
Transkript
Selamlar arkadaşlar. Bugün Selam Ekip Podcast'ın yeni bir bölümünden daha karşınızdayız diyelim.
Uzun bir ara oldu. Tam kapanma vesaire falan derken biz de böyle psikolojik olarak çok böyle kendimizi rahat hissetmek istedik diyelim.
Ve bir süre ara verdik o yüzden.
Şimdi tekrar karşınızdayız.
Bugün Sellerettes ekibinden Pınar ve Yakup bizlerle.
Birazdan Pınar ve Yakup'u tanıyacağız ama ondan önce bir Fırat ve Onur'a merhabalar diyeyim.
Nasılsınız, nasıl geçiyor? Merhaba.
Merhaba Fırat, merhaba Barış.
Nasılsınız? Konuşmayı unuttuk gerçekten.
Ağzından çıkan sesler.
Demeyi seviyorum demek çok iddialı bir defa olacak ama.
Evden çalışmayı seviyorum.
Beni belki o kadar etkilemiyor.
Çünkü zaten evde oturmayı seviyordum.
Ama bu kadarı da bir tık fazla mı geldi?
Umarım her şey çok güzel olacak ve bir noktada tekrar dışarı çıkmaya başlayacağız.
Yani dışarı çıkabilme özgürlüğümüzün olması iyi ama ben de Fırat gibiyim biraz böyle.
Çok dışarı çıkmasam da rahatsız olmuyorum.
Günlerce evde kalabilirim.
Galiba ben de öyleyim ya.
Uzun süre çıkmasam herhalde çok aramam yani.
Konuklarımıza geçelim o zaman. Yakup seni biraz böyle kısaca tanıyabilir miyiz?
Daha sonra da tanırız.
Tabii. Önce şeyi söyleyeyim.
Ben hiç sizin gibi değilim.
Acayip sıkıldım. Keşke rahatça dışarı çıkabilsek.
Öyle bir giriş yapayım.
Bu arada bu çok sert bir iş oldu.
Bence ben böyle girmeyeyim. Bir an şeye kızdım.
Bir buçuk aydır evdeyim, darlandım, sıkıldım, hiçbir şey yapamıyorum vs.
Yakup kendini tanıtmadan direkt dertli mi?
Hakkı var ama ya. Neyse ben Yakup.
Yaklaşık iki senedir Trendyol'da Product Manager olarak çalışıyorum.
İlk başladığımda Indexing ve Recommendation ekiplerinde çalışıyordum.
Yaklaşık bir senedir de Celeret Domain'de çalışıyorum kurulduğumdan beri.
Öncesinde de aslında 2019 senesinde Boğaziçi Üniversitesi Yönetim Bilişim Sistemlerinden mezun oldum.
Sonrasında direkt Trendyol'a başladım.
Ben Pınar Yılmazer. Trendyol Selleret takımında full-stack developer olarak bir süreden beri bu ailenin parçasıyım.
2012 Orta Doğu Teknik Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği mezunuyum.
Yine aynı üniversitede yüksek lisansımı tamamladım.
Sonra da çeşitli bir şirketlerde, çeşitli pozisyonlarda bu ekosistemin içerisindeyim aslında.
Ankara'da ikamet ediyorum. Bu şekilde özetleyebilirim ben de.
O zaman tekrar hoş geldiniz diyelim Pınar ve Yakup.
Hoş geldik. Selleret dedik.
Selleretsin böyle kesinlidir.
Hani nasıl bir domain bu?
Solar Ads aslında reklam yönetimi olarak kullanıyoruz biz satıcılarımıza anlatırken.
Burada da reklam yönetimi olarak bahsedebiliriz.
Bizim burada normal Trendyol'dan farklı olarak bizim müşterimiz burada satıcılarımız.
Satıcılarımıza hizmet ediyoruz biz.
Aslında çıkış hikayesi de şöyle.
Trendyol çok hızlı büyüyor.
Zaten daha önceki podcastta dinleyen arkadaşlar da duymuştur bunu.
Satıcı sayımız da çok hızlı artıyor.
Ve bu tabii ki ürün sayısına da yansıyor.
Yani bizim ürün sayımız çok fazla, milyonlarca ürün listeleniyor.
Bu da aslında içeride trafik savaşlarına sebep oluyor.
Yani listelenen ürün hangi search'te çıkacak, kaçıncı sayfada gözükecek, ürün önerilerinde gelecek mi, kişiselleştirilmiş önerilerde çıkacak mı gibi.
Çünkü bu çok kıymetli.
Siz ürününüz istediğiniz kadar kaliteli olsun, uygun olsun.
Sizin ürününüz gözükmedikten sonra, müşteriye ulaşamadıktan sonra bir anlamı yok aslında.
Bu da genel marketing dünyası.
Zaten Trendyol ve marketing dediğimiz zaman şunu da belirtmekte fayda var.
Trendyol influencer marketingle de sektörün en büyük oyuncularından biri.
SwipeUp zaten herkes aşinadır.
Onun yanında biz Facebook platformlarında da en çok para harcayan markalardan bir tanesiyiz.
Biz de kendi içimizde aslında satıcılarımız için bir reklam platformu.
Bizim farklı farklı reklam tiplerimiz var.
Ürün reklamı, mağaza reklamı, influencer reklamı, facebook reklamı gibi yenileri de yolda geliyor.
Burada satıcılar için trend yolda alabildikleri trafik çok kıymetli.
Celaret sayesinde de bir pazarlama bütçesi ayırarak trafik görünürlük alabiliyorlar.
Burada harcadıkları bu bütçeyi de aslında utilize edebiliyorlar.
Yani bir harcayıp 10 kazanabiliyorlar.
Bu da tabii ki satıcılarımızı mutlu ediyor.
Çünkü en nihayetinde amaçları daha fazla satış yapmak, daha fazla para kazanmak.
Trendyol açısından baktığımızda da çok iyi bir monetization tool aslında.
Yani burada karşılıklı bir win-win var.
Hem satıcılarımız mutlu hem...
Biz mutluyuz. Turlalı bir sene oldu bu domen.
Pandemi başında kurulduk.
Domenimiz sürekli büyüyor, ekip sürekli ileri gidiyor.
Ama burada daha gidecek çok yolumuz da var tabii.
Ticaretin büyüklerinde, yani büyük oyuncularında, aslında içerideki celebrate tool'un getirisi, şirketin gelir kaleminde büyük pay saydı.
Biz de bu yolda ilerliyoruz.
Ama bu yol çok da kolay bir yol değil.
Algoritmaların hepsi burada in-house yapılıyor.
İçeride data science ekibimiz var.
Personalization yapmaya çalışıyoruz.
Hatta next level Google time personalization yapmaya çalışıyoruz.
İşte bunun yanında teknoloji de daha iyi kullanmaya çalışıyoruz.
Genel anlamda seller etik domenini bu şekilde özetleyebilirim.
Peki burada ürün reklamı bildiğim kadarıyla şu an ürünlerin listelenmesi satıcı bazlı.
Bir buyback skorunun hesaplanması ile oluyor.
Yani ürünlerin üzerinde aynı ürünün iki farklı seller sattığında buyback skoru...
Algoritması çalışıyor, bu domen çalışıyor ve listeleme ona göre yapılıyor.
Sizin yaptığınız bu seller ads'deki reklamda seller'dan ücretini aldıktan sonra bu sıralamayı da değiştirebiliyor musunuz?
Yoksa farklı yerlerde mi gösteriyorsunuz ürünleri?
Aslında sistem tamamen senin anlattığının üzerine.
Burada biz aslında seller ads olmadan da önceden de bir sıralama tabii ki çalışıyorduk.
İşte data science tarafından bir smart listing skoru çalışılıyordu.
Bizim burada yaptığımız Selleret projesi sayesinde reklam verilen ürünlerin bu skorları bizim istediğimiz şekilde manipüle edilmiş oluyor aslında.
Biz bu reklam ürünlerinde Trendyol'un platformlarında belirtiyoruz işte bu ürünün reklamı olduğunu, sponsorlu ürünler yazıyor vs.
Ama ekstra olarak reklam alanları da var.
Normal listelemede de daha yukarıda, daha farklı yerlerde listeleniyor.
Peki Selleret domeni, yani o teknoloji hangi ekiplerle daha yakın çalışıyor, hangi domenilerle?
Aslında az önce de bahsettiğim gibi data science ekibiyle çok yakın çalışıyoruz.
Çünkü burada algoritmanızın çok iyi olması lazım ki hem satıcıları mutlu edin, hem müşterinin deneyimini bozmayın.
Ayrılan bütçeleri harcayabilin.
Bunun yanında TMS ekibiyle çalışıyoruz.
İçeride Trendyol Marketing Solutions ekibi var.
İnfluencer ve Facebook harcamaları için bu ekiple birlikte çalışıyoruz.
Satıcılarımızı daha iyi adapte etmek için, onlara kampanyalar yapmak için CRM ekibiyle çalışıyoruz.
Bu iletişimleri yürütmek için.
Reklam verilerinin ürünlerin listelenmesi oluyor.
Bu listelenmesi için Search ekibiyle birlikte çalışıyoruz.
Recommendation ekipleriyle birlikte çalışıyoruz.
Bunlar tabii backend kısmı.
Bir de ön yüzde bunu göstermek için aslında clientlarla, bizim Storefront ekiplerimiz, web, mobil web, iOS, Android uygulamaları, clientlerle birlikte çalışıyoruz.
Bir de tabii satıcıların reklam verebilmesi için bütçe yüklemeleri gerekiyor.
Bu bütçe yüklemeleri için de alacaklarından mahsup ediyoruz biz bu bütçeyi.
Bunun için de aslında settlement ekibiyle çalışıyoruz.
Burada satıcılar bakiye yüklediği zaman bir faturalaşma süreci yürüyor çünkü arka tarafta.
Çalıştığımız ekipler bu şekilde.
Abi büyük ihtimal ilk defa duyduğum ekiplerdi bunlar bir kısmı.
Süper. Peki hani client tarafında mesela çalıştığınız ekipler var.
Sizin ekibinizin yapısı nasıl? Mesela client tarafına size de destek veriyor musunuz?
Frontend içiniz var mıdır?
Yoksa bekanda ağırlıklı mısınız?
QA'larınız nasıl çalışıyor?
Kaç kişisiniz gibi konularda?
Ekip yapısını ben anlatayım isterseniz.
Ekibimiz şu anda 10 kişiden oluşuyor.
Bir QA, bir Product Manager, Yagop.
8 tane de developerımız var.
Yakın zamanda ekibimizde bir köy arkadaşımız daha dahil olacak.
Bunu da sabırsızlıkla bekliyoruz.
Developer arkadaşlarımızdan bir tanesi part-time çalışıyor.
Haftada 2,5 gün bizlerle beraber.
Ekipte front-end ve kent ayrımı çok yok açıkçası.
Herkes post-tech rolünde çalışıyor.
Herkesin her modüle girip çıkmasını, sakin olmasını amaçlıyoruz.
O yüzden bu şekilde. Sunar sen yanlış hatırlamıyorsam yakın zamanda başladın ekibine değil mi?
Evet. Peki bize oradaki onboarding stratejisinden biraz bahsedebilir misiniz?
Neler yaşadın ilk başladığında?
Şu anda onboarding stratejinizi iyileştirmek için herhangi bir aksiyon oluyor musunuz?
Neler yapıyorsunuz? Biraz oralardan bahsedebilirseniz.
Tabii. Onboarding haftamda daha zaten çok tazdı.
Bir de bence Trendyol onboarding konusunda bayağı geliştirmiş bir şirket diye düşünüyorum.
Yani tüm ekiplerini, çalışma alanlarını.
Detaylı bir şekilde tüm başlayan arkadaşlara anlatıyor ki bence bu çok güzel bir şey.
Trendyol'da onboarding şöyle başlıyor aslında.
Aramıza katılacak arkadaşlara ekip içinden bir bayağı atanıyor.
Badiye iki hafta boyunca yeni takım arkadaşımıza Trendyol kültüründen, ekipman desteğine, proje detaylarına kadar her alanda yardımcı oluyor.
Arkadaşımız işe başlamadan onunla iletişim kuruyor ve herhangi bir eksiklik varsa çözülmüyor.
İşe başladıktan sonraki onboarding sürecinde...
İnsan kaynakları ve dediğim gibi çeşitli trendi ve ekiplerinin oryantasyon sürecine dahil oluyorsunuz.
Ayrıca takım arkadaşlarınızla da birebir çalışarak projenizin farklı modüllerini yakından inceleme fırsatı buluyorsunuz.
Yeni gelen bir kişi hani kodunu ne zaman canlı yayına alır diye sorarsanız da o da aslında aramıza katılan arkadaşlarımız çünkü bir işle bile olsa ilk haftadan Sprint'e dahil oluyor.
Benimki de öyle olmuştu.
Birkaç hafta içerisinde de kodunu canlı yayında görebiliyor.
Bu süreci daha iyi işletmek, iyileştirmek ve de adaptasyonu kısaltabilmek için takım içerisinde açıkçası pair yapmaya dikkat ediyoruz.
Bu şekilde modülleri detaylı bir şekilde yeni katılan arkadaşlarımıza gösterebilmiş, son derece ellerini kirletmesi için ortam sağlayabilmiş oluyoruz.
Bu şekilde. Buna da şunu ekleyeyim ben.
Aslında ekibe yeni birisi başladığı zaman biz de sırfında da bir onboarding yapmaya çalışıyoruz.
Çünkü geldiği ekipte sayılar nasıl, data nasıl, metrikler nasıl, nereye gitmeye çalışıyoruz.
Yeni gelen arkadaşın direkt bunlara hakim olması bizim için önemli.
Trendyol aslında zaten onboarding kültürüne çok önem veren bir şirket.
Ben başladığımda yaklaşık iki hafta boyunca onboard olmuştum.
Benim için çok güzel bir deneyimdi.
Şu an tabii evden çalışıyoruz, bir tık daha zor oluyor.
Ama buradaki yeni gelen arkadaşların zorlanmaması için olabildiğince dikkat etmeye çalışıyoruz.
Peki işler nasıl geliyor ekibi?
Backlog yönetimi nasıl yapıyorsunuz?
Aylık planınız var mı?
Scrum mu uyguluyorsunuz?
Nasıl çalışıyorsunuz genel olarak ekip?
Ya da waterfall mu? Aslında waterfall değil, scrum uyguluyoruz.
Agile pratiklerini takip etmeye çalışıyoruz.
Aylık planlarımız var.
Bizim bir backlogumuz oluyor aslında.
Biz bu backlog'u Google Sheets üzerinden takip ediyoruz.
Burada her bir itemin, işte bu itemin eforu ne kadar, etkisi ne kadar, bu itemi ne zaman alacağız plana, ne zaman deliver etmeyi planlıyoruz.
Hangi ekiplerin tudusu var?
O tudular ne durumda?
Çünkü biz sadece kendi içimizde iş yapmıyoruz.
Diğer ekiplerle de ortak bir çalışmamız var.
Haftalık toplantılarda, bu weeklilerimizde bu işlerin üzerinden geçiyoruz.
Burada da aslında bir önceliklendirme yapmamız gerekiyor.
Bu önceliklendirmeyi de hangi işin etkisi ne kadar ama bize eforu ne kadar?
Bunları kıyaslayarak, hesaplayarak önceliklendirmeyi yapıyoruz.
Backlog'da aslında bizim tabii ki projede paylaşlarımız da var.
Diğer ekiplerle. Bu ekiplerle yaptığımız projeler var.
Bençmarklarımız var. Bu reklam platformu sadece Trendyol'da olan bir platform değil.
Çoğu e-ticaret sitesinde bu reklam platformları var.
Buradaki bençmarklar bizim için önemli.
Satıcılarımızın feedbackleri çok önemli.
Satıcılarımızın zorlandığı bir nokta var mı, anlamadığı bir nokta var mı?
Ya da şu şöyle olsa daha iyi olur dedikleri.
Satıcılarımızın feedbackleri bize...
Slack kanalı üzerinden anlık düşüyor bu arada.
Onları sürekli takip ediyoruz.
Onlara göre de geliştirmeler yapmaya çalışıyoruz.
Bu geliştirmelerin hepsi backlog'da kendine bir yer buluyor aslında.
Sonra da bizim haftalık yaptığımız groominglerde biz bu işleri konuşuyoruz, puanlıyoruz, analizini yapıyoruz.
Nerede ne yapmamız gerekiyor, ne kadar puan çıkar diye.
Planlamalarımızda da önceliklendirmesini yapıyoruz zaten puanladığımız işlerin.
Sonra sprintimizi takip ediyoruz, işleri deliver etmeye çalışıyoruz.
Peki yani çok böyle Performans çalışması gereken bir yersiniz.
Çünkü anlık gelen feedbackler var.
Teknolojileri nasıl karar verdiniz?
Bunları neden seçtiniz? Kullandığımız teknolojileri daha çok aslında ihtiyaçlarımıza göre seçiyoruz.
Öncesinde POC yapıyoruz.
Performans, adaptasyon gibi alanlarda bize en çok katkıyı sağlayacak teknolojilere, dillere yöneliyoruz.
Gelişmekte olan community support'u yüksek olan, ölçeklenebilir teknolojiler seçmeye çalışıyoruz.
Tabii şirket için know-how da bizim için çok önemli.
O da seçimlerimizde belirleyici rol oynuyor.
Teknoloji ve dillerden kısaca bahsetmek gerekirse, database için çoğunlukla Couchbase ve PostgreSQL kullanıyoruz.
Backend tarafında aktif olarak kullandığımız diller ve frameworklar Node.js, Nest.js, Kotlin, Quarkus, Golang olarak özetlenebilir.
Frontend tarafında React.js kullanıyoruz.
Testlerimizi de SidePress ile geliştiriyoruz.
Otomasyon tarafında yine Java Kotlin kullanıyoruz.
Bunların dışında Messaging Queue için Kafka, Continuous Deployment'a Argo CD, yine takımımızdan bir arkadaşımızın geliştirdiği GATEC Monitoring Tool için de Nivrelik kullanıyoruz.
Orchestration için Kubernetes, loglarımızı görüntülemek için Kibana yine kullandığımız teknolojiler arasında.
Bu şekilde özetlenebilir.
Burada şeyi merak ettim. Genelde içeride GitLab CI kullanılıyor.
Ama siz Argo CD kullanmışsınız.
Neden böyle bir yola gittiniz?
Yine GitLab'da kullanıyoruz.
Ama Argo CD kullanmamızın aslında bazı nedenleri var.
Production ortamı ve geliştirme ortamımızı sürekli sinip tutmak için ve de bunları otomatize edebilmek için Argo CD bize kolaylık sağlıyor.
O yüzden Argo CD'yi tercih ettik.
Sprint koştuğunuzdan bahsetmiştiniz.
Sprintlerde mesela bir defa mı sprint biterken bir deployment yapıyorsunuz yoksa bir işi bitirdiğin gibi aynı gün içerisinde deployment gibi bir hedefiniz mi var?
Bu soruya aslında sprintle kısaca özetleyerek de başlayabiliriz.
İşte bir haftalık sprintler koşuyoruz.
Çarşamba günden başlıyoruz.
Bir sonraki salı akşamına kadar.
Ekibin velocitesine göre öncelikli işleri alıyoruz.
İşleri de mümkün olduğunca küçük parçalara ayırıp hızlı bir şekilde delil üretmeye çalışıyoruz.
Geliştirme, review, test süreçlerinden sonra işlerimiz hızlı bir şekilde production'a çıkabiliyor.
Bir gün vermek gerekirse geçtirdiğimiz işleri 2 ila 5 gün içerisinde aslında canlı ortamda görebiliyoruz.
Biraz da Cold Review süreçlerinden bahsedebilir misiniz?
Mesela işte TDD'yi uyguluyor musunuz?
Pair ilerliyor musunuz?
Az önce bahsettim.
Belki orada biraz daha detaya girebilirsiniz.
Bu Gothic Forum uygulamasından belki biraz bahsedebilirsiniz.
O ne işinizi çözüyor mesela?
Biraz buralara değinebilir misiniz?
Tabii. Continuous Integration, Deployment ve aslında Repository olarak Github kullanıyoruz.
Repository'mizi ve production ortamımızı dediğim gibi sync tutmak için, işlemleri otomatikse etmek için Argo CD'den yararlanıyoruz.
API otomasyon testlerimizde Gathek Tool'u kullanarak Kubernetes üzerinde branch bazlı ortamları ayağa kaldırıp tamamen izole bir ortamda aslında testlerimizi koşabiliyoruz.
Bu sebeple de aslında GAT'i yoğun olarak kullanıyoruz.
Bildiğim kadarıyla Trendyol'da kullanan başka ekipler de var ve geliştirilmesine de devam ediyor şu anda.
Deployment sürecimiz sürekli akan bir süreç yani.
Belirli zaman aralıklarını beklemiyoruz.
Küçük küçük işlerimizde sürekli anlık bir şekilde deployment'a çıkmak ve de bunun sıklığını da artırmak ana hedeflerimizden bir tanesi.
Peki biraz da kontrol yapıştırıcından bahsedebilir misiniz?
Tabii, development adımını tamamlayıp kodu komitettikten sonra bilim sürecine giriyoruz aslında.
Tüm yorumları inceleyip çözümlüyoruz.
İşin teste ilerleyebilmesi için de en az iki kişinin o Merge Request'e onay vermesini bekliyoruz.
Tabii bir de pipeline'den sıkıntısızca geçmesi gerekiyor.
Eğer test sürecinden de devam edersem, kod biliminden sonraki unit ve integration testlere önem veriyoruz aslında.
Bir Merge Request'in merge edilebilmesi için.
Unit testlerin koddaki condition'ların hepsini cover ediyor olması gerekiyor.
Ayrıca pipeline'ımızda statik kod analizi aracı olan SonarQ kullanıyoruz.
Acceptance test trash'lerimizde şu an aktif olan iki tane test suite'imiz var.
Regression suite'imizde bine yakın end-to-end test'imiz var ve her geçen gün bu sayıyı artırmaya hedefliyoruz.
Smoke testlerimizde de proje ile ilgili en kritik beş özelliği test ediyoruz aslında.
Dediğim gibi API otomasyon testlerde GATEC tool'unu kullanıyoruz.
Daha önceden bahsetmiştim.
Bunların dışında da event zamanları öncesinde ve belirli zaman aralıklarında API'lerimize, BFF projelerimize performans testleri koşarak response time'lerini çekiyoruz.
Frontend tarafında Cypress ve yine test geliştirmelerimiz mevcut.
Özetlemek gerekirse aslında CodeReview ve test sürecimizi master'a çıkacak bir iş için Cypress testlerinin, unit testlerinin, contract testlerinin, sonar analizinin ve user acceptance testlerinin başarıyla geçiyor olması
beklenen bir şey.
Yani tabii hiçbirimiz istemeyiz ama incidentlarda oluyor bazen.
Yani monitoring, alerting tarafını nasıl hallediyorsunuz?
Incident eğilim oluştu, nasıl haberiniz oluyor?
Proje yönetimi ve monitoring için aslında şirket genelinde Nibre'li kullanılıyor.
Biz de Nibre'li kullanıyoruz.
Modüllere gelen yükleri, response time'ları.
performans metriklerini, sunucu altyapı değerlerini Apple platform üzerinden takip ediyoruz.
Burada spesifik eventlere ve de ortalamanın üzerinde gelen değerlere alarm mekanizmaları tanımlıyoruz.
Bunlar da bize e-mail ve Slack üzerinden anlık bilgilendirme yapıyor.
Yine Codebase içerisinde log seviyesi belirli bir seviyenin üzerindeki durumları Kibana'ya bastırabiliyoruz.
Incident'lardan bu şekilde haberimiz oluyor.
Müşterilerimizden de anlık geri bildirimler alıyoruz.
Incident durumlarında da hemen incelemeye başlıyoruz.
Bizim ekibimize doğrudan ilgili ise hemen çözüm üretip fixlemeye çalışıyoruz.
Başka ekibi de ilgilendiren bir durum varsa onlarla iletişime geçip süreci birlikte yürütmeye çalışıyoruz.
Diyelim akşam 23'te bir sorun oldu.
Kim bakıyor buna? Her gün için aslında nöbetçi olan arkadaşlarımız var.
Bu sırayla değişiyor.
Developer'dan bir asil kişi, bir de yedek kişi belirliyoruz.
Bunlar aslında sürekli sistemdeki eventleri kontrol edip anlık bir incident oluştuğu zaman aksiyon alabilecek kişiler.
Bu şekilde 7.24 olabildiğince incidentlara müdahale etmeye çalışıyoruz.
Peki şöyle gruplayacak olursak işte context domain, algoritmaların karışıklığı ya da işte yüksek scale ya da işte müşteri yönetimi ya da backlog yönetimi gibi gruplayacak olursak.
Takımın uğraştığı, en çok yoğunlaştığı, o kırmızı alan nedir?
En büyük zorluk yaşadığı şey nedir takımın?
Ben bizzat açısından cevaplayabilirim aslında.
Bizzat açısından şöyle bir derdimiz var.
Celaret Domain ile birlikte ilk defa kullanıcının konverjını etkileyebilecek bir proje yaptık aslında.
Bu da satıcıların verdiği bütçelere göre belirli ürünleri daha yukarılarda gösterdik.
Daha farklı yerlere konumlandırmak gibi.
Bizim burada dikkat ettiğimiz şey biz burada son kullanıcımızı mutsuz ediyor muyuz?
Yani onu sürekli ölçüyoruz biz.
Daha önceden de konuşulmuştur bu seviyede A-B testleri Trendyol'da ne kadar önem verildi.
Biz burada da sürekli bir test konuşuyoruz.
Bizim son kullanıcımız verilen reklamlardan olumsuz anlamda etkileniyor mu diye.
Çünkü biz Selleret domeninden para kazanıyorken Trendyol overall conversion'dan düşüş yaşıyorsa ve biz oradan para kaybediyorsak çok bir anlamı olmaz.
O yüzden son kullanıcı deneyimini bozmadan ilerlemeye çalışıyoruz.
Slot sayısını, reklam ürününün kaçıncı sırada gözükeceğini, hangi ürünün gözükmesi gerektiğini ona göre seçiyoruz.
İşte widget'ların tasarımını ona göre yapıyoruz.
Burada bizim bu dengeyi sağlamak aslında Selret Domain'in de önemli bir challenge'miz.
Peki böyle retro toplantıları, genelde süreçleri ve yöntemleri sürekli iyileştirmek için Instagram'ın bize sunduğu güzel tool'lardan birisidir.
Siz son retroda...
Ne konuştunuz? Örnek olarak verebileceğiniz ve o Retro'dan çıkan ve iyileştirdiğiniz bir örnek var mı?
Var aslında.
Bizim son Retro'muz biraz daha hareketli geçti.
Ondan bahsedebilirim.
Biz yakın zamanda Facebook ve influencer reklamlarını canlıya çıktık.
Bu canlıya çıkmamız bizim Retro'da GLAD olarak yazdığımız bir itemdi.
Bizim son haftaki sprint performanslarımızı etkiledi olumlu anlamda.
Biz bunları işte bu hafta neyi iyi yaptık şeklinde konuştuk.
Dedik sprintlerimiz fail etmedi, bu reklam tiplerini çıktık.
Ekibimize yeni bir tane arkadaşımız katılıyor.
Bunları konuştuk.
Bir madde de şuydu mesela. Bu pandemi döneminde öğleden sonra şirket bize bazı günler izin verdi.
Hem hava almamız için hem de yapacağımız işler varsa halledebilmemiz için.
Bunlar bizim Retro'da konuştuğumuz güzel konulardı.
Bir de problem yaşadığımız bazı konularda vardı tabii.
Mesela yaptığımız iş işte biz Facebook ve influencer reklamına çıktık ama aslında bunun sad bir kısmı da var.
O da biz söylediğimiz tarihte çıkamadık bunun.
Bir buçuk hafta bir geciktik.
Burada bir estimation problemimiz var.
Biz bu problemi neden yaşadık?
Bu problemi yaşamamak için ne yapabiliriz?
Verdiğimiz deadline'a sadık kalabilmek için ne yapabiliriz?
Yani süreçte mi bir aksaklık yaşadık yoksa yanlış estimate mi ettik?
Bunu anlamaya çalıştık aslında, bunun üzerine tartıştık.
Bir de bizim takım olarak takip ettiğimiz bir lunch and learn pratiği vardı.
Son haftalarda yine bundan kopmuşuz, onu fark ettik.
Bunlara tekrardan devam edelim dedik.
Tabii bunların hepsini bu devam edelim dediğimiz şeylerle bir aksiyon maddesi çıkartıyoruz.
Bu aksiyon maddesini de ekipten bir üyeye esan ediyoruz ki...
Takip edilsin, araya kaynamasın.
Bir tane çözdüğümüz problem olarak da şunu verebilirim.
Bizim sprintlerimiz fail ediyordu, biz bunu konuştuk.
Sonrasında dedik işte bu neden fail ediyor, nerede problem yaşıyoruz.
Eminim tüm ekiplerin zaman zaman yaşadığı PR'lerin review edilmesi konusunda bizim ekibimizde problem yaşıyordu.
Bunu nasıl çözeriz diye konuştuk.
Sabahları bir tur bakalım, öğleden sonra yine bakalım.
İşte kanala Slack bot üzerinden.
Bekleyen PR'leri bastıralım ki daha gözükür olsun.
Kimse abi PR'ıma bakar mısın vesaire demek zorunda kalmasın diye bir aksiyon almıştık.
Bunun da faydasını gördük. Bu son haftaki sprintlerin fail etmemesini de aslında buna bağladık.
Bu da takım olarak bir problem görmemiz, bu problemin temelini tespit etmemiz ve ona yönelik aksiyon almamız sonucunda elde ettiğimiz çözüm için bir örnek.
Ya PR gerçekten kanayan bir ara ve tüm ekitler bununla alakalı aksiyon almaya çalışıyor galiba.
Bizde de otomatik track mesajları var işte günde belli saatlerde gelen PR'a baktım mı, PR'a baktım mı diye.
Hepimiz bir noktada soru geçiyoruz ve hepimiz bir aksiyon alıyoruz.
İyileşme kat ediyoruz neyse ki.
PR yaptığımız dünyada PR gerekli mi diye sormayacağım.
Ne tür metikleri takip ediyorsunuz?
Sormak isterdim ama. Ne tür metikleri takip ediyorsunuz onu soracağım.
Metrikler bizim için çok önemli.
Diğer tüm eşitler için de olduğu gibi.
O yüzden biz bu düzenli toplantılarda bir araya gelip karşılaştırma olarak sürekli üzerinden geçiyoruz.
Nelere bakıyoruz? Modül bazlığı bakıyoruz genelde.
Modül bazlığı production incident'larımızı, unit integration acceptance test kapsamlarımızı, code quality metriklerini düzenli olarak takip ediyoruz mesela.
Couchbase'de birçok dokümanımız var.
Bu dokümanlarımızın sayısı nedir, sayısı artmış mı?
Bunların kontrollerini yapıyoruz.
Average total throughput'larımız, average response time'larımız, error rate'lerimiz ne durumda?
Yine bizim için önemli metrikler.
Bir de olmazsa olmazımız for key metrics var tabii.
Cycle time, lead time, deployment frequency gibi.
Sürekli bunları kontrol edip herhangi bir sıkıntı var mı?
Varsa onları belirliyoruz, onların üzerine işlem yapıyoruz.
Burada ben de bir ekleme yapabilirim.
Performans açısından baktığımız metriklerde biz bir de yaptığımız geliştirmelerin etkisini ölçmek için de takip ettiğimiz bir funnel var.
Bizim reklam oluşturma aşamasında satıcılarımız en çok hangi aşamada takılıyor diyeyim.
Örnek veriyorum reklam oluşturma aşamamız bizim üç stepli.
Birinci steplen ikinci stepe geçerken...
Oradaki conversion'ımız %90 iken ikinci stepten 3'e geçerken orada neden %85'te kalıyoruz gibi.
Biz bunu iki haftada bir buradaki sayıları güncelleyip bakıyoruz ve yaptığımız işlerin buna bir etkisi olmuş mu olmamış mı onu gözlemliyoruz.
Geçtiğimiz iki haftaki yaptığımız sprintleri mesela etkisini biz inceledik.
Orada yaptığımız front tank'taki birkaç UX revize işi bize %5'lik bir conversion'da uplift getirdi.
Biz bunu ekiple de paylaşıyoruz ve bunu sürekli takip etmeye çalışıyoruz aslında.
Ek olarak bir de yaptığımız hit mis oranlarını takip etme var.
Ay başında biz ekip olarak şunu diyoruz.
Zaten bizim aylık planlarımız belli olduğu için biz Mayıs ayında ekip olarak şu işleri yapacağız.
Biz buna komit ediyoruz. Ekiple bu konuda el sıkışıyoruz.
Yani biz bunu yapabilir miyiz?
Bu ne kadar sürer? Bu işin eforu ne kadardır?
Sarkma ihtimali var mı diye.
Ve Mayıs ayı sonunda da aslında Bizim komit ettiğimiz işlerden, yani biz ekip olarak bunları yapacağız dediğimiz işlerden ne kadarını yapabildik, ne kadarını yapamadık, yani ne kadarını tamamladık hedefimizin
buna bakıyoruz ve bunu da yine ekiple paylaşıyoruz.
Bu da aslında ekibin işleri sahiplenmesinde katkı sağladığını düşünüyoruz.
Benim şirketten ve ekiplerden, domenilerden bağımsız en çok merak ettiğim şey şu oluyor genelde, en son böyle patladığınız, incident yaşadığınız canlıda.
Bir case ve bunu nasıl çözdünüz?
Bir daha yaşanmaması için ne gibi aksiyonlar aldınız?
Şöyle aslında bizim son sprintimizde editörde bir bug oluşmuştu.
Burada da satıcılarımızdan bazıları reklamlarını durduramıyordu.
Reklamlar üzerinde aksiyonlar alınabiliyor ama bazı satıcılarımız da bu aksiyon almaya çalışırken farklı bir ekran açılıyordu ve bunu yapamıyordu.
Biz bunu nasıl fark ettik? Dediğim gibi satıcıların feedbackleri anlık olarak Slack üzerinden bir kanala bastığımız için hemen bir ticket geldi.
Sonra bir tane daha geldi.
Biz bunu hızlıca fark edebilmiş olduk böylece.
Sonrasında yaptığımız geliştirmeyi hemen rollback aldık.
Buradaki sorunu tespit ettik.
Sonra bu sorunu fixledik ve canlıya çıktık, devam ettik.
Şimdi buradaki sorun çok büyük bir sorun değildi ama daha büyükleri de yaşanabiliyor.
Burada bizim önemli olan...
Burada kullanıcı feedbacklerine bu şekilde çok hızlı bakıyor olmamız.
Yaptığımız geliştirmelerde yapılan işlerin diğer peer arkadaşlar tarafından review edilmesi gibi bunlara dikkat etmeye çalışıyoruz ki buradaki instantlarımızı minimumda tutalım diye özetleyebilirim.
Çok teşekkür ederiz katıldığınız için.
Şu an programı kapattığımız noktadayız.
Pınar, Yakup, FEDERES ekibi olarak çok keyifli bir program geçirdik.
Burada bildiğiniz gibi çok farklı işler yapıyoruz programın sonunda.
Bazı ekiplerden piyano çalanlar oldu, gitar çalanlar oldu, gitar çalıp söyleyenler oldu.
Siz nasıl bir gösteride geldiniz?
Keşke aramızdan Onur katılsaydı.
Onur çok güzel piyano çalıyor ama benim öyle bir yeteneğim yok.
Belki Pınar'ın sesi güzeldir Pınar.
Hiç güvenmiyorum bu konuda kendime.
Ama bence Yakup'un daha toplu sesi var bilemedim.
Ya da Yakup DJ'lik yeteneğini konuşturabilir.
Yakup evet hiç ondan bahsetmiyorsun bak.
Sende DJ'lik de varmış.
DJ'lik mi varmış bende?
Yakup'un DJ'lik yeteneğini görebiliriz dedim belki.
DJ'lik mi? Fırat mesela şey olsaydı.
Pınar deseydi ki ben şu anda 3 top çeviriyorum deseydi kabul edecek miydin bunu?
Yani kabul edebilirim tabii ki.
Sonuçta bu da bir yetenektir.
Önemli olan yetenek. Tamam.
Herhangi bir yetenek mi?
O da yazıyorum. Yani ben de tekerlemeleri takılmadan söyleyebiliyorum desem çok sonuç kalırım.
Bir tane söyler misin? Yapamayacağım bir şey.
Kesinlikle yapamam. Ama şarkı söylemek isterseniz tabii ki müzik kullanmayı iyidir dinleyebilirim.
Eşlik eder misin? Eşlik.
Evet, tamam. Duet ne yapalım istiyorsun Barış?
Neyse, şarkı söylemeyecek anlaşılan.
En sevdiğin şarkı? Bir şarkı söylesen neyi söyledi abim diyor Fırat?
Seleret ekibinin şarkısı nedir?
Seleret ekibinin şarkısı.
Cevabı net. Dua Lipa ya, don don kurşunu.
Ya Yakup. Aynen, onun efektiyle kapatabiliriz aslında.
Güzel olabilir. Telifsiz yapabilirsek bakalım deneyelim.
O zaman tekrar teşekkür ediyoruz geldiğiniz için arkadaşlar.
Biz teşekkür ederiz.
Konuk ettiğiniz için bize için de çok keyifliydi.
Teşekkürler. Hoşçakalın.
Güzel bir yetenek sunamadığımız için ama.
Olsun. Biz orayı silip şey diyeceğiz.
Tumar top çeviriyor şu an. Üç top çeviriyor.
Bilmeyiz hepsini. Ben de şeye merak ettim aslında bu tekerleme falan dediniz ya.
Tekerleme mi söyleyeceğiz?
Ben de relayı söyleyemiyorum.
Dediğimi söylesek komik olur mesela.
Bir berber bir berbere gel beraber.
Bir berber dükkanı açalım demiş şeklinde.
Bence bence güzel söyledin ya.
Bence bu olur yani.
Bu takımla. Bu takımla gerçekten.
O zaman. Hoşçakalın.
Kendinize iyi bakın. Görüşürüz.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
