
Transkript
Bu hafta Silver Engagement ekibinden Uras Şenol ve Burçin Aydoğmuş bizlerle.
Ama önce bir tık geriye geliyorum ve Barış, Onur nasılsınız?
Teşekkürler, sağ ol. Teşekkürler, sen nasılsın?
Hiç beklemiyordum, sen nasılsın?
Evet, normalde sormuyoruz.
Bir de hoş geldin de demiyoruz galiba hiç.
O zaman Uras ve Burçin, hoş geldiniz.
Evet, hoş geldiniz. Hoş bulduk.
Merhaba, hoş bulduk. Bize biraz böyle kendinizden bahsedebilir misiniz?
Neler yapıyorsunuz? Uras, senle başlayalım.
Olur abi. Urasmam. 3 sene oldu Trendyol'da başlayalım.
Marketplace ekibine başladık ama şu an Seller Engagement ekibi olarak devam ediyoruz.
Marketplace projesi bayağı büyüdü.
Ekip çok büyüdü. Dolayısıyla böyle ekip bölüne bölüne biz de Seller Engagement tarafına devam etmeye başladık.
Aslında ana olarak sorumlu olduğumuz şey tedarikçilerin kampanyalara ürün ekleme kısmından sorumluyuz.
Trendyol'da herhalde kampanyaların yaklaşık %50-%55'i falan şu an Seller Center üzerinden oluşturuluyor.
Biz de bu projeden sorumluyuz. Herhalde diyorum çünkü bu oran sürekli artıyor.
%10'larla başladı. En son %155 civarında falan yanlış hatırlamıyorsam.
Bir de bunun işte Product Hunt projemiz var bir tane yeni.
Tam böyle Black Friday'den bir ay önce falan çıkmıştık.
Burada da yine şey daha çok böyle kampanyaya toplu ürünler ekliyoruz ama Product Hunt'ta tek bir ürün üzerinden ilerliyoruz.
Televizyon reklamında çıkan bir ürün olabilir bu.
Veya sitede ön plana çıkartılan bir ürün olabilir.
Tek bir ürün üzerinden bir teklif yapılıyor.
Bunu kabul eden tedarikçilerin yani o ürünü satan tedarikçilerin ürünlerini ön plana çıkarıp daha uygun fiyatta satışını sağlıyoruz.
Burçin sen bize biraz kendinden bahsedebilir misin?
Tekrar selamlar.
Ben Burçin. Solar Engagement ekibindeyim.
1 Aralık itibariyle başladım ekibe.
1,5 ay oldu yani aşağı yukarı.
2019 yılında mezun oldum.
Bundan önce bir yıl kadar bir fintech şirketinde çalıştıktan sonra da Trendyol teknoloji ekibine katıldım.
O zaman sana iki hoş geldin diyoruz.
Hem teknoloji ekibimize katıldığın için hem de yayınımıza geldiğin için.
Hoş geldiniz diyoruz.
Hoş bulduk. Teşekkür ederim.
Peki biraz özetledin aslında Uras ama domeninde neler var sizin?
Biraz daha böyle detayından bahsedebilir misin?
Tamam ben biraz detaylara ineyim o zaman.
Seller Engagement ekibi olarak biz marketplace çatısı altındaki seller ekiplerinden biriyiz Uras'ın da dediği gibi.
Ana domeynimiz kampanyalar.
Business ekipleri tarafından açılan kampanyaların edin ekranlarda yönetilmesini, sellerlerin kampanyalara egzellerle toplu ya da arayüzden ürünlerini tek tek ekleyebildikleri,
seller center ekranlarına geliştirmeler yapıyoruz.
Ben henüz yoktum ama arkadaşlarımın geçen Black Friday öncesinde geliştirmesini tamamladığı bir projemiz var.
Burada bundan biraz daha bahsetmem gerekirse de TV'de gördüğünüz flash ürünler ya da çeşitli flash kampanyalar için özel olarak belirlenen ürünler üzerinden açılan özel kampanyalar
diyebiliriz. Bazı ürünler business ekipleri tarafından belirleniyor ve sellerlara özel teklifler yapılıyor bu hantlara ürün ekleyebilmeleri için.
Bunlar özel komisyon oranlarıyla oluyor aslında.
Avantajlı kampanyalar oluyor.
Bir de seller center'da seller'lara marketing ve business ekipleri tarafından gönderilen notification'ları yönettiğimiz bir panelimiz var.
O tarafın geliştirmelerini de bizim ekip yapıyor.
Aslında bu şekilde bizim ekibin sorumlulukları genel olarak.
Seller dediğimiz trend yolda ürün satan herkes değil mi?
Evet. Aslında daha öncesinde supplier diye geçiyormuş bu.
kavram. Biz onu yavaş yavaş Stellar'a çevirdik.
Hala bazı yerlerde kaldı o hatta kod parçaları olarak tablolarda ya da.
Ama Stellar dediğimiz evet bu şekilde dediğin gibi.
O zaman DDD bakış açısıyla herkesin koduna girip supplier'ı Stellar'la final replace yapması gerekiyor.
Yani evet öyle oldu. Evet.
Hatta şey var. Stellar var, supplier var.
Mergent'ın geçtiği yerler var.
Baya şey yani 3-4 tane terim var.
Aslında şeyde de öyle. Mesela İçeride konuşurken biz tedarikçi diyen var, satıcı diyen var, cari diyen var.
Bayağı böyle karışık yani ortalık aslında teknik tarafta seller diye adlandırıyoruz.
Ancak içeride işte business ile konuşurken biz satıcı veya tedarikçi diyoruz.
Diğer arkadaşlar bazen cari diyebiliyorlar.
Evet ya biz de seller'ı kullanıyoruz daha çok içeride.
Herhalde çoğunluk ama seller'ı kullanmaya başladınız galiba en azından teknoloji tarafında.
Evet biraz şey oldu yaygınlaşmaya başladı seller.
Peki sizin ekip? Hangi domenilere daha yakın ve hangi ekiplerle daha yakın çalışıyorsunuz?
Aslında en çok SPM ekibiyle birlikte çalışıyoruz.
Bizim burada esas uğraştığımız şey çünkü ürün aslında ve ürünleri filtrelemek için SPM'e gidiyoruz.
Bunun dışında belli tarih aralığında bir kampanya tanımlandığı için tabii ürünün fiyatı düşüyor.
Bu fiyatı o tarih aralığıyla birlikte bildirmek için de inventory center ekibine gidiyoruz.
Bu tarih aralığında bu ürün bu fiyattan satılacak gibi.
Yine aynı şekilde team tarafına gidiyoruz, team ekibine gidiyoruz.
Buraya da neden gidiyoruz? ön yüzde mobil uygulamada yani Trendyol'un mobil uygulaması veya Trendyol.com.tr'de ön yüzde bir ürünü görebilmeniz için, ilgili butikte görebilmeniz için bunu bildirmemiz gerekiyor.
Yine aynı şekilde buraya da butik ID ile birlikte aslında bu ürünleri kampanyada göstermeye başlıyoruz.
SPM tarafına ayrıca şey içine gidebiliyoruz.
Bazı kampanyalarda ya da prodakant tarafında komisyon indirimleri olabiliyor tedarikçi tarafında.
Yine ilgili tarih aralığında SPM tarafına bu ürünün komisyonu bu şekilde diye bir istek atıyoruz.
Kampanyadan burada kızım nedir?
Bildiğimiz anlamda indirim mi kampanya yoksa butik mi?
Aslında bizim tarafta kampanya diye geçiyor.
Ancak Pim tarafına yani ön yüzde butik diye geçiyor olabilir.
Yani bizim tarafta bir kampanya eklenen ürün ön yüzde birkaç farklı butikte gösterilebiliyor.
Aslında bir kampanya çok fazla ürün eklenebilir bizim tarafta.
Bunlar belli kurallara göre bölünüyor ön yüzde aslında butik tarafında.
Ancak bizim tarafta daha çok kampanya olarak biliniyor.
Yani bizim tarafta değil mi?
Taylor Center tarafında ancak Trendyol'un ön yüzünde butik diye biliniyor olabilir.
Şeyden sordum aslında bizim tarafta da biz de promosyon ekibi olarak promosyonları seller center üzerinden yönetiyoruz.
Bizde hani kampanya, promosyon bu kavramla karışabiliyor aslında yine ortak bir problemine dönüyor.
O yüzden sordum. Evet aslında şöyle bizim tarafla birlikte bir kod gelişimimiz gerektiğinde bir isim çakışması olmuştu.
Kuponda sanırım ya da kampanyada.
Kampanya, promosyonda sanırım.
Menüyle ilgili bir şey vardı değil mi?
Aynı isim yazmamız gerekecekti menüdeki.
SPM tarafından yani Satlay Product Management ekibinden Evrim'le ve Product Information Management yani PIM ekibinden az önce ismi geçen ekiplerden Enes'le beraber aslında podcastlerimiz var.
Daha önceki programlarımızdan dinleyebilirsiniz deyip reklamımı da yaptıktan sonra.
Ekip yapınızı aslında çok merak ediyorum.
Yani backend developerlardan mı oluşan bir ekipsiniz yoksa frontend tarafınızda var mı?
QA işini nasıl yönetiyorsunuz?
Kaç kişisiniz gibi sınırı merak ediyorum.
Tamam abi. Aslında şöyle çok böyle back-end, front-end ayrımı olsun istemiyoruz ekipte.
Yani işte back-end işini yaptı, benim işim bitti.
Front-end bundan sonra devam etsin yaklaşımdan uzak durmaya çalışıyoruz.
Ancak tabii şey yani ekipte 9 back-endçi, 3 front-end, 2 QA arkadaşımız var.
Bir de tabi product owner var. Ancak bu server center mobil uygulamasının core tarafı da bizde olduğu için onu ayrı küçük bir ekip olarak değerlendirmeye başladık son 2-3 haftadır.
Aslında bir frontend ve bir QA arkadaşımız orada devam ediyor.
Oraya yeni bir frontend, React Native yazacak bir frontendçi arkadaşımızla başlayacak Şubat'ta.
Dolayısıyla aslında 9 backend, 2 frontend, 1 QA gibiyiz şu anda.
Silver Engagement ekibi altında. Burada da aslında şöyle BFF'ler var.
Özellikle ortak böyle kod yazdığımız Node.js'de geliştiğimiz.
Buralarda yine frontendçi arkadaşlarıla birlikte kod geliştirebiliyoruz.
Birlikte iş yapabiliyoruz. Backend tarafına çok hani frontendçiler dahil olmuyor.
Belki Node.js'de yazdığımız 1-2 yerde dahil olabiliyorlar.
Biz de aynı şekilde frontend tarafına yine Destek oluyoruz.
Çok böyle hani bir dizayn sistem konusunda veya bir komponent geliştirme konusunda belki destek olamıyoruz ama yeni bir tabla eklenmesi gerekiyorsa, bir sayfada farklı bir değişiklikler yapılması gerekiyorsa biz yine bekençler olarak şey yapabiliyoruz.
Destek olabiliyoruz bir tarafa. Testte aslında iki tane testimiz var.
Dediğim gibi şu an bir tanesi aslında. O da API testlerini yazıyor.
Ve hani gerekli yerlerde manuel test yapıyor.
O tarafa da destek olduğumuz oluyor tabii ki.
API testlerini yazıyor dedin testçimiz.
Integration test mi yazıyor, kontrol test mi yazıyor?
Nasıl yönetiyorsunuz orayı? Aslında direkt API acceptance testleri yazıyor.
Biz integration testi database ve yani yazılımcılar olarak integration testleri database ve file sistem üzerinde yazıyoruz.
QA arkadaş da acceptance testlerini yazıyor.
Kontrakt testi aslında başladık, devam edemedik.
Şu an hedeflerimiz arasında kontrakt testleri tamamlamak.
Ancak onu daha karar vermedik.
Yani QA arkadaş ben de yazarım dedi.
Biz de yazarız diyoruz.
Muhtemelen ortak yazarız onunla.
Onboarding stratejiniz nedir?
Yeni birisi işe başladığı zaman onu neler karşılıyor?
Onun biraz anlatabilir misiniz?
Açıklayayım en yakın şahidi olarak.
Ben herhalde cevap vermem daha doğru olur.
Takıma yeni katılan arkadaşım için hazırlanmış bir program var.
Ekipte belirlenen body'i önceki gün arıyor.
Bir ihtiyacın var mı? Yarın seni şu saatte zunda bekliyorum gibi bir başlangıç yapıyor.
Bu güzel rahatlatıcı bir başlangıç olmuştu benim için kesinlikle.
İlk gün ekiple birlikte tanışma zoomuyla başlıyor.
İlk üç gün boyunca da HR onboarding programı oluyor.
Biz BF sonrası başladığımız için hatta bayağı kalabalık bir ekiptik.
Sanırım BF dönemi onboarding programı da freeze olmuştu.
Genel olarak da tren yoldaki bütün parçalar hakkında genel bilgi sahibi olmak açısından faydalıydı.
Hatta normalde depo gezisini bile kapsayan bir program oluyormuş ama biz online'da onu gerçekleştiremedik tabii.
Bununla birlikte ekip içinde de çeşitli aktarımlar yapıyoruz.
Ekipteki tecrübeli kişilerin bize yaptığı bir aktarım oluyor bu.
İçeride kullanılan teknoloji spek ile ilgili, kullandığımız monitoring tool'lar, database, event sourcing için kullanılan tool'larla ilgili aktarımlar şeklindeydi.
Aynı zamanda Sprintek işleri de Payroll'a olmaya başlıyoruz.
Çoğu konuşuyorum burada çünkü bir arkadaşımla benimle birlikte aynı gün başlamıştı ekibe.
Bütün onboardingimiz birlikte devam etti onunla birlikte.
Ekipte bizim dışımıza da yeni başlayan çok fazla arkadaşımız olmuş yakın zamanda bizden önce.
O yüzden ekip yeni gelenini adapte etme konusunda da bayağı tecrübeliydi.
Bizim şansımız oldu bu bence.
Şu anda da Payroll olarak devam ediyoruz hayatımıza.
Bir buçuk ay geçti.
Her şey güzel. Benim bir sorum olacak Burçin.
Tabii Uras. Tek Vadim mi aradı?
İyi düşün bakalım. Hayır.
Belki teklifi kabul ettiğin gün birisi aramış oldu.
Hayır. Aynen Uras da aradı sağ olsun.
Takım liderimiz. Çok güzel bir başlangıç yaptık onunla da.
Yani güzel başlıyor.
İlk başlayan çünkü hep özellikle de remote olunca baya benim için korktuğum bir süreçti yeni başlama dönemi işe.
Bilmiyorum ben güzel atlattım.
Genelde de öyle şeyler öyle insanlardan duyuyorum.
Öyle bir feedback hani Trendyol'da kolay adapte oluyoruz gibi.
Bence bu Trendyol'un başarısı.
Şey de var ya bu arada ekibe gelecek arkadaşlar da zaten benzer kültürde olduklarında daha da kolay oluyor.
Daha da böyle pürüzsüz bir şey oluyor.
Bu arada depo olayından bahsettin ya depoya ben gitmiştim ilk girdiğimde.
İlk sene olacak neredeyse ben de başlayalım.
Baya eğlenceli aslında biliyor musun?
Keşke bu dönem bitse de gitsem böyle.
Çünkü bizzat şeyi görüyorsun.
O verilen sipariş için, depoda işte şeyler için, testi ve etkiler için nasıl bir akıştan geçtiğini bizzat görüyorsun ve seni çalıştırıyorlar.
Yani başlıyorsun hep beraber.
Gidiyorsun işte 15 dakika toplama yapıyorsun.
15 dakika bilmem neyde gösteriyorlar.
öğrenmen için çalıştırıyorsun orada da.
Şimdi bayağı bir şey öğreniyorsun.
Güzel oluyor sürekli. Az önce biraz daha böyle detaylarını alıp şeyden bahsediniz.
Teknolojilerden bahsediniz. React Native dedim mesela.
Node.js dedin. Anladığım kadarıyla bayağı bir geniş bir kısala var.
Hem test tarafında hem development tarafında CICD'de genel olarak kullandığınız teknolojiler nelerdir ve bu teknolojileri seçme nedeniniz var mı?
Şunu seçtik de şunu da hayatımızı kurtardınız.
Nedir? Aslında Ağırlıklı olarak JVM sitemde yani Java ve biraz da Kotlin aslında backend tarafı.
Yine Go yazdığımız yerler de var.
Aslında çok fazla böyle transactional işlemler olduğu için ağırlıklı olarak Java kullanıyoruz.
Kotlin ve Go kullanmamızın nedeni aslında ikisini çok böyle amacına yönelik gerçekten işte yani ortaya çıkışı amaçlarına yönelik kullanmadık.
Birazcık ekipte böyle bilgi olsun.
Hani elini kirletsin, production ortamında bunu bir görsün ve ileride...
karşımıza çıkan problemlerde daha rahat kullanabilelim diye aslında Go ve Kotlin'i kullandık.
Java 12 bu arada. Bildiğim kadarıyla çoğu.
Yani 11'in altında yok bildiğim kadarıyla.
Yavaştan şey taşıdık. 11'leri 12'ye falan geçirmiştik.
Bunun dışında Node.js kullanıyoruz BFF'lerde.
Yine burada Node.js kullanmamızın nedeni aslında şeydi.
Birazcık frontendçi arkadaşları da tam olarak backend olmasa da yani biraz daha böyle bu tarafa çekmekti.
Böyle ortada gri bir alan oluşturmak istedik.
Hani ilk başta bir soru vardı ya işte.
Biz sadece şey yapmıyoruz. Backendçiler işini bitirdi.
Benim işim burada bitti artık. Frontendçi devam etsin olayını da biraz da ortadan kaldırmayı sağladı bu.
Bunun için de tabii böyle response time, error rate vs.
bunlar için de böyle frontendçiler tarafında bir farkındalık oluştu.
Eskiden sadece backendçilerini takip ettiğim edicilerdi bunlar.
Çünkü API'lerden direkt backendçiler sorumluydu.
Bu aşamada aslında Node.js bayağı bize fayda sağladı.
Tabii kodu geliştirmesi de hızlı. Lightweight hepsinden önce.
Dolayısıyla şey, Node.js'den çok fayda sağladık diyebilirim.
Bu kadar aslında. Peki ben bilmediğim için öğrenmek için soruyorum.
Seller Center daha öncesinde, bundan bir buçuk yıl öncesine kadar sizin ekipte miydi?
Çünkü şöyle bir şey hatırlıyorum.
Sizin ekipten yanlış biliyor olabilirim, tekrar söyleyeyim.
Batuhan sanırım, Batuhan ve birkaç kişi bu Seller Center'ın mikrofrontend dönüşümünü de elin şerit etti diye hatırlıyorum ama.
Evet. Yanlış mı?
Biliyorum. Doğru. Aslında şöyle.
Her şey bir marketplace projesiyle başladı.
Tek bir ekipti, tek bir projeydi.
Seller Center'ın dolayısıyla Marketplace ekibinin kod yazdığı bir ön yüz projesiydi.
Ancak şu an Marketplace kavramı çok büyüdü.
Yani Marketplace domini çok büyüdü.
Birden fazla ekip haline geldi.
Artı Seller Center'a kod yazma sorumluluğu Marketplace dominin dışına da çıktı.
Yani bugün Webteam'de de işte onun senin tarafta da aslında Seller Center'a kod yazılıyor.
Biz böyle ekipler birbirinin ayağına basmadan hızlıca iş çıkabilsinler diye bir şey karar vermiştik.
Microfrontend'e geçirelim burayı demiştik.
Çünkü çok böyle ayak balı olacaktı bize.
Tek bir tane kod bez üzerine bu kadar farklı ekiplerin, bu kadar çok developer'ın kod yazması.
Bu nedenle geçtiğimiz sene yani 2020'nin başlarında aslında Seller Center'ı Microfrontend'e geçirdik.
Microfrontend'i biz de aslında kendi platformumuzda uygulamaya başladık ve bayağı faydasını gördük.
Kod geliştirirken siz kod review yapıyor musunuz diye bir soruyu da gelmeyeceğim ama yani Genel süreciniz nasıl akıyor?
Yani Cold Review eminim bir parçasında vardır ama TDD yapıyor musunuz?
Delir yapıyor musunuz? En başta anlatayım aslında.
Salı günleri grooming yapıyoruz.
Grooming'de işte alabileceğimiz işleri tartışıyoruz.
Beklediğimiz bir şey varsa bekletiyoruz o işi.
Yani ertesi gün, çarşamba günkü planlamada bu işi tartışmıyoruz hiç.
Çarşamba günü de işleri planlayıp alıyoruz.
Perşembe günü de sprint başlıyor.
Şimdi her zaman böyle %100 payer programı yapıyorum diyemeyeceğim.
Ancak hem ekibe çok yeni başlayan arkadaş olduğundan hem de remote çalıştığımız için şu anda işler...
Payr ilerliyor. Hatta bazı Payr'lar 3 kişilikten oluyor öyle söyleyeyim.
TDD %100 ilerliyoruz diyemeyeceğim.
TDD ilerliyoruz ancak bazı durumlarda gerçekten önce kodunu yazıp sonra testini yazdığımız durumlar oluyor.
Yine de yeni çıkan bir kodun %85 kavurucunun olması gerekiyor etmez.
Yani aslında testler mutlaka yazılıyor.
Hatta kavurucular %95 civarında filan.
Ancak %100 TDD ilerleyemediğimiz zamanlar oluyor.
Dolayısıyla Payr'ı mutlaka yapıyoruz bu aralar.
TDD zaman zaman.
Testlerde yani development yazdığı testlerde unit test artı dediğim gibi database veya işte file stamp tarafında integration testlerini de yapıyoruz.
Burada şey olabiliyor tabii.
Testçiyle anlaşmamız gerekiyor. QA arkadaşla anlaşmamız gerekiyor.
Çünkü onun da API testlerini yazması gerekiyor.
Burada kontrakta anlaşıyoruz.
Eğer yeni bir şey yapacaksak yani paralelde işe başlayabiliyoruz.
İşte şu request alacağım, şu response dönecek.
Zaten acceptance kriteriyeler de işte belli olduğu için yani nerede nasıl bir hata mesajı dönecek falan.
Aslında biz development'a başladığımızda QA arkadaş da bunun acceptance testlerine başlamış oluyor.
Daha sonra kodu gönderiyoruz.
Bu arada şöyle söyleyeyim. İşi mümkün olduğu kadar küçük parçalar halinde açtığımız için kod review'i yapmıyoruz çok fazla.
Ya da ayrı branşların iş çıkmıyoruz.
Genelde küçük parçalar halinde açtığımız için riski de küçük oluyor.
Bu yüzden kod review'de de yani pull request aşamasında da çok bekletmek istemiyoruz.
Eğer riskli bir şeyse yani büyük bir iş yaptıysak veya çok riskli bir yere dokunduysak ya da çok...
Riskli bir dönemdeysek mutlaka yapıyoruz tabii ki.
Ama bunun için de ufak böyle peer review yapabiliyoruz.
İşte abi gel iki dakika şu koda bakalım deyip direkt stage ortamına kadar gönderiyoruz kodu.
Burada da app testleri çalışıyor.
Ve eğer hani stage ortamına kadar tamamsa sonrasında da exit testler başarılıysa production ortamına çıkabiliyoruz kodu.
Sen bazen 3 kişi peer yapıyoruz deyince ben de dedim ki acaba bunun için bir tabir var mı?
Gittim araştırdım trio deniyormuş.
Onu da anekdot olarak paylaşıyorum.
Peer 3 kişi biraz garip oldu.
Trio diyelim. Güzel bir ilgi gerçekten.
Kullanırım ben bunu. Peki biraz da bir monitoring kısmını anlatabilir misiniz?
Neleri mesela monitör ediyorsunuz?
Hangi araçları kullanıyorsunuz oralarda?
Aslında iş tabii şeyde bitmiyor.
Production author'ına çıkınca bitmiyor.
Burada New Relic ve Grafana üzerinden işte resource tüketimleri olsun veya bir API'nin aldığı stack sayısı işte throughput veya response time, error rate'lerini falan takip ediyoruz.
İşte external API kollar varsa bunları takip ediyoruz.
Bunlarla ilgili tanımladığımız threshold'lar var.
İşte throughput şunun üzerine çıkarsa Slack kanalına...
Ve mobil uygulamaya alarm gönderiyor.
Bunun dışında işte resource ticket'in çok arttıysa yine alarm gönderiyor.
Güvenliğe tarafında eğer bir restart plan varsa apilerde bunlarla ilgili alarmlar geliyor.
Dolayısıyla hani takibini yapıyoruz.
Alarmları kurduk.
Slack tarafına ve mobil uygulama tarafına bunları sürekli takip ediyoruz.
Eğer buralarda böyle bir riski bir şey varsa ya da böyle bir can sıkan bir durum varsa bir metrik varsa bununla ilgili de hızlıca aksiyon alıyoruz.
Yani işin açıp. Error rate çok yüksek.
Bunun nedenine bakıyoruz. Gerçekten düzeltilmesi gereken bir şeyse.
Hızlıca bunu düzeltip çıkıyoruz. Ya da düzeltilmesi gereken bir şey değilse neden o zaman hata alıyoruz diyoruz.
Ve belki de şey yani ya nivriyelik tamamiyeti şeyi kaldırmamız gerekiyor.
O hatayı kaldırmamız gerekiyor.
Bazen çünkü şey olabiliyor.
Atıyorum mesela ön yüze hata dönmen gerekiyor.
Şu fiyattan daha az giremezsin gibi.
Ve çok yüklü miktarda bu tip bir istek geldiği zaman bakıyoruz.
Tamam sorun yok. Sadece fiyat hatalı girilmiş ön yüzden.
Aslında normal akışta. Ancak alarm geldiği için kafa karışıklığı yarattığından biz bu alarmı biraz daha şey yapıyoruz.
takip edilmemesi gereken bir alarm olarak Nibiru'ya giriyoruz yani.
Öyle söyleyeyim. Şey yapmıyoruz. Takip etmiyoruz onu.
Alarm gelmiyor onunla ilgili daha fazla.
Yani aslında sürekli alarmları güncel halde tutmak için uğraşıyorsunuz ve FOS alanları da bir şekilde ayıklamaya çalışıyorsunuz.
Dörtlü nasıl oluyor diye baktım.
O da kuart etmiş. Bir bilgi daha vereyim dedim.
Beş tane. Bir sonraki dedi.
Onlara bakamadım. Peki Sivir Engagement ekibi olarak sizin en büyük challenge'ınız ne?
Ne Burçin sence? Yani benim gözlemlediğim kadarıyla ekip içerisinde Excel'lerle ürünlerin yüklendiği kezlerde ben zorlukla karşılaştığımızı gördüm.
Genelde o işlerden hem ekip içerisinde de biraz çekinme durumu gözlemledim.
Excel API tarafı bizim en büyük challenge'ımız yani.
O Excel'leri toplu ürün girildiği kezlerde işlemek.
Burçin dediği gibi aslında Excel biraz kanayan yaramız.
Trendyol'a geldiğimden beri mutlaka bir Excel işi geliyor.
Excel bayağı bir rahatlık sağlıyor hem seller tarafında hem de içeride kategori ekipleri tarafında.
Bu nedenle şey, yani Excel şöyle sıkıntı oluyor bu arada.
Gerçekten çok yüklü miktarda ürün olan Excel'ler yüklenebiliyor.
Yani gerçekten 700 bin, 800 bin hatta 1 milyon satır kaydın olduğu Excel'ler oluyor.
Ve bizim burada her bir satır için bir validasyon yapmamız gerekiyor.
Örneğin kampanyaya diyelim ki onay retişimi yapılacak veya ürün eklendi.
Buradaki hem price doğru mu buna bakmamız gerekiyor.
Girilen yani değerler gerçekten doğru mu?
Ve hani validasyonlardan geçiyor mu diye.
Aslında 600 bin satırı tek tek validasyonlardan geçirince bir dosya işlemede çok ciddi süre harcıyor, resource tüketiyor.
Birazcık kampanya tarafında auto-approve diye bir mekanizma var aslında.
Bu data science ekibi belli aralıklarla kampanya ürünlerini alıp belli kurallardan geçirip onay veya red veriyor.
Bunun kullanımı yaygınlaştığı için aslında Excel kullanımı azaldı.
O yüzden birazcık şu an rahatız. Ama şey yani önümüzde bir Excel işi var.
Bunu gerçekten böyle skededebilecek bir yapıya daha hızlı.
dosyaları işleyebilecek bir yapıya getirmek için uğraşacağız.
Ya siz bir hata yaparsanız şu an böyle 1 TL'ye inanılmaz ucuz ürünler görebilir miyiz Trendyol'da?
Aslında göremeyiz çünkü şey bununla ilgili kurallar da var.
Ama şöyle gerçekten 1 liraya satılacak bir ürün de olabilir.
Ona özel bir kampanya açılımına yanlışlıkla onun içerisinde bir ürün de eklenebilir.
Bu aslında sadece bizim tarafta şey değil.
Sadece bizim tarafta önlenmesi gereken bir şey değil bu.
Çünkü ben sadece kampanya üzerinde ürünlerin fiyatına bakıyorum.
Zaten olay kampanya fiyatını düşürmek.
Dolayısıyla 100 liralık bir ürün neden 1 liraya düşürdüğünü sorgulayamıyoruz.
Ancak bu belki daha sonra SPM tarafında belki ya da SPM değil mi belki inventory center tarafında kontrol ediyor olabilir.
Ancak bizim tarafta da bununla ilgili kontroller var tabii ki.
İlk başta direkt bizim aşamamızda elensin diye birkaç kontrol koyduk bununla ilgili.
Aslında source of truth bahsettiğim SPM sistemi, SPM team, inventory tarafı.
Ama buradaki bu domenlerde olan validationlar senin burada bahsettiğimiz seller engagement domeninde de var.
Öyle mi? Doğru mu anladın? Evet.
Doğru. Anladım. Yani Pricedown tek bir ekip belki sorumlu olabilir ama işte kampanya nedeniyle bizim taraftan belki bir fiyat güncellemesi yapılabiliyor.
Ya da yeni bir ürün ekleniyor. Espion tarafından bir fiyat güncellenebilir.
Aslında fiyat birçok yerden, birçok domeninden, birçok sebepten güncellenebileceği için belki tek bir yerden bunun kontrolünün yapılması yapılıyordur bu arada.
Yapılıyor diye biliyorum. Ama bizim tarafta da dediğim gibi yapıyoruz.
Ben bir şey sorayım. O zaman bizim sormadan önce şunu da söyleyeyim.
Yaklaşık böyle iki saat, üç saat önce bizim bir retro vardı.
Retrodan da bir saat öncesine kadar böyle bir instant yaşıyorduk.
Retroda tüm konu şey oldu yani o incident üzerinden konuştuk.
Ve işte o incident'ı biz neden hani daha böyle instant haline gelmeden anlayamadık üzerine konuştuk.
Ve işte bununla ilgili neler yapabiliriz diye konuştuk.
Oradan bir artı konu çıkarmaya çalıştık kendimize.
Sizin en son retroda.
Sağ ol. Siz de ne konuşuyordunuz en son Retro'da?
Neler çıkardınız? Biz en son Retro'muzda yakın zamanda yaşadığımız bir incident hakkında maddelerimiz çıkmıştı bizimle.
Onun üzerinde konuştuk.
Bu incident da şöyleydi.
Config geçişi sırasında yaşadığımız bir incident'tı.
Komisyon ve fiyat sabitlemelerini bir süre gerçekleştirememiştik bunun sonucunda.
Incident'ın sebebini de şöyle belirledik.
Free sonucu bilirken deploymentlar ve arkasından da prod alırken yaşadığımız human error olarak belirledik.
Onun dışında da bir başka madde groomingde işlerin detaylarının ekip tarafından hem product owner hem developer tarafından daha derin tartışılıp işin
detayını birlikte şekillendirmemizin hem yeni gelen arkadaşların biznesi ve domeni kavramasını hem de işlere başlarken herkesin daha net ne yapacağını bilmesi açısından faydalı
olacağına karar verdik.
Son yaptığımız groomingde de bu maddeyi uyguladığımızı ben gözlemledim kendi adıma.
Daha detaylı, daha responsif bir şekilde geçti grooming.
Son retro böyleydi.
Çok aşırı kanlı retrolarımız yok bizim.
Olmadı yani ben iki tanesine katılabildim.
Çok kanlı retro olmuyor çünkü sık sık retro yapıyoruz.
Genelde retrolara bakış açısı şey olabiliyor.
Bir problem olduğu zaman retro yaparız.
Bu problemler de birikiyor birikiyor.
Sonra dört ayda bir retro yapınca bir anda şey, yirmi tane...
madde çıkabiliyor. Bunu artık yapmayalım ya bunu artık başlayalım gibisinden filan.
Retroların kanlı geçmemesi nedeni bizim tarafta aslında dediğim gibi.
2-3 haftada bir retro yapıyoruz.
Aslında hedefimiz sprint sonrası yapmak.
Daha aslında orada birazcık daha gelişmemiz gerekiyor ekipçe.
Hala daha çünkü retrolara bakış açığımız bir problem olursa bunu konuşalım.
Bunu birazcık açtık ama aslında dediğim gibi her hafta yapılması gerekiyor.
Biraz da retronun amacı çünkü şey ya sorunları çözelimden ziyade bir sorun yoksa da daha iyiye nasıl gideriz?
Bu soruları sormak. Bu soruların cevabını aramak.
O nedenle hani evet kanlı geçmiyor ama daha da sık yapmamız gerekiyor retrolara.
Abi zaten retro en iyi verimi düzenli yapıldığında veriyor.
Çünkü hem aksiyonları takip edebiliyorsun hem çel dirikmeden konuşuluyor oluyor.
Az önce bir insanlıktan bahsettiniz ama böyle en sert insanını sorsam size.
Böyle bir şey oldu ve tüm takım ayağa kalktı.
Hepiniz aynı koda bakıyorsunuz falan.
Böyle bir şey oldu mu? Yakın zamanda olmak zorunda da değil.
Sizin takımda en büyük patlama ne zaman oldu?
Bizim takımda en büyük patlama düşünüyorum.
Sanırım komisyonları yanlış setlemiştik.
Evet öyle bir hatamız vardı.
Bu da aslında ciddi bir bug.
Yani komisyonları yanlış setlemek.
Hem tedarikçileri üzebiliyoruz bu durumda.
Hem business tarafını üzebiliyoruz.
Baya böyle bir aslında şeydi bizim için.
Böyle ayağa kalkıp saatlerce uğraşıp işte neden böyle bir şey oldu?
Nasıl düzeltiriz? Geçmiş datayı nasıl düzeltiriz falan diye uğraşmıştık.
Böyle bir bug'ımız vardı.
Bu da çok basit bir hatadan oluşmuştu aslında.
Zamanında bir varsayım yapmıştık.
Data Science ekibi geliyor demiştim ya işte AutoApprove için.
Eskiden tek bir kampanya için geliyordu.
Ancak sonradan orada bir değişiklik oldu.
Tek bir kampanyanın ürünleri için değil ancak bin tane ürün için gelmeye başladı.
Biz de şey yapıyorduk eskiden işte madem tek bir kampanya için geliyor o zaman bir kere de kampanyayı çekelim komisyonu neymiş bakalım ve bütün ürünlere bu komisyonu setleyip gönderelim dedik.
Sonradan bu değişiklik olduğu zaman ilk gelen ürünün komisyonu neyse geri kalan bin tane ürünün de komisyonları hep o ilk kampanyaya göre setlenmiş oldu.
Bu aslında en yaşadığımız böyle ciddi insınıntı diyebilirim.
Çok fazla ürün satıldı mı peki?
Böyle geçmiş yönelik düzeltmeniz gereken veri miktarı çok çok fazla oldu mu?
Ya şöyle aslında buradaki şansımız şuydu.
Bu geliştirmeyi biz çok önceden yapmıştık.
Aslında bir sürede bu hatadan gitmiş ama çok kullanılmamıştı bu özellik.
Komisyonu desteği diyoruz biz buna.
Bu komisyon destekli kampanya çok fazla kullanılmamıştı.
Kullanıldıktan sonra zaten fark ettik ama kullanıldığında da kampanyaların yine böyle işte atıyorum %20, %30'u falan bir şekilde oluşturulmuştu.
Bu nedenle aslında şey ilk başta korktuğumuz kadar bir sonuç çıkmadı.
Biz şey demiştik yani milyonlarca böyle satılmış ürün vardır falan diyorduk.
Aslında öyle değilmiş yani çok azmış.
Ama iyi oldu yani o korkuyu yaşamamız ilk başta.
Bunun dışında bu arada şey diyebilirim.
Üç senedir buradayım. Gerçekten DV'nin uçtuğu zamanları da biliyorum.
Seren'in geçtiği dönemde değil ama.
Aynı değil be abi bir dakika.
Yani direkt böyle bu eskiden de eskiden bizim taraftayken Mark Davis projesi altındaydı.
Mesela burada direkt Karchbez'in uçtuğu günü hatırlıyorum tabii.
Hatırlıyorum abi. Bir cumartesi gelindi.
Elastikten Karchbez'e bir aktarılması için uğraştık.
Çok acayip bir günü.
Bir eskinin tutuğu gün vardı bir de.
Senin bilgisayardan eskin mi Barış?
Evet. Neyse.
Bu arada yavaş yavaş programı kapatalım isterseniz.
Katıldığınız için teşekkürler.
Ama kapatmadan önce de bir sorayım.
Söylemek istediğiniz bir şey varsa en sonunda söyleyelim.
Söylemek istediğiniz bir şarkı.
Mesela bir şarkı olabilir.
Burçin'in şarkısı olabilir ya. Bundan korkuyordum ama beğendim.
Öyle hiçbir yeteneğim yok yani maalesef.
Pro falan yapıyordu Burçin en son şarkı söyletiyorlarmış.
Ben de söylemeyeyim. Aynen. Zoom'da orası.
Kayıtta söylemiyor insanlar.
Sonra kayıt bittikten sonra söylüyorlar.
Boşa gitmiş oluyor bence.
Ben kendi kendime bile söylemiyorum şarkıları.
O kadar değil yani. Kendimden tanıyorum.
Ya ne kadar kötü olabilir ki?
Barış bir şarkı söyle bir örnek için.
Ya ben şimdi kötü örnek de olmak istemem insanlara.
İyi örnek de olmak istemezsin.
Ben genel olarak bu konuda örnek olmak istemiyorum.
Onur güzel söylüyor olabilir ya.
Saçları uzun zamanlarından.
Evet abi. Bir şeyler söylesene bize.
Metalica'dan okuyorum.
Tabii ki de öyle bir şey yapmayacağım.
Saygısızlık yapmayacağım baştan.
Ama bence Herkes çekmiyor ya.
Kimse şarkı söylemiyor gerçekten.
Şey soralım bence. Hangi şarkıyı söylerdik?
Hangi şarkıyı söylerdik Burçin?
Yani hiç düşünmedim.
Şarkı söylemeyi sevmediğim için.
Ama bilmiyorum şu an hangi şarkı.
Sevdiğiniz. Şarkı da dinlerdim.
Şarkı yakınım. Peki tamam.
Biz yine alalım.
Şansımızı deneyelim. Biz teşekkür ederiz geldiğiniz için.
Çok teşekkürler.
Teşekkür ederiz. Sağ olun.
Teşekkür ederiz. Eklemek istediğiniz dinleyicilerimize başka bir konu var mıdır?
Yani umarım güzel olmuştur.
Keyif alırlar dinlerken. Ben de sabırsızlıkla bekliyorum.
Dinleyeceğim nasılmışız.
Teşekkürler. O zaman ben de bir klişede kapayayım.
Biz yaparken çok keyif aldık.
Haftaya görüşmek üzere arkadaşlar.
Evet. Hoşçakalın.
Hoşçakalın. Hoşçakalın.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
