
Konuklar: Sıla Çınar, Hüseyin Tümer, Ertuğrul Oğuz
52. bölümümüzde konuğumuz Question & Answer ekibi oldu. Ekip yapısını, projelerini, teknoloji stack seçimlerini ve çok daha fazlasını konuştuk!
Transkript
Selam ekip, ben Storefront TRPDP ekibinden Cengiz.
Ben Fulfillment Order Master Data ekibinden Fırat.
Teknoloji ekiplerini tanıdığımız ve süreçler, teknolojiler gibi konuları konuştuğumuz Selam Ekip Podcast serisinin 52.
bölümünde Question & Answer ekibiyle birlikteyiz.
Question & Answer ekibini tanıyıp, ekip yapısı, kullanılan teknolojiler, pratikler gibi konuları konuşacağız.
Arkadaşlar hoş geldiniz. Hoş geldiniz efendim.
Hoş bulduk. Merhaba, hoş bulduk.
Merhaba. Bugün yine...
Yüzüyle bir ekibimizle güzel bir bölümde beraberiz.
Arkadaşlar öncelikle kendinizi kısaca tanıtabilir misiniz?
Tabii. Ben Sıla, Q&A ekibinde software developer olarak çalışıyorum.
Bekan tarafındayım. Biz Seller Engagement Tribe'na bağlıyız.
Biri Q&A ekibinin olmak üzere totalde iki yıldır Trendyol'dayım diyebilirim.
Ve de İzmir'de yaşıyorum.
Benden bu kadar. Ben tanıtayım kendimi.
Selamlar, merhabalar.
Ben Hüseyin Tümer.
Toplamda 10 senelik bir tecrübem var yazılım sektöründe.
5 yıldan fazla trend yoldayım.
Buradaki ilk ekibim Android ekibindeydim.
Android ekibindeki test süreçlerinden sorumluydum.
Sonra da Question and Answer ekibine geçiş yaptım.
Burada da aynı şekilde tüm test süreçlerinden sorumluyum.
İstanbul'da yaşıyorum. Şu anlık benlik bu kadar deyip topu Ertuğrul'a paslıyorum.
Eyvallah Tımer. Ben de Ertuğrul.
Kibim product manageriyim. Trendyol'da da 2,5 sene oldu neredeyse.
Hatta 2,5 senede geçmiş olabilir.
Trendyol aslında kadro olarak ilk iş deneyimim.
Q&A'da aslında ilk ekibim.
O yüzden böyle geldim, böyle gidiyorum gibi şu an.
Bundan çok memnunum bu arada.
Endüstri mühendisliği okudum ben.
Daha öncesinde böyle dijital pazarlama sektörlerinde staj yapmıştım ama teknoloji sektöründe ilk Trendyol'a başladım.
Şu anda bu şekilde devam ediyorum. Ben de İstanbul'da yaşıyorum diyerek kendimi tanıtmış olayım.
Süper abi hoş geldiniz.
Bir tabii kayıt başlamadan önce de biraz sohbet ediyorduk.
Ertuğrul'a Ertuğ diyorlar sanırım daha çok.
Aynen abi. Bir arada sohbet ederken falan.
Böyle bir şey olursa Tümer Tümer kim diye falan ya da Ertuğrul Ertuğrul.
Şimdiden şeyleri yapalım böyle hani.
As long as deyip böyle yan bilgileri de paylaşalım.
Bu arada İzmir'deki ofisle hiç gittin mi bilmiyorum ama İzmir'deki ofisin manzarası çok güzel değil mi ya?
Evet evet ben bayağı gidiyorum.
Severek gidiyorum. Ofisimiz çok güzel.
Evet. Ya İzmir'de bizim ekipten bir arkadaş var.
Arka planı böyle şey gibi hani sanal arka plan gibi ama gerçek çünkü manzarası çok güzel arkada deniz falan.
Evet çok güzel oluyor manzaramız.
Ben olsam ben de severek giderim yani.
Değil mi yakın böyle.
Ben o görüntüleri gördüm zaten ilk bir İzmir ofisi açıldı.
Görüntüler geldi aşırı kıskandım.
Evet güzel. Bence gidin yani.
Evet bir kıskanmadık değil efendim.
Efendim tekrardan hoş geldiniz.
O zaman Q&A.
Q&A ekibi de ekliyor muyuz ya nasıl?
Kısaltıyor musunuz yoksa?
Q&A'de kullanıyoruz. Sorular, cevaplar falan.
Evet bayağı açık abi. Çok açık.
Büyük ihtimal oynarsın.
Çok potansiyeli, çok yüksek.
Eski ismi de UGC bu arada.
Daha öncesinde yorumlar ekibi var bir de.
Hatta geçen ayda podcast'e çıkmıştı galiba.
Yorumlar ekibi ve soru cevaplar ekibi aslında tek bir ekipti.
UGC yani User Generated Content altında.
Hatta bizim internal grubumuzun adı hala UGC internal olarak geçiyor yani.
Okey. Bölündüğünüz gibi bir şey.
Bir de şöyle bir şey var. Şimdi QA'de diyorlar bize ekibin adına.
Ama şimdi ben ekibin test süreçlerinden sorumlu olduğu için şimdi benim de title'ım eskiden.
QA'dan QA'sın. Aynen, aynen.
Şimdi kanallarda vesaire yazıyorlar.
QA QA vesaire yazıyorlar.
Yani orada bir karışıyordum.
Hiçbir şey alamıyorsun böyle değil mi? Ama işte alınıyordum o zaman.
Evet, doğru. Mesela şu an Developer Interest title'ımız.
Ama şimdi QA hatta eskiden şöyle bir şey yaşamıştık.
Zamanında ilk ekibe girdiğinde sürekli QA kullanılıyor.
Bizim bir product owner'ımız vardı.
Ata, kulakları çınlasın şu anda.
Bir tane Jira'ya task gelmiş.
Task'ın... Title'ı şu şekilde.
QA sorunları. QA ile ilgili sorun yaşanıyor.
Ben dedim. Sana başlık açmışlar böyle.
Hatta benle ilgili bir sorunumuz mu var?
Diyorum. Öyle bir şey karması olmuş da onu bir şey yapayım düzelteyim.
QA derken lütfen herkes buradan question and answer almasın.
Question and answer evet. Aynen.
Girişten yaptık abi. Çok iyi.
Peki o zaman şimdi girişten yapalım.
Q&A ekibindeki çalıştığınız domen bu ekip ne yapar?
Nedir? Nelerden sorumludur?
Burada sözü ben alayım.
Birazcık böyle piy olarak anlatmaya çalışayım size.
Q&A altında aslında iki proje var.
Böyle ikiye böleyim. Bir ürün soruları var.
Bir de sipariş soruları var.
Bu ikisinin amacı da kullanım şekli de aslında yapısı da çok farklı birbirinden.
Biz Q&A ekibi olarak şu an ikisine de tam destek veriyoruz.
İkisinin de arka planda ve bazı ön yüz tarafları bizde.
İlk başta ben ürün sorularından başlayayım.
Ürün soruları aslında müşterilerin ürünle alakalı herhangi ürün özellikleriyle alakalı sorularını sorabilecekleri aslında bir özellik.
Ve bir soru bir cevap şeklinde ilerliyor.
Kontinüs bir şekilde konuşamıyorlar.
Bunu da aslında PDP'den başlayan bir süreci var.
Müşteriler PDP'de bir ürünü incelerken, Diyorlar ki ya benim bununla alakalı bir sorum var.
Sonrasında soru cevap sayfasına giriyorlar ve buradan sorularını sorabiliyorlar.
Bu sorularda satıcılara düşüyor.
Satıcılar da bunları cevaplayarak aslında müşterinin yani genel olarak hakkındaki soruları cevaplamaya çalışıyorlar.
Bu sayede müşterinin aslında satışını desteklemeye çalışıyorlar.
Ben şöyle bir hatta örnekleme yapayım.
Bunu çok yapıyorum benzetmeyi sıfırdan anlatırken.
Ürün sorularının olmadığı dünya şöyle bir şey aslında.
Siz bir dükkana gireceksiniz, bir mağazaya AVM'desiniz ve satıcıyla...
Konuşmanız lazım ya da müşteri temsilcisiyle soru sormanız lazım.
Ama aslında ikiniz de ağzınız bağlı.
Yani konuşamıyorsunuz. Biz aslında ürün soruları projesiyle benim konuşmamı, soru sorabilmemi satıcının da benle direkt olarak arada hiçbir katman olmadan cevapla beraber iletişim kurmamızı sağlıyor.
Abi ağzınız bağlı deyince ben kafamda oluşturdum ve çok korktum.
Hiç kendimi oraya veremedim.
Yani üçüncü bir şey gibi aslında.
İki taraf da var ama...
Ne denir elçi gibisiniz o zaman siz yani böyle müşteriyle satıcı arasındaki bir elçi diyebilir miyiz Q&A ekibi için?
Bence kesinlikle öyle. Hatta bu yüzden de aslında satıcının satıcı panelinde de en çok kullandığı ekranlardan biri.
Aynı zamanda da müşterinin böyle satın alma kararını da inanılmaz arttıran bir aslında şey proje olduğunu söyleyebilirim.
Şöyle minik bir böyle şey vereyim, fact vereyim.
Yani müşterinin sorduğu bir soruya satıcı...
12 ile 24 saat arasında cevap verdiğinde yani bu süreç böyle bir günü bulduğunda müşterinin O soru sorduğu ürünü satın alma ihtimali %3'lerde %4'lerde takılırken aslında bu süreç bir saate düşerse
yani satıcı soruyu bir saatte cevaplarsa o zaman müşterinin ürünü satın alma oranı %10'ların üstüne çıkıyor.
Yani böyle bir dehşet bir burada şey var, fact var.
Müşteri ne kadar hızlıca yapalırsa o anda hiç sorgulamadan ürünü zaten son 1-2 pürüz kalmış oluyor.
O sorularını cevaplayınca hemen satın almaya gidebiliyor.
Bu yüzden de aslında satıcılar için ve müşteriler için çok kritik bir feature olduğunu söyleyebilirim.
Bana katılıyorum ben de buna.
Çok gerçekten kritik bir feature.
Ben de zamanında mesela bazı işte satıcılardan sipariş verdiğim zaman mesela örnek veriyorum kalem alacağım ama dört tane renk koymuş fakat renk seçeneği koymamış.
Bir soru yöneltmeden yani satıcıya iletişim kurmadan sipariş verenler random bir renk alıyor.
Şey görmüştüm mesela soru cevapta işte bana sarı gönderebilir misiniz işte sipariş numaram şu falan tarzında.
Dolayısıyla direkt olarak müşterinin ve satıcının süreçlerine dokunduğu için oldukça bence de kritik bir feature.
Burada şeyi merak ediyorum ben.
Hangi domainlerle ve bunun yanında hangi takımlarla yakın çalışıyorsunuz, beraber çalışıyorsunuz?
Bu soruda biraz cevaplamaya çalışayım.
Şu an ürün sorularından başladık birazcık.
Oradan bahsedeyim. Daha sonrasında sipariş sorularında konuşuruz isterseniz.
Ürün soruları tarafında...
Aslında bol bol client ekipleriyle çalışıyoruz.
Çünkü orada işte PDP'ye feature'lar çıkılıyor.
Özellikle product tarafında söylemek gerekirse onlarla beraber projeler konuşuyoruz.
Neler yapabiliriz diye.
Bunun yanında ön yüze gösterilen soruların aslında belli bir sıralaması lazım.
Burada skorlama algoritmaları için.
Bunun yanında bir de quick filter dediğimiz sorulardan üretilen tagler var.
Örneğin bir işte güneş kremi ürününde 10 bin tane soru var.
Biz bunları müşterilerin daha kolay taglerle görebilmesi için aslında data science ve NLP ekipleriyle çalışıyoruz.
Bu yüzden Data Science ve NLP ekipleriyle bol bol çalışıyoruz.
Burada bir yandan da aslında satıcı taraflarında ekranlarımız var ve seller app taraflarında ekranlarımız var.
Bu ekranları tamamen biz geliştirdiğimiz için burada biraz daha independent bir ekibiz diyebilirim.
O konuda satıcı ekranların özellikle bayağı rahatsız.
Kendi kendimize geliştirmeler bol bol çıkabiliyoruz ürün soruları için.
Bir de müşteri tarafında account'un yani hesabın sayfasının içerisinde bir satıcı mesajların ekranı var.
Burası web view bir ekran ve buranın da aslında geliştirmesini biz yapıyoruz.
Tabii ki hesabına bağlı olduğu için bu tarafta da checkout account tarafındaki yani hesabın tarafındaki ön yüz ekipleriyle de çalışmamız gerekebiliyor.
Çok bir şey soracağım da aklıma geldi.
Satıcı şey yapabiliyor mu?
Mesela bazı sorular ve cevaplarını veriyorum.
Hangisinin daha yararlı olduğunu biliyorum kişiye.
Onu en üste koyabiliyor değil mi ilk sıraya?
Ön yüzde mi abi? PvP'de yani.
PvP'de en üste koyamıyor maalesef.
Ama şöyle bir feature var aslında.
Sık sorulan sorular diye bir tane 1-2 sene önce yapılan bir geliştirme var.
Bu bizim yaptığımız bir feature değil.
PvP ekibinin yaptığı bir yer.
Ama buradaki content management kısmını aslında kategoriciler, satıcılarla çalışıp ilgili...
ürünlerin sık sorulan sorularını oralara not yazabiliyorlar.
Hatta biz yakın zamanda PDP ekibiyle de şöyle bir şey çalıştık.
Ürün sorularının listelendiği PDP'deki detay sayfasında bu FAQ'ları yani sık sorulan soruları en üste göstermenin e-bitesini çıktık mesela.
Onun etkisini incelemeye çalışıyoruz.
Dediğin soruda birazcık paralel aslında.
Aynen aynen. Çünkü bazen şey de oluyor.
Giriyor mesela t-shirt mavi.
Yazıyor kırmızısı var mı? Yok yani.
Bu bence çok belirli bir şey.
Ama adam yazıyor yine de yok ne yapsın şimdi o da.
Puanını mı kıyasın bir şey mi yapsın hani anladın mı?
Bir şekilde müşteri soruyor işte o da ikna şey yapıyor.
Cevabını veriyor gibi şeyler oluyor.
Ama dedin ki biz evet okey. Aynen abi orada çok minik küçük bir ekleme yapayım.
Ürün özellikle alakalı olmayan soruları ayırt etmeye çalışıp bazı kelimelerden, reekslerden falan ön yüzde göstermemeye çalışıyoruz.
Öyle bir ayrımımız var. Yani sorunun içinde sipariş kelimesi geçiyorsa örneğin bu soruyu satıcı cevaplayınca biz ön yüzde PDP'de göstermiyoruz.
Sadece mesajlarım sayfasında gösteriyoruz mesela.
Bu sayede sen de başka kullanıcıların sordukları sorulara bakarken daha ürünle yetiştirilmiş sorular görmeni sağlıyoruz.
Ama tabii ki kaçan kezler oluyor yani.
Feedbackleri bekliyoruz orada da.
Aynen. İllaki oluyordur. Ama şey çok mantıklıymış ya.
Adam mesela gelip şey der. Abi benim kargom nerede kaldı?
Yani yolda nerede?
Sipariş numarası bu deyip direkt o bilgiyi de verir vesaire.
İlla bu tarz şeyler olur gibi geliyor.
Dediğin çok mantıklı yani. Oluyor abi kesinlikle.
Peki burada sizin QA'dan QA'yı QNA'den QA var, PIO var.
Buradaki ekip yapınız sizin tam olarak nasıl?
Çünkü bu işin frontend kısmında PDP ekibi direkt yapıyorsa sanırım sadece backend'den oluşuyor diye anladım.
Burada ekip tam olarak nelerden oluşuyor?
Herhalde oluşmuyor ekip. Ekip ortadan kalkmış.
Şöyle ekibimiz 5 backend, 2 frontend, 2 developer in test ve 1 PIO'dan oluşuyor.
Tabi bir de lead'imiz var yani.
Lead'imizle beraber bir de teknik lead'imiz de var.
Aslında çok böyle büyük bir ekip.
değiliz ama tabii Trendyol standartlarında bir tık kalabalığız diyebilirim.
Ya evet ya. Bence iyi.
Yani 10 kişi oldu mu? Matematiğim çok kötü.
Fark ettim ama. 12 kişiyiz gibi diyebiliriz.
Kötü olduğunu söylemiştim. Ama evet.
Kalabalık yani. Güzel. Teknikliydiniz.
Sizin direkt ekimi tekliydi mi?
Yoksa başkalarıyla çalışıyor mu? Aslında ekibimizin değil de daha çok tribe'a bağlı tribe'ın altındaki diğer ekiplere de destek alıyor.
Bize de destek alıyor. Aslında Ufuk bu arada teknikliydiniz.
Bunun öncesinde bizim ekip de developer olarak çalışıyordu.
Bizimle o yüzden bir tık daha bağı daha fazla diyebiliriz diğer ekiplerle ama aslında bize bağlı değil.
Anladım. Peki burada frontend de var.
Ben şey sanmıştım. Frontend...
Ekibi direkt oraya hallediyor gibi ama o zaman sizin ekip Frontend'i de yapıyor diyebilir miyiz?
Evet. Bizim satıcı mesajlarım tarafı tamamen bizde.
Bir de SellerApp tarafındaki ekranlar da bizde.
Biri de admin ekranları var.
Oradaki ekranları da Frontend'ci arkadaşlarımız yapıyor.
Sizden aslında bizim mesela bizde PDP sayfasında bizim kullanıcının gördüğü soru cevap sayfası.
Yani müşterinin gördüğü soru cevap sayfasını aslında biz manage ediyoruz.
Hani orada sizden aldığımız servisle yapıyoruz.
O zaman siz de satıcı tarafının gördüğü sayfaları yapıyorsunuz diyebiliriz.
Evet aynı zamanda yine Trendyol uygulamasındaki satıcı mesajlarım tarafı da tamamen bizde.
Hem satıcı seller center tarafı bizde hem de normal Trendyol uygulamasındaki satıcı mesajlarım.
Anladım, anladım.
Süper, harika.
Başka bir soruya ben geçeyim ufaktan.
Burada soru cevap, question and answer ekibi içerisindeki çalışma düzeniniz nasıl?
Yani burada mesela sprintlerinizi nasıl koşuyorsunuz?
İşte ne kadar sürüyor bu sprintler?
Pair yapma, ilerletme işleriniz nasıl oluyor?
Nasıl çalışıyorsunuz soru cevap ekibi içerisinde?
Şöyle diyebiliriz.
Biz haftalık sprint koşuyoruz.
Perşembeden perşembeye.
Aslında bu düzene de yeni geçtik.
Bunların öncesinde yani yakın bir zamanda iki haftalık sprint koşuyorduk.
Ancak bildiğiniz üzere yani Trendo dinamik bir şirket ve de hani delivery hızının yüksek olduğu bir platform.
Bu yüzden biz de bu standardı sağlayabilmek için bir de belki yine duymuşsunuzdur cycle time metri yine çok fazla...
dikkat etmeye başladık son zamanlarda.
Yani cycle time dediğimiz nedir?
İşte işlerin başlayıp to do'dan in progress'e alınıp release edilme süreci ne kadar ki geçen süresi aslında.
Bu metreyi düşürebilmek adına da aldığımız aksiyonlardan birisi de haftalık sprint'e geçmekti.
Böylece ne yapmış olduk, neyi sağlamış olduk?
Büyük işler alıyorduk.
Mesela eskiden 8 puanlık, 5 puanlık işleri 2 haftalık sprint'te çok kolay sprint'e alabiliyorduk ama şimdi artık daha farklı düşünüyoruz.
daha küçük parçalara ayırıyoruz.
Farklı kişilere esayn edebiliyoruz.
O küçük parçaların birbirine paralel bir şekilde deploy edilebilmesini sağlamış oluyoruz.
Böylece aynı zamanda da deployment frequency'yi de arttırmış oluyoruz.
Bu yüzden de haftalık sprint'e geçtik.
Şimdilik memnunuz. Bir sıkıntı yaşamadık henüz.
Onun dışında sprint içerisinde bu haftalık işleri konuştuğumuz grooming toplantıları yapıyoruz.
Yine bu da bir trendi o standartı zaten.
Biz buna ek olarak bir de back-end grooming yapıyoruz ekipçe.
Bazı teknik işlerin analizini ekipçe Backend Grooming'de konuşuyoruz.
Yine aynı şekilde haftalık planlama yapıyoruz.
Retro'yu şimdilik iki haftada bir yapıyoruz.
konuşulacak konuların bir tık birikmesi açısından veya işte yaşadığımız incident'ları vesaire biriktirip hani konuşmak açısından.
Onun dışında bir de peer olmayı sormuştunuz.
Ona da şöyle yanıt verebilirim.
Büyük teknik analiz gerektiren işlere mutlaka biz ekipçe giriyoruz.
Yani hani dediğim o back-end grooming olur, başka toplanmalar olur.
Yani yakın bir zamandan örnek vermek gerekirse örneğin hani Milli App çıkışımız oldu Milli App'e veya şu anda soru ve cevapları yabancı dillere çeviriyoruz.
International Projesi. Bu işlerin analizleri büyük oluyor.
Bütün projeyi aslında bir gözden geçirmeniz gerekiyor.
Nerelerde değişiklik yapılacak, nerelere eklenecek vs.
Bu işlerde bol bol zaten ekipçe payer oluyoruz.
Onun dışında da özellikle yeni başlayan arkadaşlarla ilk başlarda çok sık payer oluyoruz.
Hem çalışma kültürümüzü hem kullandığımız tool'ları aktarabilmek adına.
Çok gün içerisinde bol bol payrolluyoruz.
Hatta şöyle bir şey yaptık.
Discord gibi bir tane kanal açtık.
Zoom'da Teketek diye. Adı da Teketek oldu.
Müthiş bir isim. Aktif olarak duruyor.
Bu arada araya gireceğim.
Bu isminin bulucusu benim değil mi?
Teketek hakkını da vermiyor.
Ama şöyle Teketek.
Teknoloji olan tek'i kullanıyoruz.
Ha Teketek. Fatih Altaylı diye biliyordum ama.
Aynen. Aynen bu köy ne versiyonu.
Teknik versiyonu. Teknik versiyonu.
Aynen orada mesela random bir zamanda girip birini bulabilirsiniz.
İstediğiniz soruyu sorabilirsiniz ya da sadece muhabbet edebilirsiniz.
Ya da işte bir probleminiz vardır orada toplanılmıştır.
Dahil olabilirsiniz ya da merak ettiğiniz bir konu vardır.
O şekilde o da güzel bir uygulama oldu bence.
Onu da yine son birkaç ay için sanırım Şubat'ta getirmiştik.
O zamandan beri kullanıyoruz.
Ben de arada oraya baskın yapmaya giriyorum.
İşte işler zamanda çıkıyor mu?
Şu an neyle uğraşıyorlar? Sen aslında o da onun için yaptın değil mi?
Sen çok tehlikeli insansın.
Aynen ben bir gün retroya getirdim ya şurada beraber çalıştığınızı.
Arkadaşlar size oda açtım tek etek diye üf nasıl?
Hadi buraya kullanın falan. Ya bu arada bu olay bende de oluyor.
Şimdi hani ekibin testlerinden sorumlu kişiyim ya.
Bir bakıyorum teki teki toplantısında 6 kişi falan var.
Ben girince bir gerilim oluyor.
Ben de diyorum ki. Kesin bir şey oluyor.
Evet. Efendim? Kesin bir şey yok.
Evet evet şey diyorum.
Ama giriş cümlemde her zaman şu oluyor arkadaşlar size bir şey soracağım.
Abi çok kötü ya çok korkunç.
Şey yapıyorum işte developerlar diyor Allah Allah ne oldu tümer geldi şimdi bize bir şey mi falan filan diyecek diye.
Ama bir anda cümleyi yapıştırıyorum diyorum ki bug var.
Şimdi o 6 kişi içerisinden kim bana yardım edecek kim bakacak.
İşte orada payro olan kişiler dağılması lazım vesaire orayı ben biraz sallıyorum yani.
O yüzden de böyle bir şey yaşattığım için buradan tüm ekip arkadaşlarımdan özür diliyorum.
Sanki şey var değil mi? Herkes bir anda çok mutluyken sen gelip böyle keyif kaçırıyorsun.
Evet evet. Çok iyi ya.
Bunun hep böyle mimleri olur ya. Developer bir anda QA gelir ve...
Bir yanda bulur. Şey yapmak buldum.
Falan diye böyle. Tam onun gibi oldu ya.
Çok iyi. Bu arada iki haftadan bir haftadan geçtik demiştiniz.
Orada belki şeyin challenge'ını eğer yeni geçtiyseniz yaşamışsınız.
En azından biz yaşıyorduk. Hala iyileştirmeye çalıştığımız bir süreç.
Bizde de mesela retro gurum.
Bir de gurumdan sonra analizleri yapıp bir sonraki sefer için.
İşte kısaca bir developerların bir araya geldiği teknik analiz toplantısı gibi bir şey oluyor.
Hani yapılan teknik karar. Herkes tarafından okey mi?
Soru işaretleri varsa konuşalım gibisinden.
Üç tane toplantı olunca yani planlama, gurum.
teknik analiz. Retro'yu da saydım.
4 mesela. Zaten bir haftalık bir streamit olduğu için o zaman çok verimli kullanmak gerekiyor.
Bu sebeple toplantıları nasıl kısaltabiliriz?
Asyokoneleşimi nasıl arttırabiliriz gibi.
Bunu böyle verimliliğini arttırmak için şey yapıyoruz.
Toplantıları kısaltmaya falan çalışıyoruz.
İki haftalıkta belki bu daha az dikkat çekiyordur bilmiyorum.
Ama bir haftalıkta çok dikkat çekiyor.
O yüzden... o toplantıda daha da kısalması için daha fazla iş yapıyorsun ya da kendini bir işlendiriyorsun ekibi gibi bir şey oluyor.
Kendimizi geliştirmeye çalışıyoruz.
Evet aynen. Bizim için de benzer bir challenge oldu aslında.
Retroyu biraz daha azalttık.
İki haftada bir yapmaya karar verdik.
Groominglerde de dediğiniz gibi öncesinde bir tık daha hazırlıklı geldiğiniz zaman konular daha hızlı ilerliyor.
O konuda bizim de biraz yol almamız gerekiyor.
Biraz zamanla tecrübeyle oluyor gibi bir şey.
Çok kolay bir iş değil ama olur neden olmasın.
Peki burada Kullandığınız teknolojiler neler?
Yani tam olarak backend'de ne oluyor?
Frontend'de var. Birden fazla iş var gibi burada.
Aynen öyle. Frontend projelerinden bahsedeyim kısaca.
Orada farklı farklı teknolojiler kullanıyoruz.
Satıcı mesajları ve seller center web için VGS.
Admin ekranları yani tekst ekranları için React.js ve Seller Center Mobile App içinse React Native kullanıyoruz.
Buradan biraz çeşidimiz bol.
Backend servislerindeyse çoğunlukla Java ve Go üzerinden ilerliyoruz.
BFF ve gatewaylerimiz var.
Orada da yine Go kullanıyoruz.
Database olarak biz ana source kaynak olarak Couchbase kullanıyoruz.
Ancak read operasyonlarımız içinse Elasticsearch.
kullanıyoruz. Bunun yanında işte monitoring tool'lar kullanıyoruz.
İşte yine Trendyol standartı olacak.
New Relictir, Beholder, Log Tracing için Kibana gibi tool'lar.
İhtiyaca göre de böyle yeni çıkan şeyleri de aslında takip ediyoruz.
Son zamanlarda bir GoDSP uygulamaları çıkmıştı Trendyol içerisinde.
Onları deneyimledik. GoDSP biz de kullanmaya başladık.
Baya memnunuz ya. Aynen öyle.
Merak edenler için kitaptan bakabilirler.
Reklamını da yapmış olalım. Evet.
Teşekkür ediyoruz buradan. Go DCP.
Aynen. Öyle.
Bir de otomasyon testlerimiz var.
Onlar için de yine Java kullanıyoruz.
Belki oradan Tümers daha sonra bahseder zaten.
Genel özetle böyle. Çok iyi.
QA tarafında neler oluyor peki?
Bizim tarafta kullandığımız teknolojiler şöyle.
API testlerimiz, API otomasyonlarımız için Java Cucumber kullanıyoruz.
Visual. testlerimiz için ve UI testlerimiz için Cypress'i kullanıyoruz.
Önceden Selenium kullanıyorduk.
Sonra Cypress'e geçtik.
Çok da iyi oldu. Hatta Selenium'u unuttum diyebilirim.
İhtiyacım da olmuyor diyebilirim.
Yani aşık oldum diyebilirim hatta Cypress'e.
Abi eski sevgilinden bahsediyorsun gibi olmadım.
Unuttum bile artık. Aklıma bile gelmiyor.
Bir şey diyeyim, kesinlikle unuttum.
Yani iyi ki böyle bir şeyi var etmişler diyorum.
Yani bunu dememin sebebi hem yazılabilirliği, hem okunabilirliği, hem de hızı, hem de kalitesi.
Yani çok şahane bir şey.
Eğer şu an beni bir test...
süreçlerinden sonra ya da arkadaşlarım dinliyorsa bir göz atmaları, incelemelerini öneririm.
Hem UI Functional tarafında Cypress kullanıyoruz hem de Visual Testlerde Cypress kullanıyoruz.
Visual Testlerde Cypress ile beraber Visual Recreational Tracker diye bir kütüphane var.
Aslında repository bu.
GitHub repository. Bakabilirsiniz.
Yük testlerimizde bizim platform ekibimizin geliştirdiği Ares adlı platformu kullanıyoruz.
Burada dediğim gibi trend yolda.
içeride geliştirilmiş bir doldu.
Şu anlık böyle bahsedebilirim.
Bizim tarafımızdaki kullandığımız teknolojilerden.
Çok güzel teknolojiler bu arada gerçekten.
Yani her söylediğiniz bir öncekinin bir tık arttırdığı özellikle ben de çoğunlukla frontend yazdığım için işte Vue.js var, React.js var, React Native var, Backend.java.go vs.
Test süreçleri de keza öyle test teknolojileri.
Ben ufak şeyi sormak istiyordum.
Hiç Playwright deneme imkanınız oldu mu ya da Playwright inceleme imkanınız oldu mu Hüseyin?
Henüz öyle bir ihtiyacımız olmadı.
Ama gelecekteki süreçlerde konuşabiliriz.
Bunu değerlendirebiliriz.
Ama dediğim gibi ihtiyacımız olmadı.
Anladım. Biz ekipçe böyle Playwright'i biraz kullanmaya başladık.
Biraz böyle POS'sini yapmaya başladık.
Bayağı da açıkçası yani Cypress'ten daha verimli olduğunu gördük.
Bu da isterseniz bir ara incelersiniz.
Çok güzel bir teknoloji o da.
Teşekkür ederim. QA konusunu hiç kapatmadan direkt olarak test olan QA.
tarafından bir soru yine sormak istiyorum.
Bu test süreçleriniz nasıl ilerliyor sprint içerisinde?
Bir iş alındıktan sonra testi nasıl yapılıyor ve nasıl ilerletiliyor?
Teke tek toplantılara ne zaman gidiyorsun tam?
Teke tek toplantılarına istediğim zaman giriyorum.
Yani benim öyle bir rahatlığım var.
Çünkü sonuçta şöyle, ortada bir sorun varsa bunu halletmeliyiz.
Düşüncesi olduğu için herkeste.
Yani öyle bir rahatlığım var benim.
QA süreçleri nasıl ilerliyor?
Şöyle ilerliyor. Biz her gün ekibin daily'sinden sonra bir de benim diğer QA arkadaşım, kendi aramızda daily yapıyoruz.
Test daily. aslında bunun adı.
Değiller de planlıyoruz.
İşte bu iş ne oldu?
İşte halledildi mi?
Neden bu kadar uzun sürdü?
Ya da bugün hangi işleri kim yapsın diye aramızda bir paylaşım yapıyoruz.
Bu paylaşımları yaptıktan sonra Şunu ikimiz de iki köye olarak şunları sorguluyoruz.
İşte bu bir functional bir test mi?
Businessing ilgilendiren bir test mi?
Eğer değilse bizim var olan otomasyon testlerimizi çalıştırmamız bunlar için yeterli olacak diyerekten cycle time'ımızı artırmak için o işi hızlı ilerletmek için o işlerle ilgili...
süreçleri direkt tak tak ilerletiyoruz otomasyon testleriyle.
Ama eğer bir feature işi ise functionality'i, business'ı değiştiren bir iş ise bu işlerle ilgili tüm otomasyon UI ve visual UI functional ve visual testleri koşuyoruz.
Ama şöyle olduğunca işlerin otomasyonları yazılmadan dana ilerletmemeye çalışıyoruz.
Yani aslında bizim tarafımızda şey var.
Her bir feature'ın aslında hem API otomasyon tarafında hem visual test tarafında hem de UI functional test tarafında otomasyonlarımız oluyor.
Ondan sonra süreç UAT arkadaşımıza gidiyor.
Tabii ki UAT derken burada aslında biraz R2 araya giriyor.
R2'ye gelene kadar biz testlerimizi yaparken evidence'larımızı aslında test kayıtlarımızı alıyoruz.
Bunlar gerek olsun ekran görüntüsü.
veri gerek olsun videolar vs.
Bunları hazırlıyoruz. Çünkü hani Piyo'nun yani aslında Ertuğ'nun bir ön yüz olarak hem seller tarafında hem de müşteri tarafında UAT olarak değerlendirmesini istiyoruz.
Değerlendirirken de ona verdiğimiz bu evidanslar işe yarıyor.
Aslında ikinci bir test olmuş oluyor.
Bu da bizim açımızdan faydalı oluyor.
Ertuğ'dan yani aslında UAT'den bize onay geldiğinde bu iş artık bizim için release'e hazır demektir.
Sonrasında da topu developerlar alıyor.
Süreçlerimiz, köy süreçlerimiz böyle ilerliyor aslında.
Sizin tarafta şu anda bir tane mi köy vardı?
İki miydi? İki kişiyiz.
İki kişiyiz. Kendi aranızda peki iletişimde şey yapıyor musunuz?
Mesela bizde de iki köy var. Bazen mesela ikisi kendi arasında çoğu şeyi çok iyi hallettikleri için biz mesela dışarıdan bazen siz hani ne yapıyorsunuz?
Ne oluyor burada gibi hani şey yapıyoruz.
Ne konuşuyorsunuz? Yani ne konuşuyoruz derken?
neler iş olarak yapıyorsunuz?
Çünkü iki kişi olmanın şöyle bir dezavantajı var mı?
Bunu soracaktım aslında. Daha az dokümente ediyor musunuz bazı şeyleri?
Mesela developerlar daha az haberi oluyor mu ne yaptığından?
Aslında şöyle, bizim testlerimizde %100 ne yaptığımızı developer tam sahip değil.
Ama sahip olmaları için gelecekte planlarımız var.
Bizim test işlerimize, testlerimize dahil olabilmeleri için.
Diğer QA arkadaşımla ilgili sürekli iletişimde kalmaya çalışıyoruz.
Bunun nedeni şu, şimdi Bir işi, o test yani bir feature'ı o arkadaşın, hatta o arkadaşım değil mi?
Ahmet diyeyim direkt. O arkadaşım derken çok kötü oluyor.
Ahmet benim QA arkadaşım.
Ahmet bir iş alıyor, ben de bir iş alıyorum.
Ama şöyle bu ikisi de ayrı iş.
İki tane ayrı test var.
Sonuçta iki ayrı testtir, iki ayrı işi test ederken ben onun neyi test ettiğini bilmiyorum.
Nasıl test ettiğini bilmiyorum.
Testin detaylarını bilmiyorum.
Şimdi bizim bunu da kaçırmamamız lazım.
Yani onun testi... işe sahip olmam lazım.
O da benim test ettiğim işe sahip olması lazım.
Bunu kaçırmamak için sürekli iletişimde kalmaya çalışıyoruz.
İşte örnek veriyorum.
Aa işi test edilirken arada şöyle bir pürüz var ama bu pürüzü şu şekilde halledebilirsin vesaire ya da bu gelecekte şöyle bir sorunlar oluşturacak.
Biz şu anda öyle ilerleyelim gibi gibi notlarımızı alıp birbirimizle paylaşıyoruz.
Çünkü şey yani aslında QA olarak yani developer in test pozisyonda çalışan Arkadaş olarak bizim tüm süreçlerden olabildiğince haberdar olabilmemiz lazım ve biliyor olabilmemiz
lazım. Çünkü ekip best developer bir piyo ve iki tane testtir.
Ama neredeyse tüm lojikler bizden geçiyor gibi bir şey var.
Ben %100'ünü bilmiyorum şu anda.
Çünkü çok fazla projemiz var.
Hem frontend tarafında hem API tarafında.
Normal yani. Çok fazla var.
İki tane proje var. İki tane projenin işte çok fazla detayları var.
Dolayısıyla bunların yani bizzat olarak akılda tutabilmek tamamen mümkün değil şu anlık.
Biz de bu mümkün olan şeyi sağlayabilmek için sürekli iletişimde kalıyoruz.
Bu iletişimde kalmamız aslında bizim test süreçlerinin daha iyi ilerletmemizi sağlıyor diyebilirim.
Evet evet çünkü dediğin gibi yüzde yüzüne sahip olmak da çok zor.
Her zaman böyle hakim olmak kafada.
Bir şekilde birbirinizi updateleştiriyorsunuzdur diye tahmin ediyorum ben de.
Aynen, aynen. Çok iyi, çok iyi abi.
Teşekkür ettim. Peki burada şu anda biliyorsunuz böyle yeni şey de oldu kısa zaman önce.
GBT4'ün O'su falan yayınlandı.
Her gün daha da şey yapıyor.
Her yerden böyle AI'da bu oldu, AI'da bu oldu falan.
Özellikle bu işin içindeyseniz çok hızlı gelişmeler falan oluyor.
Bizim tarafta da Trendyol'da el elemle ilgili projelerimiz falan çıktı.
Medium'da yazılarımız falan da oluyor.
Paylaşımlar yapıyoruz. Burada sizin taraflarda da sanırım geliştirmeler, kullanımlar var.
Bununla ilgili biraz detay alabilir miyiz?
Tabii ki alabilirsiniz. Biz de ilk başta Elelem'in bu lama tarafı çıktığı zaman bayağı heyecanlandık.
NLP tarafında da PM arkadaşım Büşra var.
Büşra ile de bayağı böyle konuşuyorduk.
Soru cevap tarafı özellikle user generated content ile de bağlantı olduğu için müşterilerin girdikleri inputlar var, satıcıların girdikleri inputlar var.
Buradan gerçekten bayağı bir proje.
yapabiliriz diye düşündük.
Burada da hatta ilk başta şirket içerisinde de bayağı desteklenmeye çalışıldı bu erelem konusu.
Bu erelem ilk çıktığı andan itibaren ilk sprintte bir POC aldık.
Ekipteki back-end arkadaşımız Erdem kendi başına hem front-endine hem back-end ile böyle bir POC çalışmıştı.
Hatta şöyle bir şey düşündük.
Bizim ürün sorularındaki challenge'larımızdan bir tanesi şu aslında.
Müşteriler bir fashion ürününde yani bir giyim ürününde girip Sürekli benim boyum şu, benim kilom şu, bana ne beden önerirsiniz diye satıcılara soruyorlar.
Normalde bir bakıyorsunuz ürünün listeleme sayfasına 10 bin tane soru var bir giyim ürününde ve hepsi sadece şey.
Benim bedenim bu, kilom bu, bana ne önerirsiniz?
Ve satıcı bunların her biri için ayrı bir mail alıyor, ayrı bir push alıyor.
Oraya girecek, cevaplayacak, daha sonrasında müşteriye gidecek.
Ve bu soru sayısı arttıkça sonuçta satıcının da cevaplama hızı da...
Aslında biz bunu nasıl müşteriye daha hızlı şekilde verebiliriz?
Satıcının daha önceden verdiği cevapları kullanabilir miyiz?
Gibi gibi böyle bir mesela POC çalışmıştık.
Bunun yanında da aslında bu POC'yi hani el elem tarafında daha gelişmesi gereken yerler var.
Buraları da el elem tarafları çalışıyor.
Bir yandan kontakta kalıyoruz.
Bir yandan da aslında gitmek istediğimiz şey nokta.
Ne derler? Ütopya yani.
Müşterinin soru sorarken satıcının cevaplarından acaba biz faydalanarak satıcıya daha soru eşlik etmeden bunu verebilir miyiz?
Bu cevabı doğru şekilde verebilir miyiz?
Buna aslında çalışıyoruz.
Bu hedefte analizler yapmaya çalışıyoruz.
Umarım bir gün olur. Biz bu sayede aslında bu dediğim müşterinin sorduğu soruya bir saniye içerisinde cevap vererek müşteriyi direkt olarak alışverişe taşıyabiliriz.
Aslında buraya koşmaya çalışıyoruz diyebilirim.
Çok iyi ya şey gibi değil mi? Ben mesela bir tişörtün sitesine girdim.
Ben şey diyorum ya benim kilom bu işte boyum bu.
Acaba hangisini alsam sence diyorum chatbot gibi bir şeye bir yere.
O bana direkt sen şunu alsan var ya üf yakışır diyor.
Bunun gibi. Evet aslında. Ama bunu söylüyor yani.
Sana bence bu olmaz kardeşim.
Sana kırmızı bence emin değilim.
Bak sana sabrı yeşilini al.
Bu arada bir şey aklıma geldi.
Twitter'da görmüştüm. Biri şey sormuş hani 120 kiloyum, şu boydayım.
Bana hangisi olur acaba? Satıcı şey yazmış.
Efendim hiçbir bedenimiz size olmamaklıdır.
Çok üzgünüz yazmış.
Çok şeydi. Çok komikti yani gerçekten.
Elelem buna ne derdi bilmiyorum açıkçası.
Elelem direkt şey diyormuş. Yok. Bunun gibi şeyler olabiliyor.
O tarafta, bu arada beden konusu aslında sadece el elem dışında da belki daha basic yollarla çözülebilecek bir şey.
Ama çok genel bir krem su bazlı mı?
Bu soruyu cevaplayabilecek ya da hangi yaşlar için uygun?
Çocuğuma bu ürünü verebilir miyim?
Hamileler kullanabiliyor mu böyle?
Aslında bu gibi sorulara tak tak tak çok net bir cevap verebileceğini düşündüğümüz için burada aslında el elemenin yararlı olabileceğini düşünüyoruz.
Buna ek olarak şey de söyleyebilirim aslında.
Satıcıların Çok soru aldığı konu başlıklarından, taglerden aslında yola çıkarak ileride satıcının ürün özelliklerini beslemeyi, bunun gibi şeyler yapmayı da aslında düşünüyoruz.
Bu sayede aslında satıcının üründeki, PVP'deki işte doldurabileceği alanları maksimum doldurabilelim.
Buna bir fayda sağlayabilelim gibi aslında vizyon misyonlarımız da var diyeyim ben.
Valla çok iyiymiş. Yani Q demeden question diyebilir miyiz?
Yani daha hiçbir şey yazılmadan.
Aa, question answer'ın answer olmayan.
Yok. A demeden A answer mı oluyor?
Aynen öyle. Q demeden answer.
Q demeden answer aynen.
Bir tane Spiderman şey vardı ya tabii efendim.
Onun gibi aslında birazcık.
Direkt olarak AI şey diyecek tabii efendim hemen cevap verecek.
Çok iyi çok iyi.
Yani çeşitli çeşitli ekiplerde çeşitli çeşitli elelemler konuşuluyor.
Ben hani birkaç örnek daha duymuştum.
Ama yani duyduğum en etkililerinden biri bu açıkçası.
Ben çok beğendim. Bu arada o arkadaşın üzüntüsünü de anlayabiliyorum bir kilolu insan olarak.
Kendimi yerine koydum diyorsun. Siz onları gülerek anlatırken benim gözümden bir damla yaş aktar.
Biz zaten senden bahsediyorduk falan diye.
Yani gerçekten büyük bir skandal.
Neyse çok güzel bir proje şimdiden.
Ben Seliray diye bulup atayım sana sen satıcı.
Ben bir satıcı ile konuşayım.
Şimdi çok güzel süreçler, çok güzel teknolojiler fakat her teknolojide, her takımda sorduğumuz klasik sorulardan biri var.
Sonuçta bu teknolojiler çok güzel evet ama bunların bir takip edilmesi gerekiyor.
Bir süreçlerinin ve işte daha sonrasında sonuçların takip edilmesi gerekiyor.
Burada da monitoring çok önemli.
Siz monitoring ekibi olarak nasıl yapıyorsunuz?
Ben de yine klasik bir cevap vereceğim gibi olacak ama yine Trendyol genelinde standartlaşmış tool'ları kullanıyoruz biz de.
New Relic, Beholder gibi.
Yani New Relic üzerinden bildiğiniz gibi işte metriklerin servislerini takip ediyoruz.
Response timelerini, error rate'lerini, aptX skorlarını gibi gibi.
Yani ilk ya tabii bir alert sistemimiz de var.
Apilerden gelen... Alarmlar ilk gelmeye başladığında ilk baktığımız yer burası oluyor.
Hani buradaki RT artışının veya error artışının olduğu aralıkları işte trace edip işte bu hata nereden kaynaklı işte bazen...
elastikten kaynaklı bir hata yaşayabiliyoruz veya tamamen business logic ile ilgili bir problem olabiliyor.
Buralarda gerek de mesela elastikle veya Couchbase ile ilgili bir sorunsa DBA ile iletişime geçebilmek için öncelikle buraları bir check ediyoruz.
Yine Beholder'ı kullanıyoruz.
Eskiden Grafana'ydı ama artık Beholder diyoruz.
Burada da yine CPU, memory kullanımı gibi metriklere ulaşabiliyoruz.
Bunun gibi bir de burada Beholder'da çok kullandığımız bir özellik var.
Elasticsearch ile ilgili slowlogları gözlemliyoruz burada.
Biz kendi elastiğimizde bu slowlog confini enable ettik.
Böylece de artık Beholder üzerinden gerçekten yavaş dönen sorguları takip edip buradan onlara daha sonrasında çözüm bulmaya çalışıyoruz.
Bir de son zamanlarda bir OpenTelemetry tool'u trend yolu için de yine bizim de kullanmaya başladığımız bir tool oldu.
Yine metrikler ve log tracing için.
Bu kadar diyebilirim aslında.
Open telemetriyi biz de yavaştan kullanmaya başlayacağız gibi.
Orada güzel şeyler var open source olarak.
Bir bakmalarını tavsiye ederiz bilmeyenler için de.
Diyelim. Peki monitoringde bu kadar şey yapıyorsunuz.
Asıl bu işin eğlenceli kısmı ne?
O monitoringin böyle Bağırması, ağlaması, incident.
Var mı böyle yaşadığınız bir incident ya da yaşadığınızda nasıl, ne yapıyorsunuz?
Güzel bir örnek varsa favorimdir.
Yaşıyoruz, yaşadık yakın zamanda da aslında.
Biz bir dönem elastikle ilgili biraz sıkıntılar yaşadık.
Orada read-up'imizin down olmasına kadar, CPU'ların artması, sorguların yavaş dönmesiyle süre gelen bir süreç yaşandı.
Bu ara bir TPP geçişlerinde biraz sıkıntılar yaşadık.
Bazı yani şu anda otomatik oluyor.
Argo CD'den TBP'ye geçerken uygulamalar otomatik generate oluyor konfikler.
Orada kaçırdığımız birkaç konfik oldu.
Virtual servislerle ilgili.
Burada bir instant yaşadık.
Bazen böyle dış uygulamalar kaynaklı da yaşadığımız oluyor.
Yani bir OpenStack örneği oldu.
Bir gece yarısı 4 müydü saat?
5 müydü? Tam hatırlamıyorum.
En güzel saatler. Ben de onk oldum.
OpenStack'le ilgili bir problem olmuş.
Uygulama ayağa kalkmıyordu bizim.
Orada bir telefonla uyandım.
Neyse ki orada işte hani gece gerekli arkadaşlar uyanıkmış zaten.
Onlara yazdım vesaire.
çabucak çözüldü. Bazen de işte biz nasıl geliştirmeler kaynaklı, bazı case'leri atlıyoruz veya işte karmaşık logiklerde birbirini ezme gibi şeyler yapabiliyoruz.
Burada ne yapıyoruz? Biz zaten on-call sistemi var yani bizim ekip içerisinde de backend developerlar olarak on-call oluyoruz.
Yani support kanallarımızı düzenli takip ediyoruz.
Alertlerimizi düzenli takip ediyoruz.
Bazen Ertuğ'dan da gelebiliyor bazı Yani müsait olan bütün arkadaşlarla, ekiptekilerle toplanıp hani bir bu tool'ları, monitoring tool'ları gözden geçirip case'i incelemeye
başlıyoruz. Log'lara bakıyoruz, tool'lara bakıyoruz.
Eğer varsa elimizde bir örnek, prod ortamından gelen bu örnekleri inceliyoruz sorunun kaynağı bulmak için.
Tekrar eden paternlere bakıyoruz.
Böyle, bu şekilde ilerliyoruz aslında.
Valla gecenin üçünde on koldan gelen aramayla uyanmak, isimli drama hepimizin başına geliyor anlaşılan.
Tabii Fırat bunu anlayamaz.
Az önce mesela nöbettelermiş Sula mesela.
Diyor ki mekançılar kendi aramızda nöbet tutuyoruz diyor.
Neden frontentçiler katılmıyor?
Mesela Cengiz neden böyle oluyor?
Frontentçiler sürekli nöbette çünkü.
Bizim yapacağımız başka bir şey olmadığı için.
Değil mi? Şimdi ben bunu çok iyi anlayabiliyorum.
Biz client ekibi olduğumuz için direkt olarak.
Bize kötü bloglar. O yüzden çok iyi anlayabiliyorum arkadaşı.
Hemen şey yaptın değil mi? Empati kurabildin.
Tabii tabii. Fronterçiler böyle bir tarikat diyebilir miyiz abi?
Herkesin birbirini tanıdığı büyük bir tarikat.
Valla bilemem.
Yani bu konuda bir şey söyleyemem.
Topuklarım için. Okey.
Şimdi vaktimizin de yavaş yavaş sonlarına doğru geliyoruz.
Sorularımızı bitirelim.
Ben başka aslında teknoloji dışında bir soru sormak istiyorum.
Şimdi yani tren yolu genelinde özellikle sizin ekibin neticesinde yoğun geçen sprintler olduğunu gözlemliyorum.
Bu yoğun geçen sprintler harici kendinizi geliştirmeye vaktiniz oluyor mu peki?
Ve bunun yanında işte tren yolu...
Komünitesi içerisinde akıl olabiliyor musunuz?
Çeşitli şeyler yapabiliyor musunuz?
Mesela işte yazılar, blog yazıları, medium yazıları vs.
ya da başka etkinlikler yapıyor musunuz?
Burada sözü ben alayım.
Evet yapıyoruz. Bunu en çok yaptığımız bir zamanımız oluyor bizim.
Her cuma... Special Interest Time diye bir toplantımız var.
Bunlar kişisel toplantımız bizim.
Her cuma 2 saat olarak aslında kendimize zaman ayırıyoruz.
Bu ayırdığımız zamanda ne yapıyoruz?
Ekibe katkısı olsun ya da olmasın.
Olmasın dediğim case de şu oluyor.
Aslında bireysel olarak bize teknik olarak katkısı olabileceğini düşündüğümüz şeyler.
Benim birkaç tane hazırladığım medium yazıları var.
Aynı zamanda bu Spatial Interest Time'da geliştirdiğim uygulamalar var.
Testleri daha kaliteli hale getirebilmek için yaptığım geliştirmeler var.
Medium yazılarında benim iki tane önerebileceğim...
Developer in Test pozisyonda çalışan arkadaşlar için hatta tester hatta QA arkadaşlar için önerebileceğim iki tane yazım var.
Bir tanesi Why Are We Developer in Test başlıklı.
Diğeri de Cypress Object Model Test.
Bu ikisinin de okunmasını tavsiye ederim test ile ilgilenen arkadaşlara.
Kısaca Bahsedersem, Why Are We Developer in Test yazında neyden bahsediyorum?
Şimdi QA dünyasında, test dünyasında bir title geçişi oldu.
Artık bizim title'ımız Quality and Assurance değil, Software Development Engineering in Test olarak geçiyor.
Bizim Trendyol tarafındaki title da aslında Developer in Test.
Hani bunun önemini anlatan, biz aslında amacımızın test olmadığını anlatan bir yazı.
Örnek vermem gerekirse, Bu biraz daha benim fikrimde olan bir yazı.
Ben şu anda mesela test süreçleriyle ilgilenen, developer in test pozisyonda çalışan birisi olarak aynı zamanda bizim uygulamalarımızın geliştirdiği repoları da inceliyorum.
Aynı zamanda bulduğum bug'ları da fixlemeye çalışıyorum.
Nasıl? Yani bu hem backend olur hem de frontend olur.
Bunu yapma isteğim biraz da şeyden geliyor.
Uygulamalarımızı tamamen daha da iyi tanımak amaçlı.
Hem frontend hem backend'de.
Ne oluyor? Ben kodu incelerken ve bir görüyorum.
İlk önce test ediyorum feature'ı.
Test ettikten sonra görüyorum ki bir tane bug var.
Diyorum ki bu benim çözebileceğim bir bug.
Şimdi bunu yapabileceğimi anlıyorum.
Gidiyorum bizim frontend projesini klonluyorum.
Repo'yu çekiyorum ve çok küçük bir bug'ı düzeltiyorum.
Ama küçük bir bug'ı düzeltirken ki karşılaştığım şeyler şunlar.
Mesela... Frontend ile ilgili bir testçi olarak bir bug'ı çözmeye çalışırken indirdiğim projenin bir React Native projesi.
Daha önce hiç hayatımda geliştirmedim.
Ama küçük bug'ı çözerken React Native'i sevmeye başladım.
İşte kullanımını sevmeye başladım.
Nasıl çalıştığını vesaire görünce nasıl ayağa kaldırdıktan sonra işte proje üzerinde...
bir etkim olabildiğini gördüğünde bir bakıyorum.
Hani hoşuma gidiyor. Bu hoşuma gitmekle beraber de aynı zamanda bir teknolojiyi öğreniyorum.
Ama en güzel şey de uygulamamızı çok iyi öğreniyorum.
Bekent tarafında da mesela bir şey olmuştu.
QA ekibine ilk girdiğinde şey olmuştu.
Bir tane lojik var. Ürün sorusu sorduğumuzda mesela ürün sorusunun içerisinde yasaklı bir kelime varsa bunu rejected ediyoruz.
Kişisel bir bilgi varsa başka bir aksiyon alıyoruz.
Eğer trend yolu harici bir görev içeriyorsa başka bir aksiyon alıyoruz.
Ben dedim ki bunların hepsinin aynı anda kullanıldığı bir case de ne oluyor?
Şimdi bu biraz uç case gibi oluyor.
Herkes aklında tutamayabilir.
Hani ekip de bunu bilmiyordu.
Ben bunu ekipten öğrenmek yerine direkt koda bakmayı tercih ettim.
Ve orada bir bak çıktı ortaya.
Nasıl söyleyeyim?
İşte abi bu böyle olmalıydı şunu şöyle yapsak mı vesaire vesaire diye.
Sonra ekip de katıldı. Aa evet gerçekten de böyle doğru dedi.
Daha hani daha çok bu konsepti anlatan bir yazı.
Bunu incelemelerini tester arkadaşlarının incelemelerini tavsiye ederim.
Gerçekten hem teknik olarak hem de biznes olarak hem de takım olarak iş geliştirme olarak çok güzel şeyler katıyor diyebilirim.
Çok iyi abi süper bu yazıları linkleri falan da istersen description'a falan da paylaşabiliriz bizi dinleyenler için.
Oradan da takip edebilirler.
Peki burada ekipçe yaptığınız böyle ekip dışında yapabildiğiniz şeyler var mı?
Zaman bu tarz şeyleri ayırıyor musunuz bilmiyorum.
Bazıları gurme ekipler oluyor.
Belirli yerlere gidip yemekler falan yiyorlar.
Oyunlar oynayan ekipler var. Discord'da ara boynumda bir şeyler vardı.
İsmini unuttum. Onu oynayanlar.
Ekipçe yaptıklarımızı mı soruyorsunuz abi?
Aynen. Abi şöyle.
Senede dört kere İstanbul dışından genel arkadaşlarımız oluyor.
İstanbul'da ofiste buluşuyoruz.
Ama Tabii ki bununla kalmıyoruz.
Ofis buluşmalarından sonra bir de ekipçe kendi aramızda etkinliklere devam ediyoruz.
Ne yapıyoruz? Dart oynamaya gidiyoruz.
Ne yapıyoruz? Bowling oynuyoruz.
Fiziksel buluşmalarda dediğim gibi...
İstanbul dışından gelen arkadaşlar için bunları yapıyoruz.
Çok etkisini görüyoruz.
Çok eğlenceli oluyor.
Bunun dışında da her gün bizim boş toplantımız var.
20 dakikalık. Burada ne yapıyoruz?
Biz oyun oynuyoruz. Curfew diye.
Bu oyunları oynarken de sürekli hani hiç konu fark etmez.
Title fark etmez. Çoğu şeyi konuşuyoruz.
Eğleniyoruz. Güzel bir aksiyon bizim için.
Hatta yakında da bizim bir İzmir'deki arkadaşlarımızla bir buluşma planımız var.
Bakalım aktif kalmaya çalışıyoruz.
Çok iyi ya biz de geçen Ankara ofise gittik.
Ankara'daki arkadaşlarla, ofis arkadaşlarımızla, ekipten arkadaşlarla beraber olmak için.
Baya eğlenceli geçti. Bu tarz şeyler güzel oluyor gerçekten.
Süper. Çok teşekkürler arkadaşlar.
Valla bence harika bir bölüm oldu.
Dolu dolu geçen, bizim de birçok şey öğrendiğimiz gayet güzel bir bölüm oldu.
Geldiğiniz için çok teşekkür ederiz.
Ağzınıza sağlık. Selam ekibin 52.
bölümünde Question and Answer ekibiyle birlikteydik.
Bir sonraki bölümde tekrar görüşmek üzere.
Sevgiyle kalın, iyi günler dilerim.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
