
Konuklar: İrem Kızılırmak, Yusuf Şeremet, Mehmetcan Güleşçi, Mustafa Murat Özkanlı
64. bölümümüzde konuğumuz Data Streaming Core ekibi oldu. Ekip yapısını, projelerini, teknoloji stack seçimlerini ve çok daha fazlasını konuştuk!
Trendyol Talks'da Trendyol'daki kültürümüzü, kültürümüzden beslenen iş yapış biçimlerimizi ve ritüellerimizi konuşuyoruz. Trendyol Talks podcast kanalımızı takip etmeyi unutmayın!
Transkript
Selam ekip, ben Food Film'in tordurması Data ekibinden Fırat.
Ben Storefront Tera PDB ekibinden Cengiz.
Teknoloji ekibini tanıdığımız ve süreçler, teknolojiler gibi konuları konuştuğumuz Selam Ekip Podcast serimizin 64.
bölümündeyiz. Bu bölümde Data Slimming Core ekibiyle beraber ekibi tanıyacağız.
Ekip yapısını, kullandıkları teknolojileri, pratikler gibi konulardan bahsedeceğiz.
Arkadaşlar hoş geldiniz. Hoş geldiniz.
Hoş bulduk. Merhabalar.
Selamlar. Merhabalar efendim.
Bugün dört tane. Misafirimiz var.
Cengiz'le beraber güzel bir sohbet yapacağız gibi.
İsterseniz bir girişi yapalım, sizleri önden tarayalım arkadaşlar.
Kısaca böyle kendinizi bir taratabilir misiniz?
Tabii ki. Selamlar ekip.
Ben Mehmetcan Güleşçi.
Datastreaming ekibinde platform mühendisi olarak görev almaktayım.
Trendyol'da 3,5 senem doldu diyebilirim.
Yaklaşık 8 senedir de sektördeyim.
Selam ekip. Ben Murat Özkanlı, Data Streaming Core ekibindeyim.
Ben de Platform Engineer olarak çalışıyorum.
Trendyol'daki 5. yılım doldu.
Meslekteki de totalde 10.
yılımdayım. Ben de öyle. Selam ekip, ben Yusuf Selman.
27 yaşındayım. Trendyol'a bundan tam bir yıl öncesinde katıldım.
Data Streaming Core ekibinde Platform Engineer olarak görev alıyorum.
Murat sen 10 yıl mı dedin?
Çok özür dilerim. Evet abi.
Abi süper. Çok özür dilerim.
Biren buyur. Selam ekip, ben İrem Kızılırmak.
Data Streaming Core ekibinde platform mühendis olarak görev alıyorum.
Trendyol'daki 3. ayıma girmiş bulunuyorum.
Yaklaşık 4 senedir de sektördeyim.
Yeni mezunum, böyle aktarabilirim.
Ha, çok iyi. Hayırlı olsun, hoş geldin İrem.
Hoş buldum. O zaman seninle ekibe böyle giriş aşamaları, şirketi alışma aşamaları vs.
neler? Belki onlardan da bir ara bahsedebiliriz bu bölümde.
Tabii. Valla süper ya, böyle şey, ekipteki insanların...
Her deneyim aşamasından olması çok güzel.
İşte 10 sene deneyimli de var, 4 sene deneyimli de var, Trendyol'a yeni girmiş de var.
Ve hepsinin aynı amaç içinde güzel bir ekiple çalışması da harika.
Tekrar hoş geldiniz arkadaşlar.
Şimdi bizim yaptığımız bölümlerde genellikle işte isimden anlaşılan ekipler oluyor.
Bir de isimden hiç anlaşılmayan ekipler oluyor.
Data Streaming Core'a baktığım zaman ikisi arasında...
Kaldım ben açıkçası. Yani isimden de anlaşılabilen bir ekip ama yani sanki böyle çok da isimden de anlaşılmıyor gibi de bir his de var içimde.
Karışık duygular içerisindeyim şu an.
Sizler ekibi tanıtır mısınız?
Neler yapıyorsunuz? Sorumluluklarınız neler?
Biraz bahsedebilir miyiz bunlardan?
Tabii abi. Ben burada değineyim.
Biz Data Streaming Core ekibi olarak aslında bir platform ekibiyiz ve Emerging Business altında yer alıyoruz Trendyol'da organizasyon aşamasında.
Daha sonraları Trendyol'da büyüyen domeni ihtiyaçları ile beraber aslında iki ekip ayrıldı.
Data Stream Dev ve Data Stream Core olmak üzere şu anda iki ayrı ekip olarak yolumuza devam ediyoruz.
Ve aslında kısaca toparlamak gerekirse de Trendyol'daki messaging platformunu uçtan uca yöneten bir ekibiz diyebilirim aslında.
Burada ben belki araya gelip bir şeyler ekleyebilirim Murat abiye.
Bizler ekiplerin bu self-service olarak kullanabileceği yüksek performanslı bir streaming platformu sağlamak için çalışıyoruz.
Bu kapsamda da yönettiğimiz 50'ye yakın Kafka clusterımız bulunmakta.
Planlarımız doğrultusunda bu sayının daha da artmasını öngörüyoruz ileriki dönemlerde.
Yani şu anda aslında ikiye böldünüz.
Diğeri dev idi. Onlar da yani development kısmı orası yapıyor da siz de bunun akımını mı yapıyorsunuz?
Bu tarz bir ayrım mı var? Nasıl oluyor bu ayrım?
Ben burada devreye gidebilirim belki.
Aslında biraz da değindiğin gibi biliyorsun tren yolu çok büyük bir domeyim ve her geçen gün bizim de ihtiyaçlarımız artıyor.
Bizim de buradaki asıl amacımız domain ekiplerine olabildiğince self-service ürünler verebilmek.
Dolayısıyla development ekibiyle aslında daha çok ekiplere bir arayüz verme, bizim backend tarafında aslında geliştirdiğimiz ürünlerin development tarafında bir self-service olarak sunulması noktasında destek
alıyoruz diyebilirim aslında. Süper anladım.
Aranızda böyle bir görev paylaşımı var gibi.
Evet. Çok iyi. Peki sana Mehmetcan az önce sen söylemiştin.
50'ye yakın ya da 50 tane mi?
demiştim Kafka Cluster'ı var.
Burada Kafka Cluster'ının sayısı 50 sanırım.
Hani çok fazla. Biz de mesela işte ben de logistik tarafındayım.
Biz de bir işte kendi Cluster'ımıza geçmiştik yakın zamanda.
Logistik Cluster'ımıza.
Ve çok fazla ekip var.
Yani bunun karşılığı demek de çok fazla Cluster olacak ve daha da büyüyor.
Büyük ihtimalle bölünmeler oluyor vs.
Burada yeni bir Cluster ihtiyacı da hani ne zaman doğuyu sınırlara geliyoruz ve ya bu ekip artık sınırlara geldi deyip yenisini mi açıyoruz yoksa başka bir parametreler de var mı?
Aslında yeni cluster kurulumuna altyapısal değişiklikler, teknolojik limitler veya yeni projeler gibi nedenlerle ihtiyaç duyuyoruz.
Bunu açmak gerekirse altyapısal değişiklerde mesela bir network değişikliği olabilir.
Biliyorsunuz ki bir stateful sistem yönettiğimiz için ilgili Kafka clusterı üstünde her zaman bir işlem yapma imkanı bulamayabiliyoruz.
Dolayısıyla yeni cluster oluşturmak bu noktalarda çözüm olabiliyor bizim için.
Teknolojik limitlerde aslında eski yönettiğimiz Kafka clusterlarında Zookeeper'lı Kafka clusterları yönetiyorduk.
Zookeeper'lı Kafka clusterlarında da 200 bin partition üst limiti var.
Bu değerin aşıldığı senaryolarda clusterda performans problemleri ortaya çıkabiliyor.
Bu büyük bir blokaj aslında. Buradan çıkış içinde biz Kafka Craft clusterlarını ön plana çıkardık.
Yeni mimaride artık yeni clusterlarımız.
Craft mimaride oluşuyor.
Bunun kazanımları oldukça fazla.
Bu sebepler aslında teknolojik limitlere örnek olarak verilebilir yeni cluster oluşturmada.
Son olarak da aslında yeni projeler veya clientların farklı networklerde, farklı federasyonlarda olma durumu da yeni cluster oluşturmaya bir sebebiyet verebiliyor.
Mesela farklı bir fabrikte, farklı bir networkteki bir ekip için her cluster...
Doğru olamayabiliyor. Dolayısıyla onun network'ünde, onun federasyonunda da ister istemez bir Kafka cluster kurma durumuna yönelebiliyoruz diyebilirim bu noktada.
Valla çok sofistike bir iş.
Ben araya bir sonraki soruyu sormadan şeyi sıkıştırmak istiyorum.
Craft mimari tabirinden bahsettim Mehmetcan.
Biraz daha açabilir misin bunu?
Nedir craft mimari tam olarak?
Tabii ki. Şimdi Zookeeper'lı sistemlerde aslında...
tek bir kontrolür var. Kontrolür dediğimiz bir Kafka brokerlarında işte bir liderlik görevi gören Zookeeper'larla brokerlar arasında bir yönetici diyebiliriz.
Bu da ne yapıyor? Aslında tüm sorumluluğu üstüne alıp brokerlardaki metadata refresh, lider atama gibi görevlerden sorumlu oluyor.
Zookeeper'lı mimarda bu tek bir broker tarafından yönetiliyor.
Şimdi kraft mimarilerde konsensus algoritm aslında Zookeeper'ı Tamamen hayatımızdan çıkarıyoruz.
O yönetici olan kontroller'ın sayısını arttırmış oluyoruz aslında.
Dolayısıyla burada Zookeeper'ın sayısı kadar kontroller olmuş oluyor.
Arada başka bir komponent olmadan kontroller'lar fazla sayıda kontroller'lar aslında direkt broker'larla iletişerek bu hem metadata refresh'i hem de lider atama süreçlerini daha hızlı hale getiriyor.
Bu da ister istemez Cluster'daki performansı doğru orantıda arttırıyor diyebiliriz.
Bu cevabı bekliyor muydun Cengiz?
Aşırı teknik oldu değil mi? Çok güzel oldu.
İlgilendim, geliştim ve değiştim diyebilirim.
Yani Craft çünkü ben işte client ekiplerinde çalıştığım için Kafka tarafını biz kullanmıyoruz ve teknik olarak bilmeme rağmen birçok konu bende flu bu tarafta.
Fakat Craft mimari de ilk defa duymuştum hayatımda.
Çok güzel açıkladın Mehmetcan.
Teşekkür ederim. Ben teşekkür ederim.
Süper. Şimdi... Ben sizin ekip haricinde de birçok ekipten aslında Kafka ile alakalı şeyler duydum.
Her gün kanallarda da görüyorum.
Bir sürü servis takımlarından ve kentten arkadaşlarla konuştuğum zaman Kafka ile alakalı birçok sorun olarak, çözüm olarak birçok şey duyuyorum.
Kafka'nın trend yolu içerisinde bu kadar yaygınlaşması nasıl gerçekleşti arkadaşlar?
Bu süreçte hangi adımlardan geçildi tam olarak?
Abi şöyle bahsedebilirim bu konuda.
Yani bildiğiniz üzere tren yolu çok büyük bir şirket.
Ve bu gibi büyük migration süreçleri hem platform ekipleri için hem de domain ekipleri için aslında çok zorlu ve detaylı çalışma gerektiren, iyi planlanması gerektiren süreçler oluyor aslında.
Aslında ben hızlıca bu migration süreçlerinde nasıl bir yol aldığımız, nasıl bir strateji...
İlerlediğimizden bahsetmem gerekirse biliyorsunuz eskiden Trendyol'da her domain ekibinin kendine ait Kafka Rabbit MQ gibi messaging servislere vardı.
Fakat bu durumda şöyle bir sıkıntı yaratıyordu.
Trendyol içerisindeki standart...
standartlaşma noktasında sıkıntılar yaratıyordu ve bu ekiplere ve bize de hem operasyonel maliyetlerin artmasına hem de işte dediğim gibi standartlaşma ihtiyacının da dolması ile birlikte bazı maliyetler çıkarıyordu.
Bu doğrultuda bu sistemleri daha merkezi ve verimli bir yapıya aslında kavuşturma gereksinim ortaya çıktı zamanla.
Bu ihtiyaç doğrultusunda aslında ve tren yoldaki data center'ların ve büyümeyi de göz önünde bulundurarak aslında bir Zoolkeeper tabanlı, stretch bir Kafka cluster'ı ilk önce kurduk ve ekiplerin aslında bu platform Cluster
'ına geçiş yapmalarını planlamaya başladık.
Bu süreci yaparken de product ownerlarımız aracılığıyla da bütün ekiplere tek tek giderek onların yüz kezlerini çıkarıp aslında detaylı bir geçiş süreci planladık.
Bu bahsettiğim stretch yapıyı tasarlarken de ekiplere olabildiğince kendi geliştirdiğimiz servislere self-service olarak ekiplerin kullanımına sunmaya çalıştık diyebilirim aslında.
Aslında bu stretch yapı ekipleri veri yönetimleri esneklik...
sunarken bizim de yönetim anlamında bize de çok fazla kolaylık sağlayan bir yapı diyebilirim.
Ancak biliyorsunuz yani tren yol yerinde durmuyor ve her gün büyümeye de devam ediyoruz.
Dolayısıyla tren yoldaki bu veri büyümeye de devam ettikçe aslında bizim iç tarafta da dinamik olarak altyapıda aksiyonlar almamız gerekiyor ve yeni mimarileri az önce Mehmet'in de bahsettiği gibi kraft gibi yeni mimarileri hayatımıza
sokmaya başlamamız gerekiyor.
Yani aslında özetle şunu söyleyebilirim.
Dinamik olarak her zaman biz domayın ekiplerine en iyi deneyimi sunmak için geliştirdiğimiz ve onlara sunduğumuz servisleri aslında iyileştirmeye çalışıyoruz diyebilirim aslında.
Burada aslında evet yani mesela ben de bir 5 sene önce örneğin bizim ekiplerde işte Revit EMQ biz kullanıyorduk ve sadece biz vardık.
Yani bizim ekibin, tribe'ın daha doğrusu Revit EMQ'su var ama başka ekiplerle iletişim kuracaksak bu sefer siz hangi makinedesiniz biz bu makinedeyiz.
Okey o zaman biz kendilerimizle bir şöyle federasyon kuralım vesaire.
İşte bizim bakımımıza makin yapacak.
kiminle iletişim kuracağız vesaire gibi böyle şeyler varken şu an herkes işte bir Kafka'sı yani Kafka diye değil de daha da çok işte direkt sizin ekip var vesaire self-service'ler var.
Böyle artık şey yani ekipler arası geçiş yaparken de şu anda yani rotasyon yapılsa bunun maliyeti de çok düşük artık.
Çünkü yani ben başka bir ekibe geçtiğimde artık tamamen her şey sıfır baştan başlamıyorum.
Çünkü artık böyle in-house tool'larımız veya işte self-service'lerimiz vesaire olduğu için şey oluyor artık.
Ha okey ben hala aynı yerdeyim.
O hissi daha çok alabiliyorum gibi hissediyorum mesela.
Burada sanırım az önce Murat bahsetmişti.
Yani belirli bir artık standartlarımız var vesaire gibisinden.
Mesela ben standartlar diyecek aklıma gelen şeydi.
İlk biz Kafka'ya geçerken isimlendirmelerin nasıl olması gerektiği ya da daha sonraki zamanlarda belirli bir problem olduğunda sonuçta herkes eğer benzeri Kafka'daysa aynı Kafka'daysa ayırt
etmek için bunun için dışında işte Clyde Idler ekleme gibi bu tarz böyle standartlar vardı.
Siz böyle Kafka gibi bizim için aşırı temel bir sistemi yönetirken ne gibi genel standartlar belirlemiştiniz?
Burada topu ben alabilirim.
Trendyol'da dediğim gibi senin de çok fazla ekip kullanıyor ve bu ekiplerin bir noktada Kafka ile yolu kesişiyor.
Hatta bu podcast serisinde de daha önceki bölümlerde misafir ettiğiniz ekiplerin Kafka kullanımlarını onlardan dinlemiştik.
Bu kadar fazla ekibin kullandığı bir platformu yönetirken bizim de çok farklı kullanım deneyimlerine hazır olmamız gerekiyor aslında.
Bu deneyimlerden bazılarını iyi pratik olarak görmek bizi mutlu ederken bazen de tabii ki standart dışı kullanımlara rastlayabiliyoruz nadir de olsa.
Bizim de yönettiğimiz platformu sağlıklı bir şekilde hayatın devam etmesi için ve yüksek performansını koruması için ekiplerin kullanımlarını belli limitler çerçevesinde standartize etmemiz gerekiyor.
Ve onları best pratiklere yönlendirmemiz gerekiyor.
Bu noktada Data Streaming dev ekibinin katkıları çok büyük.
Onların Pulse olarak sundukları platform aracılığıyla bu standartizasyonu daha kolay bir şekilde uygulamış oluyoruz.
Ama yine de bu belirlemiş olduğumuz standartlar dışında bir kullanım ihtiyacı doğduğunda ekipler bize bu taleple geldiğinde onlara da tabii ki alternatif çözüm önerilerinde bulunabiliyoruz.
Ya da ekiplerin kendi çözüm mimarisini gözden geçirmelerini istiyoruz.
Teknik kısımda da sen zaten bahsettin abi.
Ben de ek olarak şeyleri söyleyebilirim.
Mesela topik oluşturulması konusunda işte max retention işte max message byte gibi bazı limitasyonlarımız var.
Bu limitasyonlarla beraber best pratikleri uygulamaya çalışıyoruz aslında.
Doğru maximum byte falan var.
Bir anda birisi böyle aşırı büyük mesaj atıp her şey içinden geçiyormuş böyle doğru.
Şu an bir düşündüm. Aslında bayağı riskli olabiliyor.
Evet biz de burada cluster sağlığını en üst seviyede performansını en üst seviyede tutmaya çalışıyoruz aslında.
Murat seni burada eklemek istediğin bir şey var mıydı?
Az önce sanki bir şey diyecektin ama.
Yani son olarak şunu ekleyebilirim.
Özellikle bizim takımın olduğu konum, verdiğimiz servisler ve bu gibi migration süreçlerinde aslında cross team çalışmanın önemi, iletişim aslında bizim en önemli challenge'larımızdan biri oluyor.
Bu noktada gelişim alanlarımızın her zaman böyle üstüne gidip neleri daha iyi yapabiliriz noktasında aslında kendimiz de dediğim gibi challenge ediyoruz yani.
Dediğim gibi bu uzun bir süreç, migration süreçleri ve her zaman ekiplerle dirsek dirseğe çalışmamız, onların ihtiyaçlarını daha yakından anlayabilmemiz için iletişime her zaman canlı tutmamız lazım.
Bu süreçte aslında en çok önem verdiğimiz konulardan biri de bu oluyor diyebilirim abi son olarak.
Vallahi gerçekten...
Zor bir süreç ya. Yani dinlemesi bile oldukça şey, anlaması bile oldukça güç.
Kim bilir bu işin planlaması, ilerletmesi vs.
nasıldır? Biraz da ondan aslında merak ediyorum.
Şunu merak ediyorum. Bütün bu anlattıklarınız, bütün bu süreç, bütün bunlar nasıl planlanıyor?
Yani sizin ekipteki iş akışı nasıl ilerliyor?
Ben yine burada sözü devralayım.
Aslında biz agile olarak ilerliyoruz ve iki haftalık sprintlerimiz var.
Biz burada sprintlerimizi koşarken aslında birkaç farklı kaynağımız oluyor bu backloglarımız oluştururken.
Ekiplerle düzenli olarak interviewlar yapıyoruz product onlularımızla beraber.
Ve bu ekiplerle yaptığımız aslında interviewlarda gelişim noktalarımızı, ekiplerin bizden beklentilerini, self-service olarak sunduğumuz ürünlerde ne gibi ihtiyaçları oluyor.
Bunları aslında daha yakından gözlemleyebiliyoruz diyebilirim.
Bunun yanında trend yolun büyümesiyle beraber platform tarafından gelen business ihtiyaçları.
Aynı zamanda bizim iç tarafta yapmış olduğumuz ve dinamik olarak her zaman ilerletmeye çalıştığımız R&D işlerinin R&D işleriyle beraber de technical backloglarımız oluşuyor diyebilirim.
Ve bu işleri aslında grooming toplantılarında detaylandırıyoruz.
Bir işi açtığımız zaman grooming toplantılarında detaylandırıp ekip olarak üstüne yoğunlaşıp ve önceliklerine göre aslında bir puan veriyoruz diyebilirim.
Planning toplantılarında da aslında bu önceliklendirmeleri de göz önünde bulundurarak aslında sprintimizi başlatıyoruz.
Burada bazı best pratiklerimiz var aslında uygulamaya çalıştığımız.
Her zaman da aslında faal arayışları da giriyoruz kendimizi geliştirmek için.
Bunlardan biri de işte on-call'daki arkadaşımızın sprint boyunca aslında daha az sorumluluk almasını, ekiplerden gelen talepleri daha rahat cevap verebilmesi adına ona bir alan açmaya çalışıyoruz diyebilirim
aslında. Bir waterfall olarak çalışmıyoruz ama her zaman sprintimizde de an plan olarak gelebilecek işlere karşı böyle esnek bir çalışma yapısını birimsiyoruz diyebilirim.
Zaman içerisine baktığım zaman gerçekten retrolarla yani her sprintin sonunda yaptığımız retrolarla gelişim alanlarımızı belirleyip bence daha verimli bir sprint koşuyoruz diyebilirim.
Bu sayede aslında da projelerimizi ve ekiplerden gelen talepleri daha düzenli bir işi akışıyla aslında ilerletiyoruz diye noktalayayım bu soruyu.
Burada aslında eminim ki yani çok fazla ekiplerle iletişim kurduğunuz için istekler vesaire de oluyordur ve sadece Bundan böyle backlog üretim bile belki bir challenge olabilir.
Bir de bunun böyle teknik bir tarafı var.
Sizin mesela şu anda teknik tarafta kullandığınız teknolojiler şu an neler?
Onlardan da belki biraz böyle bahsedebiliriz.
Ya da bu teknolojilerde böyle sizi en çok challenge eden şeyler varsa biraz da onlardan bahsedebilir miyiz?
Burada sözü ben alayım.
Aslında kullandığımız en önemli teknoloji şu anda Kafka.
Diğer teknolojileri Kafka'nın kurulum süreçlerinde önünde arkasında kullanıyoruz diyebilirim.
Kafka'da makineleri provizyonlarken telefon kullanıyoruz.
Config yönetimi ve Kafka yazılımı kurulum aşamalarında Ansible'ı kullanıyoruz.
Tabii ki bir Kafka Class'ını kurduktan sonra onun görünürlüğü oldukça önemli.
Buradaki metrikleri scrap etmek adına Prometheus kullanıyoruz.
Alert Manager ile alarmlarımızı set ediyoruz.
Ve nihayet olarak da Grafana'da görselleştirmelerimizi yapıyoruz.
Burada logging de önemli tarafta bizim için.
Makine loglarında Elasticsearch'ı aktararak Kibana'da ayrı bir yönlendirme yapıyoruz diyebiliriz.
Çünkü bazı metrikler Prometheus üzerinden alınmıyor.
Makine loglarında... önemli hale gelebiliyor.
O noktalarda da Elasticsearch kullanıyoruz diyebilirim.
Bazı internal ve external geliştirmeler yapmaya ihtiyaçlarımız ortaya çıkabiliyor.
Burada Ansible'ı Python ve Go dillerinde kullanıyoruz diyebilirim.
Burada geliştirdiğimiz uygulamaları da Docker teknolojisiyle container haline getiriyoruz ve Hem Tool ile Kubernetes'e Tabi ki buradaki süreçlerin hiçbiri manuel ilerlemiyor.
Bunlar GitLab CI CD pipeline kullanılarak otomatize ediyoruz diyebilirim.
Burada challenge yaratan şey aslında Kafka kurarken bazı third party ürünlere de...
ihtiyacımız ortaya çıkıyor.
Bunlar nelerdir? İşte metriklerle alakalı, ekstra metriklerle alakalı veya bir UI ihtiyacından dolayı.
Şimdi bu third party ürünleri tabii ki ekosistemimize dahil etmeden önce POC'ler, benchmark'lar yapıyoruz.
Ancak buradaki sorun bir süre sonra bu ürünlerin end of life olması aslında.
Geliştiricisinin artık geliştirme yapmaması, archive bir proje haline dönüşmesi.
İster istemez son kullanıcıda da uygulamada bug çıkma durumuna yönelebiliyor.
Bu durumda da son kullanıcı ister istemez etkilenebiliyor.
Bir workaround yapabildiğimiz durumlarda yapıyoruz.
Yapamadığımız durumlarda aslında bizi en çok zorlayan, challenge eden kısımda aksiyon olmaması oluyor diyebilirim.
Abi burada şey konusu özellikle bence konuşulmalı işte bu aksiyon alma ve işte alerting sistemi.
Biz her ekipte özellikle şeyi konuşuyoruz.
Hani işte böyle Loglamayı nasıl yapıyorsunuz, alertingi nasıl yapıyorsunuz, instant mekanizmanız nasıl falan diye.
Her ekibe sormaya çalışıyoruz.
Çünkü burada üzerinde çok durmuyoruz.
Bu bölüm özelinde durmayacağız gibi duruyor.
Ben özellikle bir sormak istiyorum.
Şu zamana kadar data streaming core olarak şöyle bir şey geldi başımıza, şöyle bir incident oldu ve hala unutamıyoruz.
Hala böyle tüylerimiz diken diken oluyor işte.
düşündükçe falan dediğiniz bir anınız var mı incident tarafında?
Oldukça var. Şimdi böyle genel bir sistem, büyük bir sistem yönetirken müşteri sayısı fazla olunca aslında sistemlerde bir o kadar kritik hale gelebiliyor.
Geçtiğimiz Mart-Nisan aylarında bir incident yaşamıştık.
Aslında eski teknolojilerle daha eski versiyonlarda Zookeeper'lı versiyonda olan bir Kafka Cluster'ındaki bir darboğaz aslında bir incident'a sebebiyet verdi.
Burada destek de alamadığımız kısımlar olmuştu vendor tarafında.
En çok unutamadığımız kısım o oldu.
Bunun aksiyonu olarak da artık işte migration süreçleri istediğimiz, beklediğimiz versiyonu yüksek mimarisi daha gelişmiş clusterlara o yüzden enforce etmeye çalışıyoruz ekipleri bir daha bununla
karşılaşmamak için. Bakış açımız bundan sonra da aslında yeni versiyona sadık kalmak, devamlı olarak upgrade yapabilme becerisi kazanmak aslında.
Yani son versiyon olmak oldukça önemli.
Bunun birazcık endişelerini yaşamıştık geçtiğimiz zamanlarda.
Incident da buna benzer sebeplerden oldu diyebilirim.
Bu ekip olarak unutamadığımız bir incident oldu diyebilirim aslında geçtiğimiz Mart-Nisan ayındaki incident.
O kadar oldu mu ya onun üzerinden?
Olmuştur. Oldu.
Vay be zaman çok hızlı geçiyor.
Zaman çok hızlı geçiyor gerçekten. Ben de hatırlıyorum çünkü çok temel bir yer olduğu için tüm ekip etkilerde çünkü büyük ihtimalle herkes bizim yani şirket içerisinde bildiği bir şeydi böyle.
Ve yani biz Developmental ekipler olarak da şey yani mesela abi Kafka'ya mesela erişemiyorsun yani mesaj örneğin falan bir şey demiyorsun.
Mesela biz depo tarafındayız işte depoda şey oluyor yani süreç ilerleyecek ilerlemiyor.
Bir şey yapıyor musunuz? Yani yapıyoruz yani ne yapalım bir yapalım ama hani şey bizde çok bir şey En fazla ne yapabiliriz?
Ya da alternatiflerimiz ne yapabiliriz?
Vesaire. Çünkü sonuçta ekip de bir şey yapıyor.
Gidip onlara da bunaltamayız. Ne yapalım?
Adamlar işte çözecek.
Benim ekstradan biz de sorun yaşıyoruz dememin de bir şeyi yok.
Onlara bir katkısı da olmayacak sonuçta.
Temel yerlerde olmanın bir şeyi de bence var yani.
Mental olarak çok fazla yeri etkiliyorsun.
o sorumluluğunu almak bile şey olabiliyor.
Hani yaptığın işin gerçekten bir önemini de gösteriyor gerçekten.
Biz ekip bu heyecanı da seviyoruz aslında yani.
Yani şöyle hani şaka bir yana incidentlar gerçekten ekip anlamında büyük bir learning oluşturuyor.
Ekibin büyük bir kısmı aslında yeni dahil olmuştu o incident'ta.
O yeni dahil olan arkadaşlar bir anda hızlı bir öğrenme sürecine dahil oldu.
Yani hem learning anlamında eski arkadaşlar için hem de yeni arkadaşlar için bir pratik de oldu aslında.
Tabii ki incident yaşamak güzel bir şey değil tabii ki de ama bu geçtiğimiz Nisan ayındaki kazanımımız oldu diyebilirim.
Ekip teknik anlamda gerçekten çok farklı yerlere...
dahil olmak durumunda kaldı.
Learning gerçekten oldukça arttı diyebilirim.
Abi bir de şunu ekleyebilirim.
Bizim gibi platform yöneten ekiplerin aslında işin doğasında da var bu.
İşimizin bir parçası incident management.
Mehmetcan dediği gibi bence biz bu süreçten çok fazla gelişim noktalarını fark ettik.
İşte kriz yönetimi, iletişim bu gibi bence çıktılar da çok değerliydi.
Technical elde ettiğimiz kazanımların yanında.
O yüzden bu gibi durumları aslında biz fırsat olarak da nitelendiriyoruz.
minvalde. Tabii ki böyle durumların yaşanmaması için elimizden geleni yapıyoruz ama bir de işin bu learning path kısmı var.
O yüzden her zaman bu gibi kezlerden çıktılar elde edip neleri daha yapabilirdik noktasına yoğunlaşmak hem bizim için hem de ekipler için kazanımlar sağlıyor diyebilirim aslında.
Tabii tabii kesinlikle abi. Zaten bugün bizim kullandığımız faydasını gördüğümüz birçok tool, birçok sistem aslında böyle insınıntılar neticesinde ortaya çıktı.
Yani bizim işte göremediğimiz gözümüzden kaçan noktalarda ortaya çıkan sorunlar bize bir sonraki aslında adımımız için bir hazırlık yaratıyor.
Bu da bizim gelişen ve güçlü bir ekip olduğumuzun bir kanıtı.
bence. Kesinlikle abi.
Katılıyorum sana. Çok somut bir örnek yani vermem gerekirse mesela birkaç soru önce de bahsettim.
Rule Enforcement konusu aslında bizim bu insulin sürecinde biraz da etikimi, bürünen, kafamızda canlanan bir olgu aslında olarak şu anda karşımıza çıktı ve şu anda en çok yatırım yaptığımız ve self-service olarak sunmaya çalıştığımız
ürünlerin de temelinde bu konu var aslında yani.
Bunu da mesela güzel bir şey somut örnek olarak söyleyebilirim.
Süper. Süper abi.
Ellerinize sağlık tekrardan. Şimdi birazcık böyle Şey tarafına geçelim isterseniz.
Teknik tarafı konuştuk.
İletişim de sizin tarafta oldukça önemli olduğunu düşünüyorum ben.
Ve özellikle de bu scope.
Birçok ekiple çalışıyorsunuz aslında.
Yani birçok ekibe provider görevi görüyorsunuz.
Bu ekiplerle iletişim ve ortak çalışma, pairing vs.
sizin için zor olmuyor mu?
Yani siz bu süreci nasıl yönetiyorsunuz ve müşterilerinizle, konsümörlerinizle nasıl bir süreç ilerliyor aranızda?
Aslında dediğim gibi yani zorlu bir süreç oluyor.
Birden fazla kişiye hitap etmek yani bir ortak noktada olmak gerçekten bazen zorluyor diyebilirim.
Yani birçok farklı ekiple de çalışmak aslında iyi bir koordinasyon ve güçlü.
iletişim gerektiriyor. Bunu verimli ve sağlıklı yönetmek adına da bazı yöntemler benimsiyoruz.
Aslında Team Lead ve Product Owner bu sürecin önemli bir parçası bizim tarafta.
Takvimli olarak ekiplerle interviyular yaparak geri bildirimler topluyorlar.
Onun dışında Incubating Team'imiz var.
Incubating Team de aslında Tribe liderlerinin de içinde olduğu bir ekip.
Burada iş süreçlerini daha sistematik hale nasıl getirebiliriz haftalık olarak aslında onun üstünden konuşuyoruz.
Tabii bu iki tarafta da amaç aslında kullanıcı Veri toplayarak kullanıcı deneyimini iyi bir hale getirmek diyebilirim.
Eskiden daha dağınık olan soru-cevap kısmını QA platformuna taşıdık, oraya geçiş yaptık.
Burada da daha sistematik, daha kontrollü bir şekilde ilerliyoruz diyebilirim.
Sorular üstünden analiz yapıp çözüm üretme ve problemleri indirgeme anlamında...
katkı sağladı diyebilirim.
Platform mühendisi olarak aslında mühendisleri olarak daha doğrusu son kullanıcıya daha az bilgiyle daha iyi bir kullanıcı deneyimi yaşatmak bizim esas amacımız diyebilirim.
Burada da işte dev ekibiyle beraber ortak çalıştığımız bu PaaS platformlarını Son kullanıcının sert servis bir şekilde operasyonlarını yürütmeleri için bizler de çalışıyoruz.
Bir blokaj olmadan, bir bağımlılık olmadan sert servis işlemleri yaptırabilmek bizim nihai amacımız diyebilirim.
Onun dışında meet-up'lar düzenledik geçmişte.
Bunların sayısını da arttırmak istiyoruz.
Son zamanlarda yoğunluk...
vesaire çok sık yapamıyoruz bu tarz şeyleri.
Ama bilginin aktarılmasının değerli olduğunu düşünüyoruz ekip olarak.
Dolayısıyla bunları da yapmayı düşünüyoruz ilerleyen zamanlarda diyebilirim.
Süper. Peki burada kendi içerinizdeki iletişim ya da sizin mesela bağlarınız nasıl oluyor?
Örneğin bizler yani dev tarafında, dev ekiplerinde mesela pay programming işte bu kısmı çok güçlendiren olabiliyor ya da RG saatlerindeki konuşulan teknik konularla vesaire olabiliyor.
Size tabii çalışma şekliniz çok farklı da.
olabilir hani temel bir platform ekibi olarak.
Burada böyle sizin böyle güçlü gördüğünüz yönler tam olarak neler oluyor?
Burada topu ben alabilirim belki.
Trendyol'un kültürel değerlerinden ekibimiz için varızı biz çok iyi bir şekilde benimsemiş ve iş pratiklerini uygulamış bir ekibiz aslında.
İçeride iyi bir iletişimimiz var.
İşte yardımlaşma üst seviyede.
Takımda Herhangi birisi bayrak kaldırırsa ekip olarak ona destek oluyoruz.
Sorun olması durumunda bunu soğukkanlı bir şekilde karşılıyoruz ve bunun sonucunda gelen teknik başarıyı ekibin güçlü yönlerinde sayabilirim aslında.
İçeride know-how paylaşımı da ekip kültürü haline gelmiş durumda.
Bu yaklaşım yalnızca bireysel bilgi ve tecrübenin tüm ekibe aktarılmasını sağlamakla kalmıyor.
Aynı zamanda da yeni katılan ekip üyelerinin adaptasyon sürecini hızlandırmış oluyor.
Ayrıca sistemli dokumentasyonlarımız sayesinde ekip olarak Gelecekte benzer bir durumla, sorunla karşılaştığımızda daha hızlı çözümler üretebiliyoruz.
Bahsettiğimiz bu dokümanları eleştirebilir ve güncel tutmak bizim için çok önemli.
Şu anda öyle bir süreçteyiz aslında, bir revizasyon diyebiliriz.
Bu sayede ekip için de bilgi paylaşımını sürekli kılabiliyoruz.
Ve bu know-how paylaşım kültürü de ekibin kolektif hafızasını diri tutup işlerin sorunsuz yürümesine gerçekten katkı sağlıyor diyebilirim.
Süper. Valla dokumentasyon her ekip için sanırım en kritik konulardan biri.
Bizim Storefront ekiplerinde de oldukça kritik bir konu ve bu tarafa çok fazla değer, çok fazla yatırım yapmaya başladık.
Çok fazla değer vermeye başladık özellikle son dönemlerde.
İrem'in söylediği gibi sadece ekip, ben şeyi merak ediyorum aslında.
İrem'in söylediği ekip içerisindeki bu işte dokümante etme sistemi dışında sizde bilgi paylaşımı için kültürü...
yaymak için sadece ekip içerisinde değil dışarıda da yaptığınız şeyler var mı?
Mesela bir Medium'da yazılmış bir makaleniz ya da işte bu tarz bir girişimleriniz söz konusu mu?
Bir de bunlar security ile ilgili. Ben de mesela konuşacaktım.
Sen nelerden bahsetip bahsedeceğim.
Bazen bir çekindim de şey olarak.
Biz acaba neleri paylaşabiliyoruz ya da şirket dışında biz design şeyleriyle ilgili paylaşmalar yapabiliyor muyuz?
Mesela Kafka kullanımlarıyla alakalı.
Sanırım kullanamıyoruz. Ben şöyle özetleyebilirim aslında.
Bunu Bizim aslında hem az önceki arkadaşlarıma özet olarak bizim hem ekip içi internal dokümanlarımız hem de aslında domain ekiplerine sunduğumuz servisleri onların dahi kullanabilmeleri ve dahi deneyim yaşayabilmeleri
için aslında public dokümanlarımız mevcut.
Biz onları aslında dinamik olarak güncel tutmaya çalışıyoruz.
Yani zaman içerisinde orada bazı değişiklikler olabiliyor.
Aslında her işin bir definition danı olarak da aslında o dokümanları güncellemek bizim önceliklerimizden biri diyebilirim.
Sonra tekrardan geleyim.
Tren yolu içerisinde gerçekten böyle edge case'lerimiz olabiliyor ve onları kendi platformumuza dahil...
gerektiği noktada custom çözümler üretmemiz gerekiyor.
Bu gibi durumlarda da gerçekten ekiplerle böyle kol kola çalıştığımız ve işte POC yapıp, POC yaptığımız ve onları platforma dahil ettiğimiz süreçler oluyor.
Bu gibi süreçleri de aslında Medium gibi bir platformda paylaşmaya gayret gösteriyoruz.
Yakın zaman içerisinde bununla alakalı ben bir compression ile alakalı bir makale yayınladım.
Buradaki hızlıca özetlemem gerekirse de yüksek veri ihtiyacı olan, yüksek veri yazma ihtiyacı olan ekiplerin aslında Platforma uyumluluğu için bazı çözümler sunmamız gerekti ve Compression de onlardan biriydi.
Bu doğrultuda yaptığımız POC çalışmalarının aslında çıktılarını bu Medium'da public olarak yayınladık.
Ve bizim burada elde ettiğimiz deneyimlerin gerçekten diğer insanlara da çok fazla katkısı sağlayacağını düşünüyoruz.
Bunun yanında ekip olarak meetup'lara da katılıyoruz.
Yine yakın zamanda bu yeni tribe class'larına geçiş sürecindeki deneyimlerimizi orada ekiplere daha fazla know-how aktarmak için bir meetup.
Onun dışında ben burada belki sözü Mehmetcan'a atabilirim.
Mehmetcan hazırlamış olduğu bir Medium makalesi vardı.
Daha detaylandırmak ister belki.
Aslında Murat'ın dediği gibi yani çok learning'imiz var, çok case'imiz var, çok know-how'ımız birikti.
Yani bu Medium makalelerini artık çok yazmaya önem gösteriyoruz diyebilirim.
Daha da ilerleyen zamanlarda da yazacağız.
İki makaneden de birincisi benim yazdığım bir makanaydı.
Topic Creation Policy.
Kafka clusterlarında biliyorsunuz enforcement oldukça önemli.
Yanlış bir config clusterı olumsuz yönde etkileyebiliyor.
Dolayısıyla bu makalenin de amacı aslında bir rule enforcement uygularak Kafka'nın Java'da embedded jar'a müdahale ederek bir geliştirme yaptık ve Kafka klaslarında bunu empoze ettik.
Bu şekilde bir topik oluştururken en basitinden daha kontrollü, daha sistematik bir rule enforcement.
çerçevesinde ilerliyoruz diyebilirim.
Bu makaleleri de yazmaya devam edeceğiz.
Hani bilgi birikimleri aktarmak, bilginin paylaşımı oldukça önemli.
Hem ekip içerisinde hem Trendyol içerisinde hem de Trendyol dışında bu know-how'ları paylaşmak oldukça önemli olduğunu düşünüyoruz ekip olarak.
Süper. Okey. Aslında yani dışarıda paylaştığımız şeyler var gibi.
Hem de Medium kanalından.
Burada Medium kanalında böyle bir reklamı yapalım.
Orada çok güzel paylaşımlarımız oluyor.
Teknik yazılar okumayı seven ilginç olanlar varsa bekleriz.
Birçok farklı ekibimiz çünkü orada içerikler üretiyor.
Buradan topu belki eleme çevirebiliriz böyle.
Bölümün başında 3 ay önce işte işe başladığından vesaire bahsetmişler yeni mezun olarak.
Belki burada hem trend yola gelişini hem işte şu an böyle temel önemli bir ekibe gelmişiz.
Burada mesela buradaki aktarım sürecin, alışma sürecin, onboarding sürecin vesaire bunlarla ilgili böyle deneyimlerini paylaşabilir misin biraz?
Tabii ki. Yani üçüncü ayıma giriyorum ve tahminimden daha hızlı, daha kolay bir şekilde adapte olduğumu fark ettim.
Bunu aktarabilirim. Bu süreçte tabii ki birçok faktör yardımcı oldu, süreci kolaylaştırdı.
Ekibin arasındaki uyum, o kimyası öncelikle bence kritik nokta.
Tabii dokümanlar diyoruz, Trendyol'un kendi bünyesindeki onboarding süreçleri olsun.
Bunlardan ziyade, bunlara ek olarak ekip içerisinde herhangi bir...
sorunla karşılaştığımda, bir yardıma ihtiyacım olduğunda onlara erişimim, ekip üyelerine, arkadaşlarıma erişimim aslında süreci çok kolaylaştırdı.
Ekibin Zoom kültürü var aslında.
Bir troubleshooting yapılacak bir şeye ihtiyacımız var.
Direkt bir Zoom toplantısı atılıyor ve kim o an müşahitse aslında o sorunu çözmek için ya da yardımda bulunmak için bir araya geliyor.
Bu çok sıcak bir ortam hissi veriyor bana.
Yani hiçbir çekincem olmadan direkt ekibe danışabiliyorum.
Bu yardımları sayesinde de...
Gerçekten kısa bir sürede adapte oldum ve kolay kaynaştım.
Bunları aktarabilirim aslında.
Buddy kimdi? Buradan biri mi?
Buddy Murat.
Bunu da sormak istiyorum.
Murat sen bunun bir skript olduğunu düşünüyor musun?
Abi ben düşünüyorum. O yüzden soracağım.
Murat buradaysa soracağım. Bir de bak bir yandan zoom da açık.
Murat bir yandan İrem'e bakıyor.
Acaba ne söyleyecek falan. Aynen.
Bence şu anda Murat başta sürekli her şeyi söylüyor.
Aynen. İrem'ciğim şunları söyleyeceksin falan diye.
Peer review da yaklaşıyor zaten.
Murat da 10 yıllık trendi olarak ağırlığı koyup böyle şey yapmış gibi.
Onlar bir yana tabii adım Murat ama öyle bir body ayrımı yok aslında.
Ekipteki herkes birbirinin bodysu gibi.
Yani ben bir sorun olduğunda bir şeye ihtiyacım olduğunda direkt Murat'a gitmiyorum.
Tabii ki Murat sistemde benim body'm olarak görünüyor ama ekibin tümüyesi gerçekten bir ayrım gözetmeksizin birbirine yardımcı oluyor.
Bu beni bir tık şaşırtmıştı gerçekten ve hoşuma gitmişti.
Ben de İrem'e ek olarak şunları ekleyebilirim.
Zaten bu body kültürü tren yolu genelinde yaygın bir şekilde uygulanan bir pratik.
İrem'in de dediği gibi... Bizim ekip de tüm ekip üyeleri bilgi paylaşımı ve onboarding sürecini hızlandırmak için destek veriyor.
Bu sayede de yeni arkadaşlarımız sorularını rahatlıkla sorabiliyor ve ihtiyaç duyduğu desteği alabiliyor.
İlk önce Kafka tasklarını başlamadan önce biraz böyle elleri ısıtmak için hazırladığımız bir Newcomer rehberimiz var.
Yeni gelen arkadaşlarımız bu rehberi kullanıyor.
Bu rehber ekibimizin çalışma yöntemlerini ve...
Kafka Cluster'lar üzerindeki pratikleri içeren bir rehber.
Yeni katılan arkadaşımızın da aslında ilk işi bu elbirleriyle büyüttüğümüz rehbere katkıda bulunmak oluyor.
Onlar da kendi deneyimlerinden bahsederek, ekleyerek bu rehberi zenginleştiriyorlar.
Böylece onlar da sonradan ekibe katılacak olan arkadaşlarımız için aslında bir nevi pasif destek sağlamış oluyorlar.
Bu şeye döndü biraz böyle aramızda.
Miras gibi birbirimize devrettiğimiz bir rehbere döndü.
Yeni katılan her üyeyle birlikte onboard'lık sürecimiz de aslında güçlenmiş oluyor.
Ve bu süreç bizim için sadece adaptasyonu değil, takımı bir parçası olmanın da ilk adımı haline gelmiş oluyor diyebilirim aslında.
Yusuf gayet güzel bir şekilde açıkladı aslında süreci.
Bu Newcomer Guide düşüncesi benim çok hoşuma gitmişti.
Yani tabii ki yeni bir şirkete giriyorsun.
Sorman gereken bir sürü soru var, bir sürü platform var.
Ne yapacaksın yani? Her şeyi soracak mısın?
Bu Newcomer Guide'ı aslında bir gözden geçirince şöyle şöyle yerler var, şöyle siteler var, şurada şu yapılıyor tarzı güzel bir kapsamlı bir çalışma hazırlamışlardı.
Ben de tabii süreçte eksik gördüğüm noktaları elimden geldiğince geliştirmeye çalıştım.
Dokumana katkı sundum. Benimle aynı zamanda katılan bir arkadaşım daha var, Mirac.
O da katkılarını sundu.
Böyle kümülatif bir şekilde gelişeceğini düşünüyoruz o dokümanın.
Çok yararı olduğunu belirtebilirim.
Eklemek istediğim şu var.
Aslında ilerleyen süreçte sizin de bildiğiniz üzere onkola dahil oluyoruz.
Yani hadi bakalım bir onkola girelim oluyor.
Çok eğlenceli geçiyor değil mi? Süper.
Ve benimki tam overall test zamanına denk gelmişti.
Çok iyi. Yani böyle telefon çalacak da o kadının sesini duyacağım diye bekliyordum aslında.
Ama endişelerim yoktu çünkü ekipten hani herkes şey demişti.
Hani bir sorun olur bir şeyle karşılaşırsın işin içinden çıkamazsın.
Direkt bize saat kaç olursa olsun yazmaktan çekinme.
Bu benim çok hoşuma giden bir detay gerçekten.
Bu sürece dahil olunca gelen talepleri değerlendiriyoruz.
Sorunları giderme aşamasında detaylı bir dokumentasyon ve kaynak taramasını gerçekleştiriyoruz.
Gerektiği noktalarda da ekip içi, bilgi, deneyim aktarımı sağlıyoruz.
Gerçek hayat problemlerine efektif bir şekilde çözüm sunmuş oluyoruz.
Bu süreci ben öğrenme eğrisinin belirgin bir ivme kazandığı nokta olarak ifade edebilirim gerçekten.
Benim deneyimlerim bu yönde.
Valla süper. Yani Oncall tarafındaki acınızı paylaşıyor ve anlıyoruz arkadaşlar.
Yani aç demeyelim de gece saat 3'de Oncall robotunun arayıp böyle you have an even notification demesi.
Evet. Hepimizin artık yavaş yavaş.
O sesi değiştirmek lazım yani.
Gerçekten. Kastımıza edebilsek keşke o sesi.
Ben gece 3'de beni Volkan Konak'ın aramasını istiyorum mesela.
Volkan Konak evet güzelmiş.
Yani hani ben bir de şöyle benim işte telefonda numarayı kaydettim Onkol Onkoloğlu diye fotoğrafı.
Gecenin üçünde Kubat beni Onkol ismiyle arıyor.
İyi mi yaptım kötü mü yaptım bilmiyorum ama.
Abi eşine nasıl açıklıyorsun bunu?
Yani Kubat seni değiştiriyor. Alıştı o benden önce görüyor Onkol Onkoloğlu diyor.
Çok iyi abi. Vallahi yani evet hepimiz böyle sıkıntılarında da hani böyle mizahi olarak eleştiriyoruz tabii ki fakat olması gereken bir sistem ve faydasını çok gördük.
Dolayısıyla böyle yani iğnesini batırıp işte ne denir ona çuvaldızı öyle bir atasözü arkadaşlar ben bilmiyormuşum atasözünü de.
Öyle bir şey işte. Öyle bir şey işte evet.
Neyse okey. Şimdi yavaş yavaş sona doğru geliyoruz.
Son soruya geçeyim. Çok keyifli bir podcast oldu bu arada hala devam ediyor ve...
Ben çok keyif aldım. Her ekibe artık sonda sorduğumuz bir soru var.
Sosyallik sorusu. Ekip nasıl sosyalleşiyor?
Boş zamanlarınızı nasıl değerlendiriyorsunuz?
Bir araya geliyor musunuz?
Oyunlar oynuyor musunuz? Mesela işte bizim daha önceki ekiplerden oyun oynayanlar vardı.
Araba sevdalıları vardı.
Nargile sevdalıları vardı.
Mangalcılar vardı. Mangalcılar vardı.
Okeyciler vardı. Sizde nasıl ilerliyor işler sosyal anlamda?
Şöyle. Tabii yeni dahil oldum.
Ben daha yeni süreçleri biliyorum.
Önceden neler olduğunu belki arkadaşlara danışabiliriz ama.
Ekibimiz iş dışında da bir araya gelmeyi seven bir ekip.
Ben bunu gözlemledim. Zaman zaman ekip yemeklerinde buluşuyoruz.
Bunlar bizim genelde geyik yaptığımız yemekler.
Sonrasında muhabbetini yaptığımız yemekler oluyor.
Gittiğimiz mekanlarda dahil.
Haftada bir Zoom üzerinden kafe breakler gerçekleştiriyoruz.
Bu kafe break buluşmalarında da oyunlar oynuyor.
Günlük konulardan konuşarak. Vakit geçirip stresinizi atıyoruz varsa.
Ekip olarak aslında müziğe olan bir ilgimiz de var.
Göz ardı edilemez bu.
Enstrümanç olan arkadaşlarla sohbet ediyoruz.
Bazen müziğinde konumuz olduğu keyifli anlar yaşıyoruz.
Buluşmalarımızda olabildiğince aslında bir araya gelmeyi hedefliyoruz.
Ama tabii ki hibrit süreçte bu çok...
sık gerçekleştirebildiğimiz bir şey olmuyor.
Ayrıca masa tenisi konusunda da ekip oldukça iddialı.
Hatta ofisteyken şurada masa tenisi masası olsa da bir oynasak diye sürekli bir söylenişteyiz diyebilirim.
Ve son olarak da aklıma gelen at yarışı izlemeye gitmek gibi bir planımız da vardı.
Onu da yapmaya başlayacağız diye düşünüyorum.
Öyle yani bu şekilde sosyalleşiyoruz aslında birden çok alanda.
Aktif olan arkadaşlarımız var.
Böyle sosyalleşip aslında zaman geçiriyoruz birlikte.
Ben at yarışını yazdım.
At yarışını beklemiyorum. Bu arada şunu söyleyeceğim.
Bizim ekip olarak da aklımıza gelen bir şeydi.
Yani komik gibi geliyor kulağıma zannedildiğinden çok daha keyifli bir şey at yarışı izlemek.
Ankara'da hipodroma gidip orada bir masaya oturup aynı zamanda yemek yerken işte tercihe göre alkol vesaire alırken at yarışı izleyebiliyorsunuz.
Öyle bir ortam mı ya? Tabii tabii.
Gayetmiş. Öyle bir ortam.
Bu da aklınızda olsun.
Keyifli bir etkinlik yani.
Darısı Formula 1'lere diyelim.
Kapatalım. Formula 1'de yoksa?
Yok var. Yolda.
Hatta kanallar falan da vardı diye hatırlıyorum Formula 1'le alakalı.
Dikkatimi çekmekte. Bakalım.
Her şeyin bir kanalı var.
Onun da varlıkçısını var ya böyle Formula 1'li yarışçıların.
Evet evet. Eğer dinliyorsanız link atın kanala etiketler var.
Evet. O zaman arkadaşlar çok teşekkür ederiz geldiğiniz için.
Biz teşekkür ederiz. Çok güzel bir sohbetti.
Biz teşekkür ederiz.
Şu an süreye baktım bayağı da bir konuşmuşuz.
Çok da güzel geçti. Valla akmış resmen.
Çok iyi. Hayvanınız için biz de teşekkür ederiz.
Çok teşekkür ederiz. O zaman evet arkadaşlar bu bölümde Data Semi Core ekibleriyle beraberdik 64.
bölümde. Bu kadar da aklımda hiç de güzel kapatacak bir cümleye gelmedi.
Havalı bir şey söylemek istedim ama hiç de bir şey gelmedi.
Bir sonraki bölümde ben seni yerine kapatayım istersem.
Mesela bak çok havalı girdim.
Ben daha o şeyle giremedim.
Hadi sen kapat. Kafka ile kalın demiş Yusuf aynen.
Kafka ile kalın. Kendinize dikkat edin.
Bir sonraki bölümde görüşmek üzere.
Bye bye.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
