
Transkript
O zaman az önceki hissiyatın aynısını Ertuğrul'a yaşatmak için tekrar aynı şeyleri konuşalım.
Konuluklar mı başlatsın demiştik programı bugün.
İki haftadır yeni yapmadığımız için unuttuğumuzdan bahsetmiştik sanki.
Abi acaba neden unuttuk?
Konuk olarak açayım mı o zaman? Evet, bir klasik soru.
Bir klasik olarak. Black Friday'e yaklaşıyor, bizim yoğunluklar artıyor.
Ne yapıyoruz peki Black Friday'de?
Niye yoğunluğumuz artıyor yaklaştıkça?
Yük testi yapıyoruz.
Uygulamalarımızı test ediyoruz.
Çıkan sonuçlardan maddeler oluşturuyoruz kendimize.
Bu sefer onları yapıyoruz.
Onları yaptıktan sonra tekrar yük testi yapıyoruz.
Loop'a giriyoruz böyle yani.
Evet. Yaptığımız madde test et.
Sonra yeni madde çıksın bir daha test et.
Yap bir daha madde çıksın.
Bu böyle bile 11.11'in Black Friday'a kadar gideceğiz.
Evet. Beklediğimiz bir yük var.
11.11 ve Black Friday'de planlanan bir şey var.
Concurrent User var. Buna istenen Şu an bütün ekipler teknik işler alıyorlar.
İşte yük testleri yapılıyor çok fazla bir şekilde.
Günde 3 ekip, 3-4 farklı ekip böyle yük testi falan yapıyor.
O yüzden böyle bir yoğunluğumuz var.
Bu da 2 haftadır yayın yapılmamamızın nedeni.
Programımızın ismini bile unuttuk galiba.
Söylemedik. Selam ekip programımıza hoş geldiniz diyerek şöyle programın resmi açılışını da yapmış olalım.
Bugün bizlerle Ertuğrul ve Kübra birlikte bir feedback almıştık yaptığımız yayında.
İşte konukların...
background'unu da duymak güzel olur diye.
O yüzden topu Ertuğrul ve Kübra'ya bırakayım.
Biraz böyle kendinizden bahsetmenizi dinleyelim.
Merhaba. Merhaba ben Ertuğrul Gamzam.
Bir buçuk senedir Trendyol'da çalışıyorum.
Promotion kupon ekibindeyim.
Bunun öncesinde ben Trendyol stajı olarak girmiştim.
Üniversite dördüncü sınıfta. Burada yeni mezunum.
Bu sene mezun oldum. Trendyol girmeden önce üniversite üçte ben çalışma hayatıma başladım.
Bir sene bir iş geçmişim vardı.
Sonrasında staj olarak Trendyol'a girdi.
Bir buçuk senede Trendyol'dayım.
Ben de tanıtayım kendimi.
Merhaba. Ben de aslında mezun olduktan sonrasında Trendyol'a girdim ama benim background'um biraz daha eski.
Aslında bu ekipte bir buçuk senedir bulunuyorum.
Gamgam'la hemen hemen aynı zamanda girdik.
Ondan öncesinde bir buçuk sene kadar da Network Departmanı'nda çalıştım.
Yine okurken ben de aslında itinim bilgi işleminde çalışıyordum.
Üçüncü sınıfta girmiştim.
Oradan sonrasında orada zaten networkla ilgilenmeye başladıktan sonra mezun olduktan sonra Trendyol'a girdim.
Trendyol'da networkla başladım.
Bir buçuk yıl sonra da rotasyon yaptım ve yazılım ekibinde işte promotion kupon ekibinde çalışmaya başladım developer olarak.
Bu şekilde. O zaman hemen ben bir soruyla başlayayım.
Network tarafından yazılıma geçtin.
Peki sence sizi zorlayan bir şey oldu mu?
Yani yazılıma geçerken.
Açıkçası oldu tabii ki de hani başlangıçta çok zorlandı.
Çok da stresliydim aslında bu kararı alma aşamasında da çok stresliydim.
Fakat sonrasında ekibin bana yardımcı olmasıyla benim zaten yaşayacağım zorlukları falan da böyle önden bir göze almıştım.
Bunları göze alarak ben böyle bir harekette bulundum.
O yüzden stresliydi, zordu.
Ama bu stresli ve zor olmasının yanında hafifleten, yardımcı olan kişiler de çok fazlaydı.
O yüzden çok zor geçmedi yine de.
Peki network tarafı çok farklı bir alan.
Böyle kendi içinde ayrı uzmanlıklara ayrılan.
Yazılım tarafı desen bambaşka bir taraf.
Nasıl karar verdin de network tarafından yazılıma geçtin?
Nasıl karar verdim?
Aslında geçmişi birazcık uzun ama çok özet halinde anlatayım o zaman.
Bizim zaten İTÜ'de okurken hani dedim ya bilgi işleminde çalışıyordum diye.
Orada işe girdiğimde biz genelde hani yarı zamanlı çalışanlar olarak belli projeler alırız hani.
ilgilendiğimiz gruba dair.
Bilgi işleminde üç grup vardı.
Yazılım, network ve sistem olarak.
Zaten orada ilk başta seçerken yazılım mı, network mu diye bayağı bir şey yapmıştım.
Arada kalmıştım. Sonrasında network seçmiştim.
O yüzden hep böyle aklımda bir soru işareti vardı aslında.
Okulda dersi işte bu gibi derslerde de keyif alıyordum zaten.
Oradan da aklımdaydı.
Bundan dolayı hani bir süre sonra tekrardan düşünmeye başladım.
Hani böyle bir hareket yapsam mı?
İşte böyle bir değişiklik yapsam mı falan diye.
Sonra bayağı bir tuz geçten geçirdim aslında düşüncelerimi.
Sonrasında bir kursa gitmeye karar verdim.
Öncesinde tabii ki araştırma işte bir şeyler yani bir sürü süreçten geçti.
Oralarda baymıyorum size uzattım bile.
En son bir kursa gitmeye karar verdim.
İşte Python kursuna falan gittim.
Sonrasında çok keyif aldığımı fark edince dedim ki ben bunu günlük hayatım içerisinde aslında böyle şeyler yapmak istiyorum.
Bunlarla ilgilenmek istiyorum dedim.
Orada biraz daha eminlik şeyi arttı.
Yani daha emin oldum bu konuda.
Ondan dolayı böyle bir karar aldım.
Sonrasında pişman olacağım mı?
Olur muyum? Geri döner miyim?
Çok fazla soru vardı kafamda.
Ama neyse spoiler olmasın bu kadar anlatayım.
Bence güzel bir yere getirdin.
Pişman oldun mu diye sorgulamak istiyorum ben de.
Tabii ki de olmadım.
Olsam da bu ödülüme karşı söyler miyim herkese?
Peki network tarafında böyle çalışırken orada uyguladığın pratikleri, burada uyguladığını hissettiğin oldu mu?
Bak networkta bunu öğrenmiştim, iyi ki bunu öğrenmişim deyip böyle ekibede anlattığın, öğrettiğin bir pratik oldu mu?
Böyle anlar çok yaşanmıyor çünkü...
Gerçekten böyle devopsçu olsam da hani yazılıma geçsem böyle anları çok fazla yaşarım eminim ki.
Ama network ile yazılım arasında böyle çok büyük ortak noktalar olmadığı için çok yaşamadım.
Ama yaşadığım noktalar oldu tabii ki de olmadı değil.
Ben daha önce bu arada network'tan yazılıma geçen herkesi tanımıyorum.
Büyük ihtimalle benim çevremin darlığıyla alakalı bu.
Çünkü kesin bir sürü insan geçiyordur ama hani düşündüğümde de network'tan yazılıma geçmenin aynı şekilde içerisinde olabileceğini çok öngöremiyorum.
Sen nasıl yaptın bunu? Yani ben de çok tanımıyorum ama mesela bizim ekipten çalışan bir kişi ilk kariyerine security'de başlayıp sonrasında yazılıma geçmiş.
Onu duydum ben de. Nasıl yaptım?
Şöyle yaptım. Zaten yani bir tecrübem veya işte bilim çok yani yazılım developer olacak derecede hani böyle şey başlangıçta çok iyi değildi yani.
Sonrasında bunu zaten açık bir şekilde söyledim.
Rotasyon yapma sürecinde bizim hani şeyin trend yolun daha...
O zamanlar yeni getirdiği bir kültürdü.
Rotasyon. O zaman hani ilk rotasyon yapanlardanım sanırım.
Zaten Cengiz abi ve Serhat onlarla görüştüm.
Onlara açık açık söyledim böyle böyle bir şey istiyorum.
Gerçekten istediğime karar verdim.
Ama dedim bu şekilde hani çok tecrübem yok.
Bilgim de yeteri kadar iyi değil.
Hani bu konuda hem yardıma ihtiyacım var hem de ben kendimi geliştireceğim.
Bunun sözünü veriyorum gibisinden söyledim.
Sonra ekibe katıldıktan sonra benim için ilk aşamalar biraz zordu.
Çünkü anlaması zordu, geliştirmesi zordu, üstüne bir şey katması zordu.
Ama ekipten insanlar çok yardımcı oldu bana.
Onların yardımıyla zaten bir şeyler daha kolay hale geldi.
Ben kendim ekstra çabaladım.
Zaten okuduğum bölüm seviyesiyle de çok uzak değildim.
Ama Java bana her zaman çok karışık gelmişti okurken.
Bir yerden sonra o kadar karışık gelmemeye başladı en azından.
İnsan neye alışmıyor ki?
Peki Ertuğrul sen de stajdan geçtin.
Normalde işte şeydir ya en azından şanslan benim öyle olmuştu.
Stajdaki öğrendiğim yaptığım işlerle gerçek hayatta döndüğümde yaptığım işler çok farklıydı.
Senin için de böyle miydi? Yani stajda burada gördüğün şeylerle işe başladığında yaptığın şeyler çok mu farklıydı?
Hayır hayır ben böyle bir şey yaşamadım.
Ben staja ne yapıyorsam aslında işe girdiğinde de aynısını devam ettirdim.
Sen diyordun zaten. Stajyerlere ekibin yaptığından farklı bir iş verilsin gibi bir olay yoktu.
Biz stajyer ilk girdiğimizde 3 kişiydik ekipte.
Checkout'un altındaki bir tane projeyi de platform etmemizi istediler.
Üçümüz bununla ilgilenmiştik. Sonrasında stajyerin ilk ayını bittikten sonra ikinci ayında kendi ekiplerimizi geçtik.
Bu ekiplerden devam etmeye başladık.
Zaten ekibe girdiğim anda ben hiç bir stajyermişim, farklı bir iş yapıyormuşum, en ufak bir ihtiyacım oluşmuyor.
Direkt normal bir de peri olmaya başlıyorsun.
Birisi anlatmaya başlıyor ve sen de işin içine dalmış oluyorsun.
Ben bir hafta sonra aslında şey dedim.
Ekibe gittikten biraz sonra sanki 6-7 ay da bu ekipteymişim de çalışıyormuşum gibi hissediyorum.
Hiçbir yabancı kişisi etmiyorum. Çok güzeldi.
Sürekli zaten uğraştığım işleri, stajlandığım işleri sonrasında da uygulayabilmek çok iyiydi.
Bir de bende şey korkusu da oluyordu her zaman.
Bir yerde staj yapacağım. Bu staj sonucunda hiç öğrenebilecek miyim?
Çünkü duyuyorum çoğu kişiden.
Staja gittim ama benimle ilgilenilmedi.
Veyahut da işte yeteri kadar bir şey proje yapmadım, iş öğrenemedim.
Benim gerçekten doğru doğru geçen bir hikayemde ve sürekli.
Kendimi geliştirdim. Yeni şey öğrendim.
Bir iki aydı aslında. Çok güzel bir deneyim ya.
Keşke ben de stajyer olarak böyle bir deneyim bir şey bilseydim.
En azından ilk stajımda. Ekibe gelip işleri yapmaya başladım dedin.
Peki o işler neler abi?
Yani ne tarz işler yapıyorsunuz siz ekip olarak?
Sizin ilgi alanınız ne? Abi biz de indirim ekibi olarak varsayabilirsiniz aslında.
Dediğim gibi stajın bitikten bir ay sonra ben Promotion Kupon ekibine geldim.
Ve bir buçuk yılda bu ekipteyim. Bizim yaptığımız iş indirim yapmak.
Müşterimize en ucuz şekilde ürünü verebilmek aslında.
Teslim edebilmek. İşte bunun altında promotion ve kupon domeni, bizim domeni, biz içeriyoruz, bizim yaptığımız işler arasında.
Neler yapar peki promotion kupon ekibi?
Promotion altyapısı altında, sepete birine girdiğinizde uygulanan ürün indirimleri veyahut da kargo bedava indirimleri, bunlar bizim promosyonlarla ilgili kısım.
Kupon kısmında ise, çantada kuponlarım sayfasına girdiğinizde kuponlar görüntülenmesi ve o kuponlar kullanılması, sepette hesaplanması, bunlar kuponla ilgili kısım.
Bunun dışında tedavi edeceğin kendi kuponlarını, promosyonlarını tanıdığı ekran hazırlanması da bizim ekibin, bizim domeninin sorumluluğundan alanlığa sahip.
Peki ekip olarak çalıştığınız diğer domenler neler?
Yakın çalıştığınız domenler var mı?
Evet abi. Yakın çalıştığımız domenler var, evet.
Checkout ekibi var. Checkout ekibiyle zaten yakın çalışıyoruz.
Onun dışında browsing ekibiyle yakın çalışıyoruz.
Ekofis ekibiyle, reform ekibiyle yakın çalışıyoruz.
Onun dışında DVH'la çok yakın çalışmıyoruz ama onlarla da geliyorlar bize.
Müşteri hizmetleri yine.
Bunlarla çalışıyoruz.
Peki Promotion Kupon ekibinin ekip yapısı nasıl?
Bu arada şu an bu soruyu sorarken de şey fark ettim.
Biz aynı ekipteyiz. İmincilerimize de onu söyleyelim.
Kübra ve Ertuğrul.
Keşke ben sorsaydım. Evet ya.
Ben de cevap atsaydım.
Aslında başka bir soru vardı aklımda.
Demek ki indirim için size geliyoruz gibi bir soru vardı ama okey bu da güzel soru.
Bir de geçen hafta da şey yaptık ya Ebru'yu almıştık.
Geçen hafta almıştık değil mi?
Trendyol'un asistan ekibinden.
Barış'la aynı ekipteydi Ebru'da.
Sanki böyle kadrolaşma var gibi bizim yayında.
Ne diyorsun Barış? Yani o kadar olur galiba.
Nasıl bir cevap?
Anlamıyorum sana. Demek ki Pratik ekibinden biri geliyor.
Hayır, hayır. Kadrolaşmış, imajı vermemek için onu çok ileride yapacağız.
O zaman ben şeymiş gibi, bilmiyormuş gibi ekip yapısını size sorayım.
Ekipte kaç kişi var?
Frontend, backend var mı?
Mesela frontend var mı? Bizim bir önceki ekipte frontend hiç yoktu mesela.
Sizdeki o yapılanma nasıl?
Mobil var mı? Ya da onu sorayım.
Biz cross-functione çalışan bir ekibiz.
Frontend yok. Hatta bundan 4-5 ay öncesek de aslında bir frontend projemiz de yoktu.
Yeni de kendimizin sona erdiği konusunda geliştiren bir ekibiz.
7 tane developerımız var.
Bu da 1 ay süreçte, 2 ay süreçte ekibimiz hızla büyüdü ihtiyaçlar doğrultusunda.
Bunun dışında bir tane QA'miz, bir de PM'imiz var ekipte.
Bu şekilde bir yapılanma var.
QA'yı duyunca testleri kim yazıyor diye sormak geliyor her zaman içimden.
Testleri kim yazıyor? Unit testleri yazmak zaten her zaman developerımız solunumda olan bir şey bizim ekipte.
Unit testleri olmayan bir MR aslında bizim için kabul edilebilir MR değil.
Testler... ilk bu aşamada yazılmaya başlıyor.
Sonrasında integration test aşamasında ise bu zamana kadar hep QA'deydi bu sorumluluk.
Artık biz bu yapıyı biraz değiştirme peşindeyiz.
Genellikle QA'de bir developer pay olarak hatta bu sadece iş yapan o iş yapan developer değil başka bir developer pay olup beraber integration testleri yazdığı dünya geçmek istiyoruz.
Bunu yapma amacımız şöyle bir şekilde developer integration testine girmediği sürece her zaman böyle tam bir testle kabullenmiş olmuyor aslında.
Ona göre sorumluluk sahibi olmamış oluyor.
Bizim de amacımız developerlarında integration testleri kabullenmesi, onlar üzerine bir sorumluluk hissetmesi ve testlerin geliştirilmesinde, ilerletilmesinde yardımcı olması.
Ve ekip sayısı da artıyor.
Ekiplik kişi sayısı da artıyor daha doğrusu.
Bu da ileriki aşamada QA çok fazla bir yük belirleyecek.
Hani QA tek başına yeterli developerların integration testini yazamayacak ileriki aşamada.
Bu yüzden biz de artık QA'yı yavaş yavaş peydolup kafasına girmeye çalışıyoruz.
Nasıl integration test yazarız.
Ufak bir sezillik, pardon mute'teymişim.
Ben bayağı konuştum. Tamam, okey.
Bugün nezaret gittim ya.
Çok özür diliyorum ya. Heyecanla bekliyorum abi sınavdaki sorunu.
Abi bekliyorum ya.
Bekliyorum ya. Bekledikçe diyorum daha zor bir sınav.
Hazırlık yapıyorum abi. Yazıyorum bir dakika.
Ağzını bittiriyorsun.
Biraz soru sormayacağım. Bir kağıt yazıyormuş böyle.
Nasıl daha zor hareket edebileceklerini düşünüyormuş.
Öyle bir soru soracağım ki.
Yok ya, o kadar değil.
Tamam, tamam. Devam ediyorum.
Süper abi. Anladığım kadarıyla developerlarla köyleri aslında ortak bir potada eritmeye çalışıyorsunuz.
Peki, ekibe yakın zamanda çok fazla kişi başlamış.
Bu insanların iş de çıkartması lazım ama yapıyı da öğrenmesi lazım.
Yeni gelen kişilerle de tanışması lazım.
Siz bu yeni gelen insanları nasıl onboard ediyorsunuz?
Bizim İK tarafından hatta bir strengt yolu olarak onboarding sürecine çok önem veriyoruz.
Özellikle bu remote sisteme geçtiğimizden beri, evden çalışmaya başladığımızdan beri insanlar uzaktan yeni bir ince girmenin yani adaptasyon sürecinin daha zor olabilme ihtimalinden dolayı
ekstra önem veriliyor bu onboarding sürecinde.
Dolayısıyla bizde bir body atanması oluyor öncelikle.
Yeni gelen kişinin bir body'si oluyor ekipten.
O body hatta işe girmeden önce arıyor.
Nasılsın, bir şeye ihtiyacın var mı, bilgisayarın geldi mi?
Böyle şeyler konuşuyoruz.
Hatta meraklı biri ise önden bile bazen yapıyı anlattığımız oluyor.
Ekipten Süleyman bunlardan birisiydi.
Onun dışına geldikten sonrasında zaten iki hafta boyunca belli, iki haftalık planı belli oluyor.
Bu plan içerisinde...
Tanışmalar olsun, teknik olarak hani yapımıza anlatma olsun, beraber pair olmak olsun, gol gol yapma saatleri olsun vesaire hani bunların hepsi yer alıyor.
İki hafta boyunca beraber çalıştıktan sonra kendisi başka ekip arkadaşlarıyla da pair olarak ilerleyebiliyor.
Kendisi zaten bu iki hafta içerisinde canlıya kodunu çıkmış oluyor aynı zamanda.
Bu şekilde. Bu BodyX Stage'in şöyle çok güzel bir noktası var.
Benim hoşuma giden. Biz işte bazı olduğumuz kişilerle kodları böyle satır satır inceliyoruz aslında.
Özellikle business kodun çok olduğu yerde çok detaylı bir şekilde inceliyoruz.
Bunun şöyle bir güzel yanı oluyor.
Biz bir yandan aslında birini koda çıkarken bir yandan da kendimiz bir şeyler öğreniyoruz.
Şu şekilde sonuçta farklı bir ekipten gelmiş, farklı bir yerden gelmiş ve farklı bir backgroundu var.
Yazdığımız bir kod üzerine şey de yapıyor.
Bunu böyle yapsak nasıl olurdu?
Veyahut da şöyle şöyle yaparabilir miydi?
Bazen hatta biri... Bunları duyduktan sonra gerçekten mantıklıymış falan diyoruz.
Bunları kodlayıp toplantı alanına gidip değerlendiriyoruz.
Yani bu bodywork süreci hem öğretme dışında kendinizi geliştirme aşamasında da çok fayda olan bir süreç.
Peki Artur, az önce şey dedin ya, ön yüz yoktu bizde birkaç ay öncesine kadar.
Ön yüz projesi geldi dedin.
Burada hangi teknolojiyi kullanıyorsunuz?
Burada Vue ile yazıyoruz kronotel projelerimizi.
Ve burada bir mikro kronotel sistem var aslında.
Sales Center ekibinin hazırladığı mikrofrontend altyapısı var.
Biz o altyapıya entekli olduk ve kendi projemizi oradan Vue'da geliştirmeye başladık.
Peki teorik olarak denilir ya, ekipler birbirine ayağına basmasın frontend'de, ayrı bir deployable'lar çalışsın.
Bunun avantajlarını görüyor musunuz?
Kesinlikle bunun özellikle mikrofrontend olmasından dolayı bunun avantajını yaşadığımızı düşünüyorum.
Aslında doğru söylemek gerekirse benim şu zamana kadar ciddi anlamda büyük bir frontend projesinin tecrübem yoktu.
O yüzden karşılaştığımdan ne kadar doğru bilmiyorum.
Ama şu an şunu söyleyebilirim tecrübelerine göre.
Biz burada bir frontend projesi geliştiriyoruz.
Var olan bir yapı üzerine.
Ve diğer şeylerden hiç etkilenmiyoruz.
Ekiplerin yaptığı diğer sayfaları hiç etkilemeden, direkt bağımsız bir şekilde kendi frontend, mikrofrontend projemizi geliştirip oraya entegre edebiliyoruz.
Hiçbir şekilde diğer ekipleri etkilemiyor.
Onlar bir bağırık. Aynı frontend projesinde çünkü birçok ekip çalışıyor.
Ama hepsi kendi projeleri, mikrofrontend projeyi geliştirdiği için hiçbirimiz etkilemeden, rahatlıkla.
geliştirme yapabiliyoruz. Çok güzelmiş abi.
Peki, bir dışında kullandığınız ne tür teknolojiler?
Özellikle işte backend tarafında mesela.
Backend tarafında Go ve Java Spring Boot tercih ediyoruz.
Bunun dışında .NET Core'da yaptığımız projeler var.
Database tarafında Couchbase kullanıyoruz.
Yine SQL Server, In-Memory Table'a da çalıştığımız yerler var.
Message Block olarak Kafka, RabbitMQ ikisinde kullandığımız yerler var.
Bu sorunun cevabı hep aynı galiba ya.
Trend yolu içinde değil mi? Evet yani galiba.
3 aşağı 5 yukarı halde oluyor.
Yani bir farklı olarak galiba şey var.
In-memory MS SQL'de in-memory table çok yaygın değil bildiğim kadarıyla.
Bir de Vue galiba aslında içeride çok da yaygın değil.
React böyle daha bir hakimiyete sahip.
Siz neden Vue'dan devam ettiniz?
Biraz şeyle, Seller Center'la ilgili sanırım.
Yani orada kullanılan uygulama Seller Center diye bir uygulamaya yazılıyor.
Seller Center işte şey gibi.
Canvio.com'a girdiğinde bir sürü sonuçta domenin ekranı var.
Aynı şekilde seller center için de öyle.
Bizim seller'larımızın kullandığı, satıcılarımızın kullandığı ekran.
Biz burada promotion ve poll ekranını yazıyoruz.
Surat şu an bana kızıyor.
Teşekkür ederim. Konuğumuz olarak cevapladın.
Aynen. Aşk olsun.
Sen şu an... Bence bütün sorularımı ona cevap verebilirim.
Gözü geldi. Canlı kanlı bir promotion kuponu artık.
Onur 10 TL'ye 1000 TL indirip.
Bir anda eski ekip arkadaşım var.
Bir anda yeni ekip arkadaşım.
Biz varız. Nasıl bir zaman acaba şu an?
Oo tamam ben baya konuğum şu an.
Artık ben sunucu pozisyona geçiyorum ve ondan başlayacağım.
Nasıl istedim ki onu? Abi bir kere bunu tecrübe et.
Ya hiç konuk oldun mu sen bir podcast'te?
Bir kere oldum ya.
Üretim bandında evet bir kere konuk olmuştum.
Çok keyifli program oldu.
Tavsiye ederiz podcast dinleyicilerine.
Güzel ekran var. Onur seyirlere bakmak istemediğim bir şey yoksa.
Özetle seller center mikrofrontend uygulaması Vue ile yazıldığı için orada o altyapıyla yazman gerekiyor.
Bu gereklilikten kaynaklı Vue seçim var orada.
Yani bizim belirlediğimiz bir şey değil demek istedim.
Anladım. Yani multi platforma destek vermek de aslında bir noktada gereksiz bir efor olacaktı.
Hem diğer desteklerim hem de Vue desteklerim çok gerçekçi de olmayabilir her zaman.
Peki Trendyol içerisinde aslında biz çıkabildiğimiz kadar fazla deployment yapmak istiyoruz.
Sizde bu durum nasıl? Sizinki aslında bir de biraz karışık bir biznesiniz var gördüğüm kadarıyla ve yaptığınız en ufak bir hata çok fazla yeri etkiliyor.
Siz ne kadar çok canlıya çıkıyorsunuz?
Biz haftada bir deployment yapan bir ekibiz.
Dediğim gibi genellikle çok hassas bir noktadayız.
Yaptığımız en ufak bir noktada promosyona fayda indirim programası veya az indirim programası gibi şeyler seyredip olabilecek bir noktadayız.
Hatta bu uçtan uca etkili bir şey.
Sadece siparişin geçme aşaması değil, iade edilirken de yanlış hesaplaması yapılacak bir durum.
Ama bizim her zaman en dikkat ettiğimiz şey, ekibimizdeki bir nasıl bir yoldan dolayı integration testler.
Çok sağlam integration testlerimiz var.
Bunlar bizim her zaman güvenlik bir şekilde hızlıca diploma çıkabilmemizi sağlıyor.
Bu yüzden hani hiç bizim için şey yoktur.
Cuma günü diploma çıkılmaz, gece şu saate diploma çıkılmaz, hafta sonu diploma çıkılmaz gibi olan yok.
Gün istediğimiz saatinde, istediğimiz zaman rahatlıkla...
deploy yapabiliyoruz.
Bu sıkıntı genellikle günde bir iki civarında oluyor.
Evet özellikle bu son dönemlerde hatta arttı.
Hatta geçen hafta cumaydı sanırım yanlış bilmiyorsam.
Gece en son iki buçukta karşı bez geçişi yaptık.
Gamgam ben, Onur diğer ekip arkadaşlarımız.
Bu dönemde hem bizim zaten Black Friday'e yaklaştıkça teknik anlamda dediğim gibi hani ilk testi yapıp kendimize maddeler çıkartıyoruz.
O maddeleri bir an önce yetiştirmeye çalışıyoruz.
Dolayısıyla bir yandan da bizden gelen istekler daha da azaldı tabii.
Bu geliştirmemiz gereken çıkardığımız maddelerden dolayı şu anda sprintimize bizden çok aslında teknik işler alıyoruz.
Ama ikisini de bir arada yürütmeye çalışıyoruz ve deployment hızımız da bu şekilde hem artıyor hem de herhangi bir saati yok dediği gibi gam gamında.
Cuma günü gece iki buçuğa kadar işte beraberdik yani.
Evet ya. Efsane bir geceydi.
Gerçekten devasa bir cluster'ı geçişini yaptık.
Ben orada şey hissettim ya.
Yani Couchbase ölmek gibi olmasın ama Couchbase gerçekten iyi bir database galiba ya.
Birçok şey problemimizi orada Couchbase üzerinde Couchbase'in fonksiyonlarıyla çözdük.
XTCR ya da işte filtered bucket'lar falan vardı.
Tavsiye ederim böyle bir bakmanıza.
Dinleyicilerimize ileteyim.
Peki benim bir sorum daha çok günlük rutin içerisinden.
Ertuğrul istersen senin bir şey ekleyeceğim bir şey var sanırım.
Evet bende Couchbase hakkında gerçekten hoşuma giden bir tur.
Yeni yeni okudukça açtıkça her seferinde vay be bunu da yapmışlar dedirten bir tur.
Ben de kullanırken eğleniyorum gerçekten Couchbase'e.
Sürekli şaşırtıyor beni çünkü.
Evet bir de şimdi Eventing diye bir şey de varmış.
Biz henüz kullanmadık ama planlıyoruz.
Herhangi bir şekilde bir vakit içerisinde bir değişiklik olduğunda.
biraz CDC gibi bir event fire ediyor ve oraya JavaScript kodu yazabiliyorsunuz, istediğinizi yapabiliyorsunuz falan gibi bir feature var.
Önümüzdeki haftada herhalde ona bakarız biz de.
Benim sorum da günlük rutinle ilgili.
Daha çok işte kendi içerisinde az önce bahsettin ya onboarding sürecinde payr, işte kod review yapıyoruz dedin.
Payr yapılıyor diyebiliyorum zaten trendi oldu.
Bütün ekiplere bu öneriliyor.
Bütün ekiplerden istemiyor.
Buradaki sizin günlük rutininiz nedir?
Ya da kod review yaparken baktığınız belirli standart dokümanınız var mıdır?
Biz de Payup Programming yapmayı tercih ediyoruz.
Payup Programming şu şekilde çok avantajlı oluyor.
Ekibimiz hızlı büyüyen bir ekip ve bunun sonucunda size ekiple ilgili yeni gelinen program yapmak lazım.
Ve aynı zamanda onların da bir yandan kod yazıp bizim domenine hakip olması lazım.
Ben şu şekilde düşünüyorum.
Bir projeye girip kod yazmaktan sonra her zaman kapatamamak oturmuyor.
Mesela sadece kodu okuduktan sonra...
Biz nasıl anlamış olmuyoruz ama ne zaman oraya girdiğimizde elimizi kraliye koyup kod yazmaya başladığımızda diyoruz ki gerçekten bu kral böyleymiş.
Veyahut da bize anlattığında o zaman kafamız oturtmaya başlıyor.
Bu şekilde sürekli payout programı iyi tercih ediyoruz.
Payout program dışında zaten iki hafta bir kod review toplantılarımız oluyor.
Kod review toplantılarında genellikle bir kod açalım inceleyelim değil de bu hafta kim ilginç bir challenge ile karşılaştı ve bunu nasıl çözdü.
Bunu birbirimizle konuşuyoruz.
Veyahut da nasıl çözülebilirdi. Bunun üzerine konuşup kapıyoruz.
Bu da bizim için çok eğlenceli gerçekten.
Bu arada Onur bir de Code Review ve aynı zamanda Code Review ederken veya Definition of Down gibi maddeleriniz var mı diye bir soru sordu sanırım.
Ona küçük bir açıklık getireyim.
Böyle maddelerimiz var aslında.
Bir dokümanımız var.
Aslında bir MR'ı Code Review ederken yani orada belli maddelerimize eğer uymuyorsa onu zaten direkt reddediyoruz.
Bizim asıl amacımız oradaki en önemli maddelerden bir tanesini söyleyeyim.
Sadece kodun güzelliği değil, aynı zamanda business rule'larını takip eden de bir kod olması lazım.
Bir review olması lazım.
Bu maddelerimiz dediğim gibi uzun uzun var.
Yorum satırıydı, refaktör edilmesi gereken yerlerdi.
Böyle uzayan maddelerimiz var, evet.
Pardon, ümitliymişim ya.
Arkadaşlar artık bilerek bir altyazı söylüyorum.
Gerçekten. Neyse devam ediyorum o zaman.
Trendyol aslında Trendyol yapan böyle şeylerden birisi de hani böyle çok fazla indirim olması aslında sitede ve hani şimdi de direkt bu ekiptesiniz.
Yani biraz böyle kritik bir yerdesiniz aslında ve büyük ihtimalle takip ettiğiniz işte bazı metrikler vardır hem uygulama basında hem de işte business metrikleri olarak.
Bunları takip ederken neler kullanıyorsunuz mesela ya da ne tür metrikleri takip ediyorsunuz?
Biraz buradaki yapıyı anlatır mısınız?
Burada dediğim gibi abi hep business metikleri takip ediyoruz.
Bunun yanı sıra sürekli production'daki uygulamamızın metiklerini takip ediyoruz.
Business metiklerinden bahsedeyim.
Dediğim gibi biz satıcılarla kendi promosyonlar ve kuponlarını tanımlamana izin veriyoruz.
Bununla ilgili geliştirmeler yapan bir ekibiz.
Bunların da kullanımı, ne kadar sıklıkla tedarikçiler kendi promosyonlarına, kuponlarına ulaştırıyorlar, ne kadar iptal olanı var.
Bunun gibi metikleri sürekli takip ediyoruz ve promosyonlar kullanım oranı, kodların, kuponların kullanım oranı.
Ne kadar indirim sağlıyor bunlar?
Bunların hepsiyle ilgili metiklerimiz var.
Bu sırada kullandığımız turlar ise birçok farklı tur kullanıyoruz.
Business metiklerimizi takip etmek için Grafana'ya, New Break'den faydalanıyoruz aynı zamanda.
New Break'den hem Business metiklerimizi takip etmek için faydalanıyoruz, hem de applicationlarımızı performanslar monitor etmek için kullandığımız bir tur.
Greylock kullanıyoruz, Locker takibi içi.
Yine Greylock'ta dashboardlarımız var.
Nivrelik kullanıyoruz aynı zamanda.
Nivrelikte dashboardlarımız var.
Greylock'ta dashboardlarımız var.
Grafana'da dashboardlarımız var.
Gamgam'ın dediği gibi.
Business olarak sadece kupon veya promotion'ın kullanılması, yaratılması vs.
bunlardan ziyade aslında sellerlere kendilerinin tanımladıkları promosyon ve kupon ekranları vermiştik.
Daha öncesinde bundan bahsettik.
Bunların son bir gün içerisinde kaç seller...
Kaç tane promotion veya kaç tane kupon yaratmış, kaçını iptal etmiş.
Böyle metriklerimiz de var aynı zamanda takip edebildiğimiz.
Scrum uyguluyorsunuz zaten.
Peki en son Retro'da aldığınız, bizim burayı iyileştirmemiz gerekiyor dediğiniz bir nokta ya da şey diye de düşünebilirsiniz.
Bence işte biz takım olarak buraya daha çok ağırlık vermemiz gerekiyor dediğiniz noktalar neler?
Ayrı ayrı sormak istiyorum burada.
Politik bir cevabı kabul etmiyoruz.
Evet politik. kabul etmiyoruz.
Açık, net. O zaman ben başlayayım.
Biraz zor bir soru.
O yüzden biraz mühitte düşündüm açıkçası bunu.
Evet zor bir soru. Bizde aslında şöyle bir şey oluyor.
Benim yaşadığım bir durum.
Gamgam da belki yaşayıp yaşamadığını benden sonra söyler.
Biz evet dinamik bir ekibiz.
Trend olarak çok dinamiyiz.
Gerçekten hızları, işleri hızlı alıp hızlı çıkıyoruz.
Bunun yanında getirdiği eksiler var işte.
Neler var? Mesela bir gün içerisinde bir işle uğraşırken çat diye bölünüyorsun, farklı bir işe bakabiliyorsun.
Burada böyle birazcık dağılma falan olabiliyor.
Veya işte aynı zamanda ekip bir anda büyüdüğü için de teyit yapıyoruz veya işte bir arkadaşımız bir şey soruyor, onunla ilgileniyoruz.
Farklı bir iş oluyor, bir anda o araya giriyor.
Hani böyle şeyler olabiliyor.
Belki bu konuda hani dinamikliğimizin yarattığı eksilerden...
Birisi olarak da hızlı hareket etme belki planını bir tık hani böyle eksik yapmamızı sağlıyor olabilir.
Ya da hani dilediğimiz gibi yürütmemizi engelliyor olabilir.
Benim bu söyleyeceğim şey olarak.
Ben de ekranın etkisi, etkisi olduğunu düşünüyorum.
Ben farklı bir açıdan şöyle bir düşüncem var aynı zamanda.
Hızlı hızlı sürekli bir işine çıkmaya çalışan bir ekibiz.
En iyi şekilde. bunu gerçekleştirmeye çalışıyoruz.
Bunun yanı sıra bazen şeyden ödüşü veriyormuşuz gibi geliyor bana.
Yeni bir şey araştırıp, yeni bir ürün deneyip, yeni bir teknoloji test yapmak.
Belki bu konuda kendimizi geliştirip, yeni bir teknoloji varmış, bununla bir projesi yapıp, belki production'a bunu kullanabiliriz.
Yani şöyle bir şey kullanıyoruz ama bunu değiştirebiliriz de diyebiliriz belki bazı yerlerde.
Black Friday'in de böyle bir etkisi var galiba ya.
Her takım hazır olarak girmeye çalışıyor.
Hazır olarak girmek de evet teknik tasklar ama bir yana da süreci iyileştirmek, business taskları.
Biz de yaşıyoruz benzer bir durum Ertuğrul.
Yanınızdayız. Bu sert sorudan sonra bir tane daha sert bir soru.
Çok yükleniyoruz diye düşünüyorum ama.
Canlı'da en son ne zaman bir incident yaşadınız ve nedeni neydi?
Nasıl bir aksiyon aldınız?
Ben buna cevap vermek istiyorum.
Yani direkt cevap vermek istemiyorum.
Bundan iki hafta öncesinde hani podcast yapacağız falan diye konuşuyoruz ya böyle.
Yani böyle neler sorulabilir falan diye gam gamla kafa yoruyoruz yani.
Ondan sonrasında neler sorulabilecek olasılığına karşı işte artistlik yapıyoruz.
Incident mu? Yaşamadık ki öyle bir şey falan diye.
Ondan sonra iki hafta içerisinde.
Kloster değiştirdiler.
Aynen kloster değiştirdiler.
Abi zaten kontenimizden beri belimiz doğru var abi ya.
O gece muhabbet yapmayacaktık.
Özellikle Gangam da böyle cümlelerinde çok meşhur bir insandı.
Küçük bir şey anlatayım hatta.
Bunu sürekli konuşuyoruz.
Biz Emotion Apir platform link aşamasında işte herkes tabii Promotion API'ye dair bir şeyler yapıyor.
Orada Gamgam çıktı dedi ki biz bu Promotion API'yi bitirince ne yapacağız yani?
Ne işimiz olacak ki dedi.
Cidden ne yapacağız acaba dedi.
Ve gerçekten çok daha fazla çalışıyoruz o günden beri.
O kadar çok iş geldi ki bize.
Hiç böyle boş kalacak bir zamanımız olmadı Gamgam bunu dediğinden beri.
Abi Cahit de öyle konuştu.
Kızmayın lütfen. Gerçekten bu şey ben girmişim Promotion.net platforma.
3 ay geçmiş ki gerçekten öyle giriyor.
Çünkü Promotion.net platforma bizim o kadar önem verdiğimiz bir projeydi ki.
Sanki ondan sonra hiçbir şey yapmayacakmış gibi dünya daha boş olacakmış gibi gelmeye başladı bana artık.
Ve TRT 3'e karşılaştığım en büyük çeneşti benim.
Ve bu arada Promotion.net platforma.
Ama keşke o lafı etmeseydim be.
Kusura bakma ki bir daha affet.
Son sözler. Evet Ertuğrul'un öyle bir şeyi var ya.
Nereye böyle şey yapsa Bruce çok iyi okuyor dese o sistem hemen çökmeye başlıyor.
O da bizim talihsizliğimiz.
Neyse ki podcast'imizi ölmedi.
Biraz sonra yaşadık ama.
Sen niye neden iki haftada podcast çekemiyorsun abi?
Hiç düşündün mü bunu? Ne?
Neden acaba? Her hafta rüzgarını çekerken.
Ben bir şey daha anlatmak istiyorum bu sırada.
Bizde nöbetçilik sistemleri oluyor.
Tabii her ekibin kendi nöbetçilik sistemi farklı olabiliyor.
Bizim ekip için haftalık nöbetçilikleri oluyor.
Aynı zamanda asil nöbetçi, yedek nöbetçi diye bir şey var.
Bir hafta Gamgam nöbetçiydi, asil nöbetçi.
Dedi ki bize akşam böyle saat 8 gibi falan.
O günde çok fazla alert aldık biz Slack kanalımızda.
Şey dedi, ben dedi 2 saat uyuyacağım, çok yorgunum dedi Süleyman'la bana.
Slack'tan yazıyor. İşte siz 2 saat benim yerime bakın dedi.
Biz de tamam uy dedik.
O 2 saat boyunca hiçbir alört gelmedi.
Sonrasında GamGam uyandı dedi ki tamam ben uyandım geldim dedi.
Ve 5 dakika sonrasında alört almaya başladık.
Şaka değil bu arada. Gerçekten tam olarak böyle gerçekleşti yani.
Bir avrometresi galiba.
Hayır ben takım arkadaşlarıma şüpheleniyorum.
Yani 2 saat boyunca böyle bir şey olamaz.
Bana da o sıra bilin. Notification'lar kapadı.
Sonrasında ben uyandıktan sonra açtığını düşünmeye başladım gerçekten.
O gün kötü bir gündü.
10 dakikada bir notifikasyon arıyorduk.
2 saat boyunca gerçekten notifikasyon almadık.
Bence bunun benle alakası var.
Komploşan kılıyor ekipte.
Adamı kötüye çıkartmak için.
Arkadaşlar çok teşekkürler.
Çok hareketli bir program oldu bu sefer.
Bu sefer derken önceki programlara olmadığı anlamına gelmiyor kesinlikle.
Şu an laflara gidilmiş bir fikrim yok.
Çok keyif aldık.
Ama bu keyfi biraz daha yükseltelim ve sizden bir şarkı alalım.
Abi sen şimdi düşünüyorsun ki biz şarkı söyleyemeyeceğiz değil mi?
Şimdiye kadar böyle. Biz buraya hazırlamak geldik bugün.
Kübra'ya program yaptık gecelerce.
Şarkı söyleyeceğimiz için. Gitar falan çalacak.
Öyle bitireceğiz yani. O zaman uzatmadan direkt size bırakalım mikrofonu.
Ne gelecek hadi bakalım.
Onu böyle üçten geriye doğru saysın.
Biz başlayalım. Hadi.
3, 2, 1.
1, 3, 2.
O tarz şeyler. Son 2.
Son 2, 3, 4.
Kaç kadeh kılınırsa.
Sağmış gönlümde.
Ben seni bir kere.
Öyle değil kanki ya.
Böyle değil miydi?
Hadi çalıştığımız gibi.
Unutamadım demen lazım.
Bir dakika kanka bende sözler gitmiş.
Onu başlattı abi.
Bu sefer doğru söyleyeceğiz.
Çok teşekkürler arkadaşlar.
Çok güzel programdı. Bayağı başarılıydı bence.
Tekrar söylemek gerekiyordu.
Kesinlikle katılıyorum. Ben neden kimseye şarkı söylemediğimi anladım.
Böyle yapıyorsun değil mi? O yüzden kimse şarkı söylüyor.
Kendisine farkına varıp söylemiyorlarmış meğerse.
Siz zaten bunu söyleyebilirdiniz.
Başka şarkı isteyecektik size.
O zaman bunu da söyleyeyim diyecektik yani.
Keşke olsaydı. Değiştirebilirdik.
Evet. Ben seni bir türlü avutamadım diye değiştirdim.
Kanki. Ben de sahne ilganı var.
Yoldan alıyor. Performandaki gibi performans sergileyemiyordum.
Bunun için uğraştınız yani.
Prova falan yaptınız. Şey mi diyeceksin şimdi?
Ploma yapmazsanız ne diyeceğiz acaba?
Bu ploma yapmış hali. Yok ya zaten yeterince kötü söylemiyoruz.
O yüzden öyle bir şey dememe gerek yok.
Şarkı söylemelerini istemiyorlarmış.
Burada bitti bu.
Evet niye söylüyor? Doğal bir şey gelişti ve şarkı söyletmemek için her şeyi yapıyor Fırat.
Trend yolu söylesin o zaman.
Asla. Asla.
Asla. Evet.
Haftaya görüşmek üzere arkadaşlar.
Hoş. O zaman bir önceki yayında kaydı var ama buraya koyuyoruz.
Açılış olarak. O zaman teşekkür ediyoruz Kübra, Ertuğrul.
Çok gerçekten keyifli bir yayın oldu.
Şarkı için de teşekkürler.
Teşekkürler arkadaşlar. Gerçekten güzel bir yayın oldu.
Evet. Sanışı çok güzel oldu.
Şey şarkıya kadar baya güzeldi gerçekten.
Abi özgürlüğümüz tanıştı ya.
Bunun için de hiç yalan almayacağım.
Bunun için de çalamayacağım ben ya.
Mahvedin beni. Spotify'da bir şey söyledik.
Ne olmuş? Güzeldi gerçekten ya.
Ben de çok teşekkür ederim. Gerçekten çok eğlenceli bir zaman geçirdim.
İlk defa böyle bir şey tecrübe ediyorum ve çok güzel oldu ya.
Teşekkür ederiz bizi çağırdığınız için.
Teşekkür ederiz.
Gerçekten keyifliydi.
Çok sağ olun. Diyoruz ve yayını ufaktan kapatıyoruz.
Buraya kadar dinlediğiniz için ve boşumuzu çektiğiniz için hepinize teşekkür ediyoruz.
Hoşçakalın. Hoşçakalın.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
