
Transkript
Selam herkese. Biz bir ekibiz podcast'ini, ikincisini düzenliyoruz.
Burak'la bu podcast'i götürüyoruz.
Bugünkü konuğumuz da Utku Sönmez.
Utku, kendini biraz tanıtır mısın?
Selam herkese. Aslında benim ismim Hüseyin Utku Yaşar Sönmez ama kısaca Utku diyebilirsiniz.
2012 Anadolu Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği bölümünden mezun oldum.
9 yıllık bir kabaca tecrübem var.
Ticaret ve fintech sektörlerinde çalıştım.
Mezun olduğumdan beri...
Java Spring ile geliştirmeler yapıyorum.
3,5 yıldır da Trendyol'da çalışıyorum.
Şu anda Engineering Manager pozisyondayım.
Son 2 yıldır da Go'yu aktif kullanmaya çalışıyorum biraz daha.
Trendyol'da hangi ekiplerin sorumluluğu sende ve hangi ekiplere destek oluyorsun?
Trendyol'da aslında bir domain ve iki BFF ekibiyle çalışıyorum.
Yani bu BFF domain kavramlarını da biraz daha açıklamak lazım.
Domain ekibi belli bir konuyu ve tam anlamıyla sahiplenip çözümler geliştiren bir ekip diyebiliriz.
Burada user-generated content dediğimiz trend yolda UGC deniyor.
Bu ekibin ana sorumluluğu ürün ve mağaza değerlendirmeleri, ürüne yapılan sorular, mağaza ve müşteri arası haberleşme gibi konuları çözüyor.
BFF ekibi de belli bir frontend için dataları toparlayan, gerekli verileri hazırlayan, yorumlayan, uygulamaları geliştiren.
diyebiliriz kısaca. Aslında bizim Trendyol'daki görevimiz Trendyol mobil uygulamasını yani mobil back-end olarak çalışmak.
Burada bu ekiblerin sorumluluğunu ikiye böldük böyle.
Trendyol mobil uygulamasını biliyorsanız işte sepet öncesi ve sepet sonrası gibi iki ayrı sorumlulukları var ekibin.
Böyle ilerliyoruz. Ekipler genellikle Şeva kullanıyor, işte Kova kullanıyor.
Bu üç ekipte toplam 18 kişi var.
İşte UGC ekibinde 5 back-end.
İki frontend işte bir QA, iki de product manager arkadaşımız var.
QFA ekibinde de işte sekiz backend developer, iki tane QA, bir de product manager var.
Frontend konularını böyle kendi yağımızda çözmeye çalışıyoruz.
Diğer ekiplerden de zaman zaman destek alıp.
Peki Grand Yolda sahip olduğun team manager rolü ne gibi sorumluluklar bağlandırıyor?
Domainle düşünürsek. Genellikle aslında işte bir...
Takım lideri ya da işte engineering manager'ın işte kabaca sorumluluğu işte ekibin ürettiklerinden, etkisinden, işte çevikliğinden, domeni ne kadar sahiplendiğinden, işte karar vermesinden, sürekli böyle daha iyi
aramasından, neyi, nereden yapıyoruzu böyle anlatmaktan geçiyor.
Yani bir engineering manager'ın ya da işte takım liderinin sorumluluğu kabaca bunlar diyebilirim.
Genellikle benim de çoğu zamanım bunlarla geçiyor.
Yani ekibin rotasını çizmek, işte nasıl planlamayı daha iyi yaparız ya da.
Kararlarımızı nasıl daha iyi veririz gibi sorumluluklarım var.
Utku takım liderliği rolü senin için ne gibi sürprizler barındırıyordu?
Trendyol'da aslında çok ünvanlar önemli değil.
Ben ilk Trendyol'a girdiğinde de direkt bir...
Direktöre bağlıydık.
Yani arada bir takım lideri yoktu ya da bir engine manager yoktu.
Yani çoğu sorumlulukta böyle kararlarda aktif rol aldığımı düşünüyordum.
Ama bunun yanında işte ufak tefek sürprizler de oldu.
Yani az önce bahsettiğim işte bir takım liderinin işte sorumluluklarından işte ekibin etkisinden, çevikliğinden, domayını sahiplenmesinden gibi gibi sorumlulukları düşündüğümüzde aslında bu sorumluluklardaki
aksaklıkları da bulup...
Aslında böyle bir nevi dibag edip çözmek de takım liderinin görevi.
Yani mesela ekipten işte mesela bir temkü yerine işte Kafka kullanalım, buraya geçiş yapalım gibi işte kararlar alabiliriz.
Ekip mesela bu konuda çekinebilir ama işte nelerde çekiniyor?
Hani buradaki ana sorun ne? Yani işte belki ekibin know-how'ı tam yeterli değil ya da işte bildiği bir teknolojiyi bırakmak istemiyor gibi gibi şeyleri biraz daha bulup.
Aslında analiz etmek bence takım liderinin görevi.
Bu da benim için biraz sürpriz olmuştu.
Bunun yanında da biraz da takım liderinin görevleri arasında genelde ekibin performansını değerlendirmek, düzenli antuanlar yapmak da oluyor.
Ama işte baktığımızda işte 6 aylık performanslık görüşmesi var ya da işte bantuvan var işte ne konuşacağız ne söyleyeceğim işte ben hiç hazır değilim gibi durumlara düşüyorsak artık yani biraz da çok geç o da beni şaşırtmıştı ilk
etapta. Aslında benim bu şeyi böyle 6 aylık bir periyot halinde değerlendirip onlara biraz daha hazır olmam.
İşte orada neler konuşulacak vs.
sadece belirlemiş olmam gerekiyordu.
O yüzden biraz daha böyle gözlem yeteneğimi de arttırmış olmam gerekiyordu.
Bu da benim için açıkça sütküz oldu biraz daha.
Peki bu lead rolü'nün artılar eksikleri ne sence?
Yani tabii ki kariyer anlamında büyük artıları var ama tabii onların dışında da yani böyle büyük resmi görmek yani uzun vadeli.
Planlar yapıp bunların sonuçlarını görmek.
Yani ekiptekilerin gelişimleri olsun ya da yönettiğimiz projeler olsun.
Bunların iyiye gidişini görmek insanı mutlu eden ve işte takım liderliğinin artıları olarak diyebilirim.
Eksi olarak da yani daha az kod yazıyorum artık.
Zaman bulmak yani zaman çok kıymetli.
Bu kadar yoğun geçeceğini işte zaman sıkıntısı çekeceğini düşünmemiştim.
Ve artık biraz daha kod yazmanın oranın düşmesiyle projedeki konuları ya da işte böyle en ince detayına kadar artık bilemiyoruz.
O da biraz eksi gibi görüyorum açıkçası.
Peki kendine takım lideri hedefi koyan developerlar için önerilerin var mı?
Daha iyi hazırlanabilmeleri için, hazır olabilmeleri için?
Yani öncelikle böyle örnek alabilecekleri bir kişiyi bulmalarını tavsiye ederim.
Yani çevrelerinde varsa ekibi mutlu ya da işte bu işi iyi yaptığını düşündüğü bir kişiyi.
Onunla böyle gerekiyorsa, yapabiliyorsa işte bilgi alışverişi yapabilmesini tavsiye ederim.
Ama şeye de dikkat etmek lazım.
Yani işte kariyerimize başlıyoruz.
İşte junior, mid, senior pozisyonlarda işte ilerliyoruz.
Yani bu pozisyonlarda tek değişen şey işte kişinin...
Teknik özellikleri değil.
Yani işte ekip içerisinde aldığı sorumluluklar, işte proje mimarisine hakimiyeti ya da işte bu proje mimarisine nasıl yön verdiği.
Onun dışında ekipteki diğer arkadaşlarının gelişimleri yani yeni başlayan bir jünyora ya da işte yeni başlayan birisine işte nasıl davranıyor, neler yapıyor vesaire bu konularda biraz daha aktif olmalarını tavsiye ederim.
Çünkü zaten buradaki sorumluluklarınız arttıkça lider olduğunuzda da zaten bu tarz görevleriniz oluyor.
Yani onları nelerin beklediğini anlamak için de yani böyle bazı konularda liderlik de etmeye başlayabilirler.
Bunu en kolay da liderlerine liderlik ederken uygulayabilirler diye düşünüyorum.
Yani işte bir öneriyle gideceksiniz ekide ya da işte liderinize atıyorum.
Yani üç tane yol var diyelim seçenek ama işte karşınızdaki kişi işte bu yolun hiçbirini bilmiyor.
Yani oradaki seçeneği biraz daha aydınlatmak lazım, ona ışık tutmak lazım.
Yani bu ekip lideri olduğunda da aslında yine aynı şekilde yani siz...
İşte ekipten bir şey istediğinizde hani bilmedikleri yollar ya da yolun içerisindeki sıkıntıları bilmedikleri zaman adım atmaktan çekineceklerdir.
Onların biraz daha önlerine aydınlatmaları lazım.
Onun dışında iki tane kitap önerebilirim.
Radical Candor ile Strength Finder diye.
Radical Candor biraz daha böyle samimi ama etkili bir geri dönüşü yani feedback'i nasıl verebileceğimizden bahsediyor.
Strength Finder kitabı da biraz daha kişilerin işte güçlü yanlarını nasıl daha parlatırız, nasıl...
öne çıkarız. Ondan bahsediyor.
Bununla ayık olarak yani tabii diğerleri kadar etkisi olmaz ama belki kendi şirketleri için gelen adaylarla iş görüşmelerine katılmalarını da tavsiye ederim.
Yani orada iş görüşmesinde yani biz nasıl bir adayı arıyoruz yani nasıl bir iş arkadaşı arardım hem teknik anlamda hem soft skill anlamında yani bunları kişi aydınlattığında hem kendi
tarafında da bir farkındalık oluyor.
Yani bunları benim de bilmem lazım ya da dikkat etmem gerekiyor işte.
Ya da ileride başkasından da bu tarz beklentileri olduğu zaman orada fark ettiği şeyleri kendi ekibinde kişilere de uygulayabilirlerdi.
Senin bu lead koyduğunu yani o pette anladığım kadarıyla işte örnek alacağın birilerine başvurmuş ya da biraz önce önerdiğin kitaplara başvurmuş.
Peki böyle başka destek ihtiyacı hissettiğin zaman başvurduğun yöntemler neler?
Yani yine tekrarlamam gereksiz işte liderimle çok konuşuruz bu konuları.
Yani bir ihtiyacım olduğu zaman ona giderim.
Onun dışında birlikte çalıştığım diğer liderlere de danışıyorum.
Hani birlikte zaten kararları birlikte verip birlikte ilerliyoruz.
Trendyol'da yardımlaşma ve bilgi paylaşımı da çok yüksek.
Yani bir şeyi iyi yaptığımı düşünen birisi gelip paylaşıyor.
Biz de ondan... faydalanıyoruz.
Diğer anlamda da yani en büyük destekçimiz her zaman ekip.
Zaten sorunları birlikte analiz edip, birlikte ilerliyoruz, birlikte paylaşıyoruz.
Paylaşabildiğim kadar tüm sorunları onlarla paylaşıp, birlikte karar almaya çalışıyorum.
Yaptığımız işin tabiatı itibariyle sürekli gelişen bir ortamın içindeyiz.
Farklı rollerde, farklı zamanlarda farklı davranmamız gerekebiliyor.
Liderlik rolüne geçtikten sonra hayatında değişen şeyler oldu mu?
Bir bakış açında...
Veya olaylara yaklaşımında farklılıklar oluştu mu hiç?
Tabii biraz bir değişiklik oldu yani bakış açımda.
Genellikle ben çok iyi liderlerle çalıştım.
Ben şanslıydım kariyerimde.
Hala da öyle kişilerle çalışmaya devam ediyorum.
Onlardan aslında liderliğin böyle iş paylaştırma ya da görev dağıtımı gibi bir şey olmadığını yani böyle daha iyi arayan, farklıyı düşünen, motivasyonu yüksek bir ekip nasıl kurulur yani ya
da buna neden ihtiyaç var gibi.
konuların ihtiyacının farkına vardım diyebilirim.
Ben de genellikle takım liderliği yaparken bu tarz konulara dikkat ediyorum.
Yani böyle bir daha iyi arayan, motivasyon yüksek bir ekip kurmaya çalışıyorum diyebilirim.
Biraz önce Utku şeyden bahsettik.
Zaman yönetimi konusunda zorlandığından falan bahsettik.
Peki bu zorluğu nasıl açtın?
Zaman yönetimiyle ilgili diğer arkadaşlara verebileceğin bir şey var mı?
Tavsiye var mı? Önce daha fazla not almaya başladım kendi tarafımda.
Mesela bir konu üstünde düşünüyoruz bir mimari kararı ya da bir yerde kalıyor, yarım kalıyor ama onu mesela bir yerden devam ettirmek lazım.
Tekrar tekrar başa dönmemek lazım.
O aldığımız notların üstünden geçip ilerlemek önemli oluyor.
Daha fazla ekipteki arkadaşlardan da destek almaya başladım.
Onlarla sorumlulukları paylaştım.
Toplantıları biraz daha düzeltmeye başladım diyebilirim.
Aslında toplantılar pandemiyle beraber.
Çok fazla vaktimi almaya başladım.
Biraz daha aslında toplantının işte neler konuşacak o toplantı içerisinde ya da o süreyi nasıl verimli kullanabiliriz gibi bu konuya dikkat etmeye daha fazla başladım.
Yani bir iş 5 dakikanın altında sürecekse hemen bitirmeye odaklanıyorum biraz daha.
Eğer vaktim varsa çok sıkışık değilsen.
Bir de güncel böyle task listesi.
yapıp onu da takip etmek önemli olabiliyor.
Bunun dışında da işte şeye de dikkat etmek lazım böyle.
Yani sorumluluğu paylaşırken mesela zorlandığım konular dışında sadece zaman yönetimi değil.
Mesela delegasyon işi birisininle paylaşırken işte işi birisine verirken de çok zorlandığım zamanlar olmuştu ilk takım lideri olduğumda.
Yani çok garantici biriydim işte.
Yani herkes işte neleri ne kadar yapması gerektiğini bilmeden her şeyi anlatmaya çalışıyordum.
O yüzden o konuda biraz daha böyle S1, S2, S3, S4 böyle bir durumsal liderlik modeli vardı yanlış hatırlamıyorsam.
Yani kişinin yetkinliğine göre biraz daha destek olmaya aslında başladım diyebilirim.
Onun dışında da böyle açıklayabilirim yani zaman yönetimi kısmını.
Bahsettiğin böyle eksilerde bir de şey vardı.
Kod yazmadan birazcık uzaklaştın diyordun.
Onu nasıl yönetiyorsun?
Kod yazmayla diğer işleri nasıl engeli tutuyorsun?
Yani kod yazma hala en zorlandığım konu aslında.
Tam çözmüş değilim. Yani kod yazmaya zaman ayırmak daha doğrusu.
Yani arada böyle tasklar alıp ilerlemeye çalışıyorum ama yani beklediğimizden, ekibin de beklediğinden uzun sürüyor.
İşler bazen yani araya farklı şeyler girebiliyor.
Artık genelde daha fazla peer olmaya çalışıyorum.
En azından hani ben bloklanırsam.
Ekipteki diğer arkadaş devam edebilsin diye.
Ekipte işte bilgi paylaşımını arttıran mob sesyonlar düzenli olsun.
Bunları her hafta düzenli işte 2-3 saat yapacak şekilde ayarladık.
Yani ekibin önemli mimari bir kararını da birlikte karar verebiliriz orada.
Ya da işte birinin yaptığı bir geliştirmeyi de birlikte değerlendirebiliriz.
Onun dışında da genellikle yeni piyasilere yapmaya çalışıyorum.
Yani ekibin hiç tecrübesi olmadığı alanlarda biraz daha böyle elimi kirletip bizi bekleyen sıkıntılar neler ya da nelere dikkat etmeliyiz gibi konuları biraz daha anlamaya çalışıyorum.
Aslında biraz daha buraya kaydırdım diyebilirim yani kod yazma konusuna.
Günlük çalışma hayatımızın...
Çoğunluğu aslında Utku böyle problem çözmekle geçiyor.
Karşımıza bir takım problemler çıkıyor ve biz o problemleri çözerek ekibimize destek oluyoruz.
Önce de bahsettiğin gibi bu problemleri çözerken tüm ekip olarak karar alınıyor ve bir sonuca ulaştırılması gerekiyor.
Takım içinde böyle konflikler çıktığı zaman bir karar vermeniz gerekiyor ama istenilen karara çok ulaşılamıyor, farklı sesler çıkıyor.
Bu gibi durumlarda nasıl davranıyorsun?
Ne gibi yöntemlere başvuruyorsun?
Çok güzel bir soru. Yani trendi olan burada çok.
Oturmuş kültür değerleri var.
Tüm şirkete de yayılmış durumda bunlar.
Bunlardan birisi işte data ile yaşarız.
Yani biz de ekipçe bu kültür değerini benimsiyoruz.
Yani hislerimize ya da işte trende göre değil, ekibin dinamitlerini, işte elimizdeki veriyi kullanarak karar vermeye çalışıyoruz.
Yani işte atıyorum bir yazılım dili değişimi yapacağız ya da işte iki yıl önce böyle Java'dan Go'ya geçip kararı aldık ekiple birlikte.
Burada işte diğer alternatifleri de.
değerlendirdik. İşte benchmark testleri yaptık.
Bizim ihtiyacımıza ve işte ekibimize en kolay adapte olacak dilin Go olduğunu deneyimledik.
Yani burada farklı sadece dil değil de farklı framework'lar da deneyimlemiştik.
Aslında bu tarz böyle fikir ayrılıklarında ya da yol ayrılıklarında bu veriler ile, bu veriler ışığında karar vermeye çalışıyoruz.
Peki Utku, mesela kendini bizim yere koysan, seninle röportaj ediyoruz.
Kendine nasıl bir soru yöneltirdin?
Yiğitlikle ilgili ve cevabın ne olurdu?
Yani şöyle bir soru sorabilirdim kendime.
Aldığım kararlardan en çok beni mutlu eden ne oldu diyebilirdim.
Beni en çok mutlu eden karar yani...
Az önce zorluklardan bahsettim ama onu söylememiştim.
Böyle zaman zaman ekibin önünde bariyer olduğumu hissetmeye başlamıştım.
Yani ekibi limitliyordum bazı konularda.
Yani ekip benim bildiğim kadar biliyordu bazı konularda.
Ama bunun aslında çok güzel bir sonuç getirmediğinin farkındaydım.
O yüzden biraz daha ekibi işte limitlemekten ya da işte bu garanticiliğimi biraz daha geri plana çekerek onların biraz daha rahat olmasını sağladım.
Sonra onlarda gördüğüm gelişme beni aslında çok mutlu etti.
Şimdi ben onların peşinden koşuyorum, onları yakalamaya çalışıyorum.
Yani çoğu konuda benim önümdeler artık diyebilirim yani bu soruda da.
Bu pandemi süreci çok hızlı hayatımıza girdi.
Gerçi şimdi bayağı alıştık ama bu pandemi sürecinde lider olarak karşılaştığın zorluklar var mıydı?
Ekibe yeni birini katmak olsun, yeni gelen arkadaşların onboardingleri olsun veya bir problemlerin çözümü konusunda yaşadığın problemler oldu mu?
Veya nasıl çözdün bunları, nasıl yaklaştın?
Aslında... Çoğu insan için zordu.
Yani remote hayatımıza böyle bir 5 yıldır vesaire atıyorum her yerde remote ilanları vesaire görüyorduk ama kimsenin tecrübesi yoktu.
Bu pandemiyle bu süreç çok hızlandı.
Biz şu an işte 3 ekip 18 kişiyiz.
Baktığımız zaman bu ekiptekilerin 11'i uzaktan çalışmaya başladı.
Yani bazılarını hiç görmeden iş arkadaşımız oldular.
Yani günü 8 saat birlikte geçirmeye başladık.
Yani onların ilk geldiklerinde işte neler hissediyorlar vesaire onları biraz anlamak yani.
Hiç bilmedikleri bir ortama giriyorlar.
Yüz yüze bir iletişim yok.
Bunları anlayıp onlara göre onboarding planları hazırladık.
Aslında böyle 2-3 hafta dolu dolu geçirip hiç böyle boşanlarını bırakmadan işte sürekli pay'lerle ilerlemelerini sağladık.
Onları öyle daha kolay adapte ettiğimizi düşünüyorum.
Onun dışında one-to-one'ları daha sık yapmaya başladık.
Daha fazla işte pay'lere yönlendik.
Bir sorun olduğunda böyle hızlıca toplanıp işte yazışarak değil de böyle hemen toplanalım böyle konuşalım bunu 5 dakika vesaire gibi konuşarak böyle yüz yüze birbirimizi görerek ilerlemeye çalıştık.
Onun dışında da ilk olarak daha fazla oyun oynadık diyebilirim.
Yani bu pandemide çok fazla oyun öğrendik.
İşte Hexball'dan, Curve Fever, Among Us, Garlic ya da Codenames gibi değişik değişik oyunları denedim.
Bunları denememiş olanlara tavsiye edebilirim oyunları da.
Utku teşekkür ederiz öncelikle.
Çok samimi cevaplar verdin.
Trendyol'da kültür nasıl olmalı?
Lead kültür nasıl olmalı?
O konular hakkında sorular sorduk.
Biraz ciddi takıldık ama.
Röportajın sonunda biz konuklara işte bir önceki podcast'in alışkanlığı ya şarkı söyletiyoruz.
Bu da bizim podcast'in farklılığı olsun dedik.
Ya da fıkra anlattıracağız.
Hangisini seçersin? Bundan sonra da insanların gelmesini istiyorsak.
Tabii fıkra şey yapmadım ama.
Şu an ama aklımda şey yok.
Bir fıkra. Güzel bir özlü sözle bitirebilirim yani.
Sevelim sevilelim deyip bitirebilirim aslında.
Ya da baştan alabiliriz burayı.
Ben şey yapabilirim diye.
Gayet iyiydi ya. Bence Burak'ın söyleyeceği başka özlü sözler de vardır ya.
Olabilir. Burak senden bir özlü söz alalım.
Benden özlü söz nasıl gelsin?
Kişi kendini bilmeli.
Başka da bir şey söylemiyor.
Bu sözün üzerine daha başka söz olmaz herhalde.
Kişi kendini bilmeli diye kapatalım.
Şarkı söylemek ben de çok isterdim ama maalesef podcastlerin devamı için.
Teşekkür ettik Utku. Ben teşekkür ederim herkese.
İnşallah faydalı olabilmişimdir.
Görüşmek üzere. Görüşürüz.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
