
Transkript
Merhaba herkese. Bugün Selam Ekip 23.
bölüm konuğumuz Trendyol UX UI ekibinin mobil tarafından Hilal ve Buse.
Hilal ve Buse hoş geldiniz.
Hoş bulduk. Hoş bulduk.
Nasılsınız? Nasıl gidiyor günleriniz?
İyiyiz. Çalışıyoruz.
Yoğun. Evet sprintlerimiz bu hafta bir tık daha yoğundu ama güzel gidiyor.
Yoğunuz ama tatlı koşturmacalar diyelim sürpriz için.
Süper. O zaman şöyle hemen bize kısaca biraz kendinizden bahsedip başlayalım mı bölüme?
Olur. Ben başlayayım o zaman.
Ben Hilal. Mobil tarafta, app'te, check-out'tayım.
Onun dışında ne söyleyebilirim?
Bir yıl dokuz ayı bitiriyorum Trendyol'da.
Bu pandemi başladığı süreçte ilk gelenlerden biriydim pandemiden sonraki süreçte.
Başka söylemem gereken bir şey?
Heyecanlandım. Takım arkadaşımı kurtarayım ben gireyim.
Ben de ne zaman geldim?
Eylül ayından beri tren yoldayım.
Ürün detay sayfalarının üzerinde bakıyorum.
Ben de Hilal gibi mobil ekipteyim.
Ürün detay sayfalarına bakıyoruz.
Aslında bu şekilde bizim ekipten de bahsetmek gerekirse aslında mobil tarafta biz beş kişiyiz.
Ve aslında herkes tek bir kanal odaklı çalışmaya çalışıyor.
Ekip olarak da hedefimiz aslında herkesin bir tarafa odaklı şekilde gitmesi.
Hilal'in ödeme taraflarında check-outta olması gibi benim ürün detayda olmam gibi.
Bir arkadaşımız Mete o disco tarafından bakıyor.
Ve Seda da hep international.
Hem de yemek ve market kanallarına bakıyor aslında.
Böyle beş kişilik bir ekibiz mobil tarafta.
Peki biraz böyle çalıştığınız domainden de bahsedebilir misiniz?
Yani bu domain olarak ne tür problemlerle ilgileniyorsunuz gibi biraz daha çalıştığınız domayını açıklayabilir misiniz?
Tabii aslında ürün detayda biz şunlara bakıyoruz.
Hem kategori bazlı değişiyor bizim ürün detay sayfalarımızın içeriği ve kullanıcıların aslında görmek istediği içerikler.
Hem onlara da ilgilenirken hem de ürün satın alma deneyiminde, ürün inceleme deneyimlerinde geliştirmek üzere aslında çalışıyoruz.
Bunun için de ürün değerlendirmelerinde...
yorumlar, soru-cevaplar, ürünü daha iyi anlatmak için çalıştığımız bazı feature'lar gibi.
Aslında bunu hem ürün detay sayfalarımızı birbirinden farklılaştırmaya çalışırken onu arayan müşteri için de, müşterilerimiz için de aslında özelleştirmeye çalışıyoruz.
Bizim özelimizde böyle söyleyebilirim.
Ben de o zaman check-out'tan bahsedeyim.
Aslında check-out deyince sadece ödeme ekranları yok bizim tarafta da.
Hesabının altındaki bütün kategoriler, siparişlerim, değerlendirmelerim, cüzdanım.
Ondan sonra sepet bizde olan bir taraf yine.
Bunun dışında ödeme akışları tabii ki ve gelen noktası diyebilirim checkout içinde.
Tabii farklı case'lerde değişen şeylere bakıyoruz biz de bizim tarafta.
Ve iki platformla da farklı tasarım çıkıyoruz Android ve iOS özelinde diyebilirim ben de.
Trendyol'un bu kadar akıcı olmasını sağlayan ekipsizsiniz diye anlıyorum.
Peki siz hangi domenlerle ve takımlarla yakın çalışıyorsunuz?
Biz aslında genel olarak...
Product Manager'larla çok yakın çalışıyoruz.
Birebir çalışıyoruz diyebilirim.
Çünkü bize işi getiren kişiler genelde Product Manager'lar oluyor.
O da şu şekilde ilerliyor aslında.
Sprintlerimizde iki ana kategori var diyebilirim.
Birincisi haftalık işlerimiz.
İkincisi UX işi dediğimiz tasarım işlerimiz oluyor.
Bu tasarım işleri üzerine uzun soluklu düşünüyoruz.
O yüzden önceden getirilen işler oluyor.
Bazen sadece bir fikir üzerine...
Tasarım çalışmamız gerekiyor ve o süreç içerisinde aslında ortaya case'ler çıkıyor, yanlışlar düzeltiliyor.
O yol haritası bizim tasarım sürecimiz içerisinde oturuyor.
Haftalık işlerimizde de genelde hızlıca o sprint'e yetiştirdiğimiz uygulamada değişen ufak işler oluyor.
Onun dışında product manager'lar dışında developer'larla ve testçilerle yakın çalışıyoruz.
Bizim tarafta bu kadar buse eklemek istedim.
dediğin bir şey varsa. Aynen.
Burada Hilal'in söylediği gibi gerçekten hani bu kendi takımlarım yani bunlar bizim kendi domenlerimizdeki takımlarımız oluyor aslında.
Kanal takımlarımız. Onunla birlikte aslında önden Hilal'in de söylediği o UX işlerini yaparken Researcher ekibiyle de çok yakın çalışıyoruz aslında.
Product Manager'ımızla ve Researcher'ımızla önceden bu UX işlerinin nasıl yapmamız gerektiğiyle ilgili ya da çekincelerimiz varsa bunu önden test etmeyle ilgili de çok sık çalışıyoruz aslında.
Ve normal sprint işlerimizde de AB işlerimiz genellikle test işlerimiz yoğunlukta olduğu için de hem developerlarla hem de testçilerle aslında çok sıkı bir şekilde beraber çalışıyoruz diyebiliriz.
Bunlar da genelde kendi kanalımızın...
ve testçiler oluyor tabii ki.
Peki Trendyol'un UXY ekibi kaç kişi?
Ekip yapısını nasıl konumlandırıyorsunuz?
Kimler nelerden sorumlu ve aslında gelen işleri nasıl paylaşıyorsunuz aranızda?
Aslında Trendyol'un ana büyük ekibi 25 kişilik bir tasarım kadrosundan oluşuyor aslında ama dediğimiz gibi mobil ekip özelinde düşünürsek biz 5 kişiyiz.
Ve zaten bu sprintlerimizde hepimizin kendi odaklandığı noktalardan aldığı sprint işlerimiz oluyor.
Onun haricinde market ve yemek...
Sananlarında bazen yoğunluklu işler olabiliyor.
O dönemlerde havuz sistemiyle aslında alıyoruz.
Kimin sprint'i daha hafifse o birazcık daha oradan iş almaya çalışıyor.
Bir de bizim şu anda iş aldığımız farklı ekiplerimiz de var.
Onlar da mobilden açtığımız mobil web ekranları aslında.
Application'den açtığımız mobil web ekranlarından gelen işleri de biz yapıyoruz.
Mobil web ekibimiz de gidiyordu eskiden ama biz üstlendik.
Oradaki işlerimiz de iş geldikçe sürekli her hafta sprint işi gelmiyor tabii ki oralardan.
Geldikçe de yine havuz sistemiyle kim müteahhisatsın da oluyor.
Ben bir şey sormak istiyorum soruya geçmeden önce.
Az önce researcher'la da yakın çalışıyoruz gibi bir şey dediniz.
Onu biraz daha açıklayabilir miyim? Research'un dediğiniz ne oluyor tam olarak?
Şöyle aslında biz haftalık bazı sprint işlerimizde AB'li işlerimiz geliyor.
Bu işlerde product manager'larla birlikte test sürecine giriyor iş.
Ama bir taraftan da büyük çaplı işlerimizi UX researcher arkadaşlarımızla test ediyoruz.
Onlarla birlikte farklı programlarda kullanıcı...
Kullanıcılara testleri açabiliyoruz ve onların sonuçlarına göre yeni tasarımlar yapabiliyoruz.
Aslında araştırmacılarımız sayesinde kullanıcılarla görüşme yapabiliyoruz.
Onların ağzından direkt bilgi edinebiliyoruz.
Ondan sonra anket çıkabiliyoruz yeni yapacağımız feature'ları için.
Ondan sonra aslında onların üstüne çalışan onları yani bizim şu kullanıcılarımızı yönlendirmeden doğru cevapları almamız gerekiyor.
Gerçekten ihtiyaçlarını öğrenmemiz gerekiyor.
Researcher'larımız da aslında tamamen bunun üzerine odaklı bir şekilde çalışıyorlar.
Çünkü her şeyi canlıya alıp test edemiyoruz.
Bazılarının canlıya almadan çünkü aynı tasarımın 3-4 tane farklı versiyonu olabiliyor.
Ve biz bunu kendi bilgimizle de karar veremiyoruz.
Yani herkesin arada kaldığı tasarımlar olabiliyor.
Orada Researcher'ımız devreye giriyor ve bizim için...
hangi araştırma yönteminin doğru olduğunu belirleyip onun üzerine çalışıp o da kendi testlerini çıkarmaya başlıyor.
Böylelikle ürünümüzle ilgili daha fazla insight ediniyoruz aslında.
Tamamen böyle bir sistemde dönüyor.
Sprint işlerimizin haricinde.
Evet ya farklı işler...
ilgili aslında farklı test yöntemleri var.
İşte card sorting gibi ya da direkt kullanıcı ile temasa geçtiğimiz bir test süreci oluyor.
Ya da anket şeklinde ilerleyen test süreçleri oluyor.
Ona researcher arkadaşımız karar veriyor genellikle.
Testin ihtiyacına göre.
Anladım. Güzel bir süreçmiş ya baya.
Teşekkürler. Aydınlanmış oldum kendi adıma.
Rica ederiz. Yani evet biz buna bayağı bir zaten şey ayırıyoruz.
Özellikle mesela ikonlarımızla ilgili bile yaptığımız bir sürü test oluyor.
Gerçekten biz bunu ifade etmek istiyoruz ama anlaşılıyor mu karşı tarafta diye.
Gerçekten bizim için kullanıcımızı anlamamız da bize çok yardımcı oluyor.
Sadece AB testlerinden ve datadan yola çıkmıyoruz.
Her şeyle birleştiriyoruz aslında.
Evet, yakın zamanda Trendyol'daki etteki neredeyse bütün ikonları bir teste sokmuştuk.
Anlaşılıyorlar mı diye.
Anlaşılmayanlar elendi.
Evet, hemen onun üstüne.
Devam ediyoruz yolumuzda.
Şunu merak ediyorum.
Normalde genelde bir ekipte bir UX ya da UI'dan sorumlu arkadaş oluyor değil mi?
Yani Discovery tarafında ya da Checkout tarafında bir kişi oluyor sanırım.
Burada onboarding sürecini nasıl işliyor?
Ben UX, UI tarafından sonra biri olarak ekibe dahil olacağım.
Ekipte bir tek ben olacağım büyük ihtimalle o ekipte.
Oradaki onboarding sürecinden biraz bahsedebilir misiniz?
Nasıl bu süreci iyileştiriyorsunuz?
Tabii. Ya aslında şöyle biz ayrı ayrı domenlere bölünmüş olsak bile bir arada kalmış bir ekibiz.
Mobile UX Team olarak sürekli birlikteyiz.
Sürekli update toplantılarımız oluyor.
Birbirimize update veriyoruz.
Ve birbirimizin tasarım dosyalarına erişebiliyoruz.
Yani aslında farklı domenlere çalışıyor olsak da birlikteyiz diyebilirim.
Yeni gelen arkadaşlarımız da o yüzden içimizden herhangi birisi onboard edebiliyor.
Yani herhangi birimiz buddy'si olabiliyoruz.
Ona genel olarak Trendyol'daki süreci anlatabiliyoruz ya da kendi tasarım dosyalarımızla ilgili kullandığımız tool ile ilgili nasıl iletişim kuruyoruz bununla ilgili bir onboarding süreci
yapıyoruz. Yani bir parçalanmış gözüksek de sürekli iç içeyiz, sürekli konuşuyoruz, birebir yapıyoruz ve birlikte hayatta kalıyoruz diyebilirim.
Aynen katılıyorum. Bir de orada şöyle bir şey var teknik anlamda da yani son dönemde katılan ve bu onboarding sürecini almış bir o.
olarak zaten hani ekibin kurmuş olduğu, başlatmış olduğu bir dizayn sistemi var, bir kütüphanesi var.
Tasarımcı olarak da girdiğinizde iOS'da nasıl tasarım dili devam ediliyor, Android'da nasıl bir dil devam ettiriliyor.
Aslında bunu da size ekipteki body'niz çok net bir şekilde anlatıyor ve ayrıca da tüm ekiple araya gelerek de bütün bu temel taşları aslında paylaşıyoruz.
Hem nasıl kullanıldığını hem kendi domeninde nasıl hareket etmen gerektiğini hem prodanla hem tasarımcının aslında yani tasarımcı body'ninle bir araya geliyor.
Bunların hepsini çözmüş oluyorsun onboarding sürecinde zaten.
Ecel, metodolojiyi uyguladığınızı takip ediyorum ama siz scrum uyguluyorsunuz, sprint koşuyor musunuz?
Nasıl görüyor o süreç? Biz sprint koşuyoruz.
Bizim de haftalık sprintlerimiz oluyor.
Biz yani kanal olarak Disco ve PDP beraber aslında sprintlerimizi ilerletiyoruz.
Bizim mesela sprintlerimiz Cuma başlıyor.
Perşembeye sprintimiz bitmiş oluyor.
Orada devlere aslında işlerimizi teslim ediyor oluyoruz.
Ama Hilal'in de az önce dediği gibi sprintimizdeki bazı işler UI işi olabilirken UX işlerimiz de oluyor.
Ama genellikle sprintlerimizi biz de bir hafta içerisinde kesinlikle koşuyoruz.
O diğer işleri zaten product manager'lar ayırmış oluyor.
oluyor. Tasarım yaparken dikkat ettiğiniz etmenler neler peki?
Mesela işte researcherımız bir çalışma yapıyor önceden falan dediniz.
Buralarda aslında o bir search sürecini biraz daha bize anlatabilir misiniz?
Tabii. Yani aslında şöyle bir şey var.
Biz her iş bize geldiğinde yani UX bazlı bir işin bize geldiğinde ilk önce bireysel olarak da araştırmalarımızı yapıyoruz.
Benchmarking dediğimiz bir yöntem var ve bizim de takip ettiğimiz belli başlı uygulamalar var.
Yani dillerini beğendiğimiz illa ticaret alanındaki uygulamalar olmak durumunda değil.
İlk önce bu yapmaya düşündüğümüz özelliği taşıyan diğer uygulamalar nasıl bir etkileşim sağlamış, nasıl bir interaction dizaynı var, nasıl bir dili var, kullanıcı ile nasıl iletişime geçiyor bunları inceliyoruz ve bunlardan
bir şey oluşturuyoruz aslında.
Bunu productlarımız da yapabiliyor, biz de yapabiliyoruz.
Çünkü onlar biraz da feature'ın özelliklerini incelerken biz biraz daha dilini, UX'ini inceliyoruz.
Daha sonrasında aslında biz üretime ufak ufak başlıyoruz ya da işte orada atıyorum.
Aklımızda olan bir şeyler varsa arada önden devlere gidip böyle bir şey yapılır mı diye eforunu öğrenip ona göre geliştirdiğimiz işlerimiz de oluyor.
Ama ortaya bir ürün çıktıktan sonra onun dokunabileceği alanlar hakkında şüphelerimiz varsa orada aslında Alp ile iletişime geçiyoruz.
O da bizi mobil tarafa yani daha doğrusu sadece mobil tarafa değil biz Storefront diye adlandırıyoruz.
Storefront'un bütün testlerine Alp bakıyor.
Alp ile iletişime geçiyoruz ve orada çekincelerimizi bu yaptığımız yeni feature'ın neleri...
olabileceğini ya da nasıl çekincelerimiz olduğundan bahsettiğimizde o da bize dediğimiz gibi yol gösterip bunu şu şekilde test edebiliriz diyor ve biz o çekincelerimizi test etmeye başlıyoruz.
Bu prototip testi olabiliyor.
Gerçekten uygulamayı kullanıyormuşçasına kullanıcılara gönderebiliyoruz ve yazılım sürecinin maliyetini atlamış oluyoruz.
Ya da işte Hilal'in de bahsettiği yöntemlerle o test süreçlerini geçirip ona göre karar veriyoruz aslında.
Tabii karar verirken yalnız da değiliz.
Liderimizle, product managerlarımızla ve birbirimizle tasarımı paylaşıyoruz.
Hep birlikte bir göz olarak bakıyoruz çoğu işte.
O şekilde üzerine ekleye ekleye aslında gidiyor tasarımlarımız.
Artık hatta uygulama kullanırken normal kullanıcı gibi kullanamıyorsunuz.
Böyle her şeyi inceleyip aa bu bize de olur ya falan gibi düşüne düşüne.
Yani öyle bir süreç olmuş oluyor.
Evet evet yani direkt böyle şeye abuna çıkıp geldiğimiz bizim de oluyor.
Evet sosyal medyada bile.
Evet böyle bir şey, Twitter'ın burasını uzun bastım böyle bir şey çıktı siz fark etmiş miydiniz ya diye bile geldiğimiz olabiliyor.
Evet gerçekten bu bize de gider ya falan diye bu şekilde böyle product manager'larımıza gelip bunu biz de mi yapsak ya diye iş geliştirdiğimiz süreçlerde var yani.
Biraz da böyle kullandığınız tool'lardan bahsedebilir misiniz?
Mesela şimdi ne tür tool'lar kullanıyorsunuz ve bu tool'lar genelde hangi problemleri çözüyor da o tool'ları kullanmaya karar verdiniz?
Başlayayım istersen bu sorun için.
Şöyle, ben ilk trend yola geldiğim zaman aslında skeç kullanıyorduk.
Skeçin şöyle bir sorunu vardı.
Developerlara, devlere işi aktarma sürecinde araya bir tane daha program sokmamız gerekiyordu.
O da Zeppelin oluyordu. Biz tasarımlarımızı Sketch'den Zeppelin'e atıyorduk.
Zeppelin'den devler tasarımları görüyorlardı ve PM'ler.
Bu yakın zaman içerisinde 4-5 aylık bir süreç içerisinde değişti ve biz Sigma'ya taşındık diyebilirim.
Bunun en büyük artısı bize aslında bu aradaki tool'dan Zeppelin'den kurtulmak oldu.
Ve PM'lerimizle daha yakın çalışabiliyoruz bu sayede aslında.
İkinci artısı devler ve PM'ler yine bizim tasarımlarımızın bir bütününü görebiliyorlar.
Çünkü Zeppelin'e bizim attığımız kadar ekran görebiliyorlardı.
Onlar kendileri de bizim tasarımlarımız arasında gezebiliyorlar.
Kendileri de bir istedikleri şeye erişebiliyorlar.
Bu da önemli bir artısı gerçekten Figma'nın.
Üçüncü bir artısı yine artıları biz kendi tasarımlarımızı...
Kendi ekibimiz içerisinde birlikte çalışabiliyoruz.
Aynı dosya üzerinde çalışabiliyoruz vs.
Ve yine son zamanlarda yaptığımız dizayn sistem konusu var.
Buna da Figma çok büyük bir artı sağlıyor gerçekten.
Çok güzel ayrıcalıkları var bu konuda.
Biz de bu konuda kendimizi geliştiriyoruz.
Hatta çok güzel şeyler yaptık gerçekten.
Bu da bize ekibe yeni katılan arkadaşlarımızın tasarımları kolayca anlayabilmesi.
Esneş Bey. tren yoldaki dilim bozulmadan devam edebilmesi artısını sağlıyor gerçekten.
Başka, ya çok artısı var Figma'nın.
Ya bir de bizim Enise diye bir arkadaşımız vardı yakın zamanda ayrıldığında ama onu çok seviyoruz, onu anmadan geçemeyeceğim.
O özellikle Zeppelin en büyük savaşı Enise vermiştir gerçekten.
Çünkü bizim tanımlı renklerimiz var kütüphanede kullandığımız, yazılımcıların da anlaması için, o tanımlı rengi görebilmesi için.
Zeplin'de sürekli birileri yeni renkler ekleyebiliyordu fark etmeden.
Kendisi o text kodunu anlamak için hareket edebiliyordu.
Bizim sürekli kütüphanemizi sabit ve doğru tutabilmek için ekstra bir mesai harcamamız gerekiyordu.
Ve sürekli biz de Zeplin'den bildirim geldiğinde kalp krizi geçiriyorduk.
Yine ne eklendi acaba diye.
Ve gerçekten herkes kendi dosyasında çalışmak zorunda kalıyordu Skeç'te.
Çünkü Figma dediğimiz tool aslında herkesin hep beraber aynı anda online bir şekilde çalışabileceği bir platform.
Ama Zeplin'de herkes kendi bilgisayarını...
kendi lokalinde çalışmak durumunda kalıyordu.
Sürekli birbirimize dosya aktarımı yapıyorduk.
Yani çok fazla zamanımızı alıyordu.
O yüzden Figma'ya geçtik ve şu anda gerçekten herkes herkesin dosyasını görebiliyor.
Biz de Trendyol'un kendi içimizi görüyorduk.
Bir şekilde dosya istiyorduk ama web tarafında nasıl ne yapılıyor, mobil webde ne yapılıyor bunları da göremiyorduk.
Şu anda Figma sayesinde herkes her tarafa istediği gibi hızla ulaşabiliyor.
istediği şeyi alabiliyor.
Çünkü aynı featureleri webde de çıkıyoruz, mobil webde de ve tasarım dilimiz birbirinden uzaklaşıyordu.
Bu şekilde Figma sayesinde gerçekten çok mutluyuz.
Ben bir şey sormak istiyorum.
Ben tam bu arada şey farklarını bilmiyorum ama yani Figma ve aslında Zeppelin birbirinin tam hani karşılığı mı?
Bir kere sanki Zeppelin için hani Figma ile bir entegrasyonu var, aktarım olabiliyor gibi bir şey okumuştum.
Orada hani aslında Figma varsa Zeppelin'e hani ihtiyaç duyulabilir mi?
Yoksa gereksiz bir hamle mi?
Gereksiz bir hamle. Gereksiz bir hamle.
Ya Zeppelin Figma'nın muadili değil aslında.
Figma ile Skech birbirinin muadili diye.
Zeplin sadece o aradaki devlere ekranları aktarmadaki köprü.
Figma'da buna ihtiyaç yok çünkü Figma kendi içerisinde bunu sağlıyor.
Devler Figma'dan...
renk kodlarını, text style'ları alabiliyorlar.
Sketch'da bu yoktu. O yüzden Figma aradaki zephin köprüsünü kaldırmış oluyor.
Aynen. Artık ihtiyacı yok.
InSpec diye rahat rahat yapabiliyorsun ve onlar visitor modunda geldiği için devlerde zaten dosyayı editleyemiyorlar.
O yüzden ekstra bir şey ekleyip çıkarma gibi bir sıkıntımız da yok.
Normalde biz onları hani JPEG şeklinde atıyorduk.
Gerçi devlerimiz bundan çok mutlu mu bilmiyorum.
Yani ben konuştuğumda bizim ekipte story işaretleri vardı.
Figma'nın da gelişmeye ihtiyacı var.
Ama başlangıç noktası...
olarak gerçekten hiç kimseye Zeppelin'i arattığımı düşünmüyorum.
Hani kolaylık açısından eminim onun için Zeppelin daha kolaydır ama hani Figma'nın da hiçbir altta kalır yanı yok.
Özellikle bizim için gerçekten çok elimizi kolaylaştırdı yani.
Bunların içinde ortam.
Ben ben susuyorum.
Ben taraf tutmuyorum kesinlikle.
İkisi de çok iyi uygulamalar olduğunu düşünüyorum ama bu konuda bilgim de yok.
Konuyu değiştiriyorum. Tasarım sistemi yani dizayn sistemi bir ürün portföyünde tutarlı bir deneyim elde etmek için kararların ve ekipler dönüşlerinin uygulayabilir bir çevresidir.
Gittim bu şeyi buldum, tanımı buldum.
Ağzına sağlık. Sanırım Trendyol'da bunu uygulamaya çalışıyoruz.
Bunun kurulumu, gelişimi nasıl oldu?
Evet ya gerçekten.
Yine geçen seneydi sanırım.
Devlerle başladı bu süreç.
Devler tarafından bir şey geldi, istek geldi.
Text style'ların ve color'ların işte zeppine tanımlanması isteğiydi aslında.
Bu senin de dediği gibi o zamanlar olan arkadaşımız Enise başlamıştı bu sürece.
Sonra biz de aslında ekibimiz de büyüdükçe buna daha fazla ihtiyaç duyduk.
olduk. Yapıyorduk önceden de ama bu kadar kuvvetli değildi aslında.
Skeç de buna çok izin vermiyordu.
Sonra bütün büyük ekipçe Figma'ya geçişimizle birlikte bunun üzerine ekleyerek biz Atomic Design System denilen şeyi geliştirmeye başladık.
Nedir bu derseniz sadece tekstilleri ve kalırlar yok tabii işin içinde.
Biz burada tutarlılığı sağlayabilmek adına kütüphanemize tüm ikonlarımızı, komponentlerimizi, bottom sheetlerimizi, headerlarımızı, tabbarlarımızı ve bilimim aklınıza
gelebilecek her şeyi ekliyoruz ve eklemeye çalışıyoruz sürecimiz devam ediyor.
Ve bunlar aslında development açısından çalışan şeyler.
Biz onları kütüphaneden kendi tasarımımıza çektiğimizde bir kod yazılmış gibi kullanabiliyoruz.
Üzerlerinde değişiklik yapabiliyoruz.
Bu da bizim tutarlılığımızı sağlıyor aslında.
İşte PDP'de bu şeyi alıp başka bir şekilde kullanabiliyor.
Ben alıp check out'la başka bir şekilde kullanabiliyorum.
Ama ikimiz de aynı komponente kullanmış oluyoruz.
Yani aslında tutarlılığımızı kaybetmemiş oluyoruz.
O kütüphanede onları ikimiz de görmüş ve erişmiş oluyoruz.
Bu zamanımızda da iyi.
kullanmamıza yarıyor.
Aynen. Bir de dev tarafını çok özür dilerim.
Dev tarafı için de aynı şekilde.
Çünkü biz fark etmeden farklı boşluklarla çalışabiliyoruz.
Bizden oraya gidiyor.
Orada daha da farklı olabiliyor.
Ya da onlar dizayn sistemi kütüphanesine oturtmuş oluyor.
Bize yanlış yansıyor. Aslında sadece kendi içimizde karar verdiğimiz değil.
Canlıdaki uygulamayla da ortak karar veriyoruz.
O da yaşayan bir şey olduğu için.
Hep beraber aslında orada arada kaldığımız durumlarda da biz karar verdik budur demiyoruz.
Bakıyoruz. Her tarafla...
konuşup devlerle de fikir alıp ondan sonra geliştirmelerimizi de ona göre uyarlıyoruz.
Dizayn sisteme geçmek aslında büyük bir değişiklik olsa gerek.
Biz şu an trend yolda yüzde kaç geçebilmiş durumdayız?
Yüzde yüz her durumda bunu uyguluyor muyuz?
Yüzde yüz olması bunun genele bakarsak pek imkanlı bir şey değil.
Çünkü uygulama yaşadığı için sürekli yeni şeyler üretiyoruz.
Yani bazen kullandığımız komponentleri üzerinde değişiklik yapmak zorunda kalıyoruz ya da değiştirmek zorunda kalıyoruz o komponenti.
Yeni bir işimiz geliyor, yeni bir ihtiyacımız.
oluyor. O noktada da aslında biz şey demiyoruz.
Yani kütüphanede bu varsa kesinlikle bu olmalı demiyoruz.
Uygulama yaşadığı için o anın gerektirdiği şeylere de ayak uydurmak gerekiyor.
Tabii ki o zaman komponent değişiyor.
Kütüphaneye yenisi ekleniyor.
Yani %100 hiçbir zaman olmaz noktasındayım ben.
Ekipçe bu noktadayız.
Ama şu an biz kütüphanemizin %60'ını tamamlamış durumdayız iOS tarafında.
Üzerine de ekliyoruz.
Tasarımın son haline nasıl karar veriyorsunuz peki?
Mesela işte fikir ayrılıklarına düşüyorsunuzdur elbette.
Böyle durumlarda işte son haline karar verirken hangi etmenleri gözetiyorsunuz?
Yani aslında orada zaten biz tasarım işlerimizi bitirdikten sonra kendi gruplarımız için de bir toplanıyoruz ve onay aldığımız biz aslında bütün...
Tasarım ekiplerinin gördüğü bir sürecimiz var aslında.
Ama şöyle söyleyebilirim.
Prodağımız, leadimiz ve product leadimiz bir araya geliyor.
Yani Tuğba, Özge ve Kayra ben mesela bizim ürün özeti özelimizde.
Yani PDP özelinde bir araya geliyoruz ve onu tartışıyoruz.
Gerçekten ona karar verilemediyse ve hangi dört tane tasarımımız varsa atıyorum.
Onun içerisinde hangisinin kullanıcıya daha iyi hitap edeceğini, bizim istediğimize yakın gelebileceğini karar vermeye çalışıyoruz.
Dediğimiz noktalarda da AB'ye gitme kararı aldığımız çok oluyor.
Ya da bunu... Dediğimiz gibi alfa taşıdığımız noktalar da çok oluyor gerçekten.
Hadi bakalım research ne?
Ama genellikle bunu tek bir kişi veriyor.
Bunun hani bir kişinin söylediği olur gibi bir merciğimiz asla yok.
Ortak bir şekilde hangisi uygulama için ve kullanıcı için en iyisi onu karar vermeye çalışıyoruz aslında.
Kesinlikle Buse'ye katılıyorum.
Bu da ek olarak sadece şeyi söyleyebilirim.
Bu research süreçlerinde aslında sadece karar veremediğimiz tasarımları çıkarmıyoruz.
Bazen emin olduğumuz tasarımlar...
Onları da çıkartıyoruz. O bize şöyle bir artı sağlıyor.
Kullanıcıların davranışlarını çözmemize yarayabiliyor bazen.
Tasarım iyi aslında ama o kullanıcıların davranışlarını görmek, geliştirmemiz gereken yerleri ya da devam etmemiz gereken yerleri görmemiz açısından da çok iyi oluyor.
Yine Buse'nin dediği gibi hep birlikte tasarıma karar veriyoruz.
Tek başımıza genelde tasarımları damlamıyoruz.
Ve şöyle de oluyor. Hatta canlıya çıktıktan sonra dahi herhangi birisinden bu olabilir.
Sadece leadimizden ya da kendi ekibimizden birisi değil devlerden de olabilir.
Tasarımda ya şu...
Hani şöyle mi olsaydı acaba denilen bir şey varsa ve hani o gerçekten mantıklı bir şeyse, hani herkesin gözünden kaçmış bir şeyse bunları da tekrar redesign ettiğimiz, değiştirdiğimiz oluyor
UX deneyimi açısından da UI açısından da.
Aynen, UAT'de bile olabiliyor.
Yani bazen bir iş geliyor UAT'de ve diyoruz ki ya gerçekten biz bunu niye böyle yapmışız?
Yani testçilerimiz de diyor bazen hani burayı böyle koymuşuz ama çok yamuk durmuyor mu?
Benim gözüm şuna takıldı.
diyor ve diyorsun ki aa evet ben bunu nasıl görmemişim yani hani biz oturup beraber karar almış olsak da böyle şeylerde de fark edebiliyor.
Onlar da hemen müdahale ediyoruz yani herkesin feedback'i bizim için çok önemli gerçekten.
Kesinlikle öyle. Bazı şeyler çünkü üstüne ekleye ekleye gittiğimiz için yeni feature'ları yeni feedback'ler çok değerli oluyor bizim için.
Tasarım konusunu konuşmuşken bile tasarım bana böyle oldukça şey geliyor yani zor geliyor.
Çünkü böyle özellikle de Trendyol gibi göz önünde olan bir uygulamaya düşününce çok da böyle özgün bir şeyler olması gerekiyor.
Çünkü olmadığı zaman işte başka bir şeye bir şekilde benzediği zaman muhakkak birileri ağaçları şuradan almışlar vesaire gibi bir yorum yapacaktır.
Siz burada bu özgünlüğü nasıl koruyabiliyorsunuz?
Sizin ilham aldığınız kaynak nedir?
Aslında özgünlük noktasına katılıyorum ama ne kadar özgün olması gerekiyorsa Trendyol'un dilinden de o kadar kopmaması gerekiyor bence.
Bizim en çok baktığımız şey Trendyol'un kendi içindeki tutarlılık.
Özgün bir tasarım yapmaya çalışıyoruz tabii özellikle yeni çıktığımız feature'larda.
Ama o Trendyol'un kendi kullanıcısının alışık olduğu tasarım çizgisinden de çıkmadan yapmaya çalışıyoruz bunu.
Aynen kesinlikle zaten hani hepimizin bir şey algısı var.
Kendimizi geliştirmeye de çalışıyoruz.
Hep beraber de bazen bazı featureler üstüne gelip konuşuyoruz.
Ya ben burada tıkandım çıkaramıyorum.
Bir baksanıza dediğimiz dizayn toplantılarımız da oluyor.
Ama onunla beraber gerçekten dediğin gibi hani hem bizim kullanıcılarımız hem Türk milleti olarak çok hazırız boşluk bulmaya.
O yüzden hani biz de yaparken oldukça özgün kalmaya dikkat ediyoruz.
Yani gidip bir başka bir ticari sitesinden ya da herhangi bir...
Uygulamadan direkt çat diye alıp kendi uygulamamıza koymamız gibi bir şey söz konusu bile olamaz zaten.
Zaten dilimiz var dediği gibi Hilal'in yani.
Çok doğru. Takıldığınız yerlerde doğadan insan olabilirsiniz.
Yani az bilgimde böyle bir yorum yapmayı tercih ettim.
Ama merak ettiğiniz bir konu var.
Ne tür biznes veya teknik metinleri takip ediyorsunuz?
Bildiğim kadarıyla bayağı bir eğitim testi yapıyorsunuz.
Kararlarınızı da ona göre alıyorsunuz.
Aynen burada hani takip ettiğimiz en önemli metrikler aslında A-B testlerinin çıktıları bizim en data ile haşır neşir olduğumuz noktalardan birisi orası.
Orada zaten productlarımızla beraber her hafta testlerin sonuçlarını hep birlikte inceliyoruz.
Böyle bir buçuk iki saatlik bir session'ımız oluyor her cuma.
Orada aslında üstünden geçmiş oluyoruz yaptığımız işlerin.
Çünkü dediğimiz gibi hiçbir iş böyle havadan gelip çat diye uygulamamıza konmuyor.
O yüzden kesinlikle onun sonuçlarına ya da testlerine bakıyoruz.
Onunla beraber yine aynı...
yere dönmüş gibi olacağım ama yani artık yaptığımız testlerden de data çıkardığımız çok fazla şey oluyor.
Çünkü orada da tanıma oranlarını görüyoruz, heatmapleri görüyoruz, kullanıcı nerelerde takılmış, nerelere fazla basmış ve gidememiş ya da gitmiş.
Burada öyle bir farklı metriklerimiz de var.
Hani biz anlamında direkt böyle tabii ki orada şeyleri görmüyoruz.
Ne kadar transaction geldi, ne kadar işte user geldi, ondan sonra onları görmüyoruz ama diğer tarafta da gördüğümüz daha hareket datalarıyla hareket etmeli.
Evet, ben burada bir önceki soruya da biraz şey yapayım, bir döneyim.
Aslında bir de tasarım yaparken bizim en çok dikkat ettiğimiz şeylerden bir tanesi de basitlik.
Kullanılabilir olması uygulamanın.
Yani böyle özgün olsun diye ya da çok değişik şeyler yapmış olmak için art tasarımlara gitmektense biz genelde kullanıcıların en rahat kullanabileceği
ekranları yaratmaya çalışıyoruz.
Basit, temiz vs.
Sade ekranlar olsun ki kullanıcılarımızın hepsi rahat rahat alışverişlerini yapabilsinler.
Trendi yoldan aslında. Totalde 25 kişilik aslında çok büyük bir takım ve mobil taraf içinde epe bakan 5 kişi var UX UI ekibinde dedik.
Peki şunu merak ediyorum.
Aslında bu kadar büyük bir ekipte yani ben bilmiyorum açıkçası çok bu kadar büyük UX UI ekibi olan farklı şirketler var mı ama böyle büyük bir ekipte çalışmak size ne kattı?
Nasıl faydaları oldu?
Yani evet.
Neresinden başlasak?
Neresinden başlasak gerçekten.
Ben ilk geldiğim zamanlarda ekip gerçekten beş kişi falandı.
O ekibin yavaş yavaş büyüyüşüne, her geçen gün aramızda yeni bir arkadaşımızın katılmasına ve sanki yıllardır birlikte çalışıyormuşuz gibi olmamız bence çok güzel gerçekten.
Kalabalık bir ekip olduğumuz için bir taraftan ben çok şanslı hissediyorum kendimi.
Çok güzel arkadaşlar edinmiş oluyor.
Çünkü çok farklı gözler görmüş oluyoruz, çok farklı kişiler tasarımımızı görmüş ve eleştirmiş oluyor.
Herkesin kendine has bir vizyonu var ve bunun hepsini totalde görebilmek gerçekten çok büyük bir nimet bence bizim için.
Bir de yani mesela şimdi ekip olarak...
Haftada bir ofise gitmelerimiz başladı ve aslında UX ekibi olarak da bir araya ne kadar fazla gelebilirsek o kadar fazla aslında birbirimizin işlerini de bilebiliyoruz ya da onların ilgilendikleri alanları da görebiliyoruz.
Çünkü biz mobile odaklanmış durumda olduğumuz için hani onların...
Kısımlarını bazen gözden kaçırabiliyoruz ve birbirlerimizin tasarımını dokunmak, ne iş yaptığımızı görmek de gerçekten bize çok fazla şey katıyor.
Çünkü gerçekten çok değerli seniorlarımız var, leadlerimiz çok değerli ve çok güzel bizi de yönlendiriyorlar.
O yüzden hani onların bilgilerini de edinebilmek, birlikte çalışabilmek gerçekten bize hani çok farklı şeyler katıyor.
Yani ekibin hem sıcak olması hem bu kadar bilgili ve yönlendirici olması her takımın başına gelebilecek bir şey değil diye düşünüyorum gerçekten.
Az önce de dediğiniz gibi kalabalık bir ekipte çalışıyorsunuz.
Ekip arkadaşlarınızdan birinin motivasyonu düştüğünü hissettiğiniz zaman ne gibi aksiyonlar alıyorsunuz?
Bu soruya bizim çok net bir cevabımız vardı herhalde.
Yani başla.
Birbirimizin capslerini yapıyoruz.
Evet. Yani kesinlikle yani hepimizin bir sürü kepsi var ve ekip içerisinde bunu zaten mobil ekibi olarak küçük bir ekip olduğumuz için ses tonumuzdan bile
karşımızdakinin düşük ya da iyi olduğunu kesinlikle anlıyoruz ve bizim de yine haftalık toplantılarımız oluyor her cuma yine mobil ekibi olarak ve sonrasında da bütün dizayn ekibi olarak.
Yani o küçük toplantımızda kesinlikle birinin gözünden düşen bir moral bozukluğu hemen anlaşıldığı için orada direkt konuşmaya başlanıyor zaten.
Ve onun üstüne de capsler başlıyor gerçekten.
Ya da Mete şiir yazabiliyor.
Takımda şiir yazan bir arkadaşımız var.
Bize sağ olsun çiçek takımı diyor.
Ve şiir yazıyor.
Aslında biz beş kişilik bir ekipte bir erkek dört kızız.
Ve bize çiçek takımı dediği için arkadaşımız Mete şiir yazıyor.
O çok hoşumuza gider.
Bizi yapıyor özlü sözlerimizden.
Böyle manidar sözlerimiz olduğu zaman hemen onları yakalayıp bir banner gibi gruba atar.
Evet gerçekten.
Arka planımız olur ya da işte eğlenmeye devam edilir, video izlenir.
Hemen o şekilde o haftalık toplantılarımızda gerçekten o ruhumuzu hızlı bir şekilde koruyup toparlayabiliyoruz gerçekten.
Evet birbirimize şarkı atarız mesela.
Karşılıklı şarkı söylerler.
Hilal'in mesela eşi Akker'e gittiğinde bir süre onunla ilgili şarkılar dinlendi.
Ağıtlar yakıldı. Böyle şeyleri online'da da yapmayı başardık gerçekten.
Peki az önce bayağı bir farklı alanlarda kendinizi ifade ettiğinizden bahsettiniz.
Şiir okumak olur, şarkı söylemek olur.
Sanırım aranızda kepser yapıyorsunuz.
Bunların hepsini biz de paylaşabilirseniz biz de podcast'in girişine de koyabiliriz.
Şarkıyı da paylaşabiliriz.
Söz sizde, mikrofon sizde.
Şarkı yok ya. Şarkıyı açıyoruz da şey yapıyoruz.
Şarkıyı açıyoruz. Ama caps yaparız kesinlikle.
Onunla ilgili hiçbir sıkıntı yok.
Elimizdeki capslerden şey yaparız.
Ama size özel de caps yaparız.
Hiç sıkıntı değil. Yani poşetin içine koyabiliriz bu haftaki podcast konumuzu.
Bundan sonra her gelin ekipten bir inşik yiyeceğiz.
Aynı olur. Her türlü tepsi yapılır.
Aynen bizde şu anda bizim ekibin PDP ekibinde kimin doğum günü olsa bana geliyorlar ve onun için...
arka plan hazırlıyoruz. Ondan sonra programımız bunu fark etti ve şey dedi yani bunun için SP alalım yani gereksiz.
Bir de developerlar da sevdiği için Ozan mesela Android developerumuz seviyor ve revizyon vermeyi de seviyor.
Diyor ki çok güzelmiş ben sana biraz revizyon vereyim diyor ve biz yarım saat lisan arka plan tasarlıyoruz.
O yüzden istemezsen bana geliyorlar anladın mı?
Ben sana bilahare yaparım.
Aklına fikir geldi. Teşekkür ederim. Yalnız logoyu bir tık büyütürsek güzel olacak.
Onu da konuşuruz daha sonra.
Çok teşekkürler arkadaşlar katıldığınız için.
Çok sağ olun. Çok güzeldi.
Arkadaşlar katıldığınız için çok teşekkür ederiz.
Çok keyifliydi. Çok farklı bir bölüm oldu.
Genelde developerlarla birlikte yapıyoruz bu bölümleri.
Developer veya test mühendislerimizle birlikte.
O yüzden UX UI tarafındaki konularda konuşabiliyor olmak bence çok tatlıydı.
Tekrar çok teşekkür ederiz.
Rica ederim ne demek.
Biz teşekkür ederiz. Aktarabildiysek ne mutlu.
Evet bizim için de çok güzel oldu.
Teşekkür ediyoruz. Hoşçakalın.
Hoşçakalın.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
