
Konuklar: Uğur Şenol, Senanur Turan, Muhammed Çağrı Uysal, Barış Can Buvan
33. bölümümüzde konuğumuz Insurance ekibi oldu. Ekip yapısını, projelerini, teknoloji stack seçimlerini ve çok daha fazlasını konuştuk!
Transkript
Selam ekip, ben Product Center ekibinden Erdem.
Ben Fulfillment Order Master Data ekibinden Fırat.
Teknoloji ekiplerini tanıdığımız ve süreçler, teknolojiler gibi konuları konuştuğumuz Selam Ekip Podcast serisinin 33.
bölümünde insurance ekibiyle birlikteyiz.
Bu bölümde insurance ekibini tanıyıp, ekip yapısı, kullanılan teknolojiler ve pratikler gibi konuları konuşacağız.
Hoş geldiniz arkadaşlar. Hoş geldiniz efendim.
Hoş bulduk. Kısaca kendinizi tanıtabilir misiniz?
Bugün Uğur, Barış, Çağrı ve Senanur bizlerle.
Bu sırayla gidelim isterseniz. Okey ben başlayayım.
Ben Uğur. Aslında ne zamandır trenli yoldayım?
Bir buçuk yılı geçti aslında trenli yolculuğu.
Ondan önce de biraz bir banka tecrübem vardı.
Biraz bankalarla çalıştım.
İki yıldan biraz daha fazla da bankalarla çalıştım.
Bir buçuk yıldır da hep insürans ekibinde çalıştım aslında.
İnsürans ekibi içeride zaten birçok teknolojinin birçok farklı domeninin olduğu bir ekip.
O yüzden şu aralar bir rotasyon ihtiyacı hissetmedim ama o şekilde bahsedebilirim ben de.
Sen hayatım. Tamam ben aldım.
Ben de Sena, ben ekibimin Product Manager'ıyım.
Bir yıldır ben Trendyol'da çalışıyorum.
Ondan önce de yaklaşık bir yıl kadar otorite sektöründe yine Product tarafında tecrübem vardı.
Ben de başladığımdan beri sigorta ekibindeyim.
Ben de tupu Barış'a atıyorum. Selam, Barış ben de.
Yaklaşık iki yıldır Trendyol'dayım ve doğma büyüme insürüs ekipliyim.
Ekibin ilk üyesiyim aslında ve buradan önce de kısa bir süre sarı renkli bir sitede deneyimim var diyebilirim.
Çağrı. Tabii ki.
Selamlar herkese. Çağrı ben.
Ben de Barış'tan bir ay sonra girdim Trendyol'a.
Benim badim kendisi zaten. Onboard etti beni sağ olsun.
Frontendçiyim. Ekipteki iki frontendçiden biriyim.
Buradan önce de birkaç tane freelance iş yaptım aslında.
Yani Trendyol benim ilk böyle büyük ekibim diyebilirim.
Benden de böyle. Benim Çağrı'yla alakalı komik bir anım var ya aslında.
Bu frontend developer'ım dedi ya işte onu anlatabilirim aslında.
Çağrı ilk geldiği zaman bizim ekip çok yeni kuruluyordu.
İşte Barış ilk üyesiydi. İşte sonradan işte başka arkadaşlar geldi.
Ben geldim vesaire. Benden sonra da Çağrı geldi aslında bir 15-20 gün sonra.
Çağrı geldi frontend'miş.
İşte bizle peer oluyor. Bizim hepimiz backendiz.
Daha hiç frontendçimiz yok. Çağrı bizle peer oluyor.
Dedik abi sen ne yazacaksın?
İşte birlikte işte kodlayın yazıyoruz falan.
Dedi abi ben dedi... Backend'cıyım galiba.
Backendlerle şey oluyor.
Pair oluyorum falan dedim.
Bir sene frontendçi biliyoruz.
İlk geldiğimde çok kafam karıştı ya.
Bir hafta boyunca. Evet giriyorum.
Sürekli backendçilerle böyle pair falan yapıyoruz.
Zaten liderliği işte ilk son interview'da şey oldu.
Biz frontend backend ayrımı çok fazla yok aslında.
Aralara geçebiliriz. Aynen.
Case'de de şey vardı zaten.
Yani node falan da vardı böyle.
Database'e falan bağlama. Yani backend şeyi de yaptık.
Case'de de. Dedim herhalde. burada her şey yazılıyor yani.
Kodlin falan yazıyorlar. Dedim ben biraz kodlin öğreneyim falan.
Bir hafta sonunda şey oldum böyle abi ben backend miyim frontend miyim?
En son onu Onur abiye sordum yani.
Ben niye buradayım? Ne oluyor abi burada falan.
Ne oluyor aynen. Sonra frontend olduğumu öğrendim.
İkinci frontend Erhan gelince de böyle daha oturdu yani.
Okey biz frontend, biz frontend çalışalım.
Sonra frontend olduğumu öğrendim.
Aynen. Çok hazırdım yani backend yazmaya.
Ama senin de bir içinde varmış abi backend.
Ya var zaten. Öncesinde de böyle full stack falan şey yapıyordum yani.
Çalışıyordum tabii o kadar yani frontend kadar profesyonel değildim ama.
Dedim ya öğreniriz yani. Kod dil falan yaparız bir şekilde.
Ve paylara falan girince de gerçekten şey oldu.
Abi ben backend miyim ne olacağım?
Frontend miyim? Sonra başlayınca işte ilk backend gitti.
Sonra frontend başlayınca orada devam ettik yani.
Süpermiş abi. Hoş geldiniz tekrardan.
Şimdi birazcık daha ben böyle ekibi tanımak istiyorum.
Ekip yapımınız hakkında bilgi verebilir misiniz?
Kaç kişi var? Kimler var?
Frontend'çiler, backend'çiler dedik.
PO'muz var. Onunla ilgili birazcık böyle detay verebilirsiniz.
Süper olur. Tabii vereyim ben.
Bir buçuk PO, üç backend developer ama normalde çok daha fazlaydık.
Rotasyonla kan kaybediyoruz arada.
İki frontend bir de team lead'imiz var.
Abi çok pardon, biraz sayar mısın?
Bir buçuk piyon dedim. Bir buçuk piyon, evet abi.
Okay. Acılı mı, acısız mı abi?
Onun detayını Sena versin size.
Okay, tamam. Ben o zaman sözü alayım.
Ben bir yıllık product deneyimim vardı ama Trendyol'a ilk geldiğim zaman teknoloji deneyimim yoktu.
Yani ben bir hardware'de çalışıyordum.
Software'da olarak ilk defa Trendyol'da çalışmaya başladım.
O yüzden ben junior olarak başladım.
Merve'yle birlikte, Merve'yi tanıyorsunuzdur Merve Güney.
Merve'yle birlikte çalışmaya başladık.
O zaman ilerledikçe ben Merve'den artık işleri devraldım ama Barış herhalde tam alamadığımı düşünüyorum.
İnşallah ben birimdir oradaki.
Buçuk değilimdir Barış. Tabii ki sen birsin.
Merve bir olabilir mi sence ya?
Neyse Merve de dinleyecek şimdi.
Buradan Merve'ye selamlar o zaman bizi dinliyorsa.
Ekip yapımızdan biraz da ben devam edeyim o zaman.
Şöyle aslında produk olarak...
Benim ekipten biraz daha farklı şeyim, çalışma alanım diyeyim.
Çünkü biz sigorta olarak hem Core Trendyol sayfalarında hem de Aftersaves olarak bizim Trendyol sigorta channelında hizmet veriyoruz.
Şu an burada sigorta ekibi olarak aslında tamamen Trendyol sigorta tarafını main chain ediyoruz.
O tarafta biz...
Kullanıcın tren yoluna geçmişte aldığı siparişleri daha sonra sigorta alabilmesini sağlıyoruz.
Şimdi biz tren yol sigorta olarak aslında küçük bir tren yol gibiyiz.
Çünkü tren yoldaki kendi tüm CX, OMS, PDP vesaire küçük küçük ekiplerden birleşen o hani satın alma süreci bizde aslında tek ekip de toplanıyor.
Yani biz Trendyol sigorta tarafından satın alacak bir sigorta ürünü için en baştan kullanıcının sepete eklemesiyle başlayan sürecin satın almanın tamamlanmasına hatta tamamlandıktan sonraki order management sistemlerini vs.
hepsine biz bakıyoruz. O yüzden bizim kendi ekibimizin hem checkout'u var hem CX'i var hem kendi order manage ettiği sistem var.
O yüzden dikey bir ekibiz aslında.
Trendyol'da başka dikey ekipler var mı ondan tam ilgim yok ama biz tam anlamıyla dikey bir ekibiz.
Buradaki demiştin ya bir işte örneğin CX gibi tüm aslında süreçlerin bir versiyonu aslında küçük bir versiyonu sizde var gibi mini bir versiyonu.
Burada peki bu support kısmı nasıl oluyor?
Nasıl destek veriyorsunuz burada? Aslında CX tarafında biz Cortrand yolun CX ekibine bağlıyız.
Yani yine stand-alone sigorta içinde onlardan hizmet alıyoruz diyeyim.
Sadece operasyonel süreçlerini vesaire aynı orada waitingde kalan siparişlerin yapılması yani takip edilmesi konularında.
Biz destek oluyoruz. Okey süper.
Yani burada aslında ben şimdi mini bir versiyon deyince aslında biraz şey sanmıştım.
Tamamen bağımsız aslında mesela örneğin CX ile iletişim kurmuyorsunuz.
CX'in bir versiyonu da sizde var gibi ama aslında öyle değil.
Yine aslında bağlantılı içerisinde değil mi?
Aynen bağlantılı olduğumuz noktalar da var.
CX bağlantılı olduğumuz noktalardan biri ama mesela Checkout'da tamamen bağlantısızız.
Trendyol'daki diğer digital service hizmeti veren ekiplerin de bizim check out'umuz üzerinden ilerleyebilmesi için check out as a service diye bir ürünümüz daha var.
Bir ürün olarak bakıyoruz ona da.
Diğer hani şu an bize montaj ekibi entegre oldu mesela.
Montaj ekibi de bizim check out'umuzu kullanıyor.
Check out'ta tamamen Core Trendyol'dan bağımsızız.
Aslında bağımsız olan yerler de var, bağımlı olan yerler de var.
Aynen. Okey süper. Süper.
Gerçekten güzelmiş ekip yapınız.
Ben bayağı beğendim. Ben biraz daha şey sormak istiyorum burada.
Scrum yapınızı, işte genel çalışma düzeninizi merak ediyorum.
Scrum mı ilerliyorsunuz?
Scrum mı gidiyorsunuz? Bir de mesela Scrum içerisinde hani böyle ilginç işlerde ya da kompleks işlerde, karışık işlerde, kompleks maddelerde peer oluyor musunuz?
Bunu ben cevaplayabilirim abi.
Aslında hafta kısmından konuşuyoruz.
Scrum gidiyoruz olabildiğince.
Aynı dediğiniz gibi kompleks işler çok fazla olabiliyor.
Bizim işlerin aslında kompleksli birazcık daha analizlerde oluyor.
Yani insurance domeyini şöyle bir domeyin.
Her sigortanın birbirinden farklı özellikleri olabiliyor.
Yani bir gün işte after sale'a sigorta teklifi sunarken başka bir gün ikinci el telefonlara sigorta teklifi sunmamız gerekebiliyor.
Böyle olunca ürünlerin işte birbirinden yapıları çok farklı oluyor.
Ve bunu jenerik bir şekilde korumak da biraz analizlerimiz zorlaştı.
Bu tur analizlerde MOBA gittiğimiz zamanlar bile oluyor aslında.
Yani şey yapıyoruz işte Payroll'lar ADR yazıyor.
İşte sonrasında MOBA oluyoruz.
İşte ADR'larımız RFC'ye dönüşüyor vesaire.
Olabildiğince zaten Payroll'lar hep korumaya çalışıyoruz.
Büyük işlerde genellikle Payroll olmaya çalışıyoruz.
Hem zaten Payroll'ın faydalarını hepimiz biliriz yani.
Hem ben karşı desteklerim hem karşı beni destekler.
Bu şekilde aslında bizim de bilmiyorum barış ekleyeceğim bir şey olur mu senin?
Yok abi. Buradaki EDR kısmı çok iyi ya.
Ben bu EDR-RFC konularına biraz daha yeni yeni giriyorum da.
EDR kısmında mesela siz düzenli olarak şey yapabiliyor musunuz?
Mesela belirli bir düzeniniz var mı yoksa bir konuya baktığınızda şey mi diyorsunuz?
Aslında bunun adresini yazsak iyi olur mantığında mı yoksa?
Belirli bir sistem var. Hani şöyle olursa ADR'e yazalım gibi mi?
Bir düzende mi ilerliyor? Mesela bizde değil şu anda.
Daha biz yeni yeni alışma sürecindeyiz.
Farklı bir şey olduğunda mesela biz şey diyoruz.
Aklıma şey geliyor. Ya aslında bunun adresini yazsak iyi olur gibisinden.
Ama böyle düzenli bir şey olduğundan değil.
Tamamen o ara bu iyi bir yöntem, iyi bir yönteme karar verdik.
Okey o zaman bunu bir hasta dokümanına yazsak iyi olur.
Neden yaptık? Biz bunu niçin yaptık gibisinden.
Ama belirip sistemimiz yok aslında.
Sizde var mı ya da mesela az önce şey dedin ADR var, RFC'ye dönüşüyor falan ya.
Bunu bir önceden mesela oturup düzenini mi konuştunuz?
Nasıl ilerledi orası? Barış bir de ben bu soruyla alakalı şeyi de eklemek istiyorum.
ADR ve RFC'yi bir de tanımlayabilir miyiz?
Kısaca bilmeyen arkadaşlarımız için.
ADR aslında Architectural Decision Record ve RFC'de Request for Comments.
RFC'lerimiz aslında ADR'a dönüşüyor.
Bunları neden yapıyoruz? İleride insanlar bu kararları verdiğimizde aga bu kararı niye verdik demesin diye.
Gelecekte gelecek yazılımcıya veya testçiye veya PO'ya yardımcı olması açısından yazıyoruz bunları.
Bunları yazarken katı kurallarımız yok aslında ama öyle küçücük şeyler içinde ADR yazmayı tercih etmiyoruz.
Mesela devasa analizlerimiz olduğunda genelde RFC yazıyoruz.
RFC'de mob şeklinde doldurmuş olduğumuz için bütün ekibin aslında...
önceden fikri oluyor. Ardından bu RFC'yi mob olarak tekrardan aramızda revive ve revise ediyoruz.
En nihayetinde de ADR'a dönüştürmüş oluyoruz bunu aslında.
Buradan şey anlıyorum aslında. Mesela dev analizler falan deniyor ya birkaç kere de sanki daha önceden bahsedildi.
Burada business kısmı ya da istekler çok böyle kompleks olduğu için analiz ihtiyacı mı çok fazla oluyor ya da süresi mi uzun oluyor?
Ya da sürekli olan bir şey mi? Yoksa yani buradaki bu business sürecinde örneğin ya da yeni başlandığı için mesela atıyorum insurance aslında.
daha yeni bir alan diye mi bu kadar fazla oluyor?
Yoksa teknik ihtiyaçlardan dolayı mı?
Şöyle aslında bunu da ben cevaplayayım, barıştan alayım.
Bizim dediğim gibi bazı ürünlerimizin birbirinden farkı çok fazla oluyor.
Mesela after sales'ın bütün süreçlerini biz yönetiyoruz ürünlerin.
İşte offer tarafı bizde, checkout tarafı bizde, order tarafı bizde bütün ürünlerin.
Şimdi mesela order tarafı olabildiğince jenerik ama mesela öyle bir ürün geliyor ki o order tarafının jenerikliğini...
de bozmamız gerekiyor. Ama sonuçta Order tarafında hizmet ettiği bazı ekranlar var veya bazı ekipler var.
Bu sistemi de çok fazla değiştirmemek de lazım aslında.
Yani şöyle düşünün abi.
Mesela bir tane sigorta oluyor.
Trend yolu siparişlerine bağlı işte.
Bunlara ofisini yok.
Başka bir sigorta oluyor. İşte dediğim gibi ikinci el telefonlara trend yolu siparişiyle hiçbir alakası yok.
Yani bir ürün için trend yolu sipariş bilgilerini tutman gerekiyor belki.
Ama diğer bir ürün için telefonun e-mailini tutman gerekiyor belki de.
Yani tamamen farklı ürünler.
Aslında çok fazla değişen var.
Ortak nokta sadece sigorta olması gibi bir şey.
Aynen öyle. Belirli tabii ortaklaştırdığımız şeyler oluyor.
Ama yani bu tarz işlerin analizleri o yüzden çok kolay geçmiyor.
Yani her ürünün birbirinden kendine alsa özellikleri de oluyor.
Ve işte gayet de kompleks ürünler.
Böyle olunca aslında bir de şey de birazcık bizi zorluyor aslında.
Arka tarafta order'ın scale'ına da yetişmemiz gerekiyor.
Şöyle söyleyeyim işte mesela after sale var ya aslında bir tarafta bir OMS sistemi var zaten Trendyol'un.
Oraya büyük bir akış var. Belki işte günde milyonlarca sipariş.
Biz onları alıp offer sunmamız gerekiyor.
Bunlar da aslında challenge'da oluyor bizim için.
Bu noktada da aslında RS'ler, EDR'ler yazıp daha çok mob olarak tartışıyoruz.
Yani bu nasıl olacak, şu case'i nasıl cover edeceğiz tarzında.
Böyle cevaplayabilirim aslında.
Ben de payer ile ilgili frontend tarafını biraz anlatabilirim.
Backend kısmından birazcık daha az kişi olduğumuz için sürekli payer olarak gitmiyoruz.
İki kişiyiz zaten. İlk başlarda projeleri kurarken genellikle sürekli payer gidiyoruz.
Orada architecture ve folder yapısı nasıl olacak, hangi teknolojiyi kullanacağız bu tarz karar verirken payer gidiyoruz.
Ondan sonra zaten bunlar oturduktan sonra task ile belliyse, task'in içeriğini zaten review'da anlıyoruz.
Ona göre iterative bir şekilde review geçiyor ya da geçmiyor ya da daha fazla yorum giriliyor.
Review'un sonucu geldikten sonra.
Biz çok fazla peer gitmiyoruz bu yüzden.
Ben de bunu ekleyebilirim.
Yani backend birazcık daha peer giderken testlere biz birazcık daha fazla ayrılıp sadece böyle architectural decision yapacaksak o zaman peer oluyoruz diyebilirim.
Frontend tarafı bizim ekipte de öyle ilerliyor bildiğim kadarıyla.
Genelde sanırım trend yolda o şekilde oluyor.
Ben birazcık daha farklı bir yere çekmek istiyorum konuyu.
Ekip olarak böyle karşılaştığınız challenge'lar neler?
Yani sigorta domen olarak biraz karmaşık bir domen anladığım kadarıyla.
Karşılaştığınız challenge'dan neler oluyor?
Orayı merak ediyorum ben de.
Yine aslında bir an önceki cevabıma benzer.
Yine ben cevaplayayım bunu. Yani aslında bizim için en büyük challenge her ürünün birbirinden farklı olması oluyor.
Yani ilk başta zaten sistemi yazarken bunu biliyorduk.
Birazcık da jenerik yapmaya çalıştık.
Ama sistemi ne kadar jenerik yaparsak yapalım.
Bazı ürünlerin yine kendinden çok çok farklı özellikleri olabiliyor.
Bir de aslında şeyi de zorluyor.
Diğer ekiplerle koordinasyon vesaire de.
Dediğim gibi mesela bir... Biz order ekibine çok yakın çalışıyoruz.
Sonuçta order ekibinden çıkan siparişlere offer veriyoruz.
Ve orada büyük bir scale var.
Hangi ürünlere offer vereceğimizi seçmeler olsun.
Diğer ekiplere gidip. Şöyle düşünün biz tam ortadayız.
Order ekibine gidip orderları çekiyoruz.
Başka bir ekibe gidip buna sigorta hit ediyor mu diye soruyoruz.
En sonunda da biz alıp diyoruz ki sigorta teklifiniz bu.
Bunları yapmak aslında bizim için challenge oluyor.
Koordinasyon vesaire. Bir diğer challenge de aslında...
Eksternal ekiplerle de çalışıyoruz.
Sigortayı aslında poliçeyi biz kesmiyoruz.
Eksternal ekipler kesiyor poliçeyi.
Başka sigorta firmaları kesiyor poliçeyi.
Onlara gönderiyoruz. Herkes de Trendyol kadar çevik çalışamıyor aslında.
O yüzden onları da cover etmemiz gereken yerler oluyor.
Aslında bunlar bizim challenge'larımız genel olarak.
Yine ben burada bir araya girebilirim isterseniz.
Yine front-end, back-end farkı challenge'lar olarak.
Biz front-end olduğumuz için aslında sadece back-ending gateway'lere giriyoruz.
Ve arkadaki takımlarla nasıl iletişim kuruyoruz.
Aslında bunlar bize birazcık black box gibi.
O yüzden Frontend tarafında böyle challenge'larımız yok.
Geçenlerde yaptığımız bir UI kütüphanesi vardı.
O aklıma geldi şimdi. Orada birazcık challenge'lik şeyler yaşadık.
Şu an tren yolda birden fazla mobil web var ve web view kullanıyorlar.
Yeni gelen Vasek gibi de dizaynları bize çok benziyordu.
O yüzden biz dedik yani bizim kullandığımız komponentları bir kütüphaneye çıkaralım.
Onlar yeniden yazmak yerine bizim komponentlarımızı kullanmasınlar.
Orada bize en challenge'lik gelen şey aslında Yani bizim kendi lojimizi çıkarıp yani daha abstract bir şekilde başkalarının kullanacağı da kullanılabileceği bir kütüphane çevirmekti.
Ben de ilk defa böyle bir şey yaptım.
Normalde UI kütüphanesi hiç yapmamıştım.
Şunu fark ettim yani kodda genellikle lojiklerimizi işte UI'nin içine koymuşuz.
Bunları çıkarmamak birazcık zorladı biz ama güzel bir tecrübe oldu gerçekten.
Şu an o kütüphaneyi de başka bir ekip kullanıyor.
Yani kendileri aslında hiç yeniden UI'yi yazmaya zaman kaybetmediler.
Direkt onları kullanarak devam ettiler.
Çok iyi. Dizayn sistem gibi bir şey değil mi bu?
Aynen. Çok gelişmiş bir şey değil aslında.
Dizaynlarımız bizim çok benzediği için birazcık karşılaştırdık orada.
Baktık ki yani işte basic şeyler işte akordiyondur, button'dur hepsi çok benzer.
Biz bunları bizim repomuzdan çıkaralım tamamen.
Yeni bir repoyu alalım. Tabii repodan alırken dediğim gibi işte o challenge'lar vardı.
UI'ların içinde çünkü kendi logiclerimiz de yazıydı.
Onları böyle abstract edip çıkarmak bizim için gerçekten zor oldu diyebilirim.
Çünkü ilk kez böyle bir şey yaptık. Ama sonrasında gerçekten güzel bir deneyim oldu.
Nasıl UI kütüphanesi yazılır yani bir client bunu kullanacak sonuçta onu öğrenmiş olduk.
Ben de şöyle en dıştan bir göz olarak yaşadığımız şanslardan bahsedebilirim ufak.
Mesela aslında sigorta ürünleri Kortrendo sayfalarında da satılıyor.
Aynı zamanda bizim sigorta domeninde de satılıyor.
Ve biz sigorta domeninde ürün satarken bir ürüne kampanya yapmak istediğimizde ya da ürünün...
kullanıcıya ulaşmasıyla ilgili bir değişiklik yapmak istediğimizde yine hepsinin süreci bizde olduğu için hızlıca yapıp hani belki de bir sprintte bile bitirebildiğimiz işler olabiliyor.
Ama Core Trend'e o sayfalarındaki sigorta ürünleriyle ilgili değişiklik yapmak istediğimizde ilk önce o ürüne o hani VAS ürününün sigorta ürününün tanımlanmasından başlayan bir süreçle işte onlar işini bitirdiği zaman Checkout'un Fetivent'e eklemesi
gereken alanlar onu hani tekrar OMS'in dinlemesi, OMS'in yine entegatörle, sigorta tarafıyla iletişim kurması vesaire gibi challenge'ları da oluyor.
Yani domain olarak baktığımız zaman insurance kendi içerisinde tüm her şeyini halledebiliyor gibi duruyor.
Ama bir yandan bizim Core Trendyol sayfasında sattığımız ürünler, insurance ürünleri de bizim için challenge oluyor product tarafında.
Çünkü her ekibin sekron bir şekilde birbiri ardına iş yapması gereken işler oluyor.
Buradaki asıl kısım aslında entegrasyon gibi anladım değil mi?
Çok fazla entegrasyonunuz var diye anlıyorum.
Yani bir iki domain değil, çok fazla domain.
Bu domainler aslında sürekli ilişki içerisindesiniz.
Hem de Trendyol içerisi değil.
Sadece. Çünkü az önce anladığım kadarıyla poliçeyi farklı bir şirket kestiği için dışarıdan şirketlerle de.
Ben genelde bir dışarıdan şirket deyince hep checkout geliyor bu ödeme sistemler bankalardan dolayı falan.
Poliçe kısmını düşünmemiştim ama mesela demek ki sigortada da sigorta şirketleri için yine dışarıdan şirketlerle alışveriş kuruyoruz.
Evet evet abi aynen o şekilde.
Yani yine biz burada marketplace görevini üstleniyoruz.
Geri kalan poliçe süreçleriyle hiç ilgilenmiyoruz.
Yani biz poliçemizi satıyoruz.
Sonrasında hani aslında core trend yolda nasıldır?
Ürünü satarız marketplace olarak.
kargosuydu vesaire. Tabii Trendal Express de var da kargosu falan satıcı ilgilenir.
Burada da aynı bir satıcımız var.
Bir sigorta firması satıcımız bizim.
Biz poliçeyi satıyoruz.
Sonra sigorta firmasına diyoruz ki biz bu poliçeyi sattık.
Gerisini siz yönetin. Yani çok fazla ekiple de işte dediğim gibi OMS'le product ekibiyle vesaire yakın çalışıyoruz aslında.
Ama yani bizim challenge'larımız genellikle OMS tarafında oluyor.
Yani oradan gelen birçok order'a offer verebilmek biraz kanlı olabiliyor bazen.
Güzel güzel. Burada peki olayı bir yandan ekip kısmına geçireceğim.
Çünkü ilk başta şöyle bir şey demiştiniz.
Hepiniz sanırım Trendyol'a geldiğinizde direkt buraya geldiniz.
Dördünüzle eğer yanlış kaçırmadıysam.
Geldiğinizde İnstitüs ekibiyle başladınız buraya hayatınıza.
Farklı ekiplerle olan iletişimlerinizde diğer ekiplerin de kültürünü görmüşsünüzdür.
Peki size böyle dışarıdan başka bir ekipten size rotasyonla gelen oldu mu?
Ya da sizden rotasyonla giden oldu mu?
Çünkü şey yani Trendyol kültürü desek de kendi içimizde de çok fazla ekip var.
Kültürlerimiz çok farklı olabiliyor.
Bu rotasyon kısmında sizler neler yapıyorsunuz?
Size gelen veya sizden giden var mı?
Bu ilk soru. İkincisi belki üzerine koymak isteyen olur diye söylüyorum bunu ekstradan.
Uğur sanırım sen bankada çalışmıştın.
Sen adı sen otomotivde. Aslında farklı sektörlerden girip de buraya geliyorsunuz ya hem teknik olarak hem de business olarak farklı sektörler bunlar.
Bu insurance kısmıyla karşılaştırdığınızda sizce böyle pros konusu nedir sizin için?
Önce ben direkt önce seni bana sorduğun soruyu cevaplayayım.
Oradan devam edelim. Şöyleydi diğer taraflar bankalar birazcık daha biznesi yoğun gibi görünüyor aslında.
Herkes şey düşünüyor yani bankanın biznesi yoğundur ama buranın da biznesi gerçekten çok çok yoğundur.
Ben aslında şey bekliyordum yani buraya gelince banka kadar yoğun bir biznes beklemiyordum açıkçası ne yalan söyleyeyim.
Ama çünkü bankalarda kartlı sistemlerde çalışmıştım.
Kartlı sistemlerin biznesleri çok çok yoğundur.
Buraya da gelince gerçekten daha farklı hatta daha zor çalışlarda yaşadığım oldu.
Yani buranın da gerçekten biznesinin çok ağır olduğunu gördüm.
Şey falan çok farklı gelmişti bana.
Diğer çalıştığım yerlerde daha çok mail üzerinden iletişim, diğer ekiplerle de mail üzerinden iletişim vs.
Bunlardan ziyade Trendyol'da aslında ekiplerle direkt Slack üzerinden konuşmak, yani çok hızlı toplantıya girmek vs.
beni gerçekten çok çok şaşırtmıştı.
Yani geldim işte mesela check-out'u yapıyorduk.
İşte P ekibiyle hızlıca entegre olup işte hızlı hızlı onlardan aktarım alıp entegrasyonları hızlandırmak.
Beni en çok şaşırtan şeydi aslında bankalardan farklı olarak yani bir işte mail atayım işte toplantı ayarlayalım sonra işte buluşalım anlatsınlar vesaire değil de Slack'ten her şeyini hızlı hızlı halledip hızlıca toplantılarla entegrasyonların
yapılması çok çok iyiydi yani onu söyleyebilirim.
Ve Senanur'a da sanırım şey yaptın Senanur'a bırakayım.
Aynen. Benim aslında böyle kariyer fethi çok tabii kişisel ve herkesin kendine özgü ama benimki biraz farklıydı gerçekten.
Otomotivde başladığımda product yine rolündeydim ama şöyle.
Zaten product mindset olarak ilk hani ne yapıyor product manajerler?
Ürününü tamamen sahipleniyor.
Ürünle ilgili strateji geliştiriyor.
Daha sonra bu geliştiren stratejilerin süreçlerini takip ediyor.
Pazarda ona yakın neler var vesaire hani bunlarla ilgileniyor.
Bu ürünü A noktasından B noktasına nasıl taşırım?
Hani bu MVP mantığı dediğimiz şekilde.
Ona ufak iterasyonlar yaparak en kullanıcının faydası sağlayacağı şekilde nasıl son ürün haline getirebilirim.
Yine hani yeni ürünleri nasıl lanse ederim vesaire gibi.
Hani bakış açısı oluyor aslında product manager'ın.
Ben otomotivdeyken de benim ürünüm bir kamyondu bu arada.
Ama havalı bir kamyon mu böyle?
Yok havalı olmasından mütevellit şöyle aslında.
Biz çok fazla ülkeye hizmet veriyorduk.
Öyle olunca mesela hani bir Rusya'daki kamyon beklentisiyle Middle East'teki kamyon beklentisi aynı olmuyor.
tek bir ürün sattığın için onu optimize etmen gerekiyor.
Aynı şekilde burada da sigorta ürününü de nasıl herkesin anlayacağı seviyede ya da nasıl herkese ulaştırabilecek şekilde iterasyon yapabilirsin gibi şeyler düşünüyorsun.
Orada nasıl mesela yine mühendislik ekipleriyle çalışıyorsan Motordaki bir kapasiteyi arttırmak için.
Burada da atıyorum. Yine üründeki kapasiteyi arttırmak için yine mühendislik ekipleriyle çalışıyorum.
Yine onların süreçlerini takip ediyorum. Sadece teknoloji ekipleri ya da önce çalıştığım hani çok böyle dışta olmamak benim için bir challenge de.
Ama hani Barış'ın dediği gibi oradaki bir buçuk merver ölü beni çok rahatlattı.
Şu an artık oldum diyebileceğim noktaya geldim.
Barış'tan şey aldın, resmiyeti aldın.
Rotasyon sorusu havada kaldı galiba.
Ben de ona cevap vereyim. 2 alıp 3 verdik.
Arayışlarımız sürüyor aslında.
Pandora'dan başvurabilirsiniz.
Teşekkür ederiz. Dışarıya da ama açıksınız değil mi?
Sadece Pandora'dan. Yani şarj şirketi içindeydir diye.
Evet evet kesinlikle.
Kapılar herkese açık. Kadın arkadaşların da gelmesini çok canlı görüyoruz.
Yine bir arkadaş katıldı test olarak.
Çok mutlu oldum.
Çünkü ben tek başımaydım bugüne kadar.
Kadın arkadaşlara da duyurulur buradan.
Evet buradan da duyurumuzu yapmış bulunuyoruz.
Rotasyonla giren Leksa'dan bir söylemek isteyen bir şey.
Ben şey ekleyebilirim ya.
Meşhur belki Rıza Savuncu'yu herkes bilir.
O işte Apple'ı ekleyen çocuk.
O bizim ekipteydi işte mesela.
Oradan direkt seküriteye geçti.
Yani bu aslında çok büyük bir rotasyon.
Yani şirket değiştirmek gibi bir şey.
Bizim ekipte, inşance ekibinde backend developer olarak çalışıyordu.
Oradan... security ekibine geçti.
Yani Apple hack dediği falan şeyleri vardı, haberleri falan vardı.
O bayağı bug point'ler falan yapmıştı.
O rotasyonla alakalı onu söyleyebilirim.
Yani burada aslında her şey mümkün.
Direkt işte back-end developers'ın bakmışsın işte offensive security'desin veya işte başka bir yere geçebilirsin veya direkt front-end'e falan bile geçebilirsin.
Aynen öyle. Evet evet oluyor.
Bizde de önemli yani işte network sistem kısmından örneğin database kısmına geçiş gibi bu tarz örnekler var.
Yani frontend'den iOS tarafına geçen bile duyduğum için benim için artık çok normal geliyor.
Her an her şey olabilir. Rotasyon kültürü çok güzel bir kültür ve kesinlikle herkesin değerlendirmesi gerekiyor.
Buradan da Rıza'ya sevgiler.
Benim sorum birazcık daha aslında bu ekip içerisinde yaptığımız toplantılarla alakalı işte launch and learn.
olabilir, build sunumları olabilir vs.
Bunlar size ne gibi faydalar sağladı?
Yani ne gibi gözlemlenebilir durumlar gördünüz, elde ettiniz?
Launch and Learn aslında hem sunan kişiye hem de ekibe vizyon katan keyifli etkinlikler.
Ben mesela JVM sunumu yapmıştım.
Ne ben JVM'in detaylarını biliyordum ne de ekip arkadaşlarım o kadar hakimdi.
Zihnimizde şimşekler çakan etkinlikler aslında Launch and Learn'lar.
Bunu diyebilirim sanırım. Bir de genel olarak şey kültürümüz de var yani.
İşte mesela bir şey araştırınca aa bu iyiymiş ekibe de anlatırız falan deyip işte kendimize hedefler falan da alıyoruz yani.
İşte ben bu dönem işte 3 tane lunch online yaparım vesaire tarzında.
İyi oluyor yani. Güzel bir kafa yani.
Aynen. Evet evet kesinlikle.
Barış'ın da bahsettiği gibi yani.
Hem kendini daha çok derinleşmek için hem ekibin işte bu konular hakkında bilgisi olması için.
Sen de zaten sallıyorum 10 tane videomun yazısı okuyorsun.
Bir tane video izliyorsun. İşte bilmem başka web sitelerinden falan topluyorsun.
Gelip ekibi anlatıyorsun.
Hem sen toplarken çok iyi öğreniyorsun.
Hem de ekibin aslında senin işte araştırma eforundan atlayıp direkt senin bilgilerini ham olarak alıyor yani.
Sonra da zaten win-win oluyor.
Sen ekibini geliştiriyorsun. Ekip de ekibi geliştiriyor yani.
Öyle söyleyebilirim.
Evet abi çünkü dövme rahat olmamak için yani her şeyi koşturamıyorsun.
O yüzden böyle birileri mesela senin bakmadığın veya bakmayı düşündüğün şeye bakıp sana böyle abi özeti bu gibisinden temel bilgileri paylaşması bile.
Çok yararlı oluyor. Burada ben de girebilirim araya.
Ben de bir tane sunuma katılmıştım.
Frontend Quality'miz var.
Yeni kuruldu hatta yani 3-4 ay önce.
İlk böyle toplantımızı on-site yapmıştık hatta.
Yani çoğu insan yine Zoom'dan katıldı ama bence on-site yapılan toplantılar böyle daha bir eğlenceli oluyor.
Sanki zaten çok nadir buluşuyoruz.
Diğer takımlardaki insanlarla beraber buluştuğumuz için onlara tanışma fırsatı falan buldum.
O çok iyiydi. Bir de Uğur'la Barış'ın dediği gibi zaten sunum yaptığın konu hakkında da çok şey öğreniyorsun.
Ben mesela monoreplarla ilgili bir sunum yapmıştım.
Yani tool'ları kullanmayı falan biliyordum zaten öncesinde ama sunum yapacağın için orada şeyi düşünüyorsun işte bana şu soruyu sorarlar mı?
Gidiyorsun internette onları araştırıyorsun falan.
Aynen aynen. Normalde böyle kod yazarken aslında yani tamam command line'da şunu yapıştır geçişle tamam bu çalışıyor ama işte belki de bazen bilmiyorsun arkasında ne dönüyor onun.
Onları falan öğrenmiştim. Gerçekten yararlı oluyor ve guildlerde de başka takımlardan insanları gördüğün için bence sosyalleşme açısından da çok iyi.
Ben de öyle söyleyebilirim bu konuda.
Süper teşekkür ediyoruz cevaplar için.
Ben birazcık daha farklı bir noktaya çekeceğim konuyu.
Şimdi hep böyle evet işten bahsediyoruz.
Lança'nın önlerinde ekstra olarak kendimizi geliştirmek için güzel bir zaman aradığı yaratıyor bizlere.
Bunun dışında sprint dışında yani kendinizi geliştirmek için bir şeyler yapabiliyor musunuz?
Zaman ayırabiliyor musunuz bu tarz şeylere?
Başlarda aslında sistem dizayn oturumlarımız oluyordu.
Ardından herkes birer tur döndükten sonra DDD kitabı okumaya geçmiştik.
Şu anda ekipçe böyle bir şey yapmıyoruz ama isteyen haftada bir iki saatlik kendine takvim atabilip kendini geliştirebilecek konulara vakit ayırabilir.
Aynen. Aslında şey gibi oluyor.
Yani Barış'ın da bahsettiği gibi.
O an neye bakmak istersek ona bakıyoruz.
İlk başlarda sistem düzen eğlenceydi.
Sonra dedik işte Didi diye çevirelim topu.
Biraz Didi'de okuyalım. Sonra işte kendimizin Launcher Nonstation'ları giriyor oralara bazen.
Bu şekilde aslında Barış'ın dediği gibi.
Orada şey yani RG saatleri falan kritik oluyor.
Çünkü bazen, sizde oluyor mu bilmiyorum.
Mesela yoğun olabiliyor işte.
Mesela burada demiştim sana mesela.
Bizans çok yoğun oluyor ya. Onu analizle falan zaman ayırman gerekiyor.
İpin ucunu kaçırınca örneğin sen belirip saat bakman lazım.
İşte o maddeye sen o analize iki saat ayırman gerekiyor.
Ama o iki saat yetmiyor ve sen kişisel zamandan diyorsun.
Diyorsun ki ben bunu üç saat olsun, dört saat olsun.
Hani bakayım analizini biteyim falan diyorsun.
Ve sonra bir bakıyorsun ya gün bitiyor ya diğer işlere çok az zaman kaldığı için bu sefer kendini az zaman ayırıyorsun gibi böyle sıkıntılar olabiliyor.
Orada böyle zorluk çektiğiniz oluyor mu sizin bu zaman yönetiminde?
İlla ki oluyor diyebilirim abi.
Bazı zamanlar yoğun analizlerde boğulabiliyoruz yani bizde.
Bu zaten bir şekilde...
Herkesin kaderi de olabiliyor yani.
Çünkü herkes odaklı çalışıyor aslında.
Bir yerden sonra şey de oluyor.
Ne kadar işte konsörler var.
İşte disaster senaryolarını düşün.
Acaba bu da olur mu?
Buradan bu gelmezse ne olur?
İşte şu ekipten şu datayı nasıl göndeririz vesaire.
Olduğunda aslında bizim de çok yoğun olduğumuz bazı günler oluyor.
Ama onun haricinde de şeye de özen göstermeye çalışıyoruz.
Kendimizi de geliştirmeye.
Yani Trendyol'da aslında bir sürü guide channel'ları var.
Onlara giriyoruz işte mesela. Bugün System Design'ın guide'ı var.
Şey anlatacaklar, International Payment'ı anlatacaklar mesela.
Heyecanla bekliyoruz. Evet evet yani bu şekilde direkt zaten ekibimizde arkadaşlarımızın da lead ettiği guide'lar vardı.
Mesela Oğuzhan Goa'nın guide'ını lead ediyordu.
Onlara giriyorduk vesaire dediğim gibi.
Çoğu guide'lara da girmeye çalışıyoruz.
Bunlar... da ekstradan şey oluyor.
Yani teknik gelişim seçimleri aslında otomatikmen direkt işten koparttık bizi.
Tamamen başka bir şeye de kendimizi geliştirmemizi sağlıyor.
Yani bu da gerçekten Trendyol'un kültür açısından çok çok iyi bir şey yani.
Ben bu arada sistem dizaynı üzerinde bir ekleme yapmak istiyorum.
Bu etkinliği özellikle yeni kurulan ekiplere biz çok öneriyoruz.
Çünkü kimin nasıl düşündüğünü, ekip arkadaşlarının yetkinliklerini, yatkınlıklarını anlamanı sağlıyor.
Hem de birbirinizi aşırı kaynaştırıyor sizi.
Kısaca kültür oturtmaya çok yardımcı oluyor diyebilirim ben.
Evet evet. Bunu hatta ben de şeye eklemesi yapabilirim.
İlk işte ben başladım.
İlk haftam aslında. İlk hafta sonra Cuma günü System Design Station'ı yapacağız.
İşte dedik ki hadi herkes ismini yazalım.
Çarp çevirelim. Ben de işte köşede şey dedim.
Abi benim ismimi yazmayın ya.
Ayında yeni gelmiş. Sonra işte şey oldu.
Hadi hadi yazalım bir şey olmaz falan.
Tamam dedim. Neyse zaten o zamanlar 6 kişiydik sanırım.
Çarp dedim. Bana da gelecek hali yok ya.
Sonra çevirdik bana geldi. Sonra dedik tamam bir daha falan işte.
3 kere çevirelim. Sonra bir daha çevirdik yine bana geldi.
Sonra dedik hayırlı işler o zaman.
Yapacak bir şey yok. Evet bu işi o zaman biz yapacağız.
Yani bayağı gerçekten keyifli bir session benim için.
Yani dediğim gibi üzerinden bir buçuk yıl geçti.
Hala unutmam yani. İlk geldik işte ilk sistem dizaynın bana denk gelmesin.
Artık şans oluyor bir yerden sonra.
Şanssızlık olmuyor. Kaderini kabulleneceksin abi yapacak bir şey yok.
Evet evet. Bayağı terlemiştim ama yani.
Bir de şeyim ya daha yeni gelmişim.
İşte nasıl olacak falan.
Acaba nasıl sorular gelecek. Nasıl bir sistem dizaynı yapacağım vesaire derken.
Bayağı... keyifli. Gerçekten Barış'ın yerine ben de onun eklemesini yapabilirim yani.
Hem ekibi çok iyi kaynaştırıyor.
Hem de yani insanların düşünme sistemini öğrenmek açısından da çok çok iyi oluyor yani.
Geliştirmek açısından, öğrenmek açısından.
Katılıyorum. Katılıyorum abi.
Yani Tabii ilk haftadan biraz fazla ağır olabilir ama ben de herhalde ikinci ya da üçüncü haftamda falan benzer bir durumdaydım, benzer bir sunumu yapmıştım.
Tabii bunlar insanı geliştiren, biraz da bir zorluklar ama genel olarak geliştiren durumlar.
Ben biraz da şeyden bahsetmek istiyorum, birebir toplantılardan.
bahsetmek istiyorum. Birebir toplantılarınız nasıl geçiyor?
Hani düzenli mi? Yoksa duruma göre mi?
Hani her ay yapıyor musunuz?
Ne sıklıkla yapıyorsunuz falan?
Birebirlerimiz genellikle leadimizle haftalık yapıyoruz.
Orada yani şahsen şeyleri konuşuyoruz genellikle işte tren yoldaki hedeflerin, soft skill'deki gelişim alanların nedir?
İşte onları not alıyoruz genellikle.
Ondan üstünde bir geliştirme yapmaya çalışıyoruz.
Sonraki haftalarda işte bu konularda gelişim sergiledik mi?
İşte en daha nasıl yardımcı olabilir lider gibi.
Liderle olan konuşmalarımız böyle geçiyor genellikle Fırat'la olan konuşmalarımız.
Onun dışında birbirimize feedback vereceksek birebirler atabiliyoruz.
Bu arada benim hiç daha atmadım bir fikri kimse.
Altan var mı? Aramızda burada.
Anlatmak istedim. Evet evet. Yani şeyi örnek verelim.
Bir arkadaşımızın bir eksiğini gördük veya bir fazlasını gördük.
Gerçekten işte bir birebir atıp şey diyoruz.
Abi ya bu işi gerçekten çok güzel deliver ettin.
İşte burada bunları düşünmen çok iyi oldu.
Bence işte böyle devam et. Hem işte olumlu feedback açısından.
Şey de olabiliyor kesinlikle.
Hiç yani bu noktada bu da yine Trendo'nun kültürü arasında.
Olumsuz feedback verince kimse size küsmüyor yani.
Gelip şey diyorsun abi işte bunu çok güzel drive ettin ama işte bunun bu biznesinin unutulmaması lazımdı.
İşte bu işte neden bu biznesi unuttun tarzında.
Feedbackler verdiğimiz de oluyor. Yani işte dediğim gibi bu da şey yani aslında gerçekten o bile kaynaşmayı sağlıyor yani.
Şey olmuyor kişi. Örnek veriyorum ben gittim Barış'a feedback verdim.
Barış bana küsmüyor yani. Diyor ki abi teşekkür ederim yani bu fikri bana verdin diye.
Aynen. Bir de orada şey abi yani olumsuz değil zaten.
Amaç o da bir olumsuzluk etmek değil zaten.
Hani geliştirmesine yardımcı olmak bir kere zaten.
Birincisi bu. İkincisi bile feedback deyince sanki negatif olmalıymış gibi bir muhabbet de oluyor.
Az önce yok ki o yüzden söylemen iyi oldu mesela.
İyi bir şey. oluyor. Bunun için de hani atıp söyleyebilirsin bak şuradaki iyi de hakikaten şu işe yaradı falan gibisinden.
Belirtmek iyi oluyor. Hatta ben bir keresinde biz bir incident yaşamıştık.
Bir sene önce falan sanırım. Tam emin değilim.
İşte bir incident yaşamıştık ve başka bir ekipten bir abi VPN bize şey yapmıştı.
Bir destekte bulunmuştu.
İşte bizim yapabileceğimiz bir şey var mı gibisinden falan.
Ve oradaki davranışa gerçekten böyle ekstradan hoşuma gitmişti ve uzun süre çok aklımda kaldı.
Ben daha sonra rotasyon yapıp ekip değiştirirken ona şey yaptım.
Bir takvim atıp hani bir şey konuşmak istedim.
Bir feedback falan söyleyince şey sandı, negatif bir şey söyleyeceğim falan sandı.
Abi oradaki işte davranışın çok iyi yani beni de etkiledi.
Ben de mesela bundan sonra başka bir ekiple iletişim kurarken bunu düşünüyorum gibisinden olduğunu belirtmiştim ve mesela onu beklemiyordum.
Ama çok mutlu ettim, çok güzel oldum mesela.
O yüzden böyle pozitif feedbacklerin de yararı çok olabiliyor.
Çünkü ister istemez başka insanlara örnek de olabiliyorsun, davranışlarını etkiliyorsun.
Bence de. Evet, kesinlikle.
Peki, one to one'lar dedik.
O öyle iyi, pozitif, mostif.
Ama her zaman pozitif mi? Nein.
Bir de bu işin ters yüzü var.
Incident var. Şimdi abi Sigorta taraflarında neler oluyor?
Arka planda birbirleriyle incident yaşadığınız oluyor mu?
Yaşandığınızda işte nasıl aksiyon alıyorsunuz?
Alertleriniz, monitoringleriniz buna göre uygun mudur, değil midir?
Ve incident yaşadınız diyelim.
Bunların işte retroları oluyor mu ya da proje retroları?
Bazen bu da oluyor. Her ekipte olmuyor.
Proje bitiyor. Projenin retrosu yapılıyor.
Hani genel retro dışında.
Genel olarak bir bakalım neler çıkacak.
Şöyle aslında zaten Trendyol'da da klasik kullanılan instant management'lar var.
Yani işte pager falan biz de kullanıyoruz.
Yani hatta podcast'a ilk girdiğinde beni bir aradı.
Şey oldu ya. Nöbet bende kalmış.
Hemen yazdım arkadaşlara siz bu kadar mısınız diye.
Yani pager aslında herhangi bir aksi bir durumda hemen pager'ı arıyor.
Kibana'ya ve işte Nivrelik'den alerjilerimiz geliyor.
Kibana'dan alerjilerimiz geliyor. Burada pager'ı arıyor.
Direkt müdahale edebiliyoruz. Ediyoruz zaten edebiliyoruz.
Onun haricinde de Yani bizim tarafta aslında çok büyük bir skill yok.
Birazcık stand alone tarafı olduğu için trend yok.
Yani örnek veriyorum bizim işte günde milyonlarca satışımız yok.
O yüzden instantlarımız çok yüksek ölçüde etkilemiyor bizi.
Yani örnek veriyorum bir instant yaşanınca belki 10 müşteri etkileniyor.
Şey gibi değil yani check out'un belki de işte bu product ekibinin yaşadığı tarzda büyük.
Etkiler vermiyoruz kullanıcıya.
İşte offer'u gösteremiyor.
Hemen mesela şeyine bakıyoruz.
Kaç kişi etkilenmiş? İşte bu kadar kişi etkilenmiş.
Ama bu kişi sayıları genellikle birazcık daha az oluyor diğer ekiplere nazaran.
Ama bizim de işte mesela bahsettiğimiz gibi check-out as a service'imiz var.
Bunu işte diğer ekiplerin kullanmasını önce olmaya çalışıyoruz aslında öyle söyleyeyim.
Yani şöyle bir sistemimiz var.
Bir tane check-out'umuz var. Herkes gelip kullanabilir yani.
Bugün işte... Fırat sen geldin dedin ki abi biz ödeme geçmek istiyoruz.
Ben sana derim ki al abi bizden geç yani.
Sen gerekli parametreleri ver buraya.
Orası ödeme geçer aslında.
Evet yani mesela onun şeyi, onunki birazcık daha kritik oluyor o yüzden.
Çünkü çok fazla ekip kullanıyor orayı.
Çok fazla ekip dedim şu an 2-3 ekip kullanıyor da şey tarafında da daha da gelişecek aslında.
Onun monitörünki birazcık daha nasıl söyleyeyim daha dikkatli olmamız gerekiyor yani.
Burada şey yanlış anlaşılmaz ama.
E abi sadece ona mı dikkatli monitör ediyorsun?
Öyle değil de yani. Yerler önemsiz.
Evet yani o... Onun kaybı diğerlerinden daha fazla oluyor.
Öyle söyleyebilirim. Evet, onun maliyeti doğru tabiri tam olarak bu oldu.
Onun maliyeti daha yüksek oluyor.
Öyle örnekler verebilirim aslında.
Çok iyi. Ben burada eksibiyorum.
İnsanlarla alakalı şöyle bir şey yaşandı.
Uğur yalan söylüyor falan. Kaostan besleniyormuş.
Retrolardan devam edebiliriz.
Kendi sorularda retro da vardı.
Aynen. Tip olarak aslında her hafta retro saatimiz var ama bunu bir hafta retro bir haftada kendi aramızda oyun oynayarak değerlendiriyoruz.
Ve aslında senin söylediğin gibi yine şey yapıyoruz.
Her canlı ürün çıktıktan sonra biz bu üründe neleri iyi yaptık neleri kötü yaptık diye bir retro sesini mutlaka düzenliyoruz.
O retrolarında bize çok faydası oluyor.
Çünkü biz hepimiz hem sigortayla beraber trend yola başladığımız için.
Çok fazla gelişim alanımız vardı başlarda.
İlk çıktığımız ürünlerdeki hani yaptığımız retrolarla son çıktığımız üründeki yaptığımız retro arasında dağlar kadar fark var.
Gerçekten gelişim alanlarımızı belirlemek, oradan ders çıkartmak konusunda bize çok faydası oldu retroların.
Retro ile arkadaş şeyin eklemesini yapabilirim.
Mesela dedim ya external firmalarla çalışıyoruz.
Yani external firmalara da bu kültürü eklemeye çalışıyoruz.
Yani diyoruz ki hadi gelin bir retro yapalım.
Siz bize eksiklerimizi, fazlalarımızı söyleyin.
Bunu iyi yaptınız, bunu kötü yaptınız.
Biz de size söyleyelim tarzında.
Yani bu bilgiyi de verebiliriz.
Direkt ekstronom firmaları da kültürümüze aktarmaya çalışıyoruz.
Yani bizim gibi çalışsınlar daha çok.
Onların da dertlerini dinleyelim.
Onlar bizim dertlerimizi dinlesinler.
Aynı şekilde bunu çok iyi yaptınız veya biz diyelim işte onlar bize desin bunu çok iyi yaptınız biz diyelim aynen burası çok güzel tarzında.
Diğer ekstronom firmalarla da retro yaptığımız zamanlar oluyor yani.
Onu da eklemesini yapayım ben de.
Güzelmiş. Valla çok iyiymiş.
Süper arkadaşlar. Birazcık daha farklı bir konudan bir şey sormak istiyorum.
Tabii her şey yani işle alakalı çok konuştuk artık.
Birazcık daha ekip içerisinde işte sosyal olarak neler yapıyorsunuz, bunlarla alakalı konuşalım istiyorum.
Goygoy'dan mesela her ekip içerisinde böyle bir kültür vardır.
Belirli bir süre geçtikten sonra, ekip birbiriyle kaynaştıktan sonra Mohamed birazcık da Goygoy'a ilerler.
Aslında mesela örnek veriyorum işte ekibe yeni başlayan biri oldu.
Geldi ve çalışmaya başladı.
Alışma süreci nasıl oluyor?
Ne kadar sürüyor? Sizin ekibinize bir insanın alışması ne kadar sürebilir?
Nasıl bir onboarding burada oluyor?
Ve muhabbet nasıl ilerliyor?
Bunu biraz sormak istedim.
Ben girebilirim burada.
Yeni birinin gelmesi zaten bence şöyle.
Ekiplerin kendine has bir alt katları oluyor bence.
bir keyword olabilir. Böyle sürekli kullandığımız mesela biz genellikle üstadlar falan diye seyrediyoruz birbirimize.
Onların öğrenilmesi bile bir onboarding bence.
Yani insanlar buraya gelince o kaldı sanki benimsediklerinde kendilerini ekibe daha yatkın hissettiklerini düşünüyorum.
Onboarding sürecinde bir de genellikle yeni bir insan geldi.
Bir yemeğe falan çıkıyoruz. Bu da süper olur benim için.
Gerçekten normalde Antalya'dayım ben.
İstanbul'a gitme mağduriyetim böyle.
Her ekibi yeni biri geldiğinde İstanbul'a mı geliyorsunuz?
Yemeğe. Diyorum yemeğe falan gidiyoruz işte İstanbul'a yeni biri katıldığında.
Çünkü yüzde görüşmek ne kadar zoom'da birbirimizi görsek de kamerada yüzde interaction'lar çok daha etkili bence insan ilişkilerinde.
Çünkü o mimiklerini falan çok daha rahat hissedebiliyorsun.
Onun dışında zaten ekip olarak bir sürü etkinlik yapıyoruz.
Geçen en sevdiğimi zaten MSI'ya gitmiştim.
Mutfak Sanatları Akademisi'nde benim en sevdiğim etkinlik oldu gerçekten böyle yemek yapmalı falan.
Bu tarz etkinlikler süper oluyor ya ekibin kaynaşması için.
O şey mi oluyor yani? Nasıl yapacağını söylüyorlar ve beraber yemek mi yapıyorsunuz?
Evet. Aşçı oluyor. Takımlara ayrılıyorsunuz.
Ben Senar'la idim mesela.
Böyle. Biznes'e gelmiştik.
Biznes ekibinde bayağı kalabalıktık.
Bir tane menü seçiliyor orada. İşte biz İtalyan'ı seçmiştik galiba işte.
Instructor var. O gösteriyor size.
Siz de onu taklit ediyorsunuz.
Artık ne kadar iyi yapabilirsiniz yani.
Bence süper bir etkinlikti gerçekten. Sizin ekipte böyle yapmadıysanız kuşlayın bunu biraz gidin.
Benim en eğlendiğim etkinlik de. Var mı şey eklemek istenen başka?
Aynen ben de yani MSA gerçekten benim de en en en en en eğlendiğim etkinliklerden birisi.
Bayağı seviliyor gibi. Evet evet yani tiramisu'lar yaptık işte böyle değişik et yemekleri vesaire yaptık.
Barışlar hamuru düşürdü falan.
Biraz bizim için eğlenceli bir etkinlik.
yani o diğer etkinliklere nazara onu şey yapabilirim.
Yani gerçekten ben de bütün ekiplere öneririm buradan yani.
Ekipli yemeği seviyorum. Evet evet.
Yani yemekten ziyade yemek yapmak istedim.
Ama onun etkinliği aslında o birlikte olan aktivite güzel gibi, eğlenceli gibi.
Evet evet. Yani işte mesela arkadaş geziyor şey diyor ya bunu diyor niye böyle yaptınız?
Sanki işte yemek geziyoruz.
Biraz daha özen bekliyorum falan.
Evet evet yani bayağı.
Ben bayağı eğlenmiştim yani.
Şu an canımı çekti MSI'yı gerçekten bir daha istiyorum.
Bunu ayarlayamaz mıyız ya?
İki beynini birine alın. Evet.
Var mı? Varsa evet.
Buradan da görmüş oluyoruz ki işin üstüne gelirseniz bir MSI aktiviteniz olacak.
Abi reklam mı aldınız siz?
Tamam. Bir dakika bu şirket miydi?
Ben bunu bir genel etkinlik sanıyordum.
Yapacak bir şey yok artık. Her şey için çok geç.
Onun için de insurance geziyor diye de kendi içimizde bir kanalımız var.
Bu kanal sadece bir tane yetkinlik gerçekleştirebildi şu ana kadar ama Antep'e gitmiştik günü birliğine.
Sabah uçağıyla gidip açmıştık.
Aynen böyle yetkinlikler de yapıyoruz bu ev verdiği için.
Çok iyi. Bir sonraki için var mı bir yıllarınız?
Şuraya gideceğiz gibisinden. Yaz dönemine geçtiğimiz için tamamen remote'uz ya bir süre olmaz sanırım.
Kış gelince diyorsun. Aynen. Okey süper.
Arkadaşlar çok teşekkür ederiz.
Hepinize geldi katıldığınız için.
Çok güzel bir sohbet oldu. Van Böyü son olarak eklemek istediğiniz bir şeyler.
Burada ben şeyi de ekleyeyim ya yine de.
O birazcık daha açıkta kalması.
İşte yeni biri gelince nasıl onboard oluyor.
Rüda çok konuşmadı. Birazcık daha eğlenceli tarafları konuştum.
Aslında onboard etmemiz de bence bayağı başarılı oluyor.
Yani şöyle yapıyoruz aslında. Örnek veriyorum işte.
Erdem geldi bizim ekibe.
İşte zaten 3 saatte falan kaynaşıyoruz yani işte toplanıyoruz işte makaralar falan bile şeylerimiz falan var zoom'da.
Herkesin böyle değişik kıyalarının olduğu arka planlarımız falan var aslında.
Genellikle o şekilde zoomlarımızı açıyoruz.
Mesela ben bir açıyorum Barış'ın böyle saçma sapan bir pozu var arka planında işte Selamur açıyor.
Çağrı'nın böyle saçma sapan bir pozu var falan.
Zaten öyle olunca gelen kişi hemen kaynaştırmaya başlıyor.
Aa bu kim? Aa burada nasıl falan filan derken.
Sonrasında da aslında onboarding süreçlerinde de şey olarak geçiyor örnek görüyorum.
Mesela... Büyük bir domen diyoruz ya, check-out var, order'ı var, offer'ı var, front-end ayrı, yine her ürünün kendine has özellikleri var.
Bunları böyle bölüyoruz kişilere.
Mesela Barış check-out'ı anlatsın, Çağrı front-end'in şu tarafını anlatsın, Erhan diğer front-endçi arkadaşımız başka bir modülünü anlatsın, Senanur product'ların kendine has özelliklerini anlatsın, ben
order yapısını anlatayım falan derken zaten yeni gelen kişi herkeste de peer olmuş oluyor.
sohbet etmiş de oluyor. Üzerine hem domeyini tanıyor, hem arkadaki teknolojileri tanıyor.
İşte bir kişi servis yapılarını anlatıyor vesaire.
O yüzden bence onboardinglerimiz de baya keyifli oluyor yani.
Ekibimize bekleriz herkesi.
Buradan da kapılar açık.
Gördüğünüz gibi herkese. Süper.
O zaman tekrardan çok teşekkür ettik.
Hepinize arkadaşlar. Bu bölümde İnşir'i seyredip misafir ettik.
Bir sonraki bölümde görüşmek üzere.
Görüşürüz. Görüşürüz.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
