
Konuklar: Enes Başpınar, Gizay Eroğlu, Mehmet Can Koçaş, Selinnaz Perk, Tolga Cesur
46. bölümümüzde konuğumuz Storefront TR PDP ekibi oldu. Ekip yapısını, projelerini, teknoloji stack seçimlerini ve çok daha fazlasını konuştuk!
Transkript
Selam ekip, ben Storefront TRPDP ekibinden Cengiz.
Ben FullFilmTorder MasterData ekibinden Fırat.
Ben Productivity ekibinden Erdem.
Teknoloji ekiplerini tanıdığımız ve süreçler, teknolojiler gibi konuları konuştuğumuz Selam Ekip Podcast serisinin 46.
bölümünde Storefront TRPDP ekibiyle birlikteyiz.
Storefront TRPDP ekibini tanıyıp, ekip yapısı, kullanılan teknolojiler ve pratikler gibi konuları konuşacağız.
Arkadaşlar hoş geldiniz. Hoş geldiniz.
Hoş bulduk. Hoş bulduk.
Hoş bulduk. Bugün benim için de ayrı bir keyif, ayrı bir mutluluk.
Çünkü kendi ekibim olan PDP ekibiyle birlikteyim.
Gelen eleştirilere bir yanıtı buradan vereyim.
Daha öncesinde Dükkan ve ekibinde olduğum için orada da aynısını söylemiştim.
Şu anda PDP ekibindeyim ve yine aynısını söylüyorum.
Aynen, Cengiz yalan söylemiyor.
Çalışıyoruz, çalışıyoruz.
Hoş geldiniz tekrardan.
Bugün güzel bir bölüm kaydedeceğiz.
Öncelikle arkadaşlar, kısaca kendinizden bahsedebilir misiniz?
Ben başlayayım. Ben Tolga.
Storefront terapi ekibindeyim.
4 senedir tren yolda çalışıyorum.
Büyük oranda storefront ekiplerinde çalıştım.
Berlin'de yaşıyorum. Bu şekilde sözü ben Gizay atayım.
Selamlar ben Gizay.
İki buçuk senedir Trend Yoldayım.
Frontend Developer olarak çalışıyorum.
26 yaşındayım. İzmir'de yaşıyorum.
Aslen Aksekiliğim. Antalya'mıza bağlı bir köyümüzdür.
Teşekkür ederim. Topu da Melih.
Selamlar. Ben Mehmetcan ama ekipte arkadaşlarım genel olarak bana MCK diye sesleniyor.
Ben de yaklaşık 3 senedir Trend Yoldayım.
Başladığımdan beri Stopfront ekiplerinde çalıştım.
Yaklaşık bir senedir de Stopfront TR PDP.
ekibindeyim. Ankaralıyım.
Ankara'da yaşıyorum. 28 yaşındayım.
Sözü Selin'e bırakayım. Selamlar herkese.
Selin Naz ben de. 4 senedir tren yol teknoloji ekibinde çalışıyorum.
Store Frontere PDP ekibindeyim.
Devin Testrol'ündeyim ben de.
İzmir'de yaşıyorum. Aslen Adanalıyım.
Ben de topu Enes'e atayım.
Selamlar ben Enes. 25 yaşındayım.
Koca Üniversitesi Biksel Mühendisliği mezunuyum.
2,5 yıldır da tren yoldayım.
Kariyerime de tren yolda başladım zaten.
Onun öncesinde üniversite boyunca görüntü sistemi üzerine çalışıyordum ama mezun olduktan sonra Sonra bir yandaki kararı değiştirerekten web alanına yöneldim.
Bu şekilde özetleyebilirim kendimi.
Gizay öyle bir giriş yaptı ki herkes bir memleketini söylemeye ihtiyacı hissetti.
Öyle bir Akseki'den giriş yaptı.
Çok iyi. Akseki'nin Antalya'da olduğunu savunması da ayrı bir...
Evet. Başka bir yere bağlı olduğunu mu iddia ediyor insanlar?
Niye bunu özellikle? Akseki'nin Konya'ya bağlı olduğu iddiaları var.
Bu yüzden anlamını duymak istiyorum.
Antalya'ya bağlı. Antalya'ya bağlı.
Lütfen. Böyle bir şey olmaz. Bu arada ben de hep MFK'yı kullanıyorum.
Altyazı M.K.
Ve hepiniz yani gördüğünüz gibi burada frontendçiler var, köyler var vesaire.
Bir frontend ekibi, frontend ağırlıklı ekip diye anlıyorum.
Burada hangi ekipler, daha doğrusu hangi sayfalar sizde oluyor?
Bunları bir konuşabilir miyiz?
Tabii. Storefront TR PDP takımı hani daha önceki podcastlarda Discovery'e, Khan Checkout takımına katılmıştı.
Onlar biraz isimden evet anlaşılabiliyor ama PDP takımda aslında Product Detail Page'den geliyor.
Ürün detay sayfasını yöneten ve onları letit sayfaları geliştiren.
ekibiz. Storefront.tr altındayız.
Storefront.tr'de tamamen tren yolun Türkiye tarafındaki sayfaların işte geliştirilmesi, iyileştirilmesi üzerine çalışıyor.
Yorumlar, ürün değerlendirme gibi sayfaları da maintain ediyoruz.
Review kısımlara da dahil oluyoruz ürün detaylarına.
Evet. Aynen.
Business olarak ilişkili olduğu için, aynı kontekste olduğu için ürün, ürünün değerlendirmeleri.
O yüzden o da bizde. Peki ekipteki dağılım nasıl?
Yani developer QA olarak.
Toplamda 15 kişi çalışıyoruz birlikte.
10 developer çalışıyoruz.
2 QA'miz var. Beraber çalıştığımız bir product manager, bir designer, bir de takım liderimiz var ekip içerisinde.
10 developer çok iyiymiş ya. 10 developer, QA, PO.
13-14 kişi mi? Yoksa toplamda...
10 kişi mi? 10 developer QA'ler dahil değil diye biliyorum.
Bayağı iyiymiş ya. Kalabalık bir ekip misiniz?
10 developer'ı bir kabullenemedi ki.
10 developer işi yapamadım. Hayır ya öyle değil.
10 developer çok iyi. Helal olsun.
10 developer bir yerde çok iyi.
10 developer'ın neredeyse hepsi de bu arada frontend tarafında.
ekip olduğumuz için. O yüzden evet genele baktığımız, bugüne kadar konuştuğumuz ekiplere baktığımız zaman 10 gerçekten iddialı bir sayı yani.
Evet evet. Helal olsun.
Çok iyi götürüyorsunuzdur. Peki burada bu çalışma düzeni nasıl oluyor?
10 kişi sprint koşuyorsunuz sanırım.
Sprint koşuyor musunuz ya da Scrum framework'ı koşuyorsanız haftalık mı oluyor?
Ve 10 kişiyle nasıl oluyor?
Haftalık mı koşuyoruz abi?
Yani 10 kişi aslında baktığımız zaman, sorumluluğumuzdaki projelere baktığımız zaman...
Bence kafa kafaya hatta birkaç kişi de lazım buradan duyurulur.
11.yi arıyoruz.
Zaten hani alım düşünülüyordu yanlışım yoksa genişlemeyi de düşünüyoruz ekip için diyebiliriz.
Hani aldığımız duyumlara göre.
Biraz şeyden bahsedeyim ben aslında.
Takvimi böyle özetleyeceğim size çok kısa.
Sprint'i nasıl dağıtıyoruz böyle.
Orweave olsun diye.
8.50'de daily'leri yapıyoruz.
Daily'ler 10 dakikadan uzun olmuyor.
Genelde başka bir toplantı, ek madde çıktığında başka bir toplantı üzerinden ilerletiyoruz.
Pazartesi günleri 13.00'da planning toplantımızı yapıyoruz.
Onun öncesinde, önceki sprintten işler kaldıysa onları yapıyoruz.
Aksi durumda da teknik işler varsa onları ilerletiyoruz.
Ardından product manager'ımız Özge bizimiz taskları getiriyor ve teknik backlog'dan aldığımız tasklarla birlikte de sprintimizi oluşturuyoruz.
Çarşamba günleri 16.00'da teknik grooming yapıyoruz.
Sonrasında işte saat 5'te bir kahve molamız oluyor.
Kahve molasında da oyunlar oynuyoruz.
Buradan tavsiye ederim yani bayağı rahatlatıcı oluyor.
Şu araba yarışı oyunu mu? İsmi unutuyorum.
Smash Cars oynuyoruz.
Fall Guys'ın çakması var.
LoL Winstion oynuyoruz.
Başka bir sürü oyun var. Toast var mesela.
Bir sürü oyun oynuyoruz.
Steam'den indiriyoruz. Gozgozdak.
Chatten. Destek geliyor.
Bunu her gün mü yapıyorsunuz bu arada?
Oyun önerileri geliyor çok iyi.
Bu çarşamba günü 5'te yaptığımız bir etkinlik.
Çarşamba günü okey tamam. Mesela sayılır işine denk getiriyoruz ki hani herkes katılsın ve ekipçe bir etkinlik yapmış olalım.
Perşembe günleri de groomingimiz var saat 1'de.
Onun haricinde işte cumada week update yapıyoruz.
Böyle o hafta yeni bir...
teknik iş öğrenenler varsa onları aktarıyor.
Onlarla diğer takımlarla iletişimimizi kuruyoruz.
Disco Checkout ekibinden update'ler.
Biz onlara update veriyoruz. Özetle böyle.
Buradaki Disco Discovery ekibi oluyordu.
Evet. Disco diye kısaltıyoruz. Discovery ekibi.
Özetle bu şekilde. Çok detaya girmemişimdir Umut.
Özetle değil. Bütün haftaya Allah'ım beni benziyor.
Bütün haftaya Cumartesi pazarın dahil olmadığını da Cumartesi pazar tatil değil mi?
Bu bilgiyle paylaşabiliriz. Dışarıdan insanlar Cumartesi pazar çalıştığımızı düşünüyor.
Çalışmıyoruz arkadaşlar. Nöbetçi değilsen tatil.
O gelmez de tatile.
Orada şey merak ediliyor bence.
Toplantılarını ne sıkıntılı yaptığınızı merak edildiği için biraz aktarmak istedim podcast'ı dinleyenlere.
Buna selam. Devam edelim. Süper, harika.
Bu güzel özetin için öncelikle çok teşekkür ederim Enes.
Peki burada şimdi sprintler işte içerisinde tasklar alınıyor işte planning toplantısında vesaire.
Bunların bir önceliklendirmesi yani groomingde önceliklendirme yapılıyor.
Nasıl bir önceliklendirme işlemi burada söz konusu?
Bir de bu önceliklendirme durumuyla alakalı geliştirdiğiniz çözümler mevcut mu?
Şöyle Kardo aslında bizde...
Zaten sprint aldığım işlerin belli bir yüzdesi genelde business iş, geri kalanı teknik iş gibi oluyor.
Bir dağılım oluyor. Tabii ki o sürekli değişiyor o an dinamiğe, business requirement'larına göre.
Zaten business işlerdeki tamamen öncelik product owner arkadaşlardan.
Beklentiye göre, deadline'a göre önceliklendirmeyi product arkadaşımız yapıyor.
Biz de developerlar olarak şey tarafına odaklanıyoruz.
Teknik işlerde...
ödememiz gereken teknik borçlar var, onları ödemek ya da daha iyi olacağını düşündüğümüz geliştirmeler varsa bunları da Technical Grooming adında bir toplantıyla yapıyoruz.
Burada da aslında haftalık olarak, Enes de biraz önce bahsetti zaten, haftalık olarak bir araya geliyoruz.
Bir teknik borç varsa konuşacağımız, onu konuşuyoruz ya da bir öneri varsa ekipten bunlar Technical Grooming'e geliyor.
Biz de ekip olarak scorecard uygulayarak aslında hangi işin gerçekten öncelikli olup olmadığını belirlemeye çalışıyoruz.
Hani scorecard'da da aslında hani baktığımız böyle birçok böyle parametre var aslında.
İşte development'ının kolay olması, customer efekti, security olarak bir...
Bize bir kazanç sağlayacak mı?
Ondan sonra daha böyle maintainable bir code base'imiz olacak mı gibi böyle birçok parametremiz var.
Hatta belki araya da bir reklam sıkıştırabilirim.
Bunun içinde işte geliştirdiğimiz içeride open source olarak geliştirilen grubu üzerinden yapıyoruz.
Technical Grubing'de buradaki scorecard'ı kullanıyoruz.
Tabii ki Grubing'de de şey kullanıyoruz.
Planning Poker tarafına diye özetleyeyim.
Buradan da grubunun şeyini yapalım.
Grubu hatta description'a falan da ekleriz merak edenler için.
Şöyle aşağıdan bakabilirler.
Burada iki farklı grooming var demiştiniz bu arada ama.
İki farklı yani şey mi oluyor birinde piyo oluyor birinde piyosos kendiniz mi?
Evet birinde business işleri konuştuğumuz yerine daha teknik ağırlıklı işleri konuştuğumuz.
Ben bunu ilk defa duydum.
Yani daha önceki ekiplerden az önce bahsetmemiştik.
Peki bunun yararını gördünüz mü?
Yoksa denedik ya da yeni mi denemeye başladınız örneğin?
Yok aslında Storefront'ta bir kültür diyebilirim.
Tüm Storefront ekipleri aynı şekilde ilerliyor.
Haftada iki grooming var.
Birisi normal grooming ya da technical grooming.
Biz baya faydasını gördük.
Böyle içeride kendi geliştirdiğimiz tool'ları da konuşabiliyoruz.
Herhangi bir... Konuyu rise etmek istiyorsak teknik anlamda.
Sorumuz varsa onu bir şey aktarmak istersek.
Genelde teknik anlamda böyle kendimizi...
Tarsanıyorsunuz. Evet. Çünkü haftalık içinde şey de olabiliyor.
İnsan bir teknik anlamda böyle sürekli konuşmak da isteyebiliyor.
Herhangi bir spesifik bir konuyu.
Onları konuştuğumuz bir toplantı.
Tavsiye ederim. Evet ya bir denenebilir.
Ben de bir bakacağım merak ettim.
Nasıl bir şey olabilir acaba diye bir düşüneceğim yani.
Bizde de benzer bu arada.
Normal grooming yaptığımızda biz nıstan aktarım alıyoruz daha çok.
Technical Grooming'de de biz kendi içimizde neyi nasıl yaparız onu tartışıyoruz.
O yönden de güzel oluyor.
Hani şeye girebiliyorsun. Biznes olduğu zaman toplantıda birazcık böyle teknik detaylara çok girdiğin zaman toplantı çok uzuyor, kaygısı oluyor yani.
Evet. Onu aşmış oluyorsun aslında.
Ekip rahatça teknik detayları konuşabiliyor.
Zaten biznes haklarımı aldığın için güzel oluyor, keyifli oluyor.
P.O. açısından da düşünüyorum.
P.O. da sanki zamanında daha verimli kullanıyor gibi.
Tabii aynen. Sizde nasıl oluyor Fırat bu arada?
Bizde öncelikle grooming oluyor.
Yani biz groom'da tüm maddeler en başta bir geliyor.
Bu hafta hani Haftaya bunları almayı düşünüyoruz gibisinden.
Piyo işte diyor ki ben şunları şunları.
Kendi getirdiği bir bizzat işleri oluyor.
Teknik işlerde gelen işler varsa genelde büyük ihtimal biz açmışızdır zaten o maddeleri.
Biz ekip ediyoruz böyle bir madde var.
Şunu da bunu yapmayı planlıyoruz diye.
Ama çok tekniğini yani biraz konuşuyoruz ama duruma göre.
Çünkü şey yapıyoruz. Biz diyoruz ki sonra yine detayları kendi aramızda konuşuruz deyip uzatmamak için şey yapıyoruz.
Yani devam ediyoruz. Ama illa ki yine bir konuşuyoruz.
Böyle bir şey var. Haftaya böyle bir şey gelecek gibisinden.
Kısa dosya büyüsünden geçip konuşuyoruz.
Daha sonra bir teknik analize bunu teknik olarak nasıl yapabiliriz diye haftanın sonunda Cuma...
böyle akşamına yakın, Cuma öğünden sonra yani.
Kısaca konuşmasına ihtiyaç duyulan madde varsa, yani toplanıyoruz, bu maddelerden bu maddeyi konuşalım mı, bu maddeyi konuşalım mı?
Birisi konuşalım derse, evet bir kişi bile derse, o maddeyi konuşuyoruz.
Yoksa zaten teknoloji zaten yapılmışsa, yazıları okuyorlar, herkes zaten okey demek ki deyip, planlamada direkt puanlıyoruz gibi bir sistem var böyle.
Ama biz de şey yapıyoruz yani, denemeler yapıyoruz hala.
Bunu böyle mi yapsak, bunu böyle mi yapsak?
Hala bir şeydeyiz böyle, en verimli hali nasıl olabilir gibisinden.
Yürütüyoruz yani. Şey güzelmiş ama hani şey olabiliyor, grooming de normal.
Business ekiple işte PO ile task konuştuktan sonra belki teknik olarak bir engeli var.
Bunu o anda orada çözmek zor oluyor.
Sonrasında toplanmak da böyle zor olabiliyor ekibin.
Biz de genelden technical grooming'e atıyoruz.
Hani orada konuşalım diye. Hatta böyle takip ettiğimiz işte şiitler de var.
Grooming'in geçmişini.
Önceden hangi konuları konuşmuşuz.
Bazen de şey olabiliyor. Bir performans iyileştirmesi yapacağız.
Atıyorum konuyu. Gerek var mı?
Gerek yok mu? Gibi böyle şeyleri de aslında ön filtreden de geçirmiş oluyoruz.
Güzel ya mantıklı. Ben beğendim.
Takımın teknik işlerde aynı çizgide olması önemli oluyor.
Mesela Togabi'nin dediği gibi ya engeller oluyor başkası ona bir katkı sağlıyor.
Diyor ki burada şöyle bir engel var.
Ama genel olarak bütün takımın oradaki teknik sıkıntıyı bilmesi ileride onun takibini de kolaylaştırıyor.
Ben taskı bilen biri olarak onu takip etmesem bile diğeri daha dürterekten takibini iyileştirebiliyor.
Benim şimdi asıl değinmek istediğim konu, evet ekip çok güzel ve sayı olarak da fazla.
Remote çalışıyoruz. Remote çalışmakla ilgili ne düşünüyorsunuz, ne hissediyorsunuz?
Özellikle büyük bir ekipte. 10 developer varken.
Aynen. Bununla ilgili sorun yaşıyor musunuz?
Onu konuşabilirsek sıfır olur bence.
Yani aslında uzun süredir remote çalışıyoruz.
Bayağı hatta Trendle'a girdiğinden beri tamamen remote çalışmış arkadaşlar.
Bayağı bir fazla aramızda. Mesela kendimden örnek vereyim.
Ben hiç ofiste çalışmadım daha önce.
Bütün iş hayatım remote olarak geçti.
O yüzden remote çalışmaya adapte olduğumuzu düşünüyorum.
Bu bizim için de bir yaşam tarzı gibi oldu aslında.
Ofiste çalışmayı falan bir hayal edemiyorum pek.
Şimdi yeni yeni ayda bir gitmeye başladık.
Kendim alışmaya başladım.
Bizde bu aslında tabii ki remote çalışmanın kendi içinde sorunları var.
Özellikle böyle hızlı aksiyon alma konusunda bazen sorunlar yaşayabiliyoruz.
Bunu da çözmek için aslında kendimize sanal bir ofis ortamı yaratalım.
Bunu da Discord üzerinden sağlıyoruz genelde.
Şöyle bir kültür var aramızda.
İşte benim bir sorunum var diyelim.
Zaten Slack üzerinde de bir private channelımız var sadece 2016.
Oradan işte Google'umuzu da döndürüyoruz.
İşte bir teknik konu olduğunu da yazıyoruz.
Ama şöyle bir kültürümüz var dediğim gibi.
Bir sorun olduğunda ekip direkt Discord'da buluşabiliyor.
Yani atıyorum ben bir sorun yaşadım.
Bir şey çözemiyorum abi.
Diyorum ki müsait olanlarla Discord'da bir toplanalım.
Orada bir kişi, iki kişi, kim olursa artık, kim müsaitse hemen geliyor.
Ve o soruna beraber bakıyoruz ki beraber bakmanın önemi de yüksek açıkçası.
Çünkü bazen böyle bir tunnel vision'a kapılıp çok kolay bir şey göremeyebiliyorsun.
Ve o sayede başka birinin gözünün görmesi sayesinde çok daha hızlı aksiyon alıp sorunu çözebiliyoruz.
Hatta şöyle bir alışkanlığımız da var.
Atıyorum ben sıkıldım abi tek çalışmaktan.
Hani yalnız çalışmak istemiyorum.
Yine Discord'a giriyor o kişi.
Sonra onunla aynı fikri, aynı duyguya sahip kişi onun yanına gidiyor.
Aynı işe bakmasalar dahi orada hem muhabbet ediyorlar hem kendi işlerine bakıyorlar vesaire.
O şekilde dediğim gibi sanal bir ofis yarat.
kendimize. Böyle özgürce aslında orada çalışıyoruz.
Zaten kendi içimizde bir peer kültürü de var.
Atıyorum her zaman bir planning yap...
Yaptığımızda atıyorum benim bir pair ihtiyacım var orada.
Direkt hani pair'e birini çağırabiliyorum ya da atıyorum bana pair olmak isteyen biri bir konu hakkında meraklı diyelim.
Direkt hadi pair olalım bu konuda deyip pair oluyoruz.
Yani sürekli bir birlikte çalışmaya çalışıyoruz birbirimizden uzakta olsak.
Buna önem veriyoruz. O şey gibi oldu söylediğin diyorsun ya mesela aynı odaya giriyoruz ama asla aynı işe bakmıyoruz.
Bazen oluyor mesela ben de bir arkadaşımla bir kafe gidiyoruz beraber çalışıyoruz ama iletişim kurmuyoruz.
Birbirimizin yanında olmak yetiyor bazen.
Beraber çalışıyoruz, takılıyoruz.
Onun gibi olmuş. Onu böyle sanan hali gibi.
Aynen öyle. Bir muhabbet geliyor aklımıza.
Bir boş yapıyoruz. O sırada birimizin adı yazılıyor.
Aynı zamanda boş yapıyoruz falan.
Vakit de hızlı geçiyor. Eğlenceli hale geliyor yani.
Ben de katılıyorum.
Oldukça böyle birbirimizi desteklediğimiz, birbirimizden beslendiğimiz bir ortam oluyor.
Sıkılmıyoruz da. Ya da çok çok böyle şey de olmuyor.
Uzamıyor da. Bence gayet keyifli oluyor.
Peki takımda takıma bu aralar işte yeni kişiler de geldi 10 kişi olduk.
Takımdaki onboarding sürecinden biraz konuşalım istiyorum.
Bu süreç nasıl ilerliyor ve PDP'ye gelin gelen biri?
Ne gibi süreçler, ne gibi şeylerle karşılaşıyor?
Trendol genelinde olduğu gibi bizde de balilik sistemi var.
İşe başlamadan önce body tarafından ilgili kişi aranıyor ve sohbet muhabbet ediliyor.
İhtiyaçları var mı onlar bir önceden öğreniliyor.
Tabii ben son balilik deneyimi de Zoom üzerine yaptım.
Biraz daha görüntülü görüşme daha efektif oluyor.
Ardından onboarding sheet çıkartıyoruz.
Tabi bu body işe başlamadan bir hafta önceye tekabül ediyor.
Onboarding sheet üzerinden hafta hafta neler yapacağımız, hangi teknolojiler üzerine ilerleyeceğimiz konuşuluyor.
Zaten bildiğiniz gibi IK tarafından da peopleize üzerinden IK haftalık taslar atıyor.
Bunlar üzerinden de aslında onboarding'i de takip etmiş oluyoruz.
Tabi bizde birden fazla proje yayılmış olduğu için onboarding süreci proje bazlı ilerlemek durumunda kalıyor.
Önce işte... SFX üzerine ilerliyoruz.
Ardından Aziz Getfay dediğimiz Puzzle.js teknolojilerine geçiyoruz.
Bu şekilde ilerliyor. Tabi body'dan body'e de değişiyor bu akış.
Herkesin kendi yortu işi var diyorsun.
Kesinlikle. Zaten body tarafından hazırlanıyor Excel.
Ha okey. Zaten aslında her seferinde herkes kendi yöntemine göre bir şeyler sıralıyor.
Evet. Ya orada kişinin aslında kendi inisiyatifleri tabii ki var ama hani şey dönemselde değiştiği için ihtiyaçlar.
Aslında şey değil orada biz body sadece tek başına kafasına göre aslında hareket etmiyor.
Bir aslında bir template'imiz var.
Bir yollarımız da var.
Aslında tüm body'ler o gayet düzeninden gidiyor ama tabii ki dönemsel olarak bir de body'nin stiline göre evet ufak böyle nüanslar var.
Evet evet bize de öyle oluyor.
Yani çünkü öyle göstereceği şeyler zaten Aynı şeyler illa ki dediğin gibi.
Ama anlatım taze değişebiliyor.
O anki o takme göre değişebiliyor.
Zaman aralığına göre. Maddeler çoğunlukla aynı zaten.
Hani baktığımız zaman one to one'lar tanımlanıyor.
PM'le. liderle, teknik liderle.
İşte one to one'lar tanımlanıyor.
Bu gibi bazı ortak şeyimiz var.
Zaten çoğu da dediğin gibi Tolga abinin ortak.
Sadece teknoloji özeline indiğimizde oradaki aktarımlar biraz body'e kalmış oluyor.
Ben farklı bir yani ben başlangıçta SFX anlatırım.
Başkası gider Puzzle.js anlatır.
O body'den body'e göre değişiyor diye düşünüyorum.
Evet evet. Bir de böyle kendini nasıl hangisi daha rahat hissediyorsan daha detaylı giriyorsundur böyle ilgine göre vesaire.
Hani değişebiliyordur diye tahmin ediyorum.
Bende bazen oluyor çünkü. Peki burada ekibe yeni katılanlar, en son katılanlar.
Enes sen Kocaeli Üniversitesi'den mezun olup gelmişsin sanırım.
Arkamda kaldı çünkü ben de oradan mezun olmuştum.
Bootcamp'ten yani staj programıyla değil de çünkü mezun olduğunda direkt işe başladınız.
Sanırım Bootcamp'ten geldiniz. Gizay sanırım sen de geldin.
İkiniz de Bootcamp'ten geldiniz. Peki sizlerin böyle...
İşe giriş süreçleri nasıl oluyor da body'leriniz kimdi vesaire.
Gerçi body'leriniz bootcamp'ten doğru oluyor.
Oradaki sizin o onboarding süreçleri nasıl geçmişti?
Şöyle oldu, biz 3 aylık bir bootcamp sürecinde bulunduk.
Bu 3 ayın yaklaşık 2-2,5 ayı işte HTML'inden...
monitörün yine performansına kadar eğitim aldığımız bir süreçti.
Geri kalan dönemde de aslında bir proje yapıp o projeye göre de mülakatlara alınmaya başladık.
Ben bence bu konuya çok güzel bir örneğim çünkü ben Trendyol'a girdiğimde hiçbir şey bilmiyordum.
O bootcamp'ten çıkar çıkmaz da zaten Enes de bahsetti.
Gerçekten güçlü bir body'lik sistemimiz var.
Codebase'e aşinalığım tamamen body'm sayesinde oldu aslında.
Hiç daha önce bir proje geliştirmemişken, ilk işimken body'mle beraber kod yazmıştım.
Ve yaklaşık herhalde bir iki ay falan ben body'mle çalışmışımdır.
Yani sürekli destek alarak, soru sorarak çalışmışımdır.
Sonra yavaş yavaş adapte oluyorsunuz o sürece.
Yani ilk başta tabii ki korkuyorsunuz işte cibeniz yoksa.
Bir de tabii ki ben şeyin de farkındaydım hiçbir şey bilmediğimin.
Onun da böyle bir psikolojik etkileri oluyor.
Ama o body süreçleri onları yumuşatıyor diye düşünüyorum.
Ben de bahsedeyim tecrübelerimden.
Bootcamp öncesinde ben zaten çok kısa bir süre önce Frontend'e yönelmeye karar verdim.
Baktığımız zaman arada çok fazla deneyim de olmadı.
Bootcamp'e girdik. Orada öğrendiklerimiz sayesinde işte Gizayn dediği gibi bir solitair oyunu yapmıştık proje olarak.
O proje sonucunda mülakat oldu ve işe kabul edildik.
Benim badim... İrfan abiydi.
Buradan selamlar. Büyük ihtimalle atarım linkini ona.
İrfan abi sayesinde çok güzel bir şekilde onboardingimi sağladım ben.
Body'den body'ye süreç kısalıyor diyebilirim.
O yüzden İrfan abi bayağı faydalı oldu benim için.
Onun haricinde bootcamp'te çok fazla skalada şey öğrendik baktığımız zaman.
İşte ReactView, React Native, Testing, Microfrontend, Design Pattern, Agile Monitoring gibi başka bir bootcamp'te bulunmayacak kadar konu içeriyordu.
Çünkü Dinlenebilecektir.
Bootcamp'ler genel olarak React 101 seviyesinde kalıyor.
Ama böyle bir süreçten geçmemiz de bizi onboarding olarak hızlandırdı.
En azından şirkete girdiğimizde ne yapacağımızı kestirebiliyorduk.
İki ay mı sürüyordu bootcamp? Ne kadar sürüyordu?
Toplam üç ay sürdü bizim bootcamp.
Yanlış hatırlamıyorsam. Yaklaşık üç ay sürdü.
Bunun iki, iki buçuk ayı kadar eğitimdi.
Herhalde bir yirmi gün kadar falan da proje geliştirdik diye hatırlıyorum.
Aslında bayağı yoğun bir süreç oluyormuş.
Hem eğitim alıp hem de üzerine bir proje geliştirme vesaire derken.
Evet. Öğrendikleriniz uygulama fırsatı oluyor projede.
Öğrendiğimiz her şeyi uygulamıştık orada.
Bayağı keyifli bir süreçti açıkçası.
Ben de asistanlarıydım orada Gizay ve Enes'in bootcamp'te.
Çok keyifli, çok böyle...
İçerik anlamında besleyici bir bootcamp'ti.
Aslında burada şey ortaya çıkıyor.
İşe ne kadar önem verdiğin, ne kadar işte kalitesine dikkat ettiğin falan.
Çünkü birçok bootcamp'te şu zamana kadar gördüğüm tek bir eğitmen oluyor.
Ve bu eğitmen gelip işte örnek veriyorum 6 hafta, 8 hafta neyse konusunu anlatıp sonrasında proje aşamasına geçiriyor falan.
Fakat Gizai Verenesi'nin olduğu bootcamp'te yani yaklaşık olarak her hafta farklı hatta her gün Diyelim her eğitim gününde farklı kişiler gelip, şirkette çalışan kişiler gelip
çeşitli konuları anlattılar ve totalde sanıyorum bir 10 kişi, 10 eğitmen.
diyebiliriz. Farklı farklı konularda o zaman.
Dolayısıyla çok besleyici, çok güzel bir bootcamp'ti yani gördüm.
Ben çok kısa şey ekleyeyim abi. Yanlış anlaşılmamışsın.
Bu süreçte bütün teknolojiyi öğrenmemiz beklenmiyor.
Burada aslında şirketin içinde kullanılan teknolojiler gösteriliyor.
İşte monitoring'i nasıl yaptığımız vesaire.
Bir araştırma yolu açılıyor.
Onun haricinde zaten şirkete girdiğimizde bunlarla ilgili onboarding sağlanıyor.
Bootcamp'le ilgilenenler için sayfalarımızı takip edin.
Katılmak isteyen vesaire olursa ilgilenenler için bekleriz.
Aradan şey yapalım, duyuralım.
Güzel detaylı bir bilgi olmuş oldu bootcamp içeriğini merak edenler için.
Şimdi geçmişte hep böyle yani ağırlıklı olarak Cengiz'in geçmiş ekipleri hariç bekent ekiplerini ağırladık.
O yüzden hep onların kullandığı teknolojilere aşinayız.
Sizin kullandığınız teknolojiler nelerdir?
Birazcık onlardan bahsedebiliriz.
Teknolojilerden bahsetmeden önce...
Bir not vereyim. Biz aslında 3 projeden sorumluyuz şu anda.
Ve bir geçiş süreci de var bu 3 proje sürecinde.
Bizim şu an sorumlu olduğumuz bir web, bir mobil web ve bir de SFX diye adlandırdığımız 3 proje var.
Bu aralarından en yenisi SFX aslında.
Genel olarak da uzun vadede oraya geçmek, sadece oraya kod yazmak gibi planlarımız var.
Kısaca bahsetmem gerekirse web tarafında .NET kullanılıyor, client tarafında da React.
Mobile Web tarafında da Puzzle.js var.
Yine orada da React yazıyoruz.
SFX tarafında da aslında SFX bir monorepo frame var.
Kendi içerisinde işte backend yazabildiğiniz, client tarafına kod yazabildiğiniz sistemler var.
Orada da yine işte Node.js kullanabiliyoruz, Golang kullanabiliyoruz.
Aynı şekilde yine React desteği de var.
O şekilde. Abi burada şeyi bir sormak istiyorum hızlı bir şekilde.
SFX'den bahsettin arada.
SFX tam olarak nedir?
Bu arada ilerleyen bölümünün...
Bizim SFX ekibiyle de bir bölümümüz olacak.
Bölümü kaydediyoruz ama SFX tam olarak nedir ve bir framework olduğunu daha önceki bölümlerde konuşmuştuk, üzerinden geçmiştik.
Tam olarak nedir ve neden SFX framework'üne geçme ihtiyacı duydunuz?
Aslında şöyle bir MCK'dan bahsetti.
Şimdi WebMovieLab, iki projemiz var aslında.
Normalde train.com adaptivi geliştiriliyor.
Burada da önceden iki...
Farklı ekip aslında birbirine izole iki takım geliştirirken şu an aslında domain takımlarına ayrıldık.
Zaten storefront altındaki ve gelen takımlar aslında bundan dolayı ayrılmış şekiller.
Şimdi bu iki web ve mobil web şeklindeki iki projelerin de tamamen altyapısı farklı.
SFX'de aslında biraz şey bu farkı biraz ortadan kaldırmak.
orta standartlaştırmak.
Özellikle developer experience'ı daha da iyileştirmek.
Yani developer'ın daha çok business tarafta düşünmesi.
Business koda daha çok fokus olması.
İşte biliyorsunuz tren yolu birçok ekip de zaten kendi pipeline'ı, monitoring'ini, deployment'ını hepsini böyle yönetmek gerçekten bir noktadan sonra çok zor oluyor.
Ve zaman olarak da çok da efişant değil zaten.
Her ekip kendi pipeline'ı mentiyen etmek için ayrı bir efor sarf ediyor.
Zaten sen de bahsedeceksin ki gelecek podcast'larda daha detaylı SFX ekibi anlatacaktır.
Kısaca tekrar özetleyeyim.
Biraz da bizim şeyimize tamamen...
Aslında işlerimizi kolaylaştırmayı hedefliyor SFX.
Bizim de bu geçişimizle beraber iş oranında böyle azalmayı falan umut ediyoruz.
Peki abi şimdi birden çok client geliştiriyorsunuz.
Bunların testlerini yapıyorsunuz.
Burada yaşadığınız zorluklar neler?
Burada en büyük zorluk aslında bölünmemiz ve kafa karışıklığı oluyor.
Atıyorum fabrik kanalımıza bir bug iletildiğinde bu web mobil web yani bizim eski PDP diye isimlendirdiğimiz kısımda mı yoksa yeni PDP'de mi yaşanıyor?
Yoksa bu işi hangi tarafta yapacaktım ya da bu işi yaptım ama o tarafta yapıldım o gibi bir kafa karışıklıklarına sebep olabiliyor.
Ama avantajı da olduğunu düşünüyorum.
Avantaj olarak da aslında deneyim kazandırıyor.
Yani farklı teknolojiler kullanılıyor, farklı işleyişler var.
Web ile mobil webin de kendi arasında farklı işleyişleri var.
Tasarımlarından, praktiklerine kadar farklılar.
O yüzden sürekli proje değiştirmek de bence bir tık bize hız ve deneyim kazandırıyor bu rolda.
Burada şey mi yani hem mobil web var hem web var.
Yani örneğin size... bir iş geldiğinde.
O iş bir web için ayrı mobil web için ayrı mı yapıyorsunuz yoksa bunlar böyle farklı ekiplere de dağılabilecek bir şey mi?
Örneğin şu anda 3 tane sanırım Frontend ekibi var.
3 Frontend ekibi de hem web hem mobil web mi yapıyor yoksa bir ekip direkt mobil web'e bakıp sizde de örneğin ben bu sayfanın hem mobil web'ini hem web'ini yapıyorum ama diğer ekip sadece mobil web'e bakıyor gibi mi?
Oradaki o düzen nasıl oluyor Frontend tarafında?
Şöyle oluyor aslında bizde hem web hem mobil web var ve bunlar ikisi ayrı projeler.
Ama Discover ekibi dediğin zaman hem web'e hem mobil web'e bakıyor.
Bizde aynı şekilde hem web hem mobil web'ten soruyoruz.
Ama MCK'nın da bahsettiği gibi bir geliştirmekte olduğumuz WebSFX var.
O da zaten responsif.
Responsif yapamadığımız yerde de adaptif geliştiriyoruz fragmentleri.
Yani aslında üç ana projemiz var bizim.
Eski ve yeni diye kalıyor. Okey.
Yani yenisinde aslında o responsif olan kısım oluyor.
Aynen. Süper. Süper.
Okey. Tamamdır. Şu an oturdu bende.
Peki burada Selin Naz sanırım köyüydü.
Buradaki test süreçleri nasıl ilerliyor sizde?
Gizay'ın da bahsettiği gibi aslında bizde çok fazla böyle alternatif sayfamız olduğu için Web, mobil web bunların SFX.
ve eski kullandığımız taraflar olduğu için orada da aslında biraz daha işleyiş hangi teknolojideysek ona göre biraz daha değişiyor.
Mantalite olarak aynı gidiyoruz ama biraz daha kullandığımız kısımlar farklılaşıyor.
Tolga'nın da bahsettiği gibi biraz daha SFX bizim hayatımızı kolaylaştırmak için de hayatımıza girdiği bir teknoloji, bir framework olduğu için burada ilk başta SFX tarafında SFX'in geliştirmiş olduğu bir feature branch yapısı var.
Biz developerlarımız işi artık geliştirdi, kodriyodan geçtikten sonra iki approve aldıktan sonra biz artık bu arada devin test rolündeki kardolarımız devreye gidiyoruz.
Burada aslında feature branch'te developer kardomuzun geliştirmiş olduğu branch'e gidiyoruz ve o branch'e aslında yine normal kendi web sitemiz ya da mobil web sitemizde ayağa kaldırıp o geliştirmeyi aslında feature
bir ortamda test etmeye başlıyoruz.
Burada yakaladığımız eğer bug'lar olursa direkt işi merge'lemeden deployment branch'e, development branch'e merge'lemeden direkt olarak geliştirmiş olan arkadaşımıza gidip burada böyle minik bir sıkıntımız var, fikseyebilir miyiz
dediğimizde maliyetimizi çok çok azaltmış oluyor.
Bu şekilde bize bayağı bir avantaj sağlıyor.
Daha sonrasında eğer her şey okeyse ve herhangi bir sıkıntı görmediysek bunu merge diyoruz ve artık development branch'imize gelmiş oluyor.
Bu noktada üzerine otomasyon koşmaya başlıyoruz.
Daha uçtan uca end-to-end bir test yapmaya çalışıyoruz.
Etkilenebilecek başka senaryolar varsa onları test etmeye çalışıyoruz ve artık tüm komitlerin bir arada olduğu uçtan uca regresyonu koşup eğer okeyse bütün kanallardan duyuru geçip aslında deployment'ımızı planlıyoruz.
Bir de Aziz tarafta şu anda aslında bizim Puzzle.js'deki geliştirmelerimiz var.
Buradaki geliştirmeleri de yine aynı bir feature branch yapısında test ediyoruz.
SFX'in haricinde bizim eski feature branch yapımızda test ediyoruz.
Ve yine orada da aslında mantıken her şey okeyse merge deyip deployment'a hazır bir şekilde geliştirmemizi dana alıyoruz.
Ve deployment'ları planlamaya başlıyoruz.
Kısaca böyle manuel akışı bu şekilde söyleyebilirim.
Bir de burada product ownerlarımızdan destek aldığımız UAT aşamamız var.
var. Burada aslında geliştirdiğimiz işin bir gözde onlar tarafından bakılmasını istiyoruz.
Hani bu işi getirdi ve aslında gerçekten istediği gibi olmuş mu?
Son okeyi bir onlardan almak istiyoruz.
Burada hem dizayner arkadaşımızdan hem de Product Owner arkadaşlarımızdan destek alıyoruz ve bu şekilde planlıyoruz diyebilirim.
Süper. Peki burada Puzzle.js demişti.
Puzzle.js eski proje mi oluyor demiştin yoksa?
Evet şu anda. Eskisi Puzzle, yenisi React, direkt SFX pardon.
Puzzle.js'den SFX'e geçiyorlar gibi bir şey aslında şu anda.
Aynen öyle. Bir şeyi de söyleyelim.
Puzzle.js Bizim mobil webde kullandığımız açık kaynaklı bir microfrontend çözümü.
SFX'de aslında bunların hepsini kapsayan, SFX bölümünde daha detaylı konuşuruz tabii ki.
Bizim kullandığımız bir framework.
Süper, vallahi süper anlattın.
Peki test sırasında kullandığınız teknolojiler nelerdir?
Test esnasında kullandığınız.
Hemen bahsedeyim. Aslında biz ekip içerisinde dili, dil bütünlüğünü ortaklaştırmak için bayağı bir önce otomasyon projelerimizi...
Java'dan JavaScript ve TypeScript'e taşıdık.
Bunun artılarını da gerçekten gördük.
Yani bir sıkıntı olduğu zaman bütün ekip Discord'da toplaşıp otomasyon olsun olmasın onu çözebiliyoruz.
Ve bu şekilde aslında Cypress'i ve JavaScript TypeScript'i otomasyon anlamında da hayatımıza almış olduk.
Biz aynı zamanda SFX tarafında da SFX'in hayatımızı kolaylaştırdığı noktalardan bir tanesi de Cypress altyapısının aslında hazır geliyor olması.
Şu anda bir fragment create ettiğimiz zaman otomatik olarak onun Cypress dosyaları da, spekleri de test framework'ü kapsamında oluşuyor.
Ve biz de aslında oradaki mimariyi böyle daha kolay bir şekilde kısaca handle edip altyapısını hazır bir şekilde testleri geliştirmeye başlıyoruz.
Onun yanı sıra cihaz testleri, cihaz versiyonları, işletim sistemlerinin versiyonları gibi mobil web kısmında özellikle daha böyle challenge olabilecek yerler içinde browser stake kullanıyoruz.
Browser stake bize aynı zamanda cihaz farklılıklarını, versiyon farklılıklarını, tarayıcı farklılıklarını handle edebilmemizi sağlıyor.
Bu şekilde hem Country bazlı da lokasyon değiştirip oradaki test süreçlerimizi ilerletebiliyoruz.
Bunun dışında aynı zamanda yük testlerinde Ares'i kullanıyoruz.
Ares de bizim tren yolu içerisinde geliştirmiş olduğumuz yük testi tool'umuz.
Oradan da yük testlerimizi yapıyoruz diyebilirim.
Okeydir. O zaman burada en güzel soruya denk geliyoruz.
O da incident'ın. Herhangi bir incident hikayesi falan...
Çünkü özellikle sizler client tarafısınız ve yaptığınız iş direkt müşteri direkt görüyor.
Herhangi bir şey yaptığınızda yanlışsa direkt müşteri direkt etkiliyor ve ilk gördüğü kişi sizin yaptığınız ürün oluyor aslında.
Burada böyle yaşadığınız şeyler var mı?
Veya bunun bir sorumluluğu daha fazla oluyor mu?
Mesela nasıl oluyor? Nasıl hissettiriyor?
Dışarıdan nasıl gözüküyor? Ben dışarıdan baktığımda daha çok beken tarzında çalıştığım için yaptığım iş genelde biznes şeyleri olduğu için 3'tü 5 olmuş bir şeyler sallıyorum.
Ama Frontend'de yaptığın işi direkt karşıdaki insan direkt anlıyor ve bu böyle değil diyebilir gibi geliyor.
Bunu mesela karşıda sizden nasıl oluyor?
Evet aslında senin de dediğin gibi bizim müşteriye böyle sorunsuz bir deneyim.
yaşatma gibi bir zorunluluğumuz var.
Çünkü akış bozulduğu zaman, deneyim kötüleştiği zaman müşteriyi kaybetmekte benliğimiz doğuyor.
O yüzden biz de aslında burada monitörünge bayağı önem veriyoruz.
Orada atıyorum livrelik üzerinden işte transactionları takip ediyoruz, error rate'lerimizi takip ediyoruz vs.
Aynı zamanda kibana üzerinden log'ları takip ediyoruz ve bunları aslında bir on-call sistemiyle de Bağladık.
Atıyorum tabii ki her zaman 7.24 bunları gözünüzde takip edemiyoruz.
Zamanında aslında on call bize bir sorun olduğunda, bir artış olduğunda direkt bize bir bildirim gönderiyor.
Sonrasında da hemen aslında aksiyon almaya koyuluyoruz.
Burada da aksiyon alırken aslında ilk başta ne kadar etkileniyor kullanıcıya bu bizim için çok önemli.
Direkt sayfayı kıran bir sorun mu var yoksa küçük bir sorun mu ona göre aldığımız aksiyon da değişiyor.
Peki böyle instantlarla alakalı anlatmak istediğiniz, yaşadığınız geçmişte bir olay var mıdır?
Zorluyoruz bir şey çıkacak. Herkesin böyle tren yolda vardır bir instant macerası.
Hatta biz instant olmadığı durumda onboarding'i de çok böyle olmuş saymıyoruz kendi ekip arasında.
Ki şey tarafında Storefront ekiplerinde de bu ihtimal çok olabiliyor.
Yani bir butonun iki piksel sol tarafa kayması tabii ki bir instant değil ama en azından bir prot bak.
Genellikle bu tavsiyede dikkat ediyoruz.
Biraz orada instant ayrımı da önem arz ediyor ön yüz ekiplerinde.
Tabii ki bir servisin cevap vermemesi evet bir etki ama işte bir butonun da tıklanılamıyor olması da bir aslında.
Ya da ürün resminin üzerindeki bir beijin, bir stampin çok büyük kaplayıp da resmi engellemesi vs.
gibi böyle UI bug'ları vs.
Aslında sıklıkla karşılaşabiliyoruz bu tarz case'lerle.
Biz de olabildiğince ekipçe bunu nasıl aşabiliriz, nasıl giderebiliriz diye özellikle QA arkadaşlarım burada çok böyle önem arz ediyor.
Hem otomasyon testleri hem manuel testleri.
Böyle epik bir konu gelmiyor.
Aslında çok var da yani o kadar çok içinden seçemiyorum diyeyim.
Şey diyorsun hani çok büyük değil de orta ölçekli bir süre oluyor gibi.
Evet, evet. Süper.
Son olarak artık yavaş yavaş sonuna geliyoruz podcastımızın, yayınımızın.
Son olarak biraz da şey sormak istiyorum.
Şimdi zaten içinde de bulunduğum için keyifli bir ekip olduğunu biliyorum.
Ama dışarıdaki arkadaşlarımız, bizim kadar eğlenemeyen insanlar da öğrensinler.
Biz eğlenmek için yani PDP ekibi eğlenmek için neler yapıyor işte haftalık?
Toplanıyor musunuz? Bunun yanında işte toplandığımız zaman, ekip etkinlikleri olduğu zaman bunlar nasıl geçiyor?
Bunu ben cevaplayayım.
Çünkü ekip içinde de bana MCK dışında oyun bakanı diyor arkadaşlar.
Oyun bakanı. Evet.
Orada Enes de bahsetmişti aslında.
Biz haftada bir kere böyle bir toplanıp kahve molası adı altında böyle bir goy goy yapıyoruz.
Kafamızı dağıtıyoruz. O işten uzaklaşıp muhabbet ediyoruz bazen.
Ama genelde de oyun oynuyoruz.
açıkçası. Orada da birden çok oyunumuz var.
Biraz sayımıza da bağlatıyorum.
O gün 10 kişi oluyoruz farklı bir oyuna.
Beş kişi oluyoruz. Farklı bir oyun oynuyoruz.
Bu arada oyunları merak eden arkadaşlar olursa bana yazsınlar.
Böyle ekipçimiz oynayacak oyun bulamıyoruz falan diye olursa.
Danışmanlık veriyor. Evet danışmanlık verebilirim.
Ve böyle atıyorum en bilindik oyunlarımızdan biri.
Toast dediğimiz bir oyun var. Böyle genel olarak vampir köylüye benziyor.
Orada işte genel vampir köylü mantığı aslında.
Bayağı da eğleniyoruz böyle.
Ben onun aramızdaki muhabbeti de arttırmada katkıda bulunduğunu düşünüyorum.
Ya oyun oynadıkça böyle daha da samimileşiyoruz.
Böyle iş dışında...
Ki karakterimizi, kişiliğimizi de görebiliyoruz ve daha böyle samimileşiyoruz bence.
O konuda da bayağı katkısı oluyor bu yaptığımız kafa dağıtma toplantılarının değil.
Ekip buluşmalarında da genel olarak aslında bir günümüz ofiste takılmaca, bir günümüzde böyle bir etkinlik yaptığımız, bir yerlere gittiğimiz bir planlamayla geçiyor.
Ofis günlerinde ofisin tadını çıkarıyoruz açıkçası.
Böyle beraber yapamadığımız muhabbetleri, beraber çalışmanın keyfini falan çıkarıyoruz.
Etkinlik günleri. Yani muhabbetler, sohbetler.
Orada da yine oyun oynamaya devam ediyoruz.
Bu arada ona da dikkat ediyoruz.
Fiziksel böyle ne bileyim oleybol oynuyoruz atıyorum parkurlar yapıyoruz vesaire.
Yani eğlence bizim için önemli bir parça aslında ekip içinde.
Olabildiğince de eğlenerek çalışmaya çalışıyoruz.
Vampir köylü tarzı oyunlar genelde şey oluyor.
Birisi çok iyi yalan söylüyorsa o kişiye neden güvenmemen gerektiğini hani böyle anladığım bir oyuna da bir arkadaşa taşıyıyorsun.
Bu adam bunları yapabiliyorsa. Dikkatli olmak lazım.
O kişilerden biri benim.
Böyle asla beklemediğin insanlar bir anda şeye çıkabiliyor yani.
Tecrübeyle sabitmeyecek abi.
En azından olsun bize. Öğrettiler bunu.
Genelde ilk gece asılanlardan, öldürülenlerden oluyor.
Direk seni aradan çıkaralım köylü olsam.
Zaten oyunun sonuna kaldıysam bu kesin kötü birisi deyip beni öldürüyorlar.
Kazanmak zorunda. Biz de Among Us oynuyoruz.
Ben de böyle şey, iyi yalan söylüyor gibi olduğum için artık şey oluyor.
İlk yılda beni bir kesin atıyorlar.
Ondan sonra oyun devam ediyor.
O da biraz üzüyor. kendine haksızlık etme abi bu da bir sanat sonuçta yumuşatman da çok güzel yalan söylüyor gibi olduğum için Hiçbir zaman tamamen itiraf
yok. Dostlar çok teşekkürler.
Davetimizi kırmadığınız için, katıldığınız için.
Çok keyifli oldu. Güzel bir bölüm oldu.
Biz çok keyif aldık. Ve yani takımla alakalı da bolca bilgi edindik.
Çok teşekkürler. Selam ekibin bir sonraki bölümünde tekrar görüşmek üzere.
Sevgiyle kalın, görüşmek üzere.
Bye bye. Görüşmek üzere.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
