
Konuklar: Mümin Can Uçak, Nursen Sever Özkazar, Laser Ayyıldız
37. bölümümüzde konuğumuz Fulfillment Sirius ekibi oldu. Ekip yapısını, projelerini, teknoloji stack seçimlerini ve çok daha fazlasını konuştuk!
Transkript
Selam ekip. Ben Fulfillment Order Master Data ekibinden Fırat.
Ben Product Center ekibinden Erdem.
Teknoloji ekibini tanıdığımız ve süreçler, teknolojiler gibi konuları konuştuğumuz Selam Ekip Podcast serisinin 37.
bölümündeyiz. Bu bölümde Fulfillment Serious ekibiyle birlikteyiz.
Serious ekibini tanıyıp ekip yapısının kullanılan teknolojileri, pratikler gibi konuları konuşacağız.
Arkadaşlar hoş geldiniz. Hoş bulduk, selam.
Hoş bulduk, selam.
Hoş geldiniz efendim, hoş geldiniz.
Bugün Mümin, Laser ve Nursen ileyiz.
Kısaca bir arkadaşlar sıra sıra sizlerden kendinize tanıtmanızı isteyeceğiz.
Mümin sen de başlayalım istersen.
Sonra Laser, sonra Nursen diye gideriz.
Tabii başlayayım öyleyse. Selamlar öncelikle tekrardan.
Ben Sirius ekibinde çalışıyorum.
Fulfillment Tribe'ına bağlıyız.
Yaklaşık iki yıldır Trendyol'dayım ve Software Developer olarak çalışıyorum.
Yarışmayı İstanbul'dan katılıyorum. Müthiş.
Selam, ben Laser.
Hoş bulduk tekrardan. Ben de geçtiğimiz sene Telegram'la birlikte.
Trendel'e dair oldum. Yaklaşık bir senedir Fulfillment'ta Task Management ekibinde, Sirius ekibinde yazın geliştirici olarak çalışıyorum.
Hoş geldiniz efendim. Selamlar.
Ben de Sirius ekibinde Development Test olarak çalışıyorum.
Ben de yaklaşık iki yıldır bu ekipteyim.
Çok iyi. Hoş geldiniz efendim.
Hoş geldiniz. Fulfillment bizim aynı tribe'den.
O yüzden yakın ekiplerle beraber bölüm yapacağım için çok heyecanlıyım şu anda.
Bir, dört, beş bölüm önce de Fulfillment'tan Asteria ekibine almıştık.
Bu bölümde de kardeş ekiplerden biri olan Fulfillment Sirius aldık.
O zaman öncelikle o bölümü izlemeyenler de olabilir, bilmeyenler de olabilir.
Fulfillment Serious'a girmeden önce bir Fulfillment'tan başlayıp bir Fulfillment'ın ne yaptığından bahsedebilir miyiz kısaca?
Tabii ben bahsedeyim.
Fulfillment Tribe'ı aslında şunları yapıyor.
Türkiye ve dünya genelinde Trendyol'un birçok farklı lokasyonda depoları bulunuyor.
Fulfillment Tribe'ında da bu depolardaki ürün yönetimleri, mal kabloşamaları, toplama işlemleri, paketlemeler, bir ürünün...
Raft'tan alınıp, paketlenip, sevk edilene kadar ki bütün süreçlerini Fulfillment Drive'ında çalışan arkadaşlar yönetiyor.
Burada uygulamalar, servisler, UI'lar, kullanıcılara mobil ürünler geliştiriyoruz.
Track'ta toplam 8 tane domain ekibimiz var.
Bunlardan biri de mobil ekibimiz.
İşte task ekibi, inbound ekibi, outbound ekibi, stock ekibi gibi birçok farklı ekip var.
80 kişiden oluşan bir ekibiz.
Genel olarak böyle bahsedebilirim.
Sadece 7. ekibi saymadın gibi hissediyorum.
Çok ayıp. Order Master of ekibi.
O da bizim ekibimiz. Özellikle saymadık.
Özellikle saymadık. Fulfillment evet kalabalık.
En son 80 kişi miyiz şu anda?
Öyle hatırlıyorum. Böyle bir şey olabilir.
7 ekip var. Süper.
Bu Fulfillment genel olarak depo tarafımız.
Peki o zaman da Sirius'a biraz yapalım.
Buradan Nur Hüseyin'e hatta geçeyim.
Çalıştığımız domen nedir?
Ekip nedir? Bu Sirius kısmı tam olarak nereye hitap ediyor?
Öncelikle ben biraz ekip yapımızdan bahsedeyim.
Bizde şu an 5 kişi developer olarak çalışıyor.
2 kişi de QA olarak çalışıyor.
Biz task management ekibinin altında aslında serious ekibiyiz diye bahsetmiştik.
Bizim tarafımız aslında sürecin tam ortasında kalan bir kısım.
Biz depodaki toplama, split, sort gibi süreçleri yönetiyoruz.
Bunlar hani nedir dersek kısaca ST ve FT ürünlerimiz var bizim.
ST dediğimiz ürünler stock true ürünlerimiz.
FT dediğimiz ürünler de flow true ürünlerimiz oluyor.
bulunduğu yerlerden toplanıp ayrıştırılıp paketleme aşamasına sevki bizim tarafımızdan yönetiliyor.
Genel olarak böyle bahsedebilirim.
Çok iyi. Burada kısaca bilmeyenler için split ve sort'un da ne olduğunu basit bir iki cümleyle bahsedebilir miyiz?
Tabii. Flow-through dediğimiz ürünler yani bizim depomuzda bulunmayan dışarıda farklı butiklerden aldığımız ürünlerin bizim depomuza geldikten sonra direkt paketlemeye sevk edilirken bir split aşamasından geçiyor.
Yani biz buna split diyoruz kendi içimizde.
Tekli ürünlerimizi direkt paketlemeye sevk ederken Çoklu ürünleri ayrıştırarak sevk etmemiz gerekiyor.
Bu yüzden Split kullanıyoruz burada.
Benzer şekilde de SD ürünleri de soktuğumuz Sort işlemi var.
Aslında aşağı yukarı aynı işi yapıyorlar.
Fakat nasıl anlatabilirim?
Depodaki ürünleri topluyoruz.
Topladıktan sonra ayrıştırma işlemimize Sort diyoruz.
Teşekkürler cevabın için.
Bu arada depoyla beraber çalışıyoruz dedin.
Orada benim merak ettiğim aslında sürekli çalışan bir ekosistem var.
Kullanılan ürünlerin de aslında verimli olması gerekiyor.
Aynı zamanda da 724 ayakta olması gerekiyor.
İlla ki yazılımlarda insanlıklar da yaşanıyor.
Bu süreçleri nasıl yönetiyorsunuz?
Burada karşılaştığınız zorluklar var mı?
Onu merak ediyorum ben de. Ben cevap vereyim abi bu soruya.
Evet dediğim gibi bizim için verimlilik gerçekten ön planda.
Çünkü bir kargonun çok hızlı bir şekilde depodan çıkıp sevk olunması gerekiyor.
Ve kullanıcı aslında son kullanıcımıza çok hızlı bir şekilde teslim edilmesi gerekiyor.
Ve aynı zamanda tabii ki insan gücü de var gün sonunda işin içinde.
Ve bu insan gücünü en verimli şekilde kullanmak gerekiyor.
İşte en kısa zamanda en fazla verimi alacağımız, en fazla ürünü paketleyip depodan çıkarabileceğimiz bir sistem kurmamız gerekiyor.
Tabii ki dediğim gibi bazı belli başlı challenge'larımız var.
İşte tabii ki en başta dediğimiz gibi verimlilik.
var burada. Onun haricinde sürekli çalışan 724 aktif operasyona sahip bir tribe biz burada.
Ve bundan da kaynaklı olarak insanlar yaşanabiliyor.
Ekiplerimizde kim ekipler günlük tutuyor, kim ekipler haftalık tutuyor.
Biz kendi ekibimizde haftalık bir nöbetçi.
Bir de aynı zamanda arka tarafına backup'lı olacak şekilde nöbetçi koymayı uygun gördük.
Bir nöbetçimiz var dediğim gibi.
Bu kişi normal sprintten bağımsız, normal mesajdan da bağımsız.
Mesaj dışında gelebilecek, gece gelebilecek veyahut mesaj içerisinde gelebilecek.
Bütün sorunları göğüs gelmek için var.
İlk başta support ekibimiz var.
Aktif olarak çalışan, vardiyalı çalışıyor onlar da 24 saat boyunca.
Onlar karşılıyor gelen sıkıntıları.
Eğer çözülemeyen bir konu varsa...
teknik bir destek ihtiyacı yer alıyorsa veya büyümesi muhtemel bir problemse bizlere geliyor nöbet kanalımız üzerinden.
Biz de önce nöbetçiyle çözemezse veya destek ihtiyacı olsa da geri kalan ekip üyeleriyle beraber karşılık veriyoruz burada sorunla ilgili.
Bu kadar. Süper abi gerçekten zor bir süreç.
Peki verimlilik adına yaptığınız bir şeyler var mı?
Onu merak ediyorum ben bir de. Verimlilik adına yaptığınız çalışmalar nelerdir?
Orada da yine ben devam edebilirim.
Bizim mesela örnek verecek olursak ürünleri topladığımız sepetlerimiz var ve bu sepetlerin içinde bulunduğu tekerlekli araçlarımız var.
Biz burada Picker Routing Algorithm diye bir şey uyguluyoruz ve burada aslında kullanıcının topladığı ürünün lokasyonu belliyken minimum eforla ve maksimum verimi elde edebilmek adına en kısa
mesafedeki hangi ürünü alabilir gibi bir algoritma çalıştırıyoruz.
Burada hem çalışanlarımızı çok yormamaya çalışıyoruz hem de işte nasıl diyeyim depoda bulunan rafların birbirine olan uzaklıklarını hesaplayıp buradan minimum eforu elde etmeye çalışıyoruz aslında.
Bunun dışında mesela az önce de bahsettiğimiz sort işlemimiz vardı.
Sort işleminde de büyük raflarımız var bizim.
Raflar arasında yukarı aşağı yukarı aşağı eğil kalk yapmasınlar diye sürekli öncelikle el hizasında olacak raflar şekilde algoritmalar üretiyoruz.
Aslında burada böyle bir konfor sağlamaya çalışıyoruz.
Burada aslında bu verimlilik olayında şey olayı gerçekten güzel oluyor.
Yani adam mesela bir siparişte 3 tane ürün toplayacak.
Bunlar işte raflar birbirinden uzak ve hani en yakın bu adam en kısa sürede nasıl 3 ürünü toplar ki bir sipariş için veya iş listesi için vs.
Yani o 3 tane ürünü nasıl en kısa zamanda yapar da direkt hemen siparişi verebilir gibisinden bunların verimliliğini yapmak.
Yani bir operasyon çalışanının ne kadar kısa sürede işini bitiririz gibisinden verimliliklere uğraştırmak aslında güzel oluyor.
Eğlenceli işler oluyor yani. Benim merak ettiğim bir de şey konusu var.
Şimdi sonuçta operasyon ekiplerinin kendi alışkanlıkları da oluyor.
Buradaki süreci nasıl yönetiyorsunuz?
Yani bir orta yolda bulmak gerekebiliyor ya o kısmı da merak ediyorum.
Yine ben cevap vereyim abi buna da aynı şekilde.
Evet dediğin gibi çok doğru.
Hani operasyonun kendi alışkanlıkları olabiliyor.
Her ne kadar biz verimlilik adına belli başlı ekiplerle beraber çalışıp süreçleri optimize etmeye çalışsak da ister istemez bazı konularda kendi alışkanlıkları olabiliyor.
İşte mesela bir örnek vereyim burada.
Kullanıcı yer lokasyonunu adresleme diye bir sürecimiz var.
Orada bir yere sepetleri adresliyor.
İşte yukarıdan toplama yapılmış sepetleri alça gönderiyorlar.
Orada birikiyor. Bir yerden sonra buradaki sepet sayısı 10-15'e yükselmeye başlıyor.
Şimdi normalde kağıt üzerinde o 15 tane sepeti adamın paketleme alanına götürmesi gerekiyor.
Tabii ki fiziksel olarak baktığımızda çok da mümkün bir şey değil bu 10-15 tane sepet taşımak.
Yani güven de değil aynı zamanda.
Kullanıcı burada transfer ediyor içerideki ürünleri.
Ama bizim bazı sepet üzerine atadığımız belli başlı kontroller kalıyor.
Bunlara tabii ki bizim ayak uydurmamız gerekiyor.
Çünkü alışkanlık yapmış burada ve aslında güzel ve verimli bir yol bulmuş burada kendi yoluyla.
Yine buna benzer şekilde mesela yeni bir süreç yaparken bir platform sürecine dahil olduğumuzda başladığımızda ilk görüştüğümüz kapı burada işte ürün yöneticilerinden ziyade ilk başta operasyon oluyor.
Hani siz ne yapıyorsunuz burada?
Veyahut sizin sıkıntılarınız eğer neyinizi çözmemizi istersiniz gibi böyle belli başlı problem çözücü sorular sorduğumuz takdirde zaten aslında olay ortam akıp yürüyor ve kullanıcı alışkanlıklarıyla bizim verimlilik adına yaptığımız optimizasyonlar açısında
güzel bir orta yol bulunuyor.
Buna istinaden biz de geliştirmelerimizi ve analizlerimizi yürütüyoruz.
Belki güzel bir soru cevabı olmuştur.
Bence çok iyiydi. Burada hatta şeyi de ekstradan eklemek isterim.
Yani böyle fiziksel şeyleri yazarken verimlilik gerçekten şu oluyor.
Ben diyorum ki soldan alayım, sağa koyayım.
Bu adam bunu aldıysın, soldan alsın, sağa koysun.
Ama sonradan baktığımızda aslında işte arkasını dönüp şöyle yapsa, bilmem ne yapsa aslında daha kolayına geliyor, daha verimli çalışıyor vs.
Arada fiziksel şeyler oluyor.
Böyle olunca tabii bunun için Operational Experience yani OPEX ekibi var.
Yani bu kişi için en kısa sürede, en kolay biçimde nasıl yapabilir vs.
Fiziksel süreçlerde her zaman böyle sadece teoriyle veya işin böyle uzağında kalarak, sadece kod kısmında kalarak maalesef vizası yürütemiyorsun.
Yani içeriği de depoyla bilmek gerekiyor.
Mesela bak buna şöyle bir yorum yapabilirim.
Yani tabii bu alışkanlıklar dediğimiz şeyler bazen olumsuz da olabiliyor tabii ki.
Mesela bir gün şöyle bir şey gelmişti, konu gelmişti.
Kullanıcı sepetteki işini bitirmiş.
Bizim içeride özellikle Erguman deposunda bir kondörü hattımız var.
Üst kattan alt kata sepetleri güvenli bir şekilde uygun adresleri taşıyor.
gitmesi gereken yerlere. Kullanıcı alt kata inecek.
Elinde sepet var. Konveyöre bırakmaya kadar gitmek yerine asansörle sepet aşağı iniyor.
Hani bu tarz şeyler de olduğu olarak da tabii ki.
Evet. Böyle şeyler olabiliyor yani.
Bazen bir bakıyorsunuz bir ekran yazmışsınız ama adam o senin yazdığın amaçla kullanmıyor onu.
Yani yazarken şey diyorsun.
Ya ben bunu böyle yazmamıştım ama adam bunun içinde kullanılabiliyormuş falan oluyorsun yani.
Aynen öyle. Ya burada operasyon gerçekten işin mutfağı oluyor ve hani bu mutfağın aslında adapte olmak gerekiyor.
Bence en iyi analiz ve en iyi yazılım bu şekilde olmalı.
Kesinlikle aynı fikirdeyim. O zaman burada aşırı güzel bir sorun var.
7.24 çalışan bir sistem varsa her zaman bir sıkıntı vardır.
Burada incidentlarda böyle en son böyle yaşadığımız incidentlar neydi böyle?
Incidentlarda neler yapıyoruz?
Neler yaşanıyor? Var mıdır böyle istiyoruz hiç?
Aslında dediğin gibi 7.24 çalışan bir sistem ve sürekli kullanılan bir sistem.
Dolayısıyla incident yaşamamak böyle biraz hayallik oluyor.
Benim hatırladığım bir Kafka incidenti yaşamıştık.
Onu hatırlıyorum. Burada incidentlarda şöyle davranmaya çalışıyoruz genelde.
Alarmlarımız var, bazı metriklerimiz var sürekli incelediğimiz.
Ama her şeyi bunlarla yakalayamayabiliyoruz tabii ki.
Az önce bahsettiğimiz gibi bir support ekibimiz var.
Support ekibi operasyonla sürekli iletişim halinde ve bir sıkıntı olduğunda nöbetçileri bulup bunlarla iletişime geçiyorlar.
İşte bu Kafka durumunda da...
Aslında support ekibi bütün süreçlerde bir sıkıntı yaşandığı için bütün nöbetçileri topladı.
Ve işte ekipler yavaş yavaş toplanıyor böyle.
Zoom'da bir araya geliyoruz.
Amaç şu aslında bir instant yaşadığımızda.
O an hızlı bir şekilde bunu nasıl sonlandırabiliriz?
Ve kullanıcıların eskilenmesini nasıl minimuma indirebiliriz?
İlk amaç bu oluyor. Bir şekilde bir çözüm bulunmaya çalışılıyor.
Daha sonra bu çözümü yaptıktan sonra da aslında...
ilgili ekiplere, atıyorum Kafka'da olabilir, database'de olabilir, bizim kendi yazdığımız bir koddan dolayı bir bug olmuş olabilir.
İşte dış ekiptense ilgili ekiplere hemen haber veriyoruz.
Ne yapabiliriz? Nasıl aksiyon alabiliriz?
Bunları konuşuyoruz. İlk adını tamamladıktan sonra da aslında bunu bir daha yaşamamak için ne yapabiliriz?
Oturup bunu değerlendirmemiz gerekiyor.
Bazen tribe geneli aldığımız kararlar olabiliyor.
Bazen ekipçe aldığımız, geliştirme yaptığımız şeyler olabiliyor.
Burada da mesela Kafka'da bir sıkıntı yaşadığımızda, bir instant yaşadığımızda, Biz Outbox patternine bazı servislerimizi geliştirmeye çıkmıştık.
Amacımız şuydu, bir daha böyle bir şey yaşarsak eğer bundan minimum şekilde etkilenelim.
Kullanıcıyı buna maruz bırakmayalım.
Genelde bu şekilde ilerlemeye çalışıyoruz.
Süper, süper. Peki, burada bizler şimdi projelerimizi yaptıkça, operasyonu kullandıkça aslında operasyonu sürekli hızlı bir şekilde respons dönen API'larımızla, servislerimizle hizmet etmeniz gerekiyor.
Yani zaten çok hızlı hareket ediliyor.
Hem burada makine tarafları var tabii ki, entegrasyon kısımları.
Hem de bir insan gücü var. Burada çok hızlı hareket eden çalışanlarımız, müşterilerimiz var.
Burada peki bizim her zaman platformları güncel atmamız gerekiyor ya da projelerimizi.
Projelerimizi yenilerken ya da replatform ederken sizlerde süreç nasıl ilerliyor?
En son yılda seri usta neler yapıyorsunuz şu anda?
Soraya ben cevap vereyim. Dediğim gibi bu arada elimizde platformlar var, yazılımlarımız var tabii kullandığımız burada.
Ve bunları hem...
bize fayda sağlaması açısından bakımıdır, takibidir, herhangi bir incident yaşandığında çözümünü rahatsız uygulayabilelim diye mesela kolaylık olması gerekiyor.
Aynı zamanda aslında operasyon kullanıcısında hem UX anlamında daha cazip gelmesi gerekiyor ve işlerini daha hızlı yapması gerekiyor.
Günümüzde teknoloji artık gün içinde değişecek düzeye geldi ve bunları takip etmemiz gerekiyor.
Bundan dolayı dediğim gibi replatform çalışmalarımız oluyor.
Aynı zamanda replatforma hazırlık çalışmalarımız oluyor.
İşte ben buraya ilk başta başladığımda Windows cihazlarımız kullanılıyordu.
İşte Windows Formulaması bildiğimiz C Sharp üzerinde yazılmış.
Burada kullanıcı bazı yavaşlıklar yaşayabiliyordu veya bir sıkıntı olduğunda, bir insanlık yaşandığında doğrudan müdahale etmemiz çok mümkün değildi.
Çünkü ne log takip yapabiliyorduk doğrudan ne de aynı zamanda hızlı bir deployment şansımız vardı.
Ama bunları artık ufak ufak Android'e geçirmeye başladığımızda çok rahat bir şekilde bunu BFF'lere bağladık.
İşte artık servis katmanında değişiklik yaparak çok hızlı birkaç dakikalık bir pipeline süreciyle beraber deployment'ı tamamlayıp Çok hızlı aksiyon alabiliyorduk.
Yani temel anlamımız burada hız ve verimli çıktığımız konu.
Dediğim gibi replatformlarımız var.
Şu anda üzerinde olduğumuz hatta yaklaşık sonlarına yaklaştığımız bir replatform projemiz var.
Split sürecimiz var. Nur senin de ilk başta bahsettiği gibi işte FT siparişlerimizi doğruda şey yapıyoruz.
Kullanıcıya paketlemeye gönderebilmek için split sürecimize tabi tutuyoruz.
Bu split sürecini hem Android'e geçirdik hem de aynı zamanda yeni bir BFF altyapısıyla yeni bir teknolojiyle sunmaya çalışıyoruz müşterimize.
Müşterimizden bahsettiğim operasyon tabii ki burada.
Böyle bir sürecimiz var.
Hatta bir de ekstra şöyle bir şey daha söyleyebilirim.
Platforma hazırlık sürecimizde de tam anlamıyla platform etmiyoruz ama kullanıcıya hem rahatlık sağlayabileceğimiz, UX anlamında kullanıcıya rahatlatabileceğimiz, bizi de aynı zamanda gereken durumda müdahalelerimizi kolaylaştıracak, geliştirmemizi
de hızlandıracak bazı değişiklikler yapabiliyoruz.
İşte BFF yazmak ve Android'e geçirmek kısa vade için bunlardan bir tanesi.
Evet ya burada yani eski cihazlarımız yani Android'den bir ön çekisi RF'ler için.
Buradaki deploy süreçleri gerçekten Windows makinesinden dosyadan dosya aktarma gibi.
Eski bir yöntemken şu anda çağ atlayıp normal deploymentler yapıp Android'de paket çıkma vs.
falan derken burada büyük bir gelişme oluyor yani.
Anladığım kadarıyla bu replatforming olayı bayağı vaktinizi alıyor.
Buradaki süreci nasıl yönetiyorsunuz onu merak ediyorum ben.
Yani haftalık çalışma düzeniniz nasıl?
Ondan da ben bahsedebilirim.
Haftalık olarak genellikle haftalık sprint koşuyoruz biz ekibimizde.
Haftanın başlangıcında bir planlama toplantısı yapıyoruz ve haftanın üç günü development olacak şekilde bir tempo belirliyoruz kendimize.
Bu üç gün içerisinde alacağımız maddeleri kesinleştiriyoruz.
Daha sonra planlamadan sonra direkt sprint koşmaya başlıyoruz ve development süreçlerini tamamlıyoruz.
Çarşamba günü akşama kadar.
Perşembe günü sabahtan da bir grumu toplantısı yapıp ertesi hafta alacağımız grumu Yani geliştirmeye alacağımız maddelerin aslında grubunun analizini almaya başlıyoruz.
Bu süreçte bizim test aşamamız genellikle test otomasyon maddeleri almaya çalışıyoruz.
Ama bazı maddelerimizde otomatize edemediğimiz, manuel test etmemiz gereken süreçlerimiz olabiliyor.
Bunlar da genellikle analiz süreçlerinde yoğunlukla yaptığımız testler oluyor.
Bu da işte perşembe-cuma günde kalmış oluyor.
Süper. Burada bildiğim bir yerden gireceğim.
Konuyu da bağlamış da olurum.
Perşembe cumaları genelde bizi daha aşıyor.
Haftalık sprint yaptığımız için işte haftanın başında planlama yapıyoruz.
Sonuna doğru artık böyle maddeleri de vermiş oluyoruz.
Daha çok QA kısımları, testlerle ilgileniyor vs.
Sizlerde bu testler için yaklaşımlar şu anda nasıl ilerliyor?
Test kısımları. Otomasyon testleriyle ilerliyoruz genellikle.
UI tarafta kullandığımız otomasyonlarımız var.
Mesela UI otomasyonları için Cypress kullanıyoruz şu anda.
Bunun dışında... API otomasyonlarımız için de REST'e şirk kullanıyoruz.
Bunda da shift-left yaklaşımı yapmaya çalışıyoruz.
Yani replatforma ettiğimiz süreçleri, endpointleri yazılırken aynı zamanda kontrakları çıkarıldığında developerlarla birlikte iletişim halinde kalıp onların verdiği kontraklar doğrultusunda biz de bir taraftan testlerimizi
yazıyoruz. Endpoint'i yazdım ben tamamladım dediği noktada sadece otomasyon çalıştırıyoruz.
Geçiyorsa direkt otomasyonla birlikte hepsini paralel bir şekilde ilerletiyoruz.
Bunun dışında da aylık veya birkaç aylık süreçlerde yük testi koşuyoruz.
Yük testi içinde genellikle şirket içerisinde kullandığımız bir tool'umuz var.
Test platform ekibimizin yazmış olduğu Ares diye bir tool'umuz.
Genellikle bunu kullanıyoruz.
Çok iyi. Teşekkürler efendim.
Şifre bu arada kaliteli bir şey gerçekten güzel.
Yani sonradan biz adışkanlık edinmiştik.
Gerçi bir sene olmuştur. Ya da ne kadar oldu gerçi bilmiyorum ama.
Çok önceden yoktu yani. Sonradan gelince yani otomasyonla birlikte bu iş büyüyünce şifre ettim böyle önemli anlamıştım.
Gerçekten güzel. Burada diğer bir kısım şu an hepimiz Fosfilm tarafında ya da Sirius tarafında şu anda ki iş yoğunluğu.
Daha çok mesela işte gelen işte çok fazla bizde biznes ağırlıklı işler oluyor.
Bu işlerden dolayı kendimize ne zaman ayırabiliyor muyuz?
Burada gün içindeki mesai saatlerimizden nasıl kullanabiliyoruz, verimli kullanabiliyor muyuz, yoğunluklar nasıldır?
Şu an Sirius tarafından nasıl bu tavsiye işler?
Ben devam edeyim. İş yoğunluğu elbette ki oluyor.
Yani gelip yatma diye bir şey çok mümkün değil tabii ki.
Bu kadar çalışan bir ekonomilerde.
Direkt dikkat çekersin, yakalarız.
Aynen öyle. Yani yoğun bir süreç var, evet.
Ama önemli olan...
Hem uzaktan çalışmanın getirdiği bazı dezavantajları nasıl avantaja dönüştürebiliyoruz?
Nasıl evden çalışmak ve işte bu yoğun sprintlerde nasıl kendimizi idare edebiliyoruz?
İşte bir yandan nöbet var.
Bazen oluyor iş sonrası nöbetten gelen bir konuya bakmak gerekebiliyor.
Çünkü operasyon tarafında da aynı şekilde aslında işini yapmaya çalışan insanlar var.
Onların da bir mesaisi var. Onlar da bir şekilde işlerini yürütüp belki de deadline'larına yetiştirmeye çalışıyorlar.
Bu konuda bazen yoğunluklar yaşayabiliyoruz tabii ki.
Ama biz genel olarak ekip olarak ve diğer ekipler olarak bildiğim kadarıyla da kendi kişisel gelişim alanlarımızı belirleyip belli dönemlerde bunlar üzerine sprintlerde kendimize zaman
ayırıyoruz aslında. Haftalık olarak bunu ekipçe karar verdiğimiz zamanlar ayırıyoruz.
Ve orada kendi kişisel olarak ve takıma da ne katkı sağlayabilirim, kendi gelişimine ne katkı sağlayabilirim.
Hem teknolojik olarak olabilir hem de takım kültürüne ilave ekleyebileceğimiz bir şeyler için olabilir.
Bu tarz şeylerde kendimize zaman ayırmaya çalışıyoruz.
Hem de uzaktan çalıştığımız için de iletişimi daha sıkı tutabilmek, kendimizden çok uzaklaşmamak ya da bilgisayara çok yoğunlaşmamak için aramızda ara ara toplanıp sohbet
ediyoruz, konuşuyoruz. Bu bazen birebir konuştuğumuz toplantılar da oluyor.
Düzenli yaptığımız ekip toplantıları da oluyor.
Bu şekilde bahsedebilirim genelde.
Tabii fiziksel olarak olmuyor.
Neden? Çünkü Raser İzmir'de.
Evet, benim için maalesef.
Ama yıl içinde birçok kez ben de İstanbul'a geliyorum.
Nurten de Ankara'da. Onunla birlikte İstanbul'a gelip ekipçe toplandığımız etkinlikler yapıyoruz.
Abi onu da söylemek isterim bu arada bu araya girip.
Ekipçe etkinliklerimiz bence çok güzel.
Mis gibi Nagile'ye gidiyoruz.
Kaliteli ortamlarda Nagile bizi için mangalımızı yapıyoruz.
O konuda ekibimiz çok şanslı bence.
Orada ben de bir dipnot geçebilirim.
Nöbet konusunda yoğunluk yaşayabiliyoruz demiştin Eser.
Nöbetten kaynaklı bazen gece de bizi aradıkları durumlar olabiliyor.
Ama gece ekstra bu şekilde arandığımız durumlarda sabah mesaiye daha geç başlayıp onu orada tolere edebiliyoruz kendi içimizde.
O zaman ben konuyu birazcık daha farklı bir yere getirmek istiyorum.
Şimdi hep insanlıklardan bahsettik.
7.24 çalışan bir sistem dedik.
Nöbet sisteminiz var mıdır, nasıldır?
Nöbetçinin sorumlulukları neler?
Biraz da ondan bahsedebilirsek bence güzel olur.
Ben cevap veririm abime. Hatta bu haftaki nöbetçi benim.
Oradan yola çıkabiliriz. Şu anda değilsin değil mi?
Şu anda değilim aynen. Şu anda bir arkadaşıma devrettim.
Sağolsun destek oluyor orada bana.
Şöyle hani mesela bak şu da çok güzel bir örnek bence.
Hani ekstra bir iş olduğunda, bir plan olduğunda sonuçta herkesin bir sosyal hayatı var.
Bazen akşamları plan olabiliyor.
O anda müsait birisine devredebiliyorsun veyahut başka bir iş alabiliyor.
O tarz durumlarda ekip sağ olsun çok aktif bir şekilde sormadan kendisi istiyor açıkçası.
Akşam ben destek olayım bir saniye diyerekten.
Onun haricinde nöbetçi dediğimiz kişi aslında normal meselesine devam ediyor.
Yine aynı şekilde sprint işleyişinde aktif oluyor.
Üzerine madde alıp devam ettiriyor teste kadar.
Ve herhangi bir sıkıntı geldiğinde gelmesi durumunda eğer sprinti riske atacaksa Elindeki maddesini bir başkasına atayabiliyor veya nöbetten gelen konuyu atayabiliyor başkasına.
O arada tamamen ekip içerisindeki dinamiğe ve iletişime bağlı bir konu.
O anki yoğunluk nasıl durumda, nasıl ilerliyor diye.
Ama en temel anlamda beklediğimiz şey nöbetçiden ilk gelen hatayı karşılaması ve burada kontrol etmesi aslında.
Aynen. Hatta burada zaten support ekibimiz de var.
Aslında operasyonlar direkt onlara ilgileniyor.
Ama bizim developerlar olarak, köyler olarak vereceğimiz bir destek varsa o zaman iş nöbetçiye geliyor.
Yoksa onun dışında hani sanki sürekli 7.24 bilgisayar başı iş yapmadan sadece nöbet veriyormuşuz gibi değil de yani.
Yani 7.24 hizmet verebiliriz ama veriyor muyuz o ayrı tabii ki.
Ama hani bir sorun olduğunu her zaman hani işte laptopumuzu yanımıza taşıyoruz böyle vardır ya çizimler falan olur böyle developer nöbetçidir.
İşte her zaman yanında laptop'a gidersin, sinemaya gidersin laptop yanında falan.
Onun gibi böyle tam o iş yani.
Bu arada çok güzel bir bilete değindim bence.
Support'tan da bahsetmek gerekir.
Bence Fulfillment tarafında Canavar gibi bir support ekibine sahibiz.
Yani açıkçası gelen konuların çok büyük bir kısmı zaten support tarafında çok rahat yönetilebiliyor.
Sağolsunlar bu konuda çok destekleri var.
Yani şey gibi de olmuyor asla bu arada.
Hatayı bildirdim, tamam artık developer da sorumluluk gibi değil.
Aslında gerçekten o hatanın sonuna kadar, çözümüne kadar bizle beraber olabiliyorlar.
Ekstra kolaylaştırabilecekleri bir şey varsa aradaki iletişimi sağlanıyorlar.
Bence bu konuda support'un yeri çok önemli.
O konuda çok şanslıyız tribe olarak.
Peki burada şeyi nasıl yapıyorsunuz?
Yani bu takipleri, monitoring tarafında neler kullanıyorsunuz?
Bir de alarmlar var aslında. Hangi durumlarda alarmların çalışması gerektiğiyle ilgili kontrollerini nasıl sağlıyorsunuz?
Birazcık o kısmı da merak ediyorum ben.
Tabii abi ben bahsedeyim kısaca ondan.
Yani Mümin dediği gibi aslında nöbet esnasında da bizim hem alarmlara hem de monitoringe...
çok fazla ihtiyacımız oluyor. Onun dışında da biz kendi sistemlerimizi nasıl daha iyi yapabiliriz konusunda da sürekli uygulamalarımızı monitörize etmeye çalışıyoruz.
İşte burada throughput'ları, response time'ları değerlendirip bir sonraki step'te acaba bunu daha iyi yapabilir miyiz?
Burayı geliştirebilir miyiz?
Kullanıcıya daha iyi bir deneyim sunabilir miyiz?
Bunun için uğraşıyoruz. Burada da monitoringde örnek olarak Nivredi, Kibana, Grafana, Beholder ekibinin bize sunduğu APM dashboardlar, performansları değerlendirdiğimiz dashboardları kullanıyoruz aslında.
Uygulamalarımızda çıktığımız yeni geliştirmelerde özellikle burada dikkat edebileceğimiz, yani işte burada bir bug olabilir, yakaladığımız bir exception var ve bu exception'ın neden düştüğünü merak ettiğimiz durumlarda
özellikle loglarımıza alarmlar kurmaya çalışıp.
Geliştirmeyi yapan kişi de bunları takip etmeye çalışıyor.
Bazen nöbetçi takip edebiliyor.
Bazen geliştirmeyi yapan kişi takip edebiliyor.
Dediğim gibi sistemi daha iyiye getirebilmek için aslında bunları sürekli geliştirme aşamalarımıza dahil etmeye çalışıyoruz.
Okeydir. Süper.
O zaman son bir soruyla geliyorum size.
Kendinize ayırdığınız zamanları yani RG saatlerimiz oluyor.
RG saatlerimize sizler neler yapıyorsunuz?
Uğraştığınız şeyler var mıdır? Mesela başka ekiplerle bir önceki ekiplerde bölümlerde konuşurken Launch and Learn gibi böyle.
Toplantılar yapıyoruz demişlerdi ya da birbirlerine kitap okuma seçimleri yapanlar var ya da bir şeyler argesini yapıp birbirlerine aktaranlar var.
Ben şöyle bir şey öğrendim deyip aktaran vesaire şeyler oluyor.
Bizde var mı böyle stiliyorsa bu tarz şeyler?
Benzer şeyleri biz de yapıyoruz aslında.
Mesela örnek olarak kullandığımız teknolojilerle alakalı bir teknik kitap belirleyip işte her hafta bir partını birisi okuyarak daha sonra aramızda böyle ufak tartışmalarla onun aktarımını yaptığımız küçük sesyonlar yapıyoruz.
Bunun dışında İngilizceyi geliştirmek adına ara sıra oyunlar düzenleyip kendi içimizde İngilizce oyunları oynuyoruz.
Veya işte mesela kapanış toplantılarımızda da İngilizceyi aktif olarak kullanıyoruz biz.
Genel olarak bunlardan bahsedebilirim.
Eklemek istediği belki arkadaşlarımın da vardır bir şeyler.
aklıma gelmeyen şu an? Mesela biz şey yapıyoruz abi bu arada şöyle bir ekleme yapabilirim burada.
İngilizce mesela bizim için şu anda trend yolda ana hedeflerimizden bir tanesi İngilizce anlamında biraz daha kendimizi geliştirmek etmek.
Tabi bu zamana kadar aslında hep Türkçe, Türkçe, Türkçe ilerlediğimiz için günlük konuşmamızda, teknik toplantılarda vesairesinde.
Biz de ufaktan böyle İngilizce'deki bu utangaçlığımızı kırmak adına aslında bazı ufak tefek aksiyonlar aldık ekip içerisinde.
İşte nedir mesela kapınış değillerimizi yapıyoruz.
Günde İki defa değil yapıyoruz biz.
Bir sabah bir akşam alıyor. Kapanış devresini mesela tamamen İngilizce update vererek ilerliyoruz.
Hatta şey cezamız da var.
Türkçe'ye dönen kişi direkt baklava ısmarlıyor.
Hatta bugün onun için ofisimiz var.
Çok güzel ceza abi.
Kesinlikle katılıyorum. Bununla birlikte aynı şekilde kişisel hedeflerimiz olabiliyor.
Bireysel hedeflerimiz ve bu bireysel hedefler tabii ki takıma da hizmet etmek zorunda.
Edebileceği kadar etmek zorunda tabii ki.
Bir kazanımı elde edildiğinde buradan ekip arkadaşlarımız bunu anlatırken teknik toplantılarımızı İngilizce yapma kararı aldık.
Artık tamamen İngilizce üzerinden.
soru-cevap ve anlatım şeklinde ilerleyecek.
Bunlar da bence İngilizce hedefimiz ve İngilizce girişimi anlamında verebileceğim örneklerden bir tanesidir.
Evet yani gece değil de bizler de yapıyoruz artık.
Kesinlikle verimli geçe ve kendini daha rahat hissediyorsun her geçen gün.
O zaman çok teşekkür ederiz arkadaşlar.
Bu bölümde Fulfillment Silos ekibiyle birlikteydik.
Tek tek hepinize çok teşekkür ederiz.
Bu bölümde Lasser, Nursen ve Mümin ile beraberdik.
Tekrardan çok teşekkür ederiz arkadaşlar.
Biz teşekkür ederiz.
Biz teşekkür ederiz. Bir sonraki bölümde görüşmek üzere.
Güç sizin olsun.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
