
Konuklar: Onur Dereli, Zeynep Cansu Yıldırım, Berkay Burak Söner, Furkan Kavraz
58. bölümümüzde konuğumuz Order & MasterData ekibi oldu. Ekip yapısını, projelerini, teknoloji stack seçimlerini ve çok daha fazlasını konuştuk!
Trendyol Talks'da Trendyol'daki kültürümüzü, kültürümüzden beslenen iş yapış biçimlerimizi ve ritüellerimizi konuşuyoruz. Trendyol Talks podcast kanalımızı takip etmeyi unutmayın!
Transkript
Selam ekip, ben Fulfillment Order Master Data ekibinden Fırat.
Ben Storefront Tera PDP ekibinden Cengiz.
Teknoloji ekibini tanıdığımız ve süreçler, teknolojiler gibi konuları konuştuğumuz Selam Ekip Podcast'imizin yeni bir bölümündeyiz.
58. bölümdeyiz.
Bu bölümde aşırı muhteşem bir ekipteyiz.
Çünkü Order Master Data kendi ekibimdeyiz.
Bölümde ekibimizi tanıyacağız.
Yapısını, teknolojileri, pratikler gibi ne kadar muhteşem bir ekip olduğumuzdan bahsedeceğiz.
Ortalığı yakacağız. yıkacağız.
Efendim hoş geldiniz. Yine tanışmış gibi.
Hoş geldiniz. Yeni gelmişsiniz.
Hoş bulduk. Merhaba.
Biraz erken oldu ama bizi alman.
Biraz evet. Evet biraz öyle oldu.
Bu da işte ne kadar hani biz bir ekibiz.
Komple tüm şirket ekip olarak gördüğüm için hani düşünün yani.
Ne kadar ileri aldık. Siz bu kayıttan sonra arkadaşlığınızı bir sorgulayın.
Zeynep varsa elinde kazık iş hemen sayesinde belli.
Yapıyorum yapıyorum hiç merak etme.
Buradan Zeynep'in rolü de belli olmuş oldu.
Hemen geliştir. Hocam bu kencan belli oldu.
Evet. O zaman bir kısa kısa herkesi sıra sıra tanıyalım.
Kim başlamak ister önden?
Ben başlayabilirim.
Selamlar öncelikle. Ben Fufim Tordur Master'a ekibinden Berkay.
Yaklaşık 2,5 yıldır Trend Yolu Developer Interest Rolünde çalışıyorum.
Bundan öncesinde de farklı farklı şirketlerde 3 yıllık deneyimim oldu diyebilirim.
Ben de topu Onur'a atayım.
Selamlar ekip, ben de Onur.
Yaklaşık 3 yıldır Trend Yolu Developer olarak çalışıyorum.
Bundan öncesinde de farklı şirketlerde benim de 3 yıllık bir deneyimim vardı.
Ben de böyle özetleyeyim. Topu Furkan atayım.
Selamlar herkese, ben de Furkan.
Şu anki ekibimde 8-9 aydır çalışıyorum ve Developer olarak çalışıyorum.
Aslında bildiğimiz kadarıyla bizim tribe'ımızın en küçüğü benim.
Ek olarak bir de Trendyol'da algoritimsel data structure schoolinin liderliğini yapıyorum.
Burası benim ilk full-time iş yerim ve bootcamp programıyla geldim diyebilirim.
Kaçta olduğunda söylesene. 2001'liyim.
Evet, 2001'li.
Bunu iyi paylaşmak istedik, teşekkürler.
Ben de topu Zeynep'e atayım.
Selamlar, ben de Zeynep.
3 yıldır Order Master Data ekibinde Product Manager olarak çalışıyorum.
Yakın zamanda da yeni bir ekip devraldım.
O da Fulfillment Tribe içerisinde yine B2B ekibinin de PM'liğini yapıyorum.
Furkan'dan sonra ben söylemek zorunda kaldım ama benim de 12 yıldır farklı yazılım firmalarında çalışmışlığım var.
Yaşımı da belli edeyim buradan.
Topu geri sana atabilirim.
Valla yani ben aldım topu.
Çeşitli yani Güzel aralıklı bir ekip.
Bu arada yaşını belli etmek zorunda değilsin canım.
Furkan da ayrı bir. Aynı Furkan.
2001 bizim takımda var mı ya?
Bizde 2002'li var mesela Furkan.
Daha küçüğü de var. Trendyol'da ben bilmiyordum.
Daha önce görmemiştim. Siz bir tanışın.
Trendyol'da en bildiğim 2002 ya da 2003'lü arkadaşlarımız var.
Ama zaten talent programına falan gelen arkadaşlar genellikle 20-21 yaşlarında falan oluyor.
2000... Yaşlandık ya zamane gençleri falan.
23 yaşında oluyorsun değil mi?
2001 olunca. Aynen abi.
Çok güzel. İşte bir ara Fırat tribe'ın en küçüğüydü.
4 sene bendim. Bekledi yani biri gelsin de bu şeyi benden alsın diye.
Yemin ederim bekledim. 4 yıl bekledim yani.
Her yıl dedim ki genç birini alın.
Hiç olmadı. Hiç olmadı.
Furkan gelince çok mutlu oldum.
Şu an böyle çok yaşlı şeyine giriyorum.
Ya zamane gençleri falan işte falan yapıyorum.
Ece'ye yaz kaldı Fırat.
Yani yemek de alacağım yakında.
Evet süper. Şimdi Mesela biz sanırım Fulfillment Tribe'ından daha öncesinde bir iki ekibimizi konuk ettik.
Fakat bir de sizlerden dinlemek istiyorum.
Hem Fulfillment Tribe'ı tam olarak ne iş yapıyor?
Hem de şimdi Order Master Data, mesela Fırat her bölümde söylüyor işte Order Master Data ekibinden falan.
Benim çok aklıma oturmuş bir isim olarak en azından bir ekip değil açıkçası.
Yani şundan dolayı söylüyorum. Bazı ekipler direkt olarak ismiyle ne işle uğraştığını anlayabiliyorsunuz.
İşte Influencer Center, işte ne bileyim Customers.
Fakat order masterlata deyince evet siparişle alakalı bir şey ama fulfillment bir yandan da nedir falan bilemeyebiliyoruz.
Tam olarak tribe ne iş yapıyor ve siz ekip olarak hangi süreçlerle ilgileniyorsunuz?
Çok kısa ben başlayayım.
Aslında bu ekip oluşurken ilk başında da isim bulmakta gerçekten zorlanmıştık.
Çünkü çok fazla domain var.
İlerleyen zamanlarda da bahsederiz.
O kadar çok domain var ki o kadar domeni nasıl kısaltsak diye bilemediğimiz için aslında master data gibi bir şey yapmıştık.
Belki ismi tekrar düşünmemiz gerekiyor.
Bu kadar şeyse insanların kafasında bir şey hayal edemiyorlarsa belki bir yeniden değerlendirebiliriz.
Fulfillment Tribe olarak da aslında biz order to delivery süreçlerini yönetiyoruz gibi düşünebiliriz.
Siparişler alındıktan sonra onaylandı.
Parası aslında alındıktan sonraki süreçlerden kargoya verilene kadar ki süreçlerin en kısa zamanda kargoya verilmesi için siparişlerin çalışıyoruz.
Burada aslında aynı zamanda kategori ekibimizin de çalıştığı bir tribe.
Şöyle oluyor, hangi depolarımızda hangi ürünleri tutmalıyız, ürün gamımızı ne kadar geniş tutmalıyız ya da stoklarımızı hangi ülkelerde, hangi illerde nasıl ayarlamalıyız gibi.
Aslında Fulfillment Tribe'u müşterilerimizin sipariş yoğunluklarına göre ve tercih ettikleri ürünlere göre aslında Kargoya en hızlı şekilde bu ürünlerin teslim edilmesinden sorumlu.
Sadece B2C'de değil bu arada B2B siparişlerimiz yani business to business toplu siparişlerden de yine fulfillment tribe'ı sorumlu diyebiliriz.
Genel olarak aslında tribe'ımızı order to delivery kargomuzun en kısa zamanda size ulaşması için çalışıyoruz olarak özetleyebiliriz.
Her şey senin için Cengiz. Hep sana Ankara'ya hızlı gelsin diye siparişler.
Valla bu çok güzel oldu. Bundan sonra sipariş verdikten sonra darlayacağım ekip hangi ekip öğrenmiş olduk.
Ben Fıratçım Zeynep'in açıklamaları yöneliğinde söylüyorum.
Biz Zeynep'e niye güveniyoruz? Kargoya verildikten sonra...
Kargoya verildiyse bizi arama kardeşim.
Bizden uzak dur. Bak şey daha güzel.
Şimdi kargoya verildikten sonrası artık Express tarafının işi.
Yani orada da tanıdığımız insanlar var fakat...
Kargoya verin. E siparişi verdim.
Artık 3 gün geçti.
4 gün geçti arkadaşlar. Nerede benim siparişim?
Hani kargo? Zeynep falan.
Bir kere son kadar uzağındayız aslında.
Buradan hemen izleyenlere de güzel bir açıklama olacak.
Her sipariş değil. Yani marketplace siparişleri değil.
Depo siparişleri. Kendi stoklarımız olan veya flow true denilen depo üzerinden geçilen siparişler için bu.
Peki şeyi de sonra...
Şunu da sormak istiyorum. Şimdi fulfillment falan diyoruz ama fulfillment'ın ne olduğu, kelime anlamı nedir?
Hani genel literatürde neye karşılık geliyor bunu bilmeyenler olabilir.
Yani Amazon tarafında da var çünkü bu fulfillment.
Evet. Farklı yerlerde de var.
Bunu da bir açabilir misiniz? Aslında bize fulfillment dedirtmek çok uzun zamanımızı aldı tribe ismini de koyduktan sonra.
Daha çok bize warehouse management sistem adı altında aslında depo tarafı, WMS tarafı olarak çok uzun süre biliniyorduk.
Burada da bizim aslında yöneldiğimiz kısım depodaki süreçler diyebiliriz.
Depoda da yaptığımız işlem aslında dediğim gibi marketplace hariç olan bütün ürünlerin stoklanması, kabul edilmesi, bunların web
sitesinde available stok olarak görüntülenebilmesi, dolayısıyla sizin hangi ürün hangi depoda biz bunu bilip ona göre size ne kadar sürede tedarik edebileceğimizi, teslim edebileceğimizi mesafesine
göre, available stok durumuna göre aslında web sitesindeki gördüğümüz bütün detaylar arka tarafta bizim stoklarımız hakkında genellikle oluyor.
Bir ön yüzde çok marketplace ürünü de olduğu için aslında sadece...
Fırat'ın da dediği gibi stoklarımız için olan kısmı Fulfillment tarafı yönetiyor gibi düşünebiliriz.
Yapıyoruz, yapıyoruz. Yemin ederim yakıyor, yıkıyoruz ya.
Cengiz nasıl? Ne diyorsun?
Oturdum kafamda. Beni tatmin etti bu cevap.
Teşekkür ederim. Teşekkür ederiz. Fulfillment bu arada aynen.
Cengiz'e dediği gibi bizim kendi kullandığımız bir kelime değil sadece.
Hani standart olan bir isim diyeyim.
Buradan muhteşem ekibimize devam ediyoruz.
Efendim, hiç bilmiyormuşum gibi çok merak ettim.
Bu ekipte kaç kişi çalışıyor?
Tam olarak kaç developer var?
QA sayısı, developer in testler, PM.
Sen sanki hiç bilmiyormuşsun.
Ben evet. Ekibimizde toplam 6 developer var.
2 developer in test arkadaşımız var.
Bir PM bir de liderimiz var.
Ama aslında direkt developer, developer in test.
Bu arada developer in test de yabancı bir kelime olabilir.
Normalde QA denir. Bizdeki test arkadaşlarımız da kod yazdığı için biz developer in test olarak söylüyoruz.
Ama burada böyle çok sıkı sıkıya bir ayrım yok.
Developer arkadaşlarımız QA maddesi, QA arkadaşlarımız developer maddesi alabiliyor.
Genel olarak takımda çoğunlukla backend işleri yapıyoruz.
Ama title'ımız full stack olarak geçiyor.
Çünkü bazı ekranlara da sahibiz.
O yüzden frontend işleri de yapabiliyoruz.
Ve şunu da söyleyeyim.
Bizim ekibimiz aslında yeni bir ekip.
Yani ekipteki 6 developer, 2 QA'in 4'ü son 1 senede bu takıma gelmiş kişiler.
Hatta 5'i pardon yanlış söyledim.
O yüzden... Burada çok uzun zaman önce iki kişi, iki developer bir QA kaldıkları zamanlar da olmuş.
Ben topu ona satayım burada.
Burada biz bir süre iki developer bir test çalıştık.
Developerlardan biri de Fırat'tı aslında.
İkimiz çalışıyorduk developer olarak.
Bir de liderimiz vardı.
Bu süreçte çıktığımız bayağı iyiydi aslında.
Ve bir süre iki developer olarak kod yazdığımız fark edilmedi planlama tarafında.
Çünkü bayağı efektif çıktı veriyorduk.
Ama o süreç zordu biraz.
Çünkü Fırat'la beraber madde seçiyorduk.
Bunu sen yap, bunu ben yap gibisinden.
O süre çok iyi zamanlardı ya.
Gerçekten planlama bunu nasıl anlamasın?
Şey dedim, iki tane developer.
Çok iyi. Benim bildiğim kadarıyla taş kağıt makasla tasklar dağıtılıyor.
Evet. Ve ben hep kazanıyordum taş kağıt makası.
O yüzden bir süre sonra bıraktık yapmayı.
Bunu bodycilikte de yapıyorduk hatta.
Body scheme yaparken de yaptık.
Genelde ben kaybettiğim için.
Eca'yla yeni bir bakış aşısı getirdik diyebilir misin?
Tabii ki. Taş kağıt makasla geliştirdik.
Ekip olarak tarzımız vardı yani.
Herkes her rolde çalıştı.
Yapacak bir şey olmadığı için.
Ben neredeyse frontend developer oluyordum.
Aynen. Arada ben de PM'lik yapıyordum.
23 Nisan koltuğuna oturur gibi.
Herkes her şeyi denedi bu süreçte.
Bu aslında bize şey de kattı.
Biz o dönemde yapan arkadaş developer maddesi alıyordu.
Developer yapan arkadaş test maddesi yaptığı oluyordu ve bunu biz aslında ekip olarak da bir kültür haline getirdik ve şu anda da mesela mevcut işlerde biz atıyorum developer olarak
test maddeleri alıyoruz.
Test yapan arkadaşlar da developer maddesi alıyor ve bizim için birinin eksikliğinde aslında diğeri onu tamamlayabilecek noktaya getirmiş oldu.
Bu da güzel bir özellik oldu bizim ekipte.
Aynen kesinlikle. Know-how sharing bayağı yüksek oranda ilerlemişti o dönemde.
Valla harika. Yani başlangıçta buna mecbur kalmak fakat sonrasında bunu bir kültür haline getirmek, bir hafızası şeklinde haline getirmek oldukça güzel bir pratik bence.
Gayet de güzel handle etmişsiniz yani.
Peki bağlantılı bir soru sorayım.
Şimdi öncesini konuştuk.
Eskiden işte bu sprintler nasıl oluyor, hecail süreçleri nasıl ilerliyor falan filan.
Bunları konuştuk. Şu an için...
Sizin sprintlerinizdeki süreçler nasıl ilerliyor?
Yani siz ekip içerisindeki iletişiminizi nasıl sağlıyorsunuz ve sprintleriniz nasıl bir düzende devam ediyor?
Mesela ne kadar zamanlık sprintler koşuyorsunuz falan?
Bunu ben cevaplayabilirim. Biz aslında haftalık sprint koşuyoruz.
Çoğu ekip belki iki haftalık koşuyordur.
Fufim Tribe olarak çoğunlukla haftalık sprint koşuyoruz.
Sprint başlangıcımız genellikle perşembe günü Grooming ile beraber başlıyor.
Product Manager'ımız Zeynep aslında bize getirdiği işleri o günkü toplantıda konuşup tartışıyoruz.
Perşembe öğleden sonra ve cuma günleri çoğunlukla teknik analiz ve teste kalan maddelerimiz varsa onlara zaman ayırıyoruz.
Teknik analiz sonuçlarında cuma günü aslında öğleden sonra konuşup tartışıyoruz yine aynı şekilde.
Planlamamız ve retromuz pazartesi günü sabahtan oluyor çoğunlukla.
Bir aksilik olmadığı süreçte.
Bunun haricinde sabah ve akşam olmak üzere iki adet daily'imiz var.
Akşam daily olması aslında o gün içinde kritik bir konu olduğunda ekipçe update'leşmemizi sağlıyor diyebilirim.
Bunun haricinde iletişim için sinek kanallarımız var her ekipte olduğu gibi.
Toplantıların çoğu zoom üzerinden ilerliyor.
Ve biz ekip içinde farklı olarak Discord kullanıyoruz.
Onu da çoğunlukla peerleşmek için çoklu ekran paylaşımında çok avantajlı olduğu için kullanıyoruz diyebilirim.
Yani yakıyoruz yakıyoruz görüyor musun?
Ne istesen var. Nasıl Cenk?
Ne istesen var. Her şey var.
Her şey var. Ekipte sen olduğun için objektif bakamıyorum tabii ki ama arkadaşlarım anlattı.
Aşırı objektif. Seni denklemden çıkarırsak harika bir ekip.
Çok güzel. Evet o zaman buradan hemen şey yapalım.
Pardon bir şey daha sormak istiyorum.
Şimdi günde iki defa dediğiniz birisi işte sabahtan birisi akşamdan falan bu kapanış tarzında bir toplantıyı sürekli yapıp böyle yani mesela bir ekip vardı.
Onlar da işte her gün bitmeden bir 10 dakikalığına toparlanıyorlardı.
Bugün ne yaptık şöyle yaptık böyle yaptık tarzında.
Sizde de mi bu tarz bir toplantı oluyor bu?
Ben cevaplayabilirim kısaca yine.
Aslında çok kısa sürüyor yine akşam.
Değili toplantılarımız. Çok böyle kritik bir şey olmadığı sürece çok detay vermiyoruz genellikle.
Ama örneğin gün içinde bir incident yaşamışsak eğer aslında o konuyu tartışıyoruz ve onun daha sonra da yaşanmaması için konuşup tartışıyoruz aslında çoğunlukla.
Değili kapanış değillerimiz böyle oluyor.
Sabah değillerimiz daha çok böyle biraz daha detaylı oluyor diyebilirim.
Bunun aslında bir sebebi de şey oluyor.
Birçok ekiple beraber çalışmamız ve illa gün içinde bir şeylerin olması.
Bir şeyler oluyor yani ve bir update ihtiyacı oluyor illa.
Konuşacak konu bir bomba mı?
Evet. En kötü Zeynep'in bomba oluyor sağ olsun.
Bir haberim var diyor ve bir şeyler getiriyor.
Gece gidiyoruz orada. En sonu bekliyorum.
Kimseden bir bomba gelmezse mutlaka bir bomba.
Hani bir de bazen sadece gün olarak değil hafta olarak da sonunu bekliyor.
Böyle cuma akşam bir geliyor Zeynep bir şey anlatacağım dediği zaman.
Dik oturuyoruz böyle bir kendimize geliyoruz.
Bunun sebebi de dediğimiz gibi birçok ekiple beraber çalışıyoruz.
Hazırlığına bağlamışken biz hangi ekiplerle beraber çalışıyoruz?
Mesela burada temel bir yerdeyiz ve birçok ekiple beraber çalışıyoruz.
Bunlar böyle kimlerdir, nelerdir hiçbir fikrim yok.
Kesinlikle fikrin yoktur.
Aslında burada biz birçok ekiple trend yolda çalışıyoruz.
Çünkü depo tarafında dirsek dirseğe çalışmadan olmuyor.
Mesela Siparişler için işte OMS ekibi, global platform, delivery ekipleriyle çalışıyoruz.
Onlardan dataları alıp depoya datayı sağlamış oluyoruz.
Ürünler için product ekipleriyle çalışıyoruz.
Ürün derken aslında product ekibinden sağlanan ürünü biz depoya alıp depoda atıyorum mal kabul süreçlerinde veya iadelerde görsellere ihtiyaç olduğunda gibi böyle bir sürü süreçte kullanıyoruz.
Ekstra ürünler demişken de Süreçlerin ilerleyebilmesi için de planlama ekibiyle de çalışıyoruz.
Planlama ekibi aslında belli süreçlerde bizim arka planda çalıştırdığımız algoritmaları için bazı eşleşmelere ihtiyacımız oluyor.
Planlama ekibi bunu sağlıyor.
Örnek vermek gerekirse marka kategori zon eşleşmesi gibi.
Aslında onlar bunları sağladıktan sonra bizim mevcut iç yapımızdaki akışlar ilerlemiş oluyor.
Bunlar aslında biraz hep bahsettiğim dış ekiplerdi.
İç ekip olarak da biz fulfillment çatısındaki her ekiple çalışıyoruz.
Ve bütün süreçleri beraber ilerletiyoruz diyebilirim buraya.
Süper. Süper.
Valla bayağı bir ekiple çalışıyorsunuz ya.
Bayağı bir yere dokunuyorsunuz.
Bizim Storefront tarafında da aşağı yukarı böyle bir çalışma düzenimiz olduğu için iyi anlayabiliyorum sizi.
Birçok ekiple çalışmanın çok fazla zorluğu var.
Çok fazla handikapı var. Şimdi...
Bu kadar çok fazla ekiple çalışıyorsunuz.
Peki hangi domenlerle ilgileniyorsunuz burada?
Bunlar hakkında biraz konuşabilir miyiz?
Storefront'u da dinliyoruz bu arada.
Onlarla da entegrasyonumuz var.
Kaçabileceğinizi zannediyorsanız yanılırsınız.
Her masadayız. Her masada varız.
Kısaca özetleyebilirim. Aslında bu Onur'un da bahsettiği ekiplerin tamamının aslında hit ettiği bazı domenlerimiz var.
Öncelikle zaten order'ı ayıramadığımız için order bizim için çok önemli bir domen.
Hem siparişlerin depo içerisindeki süreci aslında bir de bizim OMS domenimiz var.
Onlar o sipariş aşamasına kadarki kısımda.
OMS değil de aslında delivery tarafına kadarki olan süreçte.
Biz de burada hem konsolidasyonlarımız var hem...
Siparişlerin depo içerisindeki akışları, durumları, hangi statüdelerde olduğunun takibi gibi işleri yapıyoruz.
Yine Onur'un bahsettiği product domeni için planlama ekibiyle beraber desiler, ürünlerin etiketlenmesi tekrardan, alt kategorilerimiz var, kategorilerle ilgili, ana kategorilerimizle ilgili aslında eşleştirmeler
yapıyoruz. Lokasyonlarımız ve kapasite yönetimi domenlerimiz var.
Bu da aslında bir deponun sahip olduğu tüm her şey.
Bir lokasyon diyoruz ve bu lokasyonların sistemde tanımlı olması, işlem yapılabilir olması, tüm ekiplere bu dataların sağlanması gibi aslında bir depoyu oluşturan tüm elementlere tuttuğumuz
bir lokasyon domenimiz var.
Burada da aslında Fulfillment Tribe içerisinde özellikle bütün ekiplere bilgi sağlıyoruz.
Kapasite yönetimi dediğimiz aslında biraz daha...
Trendyol.com'a da dokunan bir iade geldiği zaman hangi depoya gitsin ya da bir sipariş verileceği zaman hangi depodan çıksın.
Bunların aslında dispeç mantıklarını bizim tarafta yönetiyoruz.
Bu da yine marka kategori planlama ekibinin de çok dirsek dirseğe çalıştığı bizimle bir konu.
Burada biraz daha efektif sipariş yönlendirmesi, dispeç edilmesi kısımlarında kapasite yönetimi domeyini altında yönetiyoruz.
Bir de bizim tabii depo içerisinde...
Bu headcountların doğru yönlendirilebilmesi, doğru mesailerinin ayarlanabilmesi için aslında, vardiya sistemlerinin de düzgün çalışması için, indirekt olarak yapılan süreçlerimiz
nelerdir, efektif bunları, kapasitelerini nasıl yönetebiliriz, depodaki süreçleri nasıl iyileştirebiliriz gibi aslında headcountları takip ettiğimiz bir domenimiz de var.
depodaki siparişlerin hızlı bir şekilde deliver edilebilmesi için yine toplamayı hızlandırmak için yaptığımız bir distance matrix algoritmamız var.
Bu da bizim aslında depo içerisindeki delivery sürelerimizi hızlandırmamız için kullanılıyor diyebilirim.
Onun dışında işte storefront gibi, supplier gibi aslında butikler gibi ek domainlerimiz var.
Onları birazdan master data altında Bir de benim söylemeyi çok sevdiğim küçük bir Kaizen domenimiz var bizim.
Bu da asıl bizim müşterimiz olan operasyon görevlilerinin depoda aksayan gördükleri bütün süreçleri eğitim ekiplerine, OPEX ekiplerine ve bize iletebilecekleri, onların
hayatını kolaylaştırmak için yapabileceğimiz işleri kiosklar üzerinden bize tıkıt açarak iletebildikleri küçük bir domen.
O da böyle ufak bir domenimiz olarak duruyor.
Bir de ek olarak aslında şeyden de bahsedebiliriz.
Package consolidation domenimiz var.
Aslında trend yolda şu an konsolidasyon konusu en önemli konulardan biri.
Ve önemli olmasındaki sebep aslında maliyeti çok fazla azaltmaya yönelik projeler.
Onların en baştan konsolidasyon da ne olduğunu söyleyebilir misin bilmeyenler için daha temelden?
Tamam. Aslında konsolidasyon birleştirme...
Kavramından çıkan bir kelime ve şöyle düşünün bir trend yoldan ürün aldığınızda birden fazla satıcıdan ürün alabilirsiniz ve bunlar farklı depolarda olabilir.
Biz aslında bu farklı depolarda olan ürünleri tek bir depoya getirerekten tek bir kargo olarak çıktısını sağlıyoruz.
Eğer birden fazla kargo çıktısı olsaydı kargo maliyetlerimiz çok fazla olacaktı.
Konsolidasyon aslında buna yarıyor.
Package consolidation ise bizim şu an yurtdışı operasyonlarımız çok fazla ilerlemeye başladı.
Ve yurtdışı operasyonlarında kargo maliyetleri bizim için yüksek meblalarda ve bunları azaltmamız gerekiyor.
Burada da aslında package consolidation hatta trend yolda da turuncu elma ödülü aldı.
Ve biz aslında package consolidation da fulfillment tarafında başlangıç noktasındayız.
Ve bu şekilde bu domain şu an önemli projelerimizden biri.
Aynen orada şey de söylemekte fayda var.
Zeynep de az önce bahsetti zaten.
Orada Package Consolidation projesinde 3-4 farklı ekip birlikte çalışıyoruz.
OMS, Delir vs. Bunun haricinde Fulfillment içinde konsolidasyon ekiplerimiz ve yine task ekiplerimiz var diyebilirim ben de.
Hep beraber başardık ve gerçekten portakal ödüllerini de aldık.
Turuncu portakaldı ödülün adı da.
Turuncu portakal, çürük elma turuncu portakaldı.
Aynen. Turuncu portakal ödülümüzü de bu projemizle beraber almıştık.
Aynen. Kârlı güzel bir projeydi.
Gördüğünüz gibi projeler de projeler, domeniler de domeniler.
Birçok güzel işimiz var.
O zaman buradan biraz daha böyle tekniğe geçelim.
Teknik kısımda isterseniz en başta bir şeyden bahsedelim temelden.
Biz ekipçe hangi teknolojileri kullanıyoruz?
Nerelerde ne yapıyoruz? Aslında...
Bu soruya böyle birazcık daha kronolojik cevap vereyim.
Hani ben de 8 ay önce katıldığımı söylemiştim.
Ben ilk geldiğim zamanlarda ekip daha çok backend ağırlıklı yazdığı için backend tarafında .NET ve frontend tarafında da JavaScript ile Angular kullanıyorduk diyebilirim.
Fakat daha sonrasında yaptığımız POC'ler gösterdi ki Golang'e geçmemiz bizim için daha faydalı olacak.
Hem hız kazanç hem başka açılardan.
O yüzden yeni açtığımız projeleri de aslında Golang'de açmaya karar verdik.
Şu anda Trendyol'un koca bir mikro servisi olduğunu da belirtmekte fayda var tekrardan.
Bizim takımımızın neredeyse 60'ın üzerinde servisi var.
Ve bunların 20'den fazlası şu anda Golang'da açılmış seviyede diyebiliriz.
Geri kalanların çoğu da zaten Legacy eski projeler diye özetleyebilirim.
Ama bunun haricinde sadece dil olarak bakmamak lazım.
Biz çok farklı teknolojiler de kullanıyoruz.
Yine Trendyol koca bir mikro servis olduğu için Kafka'yı çok ağırlıklı olarak kullanıyoruz.
Bunun haricinde SQL tarafında legacy projelerimiz daha çok MS SQL ve yeni projelerimiz daha çok PostgreSQL.
Bazı durumlarda NoSQL'in bizim için daha iyi olabileceğini düşündüğümüz senaryolarda Couchbase ve Elasticsearch kullanıyoruz.
Ve tabii ki de cache gerektiren yerlerde de Redis kullanıyoruz diye özetleyebilirim.
Ek olarak aslında Furkan da bahsetti.
Biz burada şeye de dikkat etmeye çalışıyoruz.
Bir dil veya teknoloji seçiminde pros-cons yapmaya dikkat ediyoruz.
Ve ADR oluşturuyoruz aslında.
Buna göre de bir karar veriyoruz.
Son seçtiğimiz Golang...
Couchbase gibi teknolojileri aslında bunlara yönelik bir data oluşturaraktan seçtik.
Ben de bunu ekleyeyim. Aynen orada ekip olarak aslında ortak bir toplantıda kararlaştırıp onların da dediği gibi pros konsolona göre çıktıları karşılaştırıp gerekirse POC yapıp daha sonrasında hangi
teknolojiyi seçeceğimize öyle karar veriyoruz diyebilirim ben de.
Aynen elimizde ADR dokümanları olması güzel oluyor.
Ben hala ADR diyorum ADR'a.
Alışamam şu an onları söyleyince.
fark ettim. Belki hazır sen konuşmuşken bizim bu QA kısımlarında test süreçlerimizde neler yapıyoruz baştan sona bu life cycle nasıl ilerliyor vs.
biraz onlardan bahsedelim mi?
Olur anlatabilirim.
Öncelikle aslında bir iş grooming'e ilk geldiği zaman Zeynep aracılığıyla bize nasıl test edeceğimiz ve soru işaretlerimiz varsa önden aslında toplantıda bunları sorup onları dile getiriyoruz ve o olası
riskleri aslında ilk etapta daha kırmış oluyoruz diyebilirim.
Bunun haricinde eğer bir maddenin otomasyonu varsa shift left dediğimiz aslında yaklaşımı kullanıyoruz.
Bu ne diye kısaca bahsedecek olursam aslında örneğin bir iş grooming toplantısında bize geldi.
Daha sonrasında teknik analiz sürecinde development ve test için gereken aslında o madde için gereken bilgileri şablon olarak oluşturuyoruz diyebilirim.
Örneğin şu endpoint yazacağız, şu request response'u kullanacağız, işte şu cup cutoff'u inemesi yatacağız gibi gibi.
Aslında bu kriterleri belirleyip madde için yazıyoruz.
Arkasından sprint başladığı zaman development'ını veya testini alacak arkadaş o maddeye bakıp soru işareti olmadan çoğunlukla test otomasyonunu veya geliştirmesine başlayabiliyor.
Herhangi bir soru işaretimiz olursa tekrar konuşmak istediğimiz konu olursa beraber peer olup ilerliyoruz.
Aslında bu ne gibi bir avantaj sağlıyor bize?
Daha hızlı deployment yapmamızı olanak sağlıyor.
Çünkü test otomasyonla development paralel ilerliyor.
Bunun haricinde otomasyon testlerimiz Furkan'da bahsetti.
Java kullanıyoruz demiştik.
Resteşur kütüphanesini kullanarak backend API otomasyonlarımız yazıyoruz.
Ve bunun haricinde son 1-2 aydır uyguladığımız hatta 3-4 ayda diyebilirim end-to-end testlerimiz var.
End-to-end testlerimizde de aslında bütün bir lifecycle'ı simüle edip bütün akışı test etmemize olanak sağlıyor.
Burada bütün lifecycle'ı test etmek Mesela bütün bağımlılıkları kaldırıyor musunuz derseniz evet bunun içinde Trendyol içinde geliştirilen gatek uygulaması sayesinde Duckrise bir şekilde aslında o
servisleri ya da bağımlılıklarımızı Kafka, Redis işte herhangi bir Couchbase vs.
Duckrise bir şekilde test otomasyonunu o ortama göre koşuyoruz ve en son aslında raporlamasını Slack kanallarımızı yapıyoruz.
bu şekilde regresyon testlerimizin sonuçlarını da görmüş oluyoruz diyebilirim.
Ekstra olarak uygulamamızda performansı bazı yerler direkt müşteriye diyebiliyor.
O yüzden performansları kritik oluyor.
Aslında bu yüzden düzenli olarak bir performans testi koşuyoruz kritik servislerimize ve olası bir bottleneck veya yavaşlık söz konusu olursa performans iyileştirmeleri yapıyoruz ekipçe aslında konuşup.
Ve son olarak en önemli şey aslında ekipte iletişim diyebilirim.
Ekipteki çünkü üyeler farklı farklı lokasyonlarda çalışıyor ve aslında Test süreçlerinde ilk önem verdiğimiz konu bu.
Biliyorsunuz aslında ne kadar erken bir hatayı tespit edersek o kadar bizim için düşük maliyetli oluyor.
Genel olarak bu şekilde bahsedebilirim.
Ekstra merak ettiğiniz bir şey varsa onu da anlatırım.
Çok kısa ben de UAT'lerden bahsedebilirim.
Bir de aslında UAT'lerde de...
Product Manager'lar veya işte biznesin taleplerine göre biznes ekibi, iç ekipten bir talepse iç ekipteki arkadaşlarımıza ulaşıp canlıya almadan önce bir son User Acceptance Test'e
yapıyoruz. Bunun sonucunda aslında maddelerimizi ilerletebiliyoruz.
Aynen. Teşekkürler Zeynep.
Unutmuşum. Beni unutmayın diye hemen arayın.
Kız burada falan diye böyle.
Baya güzel bir aktarma oldu.
Süper. Peki, şimdi...
Çok böyle dinamik bir ekip, çok fazla süreçteysiniz ve bu son dönemde de ekibe çok fazla yeni kişinin katıldığını söylediniz.
Bu yeni katılan arkadaşlar da işte alışma süreci, onboarding süreci sizin ekipte nasıl oluyor?
Orada nasıl bir template ilerletiyorsunuz?
Burayı ben değineyim.
Biz burada aslında trend yolda bodycilik sistemi diyoruz biz buna.
Yeni gelenlerin aslında hem ekibe hem şirkete alışma sürecinde body'si destek oluyor.
Yeni başlayan kişi işe başlamadan önce tanışma ve domain aktarımları gibi toplantılarını önden hazırlıyoruz.
Ve bu şekilde gelen arkadaş sistematik şekilde bütün aktarımları almış oluyor.
Tabii ilk gün deployment yaptırmadan olmaz.
İlk deployment benim için çok önemli.
Çünkü ilk code review'ında baklava sözü alıyoruz.
Bizim trend yolunda kültürü diyebilirim buna.
Baklava sözü almadan proda çıkış olmuyor ilk gün.
Onur bu konuda bayağı ısrarcı bu arada.
Baklava çok kritik. Baklava konusunda çok hassastır.
Kesinlikle çünkü o baklavayı yiyince rahat ediyorum ve ondan sonra daha rahat kodlama yapabiliyorum.
Bu süreçte aslında sonrasında da hem baklavayı yiyebilmek için hem de depo ve süreçlerini tanıtabilmek için ofis buluşmaları yapıyoruz.
Bu ofis buluşması bizim depolarda oluyor aslında Fulfillment Tribe'nin.
Depolardaki süreçlerin çoğuna ben katılmışımdır neredeyse.
Burada aslında yaptığımız geliştirmeleri sahada görmek benim için çok keyifli oluyor.
Çünkü operasyonun da işleyişini yerinde gözlemlemiş oluyoruz.
Hatta bir depo gezisinde trend yoldan bir sipariş vermiştik.
Operasyona da bilgi verdik ve bu siparişin bütün sürecini depoda adım adım biz de dahil olaraktan takip ettik.
İşte bir sipariş verildikten sonra aslında ilk toplanma aşaması oluyor.
Birden fazla ürün sipariş verdiysek ayrıştırma aşaması oluyor.
Sonrasında da paketleme oluyor.
Ve bütün süreçleri inceliyerek hatta işte bir sepet aldık önümüze.
Sepetin içerisine işte toplama işlemini biz yaptık falan.
Bu tarz böyle şeyler hem know-how arttırmak için de çok önemli oluyor.
Özetle aslında bodycilik sistemi yeni gelenlerin ekibe ve kültüre tam adaptasyonunu sağlayabilmek için var diyebilirim.
Hazır operasyondan bahsetmişken Onur.
Operasyonla birlikte dediğin gibi kol kola çalışıyoruz.
Burada OPEX dediğimiz bir ekiple beraber de çalışıyoruz.
Fiziksel bir karşılığı var yazdığımızı kodun.
Çalışmanın deneyimi nasıl biraz da ondan bahsedebilir miyiz?
Aslında ekibi böyle fulfillment'ı özel kılan işlerden biri bu.
Aslında biz operasyonla protokolunur.
Yani bizde Zeynep veya support aracılığıyla bize ulaşıyorlar.
Gerektiğinde bizde toplantılara dahil olarak onların isteklerini dinliyoruz.
Ve yapılabilirliğine göre de anlaşmaya varıyoruz aslında.
Bazen zorluk olarak da onların arka plandaki böyle karmaşıklık tam onlarda net olmayınca süreçlerde zorluk yaşayabiliyoruz.
Ama tabii ki de trend yol değerlerimizde de olduğu gibi biz her zaman müşterimiz için varız diyoruz.
Ve ondan dolayı da aslında talepleri en iyi şekilde yapmaya çalışıyoruz burada.
Support demiştim.
Support için de biz nöbet konularıyla aslında onlarla iletişime geçmiş oluyoruz.
Support'tan bunları bize iletiyorlar.
Nöbet de fulfillment'ta önemli bir kavram.
Çünkü fiziksel olarak 7-24 işleyen bir sistem var.
Ve bu sistemde nöbete destek olmamız gerekiyor.
Root Cases'leri bulabilmemiz lazım ki sorunları çözebilelim.
Diyebilirim aslında buraya. Süper.
Nöbet dedik. Nöbet sistemi sizde nasıl işliyor?
aradan çıkaralım. Buna ben cevap verebilirim.
Nöbet sisteminde aslında şöyle oluyor.
Biliyorsunuz yani 7-24 çalışan bir sistem dedik.
Bunun sebeplerinden bir tanesi aslında birçok bölgede depomuzun olması ve bu depoda bir operasyon işleyişi devam ediyor olması.
Yani özellikle hafta sonu bazı yerlerde tatil olmayabiliyor.
Türkiye hariç diğer ülkelerde.
Bundan dolayı aslında bizim şu an ekipte aktif olarak nöbete katılan 7 kişi var.
Haftanın her bir günü bir kişi nöbetçi oluyor bizde.
Günlük nöbet sistemi var. Sürekli değişiyor aslında.
Ve depodaki support ekiplerimiz aslında Sinek kanallarımız üzerinden haberleşiyoruz.
Support ekiplerimiz burada Sinek kanallarımıza yazıyor.
Biz de orada olası bir sorunu tespit edip aslında çözüme kavuşturmaya çalışıyoruz.
Buradan da support ekiplerimize teşekkür ediyorum.
Orada sorunları mümkün olduğunca filtreleyip bize getiriyorlar ki aslında biz çok vakit kaybetmeyelim diye diyebilirim ben de.
Aslında operasyonla çalışmanın zorluklarının ana yükünü support ekibimiz aslında göğüslüyor diyebiliriz.
İlk önce support ekiplerimiz oluşuyor operasyondaki arkadaşlarımız.
Dolayısıyla onlar da kendi vardiyalarında vardiyalı çalışıyor support ekibimiz.
Operasyon vardiyasına uygun olarak hem depolarımızda aktif olarak bulunuyorlar.
Fiziksel olarak soruna müdahale edip, gerektiği zaman bize log atmak için, bizim sorunları daha hızlı anlamamız için gidip orada aynen testini yapabiliyorlar.
Ya da videoya çekip operasyonun yaptığı işlemleri bize daha iyi aktarmak için fotoğraflar, görseller gönderebiliyorlar.
O yüzden support ekibimiz bizim nöbetimizin en önemli kısmı diyebilirim benden.
Bu da aslında aynen supporttan ve nöbetten bahsetmişken 7-24 nöbet diyoruz ya bizdeki nöbet sistemini tam olarak detaylı nedir?
Çünkü Belka'nın da dediği gibi hem yurt içinde hem yurt dışında depolarımız var.
Buradaki nöbet olayı tam olarak nasıl çalışıyor bizde?
Aslında Trendyol'da on-call engineering herkesin yapmasını bekledikleri bir şey.
Burada da aslında yapmaya çalıştığımız şey mümkün olduğu.
en kısa sürede müşterinin ihtiyaçlarına ya da sorunlarına çözüm bulabilmek.
Tabii ki burada bir feature yapmaktan bahsetmiyoruz.
Yaşanan bir sorundan, örneğin bir servise erişelemiyorsa ya da normalde çalışması gereken bir feature o anlık çalışmıyorsa gibi kezlerden bahsediyoruz.
Bunda da support ekibi bizlere bilgilendirme geçiyor gelen ticket'ların kritikliğine göre.
Örneğin P1'den P4'e kadar yaşanan incident'ların dereceleri var.
P1 mesela çok önemli depodaki bir sürü kritik süreç aynı anda etkileniyor ve hani o an nöbetçi olan kişinin işini gücü bırakıp her şeyle ona konsantre olması ve mümkün olan en kısa
sürede çözebiliyor olması lazım.
Ama işte P4'lük bir kez geldiği zaman daha az önemli.
Hani tabii ki çözülmesi lazım belirli bir süre içerisinde ama tüm işini gücünü bırak gibi bir durum söz konusu değil.
Burada dediğimiz gibi müşteri bizim veli nimetimiz.
O yüzden onun sorunlarına çözüm en kısa sürede çözüm bulmaya çalışıyoruz.
Daha çok işte... Logları takip ederek, monitoring yaparak aslında buradaki süreci de ilerletiyoruz.
Özetleyebiliriz. Burada da yaşadığımız komik bir anı var.
Şöyle kısaca özetleyeyim.
Aslında benim daha böyle nöbete yeni girdiğim zamanlarda gece dörtte bizim on-call botumuz uyandırmıştı bizi.
Hani normal şartlarda işte bazı alarmlar...
çalarsa, böyle çok çok nadir çalıyor ama, bunların nöbetçiyi uyandırmasını bekliyoruz.
O günde ben nöbetçi olmamama rağmen çok garip bir şekilde Onkol beni aramıştı.
Bir kalktık ki nöbetçiler hariç herkesi aramış.
Böyle komik bir anımız var diyebiliriz.
Sonuçta biz nöbetçiyiz ve herkes uyandı.
O nöbetçi belki de olabilirdi.
Nöbetçimiz kimdir? Bir de onu soralım.
Detaylara takılmıyorum şimdi.
Onur üstüne alınma lütfen.
Burada ben de şey ekleyeyim.
Ben de ilk tren sola Kasım ayında başlamıştım.
Malum Kasım biraz daha böyle yoğun geçen bir nöbet sistemi ve süreç oluyor.
İlk gün işte Kasım olduğundan kaynaklı da benim VPN bağlantım daha ayarlanmamıştı.
Ve ilk gün saat gece dörtte biri beni aradı.
Kalktım ve hiçbir şey bilmiyorum bilgisayarı işte açtım.
Ve toplantıya çağırdılar.
Bilgisayar VPN bağlantım da yoktu o zaman.
Dedim yani ben daha yeni başladım.
Beni niye aradınız falan konusuna gelmişti böyle.
Orada da bayağı bir şey olmuştu yani.
Sabah kalktığınca dedim ne oluyor falan olmuştu böyle.
Şey çok güzel. Gece üçte seni ikinci iş gününe falan arıyorlar ve sen şey diyorsun.
Tamam bakayım diyorsun. Bu özgüven.
Bu özgüven. Evet bir soru var ben hallederim.
Ama daha sen çok iyi.
Daha database'e bir sorgu.
Herhangi bir şey. Sıfır iken bunu yapabilmek.
Hazır başladın direkt.
Aynen. Ben yaparım.
Daha uyanamadığı için.
Evet ya. O ara hepsi direkt gelmiş olması müthiş bir şey.
Valla inanılmaz.
Birazcık da şey gibi düşündürdü.
Challenging bir ekip sanırım falan gibi düşündürdü.
Ama tabii ki bir yanlış anlaşılma gibi bir şey.
Çok keyifli bir ekibiz. Challenging demeyelim.
Eğlenceli bir ekibiz. Çok bizim bu arada.
Ben size eğlenceli bir ekip değilsiniz demiyorum canım.
Ankara'lılar birbirine düştü.
Challenging olmak başka bir şey.
Eğlenceli olmak başka bir şey.
Okey. Şimdi nöbetten bahsettik.
İşte her dakika...
İşte müdahale etmemiz gerekiyor.
Bunlardan bahsettik. İşte incidentlarımızdan bahsettik vs.
Burada tabii şey durumu da var.
Monitoring süreçleri de oldukça önemli.
Sizde nasıl işliyor monitoring süreçleri?
Ben kısaca bahsedebilirim.
Aslında monitoring tarafında uygulamalarımızın durumları çoğunlukla Prometheus metriklerinden çıkartıp bir dashboard aracılığıyla hani göntüleyebiliyoruz.
Ekipçe herkes buraya bakıyor.
Bir sorun var mı yok mu görebiliyor aslında.
İşte örneğin siparişlerinde bir servisim var diyelim.
Bu çalışıyor mu? Veya işte bağlı olduğu veri tabanım çalışıyor mu?
Bunu dashboard üzerinden direkt görebiliyorum.
Bunun haricinde az önce Furkan da bahsetti zaten.
Bir on-call botumuz var.
Olası bir hata senaryosunda biz Slack kanallarımıza alert basıyoruz.
Ve kritik bir alarmsa bu. O bot bizi arıyor.
Nöbetçiye ulaşamazsa bütün ekibi arıyor diyebilirim.
Örnek bir alert söyleyeyim mesela.
30 dakikadır siparişler akmıyor gibi bir alertimiz var mesela örnek olarak.
Bunun haricinde... deploymentlarda vs.
de takip ettiğimiz genel olarak tool'larımız Kibana, Grafana, Nivrelik tarzı uygulamalar diyebilirim monitoring süreçlerimizde.
Monitoring'in burada şöyle bir önemi de oluyor aslında.
Çok fazla depo var ve depolarda farklı network altyapıları olduğu için o depo üzerinde de bir yavaşlık olmuş olabilir.
İlla bizim arkadaki bir API'mizin yavaşlamış olması gerekmiyor.
O yüzden API belki düzgündür ama o depoda bir sorun vardır vs.
O yüzden de aslında end-to-end her yeri monitör etme ihtiyacımız oluyor ki müşterinin o hızlı performansı hiçbir zaman etkilenmesin diye diyeyim.
Buradan da aslında bizim hiç sanki böyle kendi hekimliği söylemiyorum böyle bildiğim kadarıyla öyle duydum ki replatform yapıyormuşsunuz.
Buradaki ana projenizdeki hangi projenizde hangi replatformu yaptığınızdan biraz bahsedebilir misiniz efendim?
Tabii efendim bahsedeyim. Replatform etmeye devam ettiğimiz ve edeceğimiz süreçler var.
Buradaki temel motivasyonumuz aslında yeni teknolojilerle daha stabil ve ölçeklenebilir projeler hazırlamak.
İlk adım olarak aslında mevcut süreçleri iyi anlamaya odaklanıyoruz.
Çünkü hiçbir detayı atlamadan büyük resmi görmemiz gerekiyor.
Bu anlayışla aslında ekip olarak bir çizimlere başlıyoruz.
Bu süreci bir kişi lead ediyor ve lead ederken bütün ekip katılımcı olaraktan bütün süreci tasarlıyoruz.
Tasarladıktan sonra da Jira maddelerini açıp aslında sprintlere dağıtıyoruz.
Bütün bu geliştirmelerin sonucunda diğer ekiplerin de bu geçişten etkilenmemesi gerekiyor.
Bunlar için de ara ara aslında yük testleri de koşmuş oluyoruz bu yeni endpointlere.
Bu şekilde replatform süreçlerini tamamlamayı hedefliyoruz.
Şu an ekipte product süreci için bir replatform yapılıyor.
Aynı zamanda da distance matrix için de bir replatform sürecine başladık.
Hatta burada topu Furkan atabilirim.
Evet ben devralıyım. Şimdi Distance Matrix ve Platforming aslında bizim böyle güzel projelerimizden bir tanesi.
O yüzden özellikle değinmek istedik.
Hani normalde işte daha çok backend ağırlıklı çalıştığımızı söyledik.
Hani backend olunca daha çok ne oluyor?
İşte klasik sorular ya abi krat mı yapıyorsunuz?
Hani böyle klasik işler mi yapıyorsunuz falan gibi oluyor.
Bu projeyi de aslında birazcık o yüzden özellikle değinmek istedik.
algoritmaların çok yoğun bir şekilde kullanıldığı bir proje.
Kısaca özetlemeye çalışayım.
Aslında projenin amacı depoda ürün toplayan kişilerin yürüdüğü mesafeyi optimize ederek ürünlerin daha hızlı kullanıcıya ulaşmasını sağlayabilmek.
Ve burada da aslında Data Science ekibinin algoritmaları bizim Fulfillment Tribe'ındaki Stock Allocation ve Task Management ekipleriyle beraber onların projelerinde çalışıyor.
Buradaki bizim görevimiz ise aslında lokasyonların arasındaki uzaklıkları bu algoritmaya input olarak sunabilmek.
Çünkü depoda çok fazla lokasyon var ve bunların her birine her seferinde ihtiyaçları yok.
Sadece ihtiyaçları olan datayı doğru şekilde bizim onlara sunabilmemiz gerekiyor.
Burada da aslında önceden gelen bir sistem matematiksel bir modellemeyle yapılmış.
Fakat biz gördük ki bu matematiksel modelleme bazı keyzleri handle edemeyebiliyor.
Örneğin işte depoda bir yerde yangın merdiveni olduğu zaman bu engelleri siz bu modele entegre edemiyorsunuz.
Halbuki depo gerçekten bir gerçek senaryo.
Orada bazı edge keyzler olabiliyor.
Aslında bunları handle edebilmek için biz deponun yapısını sanki bir graf modeline çeviriyormuşuz gibi bir yaklaşım sergiledik.
Ve burada yaptığımız POC'ler de gösterdi ki yani normalde Distance Matrix'in çalışması bir hafta civarında sürerken biz bunu 2 saatlik 3 saatlik bir süre indirebileceğiz.
Ve bu yüzden de aslında şu anda buradaki sürecimizi optimize etmeye devam ediyoruz diye özetleyebilirim.
Şey çok güzel oluyor burada böyle bilgisayar mühendisliği üniversitede falan.
Bizde de projelerde şey oluyordu.
En kısa yol algoritmasını yaz.
Ya da onunla ilgili projeleri.
Aynen aynen. Hani şey gibi oluyor.
Böyle Digixtra'yı öğrendin ve bir daha hiç kullanmayacak mısın?
Ben burada gerçekten yazdım onu.
Aynen. Gerçekten şey.
Bir depo var ve çalışan gerçekten ürünleri en verimli şekilde toplaması gerekiyor.
Bunu nasıl toplayabilir? Gerçekten fiziksel hayatta bunu yapabiliyoruz.
Aynen orada hocalarımız derdi iş hayatında bunlar.
Biz söylerdik daha doğrusu.
Biz bunu iş hayatında nerede kullanacağız diye.
Ama Distance Matrix'te kullanmış oluyoruz bir nevi.
Burada bir de şey oluyor. İnsanların aklında hep soru işareti oluyor.
Trend yolda ürünler nasıl toplanıyor?
İşte bu kadar hızlı nasıl geliyor diye.
Aslında Distance Matrix buna hit ediyor direkt.
Toplama algoritmaları oluşturularak aslında en kısa ve en hızlı şekilde toplamayı sağlattırıyor bize bu süreç.
Ondan dolayı da önemli bir projelerden biri.
Süper. Valla harikaymış.
Gerçekten ben de ilk defa bunu öğrendim.
Oldukça güzel işleriymiş buradaki süreç.
Biz seni de Ankara depoya bir getirelim istersen.
Ankara'da bir gezdirelim. Ankara'da aynen.
Yani misafir olarak gelebilirim.
Çay içersin.
Bir baklava yersin ya.
Abi baştan söyleyeyim hani böyle diyorlar.
Sonra götürünce orada...
Toplama yaptırıyorlar haberin olsun.
Ben Furkan'ı bayağı çalıştırdım son Ankara Depo Ziyaretinde.
Arkadaşlar ben sizin ekipte olmadığım için herhangi bir konuyla alakalı İK'yle görüşmek durumunda kalırsınız.
Kendiniz bilirsiniz hani isterseniz gelebilirim, misafiriniz olabilirim.
Şimdi bayağı da bir şeyler konuştuk, bayağı muhabbet ettik.
Son olarak son bir soru sormak istiyorum.
Daha sonrasında da toparlayıp kapatabiliriz.
Şimdi son olarak bundan sonra sizin projelerinizde ve genel akışınızda ne gibi ilerlemeler olacak, ne gibi planlarınız var?
Kısaca ben bahsedebilirim arkadaşlar zaten bahsettiler de platformlarla beraber neler yapmayı planladığımızı.
Ayrıca international taraftaki siparişlerimizin de artmasıyla operasyonumuzun da artmasıyla beraber bu taraflarda yoğunlaşıyoruz.
Yurt dışı depolarımıza ve yurt dışındaki müşterilerimize de siparişlerini daha hızlı iletebilmek için iyileştirme projelerimiz var şu anda aktif olarak çalıştığımız.
Aynı zamanda önümüz kampanya.
Kampanya dönemi biliyorsunuz.
Eylül var, Kasım kampanyası var.
Depo içinde bu hem kampanya dönemi çok yoğun geçerken kampanyadan önce de bir önceki kampanyada neler öğrendik, neleri daha iyi yapabilirdik.
Aslında onlar için çalışıyoruz.
Arkadaşlar da biraz bahsetmiş oldular aslında.
Re-platformlarımız var süreçlerimizi iyileştirmek için.
Onun dışında önümüz kampanya.
Kampanya dönemi için, Eylül ve Kasım kampanyaları için aslında, geçen kampanya döneminde öğrendiğimiz, kendimizi geliştirebileceğimiz noktaları aslında bu kampanya döneminde iyileştirmeyi planlıyoruz
ve onun için kampanya dönemine hazır girmek için.
Yeni projelerimiz var.
Bir de yine bahsettiğimiz gibi aslında international taraftaki varlığını trendi bayağı arttırdı.
Ve biz de yurt dışı depolarımız için, yurt dışındaki müşterilerimiz için onlara daha hızlı delivery yapabilmek için yurt dışı projelerimizi, iyileştirmelerimizi yakın zamanda planımıza
aldık. Ve roadmap'imizde bunlarla devam edeceğiz.
Evet, zaten böyle Gulf gibi yurt dışındaki diğer ülkeler gibi her yerde depolarımız böyle açılıyor.
Yakıyor, yıkıyoruz. Harika.
Her yerde varız. Varmasa da varırken her ülkede de varız.
Her ülkede varız. Olmadığımız ülke olmayacak.
Her ülkede bir depo. Her ülkeye bir depo.
Böyle bir kampanya. Nefes yapmayalım şimdi.
Senden bu sözü aldık Fırat'cığım.
Evet. 6 ay sonra bir bölümde bunu tekrar konuşacağız.
Şey diyeyim mi? Yıllar sonra gelip şey diyorlarmış.
Nerede bu depolar falan diye. Yani Ukrayna kolay bir şey oldu gerçi.
Zambiya şeyimizle 6 ay sonra aranızdayız.
Her yerdeyiz arkadaşlar.
Hiç merak etmeyin. Bizi Zambiya'dan dinleyenlere selam olsun.
Evet. O zaman teşekkür ederiz.
Çok teşekkürler. Çok sağ olun.
Valla güzel, keyifli bir bölüm oldu.
Biz teşekkür ederiz sizi aradığınız için.
Teşekkür ederiz efendim her zaman.
Efendim bu bölümde Selam ekibinin 58.
bölümünde aşırı muhteşem Fulfillment Order Master Data ekibiyleydik.
Bir sonraki bölümde görüşmek üzere.
Bye bye. Görüşürüz.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
