
Transkript
Biz az önce bu işte yayını açmadan önce bayağı kendi aramızda konuşuyorduk.
Boş yapıyorduk. Sonra dedik ki yayını açalım ondan sonra boş yapalım dedik.
Ve bir müddet daha boş yapacağız galiba.
Fırat bir boşun var mı? Şu an yok ya.
Bir anda böyle kafam gitti.
Bir yayın ciddiyeti geldi üzerime.
İstemsiz geliyor. Yapacak bir şey yok.
Yani bu konuda çok saygım var podcast sektörüne.
O yüzden şaka yapmayacağım.
Değil mi? İnsan herhalde şey böyle eleştirilecek, ağır eleştirilecek diye şey yapamıyor ya.
Boşuna yapamıyorum. Yani burada bana bir taş geliyor.
Hiç öyle bir şey yok. İliştiri bizim can suyumuz, damarımız.
Lütfen eleştirin bizi.
Teşekkür ederiz. Teşekkürler.
Kamu spotunda dinlediğimize göre aramızda bir konuğumuz var.
Ebru. Merhaba. Merhabalar.
Selam Ebru. Hoş geldin.
Sanki bir saat önce konuşmuyormuş gibi konuşuyorsunuz.
Evet ya. Belli ki resmen.
Merhaba Ebru. Hoş geldin aramıza.
Merhabalar. Hoş bulduk. Herkes merhaba dediyse ya.
Bir daha diyelim.
Çok güzel merhaba diyoruz.
Hemen o zaman giriş yapalım mı?
Ufaktan böyle. Biraz böyle kendinden ve çalışımlı domeniden bahsederek başlayalım.
Tabii ki. O zaman kendimden bahsedeyim.
Ben Ebru Gületçe ekibinde çalışıyorum yaklaşık 8 aydır.
O zaman birazcık da ekipten ve ne yaptığımızdan da bahsedecek olursam aslında.
Biz chat ekibiyle birlikte asistanı yazıyoruz.
Peki asistan ne yapıyor? Asistan en basit haliyle aslında kullanıcıların sorunlarını çözebilmek için geliştirilen bir uygulama.
Biraz detaylı olarak da anlatacak olursam asistan aslında iki kısımdan oluşuyor.
İlk kısım bizim...
Ekip içerisinde bahsettiğimiz adıyla chatbot, ikinci kısım ise live chat.
Chatbot tarafında online bankacılığa benzetiyorum ben genelde.
Burada daha önceden tanımlanan farklı topiklerde soruları yanıt bulabileceğimiz ya da çeşitli işlemler yapabileceğimiz kısımlar mevcut.
Örneğin ipsal iade gibi genel işlemlerin yanında iadenin alınmaması gibi bir problem varsa kargo firması hakkında bir şikayet talibi oluşturulabilir ya da fatura talebinde bulunabilir.
Eğer eksik ürününüz varsa bu ürün hakkında da işlem yapabilirsiniz.
Yani pek çok çözüm sunuyoruz aslında.
Her işlemin sonunda biz kullanıcıya diyoruz ki bu cevap senin için yeterli mi, değil mi?
Eğer yeterliyse tamam, tekrar soru sorup devam edebiliyor.
Ama eğer yeterli değilse orada müşteri temsilcisine bağlıyoruz.
Müşteri temsilcisine bağlanan kısma ise live chat diyoruz.
Burayı da ben WhatsApp'a benzetiyorum genelde.
Müşteri temsilcisiyle müşteri yazışıyorlar normal bir şekilde.
Bir de burada bahsetmem gereken aslında olmazsa olmaz bir şey var.
O da nedir? Hem chatbot tarafında hem de live chat tarafında biz kullanıcıların doldurmaları gereken bir anket sunuyoruz aslında.
Live chat tarafındaki anket birazcık daha müşteri temsilcisini ilgilendirirken chatbot tarafındaki anket ise birazcık daha bizim geliştirmemizle ilgili konular oluyor.
Yani biz chatbot anketlerini okuyup tamam artık şu feature'u geliştirelim dediğimiz çok oldu.
Ya da live chat'te sistemle ilgili bir problemi mi bulduğumuz çok oldu.
Kısaca asistan da bu şekildeydi aslında.
Peki Ebru şey dedin ya işte agent'lara bağlıyoruz dediğin live chat dediğin uygulama.
Bu uygulamada agent'ları hangi agent'a bağlanacağı üzerine veya işte sırada bekleme gibi külama gibi işlemleri de yine siz mi yönetiyorsunuz asistan ekibi olarak?
Hayır aslında o kısımları biz yönetmiyoruz.
Orada third party bir yerle çalışıyoruz.
Tam olarak yani biz işte şeyi söylüyoruz bu arada işte.
Elite ise farklı bir Q'ya düştün.
Normal kullanıcıysa, seller ise ya da influencer ise farklı bir kullanıcıya düşsün diyoruz aslında.
Ama oradaki Q yönetimini biz yapmıyoruz.
Biz sadece bu aradaki köprü gibi bir şeyiz.
Ebru herhalde burada seninle böyle doğrudan çalışmamış tek kişi benim.
O yüzden bu programın en önemli ikisi benim.
Bunu da kabul etmenizi bekliyorum.
Doğru. Yani sizin ekibinizle ben doğrudan çalışmadığım için siz kimlerle doğrudan çalışıyorsunuz o kısma çok hakim değilim.
Orada senden bir cevap bekliyorum.
Hemen o kısmı da açıklayayım size.
Aslında OMS DVH gibi her takımın çalışmakla yükümlü olduğu, çalışmak zorunda olduğu ekiplerle çalışıyoruz.
Ama genelde hani şu ekiple bu ekiple sürekli çalıştığımızı söyleyemem.
Tamamen Sprint'ten gelen işlere göre.
Örneğin çok yakın bir zamanda Seller tarafı da dedi hani biz de asistanı kullanmak istiyoruz o zaman.
Onlarla birlikte çalıştık.
Daha öncesinde de işte mobil tarafta birlikte çalıştık.
Bunun sebebi de neydi? Asistanı ve bir üzerinden mobil tarafa sunmak istiyorduk.
Onlarla çalıştık. Son zamanlarda da data science ile birlikte çalışıyoruz.
Sadece dediğim gibi tamamen Sprint'te o ay ne iş varsa o işi ilgilendiren ekiplerle çalışıyoruz.
O zaman ben de böyle hiç bilmiyormuş gibi ona bir soru sorayım.
Sanki ekibin hiç farkında değilmiş gibi.
Evet bak bu sürekli şey ediyoruz.
Ben size çalışmadım falan diyor.
Bu gizemini bir çözsek mi acaba?
Birimiz bir anlatsam mı bunu?
Başta anlatılabilir bir daha.
Evet belki de. Ben ve Ebru aslında aynı ekipte çalışıyoruz.
Onur da yakın zamana kadar aslında bizimle aynı ekipteydi.
Ki ayrıldı kendisi artık.
Başka bir ekipte şu anda. Evet onu söyleyeceğim bir şey var mı bu konuda?
Neden ayrıldın? Dramatik müzik.
Vav! Ayrılık değil ya.
Onu da açıklık ettirelim.
Şirkette bir rotasyon kültürü var Trendyol'da.
Özellikle konfor zona girmemek için uyguladığımız bir şey bu.
Atıyorum iki yıl çalıştın bir domeninde.
Artık hem yeni şeyler öğrenmek için, yeni domen öğrenmek için rotasyon talep edebiliyorsun.
Bayağı bir destekliyoruz.
Ben de iki yılın sonunda rotasyon talep ettim.
Vaziyet bu aslında. Deyip sorunu böldüm Barış.
Neyse. Yok ne demek. Tekrar topu sana bırakıyorum.
Yani aslında ben de şey soracaktım.
Biliyorum ama... dinleyicilerimiz de biraz öğrensin diye.
Chat ekibinin nasıl bir yapılanması var?
Chat ekibinin kaç kişinin developerlar, kaç kişinin QA, kaç kişi vesaire.
Onları biraz böyle anlatabilirsin.
Tabii ki. Chat ekibinde dört tane yazılımcımız var.
Bir tane QA, bir tane de PO'muz var.
Aslında biz de şöyle Frontend, backend diye çok ayrışmamaya biraz daha cross-functional gitmeye çalışıyoruz.
Çoğunlukla daha öncesinde frontend işlerini ben yapıyordum ama şu sıra birazcık daha backend'e giriyorum.
Backend'deki arkadaşlar frontend'e giriyorlar.
Çoğunlukla olarak da peyr ilerliyoruz bir sürü işte.
Nasıl peki sen frontend tarafında ağırlıklı çalışmış birisi olarak backend'e geçtiğinde senin için bir roadmap çiziliyor musun?
Orada nasıl destek veriliyor?
Nasıl backend yazabiliyorsun?
Bu konuda desteğim aslında Barış abi'den alıyorum.
Ondan öncesinde onunla...
İşte başlarda bir pair yapıyorduk sürekli.
Daha sonrasında şimdi diğer arkadaşlarımla birlikte bir iş geliyor.
Ardından hani bu işi ben kendime esayen ediyorum.
Sonra bir arkadaşımla hadi bunu yapalım şeklinde ilerliyoruz.
Yani tam bir roadmap denebilir mi bilmiyorum ama.
Bence denebilir ya. Baya roadmap yani.
Çünkü nereye gideceksin belli gibi.
Ben orada şeyi soracağım.
Frontend tarafında çalışmaya alışık bir insan olarak ve kendi geçtiğinde ne kadar zorluklar yaşadın?
Backend'e geçtiğinde aslında her şey çok yabancı geldi.
Yani inanılmaz bir yerlerden sürekli bir şeyler çıkıyor.
Ve buna adapte olması başlarda zordu.
Ama daha önceden işte Node kısmını falan da bildiği için hani öyle de şok olmadım.
Sadece Java kültürüne biraz aşina değildim.
Sevdin mi? Sevdim evet Java ciddi anlamda.
Birazcık daha hani object oriented bir dil ya Java.
Ama işte Node tarafı da işte functional.
Aynısı da bende olmuştu aslında.
Backend'den ve frontend'e geçerken de.
Benzer bir şey oluyor işte CSS ile falan özellikle hiç uğraşmadığın zaman gerçekten böyle uzun süre backend'de development yapan insanlar ya da bilmiyorum herkes öyle sanıyorum belki de belki öyle değildir.
Bir CSS ile vesaire uğraştığı zaman gerçekten çok zorlanıyor ya.
En azından kendim çok zorlandım yani.
Kesinlikle. Böyle bir kalıyorsun.
Peki geçtikten sonra sana bir şey veriliyor bir yön çiziliyor.
Aynı şekilde ekibe dışarıdan katılan kişilere de bir yön çiziliyor olmalı.
Özellikle bu remote çalıştığımız dönemde onboarding için neler yapılıyor?
Yani böyle front-end, back-end geçişleri dışında dışarıdan işte bir front-end developer ekibe dahil olduğunda ona bir roadmap çiziliyor mu?
Ona neler veriliyor?
Nasıl onboard oluyor? Hemen ondan da bahsedeyim.
Aslında biz genel olarak...
Trendyol'un onboarding programından da belki birazcık bahsedebiliriz.
Trendyol'a yeni başlayan bir kişinin mutlaka bir body'si oluyor.
Ve iki hafta boyunca sorunu olduğunda gelip o body'sine başvuruyor aslında.
Sonrasında o ay Trendyol'a teknoloji ya da CEO'su fark etmeksizin kimler başladıysa onların bir araya getirildiği ve değerlerden, işleyişten bahsedilen genel bir HR onboarding oluyor.
Bunun dışında ayrıca ekiplerin farklı onboarding süreçleri olabiliyor.
Örneğin Ecomcore olarak pandemiyle birlikte ekibe katılan her kişiye genel olarak uyguladığımız bir süreç var.
Ama bunun da öncesinde kafaların karışmaması için birazcık da Ecomcore'dan bahsetmek istiyorum.
Biz Ecomcore olarak birçok farklı ekiple olmak üzere Ecomcore'a bağlıyız.
Aslında Ecomcore bizim bir üst ekibimiz diyebiliriz.
Amaç işte yakın çalışan ekipleri bir araya getirmek.
Econcore olarak da biraz daha müşterinin alışveriş yaptıktan sonraki sürecinden sorumluyuz.
Ve ofiste bulunduğumuz süre boyunca yemeklerde, goy goy zamanlarında hep birlikteydik.
Econcore ekiplerinden hangi birine yeni katılan birinin badisi oluyor ama aynı ekipten de olmak zorunda değil mesela.
Ben farklı bir ekipten birinin badisi olmuştum geçenlerde.
Bahsettiğim bu genel HR onboarding'in dışında da demin de söylediğim Ecomcore üzerinde bir onboarding'imiz var.
Bu onboarding session'ları da çok çeşitli olabiliyor.
Örneğin CICD süreçlerinden ya da monitoring'in nasıl yaptığımızdan, test kültürümüzden tutun da işte body'nin kendi tecrübelerini anlattığı session ya da Ecomcore'a son katılan kişinin kendi tecrübelerini anlattığı
session'lar da oluyor. Çünkü biz uzaktan çalışmanın, adapte olmanın çok zor olduğunu biliyoruz ve bu onboarding'lerle bu süreci biraz daha smooth geçiş yapmasını sağlıyoruz.
Sonrasında da birazcık daha ekibine iş kalıyor.
Hani pay'e gidiyoruz genelde.
Süreç de bu şekilde ilerliyor.
Yani aslında ben daha önce sende hiç sizin takılmaya çalışmadığımı söylemiştim ama aslında sizden destek aldığımız durumlar oldu.
Biz de EconCore çatısı altında olduğumuz için.
React tarafına ilk girdiğimizde bizim tecrübemiz çok azdı.
O yüzden sizin ekibinizden destek aldık.
O yüzden bir teşekkür edeyim öncelikle.
Peki siz niye React'a karar verdiniz?
Çünkü biz de aslında React kullanmaya başlamadan önce Trendol içerisinde kullanan ekiplere baktık ve sizin bayağı başarılı olduğunuzu görmüştük.
Sizi React eğitemleydi ya da teknolojileri nasıl seçiyorsunuz?
O da şöyle aslında. Daha önce ben geldiğimde React vardı.
Ben de o şekilde onu yazmaya devam ettim.
Ama şu örneği verebilirim.
Ben işe yeni başladığımda State Machine yapısına geçmek istiyorduk.
Ve bunun öncesinde de bir tane POC çalışması yapılıyordu.
Trendyol'daki diğer ekiplerde de aslında bu POC çalışması yapılıyor.
Burada ne yapıyoruz? Yapılan, seçilen bu teknoloji bizim...
Problemimizi ne kadar çözüyor?
Bize yüzde kaçlık bir çözüm sağlıyor?
Ne kadar iyileştiriyor bizi?
Bu şekilde POC'lerle karar veriyoruz.
Öyle ilerliyoruz aslında.
Peki kullandığınız böyle farklı teknolojiler var mı?
Yine bilmiyormuş gibi sorayım.
Yani neler kullanıyorsunuz? Mesela chat ekibinde hangi teknolojiler kullanılıyor?
Biraz önce bahsettiğim React ve Java Spring Boot kullanıyoruz.
İşte Kafka, Couchbase, Postgre, CICD için GitLab ve Kubernetes diğer bütün ekiplerde genel olarak kullandığımız teknolojiler.
Gündelik rutininiz ne peki?
Mesela pay program yaparız, CD'li yaparız.
Böyle bir şeyiniz var mı?
Framework'ünüz var mı çalışmak için?
Code review'larda şuna dikkat ederiz.
Integration testleri development ekibi olarak yazarız falan gibi.
Böyle genel olarak sizin chat ekibinin bir manifestosu var mı?
Aslında buna tam olarak manifesto denir bilmiyorum ama son zamanlarda retrolarımızda da aldığımız kararlar bazında MR, mesela testiz MR kabul etmemeye karar verdik.
Backend tarafında da...
İşleri çoğunlukla TDD olarak yürütüyoruz.
İş yakışımız nasıl oluyor? Bir tane testi alıyoruz.
Daha sonrasında eğer uygunsa biriyle payır oluyor o arkadaş.
Ardından o bittikten sonra kanalımız var, select kanalımız.
Oraya atılıyor. Eğer uygunsa CodeReview'den geçiyor.
Sonrasında stage'e çıkıyor.
Stage'den testler bittikten sonra da proda alıyoruz.
Kışımız da bu şekilde. Peki Ebru, genel olarak yazılım geliştirme sürecinizde bir işi aldıktan sonra, bir feature geldikten sonra, onun canlıya çıkışı arasında?
Ne kadar bir süre oluyor? Yani ya da şöyle de sorulabilir.
Deployment sıklığınız nedir burada?
Aslında burada deployment sıklığımızı Forky Maps'e göre yapıyoruz da diyebiliriz.
Yani o lead time'ı azaltmaya çalışıyoruz.
Günde mutlaka bir iki kez burada çıkmayı amaçlıyoruz.
Ben Barış'la ne zaman konuşsam ama deploy yapamıyoruz.
Çünkü WebSocket kullanıyoruz.
WebSocket kopuyor falan diyor.
Ben emin oluyorum. Evet öyle bir şey var.
Ama tek bir uygulamamız yok ya.
Aslında yönettiğimiz microservice kullandığımız için.
Birden fazla aslında mikro servisimiz var.
Bir tane mikro servisimiz var ama WebSocket kullanıyor.
Orada da aslında şeyi araştırıyoruz.
Blue-Green Diplomacy, Kubernetes'i nasıl yapabiliriz?
Onu araştırıyoruz. Bir git-dep geçişi vardı yakın zamanda beklediğimiz aslında.
Orada bizim bir içeride platform ekibi var.
Platform ekibi aslında biraz bu tür işlerle uğraşıyordu.
Orada da Blue-Green Diplomacy'le ilgili bir çözüm bulduklarını söylemişlerdi.
Aslında biraz onu bekliyorduk. Şimdi aslında yakın zamanda biraz...
o tarafa yönelmeyi düşünüyoruz bir uygulamanız için.
Diğer uygulamalarda da aslında şey yazdık.
Apple'ın da dediği gibi yani sık sık deployment çıkmaya çalışıyoruz.
Orada da biraz deployment hızını arttırabilmek için feature flag'ler kullanmaya başladık.
Bu şekilde aslında biraz deployment frequency'nı arttırmaya çalışıyoruz diyebilirim.
Yani galiba sizin challenge'larınızdan bir tanesi WebSocket kullanıyor olmak.
Çünkü WebSocket kullanan bir uygulamada deployment yaptığınızda bu bağlantılar kesiliyor ve müşteriler EJIT'lerle konuşamaz hale geliyor.
Sözeceğimiz konulardan biri bu diye anlıyorum.
Başka ne challenge'larınız var? Başka bence bizim en büyük challenge'larımızdan bir tanesi asistanın success rate'ini arttırmak.
Yani biz istiyoruz ki özellikle chatbot tarafının kullanıcılarımız chatbot tarafında bütün işleri halledebilsin.
Demin ilk başta da bahsetmiştim online bankacılık gibi.
Hiç müşteri temsilcisine bağlanmasın biz bütün feature'ları onunla sunalım.
O zaman anladığım kadarıyla en büyük challenge bu olduğuna göre siz yazılım metrikleri dışında business metrikleri de takip ediyorsunuz.
Bunun gibi böyle başka takip ettiğiniz metrikler neler?
Biz aslında aklımıza gelebilecek her şeyi takip ediyoruz diyebilirim.
Birkaç örnek verecek olursam chatbot'tan live chat'e geçiş sayılarını burada ama ana amaç demin de bahsettiğim gibi kullanıcıların chatbot'ta kalmasını istiyoruz.
Daha sonrasında eğer kullanıcı gün içerisinde kaç kez chatbot'a geldi, gelince ne kadar, kaç kez live chat'e bağlandı, hangi konu başlığı kaç kez tıklandı, başarılı başarısız live chat görüşme sayısı.
Sonrasında demin de söyledim anketleri...
İnanılmaz bizim için önemli.
O anketlerin içerisinde geçen işte görüşme başarısız gibi kelimelerin sayıları yine çok önemli.
Teknik olarak da incident sayılarımız, code quality, contract test, integration ve end-to-end testlerimizi her ay düzenli olarak KPI Excel'inde tutuyor ve bunların sayılarını kontrol ediyoruz.
Aslında Trendyol genelde bir sürü ekip bildiğim kadarıyla biziz metkilerini takip ediyor.
Çünkü takım sorumluluklarından bir tanesinin de biziz metkilerini takip edip, mevcutlar üzerinden sonuç çıkartması gerektiği konusunda bir ortak görüş var.
Ben biraz retro konusuna geleceğim.
Bizim son retromuzda biz acaba yeteri kadar delivery konusunda odaklı değil miyiz?
Öyle bir sonuç çıktı. Task geliyor mesela stage'e, orada bir gün bekleyebiliyor.
Aslında bu çok da for key metreye uymayan bir şey.
Siz neler bekliyorsunuz? Ne tarz şeyler konuşuyorsunuz içeride?
Böyle kanlı detaylar alabiliriz.
Tabii ki bizim retrolarımız bu arada kanlı geçmiyor.
Ama bugün daha yeni hatta o retrodan çıktık.
Böyle bayağı sağlam bir retro yaptık, uzun bir retro.
Sizin takımdan da örnekleri aldık hatta Merve'den.
Burada aslında bizim fark ettiğimiz doğru puanlama yapıyor muyuz, yapmıyor muyuz sorusu biraz kafamızı karıştırıyor.
Dedik onun için bir toplantı yapalım.
Sonrasında BF yaklaşıyor.
Biz teknik tasklar yeterince alıyor muyuz?
Onu almadığımıza karar verdik ve artık hani %50 teknik task.
%50 business yapalım dedik.
Sonrasında sprint'e alınan daha önceki sprintlerde retro'larda alınan kararlar acaba uygulanıyor mu?
Bunların takibini yapabiliyor muyuz?
Sonrasında bugün de en hararetli bug'ları puanlamalı mıyız, puanlamamalı mıyız tartıştık.
Ne sonuç çıktı? Sonuç aslında bunu daha sonra konuşalım dedik.
İşte birkaç arkadaşımız puanlamalıyız dedik ki ben de onlardan hemfikirim.
Bazıları da aslında Instagram'ın yapısına bu ters denildi.
Henüz orada bir tam karar veremedik.
Evet yani orada aldığımız aksiyon planı aslında şey oldu yani bununla ilgili bir toplanalım.
Herkes o zamana kadar işte bir şeyler araştırsın gelsin ve o toplantıda bunun bir kararını alalım gibi bir aksiyon planı çıkardık aslında orada.
Ben de şeyi sorayım.
Peki sence böyle chat ekibi kendini hangi alanda geliştirmeye devam etmeli?
Bence abi chat botu geliştirmede yani yeni feature'lar çıkmada kendimizi geliştirmemiz gerektiğini düşünüyorum.
Daha sonra da Sen de biliyorsun bir sürü problem yaşadık bu third party uygulamayla.
Orada müşterilerimizi inanılmaz mutsuz ettiğimizi fark ettik.
Bu anketlere de yansıdı.
Bize de yansıyor aslında hem moral motivasyon olarak.
Çünkü çalıştığın uygulamanın en iyi şekilde olmasını ve insanların hizmet etmesini istiyorsun.
Ama elinde olmayan sebeplerle bu bazen problem oluyor.
Belki gelecek zamanlarda bu tarafa yüklenebiliriz.
Peki bir yalancının en korktuğu şeylerden birisi canlısı mı?
İnsanlık zaten canlıda yaşanır.
En son siz ne zaman yaşadınız bunu?
Canlıda problem ve neydi bu?
Böyle çok özel bir şey değilse.
Hiç özel değildi aslında.
En son dün patlattık sistemi.
Dün kapanış toplantısını yaparken hadi proda çıkalım dedik.
Ardından bir endpoint değişikliği oluyordu.
Ön tarafa bakması gereken endpointleri değiştirdik.
Sonra fark ettik ki web tarafında her şey güzel ama mobil tarafta bir türlü bağlanamıyoruz.
Ardından bu değişikliği geri aldık.
Aksiyon olarak da mobil tarafta iletişim kurduk.
Sizin white listemizde mi yok bu endpointler?
Buraya bir bakabilir misiniz diye öyle bir aksiyon aldık.
Yeni bir endpoint miydi ki?
Ne değişti? Anlayamadık da.
Aslında Endpoint'in baktığı yer değişti.
Prefiksi değişti gibi. Aynen.
Prefiksi değişti aslında. Dolayısıyla işte mobil ekipte güvenlik dolayısıyla WebView'de açan uygulamaları direkt bir whitelist'ten aldıkları için engellenmiş olduğu gibi bir şey çıktı ortaya.
Onda kısa sürede nasıl fark etmez?
Biz o anda aslında şöyle bir şey yapıyoruz.
Pro'da aldıktan sonra bir de Pro'da şöyle bir bakıyoruz.
Hani her şey düzgün çalışıyor mu?
LiveChat'a bağlanabiliyor muyuz diye.
Sonrasında orada fark ettik tam olarak toplantı anında.
Hemen geri aldık. Geçmiş olsun.
Çok teşekkürler. Bundan ne ders çıkardınız?
Bundan ne ders çıkardık?
Eğer böyle büyük bir değişikliklerde aslında hem web tarafını hem mobil tarafı bilgilendirme gibi bir ders çıkardık.
Çünkü aslında onların çatısı altında çalışıyoruz biz.
Yani direkt bam bam çıkmamak.
O zaman sizi salı günü dörtte insanın toplantısında bekliyoruz.
Her hafta katıldığımız gibi bu hafta da orada.
Bir de işte ben çete bağlandığımda gerçek insan var değil mi?
Gerçek. Çok sık sorulan sorulardan.
Bilemezsin. Robot var, gerçek insan var.
Yani belki gerçektir, belki değildir.
Nasıl yani? O kadar gerçekçi olabiliyor mu?
Bilemezsin. Bu yüzden çalışıyoruz Fırat.
Gerçek insanın adına bağlı Fırat.
O mantıkla siz de gerçek olmayabilirsiniz ama inanmak istemiyorum.
O zaman bir şarkı mı?
O zaman son iki, üç, dört.
Hadi bakalım o zaman bekliyoruz.
Bu şarkıyı eğer söylediğimi yayınlarsanız size koyulan platformlar derler ki podcastınızı alıp gidin.
O kızı da her yerden engelliyoruz.
Kaldırdık hesaplarını. Söyleyecek misin?
Hayır. Nasıl ya?
Dün böyle konuşmadık. Evet ama ya.
Ama dün de şakaydı.
Güldüm ya şaka olmasını anlamanız için.
Daha nasıl diyeyim? Çok üzücü.
Üçte sıfır şu an yani.
Konuklara yani şarkı konuşmak gerekiyor.
Şarkı söyleyeceğiz deyip sonra söylemedikleri de oluyor.
O kadar bir şey söyletmeyin o zaman ya.
İki kuple. Peki söylesen hangi şarkıyı söylerdin?
Evet şu anda mesela. İklerim açısını söylerdim galiba.
Hadi bir şey yapalım.
Abi yemezsin.
Peki o zaman. Öyle olsun Ebru.
Bugünlükte böyle kapatalım o zaman.
Triple kapatalım mı?
Ebru. Tamam Ebru.
Okey. Görüşürüz.
Chat ekibini de tanımış olduk.
Görüşeceğiz. O zaman gerçekten...
O zaman gerçekten kapatalım bir faktör herhalde.
Tamam mı? Evet. Tamamdır.
Ebru çok teşekkürler bu arada.
Onu da söyleyelim.
Ben çok teşekkür ederim.
Çok keyifliydi benim için.
Bizim için de öyle. Çok sağol.
Dinleyicilerimize de hoşçakalıyoruz.
Daha çok feedback bekliyoruz.
Hoşçakalın. Görüşmek üzere.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
