
Transkript
Herkese merhaba. Biz bir ekibiz podcast serisinin dördüncü bölümünde Ece ile birlikteyiz bugün.
Bu podcast serisini Mustafa Taşkın ve bendeniz Burak Sarp olarak naçizane ilerletmeye çalışıyoruz.
Bugün Ece'nin tecrübelerini dinleyeceğiz.
Ece hoş geldin öncelikle.
Hoş buldum. Sen de hoş geldin Mustafa.
Hoş bulduk. Ece bize kısaca background'ından bahsedebilir misin?
Tabii. 2002'de İstanbul Teknik Üniversitesi en üst mühendisliğinden mezun oldum.
9 yıldır da datayla çalışıyorum, datayla ilgili işlerde çalışıyorum.
Ve bir süre içerisinde Data Warehouse Development, analiz ve test süreçlerinde farklı rollerde ve farklı domenilerde yer alma şansı buldum.
Yaklaşık 4 senedir Trendyol DVH ekibindeyim.
Bundan sonra DVH'i de kısaltacağım sakıncası yoksa.
Trendyol'da DVH Development olarak başlayan yolculuğum daha sonra analiz ekibine yönelmemle birlikte farklı domenilerde de yer aldıktan sonra sales domeninde takım liderliği rolüne sınanmamla devam ediyor.
Biraz çalıştığın domenler bahseder misin?
Detaylandırır mısın Ece? Tabii.
Domain'den önce ekibi de tanıtayım aslında kısaca.
Çünkü teknoloji için de bir tık daha farklı kullanılan bir ekibiz.
DVH olarak Development, Analiz, Operasyonel Raporlama Ekipleri ve liderliğimizle birlikte yaklaşık 60 kişiyiz şu an için.
Ve büyümeye de devam eden bir ekibiz.
Neler yaptığımızı merak edenler için aslında ekibi daha detaylı anlattığımız Selam Ekip Data Warehouse için de o yeni bölümde dinlemelerini öneririm.
Domain'e dönecek olursak, analist ekibi olarak 8 domainimiz var toplamda şu an.
Ben de bunlardan biri olan sales domenindeyim.
Bu domeni e-commerce core olarak tanımlayabiliriz.
En çok ürün ve satış datasını kullanıyoruz.
Beş kişilik bir ekibiz.
Kategori, planlama ve son zamanlarda vites artıran international ekipleriyle çalışıyoruz.
En özet olacak şekilde aslında ürünün yapısı, ürünün yayına çıkma süreci, tanımlanan kampanya, promosyon, kupon bilgileri, stok ve fiyat hareketleri ve gerçekleşen sipariş datasını anlamlandırıyoruz
diyebilirim. Hazırladığımız raporlama ortamları kategori, planlama ve international ekiplerinin karar süreçlerine yön veriyor.
Veri kaynaklarımızdan oluşturulan raporlar ile analizler yapıp kampanyaları oluşturuyorlar.
Bu kampanyaların performansını anlık olarak takip edip strateji değişikliği yapabiliyorlar.
Bunun yanında domain olarak en önemli ürünlerimizden biri de şirket KPI'lerini oluşturuyoruz.
Bu metriklerin de anlığa yakın ve doğru olması business'ın kesimsiz şekilde devam edebilmesi için kritik oluyor.
GMV, Unit Sold, Real Drone'i, Bayer sayısı gibi tüm şirketin kullandığı pek çok satış metriğini ve karlılık hesaplamasını biz hesaplıyoruz.
Genel olarak sorumluluğumuz da tüm bu bahsettiğim süreçlere etki eden raporlama ortamlarımızı zenginleştirmek, iyileştirmek ve iç müşterimiz olan business ekiplerimizi kendilerine yön gösterecek data ile buluşturmak diyebilirim.
Çok güzel bir...
Çok hızlı oldu ya. Hızlı oldu.
Peki... Bu anlattığın yapının sen neresindesin?
Tam bir takım lideri olarak neresinde bulunuyorsun?
Ben de aslında bu süreçte yaklaşık iki senedir bu domenindeyim.
Yaklaşık iki senedir bu domeninde Product Owner, Data Warehouse Analyst olarak çalışıyordum.
Yaklaşık dokuz aydır da takım liderliği yapıyorum bu bahsettiğim domeni.
Çok iyi. Peki bu takım liderliği senin için yenilikler, sürprizler barındırıyor muydu?
Evet, çokça barındırıyordum diyebilirim aslında.
İki konu var aklıma gelen.
İlki benim aslında bu role fikri olarak hazırlanmam ve karar vermem biraz zaman almıştı, uzun sürmüştü.
Daha sonra böyle çekindiğim ya da gözümde büyüttüğüm şeylerin aslında iyi hissettirdiğini fark ettim.
En büyük sürpriz bu oldu sanırım.
İnsanların böyle hayatına, kariyerine etkileyecek olmak, gelişim alanları üzerine konuşmak, cesaret etmek de zorlandığım bir şeydi öncesinde.
Ama şimdi ekibimin her gün geliştiğini görmek, hep birlikte gelişmek aslında ve ileriye gitmek.
Mutlu ve ekibi sahiplenen bir ekip kurmak bana daha önce düşündüğümden daha iyi hatta bir tür gururlu hissettiriyor.
Böyle hissettiğimi düşünmemiştim daha önce.
Diğer bir sürpriz de şuydu.
Önceden ne yapacağımı çoğunlukla biliyordum.
Yani bildiğim sularda yüzüyordum.
Backlog'dan aldığım iş ya da bir incident çok bilinmez içermiyordu.
Ama şimdi birçok konuyu ve sorunu ilk defa deneyimliyorum.
Daha önce düşünmediğim konularda karar vermem gerekiyor.
Hem teknik hem soft. Pek çok konuda araştırma yapmam gerekiyor.
Ve bir kısmı Google'da cevap bulamayacağım şeyler.
Bu nedenle bana düşündüğümden daha çok gelişim olan açıda diyebilirim.
Ece, Trendyol'da bu işte data ile yaşamak Trendyol'un altı değerinden bir tanesi.
Data ekibindesin, DBC ekibindesin.
Önemli bir roldesin aslında.
Artı ve eksilerinden biraz bahseder misin bölümü?
Tabii. Aslında Trendyol'da bu kültür tabii sürpriz olmazdım tabi ama data ile karar vermek kötü.
Benim çok önemsediğim ve bu kadar aktif kullanıldığı için mutlu olduğum bir kültür.
Gerçekten Kimden geldiğinden bağımsız, ortak olan her fikri önce bir veriyle sorguluyoruz.
Bütün süreçlerimizin ortasında kullandığımız bir değer.
Ve aslında ekip olarak da trend yolda diğer ekiplerin karar süreçlerine etkiliyor olmamız ve desteklememiz aslında ekibin sorumluluğunu ve önemini arttırıyor.
Bu noktada artıları aslında özellikle soft skill anlamında pek çok gelişim alanı sağlıyor tabii ki.
Bir ekibi geliştirirken kendine de aynı zamanda alanı açmış oluyorsun.
bahsettiğim işte sürpriz olan bana şeyler, daha önce düşünmediğim şeyler şu an aslında benim için challenge oluyor.
Eksileri de sorumluluğunda olan süreçlerdeki detayları bilmekten uzaklaşabiliyorsun.
Bu böyle özellikle başlarda kötü hissettiren bir psikoloji olabiliyor.
Bilmiyorum tam eksileri demek doğru olur mu?
Ama başlarda en azından eksileri olarak algılanabiliyor diyebilirim.
Tam bir interview süreci gibi oldu.
Eksileri de örnek verip ama çok da eksilere girmeden.
Evet, şimdilik eksileri gibi geliyor ama belki aslında sonra artı gibi olur mu?
Evet, çok iyi. Peki Ece, biraz önce aslında biraz üstü kapalı şekilde bahsettin.
Bu takım liderliği rolü için biraz kaygıların olduğu, biraz düşündüğüm bir süreç olmuş galiba.
Bunu yaşayan başka arkadaşlar da olabiliyor.
Ya da kendilerine takım lideri olmak için hedef konan arkadaşlar oluyor.
Bu arkadaşlara nasıl bir hazırlanma dönemi önerisinde bulunursun ki takım lideri olduklarında sürece hazır olsunlar?
Aslında kendim için nelere daha çok hazırlansaydım daha kolay bir geçiş olurdu diye düşünerek cevap veriyorum bu soruya.
Öncelikle hangi ekipte liderlik yapacağından bağımsız aslında ne kadar çok kişiyle ve farklı durumda birebiler yaptığını payı büyük bence hazırlık aşamasında.
Mümkünse mentorluk yapmak da faydalı olacaktır tabii.
Çünkü ekipteki herkes farklı ve biricik.
Gerçekten o kadar kişiye has şeyler ki nasıl sorular sorup cevapları nasıl yorumlayacağım ve nasıl gelişim alanları çıkaracağım çok farklılaşabiliyor.
Birini tanıyıp anlayıp ona özel gelişim planları çıkarabilmek çok değerli oluyor.
Bu konularda biraz daha hazırlıklı olmak iyi olabilir.
Ben öncesinde daha bu kadar hazırlanmadığımı hissediyordum ya da yeterli hissetmiyordum belki de.
O yüzden panik olduğum anlar olmuştu bu kararı verirken.
Yine datacılar için özellikle literatür ve sektör araştırmalarına daha çok vakit ayırmak önemli.
Sektörde artık pek çok farklı data platform yaklaşımları var.
Birçok farklı şekilde modelleme yöntemleri uygulanabiliyor ya da hiç uygulanmayabiliyor.
Raporlama tool'larının sayısı ve yetenekleri hızlı artıyor.
Gündelik rutinde bir şeyleri daha farklı nasıl yapabilirim, başka yerler bunu nasıl yapıyor gibi konuları düşünmek ikinci plana atılabiliyor.
Ve bu gelişmeleri kaçırabiliyoruz.
Bunları takip etmek hem bakış açısını geliştirebilecek, vizyon katacak hem de iyi bir hazırlık olacaktır.
Bir de ek olarak DVH anayasaları için bizim süreçlerini iyi bilmek zaten yaptığımız iş gereği gerekiyor.
Bu noktada lead olmaya hazırlanan birinin aslında kendi domeninin dışındaki domeniler hakkında da bilgi sahibi olması, süreçleri tanıyor olması ve diğer domenileri yani tüm ekip etkilerinin işlerde sorumlu kalması da bence önemli bir adım
olabilir. Bahsettiğin gibi bu aslında bir süreç.
Hepimiz bu süreçte öğreniyoruz.
Devolup rüktan bir lead gollerine geldiğimiz zaman çoğu şeyi bilmeden önümüze geliyor ve kotarmaya çalışıyoruz.
Bu noktada destek ihtiyacı hissettiğimiz zamanlar olabiliyor.
Senin böyle zamanlarda başvurduğun yöntemler neler mi?
Tabii konuya da bağlı olarak ekiple konuşabileceğim bir şey ise direkt onlarla çözdüğümüz çok şey oluyor.
Değilse liderimden ya da ekipteki diğer arkadaşlardan destek istiyorum.
Bunların yanında Trendyol'un bize saldığı liderlik eğitimleri ve koşulluk seansları var.
Aslında oralardan da pek çok şey öğrendim.
Hatta herkesin benzer süreçlerden geçip aynı yerlerde zorlandığını gördüm.
Bence en güzel yanı bu oldu o eğitimlerin.
Bu nedenle o kaynakları da danışıyorum.
Eğitimlerde peyri olduğumuz diğer lider arkadaşlarla konuşup birbirimize danıştığımız konular da oluyor.
Tabii muhtemelen henüz yaşamadığım pek çok durum vardır.
Destek ihtiyacı duyacağım.
Ama Trendol'da herkes samimi bir şekilde birbirine destek oluyor gerçekten.
Bu nedenle yeni bir farklı bir durum olduğunda da bir şekilde destek bulabileceğimi hissediyorum.
Bu konuyla ilgili soru da her seferinde bana denk geliyor ama gerçi bu soruyu ben seviyorum.
O yüzden severek soracağım yine.
Takım ileri olduktan sonra sorumluluklarımızın değişiyor, etki alanlarımız değişiyor.
Bunlar önemli şeyler.
Takım ileri olduktan sonra da senin rolünde ve bakış açında ne gibi şeyler değişti?
Farklı davranışlarda bulundun.
Altında hani böyle çok biraz artık klişe olabilecek şeyler var tabii ki.
Hani biraz daha projelere geniş başka bir bakış açıyla bakmak, biraz daha bütün etkiyi görmek gibi, bütünsel etkiyi görmek gibi ama ben davranışımda nasıl değiştikleri olduğuyla ilgili şöyle bir örnek verebilirim.
En başlarda özellikle ekiple iletişim kurarken açık uçlu sorular üzerinden ilerlemek önemli.
İlk başlarda da birebir yaparken bu şekilde sorular sormaya daha fazla odaklandım ve kafamda provalar yaptım.
için diyeyim. Biraz kafayı böyle takmıştım kafamda sürekli.
Birebir senaryoları düşünüyorum.
Cümleleri böyle daha düzgün nasıl kurabilirim gibi hazırlık yapıyordum çokça.
Gündelik hayatımda da açık uçlu sorularla iletişim kurmaya başlamıştım istemsiz olarak.
Yakındaki insanları sürekli peki bir sana ne hissettirdi?
Böyle olmaması için ne yapabilirdik?
Peki sen ne yapmak istiyorsun? Tadında sorular sorma noktasına gelmiştim.
Bu noktada çevremden bir görüş almıştım.
Yani senin çok böyle gerçekten yakınındakilere de iletişim şeklim değişmişti.
Güzel bir süreç olmuş. Bu soru biraz daha spesifik olacak.
Bir takım lideri, lider olarak seni zorlayan konuları sorsak nasıl cevap verirsin?
Ve bunlarda nasıl başa çıkıyorsun?
Gidişle zaman yönetimi demek tabu olacak galiba bu podcast'ta ama hani buraya böyle dıt falan diye koymak isterseniz bilmiyorum.
Çok zaman yönetimi diyoruz ama bu hepimiz için ortak bir sorun sanırım.
Ben de kendim için bunun nedenlerini düşünüyorum sık sık çözebilmek için.
Tabii ki ortada bir gerçek var.
Toplantı sayısı artıyor. Destek olman gereken kişi sayısı artıyor.
Yani sonuçların artıyor. Haliyle eskiden yaptığın şeylere aynı şekilde devam etmek çok mümkün değil.
Benim en zorlandığım konu her şeye yetişmeye çalışmak oldu bu yüzden.
Şöyle düşünüyorum. Güçlü yönlerin ve muhtemelen seni bu rol ile getiren özellikler, iyi yaptığın şeyler, timlice olunca zayıf yönlerin olabiliyor.
O yüzden eski alışkanlıkların aynen devam etmek yerine bir tekrar değerlendirmek gerekebiliyor.
Ben bu konuda hala zorlandığım günler oluyor o yüzden tam olarak başa çıktım diyemem.
Örneğin domeninde en eski kişi benim.
Neredeyse çoğu akışı ya ben yazdım ya da yazım aşamasında bulundum.
Bu nedenle bir değişiklik yapılacağında ya da bir sorun olduğunda zaten biliyorum hemen yapıvereyim, hızlıca yazarım, ben bakayım şeklinde çok avladığım durum oluyor.
Bu da aslında hem ekibin o konuyu öğrenmesini engelliyor hem de bende bir yığılma yapıyordu.
Oysaki önceliğim bir işi hızlıca sonuca ulaştırmaktan çok bunu ekibi geliştirecek şekilde yapmak olmalı.
Artık buna daha çok dikkat ederek daha çok peyr olmaya ve aktarım yapmaya çalışıyorum.
Aslında bunun bir nedeni de biraz kontrolcülükten ya da garantici olmamdan kaynaklanıyor.
Böyle detayları kaçırmak istemiyorum sanırım.
Çok kişisel mi olduğunu bilmiyorum ama bu da aslında eski alışkanlığımı devam ettirmek istediğimden oluyor.
Bunları bir süreçlerine daha çok dahil olarak çözmeye çalışıyorum.
Tabii ki kolay bir süreç değil.
Başa çıktığım ya da henüz çıkamadığım pek çok zorlukları var.
Ama hem ekibim hem liderlerim mümkün olduğunca kolaylaştırmaya çalışıyor diyebilirim.
Domain'de eskiyim dedin.
Muhtemelen bu süreçte birçok böyle anı birikmiştir sende.
Domain'le ilgili, ekiple ilgili, trencolla ilgili.
Böyle o zaman yaşadığında çok böyle panik olduğun ama şimdi baktığında böyle güzel bir an olarak hatırladığın bir an var mı?
Tabii çokça oldu. Şu an böyle üzerinden vakit geçince etkisi daha az gibi geliyor ama böyle uykusuz geceler geçirdiğim sabah...
Panik içinde uyandığım çokça günler oldu.
Bunlar aslında en çok bizim replatformik süreçlerinde yaşadığımız konular oluyor.
Biz de bir direkt müşteriye, direkt canlı sisteme etki eden bir ekip olmadığımız için etkisi iç müşterimiz olan bizim sekipleriyle aramızda yaşanıyor daha çok.
Bu da aslında veri kaynaklarımızda bir şeyin o gün tamamen yanlış görünmesi ve biznesinin aslında karar süreçlerini aksatması şeklinde sonuçlanıyor.
Genelde replatformik süreçlerinde en çok yaşadığımız panikler bunlar oluyor.
Son bir soru soralım Ece sana.
Sonra geyik muhabbetine çeviricisi olayım.
O zaman Ece biliyorsun bizim Trendol'daki altı değerimizden bir tanesi data ile yaşamak.
Data'ya çok önem veriyoruz. Sen de data'nın kalbinde olan birisi olarak senin için data ile yaşamak ne ifade ediyor?
Bunu bize biraz açabilir misin?
Tabii ki. Data ile karar verme kültürünün benim için ne kadar önemli olduğu sürpriz olmaz herhalde şu anda.
Aslında backlog yönetmekten yapacağımız projeleri, kullanacağımız tool'ları seçmeye.
Yaptığınız işlerin sonuçlarını ölçmeye kadar hayatınızda olan bir süreç data ile karar verme.
Alınan kararları ekip olarak benzemeyi de çok kolaylaştırıyor.
Bu noktada da Trendyol'da diğer ekiplerin karar süreçlerini kolaylaştıran, etkileyen, destekleyen bir ekip olmamız ekibin önemini ve sorumluluğunu arttıran bir şey.
Bizim domen özelinde datanın şöyle de bir önemi var.
Satış metriklerini oluşturduğumuz için örneğin bir tane metrikte yüzde...
birlik oynama, karlılığı ne kadar etkiler, günlük şu kadar GM'i getirisi, NM'yi ne kadar etkiler gibi şeyleri aslında kafadan direkt hesaplayabilir hale geliyoruz.
Bu yüzden aslında şirket TPI'lerine, şirketin takip ettiği metriklere de sıra hakim oluyoruz böylelikle.
Ece güzel sohbet için teşekkür ederiz.
Ağzına sağlık. Sana bir fıkra anlatacaktık ama sende de beceremedik bunu.
Ama biliyoruz sen yelken sporuyla baya ilgileniyorsun.
İşte Burak'la ben daha başlangıç aşamasındayız.
Burak daha da bir başlangıç.
Bize böyle yayken sporunu sevdirecek bir anı anlatır mısın?
Tabii. Anı olarak anlatacağım şeyler aslında biraz acı dolu, biraz böyle zorluk dolu şeyler oluyor.
Direkt onları anlatıp gözünüzü korkutmayayım ama sevdirecek şeyler bence şunlar.
Senin olmadığı bir koyda kaldığımız yüzüğümüz ve sabah kafamıza göre başka bir koya gittiğimiz işte ya da...
Yelkenle aslında tabak kadar hiç rüzgar olmayan bir havada öylesine denizin ortasında durduğumuz, yelken yapmadığımız anda bile denizi seviyor olmak, denizin içinde olmak çok güzel.
Burak hala yelken düşünüyor musun?
Bak rüzgar falan kesiliyormuş denizin ortasında.
Yani sen biraz önce bana lütuf gösterip başlangıç aşamasında dedin ama ben daha başlangıca başlangıç gibi bir seviyedeyim.
İşte o kadar varmak çok zor.
Çok sofistike bir spor bence ya da yaşam tarzı.
Sorumlulukları çok fazla.
Her zaman her duruma hazır olman gerekiyor.
Aslında bu liderlik rolleri için çok güzel bir pratik.
Her zaman kontrol sende olmayabiliyor.
Başka konular devreye girebiliyor.
Bu gibi koşullara hazır kalmak, daha önceden bunlara hazırlanmış olmak yelkinin gereksinimleri arasında.
Bu yüzden beni çekiyordu biraz. Bunu da şöyle kapatalım.
Uzun zamandır kendi ekiplerimizle de arkadaşlarla konuştuğumuzda ben bir olay üzerine çok durmaya başladım.
Güzel de feedbackler alıyorum bununla ilgili.
O yüzden burada da paylaşayım dedim.
Belki kendine takım lideri veya liderlik hedefi olan arkadaşlar vardır.
Ucundan kıyısından bir şey alabilirler gibi.
Bu jargon adı hazır olmakla hazırlıklı olmak.
İşte bazen hayatımızda şey olabiliyor.
Hem kendi kişisel hayatımızda hem de profesyonel hayatımızda.
Bir olaya çok istekli olabiliyoruz.
Sanki yapabilirmişiz gibi geliyor.
İşte bir zaman geçtiğine göre işte ben 5 yıl oldu artık bunu yapabilirim.
10 yıl oldu artık ben bu seviyede olabilirim ama bununla beraber paralelde hazırlıklı olmak da gerekiyor.
Sadece hazır olmak yetmiyor.
Bunu paylaşmak istedim.
İnsanlar ya da bizim gibi developerlar belirli bir sorumluluk almadığı önce kesinlikle ona kendini hazırlamalı.
Onunla beraber bir süre yaşamalı.
Buna her zaman hazır olmak gerekiyor.
Neyse ya saçmaladım ben. Ece biz şey yapalım ya.
Yelken muafiyenin devam edelim.
Bırak orada. Şey çok hoşuma gidiyordu benim yalnız biliyor musun?
Yelkene başlarken.
Ya başlarken dediğim de o da beni aslında birazcık çekiyordu böyle.
Her türlü koşula hazırlıklı oluyorsun ya.
Telsizin gidiyor yedek bir telsiz çıkarıyorsun.
İşte halatın kesiliyor hemen.
Yeni bir çözüm buluyorsun oraya bir şey yapıyorsun falan.
Bu gerçekten çok çekiyor aslında beni biraz ama bilmiyorum.
Zorluğu da vardı tabi Ece.
Biraz daha pratik yaptığı için, bayağı pratik yapmışlar herhalde.
Zorlukları da vardır yani bazen de uğraşmak zor geliyor olabilir.
Ben bir örnek vereyim bununla ilgili.
Hem böyle bir hazırlıklı olmakla hazırlıksız olmak arasında dediğin şeyle ilgili olacak.
2 sene önce sanırım, 3 sene önce diyeyim.
Yelkenli Göcek'ten Meis'e doğru gidiyoruz.
Meis'te karşılarında bir Yunan adası.
Meis'ten hemen önce Rho diye bir ada var.
Yerleşim yok. Adanın üstünde sadece askeri bir üst var.
Orayı da çok seviyoruz.
Orada böyle gidip biraz kalıp dönebiliyoruz.
Kimse pek bir şey karışmıyor eğer böyle çok sorun yoksa.
Ülkeler arasında o sırada bir olay falan yoksa.
2-3 sene önce yola çıktık.
Giderken sanırım nerede olduğunu bilmiyoruz.
Teknenin pervanesine bir poşet dolanmış.
Ve Rowe Adası'na gittiğimizde aslında yeri...
Yanlaşmak için demiri attıktan sonra karaya da iple bağlamamız gerekiyor tekneyi.
Yanlaşmak için tornistan verdiğimizde bir anda motor durdu.
Böyle küçük bir sesle beraber.
Ve motor bozuldu orada.
Çalışmadı daha hiç. Motor orada bozulunca biz yanlaşamadık da sadece demirde durduk geçici olarak.
Ama demiri atmıştık. Demirimiz tutmuştu.
Geceyi o şekilde geçirdik.
Sabah oldu. Bu arada yardım istedik tanıdığımız.
bize yardımcı olabilecek kişilerden.
Onlar da biz o sırada Yunan sularında olduğumuz için bize yardıma gelemeyeceklerine bizim en yakın işte Kaş Marina en yakın yerde bir marineye gelip oradan yardım alabileceğimizi söylediler.
Ama bizim Rol'dan Kaş Marina'ya gitmemiz için bir şekilde motor gücüne ihtiyacımız var.
Direkt gelken de. Yola çıkmamız bayağı zor.
Sabah oldu. Biz sabaha kadar böyle tavşanın uykusunda diyeyim nöbetleşe nöbetleşe durduk.
Sabah uyandık. Hiç rüzgar yok.
Öğleye kadar hiç rüzgar yok.
Çıkan rüzgarın da aslında bizi koydan çıkarabilecek bir şekilde esmesi lazım.
Öyle bir ortam yok. Yağmur yağdı.
Yani şartlar hiç istediğimiz gibi gitmiyor.
O sırada bir tane yabancı bir tekne geldi.
Biz tekneye yüzerek...
Gidip tekneye geldik, biz tekneye el salladık uzun uzun.
Böyle kendimizi göstermek, yardım istemek için.
Teknemize eliyle böyle selam verip onlar da bize el sallayıp geçtiler.
Daha sonra başka bir tekne geldi yabancı.
Onların yanına gittik yüzerek, yardım istedik.
Tekne bizi bağlayıp kendisine koyun dışına çıkardı.
Daha sonra aslında o açık sudan kaşa kadar, yelken yaparak Kaşmarine'ye kadar girdik.
Ama saatler sürdü.
Yani aslında çok böyle kısa olabilecek bir yolculuk bizim.
Gerçekten neredeyse bir günümüzü, saatlerimizi aldı.
Ve o gün için aslında bambaşka planlarımız vardı.
Yani o gün gideceğimiz yer, yapacağımız şeyler bambaşkayken aslında tamamen o şartlara uyum sağlamak durumunda kaldık.
Aynı şey bu senede şöyle bir şey oldu.
Bir yere demir attık.
Böyle tam... Çok güzel işte, çok güzel yere geldik, istedik.
Bütün gün güzel deyelken yaptık.
Böyle keyfimiz çok yerinde. Demir attık, yanlaştık.
Böyle içeceklerimizi içiyoruz, keyif yapıyoruz falan.
Baktık sonra rüzgar artmaya başladı ve biz kayıyoruz.
Bayağı bir kaydık, kaydığımızı fark ettik.
O sırada böyle hemen bütün keyfi bir kenara bırakıp, ciddileşip, hemen topla topla demiri, her şeyi topla ve bambaşka bir yere git gibi bir plan değişikliğine gitmemiz gerekti.
Böyle şeyler... Çok olabiliyor.
O yüzden hep ayık olup böyle hemen ayak uydurabilmen gerekiyor.
O yüzden Burak az önce bahsettiğin aslında bir şeylere hazırlıklı olmak ya da hemen ayak uydurmak, hemen aksiyon alabilmek önemli oluyor bence de.
Tamam ya Burak alır, geldim artık.
Bir gün olacak ama o.
Ne zaman? Çok teşekkür ederiz.
Konuk oldun. Güzel bir muhabbet yaptık.
Ben teşekkür ederim. Görüşmek üzere.
Görüşmek üzere. Görüşmek üzere.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
