
Konuklar: Elif Çağlayan, Erkan Kabil, Hayrettin Ekmekcioğlu
57. bölümümüzde konuğumuz Digital Engagement ekibi oldu. Ekip yapısını, projelerini, teknoloji stack seçimlerini ve çok daha fazlasını konuştuk!
Trendyol Talks'da Trendyol'daki kültürümüzü, kültürümüzden beslenen iş yapış biçimlerimizi ve ritüellerimizi konuşuyoruz. Trendyol Talks podcast kanalımızı takip etmeyi unutmayın!
Transkript
Selam ekip, ben Fulfillment Order Master Data ekibinden Fırat.
Ben Storefront TRPDP ekibinden Cengiz.
Teknoloji ekibini tanıdığımız ve süreçler, teknolojiler gibi konuları konuştuğumuz Selam Ekip serimizin 57.
bölümündeyiz. Bu bölümde Digital Engagement ekibiyleyiz.
Digital Engagement ekibiyle beraber bu ekibi tanıyacağız.
Ekip yapısını, teknolojileri, pratikler gibi konulardan bahsedeceğiz.
Arkadaşlar hoş geldiniz. Hoş bulduk.
Hoş geldiniz. Hoş geldiniz.
Hoş geldiniz. Bugün 3 tane misafirimiz var.
Elif, Erkan ve Hayrettin.
Arkadaşlar hoş geldiniz tekrardan.
İsterseniz sıra sıra kendinizi bir kısaca tanıtın.
Böylece bir girişi yapalım.
Tamamdır abi. İsterseniz ben başlayayım.
Öncelikle merhabalar. Ben Hayrettin Ekmekçoğlu.
29 yaşındayım. Dijital Engelişment takımında Backend Developer olarak görev yapıyorum.
Trendyol'daki de ikinci yılım.
Ben Erkan. Erkan Kabil.
26 yaşındayım. Ben de Dijital Engelişment takımında Frontend Top olarak görev oluyorum.
Ben henüz 4. ayım Trendyol'da.
Ben burada yeniyim aslında. Hoş geldin.
Hoş bulduk. Çok sağ ol. Selamlar.
Ben de Elif Çağlayan.
31 yaşındayım. 2,5 yıldır Trendyol'da Developer'in test rolünde görev alıyorum.
İlk 1,5 yıl Storefront International ekibindeydim.
Sonrasında rotasyon ile de Digital Engagement'a geçiş yaptım.
Hoş geldiniz arkadaşlar. Erkan'ın girişine bayıldım yalnız.
Ben Erkan diye.
Ben Erkan dedi. Evet.
Bir de yaşını söylediği için Elif de baskı hissetti.
O da yaşını söyledi. Hayretli sen de söyle yaşını.
O zaman herkes yaşını söyler.
Herkes yaşını söylüyor değil mi sırası söylemeyenler?
Ben de söylemiştim aslında en başta.
Söylemiş miydin? Ben nedense Erkan'a çok dikkatimi çekti.
Demek ki daha baskılı bir şey. Ben Erkan diye girince.
Ondan Erkan doğru. Bizim dikkatini çekti.
Buna çalıştım. Adam hazırlıklı gelmiş.
Süper. Hoş geldiniz arkadaşlar.
Şimdi şeyden başlayalım.
Digital Engagement ekibiyle beraberiz.
Yalnız isim de İngilizce olunca hani Digital Engagement nedir ya?
Tam olarak bilmiyoruz. Digital Engagement ekibi nedir tam olarak?
Trendyol'daki sorumluluğu nedir?
Biz ekip olarak internal bir portal geliştiriyoruz.
Bu portali kullanılan internal user dediğimiz business ekiplerimiz mevcut.
Business ekiplerimiz bu portal aracılığıyla alışveriş yapan son kullanıcıların trendyol.com ve trendyolmilla.com ile engagement'ını sağlıyor.
Projelerimizden detaylı bahsetmek için de sözü hayretine bırakıyorum ben.
Projelerden kısaca bahsedecek olursak.
Trendyol ve trendyolmila.com domenlerinde görünen bu bannerlar var.
Bannerlar ne olduğunu anlatacak olursak da etiket gibi düşünebiliriz.
Bu indirim ve kampanyaların resim olarak site üzerinde göründüğü etiketler diyebiliriz.
Sonra yardım sayfalarımız var.
Yardım sayfaları da kısaca pek çok insanın ilk soruların cevabını bulmasını sağladı.
İşte nasıl alışveriş yaparım, nasıl ödeme yaparım, iademi nasıl gerçekleştirebilirim gibi soruları ve cevapların bulunduğu kısım.
Onun dışında da web notification sistemimiz var.
O da ne? Browser üzerinden bildirimlere izin verdiğimizde bizi browser üzerinden gerekli gördüğü bildirimleri tarafımıza yönlendirdiği bir sistem diyebiliriz ona da.
Bunun dışında bir de kendi içimizde statik sayfa dediğimiz bir kısım daha var.
Statik sayfalar da şu şekilde oluyor.
Kampanyalar olabiliyor veya özel günler veya markalar.
Bunlara özel sayfalar oluşturup bu sayfaları Trend yolu altında diğer müşterilerimize gösteriyoruz.
Bunun dışında da başka bir şeyimiz yok.
Açıkçası bu kadar. Daha ne olsun abi?
O gözümüz açtı. Sözü de yapıyormuşsunuz yani.
Daha ne yapacağım? Digital Engagement takım bu arada marketinge bağlı sanıyorum.
Marketing ekipleri altında bir ekip yanılmıyorsam değil mi?
Aynen. Storefront Marketing altındaki 3 ekipten bir tanesiyiz.
Ha öyle mi? Peki bir kısaltması var mı?
Çünkü ben Digital Engagement sanırım diyemiyorum.
Yeteneğim yok gibi hissediyorum. Dedin.
Ben. Çok zorlanarak söylüyormuşum gibi hissediyorum.
Çeşireceksin biraz önce söyledin.
Doğru mu söyledim? Bir daha söyle.
Digital engagement. Harikasın.
Bu kadar işte. Genelde den diyoruz.
Denizli Edirne'nin en iyi den şeklinde.
Ben her söylediğimde çok yanlış söylüyormuşum gibi hissediyorum.
Ya da yapamayacakmışım gibi. Bir süreliğinde takım içinde bu şeyi yaşadık.
Digital engagement. Herkes farklı şeyler söylüyor.
Herkes bir şey söylüyor değil mi? Ben bugün yazarken zorlandım engagement'ı.
Engagament nasıl oluyordu falan diye.
Doğru bir ismi. Çok iyi.
Peki burada şu anda bayağı bir şey saydınız.
Bunu kaç kişi yapıyorsunuz şu anda sizin ekibinizde?
Kaç developer, kaç developer in test, PM, lead vs.
var? Elif sen köyüm demişti sanırım.
Bir tanem var, iki tanem var örneğin. Aynen.
Ekip toplamda 6 kişiden oluşuyor.
Bir takım liderimiz, bir product managerımız mevcut.
Development tarafında ise 3 developer ve bir QA var.
Süper. Valla 6 kişi çok tatlı bu arada.
Yani bizim ekipler biraz kalabalık olduğu için 6 kişi olunca benim biraz şey olduğum yani böyle 6 kişi ekipler oluyordu falan diye.
Ya bana sanki 6 kişi hep yeni bölümüş ekip gibi geliyor.
Sende de öyle oluyor mu Cengiz mesela? Evet, evet.
6 kişi ise yeni bölünmüştür.
Hani taze iğnecik gibi böyle.
Bildiğim kadarıyla zaten çok uzun süre öncesine kadar yani bir süre öncesine kadar farklı bir yere bağlıydı Digital Engagement.
Sonra bölündü diye hatırlıyorum.
Yanılıyor muyum? Öyle miydi?
Aynen abi doğru. Yaklaşık bir yıl oldu bölüneli.
Aslında Front Market'in altında Dynamic Rendering ve SEO Meta vardı.
Biz de SEO Meta'nın altında çalışıyorduk.
Oradan bir daha bölündük.
3 takım çıkardık yani oradan.
Sanırım Trendyol'daki en karmaşık süreçleri olan ekipler marketing ekipleri yani.
Şimdi biz Storefront ekipleri olur musun?
Çok yakın çalışıyoruz marketing ekipleriyle.
Her hafta en azından yani 1-2 iş gelir marketing tarafından ya da işte bize o taraftan gider falan.
Özellikle bu son bölünmeden beri mesela geçenlerde bir şey soracağım.
Bir konuyla alakalı bir şey log gelmiş.
Bir arkadaşa gittim dedi ki abi buna biz bakmıyoruz şu ekip bakıyor.
İşte ona gittim abi şu tarafına biz bakıyoruz bu tarafına bakmıyor.
Yani bir iş için 3-4 kişiyle görüşmem gerekti o tarafta.
Ama bence güzel bölünmüş yani hani karmaşıklığının yanında herkes direkt olarak kendi skopuyla ilgileniyor.
Mikro bir şekilde güzel bir...
Fokuslanma olmuş orada yani.
Şimdi aslında şu an sormak istediğim konuda bu anlattığımla alakalı sizin bu kadar çok aslında kolunuz dalınız olmasından ötürü birçok ekiple birlikte çalışıyorsunuz.
Orada ekiplerle aranızdaki iletişim zor olmuyor mu?
Yani burada bu süreci nasıl sağlıklı yürütüyorsunuz?
Ben cevap vereyim bu soruya.
Dediğim gibi aslında birlikte çalıştığımız teknik ekipler...
Ek olarak bir de bizans ekiplerimiz var bizim.
Her ekiple aslında her proje bazında ayrı ayrı kanallar kurmaya çalışıyoruz.
Herkesin aynı noktada olabilmesi için iletişimleri bireysel yazışmalar üstünden değil de bu kurduğumuz ortak kanallar üzerinden ilerletmek istiyoruz.
Teknik veya bizans ekipler bize bu kanallar aracılığından ulaşıyor.
Projelerle ilgili soru sorduğunda ya da herhangi bir sorun bildirdiğinde o hafta nöbetçimiz olan arkadaşımız dönüş sağlıyor.
Bir geliştirme yaptığımızda ilgili ekiplere bu geliştirmeleri duyuruyoruz.
Yeni bir proje geldiğinde yine birlikte çalıştığımız ekipte, teknik ekipte bir POC varsa öncelikle onunla iletişime geçiyoruz.
Eğer yoksa ilgili proje için ortak bir kanal kuruluyor ve hemen oraya yine kişileri ekliyoruz.
Süper. Peki burada çok fazla ekiple beraber de çalışıyorsunuz.
O ekiplerden size gelenler oluyor mu?
Ya da mesela bir yıl önce bölündük demiştiniz.
Bir yıldır yeni biri geldi mi bilmiyorum çünkü bölündüyseniz ve artık kişi sürekli kalmış da olabilirsiniz.
Fakat gelen olduysa burada o gelen kişi nasıl ayar koyduruyor?
kompleks bir süreç var gibi işin içerisinde.
Bu adam 3-4 tane gezmiş bu frontendçi arkadaşımız.
Mesela demek ki bir yerde bir şey var.
En azından yapılan iş belli ki büyük bir işin bir parçası gibi duruyor.
Siz de burada ekibe yeni biri geldiğinde bunu nasıl adapte ediyorsunuz?
Burada aslında yakın zamanda güzel bir örneğimiz var bu soru için.
Yaklaşık 4 ay önce Erkan ekibimize Frontend Developer olarak katıldı.
Ben genel olarak onboarding ve bodylik sistemimizden bahsedeceğim.
Sonrasında sözü Erkan'a devredeceğim.
Ekibe yeni bir arkadaşımız katılacağı zaman kendisine bir body atanıyor ve arkadaşımız şirkete başlamadan önce, eğer şirket dışından katılıyorsa, şirkete başlamadan yaklaşık 3-4 gün önce body olan kişi yeni arkadaşımızı...
telefonla arayıp kısa bir tanışma gerçekleştiriyor.
Arkadaşımız ekibe başlamadan önce kendisine anlatacak konularla ilgili biz kendi aramızda bir plan hazırlıyoruz.
Örneğin sprint akışı, development sürecimiz, test süreci gibi konuları içeriyor diyebiliriz kısaca.
Bu planda bu konuları anlatacak kişileri de belirliyoruz.
Böylelikle yeni katılan arkadaşımız ekibin her üyesiyle bu sessionlarda hem birebir tanışma fırsatı buluyor hem de ekibin adaptasyonunu hızlandırmış oluyoruz.
Burada en yeni üyesi benim.
Henüz 4 ay oldu. Bu onboarding sürecini çok taze yaşadım.
Ve benim için harika geçen bir süreç oldu onboarding tamamıyla.
Çünkü takımdaki herkes çok cana yakın, çok samimi insanlar.
Bu da benim adaptasyonumu çok kolaylaştırdı trend yolu olan takım olarak.
Erkan bunları bana sanki arkadan Elif sana zorla söyletmiş gibi.
Burada badim var mı bu arada? Yani sizde kamera açık ve kameraya silah tutun gibi hissettim ben ama.
Erkan şu an silah zor altında gibi hissettim şu an bilmiyorum.
Elif benim badim. Öyle mi?
Biliyordum bak ya biliyordum.
Burada benim adaptasyonum çok kolay oldu.
Çünkü henüz daha ekibe katılma benim bir hafta vardı.
O zaman bir ekip etkinliği düzenlenmişti bizim takımca.
Ve henüz daha ben ekipte olmama rağmen beni davet ettiler buna.
Bu beni çok mutlu etmişti. Ayrıca yine Elif'in de bahsettiği gibi henüz bir hafta kala beni aradı Elif.
Neye ihtiyacım olduğunu. Ne yapmam gerektiğini beni yönlendirdi.
Bu benim için işleri çok kolaylaştırdı ve ekibi hızlıca adapte olmamı, ekiple samimi olmamı sağladı.
Zaten başladıktan hemen sonra da ofiste hep beraber buluştuk ekiple.
Orada da zaten doğru yerde olduğumu anladım.
Ekip olarak da herkes çok samimi ve harika insanlar.
Onun haricinde tabii şirket kültürü, iş yapısı gibi konularda da hem ekip hem de aldığım eğitimler bana çok yardımcı oldu.
Daha birinci ayım tamamlandığında ben sanki uzun süredir trend yoldaymış gibi hissettim.
Bunların hepsi gerçek. Hiçbiri zorladı.
Elif söyletmedi. İnandık canım.
Biz inandık.
Tabii canım. Benim badım öyle şeyler yapmaz.
Ben şahsen şey oldum.
İkna oldum Fırat sen. Ben de ikna oldum.
Kesinlikle oldum abi. Dinleyicilerimiz de ikna olmuştur diye düşünüyorum.
Kesinlikle. Şimdi indirebilirsin Elif o silahı.
Bir gün şöyle bir anımız oldu Erkan'la.
Çok ufak bunu da anlatayım isterseniz.
Ofise gittik Erkan'ın tanışması için.
Sohbet, muhabbet. Hatırlamıyorum bir şey oldu böyle.
Erkan'ı diğer arkadaşlar bir yere çağırdı.
Ben direkt şey dedim. Gelemezdi dedim.
Niye dedim. Onun toplantısı var.
Kendimi biraz kötü hissetmiştim Erkan.
Şu an itiraf ediyorum. Siz gidin oynayın.
Elif beni sağlamıyor. Erkan hiçbir yere gidemez diyor.
Erkan da çok heyecanlanmış böyle halbuki.
O günden beri Elif'ten korkuyorum ben.
Teşebbüm çok güzelmiş ya.
Yani muhabbetiniz ekip içerisinde harika.
Şimdi birazcık da teknolojiler miyiz sevgili Digital Engagement?
Birazcık teknoloji. Digital Engagement olarak siz hangi teknolojileri kullanıyorsunuz?
TechStay'iniz nedir burada işte backend, frontend ve test tarafında?
Backend tarafında dil olarak Golang ve Node.js kullanıyoruz.
Database tarafında da hem Document Database'i hem Relational Database kullanıyoruz.
Bunlardan Document olanı Couchbase, Relational olanı da Postgres.
Frontend tarafında da Vue.js ve Max.js teknolojilerinden yararlanıyoruz.
Test tarafını konuşacak olursak, UI ve akü testlerimiz için Cypress kullanırken, yük testlerimizi ise internal sistemimiz üzerinden gerçekleştiriyoruz.
Internal tool'umuzun ismini söyleyebiliriz sanırım, değil mi?
Şu an bir düşündüm. Söyleriz ne olacak?
Ares diye bir internal tool kullanıyoruz.
Biz de yük testini vs. takip ederken, raporlardır vs.
gerçekten çok iş görüyor.
Bizler de developerlar olarak da böyle kullanıyoruz.
Sürekli de gelişiyor. Üstüne böyle yeni featureler falan da geliyor.
OpusOS olabilecek bir şey mi bilmiyorum.
Belki onda bir onlarla konuşup böyle bir süreç var mı?
Belki onlar bile konuşulabilir.
Çünkü kesinlikle yararlı olacak bir tool.
Yani oluyor zaten. Ares ciddi güzel bir tool bu arada.
Geçen akşam biz de yük testi yaptık.
Gerçekten sadece bu arada test tarafı değil içerisinde birçok başka şey de var.
Tool da var kullanılan böyle.
İşte bir Postman variation'ı var.
Evet. Bayağı faydalı bir tool yani.
Buradan da Aras'a yapanlara selam olsun diyelim ekibimize.
Ve devam edelim isterseniz.
Burada hem frontend tarafında hem backend tarafında geliştirmeler yapılır o gibi.
Peki burada süreçler nasıl ilerliyor?
Çünkü birçok fazla sorumluluğunuz var.
Hem ekran olsun, domain olsun vs.
Burada projeler sayısı arttıkça ki artıyor.
Vedikiya'da bayağı proje almışsınız.
Herhangi bir yeni proje geldiğinde veya büyük bir ihtiyaç olduğunda lifecycle nasıl ilerliyor?
Burada da şu şekilde. Yeni bir proje geldiğinde veya bu replatformik de olabilir.
Ne olursa olsun ilk başta bir analiz sürecimiz oluyor.
Bunun için bir task alıyoruz.
Analizimizi yapıyoruz.
Analizi yapıldıktan sonra teknik anlamda istenen şeyleri nasıl karşılayabileceğimizi az buçuk çıkarıyoruz.
Sonrasında da ekiple bir araya gelip Bu analizin çıktılarını değerlendiriyoruz.
Değerlendirme sonucunda herkesin yorumları toplanıp bizim için en mantıklı, en kısa yol ve aynı zamanda uygulanabilir yöntemi seçiyoruz.
Bu seçilen yöntem üzerinden de yeniden tasklara bölünüyor işler.
Tabii küçük parçalar halinde yeniden sprint'e getiriyoruz.
Uygun sprint'e getirdikten sonra da bu parçaları developer arkadaşlar alıp geliştirmelerini yapıyorlar.
Burada haftalık sprint mi koşuyorsunuz?
Yani işte retro'dur, groom'dur?
Haftalık olarak mı geldi hepsi?
Biz iki haftalık sprint koşuyoruz.
Haftalık sprint biraz daha bize bölünüyormuş gibi hissettirdiği için iki haftalığa geçtik.
Böyle daha rahat ediyoruz.
Çünkü haftalık sprint olunca sanki çok fazla toplantı sıklığı oluyormuş gibi geliyor bize.
Her sprintin değerlendirmesinde.
Bir hafta yapanlar da var, iki hafta yapanlar da var.
Mesela siz iki hafta olması gerektiğine nasıl karar verdiniz?
Dediğim gibi daha çok bizi bu toplantı sıklığı biraz itti buraya.
Ve bir haftalık sprint için harcadığımız eforu üstüne yarısını koyup yani o eforun yarısını koyup iki haftalık sprint çıkarabiliyorduk.
Yani hem daha az toplantıda hem daha az bölümlü oluyor.
Hem de daha çok iş çıkarmış oluyoruz bir sprint üzerinden.
Demek ki ekipteki ihtiyaçlar ve oradaki businesslar iki haftalığa göre de uyuyor.
Aşırı hızlı değişmiyor ve iki haftalık plan daha kolay yapılabiliyor gibi.
Aynen öyle aslında. Büyük değişiklikler çok hızlı bir şekilde gelmiyor.
Mutlaka alıyor ama. Bunu scope grip deniyor.
Scope grip olarak da sprintimizin içine aldığımızda oluyor.
Yani çok aynı değişiklikler. Süper, süper.
Toplantılardan bahsetmişken şeyi de sorayım.
Bizde de şu anda ekipe yeni giren bir arkadaşımız oldu.
Rotasyon şirket içerisinden ve örneğin onlar sabah daily'leri yapmıyorlarmış.
İşte bize geldiğinde biz hem sabah daily'leri yapıyoruz hem akşam daily'leri yapıyoruz.
Ama işte sabah yapmaya ihtiyaç var mı yok mu vesaire gibi bunu bir sorguladık vesaire.
Sizde nasıl ilerliyor şu an? Örneğin hem sabah hem akşam daily'i yapıyor musunuz yoksa?
Verimsizlik gördünüz mü herhangi bir yerde?
Biz sabahları daily yapıyoruz.
Bizim daily'imiz çok efektif geçiyor.
Çünkü herkes ne yaptığını ve o gün ne yapacağını hızlıca açıklıyor.
Taskların durumunu hızlıca ifade ediyor.
Bu bize vakit kazandırıyor çok fazla.
Eğer birimiz bir taskta sorun yaşıyorsak, takıldığımız bir nokta varsa zaten ekip olarak bunun için daha sonra tekrar toplanıyoruz.
Bunun çözümünü de öğretiyoruz. Bunlar haricinde daily'den bahsetmişken diğer toplantılarımız da bizim düzenli olarak yaptığımız.
Her sprint sonunda biz taskların durumunu takip ediyoruz.
O splitiniz analizini yapıyor ve parametremizi takip ediyoruz.
Bu sayede o splitler arasındaki istikrarı koruyoruz.
Sürekli aynı performansa devam etmeye ve bunu geliştirmeye çalışıyoruz.
Bizim yine aynı şekilde bir CodeView toplantılarımız var.
Her gün atadığımız. Burada CodeView süreçini daha hızlı, efektif geçirmek için yaptığımız bir düzen bu.
Sabah değil de CodeView'da task varsa ve bunu ekipçe değerlendirmek istiyorsak CodeView toplantısında buluşuyoruz.
Orada hep beraber tüm ekibin developerlar olarak taskın üzerinden geçiyoruz.
Orada değerlendiriyoruz. Orada aktarım yapıyoruz.
Bu da bizim Code Illustration'ı çok hızlandırıyor.
Daha efektif hale getiriyor aslında.
Yine başka toplantılarımız da var.
Bunların grooming toplantılarımız var.
Business ve teknik olarak ikiye ayırdığımız şekilde.
Technical grooming'de biz sadece developer ve QA olarak katılıyoruz.
Bu da kendi aramızda yapmamız gereken, önceliklendiğimiz gereken teknik işleri.
kararlaştırıyoruz. Bunları inceliyoruz.
Önümüzdeki sprintte hangi teknik işleri alabiliriz?
Bunları planlıyoruz. Bunların kararını veriyoruz.
Bir de business groomingimiz var.
Burada da product manager katılıyor.
Burada onun getirdiği taskları konuşuyoruz.
Puanlıyoruz ve sprint planlamasını yapıyoruz.
Bir de tabii 3 aylık periyodlarda hedeflerimizi takip ettiğimiz düzenli olarak yaptığımız bir OKR update toplantımıza.
Burada da maddelerimizin üstünden geçiyoruz.
Ne durumdayız onu inceliyoruz. Bunu da düzenli olarak yapıyoruz her sprintte.
Business Grub dediğin planlama mı oluyor?
Evet aslında orada bize Product Manager'ımız taskları getiriyor.
Biz taskları aramızda konuşuyoruz, inceliyoruz, puanlamasını yapıyoruz.
Sprint'te alıyoruz ve ilgili kişi o taskı ilerletiyor zaten daha sonra sprint içinde.
Şeyim ama yani orada o işi ilk defa mı görüyorsunuz?
Yani ilk defa iş getiriyor, yapıyor hani yeni bir iş.
Geliyor, onu konuşuyorsunuz orada ve puanlıyor musunuz?
Ve sprint'e mi alıyorsunuz?
Direkt nasıl oluyor? Aslında sıfırdan başlamıyoruz.
Öncesinde tabii ki de bir analizimiz olmuş oluyor.
developer arkadaşımız da bunu yapabiliyor.
Elif K. olarak bunu yapabiliyor.
Öncesinde bir analizimiz de oluyor.
Bu business grooming de bize artık onu puanlamasını ve tüm detaylarını artık task içinde doldurmuş şekilde planlıyoruz aslında.
Öncesinde bir analizimiz oluyor tabii task için.
Sıfırdan değil hiçbir şey orada.
Aslında bizim ekiplerde de benzer aşağı yukarı.
PM işi getirdiği zaman öncelikle grooming de, yani teknik grooming ile business grooming farklı oluyor birbirinden.
Business Grooming'de biznestan gelen işler, PM'in getirdiği işler konuşuluyor.
Geliyor, o işler konuşuluyor, puanlanılıyor.
Daha sonrasında mesela sizin ekipte, nasıl bilmiyorum ama bizim ekiplerde, pazartesileri oluyor haftanın başında planlama toplantısı oluyor.
Planlamada da işler alınıp eski sprint kapatılıp yeni sprint açılıyor.
Böylelikle puanlama ve planlama birbirinden farklı şeylerde.
farklı toplantılarda ilerlemiş oluyor.
Birbirine karışmıyor. Çok da uzun da sürmüyor.
O açıdan mantıklı, verimli bir yol.
Bu arada bu Code Review toplantılarını biz de bir süredir yapıyoruz.
Böyle işte her gün ya da işte haftada birkaç gün.
Çok verimli gerçekten. Yani bazen büyük işler olabiliyor.
Özellikle biz büyük işler için yapıyoruz.
Gerçekten oldukça verimli toplantılar.
Sizde uygulanması da ayrı hoşuma gitti açıkçası.
Ayrı güzel. şeyi merak ediyorum.
Şimdi kod review yaptık işte teste gitti testlerini hallettik falan.
Burada deployment sürecimiz süreçleriniz nasıl ilerliyor?
Diployment sıklığınız nasıl ilerliyor?
Diployment sürecinden başlayayım ilk baş.
Geliştirme ve test süreçleri tamamlandığında eğer production çıkmak için bir blokör veya ekstra bir durum yoksa deployment işlemini BitLab'da pipeline'ler üzerinden tek
bir tıkla köye arkadaşınız istediği zaman gerçekleştiriyor.
Aslında herhangi bir engel kalmadığını da gerçekleştiriyor.
Onun dışında da bu trend yolu üzerinde de deployment metriklerini takip ettiğimiz bir dashboard mevcut.
Internal bir şeyimiz var, tool'umuz var.
Bu metrikleri de biz her sprintte takip ediyoruz.
Yani takımımız ne durumda.
Hatta teknolojinin ortalamasıyla da karşılaştırıyoruz.
Kendi içimizde de geçmişle karşılaştırarak devamlı bu metrikleri bir dokümanda not ediyoruz.
Şu anki deployment sıklığımızı da orada görüntülediğinde yaklaşık günde iki tane production deployment'ı yaptığımızı görüyorum.
Çok iyi. Yani günde iki deployment bence gayet iyi.
Bazen çünkü yani bazı ekiplerde böyle biz aslında sürekli deployment'ı düşündüğümüz için mesela haftada yani iş bittiği gibi deploy edilmesi gerekiyor diye düşünüyoruz.
Bazı ekipler toplu deployment da çıkabiliyor.
Mesela eskiden biz şeydik yani eskiden öyle bir şeyimiz vardı işte biraz biriktiği zaman deployment yapıyorduk.
Artık böyle sürekli bittiği gibi deploymentları yapıyoruz.
O da güzel bir pratik gerçekten.
Peki şimdi deployment'ı yaptık sonrasında iş çıktı falan ama gerek işin planlanması, gerek işin ilerlemesi, gerek development, gerek deployment süreçlerinde her zaman yani...
Pepepet ilerlemiyor. Burada iş gittikten sonra nasıl takip ediyorsunuz?
Ya da işte bir problem olduğu zaman monitoring alert mekanizmanız nasıl çalışıyor, nasıl ilerliyor?
Bir de mesela bir incident oluştuğu zaman önceden nasıl haberdar oluyorsunuz?
Böyle güzel bir incident örneğiniz var mı burada?
Burada bizim kullandığımız tool'lar var.
Kibana ve Nivrelik.
Biz monitoring tool için bunları kullanıyoruz.
Bu platformlarda bizim tanımadığımız proje bazlı.
alarmlar var. O alarmlar yaşanan herhangi bir olumsuz durumda bizim iletişim kanallarımızı düşüyor zaten Slack'te.
Biz oradan takip ediyoruz. Burada takip kısmında da bizim haftalık olarak değişen developer ve köy olmak üzere on-call sistemimiz var.
Burada o hafta kim on-call'daysa o iletişim kanalına düşen alerti inceliyor ve aksiyon alıyor.
Eğer o anlık müdahale edilebilecek bir şeyse o an müdahale ediliyor ve hemen gideriliyor.
Ama eğer daha büyük bir şeyse ve o an müdahale mümkün değilse bunu biz task olarak sprint'e alıyoruz ve bunu önceliklendiriyoruz.
Bu bir alert olduğu için sprint'imizde öncelik oluyor her zaman.
Ayrıca biz bu yaşadığımız incident'ları mutlaka not alıyoruz.
Bir dokümanımız var. Buraya not alıyoruz.
Action item'ı ile beraber.
Bu sayede hem bunları kayıt altına alıyoruz ve bizim Geçmişe dair learningimizi geliştiriyor bu da ve hatalarımızdan ders almış oluyoruz aslında.
Tekrar aynı bir şeyle karşılaştığımızda ne yapabiliriz, ne yaparsak çözer, ne yaparsak çözmez.
Bunları aslında hep hafızamızda tutmuş oluyoruz.
O doküman da bizim için çok faydalı.
Çok güzel. Bizde de aslında benzeri şeyler, özellikle şeyi yapıyoruz mesela son zamanlarda şöyle bir aksiyon almıştık.
İşte incident'lar oluyor. Incident'la ilgili işte bir zoom atıldığında vesaire o zoom'da zamanla ilgili notlar, şu zamanda şöyle bir şey yapıldı.
Şu denendi. Şu zamanda aksiyon almaya başladık.
Şu zamanda çözüldüğüne dair okey aldık gibi.
Böyle yani önemli olan kritikanların dakikalı.
dakika bazlı kısa notlarını almaya başladık.
Tabii böyle nöbet anında zaten bir sıkıntı varken bunları yanında yapmak zor olduğu için genelde support'tan bir arkadaşımız vesaire oluyor.
O bize destek oluyor bu tarz şeylerde.
Ve hani takip açısından bayağı iyi oluyor.
Özellikle bir geçmişe baktığında hani ne olduğunda nasıl aksiyonlar alınmış ve kim yani nasıl fikirler sunulmuş ya da ne denenmiş gibi.
Bu tarz şeylerin böyle buradan aksiyonlar çıkarmak çok daha kalıyor elinde doküman olunca.
Tabii böyle aksilikler oldukça bunun üzerine bir de şeyler yapıyoruz.
Ya bu niye oldu? Bunu bir daha yaşamaması için ne yapabilirdik gibi.
Üzerine konuştuğumuz bir sonraki retro genelde daha şey oluyor.
O incident daha sonraki retrolar genelde normal retrolara göre daha yoğun geçebiliyor duruma göre.
Incident'ın da tipine göre değişebiliyor.
Özellikle bizim yaptığımız bir davranıştan dolayı mı yoksa sistemsel bir şey mi vesaire çok fazla türü var tabii.
Sizde böyle retrolarda, delilerde falan bazılarını yapmıyoruz.
İşte şu delide, sabah delilerinde bunu yaparak.
verimli yaptınız vesaire demiştiniz.
Retrolarla ilgili yaptığınız bir şeyler var mı özellikle?
Tabii biz retrolara çok önem veriyoruz.
Her spin sonunda bizim mutlaka düzenli olarak yaptığımız retro toplantılarımız var.
Burada sorunlarımızı konuşuyoruz.
Neleri iyi yaptık konuşuyoruz.
Buradaki zaten en önemli şey zaten hep bahsettik ki bizim ekipteki samimiyet artık çok ileri düzeye gelmiş.
O yüzden biz sorunlarımızı ve ilgiden şeyleri konuşmaktan hiç çekinmiyoruz bu retrolarda.
Kendimizi rahatlıkla ifade edebiliyoruz.
Sorun ne olursa olsun. Bu da tabii bizim için sorunları çözmeyi çok kolaylaştırıyor.
En önemli şey bu bence. Burada düzenli retro yaparken tabii action item'ımızı da alıyoruz mutlaka ve bunları her retroda mutlaka takip ediyoruz.
Önceki action item'larımızı.
Birkaç kez o action item'ı tamamladıysak artık ve biz evet bunu artık düzenli yapıyoruz diye ekipçe kararlaştırdıysak bunu action item'lardan kaldırabiliyoruz.
Bunu artık çünkü düzenli yapıyor oluyoruz.
Bu şekilde hem sorunların tekrarlanmasını engelliyoruz hem de sorunlarımızı azaltıyoruz günden güne.
Yeni fikirler genelde retrodan mı çıkıyor sizde?
Ya da şey oluyor mu? retronun bazen hiç boş geçtiği değil.
Yani iki haftalık olduğu için daha daha verimli geçiyordu belki bilmiyorum.
Yani mesela bizde haftalık olduğu için bazı haftalar mesela çok şey geçiyor.
Aksiyon alabileceğimiz çok az şey olurken bazen daha yoğun oluyor.
Hani düzenli sayıda olmuyor hani duruma göre.
İki haftada olunca mesela o retrolar daha az boş geçiyor diyebilir miyiz sizce?
Bence boş geçiyor diyemeyiz.
Hatta bu az önce bahsettik ya kod review toplantıları.
Bu bizim bir karardı aslında.
Çünkü baktık bizim kod review'da tasklarımız düşündüğümüzden daha uzun sürüyor.
Buna nasıl bir çözüm ararız diye düşündük.
Aklımıza böyle bir şey geldi. Google Review toplantısı.
Bunu orada konuşalım ve hızlıca bitirelim.
Birkaç haftadır bunu yapıyoruz.
Bunun çok faydasını gördük.
Bu sadece bir tane örnek retrolarda aldığımız kararlara göre.
Ama dediğim gibi boş geçmiyor.
Tam aksine sorunlarımızı daha uzun ve detaylı konuşabiliyoruz aslında bu sayede.
Çok iyi valla yani retro toplantıları bence bir takımın...
Sürekli olarak dikkat etmesi gereken, sürekli olarak üstüne düşmesi gereken toplantılar çok güzel çıktıları olabiliyor.
Biz bugüne kadar çok somut örnekleriyle karşılaştık.
Her ekipten de retro toplantılarında çok kritik kararlar çıktığını, çok kritik problemlerin çözümlerini bulduklarını duyuyoruz.
Harika. Yavaş yavaş bölümümüzün sonuna geliyoruz.
Ben son sorumuzu sormak istiyorum.
Artık tüm ekiplere genel olarak sorduğumuz bir soru.
Ekip iletişimiyle alakalı neler yapıyorsunuz burada?
Ekipte oyunlar oluyor mu?
Ekip birleşmeleri, toplantıları vesaire oluyor mu burada?
İletişimi geliştirmek için siz neler yapıyorsunuz ekip olarak?
Gurme ekipler var. Değişik yemek yerleri deneyenler mesela.
Mangalcılar var. Araba sevdalısı ekip.
Araba sevdalısılar var aynen.
Bunu iki farklı noktada açıklayabiliriz.
Online olarak haftalık sabit kapı sesyonlarımız mevcut.
Storefront Marketing altındaki üç ekip olarak bu sesyona katılıyoruz ve seçtiğimiz farklı konularda bir araya gelerek sohbet ediyoruz.
Online kapı sesyonlarının dışında da belirlediğimiz tarihlerde fiziksel olarak bir araya gelerek farklı etkinlikler düzenliyoruz aslında.
Süper. Zaten bu tarz ekiplerin genelde etkinliğinin önemli şeyden oluyor.
Remote çalıştıkça gerçek hayatta daha az buluşuyoruz ya.
O yüzden buluştukça o buluştuğun günün değeri daha da artıyor.
Bazen mesela yeni gelenler oluyor.
Remote'da vesaire. Mesela bizim Yozgat'tan bir arkadaşımız var.
Kameradayken konuştuk konuştuk konuştuk.
Gerçekte bir buluştuk. Adam iki metre çıktı.
Ben ondan sonra mesela her baktığımda kamerada daha gözüme farklı gelmeye başladı.
Gerçekte görmenin ve o...
Hani el kol hareketlerinin sonuçta farklı bir şeyi var.
Artık psikolojik bir etkisi mi diyeyim bilmiyorum. Daha farklı bir hava katıyor yani o iletişime.
Daha da arttırıyor gibi geliyor.
En azından bende öyle bir etkisi olmuştu.
Bence de öyle. Beraber vakit geçirmek çok önemli konuda.
Evet evet. Yani otur beraber hani boş yap.
Sohbet muhabbet et. Onun bile daha fazla etkisi kesinlikle oluyor.
Süper. Vallahi güzel bir bölüm oldu arkadaşlar.
Çok teşekkür ederiz geldiğiniz için.
Biz teşekkür ederiz. Çok teşekkür ederiz.
Teşekkürler. Teşekkürler efendim.
Çok teşekkür ederiz.
Evet. Arkadaşlar Selam ekibinin 57.
bölümünde Digital Engagement'den ekibiyle beraberdik.
Bu bölümde hem ekibi tanıdık, ekibin yapısını öğrendik, kullanılan teknolojilerden bahsettik.
Çok da eğlenceli bir bölüm oldu diyelim.
O zaman bir sonraki bölümde görüşmek üzere.
Bye bye. Görüşürüz.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
