
Wake Up Call!: Overthinking: When Thinking Turns Toxic
15 Ocak 2026 · 25 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
Bu bir Wake Up Call!
Klişelerin ötesine geçip gerçekten konuşmaya geldik. Kolaya kaçmadan açık açık konuştuğumuz bu bölümde Product Ekibinden Sabri Elçi, “Overthinking: When Thinking Turns Toxic” bölümüyle kendi deneyimlerini, sorgularını ve dönüşüm anlarını paylaşıyor.
Host: Şeyma Bengisu Meriç (Human Resources)
Konuk: Sabri Elçi (Product Team)
Trendyol ile ilgili daha fazla bilgiye ve kariyer fırsatlarımıza kariyer web sitemiz üzerinden ulaşabilirsin: https://careers.trendyol.com/
Bizi diğer sosyal medya kanallarımızdan da takip etmeyi unutma:
Linkedin: https://www.linkedin.com/company/trendyolgroup/posts/?feedView=all&viewAsMember=true
Youtube: @LifeatTrendyol
Youtube: @TrendyolTech
Twitter: https://x.com/trendyoltech
Tech Podcast: https://open.spotify.com/show/3xpNHzq2xJwZhc0hSIQi2z
Transkript
Selam ben Bengisu.
Bu bir wake up call yani bir uyandırma çağrısı.
Klişelerin ötesine geçip gerçekten konuşmaya geldik.
Çünkü bazen gelişmek için önce uyanmak gerekir.
Kolaya kaçmadan açık açık konuşacağız.
Her bölümde Trendyol ekibinden bir konuğum olacak.
Kendi yolculuğunu, sorgularını ve dönüşmanılarını paylaşacak.
Eğer buraya kadar dinlediysen dinlemeye devam et.
Çünkü asıl şimdi başlıyoruz.
Şunu söyleyebilirim yani özellikle 2017-2018 civarı çok bireysel bir...
Çalışanlar hani kendi işini sadece kendi yapan ve çok böyle detaylarda boğulan bir insandan biraz güvenen tarafa geçtim.
Benim için wake up call biraz ve kariyersel ilerlememde de faydası sağlayan nokta insanların güvenmeyi öğrenmek ve işleri belli kalıplar içerisinde insanları özgür bırakmak üzerine oldu.
O wake up call da şeyde aldım açıkçası.
Bir ufak bir rahatsızlık geçirdiğim bir dönem gelmediğimde işi.
İşlerin aslında akabildiğini görünce ben her şeyi biraz böyle biraz ego...
Problemde olan bir insanın çok şeyi değil.
Her şeyi kendime bağlarken bir anda insanların ne kadar kendilerine has bir iş çıktıkları ve kendilerine has tarzları olduğunu ve bu tarzları yansıtmaları gerektiğini anladım.
Ondan sonra da gerçekten beni olgunlaştırdı.
Benim için hani wake up call diyebilirim.
Onun öncesinde bir çıt daha bireysel takılan bir insandım.
2018'de 2016 falan olması lazım.
İlk trend yola girdikten sonra.
Hoş geldin Sabri. Hoş bulduk.
Seni bir yakından tanıyalım Sabri kim?
10 senedir Trendyol'da çalışıyorum 2015'den beri.
Bir 2012'de de çalıştım, bir ayrıldım geri geldim.
Burayılara bırakamadım. 10 senedir burada Product ekibinde, Head of Product olarak çalışıyorum.
Bütün projelerin içinde aşağı yukarı yer aldım.
Buranın dönüşümünü falan gördüm.
Kimdir sabredersen hani ben bilgisayar mühendisiyim, yazılımcıyım ben.
Developer'lık yaptım, testçilik, sistem tarafında şartları işte...
Makinaları takmak falan. Ondan sonra da ilk product management deneyimim burada oldu bu arada.
Sağ olsunlar şans verdiler.
Ondan sonra da öyle devam ettik.
Harika. Hemen şeyle başlayalım.
Bugün overthinking konuşacağız seninle.
Benim alanım bu arada. Şahane konu denk geldi.
O zaman bu soru senin için çok kolay olacak.
Herkesin bir overthinking saati var.
Sabah, akşam, gece, gün içinde.
Seninki ne zaman? Kesinlikle gece yatmadan.
Tam o aralıklarda.
Yani akşamları diyebiliriz.
O aralarda böyle bir düşünce bulutunda bir büyüme, bir böyle senaryoların daha da çetrefillişmesi, bir türlü finale ulaşamayan bir sanat filmi gibi diyeyim yani.
Sürekli olarak konuların dağılması falan oralarda oluyor.
Bakıyorum böyle mevzunun 25. iterasyonunu falan düşünüyorum.
Zaten çok basit bir konu ama 25.
ihtimal detayının etrafındaki kendimi görüyorum.
Hayallerimde falan. Özellikle yaş daha gençken daha fazla büyük bir sıkıntıydı bu.
Sonra şimdi zaten istesem de...
Uykuya dalıyorum çünkü beden kendi kendine bırakıyor.
Bütün büyük toplantılarımı sabaha almaya çalışırım.
Özellikle önemli karar vermem gereken toplantıları.
Çünkü overthink edersen hiçbir kararı alamazsın her şeyi çok fazla düşündüğünde.
Buradan tren yoldan dinleyenler varsa saat 5'ten sonra falan bana toplantı çok atmazlarsa sevinirim.
Biz de zaten 9'a podcast istemenden belliyiz.
Tabii tabii şu an bomba gibiyim ya.
Sonra istediler çünkü.
Süper. Aslında biraz söyledin ama böyle overthinking'de de belli kalıplar var aslında.
Yani benim için mesela biraz önce senin de söylediğin gibi böyle olacak sonra böyle olacak sonra böyle olacak.
O böyle 10 yıl sonra ne yaşayacağıma kadar gidiyor ve her seferinde de kendimi çok kötü bir yerde buluyorum.
Çok kötü bir şey yaşıyorum sonunda bu hayali dünyada.
Senin kalıbın ne? Overtinking yaparken ne yaptığını gözlemliyorsun kendinde?
Yani genel bende kesinlikle senaryolar yazmak.
Yani o öyle olursa, bu böyle olursa şey.
Özellikle bir yazılımcıysan, herhangi bir şekilde çok büyük projelerde kodu yazdıysan çok fazla senaryo zaten düşünüyorsun.
Bir de ben analiz kitle yaptım. O daha da fazla bu senaryo yazımını arttırıyor.
O yüzden genelde çok fazla ihtimalleri arda arda dizerek konuyu sonuçsuz bir noktaya götürmek gibi oluyor.
Yani genel kalıp bu. Bu arada ben şimdi şey yapayım yani.
Temel itibariyle overthink'i kötü bir şey değil.
Düşüncesiz olmaktansa overthink eden bir insan olmayı yer yer tercih edebilirim.
Fakat burada işte önemli olan nokta şey oluyor.
Çok ufak detaylarda senaryoları arda arda yazdın.
bir en önemli konu var. En en önemli konu.
Yani müşteriler için de satıcılar için ya da işle alakalı olmasın.
Normal hayatındaki bir konu da senin için en önemli verdiğin konuda çok kopmaya başlıyorsun.
Bu sefer bütün senaryoların değeri senin gözünde aynılaşmaya başlıyor.
O aynılaştığında da bu sefer her şeyi en iyi noktaya getireyim derken ya ilerleyemiyorsun ya da en önemli noktayı kaçırmış oluyorsun.
Ondan dolayı yani şey senaryolar yazmak diyebilirim.
Bir de bu şeyleri kaçırmak yani önemli konuları kaçırmak.
Ama senaryolama dersen ben de Ben inanılmaz yazarım sana.
İnanılmaz komplo teorileri şimdi burada herhangi bir konuda üretebiliriz.
50'den sonra falan düşünüyorum hani bir senaryo, bir kitap falan.
Keyifli olabilir ama. Ama böyle iç sıkıntısı bir film gibi mi?
Yok. O bizden çıkmadı.
Bir şey yapacaksak biraz satacak bir şey yaparız.
Bir box ofisi olur. Geçesi düşük bir şey yapamam.
Ama şey yani genelde de insanlarda ben dikkat ediyorum.
Öyle bir senaryo yazma üzerine şeyleri var.
Bunu bazen çok kötü bir huyu değil. Efektif kullanmak lazım.
Peki şey böyle sence fazla düşünme.
Hepimizin genel olarak çok fazla insanın yaptığı bir şey.
Çekici de geliyor bazen.
İnsan neden onun içinde kendini kaybediyor sence?
Bireysel olan da bilmiyorum. Biraz karakteristik özellik olabilir.
Böyle insanlar aslında sohbetleri falan çok keyifli olur.
Yani beraber bir yere oturduğunda bir sürü ihtimali saatlerce konuşabilirsin.
Yani düz bir insana göre çok daha şey olabilir ama iş hayatında böyle söyleyemeyeceğim.
Biraz daha burada böyle harf bir şey söyleyebilirim.
Bir çıt şov amaçlı da olabiliyor yani bunu söyleyebilirim.
Yani şöyle, çünkü mesela bir toplantısın 20 kişi var.
Böyle en ince detaydan bir şey söylediğinde tutan bir çıkarım olursa o gerçekten insanı parlatan bir şey.
Ben bunları daha önce ben de yaptım.
Çok parladığım, çok feylettiğim anlar da oldu ama genelde bir...
En detaylı konuyu ben bulayım, ben şey yapayım tadında bir noktadan da çıkabiliyor iş hayatında.
Bunlar olabiliyor. Ondan dolayı yani birincisi böyledir.
İkincisi de biraz karakteristik özellik.
Herkesin böyle hani iyi ya da kötü, bunlar iyi ya da kötü dememek lazım.
Karakteristik özellikleri var. Onu ne kadar verimli kullanıyor, bu özelliğini ne kadar yukarı çekiyor diyebilirim.
Hani %30 falan şey, bazen biraz artistlik, biraz şov, biraz en zekice kelimeyi ben söyleyeyim de herkes bana alkış versin ihtiyacı.
Diğeri karakteristik özellik.
Bazı insanlar çok nettir.
Çok da böyle overthink etmez.
Gayet zamanlarını planlayarlar.
Bazı insanlar biraz daha kreatiftir.
Biraz daha fazla düşünürler. Onların yönetmesi gereken şey onu proaktif hale getirmek.
Peki yani bu şeyde de biraz önce sen de dedin ya overthinking her zaman kötü bir şey, olumsuz bir şey değil.
Bunun fazla düşünme başlıyor, devam ediyor.
Bunun tehlikeli noktaya geçtiği yer neresi sence?
İşte o gereksiz düşünmek kısmı.
İşte demin bahsettiğim konu oluyor.
Yani çok fazla senaryoyu ardı ardı koyduğunda senaryonun listesini...
yönetemiyorsun. Ve dediğim gibi en önemli noktaya en önemli değeri kaçırıyorsun.
Aslında bunların sırayla gitmesi gereken şeylerken bir sürü ihtimal konuşuyorsun.
En önemli şey işte burada çekimi yapıyoruz.
Sesin kalitesinden daha farklı detaylara düşünürsen düşürsen sesin kalitesi çok kötü çıkarsa ne anladım ya bu podcast ilgili kişilere ulaşmaz.
Anladın mı? Teknik açıdan bir şey de değerlendirsek.
Bu en önemli şey. Ondan sonra başka bir şey.
Ondan sonra başka bir şey. Ya da herkesin kendi görevi var.
Bazı insanlar overthink ederken başkalarının işlerinde de önce bir düşünmeye ve onun üzerinden şey yapmaya falan başlıyorlar.
Yani ben burada biraz gereksiz düşünmek olduğunu söylüyorum.
Burada bizim hep product ekibinde yani 10 senedir uyguladığımız yöntem var ya impact effort.
Ne kadar önemli buna ben ne kadar efor veriyorum.
Aslında o mantaliteyi kurduğunda bu overtick ettiği senaryoları da bunu verdiğinde diğerleri zaten alt sırada kaldığı için çok fazla düşünmene gerek kalmıyor.
Yani ben biraz aslında düşüncem o.
İnsanların bireysel kendilerine yaptıkları o süvizi ilgilendirme.
İnsanlar bireysel keyifli olarak şey yaparlar da.
İş hayatında gerçekten ya da bir şeyi hayata koymak istediğinde bu impact effort'u yönetmesi çok önemli.
Bu impact effort'u biraz açabilir misin?
Yani bunu hayatında çok kullanmayan kişiler ya da iş hayatında kullanmayan kişiler olabilir bizi dinleyen.
Bizim product'akinden gidelim. Mesela bir sürü projemiz var.
Tek ekibiyle beraber yapıyoruz. Herkesin kendi domenlerinde projeleri oluyor.
Bir tane Excel listemiz oluyor. İşte projenin adı ve description olsun.
Yanında bir tane effort var.
Effort ne? Development ekibinin bunu harcayacağı zaman ve kompleksli.
Çok zor bir proje ise o zor.
Ona biz işte small, medium, large, x large eskiden fashion'dan kalma.
İşte x large ise bu çok zor.
Bunun da işte bir legend'a karşılığı var.
Aşağı yukarı 4-6 hafta sürer.
10 ekibin bir araya gelmesi gerektiğinde x large diyoruz gibi.
Dependent domain değişebiliyor.
Bir de İmpact'i var. İmpact'i nedir?
Bu bazen ebit de olabilir. Bazen müşteri memnuniyetindeki bir nokta olabilir.
Kaç kişinin göreceği olabilir. Her domeninin kendine göre.
Seller tarafındaysa seller memnuniyetine yönelik.
Herkesin kendi KPI'lerindeki maksimum karşılığı alma şeyin.
Yani return of investment gibi. Ona göre eforunu koyarsın.
İşte bu overthinking'deki senaryolarda böyle.
Yazdım alt alta. Bir tanesi en önemli konu.
Zaten en dışarıya karşı impact yapacağım konu.
Onu daha fazla düşünmek.
Diğerlerini biraz daha aşağı atmak gerektiğini düşünüyorum.
O yüzden böyle ana konuya odaklanmak lazım.
Öncelikle ne işe yarıyor? Ben bunu neden yapıyorum?
Kim kullanacak bunu? Olur ya.
Bir onun üzerinden gittiğinde onu belli parçalara bölüp o parçaları arasında en önemlisini en çok düşünecek şekilde yaptığımızda aslında overthinking bazen güzel bir noktaya da...
gelebilir diye düşünüyorum. Peki şey de yani bir overthinking'in bir de bir nedeni de var aslında yani.
Hani acaba biz böyle çok overthinking yaptığımızda bir hata yapmaktan korktuğumuz için mi?
Hatadan kaçalım, aman hata yapmayayım gibi bir yerden mi alıyoruz?
Yoksa alacağın aksiyonun sonuçlarının belirsizliğinden mi korkuyorsun?
Hani burada ben bu aksiyonu alacağım ama bu aksiyonun sonucunda bir şey olacak ama ne olacağını bilmiyorum.
Duygusu mu bize overthinking'e itiyor acaba?
Biraz işte hatadan kaçma.
refleksi oluyor. Hata yapma ve bir şeyleri kaçırmış olma ihtimalinin verdiği nasıl diyeyim küçük bir anksiyete gibi bir şey.
Bir şeyleri kaçırıyor muyum? Ben burada bir şeyi unuttum mu?
Yani o unuttuğum şey sonuçta bazı projeler çok fazla insana efor veriyor.
İlla pozisyonel olarak lider olmak zorunda değilsin de projeyi run eden insan olabilirsin.
Hani onu organize eden insan olabilirsin.
Orada bir şeyleri kaçırdığında bir sürü insan da sana bakıyor.
İşte orada bu sefer başlıyor bu hatadan kaçma refleksi.
Senin işleri uzatmana, overthink etmeme, her detayı düşünmeye çalışmana ki hani bu kadar kişi bana dipendi.
Ben de onları mahcup etmemem lazım ve başarılı bir noktaya götürmem lazım derken.
Bu sefer projenin her detayına, en ince detayına kadar gidiyorsun falan.
Tabii o biraz yorucu.
O yüzden hani böyle ben şöyle bir şey söyleyebilirim.
Spritüel bir yaratıcı. Bu aralar da çok ilgilendiğim konular olduğu için.
Hiç senin çok spritüel konularla ilgileneceğini...
Aa ne diyorsun? Daha ben işte iki gün önce şey dağınık tepsisindeydim ben.
Hiç bunu şey yapmadım mı?
Bilmem. Hep çok daha teknik hani böyle şeylerden çok da hoşlanmayacak biri gibi düşünmüştüm.
Her türlü... Ne diyorlar?
Ezotriktir. Onlara şey var.
Ama burada şey yapacağım. Bu tip konularla biraz ilgilendiğim için.
Farkındalık arttırıcı şeyler çok böyle bu konularda overthink ve hatadan kaçma refleksleri vesairesinde şey yapıyor.
Farkındalık anda kalmak ve ne yapıyoruz demek.
Sürekli ne yapıyoruz? Bu yaptığımız iş ne işe yarıyor?
Şimdi bunu insanın kendine böyle bir plan halinde sorması zor bir şey.
Ama farkındalığın biraz yüksekse, nasıl nefes aldığını, ne yediğini...
biraz böyle anda kalabiliyorsan bu sefer zaten senin kafanın içinde sürekli olarak o bir refleks olarak doğuyor.
O yüzden hani ben arkadaşlara da böyle çok overthink eden, çok fazla düşünen arkadaşlara biraz bu spritüel konularla ilgilensinler.
Yok o önerebilirim. Bu arada çok ciddiyim.
Güzel oluyor. Yani biraz bir çıt böyle kendilerini hani sakinleştirecek detayda şey yapsınlar.
Çünkü dediğim gibi overthink eden insanların temel karakteri çok yaratıcı olmaları.
Bu çok değerli bir şey. Ama bu işte bu yaratıcılık kendisine zarar verme ihtimalini engellemek için dengeye getirmesi lazım.
Bu tip konularla ilgilenebilir. Ben de böyle bir insan olduğum için ben böyle...
Konularla ilgilenerek biraz buna fayda sağladım.
Şimdi ben 38 yaşındayım. Ne kadar oldu?
Bayağıdır çalışıyorum. Bayağı oldu yani.
Üniversitedeyken de çalışıyordum. Şöyle diyebilirim.
Bütün çok overthink eden insanları bir tarafa koyalım.
Ona A grubu diyelim. Bir de etmeyenleri, daha normal olanları bir tarafa koyalım.
Hepsinin hayatta yaptıkları ya da iş hayatında yaptıkları hataları böyle üst üste koyalım.
Sonuç aynı çıkar. Sonuç aynı çıkacak.
Çünkü yapacaksın. Sen her şeyi düşünemezsin.
O tecrübeyle gelen bir...
kısım var. Bir kısımlarda da hatalar yapacaksın.
En önemli konu da hata yapma. Bırak ayrıntılarda bazı detayda problemler olsun.
O problemleri zaten hayat işte sana böyle durumlarda öğretiyor.
Sen bir dahaki sefere onu beynine yer ediyorsun ve yapmıyorsun.
Önemli olan hızlı react edebilmek.
Bak bizim tek ekibinde bu yılın başında da bunu çok yaptık.
Bu tartışılan bir konu. Düzgün yapmak.
Hızlı yapmak böyle hep bir şey o zaman instantlar çıkıyor hatalar oluyor.
Bunun üzerine biz çok yoğunlaştık ama en önem verdiğimiz konu react etmek.
Yani hata olacak hatayı çabuk fix edecek bir platform kurmak.
O yüzden bu sene en çok uğraştığımız konu hata olduğunu hatayı hızlı yakalamak.
Hızlı yakalayıp hemen fix edebilmek.
Bütün platformunu teklik işleyiş yapımızı buna kurduk.
Hata oluyor mu? Oluyor. Ama çabuk fix diyoruz.
Çabuk fixli diye... diyecek şekilde büyük hatalar yapmadığın sürece o zaman overthink etmene ve çok büyük stratejiler kurmana da gerek kalmıyor.
Çünkü arkada depend olduğun bir platform oluyor.
Yani buradaki mantaliteyi buraya yansıttık diyebilirim.
O yüzden ben de insanlara şey yapıyorum.
Hata yapmaktan korkmayalım. Büyük konularda yapmayalım.
Büyük dediğim en önemli konu.
O neyse onu üzerinde güzellik yapalım.
Diğerlerinde de hatadan nasıl döneriz düşünmekte iyi olur.
Ona göre bir platform kurulursa böyle tek ihtimalle değil birkaç ihtimalle hatadan dönülecek recovery şartları da arkada ayarlanırsa bence o kadar fazla düşünmeye de gerek kalmıyor.
Ben her zaman olduğu gibi her konuda bunda dengeden yanayım.
Biraz fail edeceğiz, çabuk dönebileceğiz.
Böyle dengeli bir yapıda ilerlediğimizde ama ben hiçbir şekilde hani böyle bu iki büyük...
tarafta böyle çok analizci taraf ve çok hızlı hata yapalımcı tarafta değilim.
Hata olunca belli bir dengede, hata olunca hızlı dönebilecek şekilde bir yapı kurduğumuzda sen de fark etmişsindir.
Her departmanda da tren yolunda bir çıt böyleyiz.
Bizim ana temel difference...
Maker tarafımız da genelde hız.
Özellikle bu hem karar almada hem kararın hazırlık aşamasında, toplantında hazırlık aşamasında çok hızlı hareket etmeye çalışıyoruz.
Şu da var gerçekten bizim gibi şirketlerde yani Trendyol'da özellikle ben de hani çok yoğun olarak hissettiğim gerçekten hızlı karar almak çok kritik burada.
Yani karar alma sürecinde çok overthinking etmemek lazım.
Ama bazı yerlerde de çok uzun analizler yapılması gerekiyor olabilir bazı şirketlerde de ya da kültüründe bu vardır.
Buradaki sorum şu, sence overthinking kültürel bir şey mi yoksa kişisel bir şey mi?
Yani kültür de beni çok...
...overthink etmeye ya da etmemeye itiyor olabilir mi?
Güzel bir soru. Şimdi kişisel kısımlarından çok bahsettik.
O yüzden cultural tarafından bahsedeyim.
Çünkü kültürün de bunda bir etkisi var.
Fakat burada biraz kültürün tonunu lider kimse.
Yani o small team ya da bigger team, lider bunun tonunu belirliyor.
O yüzden lider çok overthink etmezse ya da overthink etmiş, böyle inanılmaz ihtimaller düşünüp ortaya bir getiren egzeli aşırı takdir etmezse kimse de overthink etmez.
Mesela sen böyle kocaman egzeller yaptın, karıştırdın falan.
Lider de geldi çok da anlamadı ama emek de vermişsin.
Dedi ki çok güzel bir çalışma olmuş, elinize sağlık derse o insanlar overthink eder.
Ya da bu çok detaydaki konuları çok önemserse o culture oraya doğru şey yapar.
Ama lider eğer çıktı ya...
önem verirse, çıktığının ne kadar hızlı olduğuna önem verirse ki trend yolda biraz öyle.
İmpact ve onun ne kadar hızlı delivery edildiğiyle ilgilenirsen o zaman zaten cultural olarak insanların kendilerine dönüşmeye başlıyor.
Çünkü takdir alamıyorlar. İnsanlar, biz de hani bununla besleniyoruz herkes.
yaptığı şeyi beğenilmesini istiyor ya da yaptığı işi.
Bunu o tarafa doğru çekmek lazım.
Ben buna dair kalçırlarda Renderola çok az gördüm ama farklı şirketlerde gerçekten rastladığım bir şeydi.
Çok fazla detay analiz yapmış, arkadaşın çok övülmesi durumunda.
O zaman herkes çok abartı detaya kaçmaya başlıyor.
Bu da seni çok overthink etmene sebep oluyor.
Bunu şeye bağlayabilir miyiz? Aklıma o geldi.
Doğru feedback'i verirsen...
Kişiler zaten çok overthinking etmek durumunda kalmaz.
Yani bir rapor hazırlayacak ve sen aslında onu gerçekten doğru feedback'e verip ihtiyacımız olan şeyi iyi analiz etmesini sağlarsan bir sonra raporu hazırlayacağı zaman ben bu raporu hangi maddeleri ekleyeyim, hangi dataları ekleyeyim diye çok düşünmek
zorunda da kalmayabilir ve bizi çok büyük analizlerden de kurtarabilir.
Yani burada mesela bazı yaşadığınız şeyler de oldu.
Örnekte verebilirim hani. Biraz sert bir feedback gibi duruyor ama bizim ekibin içerisinde samimiyet olduğu için çok problem olmuyor.
Yani mesela uğraştı uğraştı getirdi çocuk.
Şöyle oluyor. Eline sağlık ama buna niye bu kadar vakit harcadın?
Bak bu çok önemli bir kelime.
Bu söylenmesi gereken bir şey yani.
Bunun da böyle çok net, samimi ama uyarıcı da bir tonda söylenmesi gerekiyor.
Aynı zamanda çok kısa bir, clever bir idea ile çok güzel impact yaratan arkadaşa da yapıyorsun bu işi demek lazım.
Evet. Yani o culture'ı değiştirir zaten.
Burada da şey, overthink'e kapıldığında mesela biraz önce şey dedin ya, işte bu kadar zamanı niye harcadın?
Gerçekten aslında çok önemli çünkü kişinin de zamanı çok kıymetli aslında.
İş yerinde de hızlı karar vermemiz lazım ama bir kişiyi de en efektif şekilde kullanmak lazım.
Bir şeye bu kadar fazla zaman ayırmasının önüne geçmek de lazım.
Sence çok overthink'e kapıldığında, hayatında da olabilir, bu işte de olabilir, en çok neyi kaybediyoruz?
Bence en büyük şey zaman kaybı ya da işte deminki tarzdaki konularda yaşanan şey durumda olabiliyor.
Cesaret kırılması çünkü çok fazla düşündüm ve onun karşılığında istediğini alamadım.
O tip durumlarda cesaret kırılması da oluyor.
Benim için hep genel itibariyle çok zaman kaybı oldu.
Kişisel yorgunluk oldu. Bünyenin yorgunluğu oldu.
Gereksiz stres oldu. Bunlar hani en şey yaptı çünkü o stresi gerçekten gerek yoktu.
Hepsinin rollerinde ben yer aldığım için yani normal işte özel bir tek ekibinde developer şey hayatım boyunca bunların çeşitli aşamasında çalıştım.
Bazı şeylerin gerekli stres olduğunu da çok net görebiliyorum.
Çünkü o fazla düşünmekten şöyle mi böyle mi?
Hani bence zaman kaybı ve stres diyebilirim.
Öyle bu zamanında işte ben de bu kişisel zaman kayıplarım olduğunda çok egzere dökmeden, yazmadan, çizmeden çalışıyordum.
Ondan dolayı şimdi son 4-5 yıldır özellikle biz her şeyi mock-up'lı çalışıyoruz.
Hani şeydeki storyboardlar gibi.
filmler çekilirken. Yoksa çünkü onun film maliyetini falan karşılayamazsın.
Tekrar çekebileceğin bir şey olduğu için önden storyboard yapılıyor falan gibi.
Biz de çoğu konuda mesela ekranları çok detaylı tartışmadan önce basic bir brief üzerinden ekranı çiziyoruz.
Bu herhangi bir ekran olabilir.
Satıcı tarafında, customer experience tarafında, her yerde olabilir.
O ekrana bakarak O ekrana yansıtarak analiz ya da bir brainstorming seçimi yapıyoruz.
O zaman çok fazla uçlara kayamıyorsun.
Çünkü ekranı görüyorsun ve hep müşteri gibi bakmış oluyorsun.
Müşteri buna overthink edecek bir şey yok ya da satıcının.
Onu kullanacak yani. O zaman kullanım bakış açısıyla.
O mesela bende bir pratik olarak şeyi çok fazla senaryo yaratma ve overthinking'i iyi etkilemiş bir şey.
Ben öyle onu öneririm yani. Çoğu konuda çizilebilir.
Çoğu konuda da simplest bir Excel tablosu da seni şeyden alabilir.
Kurtarabilir. Bunu da şeye de bağlamak doğru olur mu belki?
Yani aklıma bunu getiriyor da.
Mesela MVP mantığının işlemesi.
Yani hani biz bunları zaten...
en detaylı şekilde projeyi düşünürsen işte çok overthink etmiş olursun.
Projenin tüm detaylarını düşünmüş olursun ama bunu parçalara bölüp abi biz bunu MVP'de çıkaracağımız parça bu.
Ya odaklanmak belki overthinking'i de biraz azaltabilir bu senaryolar içinde.
Kesinlikle. Şey burada MVP ile alakalı bir yanlış şeyi de tüm toplum için düzeltelim.
Çünkü yaşayarak gördük biz bunları.
Çok bilgili ve bu konularda ilk başlığımızda işte agile nedir falan diye konferanslar falan üzerinde alacak bir Zaman ve budget'ımız yoktu ilk başlangıçlarda.
Biz bunu yaşayarak gördük. Şimdi MVP'de şeyler vardı böyle internette falan döner.
İşte bir araba var. Başında bir bisiklet var.
Onda başlıyorsun falan. Bisikletten araba olmaz.
Öyle MVP olmaz. MVP dediğin konu önce şey olur.
Onun bir motoru olur. Vesairesi olur.
Kaputunda bazı eksikler olur. Camı olmaz.
Araba gider falan gibi düşünün.
Yani böyle üzerinde bir şey inşa edebileceğim bir MVP yaparsan.
ve bunu hızlı yapacak platformu ve ekip kültürünü kurarsan o zaman yarıyor.
O yüzden yine dediğim gibi fail-fest ile overthinking'in arasında denge gibi bu MVP konusunda da dengeli olmak lazım.
Bazen MVP diye hiç insan önüne koyulmayacak bir şey geliyor.
O olmaz yani. Yapacağın MVP'nin üzerine iterasyon yapılabilecek ilk çıktı olması lazım.
Süper. Hemen küçük bir reklam gireceğim burada.
Podcast'imizin ilk bölümünde Hande'yle İterasyon ve MVP konuşmuştuk.
İzlemek isteyenler için kanalımızdan bulabilirler diye.
Sakın ters sayılar söylemiş olmayalım.
Söyleseydiniz bana ya. Yok yok tam böyle bir şey anlatıyordu annene.
Çok güzel bir podcast bölümüydü ben çok keyif almıştım.
Onun da küçük reklamını yapmış olalım buradan.
Şey sormak istiyorum. Overthinking bazen stratejik düşünme kılığına da girebiliyor.
Buna benzer şeyler zaten söyledin ama ikisinin sınırını nasıl çiziyorsun?
Bunlar aslında direkt böyle ABC senaryoları düşünmek şeklinde oluyor.
A senaryosu aksiyon, B senaryosu aksiyon, C senaryosu aksiyon.
Eğer onu 100 tane senaryoya çıkarırsan bu sefer 0.01.
ihtimalli bir konu üzerinden tekrar altına dallanan şeyler yapmaya çalışıyorsun.
Bu stratejik düşünme olmamış oluyor.
Bu aslında bu stratejik düşünmeme olmuş oluyor.
Çünkü hiç olmayacak ihtimallerin üzerinden gidiyorsun.
O yüzden şöyle yapardım ben.
Bu tip bir stratejik düşünmek isteyen arkadaşların aslında yöntem...
Çok bariz bir yöntem var. A, B, C, D, E senaryoları.
O A'nın altında A1, A2 durumlara göre falan.
Bunların yanına da bir probability kolonunu açarsak ihtimali.
%5'in altında ihtimal olanı yanına şey diyecek.
Ben bunu bir dahaki ay düşüneceğim diyecek.
Eğer bunu bir dahaki ay düşünürseniz gerçekten stratejik düşünmüş olur.
O zaman çünkü büyük ihtimalle A, B, C senaryoları ihtimallerinin %80'ini kaplamış oluyor.
Diğerleri çok düşük ihtimalde kalmış oluyor.
Yani yanına ihtimaller koyarak gittiğinde bu stratejik düşünmeyle overthinking'in arasındaki dengeyi kurabilirler diye düşünüyorum yani.
Direkt böyle. Çünkü yani...
Diğerinin sonu olmayan bir yola doğru gidiyor.
O yüzden hep yani bir tane ihtimal konu probability.
Bu tip böyle stratejik düşünme aksiyonunu şey yapar.
Çünkü stratejik düşünme dediğin nedir değil mi?
A, B, C, D senaryoları geleceğe dair bir projeksiyon yapıyorsun.
Yüzde yüz bilme ihtimalin yok zaten.
Evet bir tahminleme metodolojisi aslında.
Bir tahminleme metodolojisi aynen.
Süper. Bir de bizim yine kendi kültürümüzden yola çıkarak bir tane soru sormak istiyorum.
Biz her şeye data ile karar vermeye çalışıyoruz ve data drive'ın bir kültürümüz olduğunu konuşuyoruz her zaman.
Burada da overthinking de arasında bir çizgi var.
Çünkü aslında data drive'ın bir kültürde overthinking edebilmek de çok bazen mümkün olmayabiliyor.
Çünkü önünde bir data var ve kararı buna göre alman gerekiyor.
Ama bu da bazen bizi bir tuzağa düşürüyor olabilir mi?
Yani burada biraz böyle analiz paralizlanması da aslında işin içine giriyor.
Bu konu hakkında ne düşünüyorsun?
Bununla alakalı bir tane video vardı onu bulursam da sana da şey yapayım.
Mesela Moğolistan'ın dağlarındaki keçilerin tüy bırakma sezonlarının böyle bir grafiğini çekiyorlar böyle 15 sene.
Amerikan borsası ile korolayt çıkıyor.
Yani her şeyi her şeyle korolayt edebilirsin dataya şey yaptığında.
Yani istersen onu korolayt etmeyi bu datayla bu datayı bağlarsın.
O onunla bağlantılı çıkar.
Ona göre borsada işlemlerini yapabilirsin yani.
Bir yere kadar tutarsa olur. Dediğim gibi burada hep...
Ben aynı noktada gidiyor gibi oluyorum.
Kendimi de tekrarlıyorum ama. Datayla customer'ın içgörüsünü dengelemen gerekiyor.
İçgörü ne? Yani bir müşteri nasıl davranır?
Ve çıkan data. Onunla dengelediğinde bu data driven olmayla şey arasındaki bağ bu demin söylediğim Moğol lisan dağılımındaki keçilerle Amerikan bursuna ilişkisi olamaz mantığını ortaya koyman lazım.
Bu bununla ilişkili olamaz. Doğaya aykırı.
Yani böyle olduğunda zaten çok sayıda ihtimal otomatikman kalkıyor.
O ihtimallere bakma. ihtimali de kalkıyor.
Ben burada biraz şey yapıyorum. Data driven olmak güzel ama müşteri ne yapıyor?
Yani bir trend oldu olarak bir işte teyzemize, halamıza, alakasız insanlara bir soralım yani.
Nasıl bakıyorlar? Ne yapıyorlar yani uygulamada?
Biz böyle hep sürekli bir mühendislik background üzerinden süper data crunch edeyim de onu oradan oraya bağlayayım dersen işte bağlarsın.
Ben burada bir tane daha örnek vermek istiyorum.
Bak şimdi bu stratejik düşünme ve bu konuyla da alakalı.
Şimdi mesela satranç durumlarını falan oluyor.
Eskiden bunlar günler falan sürüyorlarmış.
Şimdi bakıyorsunuz şey var. Time limit var.
Strateji, böyle data ile çalışmak da adamlar kralı.
Onlar bile time limit koyuyorlar artık yani bir şekilde oyun bitsin diye.
Doğru. Yani bir sonuca ulaşması için.
Biz de bir time limit falan durumumuz olduğunda farkında olmamız lazım.
Data ile çalışan arkadaşın kesinlikle ve kesinlikle kendine bir time limit koyması lazım.
Zaten şey gibi bir şey sonuca bağlanmaması bizi rahatsız ediyor aslında.
O yüzden de bunu bir şekilde çözmemiz lazım.
Buradan şeye doğru gidelim. Biraz böyle kapanışa doğru geçelim.
Tamam yani hani overthinking etmek yani fazla düşünüyoruz.
Fazla düşünmeye geçtiğimiz yer tehlikeli bir yere doğru götürebilir bizi.
O yüzden orada da durmamız lazım.
Evet. kolay bir şey değil.
Yani bir insana sen çok overthink ediyorsun, yapma dediğinde karşılığa çok hızlı gelebilecek bir şey olmayabilir.
O yüzden biraz o tarafı konuşmak istiyorum.
Sence fazla düşünmeyi bırakmak için cesaret mi gerekiyor?
Pratik mi gerekiyor? Ne gerekiyor sence?
Bence ben daha pratikten yanayım.
O yüzden şey diyebilirim.
Time limit koyarsan, ben bu işi iki gün içinde çözeceğim tadında bir limitle gidersen hep bir deadline olursa bak Demin Product Excel'lerinden bahsettik.
En önemli kolon orada deadline.
Biz niye deadline'den önce inanılmaz fazla analiz yapmıyoruz?
Çünkü o deadline'a uygun bir result üzerinden insanlar bir MVP düşünüyor.
Orada bir deadline var, time to market var.
Bireysel işlerde de bu geçerli yani.
Kendine bir time limit koyduğunda buna ne kadar zaman harcayacağım diye overthinking olayı biraz ortadan...
Ben o açıdan hani hep bir time limit olması gerektiğini düşünüyorum.
Süper. Peki sence gerçekten o zaman son soruya geçiyorum.
Sence overthinking gerçekten gereksiz bir şey mi?
Yoksa sadece yanlış kullanıldığında mı zararlı?
Zaman zaman overthink de edin der misin?
Başta söylediğim şey de bir insanın hani super power olabilecek bir şey.
Eğer dengeli kullanırsa.
Ama yani bütün konuştuklarımızı düşünün diye de şey gibi geliyor.
Bana biraz hafif, çok işe yarar bir konu değilmiş gibi geliyor.
Bence sonucu değiştirmiyor çünkü.
Bizi de hayatta biraz yoruyor.
O yüzden hani ben hep söyledim, demin de söyledim.
Bir time limit koyarak, impact effort bakarak, en önemli konuya en çok düşünme zamanını ayırarak overthinking capabilities'lerimizi de çok büyük bir superpower'a dönüştürebiliriz gibi geliyor bana.
Çok teşekkür ederiz Sabri.
Ben teşekkür ederim. İyi ki bugün buradaydın.
Birçok insanın bir yarısını belki çözüm bulmuş oluruz.
Bunları uygulamak isteyenlere.
İyi ki geldin. Teşekkür ederiz.
Ben teşekkür ederim. O zaman bugünkü Wake Up Call burada sona eriyor.
Ama belki de asıl konuşmalar senin kafanda yeni başlıyordur ki bu harika olur.
Sorguladık, paylaştık, kolayına da kaçmadan konuştuk.
Bir sonraki bölümde yeni bir konukla yeniden görüşmek üzere.
Kendine iyi bak. Ha bu arada bizi sosyal medyada takip etmeyi unutma.
Tüm linkleri bölüm açıklamasında bulabilirsin.
Görüşürüz.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
