok mütevazı takılıyor ama.
Evet evet bir şeyler yaptık işte falan.
Orada ama şey yapmış böyle hani connectorları bağlamış platform yapmış adam ama.
Yani işte 2-3 commit attık falan diye.
Hatta maalesef şu an in-house bir tool'umuz sanırım.
Onu open source zaten öfkeli var mı?
Ya da open source yapılabilir mi? Belki o da open source mu?
Değil bence ama. Şu an open source değil abi aynen.
Onu da open source yapma gibi bir hedefimiz var aslında ilerleyen süreçte.
Güzel güzel. Çünkü şu an bizim GitHub profilinde bayağı aktif güzel turlarımız olmaya başladı gerçekten.
Güzel de maintain ediliyor. Bence o da maalesef güzel bir şey çıkabilir o zaman yani.
Katılıyorum abi. Oradan yolu var.
Peki böyle şu anda işte nivrilik kullanıyorduk vesaire artık işte open telemetryler geldi işte Java Go dediğin gibi biraz daha standartlaşmaya başladı.
Bizler mesela biz daha çok adlet ağırlıklıydık.
Şu anda ise böyle golenge geçiş yapmaya başladık daha çok.
Hem böyle performanstan vesaire bayağı bir kazançlarımız oldu.
Hem de know-how olarak yani şirkette o kadar çok ekipte know-how var ki bir problem olduğunda danışabileceğimiz kişi sayısı da çok fazla.
Böyle komünitenin gücünden de böyle faydalanmaya başlıyoruz.
Biz o yüzden katkısı bayağı bir oluyor.
Kesinlikle abi. Biz de böyle hani gereksinimimize göre örneğin işte bir sidecar yazacağız kibernetiste.
Go ile yazmayı çalışıyoruz.
Çünkü az resource kullanması lazım gibi.
Ya da çok business odaklı bir uygulama olacak.
Çok fazla logic içercek business'a dayalı Java'da yazmaya çalışıyoruz.
Bu da bizim işte geliştirme hızımızı arttırıyor.
Daha kolay daha sonrasında bir şeyler eklememizi sağlıyor.
Yani... Denge değil.
Gerçekten bir denge oluşturuyor kafanda.
Yani şeyin iklimine de çok girmiyorsun.
Hangileri seçeceğim iklimine de çok girmiyorsun.
Core business'a diyorsun zaten.
Ben burada bunu yaparım. Daha performans gerektiren, Tool vari bir şeyse veya sadece gateway gibi temel bir şeyse diyorsun ki ben burada Go'yu kullanırım gibi.
Aynen kesinlikle abi.
Kafada çok temiz bir ayrım oluyor böyle.
Peki monitörlük tool'larında şey nasıl oluyor?
Şimdi shipment kısımlarında vesaire bizde şey çok fazla.
Yani lojistik ile bağlantılı benzer bir yapı.
Operasyon var ya işin içerisinde.
O yüzden business business hani ne yapılıyor gibi monitörlüklerimiz oluyor.
Yani işte mal kabuller yapılıyor.
İşte sevkiyatlar oluyor.
Paketlemelerimiz oluyor. Okey hangi ekranlar kullanılıyor, hangi ekranlarda problem var veya backend'de bunun benzeri olan işte business translation'lar neyse oralarda bir sıkıntı olursa direkt haberimiz olması gerekiyor gibi.
Onun özel aletlerimiz oluyor.
Sizde benzeri kafa olduğu için sizde de buna göre mi benzeri yapılar var diyeyim?
Aynen abi bizde de aynı şekilde.
Yani monitoring için aslında bizim de farklı tool'larımız var.
Mesela Bora'nın da dediği gibi az önce TVP'den Bir podun ayakta olup olmadığını görebiliyoruz.
Ya da işte bir konfik eksikliği, bir etkilendirme eksikliği varsa o poddan hemen bakabiliyoruz TVP üzerinden.
Bunun dışında bir mikro servisin hata artıp artmadığına grafana üzerinden bakabiliyoruz.
İşte business transactionları olan bir servise ne kadar istek gelmiş ve bu isteklerde ne kadarlık bir error rate var.
Bunu buradan görüp hemen bir müdahale etme şansımız oluyor.
Daha hızlı, sorunlar büyümeden.
Hani uygulamalardaki hata oranını inceleyebiliyoruz bu şekilde.
Yani yine aynı şekilde uygulamadaki response time'ları, throughput'ları, CPU ve memory kullanımlarını Nivrelik ve Grafana'dan izleyebiliyoruz.
Ve tabii Kafka tarafında da dinlediğimiz topiklerde lag artışı varsa yani topiklerden mesajı konsüm edip işleyemiyorsak ya da mesajları topiklere çıkamıyorsak yine Slack kanallarımıza alertler
geliyor ve monitör ediyoruz ilgili servislerimizi.
Bir de yine Bora'nın dediği gibi shipment ekibi olarak farklı takımlara bağımlılıklarımız var.
Ve farklı takımlardan farklı bilgilerle shipment'ı zenginleştiriyoruz.
Ve bu bilgiler gelmediği zaman yine biz alert oluyoruz.
Ve bu ilgili sorunlu shipment'ları incelemeye başlıyoruz.
Hani biz mi setleyemedik yoksa bize bilgi mi gelmedi?
Bunun üzerine de bağımlı olduğumuz takımlarla Slack üzerinden haberleşip sonra en kısa sürede çözmeye çalışıyoruz diyebilirim.
Bir de bu sorunlu shipment'ları...
bize bildiren, schedule çalışan querylerimiz var.
Genelde bunları BigQuery'den çekiyoruz diyebilirim.
Bu query sonuçlarına göre biz ne kadar shipment'ın sorunlu olduğunu ve kaç tanesine müdahale etmemiz gerektiğini sorunun büyüklüğünü de aslında inceleyebiliyoruz.
BigQuery'i biz de yeni kullanmaya başladık bazı yerlerde.
Özellikle şey için yani bozuk data olabileceğini düşündüğümüz birkaç yer vardı böyle.
Entegrasyonlu yerler. Kaynağı biz değiliz.
Oralarda mesela şey yapmaya başladık.
belirli dataları düzenli olarak çalıştırıp burada bir problem var mı deyip onları mesela selekten kendimize mesaj verecek şekilde alertler bağlamışlık ve benzeri dertler var gibi yani.
Çok yararlı oluyor gerçekten.
Hatta burada monitoring kısmında işte entegrasyon kısmında şey derdimiz de aynı.
Bizlere böyle entegrasyon çok fazla olunca bir data var diyor ki burada işte operasyon şöyle bir hata aldın.
Çünkü o ara belirli bir data bize gelmemiş.
Şimdi bu data bize niye gelmedi? Bu hangi ekipte?
Bu ekipten kiminle konuşacağız?
Support'u var mı? Onkolu var mı?
Evet. Vesaire gibi.
Bunları böyle yaşadıkça öğrenip verimleştiriyorsun böyle.
Aynen. Loglama da burada çok önemli oluyor.
Yani bilgiyi alacağımız servisten gerçekten o data bize geldi mi?
Hani bizim servisimizde logo geçtik mi?
Yani bunun ayırdığını da edemiyoruz.
Yoksa onlar hiç mi göndermedi? Aynen yoksa onlar hiç mi göndermedi?
Evet. Hep böyle bensiz şeyler oluyor.
Peki böyle şunu yaşadık ve şöyle bir şey oldu dediğinizde etkisi büyük olan ya da şöyle çıktı karşılığında da artık böyle aksiyonlar aldık, alertler kurduk gibi dediğiniz şeyler oluyor mu?
Incident anıdır. Şöyle bir incident yaşadık.
İçinden geçtik şuradan. Abi oluyor.
Sürekli oluyor diyebilirim hatta.
Ufak çaplı olanlar için zaten...
Küçük heyecanlar. Aynen.
Küçük heyecanlar için zaten sürekli alarmlar tanımlıyoruz.
Ama bir keresinde bir şey yaşamıştık.
Onu hiç unutmam.
2021 Kasım kampanyası dönemi bir incident.
Benim de Trendyol'a yeni başladığım dönemlerdi.
Kasım kampanyasına böyle sistemler hazırlanmış.
Ben de böyle yeni öğreniyorum falan.
Black Friday'in ilk günü daha bizim veri tabanında domain için kritik bir alanın limitine ulaşılmış ve o alan negatife düştü.
Onu fark ettik.
Tabii ortalık yandı.
Böyle birçok takım sipariş etkilendi.
Ekşiye Twitter'a düştük.
Ama altyapı veri tabanı işte bütün delivery ekipleri seferber oldu.
Durumu kontrol altına aldık hani o şekilde.
Veri tabanı limiti arttırıldı falan.
Etkilenen paketleri de düzeltmiştik sonra.
Sonrasında buradan da işte kullandığımız sistemlerin sınırlarını belirleme ve işte buna yönelik hareket etme konusunda uyanış yaşamıştık.
Hani muhtemelen bu denli hızlı büyümeyi de kimse tahmin etmiyordu o dönem.
2 milyara da erişmez herhalde falan.
Yazarken onu şey diyor, buraya da gelmez herhalde.
Aynı. Şey diyorsun, evet yıllar sürer.
Değil mi? Yani kimse tahmin etmiyordu.
Incident toplantılarının sıklığını arttırdık gibi aksiyonlarımız oldu.
Ama yani hala bazen rüyalarımıza girer o an.
Böyle bir şey tanımlarken şey diyorsun değil mi?
Bu yıl sonu olur mu? 50 olmaz ne olur ne olmaz biz.
Şunu şu kadar yapalım. Maksimum her zaman maksimum.
Bilemiyorsun abi ne olacak. O riski almaya değmiyor.
Korkuyorsun böyle yani. Ve illa bir ekip bunu yaşamış oluyor ya.
Yani şu an bunu yaşamış ekip sayısı eminim çok fazladır.
Çok benzeri bir dert. Çünkü her şey içinde alet kurmuyorsun ya.
Yani kendin hani application katmanı da.
İşte Long'un %70'ine geldiysen ya da int'ini sallıyorum, alert var.
Yani bu alertı kurmazsın.
Hani ne bileyim ya da çok popüler şey değildir bu.
Hani düşüneceğin üzerine bir şey değildir ya.
Evet, evet. Çok böyle yaşanılabilir bir şey gerçekten.
Peki böyle sizde mesela bu etkilendiğinde şey demiştin ya işte ekşide falan dışarıda aslında müşteri etkileyen bir proje olabiliyor.
Hani yaptığınız şeyler. Belli ki senin ürettiğin bir data.
direkt olarak veya dolaylı olarak bir şekilde dışarıdaki müşteri de etkiliyor.
Sizdeki şu an mesela 160-170 tane mi ne?
Ya da 150 tane mi demiştim?
Mikroservis var. Peki bunlar üst kırılım olarak, ana projeler olarak neler oluyor?
En iyisi hangi projeler var? Ya da main projeler, büyük projeler diyeyim.
Yani şöyle özetleyeyim.
Bizde genellikle böyle çok fazla kırılıma uğrayan kargo entegrasyon projeleri oluyor.
Örneğin Aras Kargo için ayrı bir mikroservisimiz var.
Yurt içi kargo için ayrı, sürat için ayrı.
Bunun da sebebi aslında Her bir kargo kaynağı farklı kullanabiliyor.
Mesela Aras kargonun servisleri daha yavaş cevap döndüğü zaman sürat kargoyu etkilemesini istemiyoruz.
Bu gibi sebeplerle birçok kargo firmasının, birçok adaptörün yani entegrasyonunu ayırdık.
Onun dışında bir de bize entegre olunan bir domain akışımız var.
Bu sefer de kargo firmaları bize entegre oluyor.
Onun için dışarıya açtığımız public uygulamalar var.
İşte kargo firmaları belli authentication, authorization ile birlikte geliyorlar.
O tarz uygulamalarımız var.
Yine Trendyol içinde başka ekiplerin böyle bizden veri almak için geldikleri bizim domain uygulamalarımızı, bizim domain objemizi aştığımız uygulamalar var.
Örneğin shipment read. Hani bir shipment'ın içeriğini almak istediklerinde onu kullanıyorlar.
Geldiğimiz yer orasıydı hatırladım.
Evet doğru. Aynen mesela.
Bu tarz kırılımlar var abi genelde.
Adaptörler, domain aç.
Mehmet burada biraz araya gireceğim.
Bora aslında şey diyor ya biz bunları ayırıyoruz çünkü işte birbirlerini engellememiz vs.
Belki insanlar şey düşünebilir.
Ya o kadar da sorun olmasa birleştirsin de vs.
ama buradaki throughput o kadar yüksek ki o kadar büyük bir hacimden bahsediyoruz ki bir an biri diğerini engellese telefonlarımız susmayabilir yani.
Evimizden alınır. Aynen o kadar büyük bir hacim.
Bizlere benzeri bir mantık var da şey mesela işte bizim Ana ofis işte Erguvan oluyor.
Çayırıva'daki yer. Ve hani oraya gidiyoruz bazen.
Ya da önceden zaten full time oradaydık.
Ana ofisimiz orasıydı. Paketlemede falan bir yavaşlık oluyor mesela diyelim.
Hani aşağıda adam.
Yani hani onu düzeltmen gerekiyor.
Yoksa seni alacaklar. Anladın mı?
Operasyon yerini biliyor.
Yani bir şekilde düzelteceksin. Cam var aşağıya görüyorsun.
Hani bir problem var ve yaşayan insanları görüyorsun.
Fiziksel bir karşılığı olunca bu tarz şeylerin böyle özellikle.
Hani daha baskı altında kısa sürede nasıl?
Bir problemi çözersin. O kasın girişiyor.
Yani benzeri bir kafa oluyor.
Aynen. Bizde de mesela benzeri şeyler oldu.
Oluyor da. İşte depoda insanlar bekliyor yani.
Mesela barcode çıkmasını vesaire.
Mesela. O an durduruyorsun yani.
Bütün flow duruyor.
Ve hızlı hareket etmen lazım.
Hızlı karar alman lazım. Burada da aslında şeye değinmek isterim.
Yani mesela karar alma mekanizmalarımız ve bir şeyleri değerlendirme frameworklarımız.
Bence Trendyol için de çok iyi.
Yeni gelen insanlar bunlardan çok iyi faydalanabiliyor.
Adapte olması biraz zor oluyor ama bir startup kültürü yaşatmaya çalışıyoruz aslında ekipler içinde.
Ama aynı zamanda profesyonel iş yapışla bunu harmanlıyoruz.
Burada da doğru, hızlı karar verirken doğru karar vermek de çok önemli.
Yani yanlış bir adım atmak bu sefer daha da işleri kötüye götürebilir.
O anlamda tam bir startup gibi çalışıyor ekip.
Ama aynı zamanda da çok şey profesyonel ve kurumsal halinde koruyor yani.
İşte sprintler, iş akışları vesaire gibi alanlarda.
Genelde orada gerçekten böyle hızlı bir aksiyon almak gerekiyor ama yapacağın şeyin gerçekten doğru şey mi değil mi?
Tam bunun böyle ikilemini yaşayıp da bu zaten tek değilsin.
İlahi yanında birileri oluyor zaten. Aynen ve bunu şey diyebilirim.
Mesela Black Friday döneminde yaşanan incidentlarda sözde değil özde bir yardımlaşma gördüm.
Nacizane. Çok iyi.
Mesela bir yerde bir insanın çıktığında gece işte 10-11 fark etmez.
Bütün ekiplerden insanlar gelip bir şey var mı?
Yardımcı olabilir miyiz diye soruyorlardı yani.
Mükemmel bir şey. Bu da kültürün bir parçası aslında yardımlaşma mesela.
Kesinlikle. Buraya geldiğimde en sevdiğim şeylerden biriydi yani.
Kim ne olursa olsun tanımıyor bile olsa o ekibe mutlaka bir yardım eli uzatıyor.
Bunun şeyi çok fazla yani.
Mesela Bender'in bir etkisi var. Biz benim eski ekimde bir ekibi Bir insan yaşadık ve bir ekibi indirdik yani.
İçlerinden geçtik böyle. Ve düzelttik ama o ekibi yani düzeltmeye çalışırdık daha doğrusu ya da.
O ekibinden biri geri bir şey demiş.
Destek ihtiyacı var mı? Yapabileceğimiz bir şey var mı diye demiştim mesela.
Ben orada şey yapayım gerçekten. O adam mesela o soruş tarzı veya o şeyi o niyetim mesela.
Benim için hep mesela şeydir yeri farklıdır mesela gerçekten.
Adamla hiç alakası yok mesela orada o kişi için.
Ama şey yani hala bir şeyler yapabilir miyim diye soruyor destek olmaya çalışıyor vesaire.
Bunlar böyle gerçekten senin hakkında kalan anlar oluyor böyle.
Bir nebze de aslında duygusal olarak iyi hissediyorsun o anda.
Yani bu hiçbirimiz makine değiliz ya yani.
Tabii ki. Bir sorun çözmeye çalışıyorsun orada ve tanımadığın bir insan gelip sana diyor ki yardım edebilirim istersen.
Yani ne kadar anlamlı.
Hani seni motive ediyor o işe karşı.
Tabii. Hatta Bora'nın bir maestro hikayesi de vardı şeyde.
Bir incident zamanı bir ekibe hatta birkaç...
Farklı ekibe galiba maestro ile gitmiştik değil mi?
Bakın böyle bir tool var diye.
Bu şey Kafka şey geçişleri olması lazım yanlış hatırlamıyorsam.
Doğru doğru. Tabii biraz da fırsattan istifade abi orada.
Böyle bir ürünümüz var diye.
Aynen. Her kaos bir fırsattır.
Bu da böyledir yani. Bu işin düzeni budur.
Burada da reklamımızı yapmış olduk.
Aynen. Bu yaşananlar da şeyi göstermiyorum.
Ürüne aslında ihtiyaç varmış.
Ve elimizde ürün var.
Ne güzel yani. Biz bunu zaten yaşadık ve elimizde bunun çözümü de var.
Aynen öyle. Şu yağmur yağdığında böyle şemsiyeyi satanlar olur ya böyle.
Bu arada şemsiye var. Tam zor anında hemen yanında böyle olan.
Yok ya. Bu arada şey böyle.
Yapan insan olmasına rağmen maestro'yu o kadar böyle o insanın toplantılarında vesaire.
O kadar mütevazı davranıyordu ki.
Şeydi yani hani biz şey işte etraftan farklı insanlar falan giriyor.
Bak işte maestro var vesaire diye.
Daha öyle mi falan diye hiç duymadı falan.
Mesela şey beklemezsin değil mi?
3,5 yıldır burada bir insan var ve işte 3,5 yıllık deneyimi var burada.
Aynen. Hani biraz şey yapar böyle kendini üstün görür mü şeyine girmiyor.
Aslında Trendyol genelinde de böyle bir şey var.
Mesela Nacizane benim gördüğüm bu 6 ay içinde hiç tepeden birine bakan birini görmedim.
Yani bu CEO dahil, en üst seviye dahil herkes birbirine eşit şartla davranıyor içeride ve bu harika bir kültür yani.
İlk geldiğimiz anda bizi çok şaşırtan unsurlardan biriydi bu mütevazılık.
Aynen. Bir de insan şey oluyor, başladığı zaman trend yol kültürü sürekli bahsediliyor ama şey...
düşünebiliyorsun. Çok fazla çalışan var ve bu kültür nasıl korunuyor?
Ama içeri girdikten sonra gerçekten Emrah abin dediği gibi herkesin aynı düşünce yapısında olması ve herkesin aynı şekilde çalışıyor, mütevazı olması gerçekten bu kültürün korunduğunu gösteriyor.
Mesela ben ilk çalıştığımda hatta benim badim de Bora'ydı onunla birlikte çalışıyorduk.
Slack kullanmaya başlamıştım.
Böyle insanlara yazmaya başladığımda insanların işte İsimlerin yanında title yazmıyor.
Normalde hani title yazması beklenir falan.
Ona çok şaşırmıştım yani. Herhangi biriyle konuşurken o aradaki title bariyerini kaldırıp konuşmakla o kişinin title'ını görüp ona bir şey sormak ya da bir şey danışmak arasında çok fark var bence.
Trenci yolda bunun olmaması gerçekten çok güzel bir nokta yani.
Psikolojik olarak şey oluyorsun çünkü. Karşında bir yönetici var, bir çıkartıcı bilmem ne var falan gibi bir...
İstersen önce kafaya giriyorsun çünkü.
Bir de bu şey Emre'nin de bahsettiğinin üstüne şunu da ekleyebilirim.
Mesela fikirlerini beyan ederken de bu sana bir özgüven veriyor aslında.
Herkes sana karşı mütevazi ve fikirlerin dinleniyor karşı tarafta.
Bu da harika bir şeydi.
İlk geldiğimiz zamanlar şaşırdıklarımızdan biriydi aslında.
Toplantılara senden daha fazla katılım göstermeni bekliyorlar mesela.
Bir de orada şey de olabiliyor. Yani hatta aklıma şey geldi.
Ben işte stajayken bana şey yapmıştı İlka.
Demişti bu da işte güçlü aramıza yeni katıldı falan.
Ben de kendisi rahat hissetsin diye şey yaptım.
Ha böyle mi? İşte hoş geldiniz falan.
Ve ben de bir haftalık bu arada.
Tanımıyorum falan. Mesela adam CTO'ymuş.
Güçlü. Söylemediler de o da söylemedi.
Kimse söylemedi. Öyle kaldı böyle.
Ben sonradan şansa öğrendim falan.
Böyle başka bir zaman geldi. Ama bu harika bir şey değil mi?
Yani herkesle rahatlıkla konuşabiliyorsun.
Kimsenin sınırları yok.
Yani kimse etrafına bir duvar örmüyor.
Yani bu her yerde yaşayabileceğimiz bir şey değil.
Burası çok nadir. Öğrendikten sonra bile yazmaya şu an belki de çekinmiyorsundur değil mi abi?
Hani öyle bir rahatlık hissettiriyorsun.
Evet evet abi. Bir de şey ben başka şirkette çalışmadım.
Stajyerken girdim. Üçüncü sınıfın sonunda.
O yüzden böyle başladım her şey.
Benim için sanki bu işin normali de buymuş gibi oluyor.
Sanki normali bu işin artık standartı budur gibi.
Ama aslında öyle değil.
Yani şirket kültürü bu.
Aslında bu şirkette böyledir.
Her şirkette değişiyor standartlar, düzen gibi muhabbetler olabiliyor.
Ama zaten benim de 5,5 sene oldu.
Bu da zaten şeyi gösteriyor.
Hani zaten Trinidad genelde şey süresi de uzun oluyor.
Kalan insan süresi. Mesela burada 3,5 yıl olmuş.
Bakalım sizin de umarım 3,5-5 yılınızı görürüz.
İnşallah. Okeydir.
Süper. Valla çok iyi muhabbetti ya.
Sizinle konuştuğum için mutluyum yani.
Çünkü şey benzeri kafa benzeri dertlerle oturup konuşmuşum gibi oldu o yüzden.
Benim için çok iyi oldu. Ben bir sonraki şeyi bekliyorum.
Üç bölüm sonra falan sanırım Delivery Partner de gelecek.
Onlarla ben sohbete devam edeceğim.
Sizden sonra böyle. O yüzden güzel olacak.
Geldiğiniz için çok teşekkür ederim arkadaşlar.
Biz teşekkür ederiz. Teşekkür ederiz.
Teşekkürler. Evet Selam ekibinin 73.
bölümünde Delivery Shipment ekibiyle beraberdik.
Bir sonraki bölümde görüşmek üzere.
Bye bye.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
