
Transkript
Geçen hafta dışarıya döndük işte.
Black Friday dönemi, Kasım dönemi çok yoğundu.
O yüzden program yapamadık dedik.
Ama yine bir hafta daha ara vermeyi başardık.
Yine bir ara vermek zorunda kaldık.
Ama bu hafta Selam Ekip programımızda.
Bizim de çok merak ettiğimiz bir domen.
Trendyol'dan yine bir domenle birlikteyiz.
Karşınızdayız. Dolap ekibiyle birlikteyiz.
Dolap ekibinden Tarık ve Ünal bizlerle birlikte diyorum.
Ve size kendinizi birazcık tanıtmanız için topu size bırakıyorum.
Selamlar. Tarık ben.
Yaklaşık aslında yıldan başlayayım.
Geçen yıl aslında yaz aylarında başladım Dolap'a.
Yaklaşık bir buçuk yıldır Dolap'ta çalışıyorum.
Dolap'a kendi ekibimle. Ondan önceki serüvenimde böyle yine start-up taze şirketlerde çalıştım.
Onun bir öncesi de böyle kurumsallara dayanıyor.
Aslında böyle kurumsaldan start-up'a, böyle start-up'a da şu an on bir buçuk yıldır Dolap'tayım.
Kısaca böyle. Ünal'a bırakayım.
Selamlar. Ünal ben.
Yaklaşık dört aydır Dolap'tayım.
Daha yeni sayılarım. Dolap'tan önce EZCO'da bir buçuk yıl çalıştım.
EZCO'dan önce de bir telekomünikasyon firmasında altı yıl kadar çalıştım.
Startup bir firmaydı.
Yaklaşık olarak işte altı yıl orada çalıştıktan sonra EZCO'ya geçerken arada bir startup deneyimim oldu.
Onun dışında da şimdilik Dolap'ta devam ediyorum.
Hoş geldiniz programımıza.
Hoş bulduk. Aslında Dolap benim çok merak ettiğim domenilerden biriydi.
Çünkü biraz uzak kalıyor bizim tarafa ve...
Hani çok fazla konuşma alınanımız da olmamıştı bununla alakalı.
Biraz böyle domeninizi anlatabilir misiniz bize?
Sizin hitap ettiğiniz kitle kim?
Use case'leriniz neler? Böyle ufak bir giriş yaparsanız güzel olur.
Tamam o zaman biraz ben şöyle kısaca dolabı anlatayım.
Sonra yine ünlü atarım topu.
Dolap 2016 yılında kuruluyor.
Aslında yine bir start-up.
Biliyorsunuzdur zaten Cenk Çivici, Hande İzmirlioğlu, Yiğit Darsın'a başlıyorlar.
Bundan 2 yıl sonra 2018 yılında Trendyol dolabı satın alıyor.
Ve Trendyol grubu altında dolap hayatına devam ediyor.
2-2,5 yıldır Trendyol grubun altında kendi süreçlerini uçtan uca yöneten aslında bir ekip.
Trendyol'un bir ekibi. Dolap CT'li bir platform.
Yani aslında böyle müşterilerin, alıcıların ve satıcıların olduğu bir sistem.
O yüzden de böyle interakşinin çok fazla olduğu, yine işte member'ın hem buyer hem de seller olabildiği bir sistem.
Kısaca böyle aslında. Yine zaten şey yaparız, konuşuruz detaylı.
Sadece kadınlara odaklı bir platform mu?
Ben gidip bir şey satabilir miyim mesela dolapta?
Aslında ilk başta direkt kadınlara yönelik kuruluyor.
Sonradan aslında özellikle yakın zamanda bu ihtiyacın sadece kadınlara yönelik olmadığını görüyoruz aslında.
Yani 2020 yılında erkek kategorisini açtık.
Geçen hafta elektronik kategorisi geldi.
Yani artık bebek çocuk vardı zaten.
Ev yaşam açıldı. Aslında baktığımızda şu an kadın, bebek çocuk, erkek, ev yaşam ve elektronik gibi kategorilerimiz var.
Doğal olarak da aslında bir erkek kitlesi de oluştu.
Ve bayağı bir aslında şeydi, bir istek de vardı zaten o yönde.
Şu an istediğim bir kendi kıyafetini, ikinci el.
Yani aslında ikinci el olmak da zorunda değil.
Dolapta birçok bütük böyle onlarca, yüzlerce satış yapıyor gerçekten.
Yeni ve etiketli ürünler satıyor.
Ben de aslında bu ürün kataloğuyla ilgili soracaktım.
Bir kategori yapısı var bahsettiğim.
Erkek, kadın sanırım hani bunlar daha çok kategoriler elektronik gibi.
Ürünler ise kullanıcıların kendi girdiği ürünler.
Yani böyle bir ürün ağacı gibi bir şey yok sanırım değil mi?
Yani aslında sen kendini ürünle yüklüyorsun.
Evet. Ürünle yüklüyorsun.
Ürün yüklendikten sonra aslında bir onaylama sürecine giriyor.
Ürün onaylandıktan sonra direkt ürün satışa sunuluyor.
Ondan sonraki süreçte devam ediyor o şekilde.
Anladım. Peki buradaki nasıl bir ekip yapısıyla yapıyorsunuz bu işleri?
Kaç kişilik bir ekipsiniz? Mobil tarafı da var.
Aynı şekilde bir de trend yolu içerisinde de ayrı bir süper app şeklinde açılan bir web devlamı yapıldı.
Tam bilmiyorum onun detayını.
Sizdeki oradaki ekip yapısı nasıl?
Nasıl yönetiyorsunuz o işleri? Aslında oradan ben bahsedebilirim biraz.
Dolab kendi içinde de farklı domenleri barındıran bir ekip ve farklı alt birimleri de bulunuyor.
Yani Dolab'ın kendi içerisinde bir business operations'ı, growth'u, business intelligence'ı, teknoloji ve product ekibi olarak farklı ekipleri de var.
Biz teknoloji ve product ekibi olarak konumlanıyoruz.
Ve 23-24 kişilik yaklaşık bir ekibimiz var şu anda.
Teknolojinin altında da aslında software engineer'lar, mobile engineer'lar ve queue engineer'lar olarak yer alıyoruz.
Mobile'da iOS ve Android içinde kendi altında da alınıyor.
Biz software engineer'lar olarak aslında bütün sistemi uçtan uca yazmakla sorumlu oluyoruz.
Bu Trendyol içerisinden, Trendyol IP içerisinden açılan...
Channel'ın yani ekstra bir kaynağında arka tarafta servislerini biz resolve ediyoruz.
Genel olarak bu şekilde diyebilirim.
Biraz da sizin bir teknik infradan da bahsedebilir misin?
Sanırım yanlış hatırlamıyorsam AWS üzerinde koşuyor.
Orada hangi şeyleri kullanıyorsunuz?
Hangi hazır çözümleri kullanıyorsunuz?
Nasıl bir infra var sizin tarafta?
Aslında bütün altyapımız tamamıyla cloud olarak.
konumlanıyor. Yani bütün tamamı da EWS'de.
Bir monolit uygulamamız var.
Birkaç tane de etrafında konumlandırdığımız mikro servislerimiz bulunuyor.
Bütün Amazon'un verdiği tüm servislerden yararlanıyoruz diyebilirim.
Yani bütün nimetlerinden faydalanıyoruz.
Amazon gerçekten şey böyle böyle workshoplar falan da yapıyoruz sürekli Amazon'la.
O konuda böyle şey Amazon'un etinden, sütünden yararlanıyoruz diyebiliriz yani.
Ben hemen ilerlemeden şey soracağım.
Lambda functionları kullanıyor musunuz?
Aynen. Yani özellikle bu önümüzdeki süreçte çok daha fazla kullanacağız.
Yani şu ana kadar aslında böyle şeyde kullanıyoruz genel olarak.
Alert sistemleri için kullanıyoruz.
Yani herhangi bir yerde bir error olduğunda bu buradaki şeyler, error eventleri işte Amazon'da Simple Notification Service var.
Oraya atılıyor. SNS'e Lambda Function'ları böyle subscribe ediyoruz.
Oradaki metler Lambda Subscription'a gidip ve aslında bizim Slack kanalına oradaki errorları, alırım durumlarını belirtiyorlar.
Şu an böyle yoğun olarak o tarafta kullanıyoruz.
Ama böyle ilerleyen dönemlerde de diğer app içindeki kısımlarda da kullanacağız.
Şeyi soracaktım ben de. Hani içeride böyle bir teknoloji ekibi var.
Peki işte trend yoldaki ekiplerle çalıştığınız durumlar oluyor mu?
Diyorum işte order servisi vesaire gibi ya da işte...
Farklı diğer ekiplerde.
Bir mobil ekibi biliyorum. Büyük ihtimalle mobil ekiple ortak bir çalışmamız var.
Bunun dışında bir bağımız var mı o tarafta?
Aslında şey, Trendyol'da gerçekten böyle çok yoğun çalıştığımız yerler var.
Özellikle zaten biliyorsunuzdur böyle son bir yılda channel projesi var.
Direkt aslında Trendyol ekibinin içinde dolap ürünlerinin listelendiği kullanıcıları oradan satın alabiliyor.
Bu yoğun bir şekilde ilerliyor zaten orası.
Orada böyle direkt omuz omuza çalışıyoruz.
Onun dışında böyle yoğun olarak çalıştığımız yerler Jazz4U dediğimiz kısımlar.
Orada da yine Data Science ekibiyle çalışıyoruz.
Yine Big Data ekibiyle çok yoğun çalıştığımız yerler oluyor.
Özellikle bu işte akıllı sıralama, ürünlerin akıllı sıralaması için.
Product Score için yine Big Data tarafıyla yoğun bir şekilde çalışıyoruz.
Böyle şey yani omuz omuza her konuda şey yerliyoruz.
Aslında şöyle bir ekleme yapayım.
Normalde dolabın kendi içinde 3 tane yani 2021 itibariyle 3 alt domain ekibi olacak.
Buyer, seller, moderation diye.
Her ekibin kendi farklı sorumlu olduğu kanallar oluyor.
Haliyle bu kanallarla ihtiyaç duyduğumuzda tren yol ekiplerindeki diğer ekiplerindeki kaynaklardan da faydalanıyoruz.
Örneğin moderasyon servisimiz hayata geçecek yakın zamanda.
Orada da data science ekibinden bir servis hizmeti alıyoruz.
Kullandığımız ürünlerin.
daha doğrusu application'a yüklenen ürünlerin flaglenmesi için bir servis ihtiyacımız doğmuştu.
Onu Data Science ekibi bizim için çözdü.
Mesela öyle bir örnek verebilirim.
Yani mesela en son işte şey yapıyoruz şu an.
Biz ürünleri böyle Facebook, Product App'a falan besliyoruz.
Growth ekibinin kullanabilmesi için.
Oradaki şu an tüm süreci aslında yine böyle Big Data ekibine devredeceğiz.
Oradaki o product'lar Big Data ekibi üzerinden gidecek.
Yani böyle aslında şey, ihtiyaç oldukça Oradaki böyle şey alanımızda, çalışma alanımızda hartıyor her geçen gün.
Ya bildiğiniz gibi pandemiden sonra böyle evlere kapandık.
Ama birçoğumuz da pandemi döneminde işle başladı.
Sanırım Ünal da Yunanistan'a yakın zamanda başlayan kişilerden biri.
Nasıl onboard edeceksiniz yeni gelen kişileri?
Yani diyelim yeni gelen bir kişi yazdığı kodu ne kadar zaman sonra da canlıda görüyor?
Aslında orada ben direkt canlı canlı sıcak sıcak bahsedebilirim.
Yani ben aslında pandemide iş değiştirirken korkarak iş değiştirmiştim.
Normalde ofise gidip ekip arkadaşlarıyla yüz yüze tanışırken aslında pandemide ekranlar başında tanışmış oluyoruz ve ekibin içerisindeki sinerjiyi yakalamak, adaptasyon, işbirliği, güveni inşa
etmek biraz zor olabiliyor. Ama dolaba girdiğimde bunun aslında çok yersiz bir düşünce olduğunu gördüm.
İlk günden itibaren çok farklı bir ekibin içerisine girdiğinizi anlayabiliyorsunuz.
Kod olarak aslında ilk hafta içerisinde canlıya çıkan bir kodunuz oluyor.
Bütün süreçleri ilk hafta gözlemleme şansınız.
oluyor. Ekip çok sıcak ve paylaşımcı.
Her türlü bilgi birikimini paylaşmaya yönelik aksiyonlar alıyorlar.
Onboarding planlanmış bir yapı var.
Bir body'nizle aslında güne başlıyorsunuz.
Body'niz sizin dahil olmanız gereken işte toplantıları vesaireyi organize ediyor.
Katılacağınız ekiple ilgili bir toplantı ayarlıyor.
Ona katılıyorsunuz vesaire. Daha sonra da aslında menajerinizle one to one yapıyorsunuz.
Sonrasında da aslında ekiple birlikte o ekibin yaptığı işi üzümseyip aslında hali hazırdaki işte kod geliştirme işlemi direkt elinizi kirleterek başlıyorsunuz diyebilirim.
Ve programik yapılıyor zaten ağırlıklı olarak.
Baya güzel komboş olmuşsun abi.
Teşekkür ederim. Bu kullandığımız teknolojiler aslında diğer ekiblerle konuştuğumuz zaman çok birbirine benzer teknolojiler olduğunu fark ettik.
Yani işte kime konuşsak genelde işte arkada kullandığımız şeyler belli ki ben nasıl kullanıyorum vesaire falan.
Sizin biraz daha farklı Büyük ihtimalle AWS kullanıyor musunuz mesela?
Bizde çok fazla yok bizim tarafta.
Biraz onlardan bahsedebilir misin?
Neler kullanıyorsun mesela farklı olarak?
Database'de ya da backend'de neler kullanıyorsunuz?
Şeyden bahsedeyim böyle kısaca.
İlk başta yapıda. Bizim aslında şey, böyle monotik bir yapımız var.
Modüler monotik diyelim aslında.
Son bir yılda böyle dar boğaz gördüğümüz yerleri çıkarıp mikroservise dönüştürüyoruz.
Şu an böyle 8-9 civarında mikroservisimiz var.
Aslında bu monolitik kısımda, mikro servis kısımları da AWS üzerinde söylediyoruz.
O yüzden de şey aslında, AWS'in bize sunduğu tüm imkanlardan faydalanıyoruz.
Yine aslında siteyimiz Java ağırlıklı.
Monolitik yapı da yine Java.
Oradaki DB Postgre.
Mikro servisler de yine çoğunluğu Java.
DB olarak da aslında şey böyle, birçok data storage kullandık şimdiye kadar.
Yani böyle data modele göre.
Deliğinin büyüklüğüne göre ya da oradaki scaling'e göre aslında böyle POC'lerle karar veriyoruz.
Şu an işte Cassandra kullandığımız yerler var.
Özellikle Cassandra yoğun kullanmaya başladık son dönemde.
Couchbase kullandığımız yerler var.
Amazon'un Aurora servisi var.
Yine böyle Postgre uyumlu.
Böyle aslında leader tarafı daha scalable.
Service tarafı da var.
Oraları kullanıyoruz.
Yine stream olarak Kinesis'i kullanıyoruz.
Yoğun bir şekilde. Yani özellikle Big Data ile beraber çalıştığımız yerlerde oradan gelen datalar direkt Kinesis üzerinden akıyor.
Yine Event Driven olarak SNS, SQS yapısını kullanıyoruz Amazon tarafında.
Container olarak da yine ECS, Elastic Container Service var Amazon'un.
Aslında böyle şey yine Docker Orchestration olarak düşünebilirsiniz.
Ama Kubernetes kadar büyük değil, o kadar özelliği yok ama şu ana kadar böyle gerçekten işimizi görüyor.
Orada da o şekilde ilerliyoruz.
Aslında Fargate kullanıyoruz.
Yine serverless. Orada o esnekliğimiz var.
Kısaca böyle. İnhal varsa böyle atladığım şeyler.
Genel olarak güzel özetledin aslında.
Abi database çözümleri kullanıyorsunuz galiba.
Amazon Aurora bizim kareyle Manage.
Yani sorun yaşadığınızda nasıl çözüyorsunuz bunu?
Kimden destek alıyorsunuz? Yani o aslında şey.
Diğer konu şey gibi yani.
Şey anlatayım. Yani dolabın böyle ayrıntı bir nokta var.
Yani işte Bir developer aslında, yani bizde developer ekibi yok.
DBA yok, sistem ekibi yok.
Doğal olarak uçlanınca aslında bu süreçler developer'ın sorumluluğunda oluyor.
Yani production aslında bir developer gelip production'a dokunabiliyor.
Böyle olunca da aslında oradaki yetkinliklerimiz artıyor.
Yani burada tabii ki de Amazon'un bize çok büyük katkısı oluyor.
Yani biz serverless yapı kullanmanın yeri geliyor.
Bazen Amazon'a ticket açıyoruz ya da solution architect'lerle iletişime geçip sorular soruyoruz orada.
Amazon burada bize çok faydası oluyor.
Onu söylemek, altın çizmek lazım.
Ama onun dışında gerçekten bir sorun olduğunda biz uğraşıyoruz.
Yani her şeyi de tabii management servis olarak kullanmıyoruz.
Mesela işte Couchbase var.
Couchbase'i biz kurduk, biz yönetiyoruz.
Cassandra var. Cassandra'yı aslında Amazon'daki EC2 dediğimiz sanal makinelerle kuruyoruz.
Orada scale ediyoruz. Orada da aslında yine biz onu manage ediyoruz kendimiz.
Burada da işte aslında hangi takımın sorumluluğundaysa oradaki ekip ilgileniyor diyebilirim.
Yani bütün aslında training mekanizmaları, operasyonlar vesaireler, kurulumlar bütün hepsi bizim ekiplerinden, ekiplerden geçiyor.
Haliyle bir problem yaşadığında da aslında orada uzman olmasa bile ekip girip içerisine problemi yakalamaya, troubleshooting yapmaya çalışıyor.
Eğer önemli bir şey varsa öğrenmeye çalışıyor.
Bütün analizi vesaireyi aslında çözümü de kendi gerçekleştirip çıkıyor diyebiliriz.
Bir kere şey oldu mesela.
Hatta channel tarafında trend yolda.
Oradaki sistemi de Apollo'yu da bizim AWS'e kurduk.
Biz diplo çıkarken bazı sıkıntılar oluyor.
Yani aslında instance'lar ayağa kalkıyor healthy ama yani healthy değil load balancer'a register olmaması gerekiyor ama load balancer'a register oluyor ve istekler gidiyor.
Yani burada aslında şey böyle.
Böyle bir iki gün böyle sorguladıktan sonra şey çıktı.
İşte orada network load balancer var Amazon tarafında.
Orada şeyi tespit ettik gerçekten.
Orada bizim business supportumuz vardı işte Amazon tarafıyla konuşup.
Böyle bildiğiniz ispatladık yani durumu.
Ve sonunda şey çıktı. Yani orada Amazon'un bir bug'ı var gerçekten.
Ve onları roadmap alıp aslında yapacaklarını söylediler.
Takip etmemizi söylediler.
Yani yeri görüyor gerçekten böyle dibine kadar inmemiz gerekebiliyor bazı konularda.
Yaptılar mı sonra? Evet şu an düzeldi.
Abi gerçekten Amazon'da bu arada yani böyle bir bug bulmak...
Bu kadar böyle belki binlerce şeyde inframın orada olduğunu düşünürsek gerçekten zor.
Biz de hep şey savunmuşuz bu arada.
Kendi içinizle çok konuşuruz.
Sorumluluğu ne kadar böyle yazılım ekiplerini indirirsen o kadar oradaki know-how artıyor.
Müdahale süren mean time'ın artıyor.
Olumlu anlamda artıyor.
Gerçekten onu bilmen, o işin içinde olman senin için çok iyi oluyor.
Hepimiz de burada, beşimiz de kurumsal firmalarda çalışmıştık daha önce.
Bizim daha önce çalıştığımız yerler de öyleydi.
Başka bir ekip vardı. Pro'da onlar bakıyordu.
Bizim pro diye etkimiz bile yoktu.
Bir problem oluyordu. Bu sefer sen yazılım ekibi olarak bakman gerekiyordu.
Hem o projeyi sahiplenme açısından hem de problemleri çözme açısından gerçekten çok daha etkin oluyor bu tarz bir model.
Yani ben gerçekten hep şey diyorum.
İlk mezun olduğumda da dolap gibi bir yerde çalışsaymıştım.
Çünkü gerçekten yeteneklerini çok arttırıyor.
Dediğin gibi. Olur.
Şey mesela o Amazon olayında da şey olmuştu yani gerçekten.
Böyle açıp ekranı çeyizi deneyip işte orada bir kadınla konuşuyorduk.
İspat etmek zorunda kalmıştık.
Böyle anlatıyoruz falan. Güzel bir anlı.
Evet evet. Peki az önce şey dediniz.
Amazon'un konteynerını kullanıyoruz dediniz.
CRTD tool olarak ne kullanıyorsunuz?
Ben bu arada tam Amazon'u bilmiyorum birazdan.
Komple Amazon'dan olabiliyor olabilir.
Siz ama karşıdayız. Ammine hiç kullanmıyorum.
O yüzden yine de sormak istiyorum.
CLCD tarafında ne kullanıyorsunuz?
Ne kadar sık deployment yapıyorsunuz?
Ya da işte agile scrum kullanıyorsunuz?
Biraz da o detayları sormak istedim.
Aslında bizim monolitik olan yapı GitHub üzerinde.
Orada Jenkins üzerinden Amazon servislerini tetikliyoruz.
Oradaki pipeline'lerimiz o şekilde ilerliyor.
Mikroservisler tarafında da tamamen GitHub'ı kullanıyoruz.
GitHub üzerinde CLCD skriplerimizi yazıyoruz.
Yine orada da aslında ihtiyaca göre Amazon'un servislerini tetikliyoruz.
Yine işte Ünal anlatır birazdan.
Notification servisi yakın zamanda ayırdık.
Orada da böyle Infrastructure as Code'u kullanıyoruz yine.
GitHub üzerinden aslında telefonla Amazon servislerini tamamen işte o siteyi ayağa kaldırma, destroy etme işlemlerini yapıyoruz.
Amazon'un işte Code Diploma ve Code Comic gibi şeyleri var.
Onları kullanmadık hiç. Yani ihtiyacımız olmadı.
Ama tabii şey bu ilerleyen dönemlerde bazı kezlerde ihtiyaç oluyor gerçekten.
Codebase'imizin olduğu aslında repoları vs.
düşündüğümüzde hali hazırda key tool'ları kullanmaya devam ediyoruz.
Ama bunların içerisinde mesela IAC gibi farklı teknolojileri de deneyimleyip daha hızlı, daha skellendirilir bir yapıya geçmek istiyoruz.
Ekip de bu noktada kendi kararlarını kendi veriyor.
Orada herhangi bir şey bırakmıyoruz.
Kısıtlama vs. bırakmıyoruz.
Tamamen benchmark'ı ispatlanmış ve kalitesi doğrulanmış herhangi bir teknolojiyi alıp kullanabilir bir yapıdayız.
Yani işte bu.
mesela Amazon tarafındaki CI, CID'ler de kullanmak isterseler ekip olarak istersek daha doğrusu bunun şu anki kullandığımızdan iyi olduğunu ortaya çıkarttığımız noktada direkt geçiş yapabilir durumdayız
aslında. Ya genelde böyle vendor lock-in çok büyük bir sorun gibi anlaşılır.
Tek cloud'a bağımlılık, tek bir platforma bağımlılık.
AWS de biraz öyle galiba.
Yani AWS'e kolumuzu veriyoruz ve bacağımızı da kaptırıyoruz çünkü her şeyi sağlıyor gibi.
Bu sizi... Nasıl desem?
Mutlu ediyor mu? Mantıklı bir yapıya gitmeyi düşünüyor musunuz?
Yani aslında şey, nasıl söyleyeyim?
Evet aslında bağımlıyız yani.
Bağımlı olduğumuz yerler var.
Burada işte şey devreye giriyor aslında.
Bu İnfrastruktur Eskod gibi sistemlerle aslında yani o siteyi Ali Cloud'da da AWS'de de ayağa kaldırma gibi işlemleri yapmamız gerekiyor.
Yani evet büyük ihtimal ilerleyen dönemlerde oralara böyle adım adım geçişler olabilir.
bazı yerlerde gerçekten Ali Cloud'a ihtiyaç duyacağız.
Onu kullanacağız. Yani bizim aslında şeyimiz yok.
Yani öyle bir hiçbir zaman ana tekniğimiz yok.
İşte aslında servisi hangisi daha kaliteli ve hızlı olduğunu düşünüyorsak, biz daha faydası olacağını düşünüyorsak kullanırız.
Ama tabii bir gerçek var.
Yani sonuçta tüm sistem AWS'de yeni bir şeylere geldiğinde, latency'den dolayı, network'tan dolayı, OVPC'den dolayı bir şekilde internal olması için Amazon'dan devam ediyoruz.
Ama ilerleyen süreçlerde tabii böyle multi cloud işlerine gireceğiz gibi duruyor.
Infraida zaten telefonla ayağa kaldırıyorsanız aslında birçok şeyi.
Başka bir cloud'a da geçseniz büyük ihtimalle yani çok inanılmaz belki efor çıkarmadan geçebilir durumdasınız benim anladığım kadarıyla.
Yani bir karşılığı varsa yani şu anda kullandığınız bir sistemi atıyorum işte direkt karşılığı olmayan bir şeyse belki biraz zorlar da genelde artık her şeyin bir karşılığı başka cloud'da da olduğu için.
belki çok da zorlamaz gibi geliyor.
Yani burada aslında yazdığımız yeni mikro servisleri tamamını IHC ile yazmaya çalışıyoruz.
IHC olmayan şeyler de var şu an içeride ama onları da yavaş yavaş geçirmeye çalışıyoruz.
Bu noktada şöyle aslında biraz da cost efektif gitmeye çalışıyoruz.
Yani şu an için mesela Amazon'un kullandığımız servislerdeki cost'u neyse diğerleriyle diğerleriyle de aslında onu karşılaştırıyoruz.
Yakın zamandan bir örnek verebilirim mesela.
Amazon tarafında da kullandığımız bir servisin, mesela e-mail servisini kullanıyoruz.
Bütün her şey orada olduğu gibi e-mail de Amazon üzerinde.
Ama tabii e-mailin kostu şu an için bizim mesela dolap için yaklaşık yanlış hatırlamıyorsam geçtiğimiz ay yani 58 milyona yakın e-mail attık.
Ve bu da çok büyük bir maliyet kalemi olarak bulunuyor.
Mesela bunu farklı bir cloud üzerinden veya farklı bir ATP üzerinden göndermek gibi bir şeyimiz var, hedefimiz var.
Bunu şunun için örnekledim aslında.
Yani önümüzdeki dönemlerde multi cloud gibi yapmamız bizim için kost efektif bir şey çıkaracaksa her türlü onu dememek için aksiyonlar alıyoruz.
Tabii tamamını tarihinin dediği gibi geçirmemiz şu an için mümkün değil ama hedeflerimiz arasında öyle şeyler var diyebilirim.
Peki biraz da böyle mühendislik kültüründen konuşalım.
Orada belirli standartlarınız var mı?
Atıyorum kod standartlarınız bu şekildedir.
Bütün işleri payar yaparız, integration test yazarız, CD'siz iş yapmayız falan gibi böyle onboarding de verdiğiniz mühendislik kültürüyle ilgili bazı şeyler var mı?
Yani şeyde yazılım süreçlerini aslında her geçen gün gerçekten böyle şey geliştirmeye devam ediyoruz.
Bu bir süreç aslında. Bunu yaptık en iyisi bu demiyoruz.
Yani o konuda gerçekten şey iyi olduğumuzu düşünüyorum.
Sürekli sorgulayan bir ekip var.
Genel olarak aslında şey test özelinde gerçekten şey.
Daha önce hiç test yazmayan bir ekibe dahil olduğunda da bir ay, iki sonra test fanatiği oluyor gerçekten.
Çünkü şey, bizi hiçbir şekilde Unity İntegral Test olmadan zaten CodeWeave'den geçmiyor.
Yani test adımına hiçbir şekilde taşınmıyor.
Özellikle girip böyle teker teker her bir metodun işte coverage'ine bakıp, Weave'e eden arkadaşlar var.
Yani biraz geçmesi çok zor.
Ancak işte çok bir Atmix vardı, çok hızlı çıkmamız gerekiyordur.
Ancak o zaman böyle şey, testsiz ancak geçebilir.
Yeni yazdığımız servislerde böyle TDD uygulamaya çalışıyoruz.
Böyle yakın zamanda bir işte sepet servisi yazmaya başladık Çin'in projesi için.
Orada işte TDD ile gidiyoruz.
Onun dışında da böyle şey yazılım süreslerini böyle geliştirmeyi amaçlıyoruz sürekli.
Bir ek yapayım. Yani mesela kod standartı olarak yazdığımız kodlarda da bir ekibin aslında bağlı kaldığı ve sintaks vesaire konularını kod rivde değil de aslında kod yazarken çözmek için.
check style'ı kullanıyoruz Java'da.
Check style'la aslında kod review'e gelen kodun içerisinde yani syntax vesaire konularına takılmadan daha çok böyle katmı değerli kod review'ler yapılıyor diyebilirim.
Patrick Kuo da benzer bir şey söylemişti.
Bu tarz böyle kozmetik ama önemli şeyler için kesinlikle süreç belirtmeyin, süreç yapmayın.
Yani kod review'da mesela formatlamayla ilgili falan şeylerle uğraşmayın.
Bunları otomatize edin demişti.
Siz de zaten bayağı bunlarda olgunlaştırmışsınız işleri.
Yani süreç gerçekten öyle başlamıştı.
İşte kod rive gidiyor.
İşte metod uzunluğu, metodlar arasındaki boşluk gibi şeylere böyle sürekli aslında şey geliyor.
Yani baktık hani bunu aslında çözmemiz lazım.
Çünkü yani şey için de efor tabii.
Bakan adam yani şu an işte kod rive edecek adam için de gerçekten rahatlık.
Onun artık standartımız var.
Böyle orayı da zaten kendi şeylerimize göre oturup böyle kendimiz belirledik kuralları.
İstedik kod analiz kurallarını.
Bakan adam rahat aslında.
Bu tamamdır diyor yani standartlarımız uymuştur.
Oralara bakmıyor.
Daha fazla işte performans odaklı kısımlara bakıyor.
Domainle ilgili şeylere bakıyor.
Patenlere bakıyor. Precizlandırıyor yani.
Evet evet. Çok mantıklı ya.
Yani zaten otomatize edemeyeceğin her şeyi otomatize etmek lazım ki insanın bu değerli vaktini, değerli işlerle harcayalım.
Evet. Kesinlikle.
Şeyi soracaktım ben. Hani bayağı böyle güzel bir yapı kurmuşsunuz gerçekten.
Yani test tarafında, işte alt yapı tarafında olsun.
Peki işte uygulamanız burada hakkında çalışırken ve monitör etmek için vesaire kullandığınız yöntemler neler acaba?
Orada alertler için neler kullanıyorsunuz?
Aslında Amazon'daki CloudWatch'ı şey olarak kullanıyoruz.
Çok detaylı olarak kullanıyoruz.
Nireli kullanıyoruz.
Bütün zaten loglarımız vesairelerimiz CloudWatch'ta.
Kendi dashboardlarımız vesaire var CloudWatch üzerinde metriklerden çıkarttığımız.
Onlar üzerinden alertlerimiz de var.
Bütün alertler Select'te toplanıyor aslında.
e-mail gelen kısımlar da var ama geneli Slack'te toplanıyor.
Ve Slack içerisinde de aslında böyle bazı false pozitifleri ekale etmek için çok kritik olanları da önceliklendirip ona göre channel basıyoruz.
Slack'e de. Genel olarak bütün şey bu şekilde diyebilirim.
Bizim böyle bir channel şeyimiz var.
Slack'e o geliyorsa herkes ayaklanıyor.
Ayaklanmamız da gerekiyor. Yani oraya doğru gitmeye çalışıyoruz gerçekten.
Yani bir channel geldiyse sistem gitti gidiyor yani.
Hani oraya bakmamız lazım tarzında böyle adımlar atıyoruz sürekli.
Yoksa gerçekten zor oluyor.
Orada yine böyle Amazon'un faydaları oluyor.
Endpoint bazlı mı yoksa servis bazlı mı?
Kontrol ediyorsunuz bu.
Herkesi kırmızı alarmlara geçen endpoint midir yoksa bir mikro servis midir?
Endpoint'li şeyler de var.
Alarmlarımız da var. Ama genelde böyle herkese alarma geçen kısım şey oluyor.
DB ile ilgili bir şey oluyor. Database ile ilgili sıkıntılar olabilir.
İşte cache ile ilgili bir şey olabilir.
Ya da servisin çalışmaması.
Aynen. Ya post pozitif aslında bizim de en büyük sorunlarımızdan bir tanesi.
Çünkü bir noktada her yerden alarm tanımlıyoruz ve kanalı düşüyor gerçekten de.
Sonra bunu niye tanımlamıştık?
Tamam bu o kadar da önemli değildi demeye başlıyoruz.
Ad channel uygulaması mantıklıymış.
Ya da bu konuları ayırmak mantıklı belki.
Öncelik sarılmasına göre. Sizin takım olarak en büyük challenge'ınız ne?
Black Friday döneminde tabii sizin de sipariş sayınız çok fazla artıyor.
Ama böyle en büyük challenge bu mu yoksa başka bir şey var mı?
Ben şimdi gireyim sonra Ünal atayım.
Ünal dertli anlatır notificationları.
Bizim aslında şey başta da böyle bir kısa geçtik üzerinden.
Yani C2C bir platform olduğu için dolap gerçekten böyle social etkileşim çok fazla.
Yani bu ne demek? Kullanıcılar bir kere follow özelliği var dolapta.
Yani kullanıcılar birbirini takip ediyor ve bu kullanıcılar için çok önemli bir özellik.
Böyle bir ara böyle follow sayılarıyla ilgili bir sıkıntı yaşamıştık.
Ya gerçekten böyle user feedback kanalında böyle şey yağdı yani.
Onun dışında ürüne gelen komentler çok önemli oluyor.
Like özelliği var.
Diğer bir özellik de bit kısmı.
Yani siz bir ürün alırken ürüne teklif verebiliyorsunuz.
Ya da bir ürününüz var. O ürünü beğenen herkese teklif verebiliyorsunuz.
Bunların sayısı arttıkça bizim backend'de çözmemiz gereken problemlerin sayısı artıyor.
Bununla da ilişkili bu kullanıcılara her bir aksiyonla, her bir interakçıda bildirim atmak gibi.
Her geçen gün koment, follow bit böyle tablo sayıları artıyor.
Like tarafındaki sayı 700 milyonlara ulaştı.
Bir tarafında 450 milyona yakın kaydımız var.
Doğal olarak da aslında böyle bir şey.
Buralar büyüdükçe problemlerimiz artıyor gerçekten.
Bizi böyle son şeylerde en çok buralar zorluyor diyebilirim.
Yani aslında özetle tek kelimeyle söylersek scalability bizim için en büyük challenge'ımız gibi.
Yani bizim diğer e-ticaret platformundan farklı olarak bir kullanıcı işte satın alma işlemini örnek veriyorum Trendyol ipinde aslında seçti ürünü.
sepet ekledi ve satın aldı diye gerçekleşirken dolap öpünde adamın o ürünü seçiyor, yorum yazıyor, son fiyat nedir diye yorum yazıyor, cevap geliyor, tekrar yorum yazıyor veya teklif veriyor, teklife satıcı
cevap veriyor vs. Aralarında böyle kurban pazarlığı yapıyorlar veya akşam pazarlığı vs.
yapıyorlar. Daha sonra satın alıyorlar.
Bu 15 belki 20 aşamaya kadar gittiği durumlar bile olabiliyor.
Ben dolabı ilk geldiğimde anlamak için kendim de bir tane ürün koydum.
Ben seller ekibindeyim. Hani seller tarafından gözlemlemek için ürün koydum.
Yani ben ürünün fiyatını yazdım.
Önce yorum yazıyor son fiyatı.
Sonra teklif geçiyor.
Teklife ben cevap veriyorum.
Teklifi böyle birer birer artırmaya başlıyor.
1 TL artırıyor. Teklif veriyor.
Reddediyorum. Bir daha veriyor falan.
Böyle böyle. Haliyle örnek veriyorum.
Kullanıcı 1 ama arka tarafta yaptığı iş 100.
Yani şöyle söyleyebilirim.
Bizim daily aktif user'ımız 800K'larda şu anda.
Ama yine battığımız notification sayısı.
65 milyon, 70 milyon civarında.
Aradaki fark çok büyük bir uçurum.
Yani kullanıcı bazında bizim arka tarafta uğraştığımız challenge'lar gerçekten çok yüksek.
Bir yandan düşünüyorum da C2C'de müthiş zor bir şey değil mi?
Çünkü bir yandan da orada bayağı böyle problematik şeylere de gelen bir konu.
Kullanıcılar kendi aralarında anladığım kadarıyla yazışmayla da yapabiliyorlar bunu değil mi?
Bu action, noblesse, açık arttırma şeyini.
Aynen, yani free text yapabiliyorsun.
Aynen. Bizde şey yok, mesajlaşma yok ama koment var.
Koment üzerinden yapabiliyorlar kendi aralarında.
Aile o koment üzerinden yürüdüklerinde yani çok değişik şeyler çıkabiliyor, konuşmalar çıkabiliyor.
Ve her bir komentin de aslında arka tarafta kendine göre bir business doji yer alıyor.
İşte bildirimi gerçekleşiyor vs.
derken bu arka tarafta bir eksponansiyel bir yükü sebep oluyor aslında.
Kullanıcılar mesela bir ürün alacak mesela.
Eğer işte satıcıya yeterli bir şeyle güvenmiyorsa yani işte satıcının 1-2 ürünü var ya da satışı 1-2 ise kesinlikle ona yorum yazıyor yani.
Çünkü satıcıdan bir cevap bekliyor, soru soruyor bir şekilde.
Yani cevap veriyor mu?
Öyle bir güveni sağlamak için.
Tabii aslında bunlar aslında bir developer için, bir mühendis için güzel şeyler aslında arka tarafta.
Böyle her geçen gün böyle farklı problemlerle karşılaşıyoruz.
Aslında şey değil mi?
Çok doğru bir noktaya değindim.
Burada biz hep teknik taraftan düşünüyoruz ama yani mesela güven dediğin aslında bayağı bir soft bir konuyu da burada teknik tool'larla, teknik feature'larla çözebiliyor olmamız gerekiyor.
Bununla ilgili mesela Dolap tarafında şey var mı?
Güven problemini çözebilmek için böyle geliştirilmiş feature'lar var mı?
Orada şöyle aslında birkaç tane feature var ve bunun için aslında bir ekip de var çalışan.
Halihazırda şu an süreçler manuel yürüyor ama Bunu otomatik değiştirmek için 2021 itibariyle bir ekip kuruyoruz, moderasyon dediğimiz.
Burada aslında hem ürünleri hem de aslında içerideki kullanıcıların kalitesini arttırmak için otomatik aksiyonlar alabileceğimiz bir mekanizmaya gitmek istiyoruz.
Yani buradaki aslında güven eşiğini daha yukarıya çekmek için bazı çalışmalarımız var.
İşte örnek veriyorum, içeri yüklediği ürünün aslında gerçekten doğru olup olmadığını manuel kontrolden geçiyorken şu an içeride yaklaşık olarak...
41 milyon ürün var totalde.
Ve bu 41 milyon ürünün manuel kontrolünün sağlanması veya işte içeride 16 milyon member var.
Bunların manuel sağlanması çok mümkün olmadığı için aslında bunları biraz daha otomatize hale getirmeye çalışıyoruz.
Yapılmış bazı aksiyonlar var ama tabii direkt hepsini cover etmediği için bunun için komple delike bir ekip kurduk.
Challenge, inansan product demişken şeyi de söyleyelim.
41 milyon product sayımız.
Şu an aslında yani bunların yaklaşık 15-16 milyonu satılmış üründe.
Ve 25-26 milyon da şu an satılabilir bir ürünümüz var.
Doğal olarak da şey, search işimiz tabii.
Yani dolabın büyük bir kısmı.
Orada da böyle her geçen gün farklı sorunlar yaşıyoruz.
Oradaki ürün sayımız çok fazla bir kere.
41 milyon ürünle başa çıkmaya çalışıyoruz.
Her geçen gün artıyor.
Yani günlük 200-250 bin ürün geliyor şu an dolaba.
Abi oradaki ürün olayı nasıl oluyor sizde?
Yani ben bir şey satacağım.
Telefon satacağım işte iPhone 11 şey mi yapıyorum orada?
Yani daha önceden bir arıyorum atıyorum benim satacağım ürün var mı diye.
Varsa o ürünü seçip mi satıyorum yoksa ben rastgele bir şey yazıyorum ve o bir ürün mü oluyor artık sizin için?
Aslında her ürünün bir kategorisi var içeride.
Hala hazırda belirlenmiş kategoriler var.
O kategorileri seçerek ürünü ekleyebiliyorsun.
Her ürün tekil bir ürün zaten.
İçerideki gibi işte tren yol ekibindeki gibi şey değil.
Stoklu olan bir yapı olmadığı için.
Aslında unique bir ürün.
Ve onun aslında belli kategorilere bildirilmeye çalışıyor.
Tabii kategori dışında eklenen ürünler yok mu?
Onlar da sayıca çok. Orada da aslında sellerların belli başlı trust seviyeleri var.
Yani güven seviyeleri var.
İşte o güven seviyelerine bağlı olarak da manuel kontrol edilen dediğimiz arkadaşların önüne düşüp o arkadaşlar kontrol gerçekleştiriyorlar.
Gerçekten. Bu kategorideki ürünle aslında şey eşleşiyor vesaire gibi.
Tabi bu handle etmek çok düşük olduğu için bazen içeride çok fazlaca kategorisi dışı ürün yer alabiliyor.
Bunu da çözmek için şöyle bir aksiyonumuz var.
Aslında işte o ürünün imajından vesaireden yakalayıp segmentasyonunu yapıp kategorisiyle vesaireye eşleşiyor ama ona göre bir onay mekanizmasına çevirmek gibi bir şeyimiz var.
Roadmap'imizde. Spekülatif bir yorumla aslında Türkiye'nin yarısına yetecek kadar ürün dolapta var.
Bir yaklaşımla gideceğim.
Aynen. Oraya doğru gidiyoruz.
Kendi adıma kültürümüzün ve sürekli gelişimimizin en çok hayata geçtiği toplantılardan biri de retro sektifler.
Sizde böyle kanlı retro oluyor mu?
Bazen hani herkes gerilmiştir, böyle tartışmak ister.
Böyle son retrodan tartışmalı bir konu var mı?
Aslında biz de çok sık retro yapıyoruz.
Hem her domen ekibi kendi içinde sprint sonlarında retro yapıyor.
hem de böyle tek ekibi toplu olarak da bazı işte event sonlarında vesaire yapıyoruz.
Tadı kanlı geçenler de oluyor.
En yakın zamanda geçen bir retroyudan çıkan şeyi anlatabilirim.
Orada aslında bu Kasım eventi daha doğrusu Kasım ayı eventleri diyebilirim.
Tek bir event değildi haliyle.
Eventlerin yoğunluğu hesaba çok katmadan paralel bir şekilde sprint planlamaları yapıyorduk.
Haliyle bu da ekibin yorgunluğuna sebebiyet veriyordu.
Ekip de bu durumdan haliyle rahatsız olup aslında bir yandan event için koştururken bir yandan da sprint için koşturuyordu.
Ki bizdeki şey yoğunluk çok çok daha fazla.
Çünkü DevOps veya DBA ekipleri vesaire olmadığı için event zamanında sistemin ayakta kalması da developer arkadaşlardan beklendiği için o tarafta da çok sık rol alıyorlardı.
Burada da aslında çözüm olarak da şöyle bir şey yaptık.
Event döneminde sprintlerimizi biraz daha buffer'lı planlamaya başladık.
Ve akşam çalışan arkadaşlarımıza da sabahları güne başlama için zaman estekliği uygulamaya başladık.
Böylelikle oradaki şeyleri çözmüş olduk diyebilirim.
Az önce mesela attığınız kuşlardan bahsetmiştiniz.
Şu kadar notifikasyon gönderiyoruz vesaire gibi.
Bunun dışında takip ettiğiniz metrikler neler mesela?
Hem sistemi iyileştirebilmek için hem de takip ettiğiniz business metrikleri vardır.
Onlar neler ve ne için takip ediyorsunuz?
Aslında şey, öğrenimleri...
Her ekip gibi yoğun kullanıyoruz.
Yani direkt böyle aslında ilk baktığımız şeyler genelde böyle response time.
Yani oradaki böyle hedefimiz genelde böyle 80ms falan oluyor.
Yani 80ms'in altında olmasını hedefliyoruz.
Tabi bu bazı şeyler de mümkün olmuyor.
Onun dışında çok böyle log tarafında farklı dashboardlarımız var.
Yani bizim monolitik tarafta arkada böyle tek bir database olduğu için orada böyle işte connection linkleri takip ettiğimiz.
Transakşınları takip ettiğimiz loglarımız var.
Servis bazında da işte turukutlar bizim için şey oluyor.
Kısaca böyle. Aslında bu arada yani şey olarak ekstradan user feedback dediğimiz bir kanalımız var.
Buradan da aslında storlardan kullanıcıların yazdığı yorumları da anlık olarak takip ediyoruz.
Çıktığımız herhangi bir sürümün veya işte bir diplomat yaptığımız backend feature'unun da etkisini hemen oradan gözlemleyebiliyoruz.
Kullanıcılarımız o tarafta da çok.
aktifler hemen oradan direkt yazabiliyorlar.
Yani bazen bir gün gecikmeli bile olsa şeye etkisini gözlemleyebiliyoruz.
Tarık'ın dediğini ek olarak aslında error rate'lerini, CPU percentage'lerini, keşifleri bunları da takip ediyoruz.
App'lerindeki crash sayılarını vesaire de takip ediyoruz.
Ne kadar böyle monitoring etsek de illa böyle patlıyoruz ya sizin de...
Hatta böyle insan hatasından kaynaklı varsa son zamanlarda yaşadığınız büyük bir insanlık var mı?
Ve varsa nasıl çözdünüz? Nasıl müdahale ettiniz?
Burada iki tane anlatabiliriz.
Bir tanesini ben anlatayım.
Geçtiğimiz Kasım eventinde aslında bu Black Friday'de böyle çok güvenli bir şekilde ilk gün bayağı bir yük kaldırdık.
Yani bizim için hatta çok iyi denecek seviyelerde trafik aldık.
Bizim Trendyol epinin şeyler olduğu gibi eventlerin gün içerisinde değerlendirmesi olduğu gibi.
Dolap ekibi de kendi içerisinde o eventi değerlendirdiği session'lar var.
O session'da da normalde Growth ekibi kuşatarak kullanıcıları içeri alıyorlar.
Veya işte kampanya yaparak içeri çekiyorlar.
Aile biz yıkılmadığımız için böyle Growth ekibine şaka yaparak bütün backgroundlarımızı boring yazılı girdik.
Bütün tek ekibi. Ve şey hani yük geçiremediniz ya böyle bu kadar mı?
Hani diye şeklinde.
Birkaç tane de arkadaşımız var böyle cümleleri zehirli.
Olar hani ya yıkılmayız, ne yapsanız da vesaire diyen.
Aynen zehirle ok atan arkadaşlarımız var.
Birkaç tane de zehirle ok attılar.
Aslında kulaklarını da çınlatalım.
Belirhan ve Rıdvan. Duyunca anlayacaklar kendileri.
Hiç de oku atmayacaklar abi.
Evet, evet. O oku attıktan sonra, 2-3 saat sonra yıkılmaya başladık.
Ondan sonra event boyunca toparlayamadık.
Yani şöyle, kullanıcılar içeride bir şekilde tuttuk, feature kapadık vesaire ama...
arkadaşlar ve bizim o boring yazılarından sonra growth ekibi bizi perişan etti.
Özgüvenle çıktığımız bu yolda patlayacağı çok fena oluyor cidden ya.
Bir de şeyi anlatabilirim.
Yakın zamanda bu notification serviste aslında kodları yani şey infra tarafının IAC ile yazdığımızı söylemiştim.
Mesela orada bir değişiklik yapıyorduk.
Notification'da bir button link vardı.
Onu çözmek için uğraşırken bir arkadaşımız tabii IAC'de destroy.
daha yapabiliyorsunuz ya. Yanlışlıkla destroy komutu çalıştırıp aslında bütün notification altyapısını destroy etti.
Komple. Çok kısa sürede geri geldik ama böyle bir şey de olmuştu.
Bunlar artık kabullenmemiz gereken şeyler galiba.
Sadece işte bunu yaşadıktan sonra retrosunu yapıp önleyici bir aksiyon aldıktan sonra her şey yoluna gidiyor bir vadede.
Dedik ve ben abi Keyifli bir muhabbet oldu gerçekten.
Artık böyle bir saatinde sonuna geldik.
Yavaştan da kapatabiliriz.
Hazır Tarık ve İnal'ı iki güzel sesli insanında bulmuşken programımızı kapatmadan önce bir çalışmışsınızdır.
Sizden düet olabiliriz.
Evet bir düet yapabilirsiniz belki.
Bugün bize hangi şarkı okuyacaksınız?
Sanki her gün şarkı okutuyoruz.
Çok yanlış yanlış ikiliyi seçtiniz.
Bizden çıkış şey demişti.
Bizi görünce vazgeçerler demişti.
Bizi görünce vazgeçerler.
Ben en son ilkokulda tahtaya çıkıp ilkokulda tahtaya çıkıp şarkı söylemiştim en son.
Ben hiç hatırlamıyorum söylediğimi ya.
Benim sesim çok çok Türkçe.
Nasıl ya? Böyle kendi kendine kalınca falan bir şarkı söylemez misin ya?
Ya o söylerim de bu işkenceyi özellikle böyle bir yayında kimseye yapmak istemiyorum.
Eziyete benmeyelim insanları.
Peki söyleseydin hangi şarkıyı söylerdin?
Zor sorular. Bu en zor soru oldu.
Demet'e kalın. O zaman şarkı demiştim ben şeyi anlatayım şöyle kısaca.
Bizim ekipte bir arkadaş var Tuncay aradı.
Bu arada gerçek yani şey şaka yapmıyorum.
İşte böyle event zamanları falan geldi onu geçtim tamam.
Normal kodu yazarken de bazen özel hareket marşını falan açıp kodu yazıyor.
Gerçekten o şekilde gazı çıkıyor yani.
Kulaklığı takıyoruz ve Bir kere yanındaydım.
Ne dinliyorsun? Şey Mars dinliyor falan böyle.
Bir event olacağı zaman savaş müzikleri falan açıyor böyle.
Şu an aklıma o geldi.
Tuncer olsaydı o bir şey çalardık oradan.
Bir Mars falan bitirirdik yani.
Bir mehteran.
O zaman mehteranla programı kapatalım o zaman.
Kapatalım. Çok teşekkürler geldiğiniz için.
Çok keyifli bir sohbet oldu ve bayağı da şey öğrendim.
Gerçekten çok güzel bir yapı varmış.
Sizin son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı?
Biz çok teşekkür ederiz.
Yani böyle bir şeye davet ettiğiniz için.
Bizim için de çok keyifli oldu.
En azından kendi adıma öyle söyleyeyim.
Çok teşekkürler.
Gerçekten öyle. Dedik ve kapatalım.
Hoşçakalın. Görüşmek üzere.
Görüşürüz.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
