
Wake Up Call!: Making The Same Mistake Twice (or Thrice!)
26 Haziran 2026 · 18 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
Bu bir Wake Up Call!
Klişelerin ötesine geçip gerçekten konuşmaya geldik. Kolaya kaçmadan açık açık konuştuğumuz bu bölümde Finans ekibinden Sevgican Ulutürk, “Making the Same Mistake Twice (or Thrice!)” bölümüyle kendi deneyimlerini, sorgularını ve dönüşüm anlarını paylaşıyor.
Host: Şeyma Bengisu Meriç (Human Resources Team)
Konuk: Sevgican Ulutürk (Finance Team)
Trendyol ile ilgili daha fazla bilgiye ve kariyer fırsatlarımıza kariyer web sitemiz üzerinden ulaşabilirsin: https://careers.trendyol.com/
Bizi diğer sosyal medya kanallarımızdan da takip etmeyi unutma:
Linkedin: https://www.linkedin.com/company/trendyolgroup/posts/?feedView=all&viewAsMember=true
Youtube: @LifeatTrendyol
Youtube: @TrendyolTech
Twitter: https://x.com/trendyoltech
Tech Podcast: https://open.spotify.com/show/3xpNHzq2xJwZhc0hSIQi2z
Transkript
Selam ben Bengisu.
Bu bir wake up call yani bir uyandırma çağrısı.
Klişelerin ötesine geçip gerçekten konuşmaya geldik.
Çünkü bazen gelişmek için önce uyanmak gerekiyor.
Kolaya kaçmadan açık açık konuşacağız.
Her bölümde TrenTrol ekibinden bir konuğum olacak.
Kendi yolculuğunu, sorgularını ve dönüşüm anılarını paylaşacak.
Eğer buraya kadar dinlediysen dinlemeye devam et.
Çünkü asıl şimdi başlıyoruz. Aslında bir sürü var.
Hani böyle wake up call'um diyebileceğim şeyler.
Ama bunun böyle en başında şeyi söyleyebilirim.
Hani pandemiyi söyleyebilirim.
Çünkü böyle hep hayatımı çok planlı yaşayan ve her şeyin benim kontrolümde olduğunu düşünen bir insandım.
Karakterim de böyle bunun üzerine kurulmuş ve pandemi olduğunda 35 yaşındaydım.
Hani 35 yılını buna böyle çok inanarak geçirmiş bir insandım.
Ama pandemiyle beraber şeyi fark ettim.
Bir şeyler senin kontrolünde değil.
Hani sen istediğin planı yap, istediğin gibi her şeyi kontrol edebildiğini düşün.
Ama senden büyük bir şey gelecek ve senin bütün planlarını ve kontrol ettiğini zannettiğin her şeyi yıkıp geçecek.
En büyük wake-up call'ım bu diyebilirim.
Sevgican hoş geldin. Hoş buldum.
İlk önce seni tanımakla başlayalım.
Kimdir Sevgican? Ben aslında yaklaşık böyle 5,5-6 yıldır trend yoldayım.
Burada risk, uyum, iç kontrol, iç denetim ve fraud gibi böyle son derece sıkıntılı, sorunlu süreçlerden sorumluyum.
Kısaca böyle nerede şey varsa, sorun, problem varsa oradayız diyebilirim.
Süper. Aslında çok doğru bir isimle bir aradayız.
Hata konuşacağız, risk konuşacağız.
Bunları learning olarak nasıl gördüğümüzü konuşacağız.
O yüzden ilk sorumla başlıyorum Sevgi Can.
Aslında hata hepimizin hayatının bir parçası.
İşte ya dışarıda yani tüm hayatımızda birçok hata yapıyoruz.
Ama hata deyince kimimiz bundan çok korkuyor ve hatadan çok böyle kaçmak istiyor.
Ama bazılarımız da bunu bir öğrenme fırsatı olarak gerçekten görebiliyor.
Sen bunun neresindesin sence?
Ya ben burada bir yolculuğum var bence ve bu yolculukta...
da böyle sürekli öğrenerek devam ediyorum.
Az önce de bahsettim. Hani böyle gerçekten kişilik olarak da böyle kontrolcü bir insanım.
Böyle o sürekli bir plan yapmanın peşindeyim.
Çok detaycıyım. Şeye de baktığımızda hani kişiliğimin rengine de baktığınızda masmavi bir insanım aslında.
Bir de şeyi de eklemek isterim.
Bir yandan da Başak Burcu'yum.
Eski bir müfettişim.
Hani o yüzden hata benim için şey gibiydi.
Asla yapmamam gereken bir şey.
Çok kaçınmam gereken bir şey ve hayatımı buna odaklı yaşamam gereken bir şey.
gibi hissediyordum hep. Ama böyle trend yoldaki yolculuğum içerisinde hatanın aslında bu kadar da korkulacak bir şey olmadığı ve o hatadan bir şeyler öğrendiğim ve sonrasında o hatayı tekrarlamamak için aslında
kendimi geliştirdiğim bir serüvenin içinde gelişiyorum diyebilirim.
Hani şu an şey diyemem hani aa evet hata yapılır ve ben bundan öğrenirim, learningimi çıkarırım, geçerim.
Kadar iyi değilim ama eskisi kadar da hata yapmaktan korkup çekinmiyorum diyebilirim.
Peki sıfır hata beklentin yani genel olarak böyle biriydim.
Hani şu anda bir yolculuk içindeyim dedim.
Bu yolculuk çok güzel yani daha bu devam edecek bakalım nereye doğru gidiyor.
Ama senin kendinle ilgili bu hata yapma konusunda olan endişe faktörleri senin hayatını nasıl etkiliyor?
Ya şöyle bence mesela hani hem hata yapmamak hem risk almamak ikisi de hani bu böyle çok bilinen bir şeydir zaten.
Hata yaptıkça öğrenirsin.
Riske aldıkça aslında kendine bir gelişim alanı yaratırsın ya da riske aldıkça belli fırsatlara sahip olursun.
Hata yapmadığında bunların hepsinden şey yapıyorsun, geride kalıyorsun.
Hani hata yapmadığın sıkıcı ve hiç riske almadığın ama bir alana kısıldıp...
Kaldığın bir yerde oluyorsun diyebilirim.
Bu hani kişiliğin yani kişinin kendi gelişiminin de çok böyle geri planda olmasına sebep olan bir şey.
Şu an onu görüyorum mesela. Ya şey de çok bence var yani nerede olduğuna bağlı da hata yapma şeyi çok değişiyor.
Bu bir şirket kültürü de olabilir.
İşte X şirketindeyken daha hataya açık olursun, Y şirketinde daha hataya kapalı olursun.
Ama asıl ben sana şeyi sormak istiyorum.
Sen daha böyle finans risk gibi alanlarda çalışan bir insan olarak oradaki hataya bakış açısı biraz daha...
rigid olabilir diğer ekiplere göre.
Bu konu hakkında ne düşünüyorsun?
Ya şöyle bence şu an geldiğimiz noktada çok rigid bir bakış açımız yok ama hatada belli sorguları yapmak gerekiyor ve biz onları yapıyoruz.
Yani bunlardan ilki o hatanın arkasındaki kök nedenden de önce aslında niyet.
Yani o hatayı gerçekten de kişi iyi niyetli bir şekilde elinden geleni yaparken mi yapmış yoksa hani bir özensizlik ya da bir kötü niyetten kaynaklanan bir hata mı var?
Bu ayrımı Çok gözetiyoruz diyebilirim.
Buna ek olarak yine hatanın impektine çok bakıyoruz.
Yani evet bu hata yapıldı ama bu hatanın etkisi ne?
Bize hani böyle finansal bir risk var mı?
Ya da daha böyle işte itibar riskine dokunan bir durum var mı?
Birazcık oraları değerlendirip ona göre karar veriyoruz diyebilirim.
Süper. Bir de şey durum da var.
Yani hani o konuda ne düşünüyorsun?
Şimdi bir hatayı bir kere yapmış olabilirsin.
Bir de bu hatanın sıklıkla tekrarlanması.
İkinci, üçüncü kez aynı.
hatanın yapılıyor olması? Hani bu gibi durumlarda böyle sistematik bir probleme dönüşmesi ya da hatanın tek bir kerelik, one shot'lık bir hata olması arasında senin için bir fark var mı?
Şimdi burada da yine şu ayrıma gitmek lazım.
Ben hatanın her zaman için insan hatası olmayacağını düşünüyorum.
Yani bir insan hata yapıyorsa çok muhtemelen insanı o hataya iten yanlış bir dizayn edilmiş ya bir süreç vardır ya bir sistem vardır ya da o süreçte sistemde bir açık vardır.
Eğer ki bir hata tekrarlanıyorsa orada Şunu her zaman için kontrol ediyoruz.
Hani bu insan mı bu hatayı tekrar tekrar yapıyor yoksa bu insanı bu hataya iten bir süreçsel sistemsel açık mı var da insan bu hatayı tekrar tekrar yapıyor?
Yani bu böyle çok basite indirgediğimizde aslında bir uygulamanın hani UI'nın kötü tasarlanması...
bir kişinin hani yanlış bir butona basmasına sürekli o yanlış butona basmasına sebep olur ya onun gibi bence şirketlerde de hani biz eğer bir süreci yanlış hatayı açık dizayn ettiysek ya da bir sistemi öyle kurguladıysak bu da insanın daha
çok hata yapmasına yol açabilir.
O yüzden bence hatadan sonra gerçekten en çok bakmamız gereken şey bu hatanın kök nedeni ne?
Onu anlayıp orada süreçsel sistemsel olarak iyileştirmemiz gereken şeyleri iyileştirmek bana daha önemli geliyor.
Hani mesela bir şeyi başka bir gözün tekrar kontrol etmesi hata.
Hatayı engelleyebilecek bir faktör olabilir.
Ben de tam onu soracaktım sana.
Senin bir hatayı tekrar etmemek için yaptığın, dikkat ettiğin kişisel böyle metotların var mı?
Ya şimdi öncelikle şey yapıyorum.
Hani daha yoğun olduğum, kafamın daha dağınık olduğu, daha majör işlerimi ya da daha kritik işlerimi şey yapmıyorum, adreslemiyorum.
Diyorum ki ben burayı bir tık daha light geçireyim.
Burada birazcık daha hani...
kolay işleri yapayım. Daha hani böyle hataya açık olmayan şeyleri yapayım.
Oradan bir hani birazcık şey yapmaya çalışıyorum.
Kendimi garanti altına almaya çalışıyorum.
Yine eğer hani böyle çok majör bir iş yapacaksam, çok kritik bir iş yapacaksam, çok partiye dokunan bir iş yapacaksam orada mutlaka üründen destek istiyorum.
Diyorum kendimde böyle kritik bir şey var.
Gelin şunu beraber bir yapıverelim.
Ya da ben bunu yaptım, göndereceğim.
Hani bizde mesela şeyler de oluyor.
Çok resmi kurum yazışması, hani resmi kurumlara bir şeyler gönderme, bir şeyler ifade etme.
Onlarda mesela Ben ne kadar bu işi yapsam da hep hala bugün bile şey yapıyorum.
Birine hani benden bağımsız birine.
Buna bir göz sen de bir beş dakika bakar mısın arkadaşımı?
Hani o yardımı mutlaka istiyorum.
Bence bu şey demek değil.
Hani aa sevgi bunu yapamıyor ya da sevgi bu konuda yeterince yetkin demek değil bu.
Hani orada böyle bir gereksiz bir özgüven aslında insanı bir tık daha hataya itiyor.
Ondan kaçınmaya çalışıyorum.
Genel olarak en çok bu ikisini yapıyorum diyebilirim.
Süper. Peki bunlara rağmen bunları yapa yapa ya da işte ben gerçekten bu hatamdan ders çıkardım dediğin ama bir müddet sonra yine aynı hataya düştüğün bir şeyin var mı?
Bu iş hayatı da olabilir, özel hayatın da olabilir.
Bir sürü var. Aynı hataya.
İkinciye düştüğüm de oldu.
Ya da ne bileyim hani iş anlamında da bazen kendimi şey buluyorum.
Hakikaten böyle to the point'lik anlamında gelişime açıkmışım gibi hissediyorum.
Yani bir update yazıyorum mesela.
Ben onun böyle kısa net anlaşılır olmasını istiyorum.
Ama bir yandan da konuyu çok önemsiyorum ve böyle detay detay onu anlatmak istiyorum.
Orada mesela şey oluyorum.
Yazıyorum, gönderiyorum.
Gönderdikten sonra bir bakıyorum.
Ben yani destan yazmışım.
Sonra diyorum ki bu hatayı bir daha yapmamam lazım.
Benim daha net, daha to the point olmam, daha kısa iletişim kurmam lazım.
Sonra bir hafta sonra mesela benzer bir konuyla ilgili yazıp gönderdiğim update'e baktığımda yine aslında destan yazmış oluyorum.
Oluyor hani bence insan hataları tekrar ediyor ve bu hataları tekrar ederken de burada da...
Bunu son dönemde bu arada çok düşünüyorum.
Neden bunu tekrarlı bir şekilde yapıyorum noktasında.
Orada böyle bence zorlandığımız ve böyle değil kendi değişimimizde...
Kendi kendimize direnç gösterdiğimiz bir şeyler oluyor.
Ben mesela kendi adıma hani ne de zorlanıyorum bu anlattığım örnekte her detayı vermek istiyorum.
Hani oraya ne kadar efor harcadığımı belki de göstermek istiyorum.
Ama bundan vazgeçmem lazım.
Çünkü insanların bilmesi gereken şey benim oraya ne kadar efor gösterdiğim değil.
Hani oradaki problem ve o problemi çözmek için ne yapılması gerektiği.
Biraz böyle hata yaptıktan sonra bence insan...
kendisine bir adım geri atıp bir bakması lazım.
Hani bu hatayı niye yaptım ve bu hatayı bir daha yapmamak için benim ne yapmam lazım?
Sonra da oralara çalışması lazım diye düşünüyorum.
Şey gibi de bazen değil mi?
Hani bu gerçekten karşının ihtiyacı mı, müşterinin ihtiyacı mı, ekibin ihtiyacı mı yoksa benim ihtiyacım mı?
Evet. Çoğunlukla aslında kendi ihtiyaçlarımız yüzünden hata yapıyoruz.
Çok doğru söyledin. Evet.
Ya şeyi de biraz bahsettin aslında ama yani böyle güzel altını çizmek için farklı bir soru olarak tekrar sormak istedim.
Yani bir hatanın kabul edilebilir bir hata olmasından asla kabul edilemez bir hata olması arasındaki fark sence nerede başlıyor?
Ya bence en önemli nokta az önce de söylediğim gibi niyet.
Hani orada kişinin gerçekten bu hatayı böyle bilinçli bir şekilde yapıp yapmaması.
Çok önemli. Zaten bilinçli bir şekilde yapıyorsa o hata değildir.
Hani orada bir kasıt vardır ama hani bilinçli bir şekilde yapmasından kastım.
Hani bir özensizlik sonrası ya da bir böyle hani o işi benimsememekten kaynaklı hatalar bence çok kabul edilebilir gelmiyor bana.
Çünkü herkes gerçekten kendi torunluluk alanında önemli bir iş yapıyor.
Ve hepimiz aslında aynı gemide aynı şeye hizmet ediyoruz.
Ve herkesin ona gereken özeni göstermesi gerekiyor.
Ben bunu çok önemsiyorum.
Birazcık da kendi rolüm gereği böyle...
Böyle adalet hani işte integrity kavramlarına falan da şey olduğum için hani belki de o yüzden bu cevabı veriyorum.
Süper. Peki yani aslında hani büyük bir hata da olabilir gerçekten.
Bu hataları olan bakış açınız, bunu bir cezalandırma mekanizmamız ya da başka bir şeyimiz var mı?
Ya şimdi benim böyle çok daha şey amiyane bir tabirim var.
Çok severim. Hayattaki de en sevdiğim sözlerden biridir.
Amacımız her zaman için hani bağcıyı dövmek değil üzüm yemek olmalı.
Ben hatada da hep buna önem veriyorum.
Yani bir hatayla bir insanı cezalandırmak çok kolay.
İnanılmaz kolay. Bizim için de çok kolay.
Ama bunu yapmaktansa yapmamız gereken şey bu hatanın sonrasında biz ne yapsaydık bu hata olmaz diye bir böyle düşünmek.
Orada sürece, sürecin dizaynına gitmek, süreçleri iyileştirmek.
O kişideki farkındalığı arttırıcı.
bir yerlere odaklanmak bana çok doğru geliyor.
Hani biz o yüzden hiçbir zaman hani etik komiteyi de koordine ederken hep etik komitedeki kişilerle de aynı şeyi konuşuyoruz.
Hiç şey gibi düşünmüyoruz yani.
Bu kişiyi cezalandıralım ve bitsin.
Ama o zaman o hata zaten tekrarlanır.
Hani. Evet. Onun yerine aksiyonlarımız hep daha çok böyle sürece ilişkin aksiyonlar oluyor.
Hep oralara şey yapıyor.
Hep herkes şunu soruyor.
Bu hatayı bu kişi yapmış.
Evet. Ama biz bu kişinin bu hatayı yapmasını fırsat tanımış mıyız?
Öncelikle onu bir düşünüyoruz.
Eğer bu sorumuza cevabımız evetse bu sefer de biz ne yaparsak insanlara bu hatanın kapısını kapatırız.
Hep oraları düşünmeye çalışıyoruz öncelikle.
Bir de şeyi merak ediyorum ben.
Risk almak ve hata yapmak arasında nasıl bir ilişki var?
Şu anlamda soruyorum bunu.
Mesela bazı insanlar daha risk alabilir insanlar.
Bazı insanlar riskten çok endişe eden insanlar falan.
Hangi durumlarda risk bir cesaret olarak gözüküyor?
Hangi durumlarda risk bir hata olarak gözüküyor?
Yani şöyle söyleyeyim.
Burada birazcık şey yapmak gerek.
Yani o riskin sağlayacağı faydayı düşünmek gerek.
Yani bunun böyle çok güzel bir örneğim var mesela.
Bir insan ya çok korkak olabilir ya da çok cesur olabilir.
Ya da bu ikisinin arasında bir yerde olabilir.
Ben çoğu zaman çok korkak bir insanımdır.
O arada tahminim birisindir.
Ama çok korkak olduğum zamanlarda hep kendi içimde şeyi düşünürüm.
Ya bunu yaptığımda başıma en kötü ne gelebilir?
Ya da bu yapıldığında...
Ben burada fail etsem, burada bir hata yapsam ne olabilir?
Bunun ucu nereye varır?
Bir tarafa bunu koymak lazım.
Bunu cevaplamak lazım.
Diğer tarafa da bunu yaptığımda ve fail etmediğimde, hata yapmadığımda ne elde edeceğim?
Hani bunun çıktısı ne olacak?
Bunu koymak lazım. Hani bu ikisini bir terazinin iki kefesine koyduğunda eğer burada fırsat senin için daha...
ağır basıyorsa ve bununla birlikte aslında hata riskin ya da kötü bir şey olmasının riski de daha görece düşükse o zaman o riski alıp o hatayı ben hep yapmak taraftarıyım.
Burada bir de şeye ekleyeyim. Ben bunu burada her şeyde bu değerlendirmeyi yapıyorum.
Biz böyle çok fazla işte kampa gidiyoruz, hafta sonları bir yerlere gidiyoruz.
Gerçekten bazen mesela karşımıza çok bozuk yollar, çok kötü şeyler çıkıyor.
Oralarda hep onu düşünüyorum.
Hani bu yolun sonunda bu yolu gidemezsem Başıma ne gelebilir en kötü?
Yolda kalabilirim. Yolda kalırsam ne olur?
Hani birinden yardım isterim.
Gelir beni alır kurtarır.
Ama diyelim ki yolda kalmadım o zaman ne olur?
Belki de çok güzel bir manzaraya çıkacağım.
Ve belki de daha önce hiç görmediğim kadar ilgimi çeken bir şeyler göreceğim.
O yüzden mesela o riski almaya daha yakın oluyorum artık.
Bu buna değer mi? Evet.
Aslında biraz onun gibi.
Ya bu yolun sonuna gitmek için yolda kalmayı göze alır mısın?
Orada da risk ne kadar büyük?
İşte belki uçurumdan düşmeyi arabasının riski almazsın ama yolda kalma riski alınabilir.
Alır çünkü çok güzel bir manzara görebileceksin.
Gerçekten de biraz öyle. Bu buna değer mi ilişkisi?
İş hayatının başına bizi dinleyen arkadaşlarımız için de hem şirketimiz içinden hem dışarıdaki arkadaşlar ya böyle hata yaptığında başına çok...
Büyük bir şey gelecekmiş hissi oluyor iş hayatında özellikle en başlarında.
Yani hata yapmak da biraz bir müddet sonra birden çok hata yapacaksın ki onu da analiz edebilir.
Ya burada benim başıma bir şey gelebilir, burada gelmez yani hani.
O da bence çok kritik. Ya bu arada şeyi de söyleyeyim.
Yani benim mesela hatayı çok tolere eden bir iş yapmıyorum.
Hatta hiç tolere eden bir iş yapmıyorum.
Ona rağmen çok fazla hatam oldu.
Olmaya da devam ediyor bu arada.
Ama günün sonunda şeyi görüyorum hani baktığımda.
Bu hataların sonucunda ne olur?
olduğu sorusunu sorduğumda korktuğum kadar bir şey hiçbir zaman olmadı.
Hani hakikaten evet o hatayı yaptım.
O hatayı yaptıktan sonra bence burası çok kritik.
Yaptığım en doğru şey her zaman için şu oldu.
Elimi kaldırıp ben bir hata yaptım demek ve bunu dedikten sonra da orası çözüldü.
Yani bence hata yapmaktan korkmamak önemli.
Evet ama onun bir adım ötesinde daha önemli bir şey var.
O hatayı yaptıktan sonra gerçekten o hatayı sahiplenmek.
Çünkü diyorum ya tekrar başa döneceğim.
Hani hatayı neden yapıyorsun?
Oradaki niyetin ne? Hani senin kötü niyetli olmadığın bir dünyada bence zaten kimsenin sana niye bu hatayı yaptın diye sormaması tamam yaptın bir hatan nasıl düzeltirize gitmesi gerekiyor.
Ve bu alanı insanlara tanımamız gerekiyor.
Yani aslında biz bir yerde de o hatayı evet analiz edeceğiz tabii ki ama onun çözümüne odaklanmakta hem kişisel olarak hem başka bir çevremizdeki kişiler hata yaptığında önemli bir durum.
Şimdi aslında sona doğru geliyoruz.
Benim için çok keyifli akıyor.
Çok teşekkür ederim burada olduğun için de.
Ya aslında şeyi duydum senden.
Onları değil başka bir şey duymak için söylüyorum.
Ya ilk önce bireysel olarak bak.
Bir hata yaptığında ben bu hatayı nasıl yapmayabilirdim?
Ve sonra onu yapmamaya çalıştım.
E bir de bak bu hata sistemsel bir şeyden bir kaynaklı.
Oradaki sistemi nasıl düzeltebiliriz?
Bir ona bak. Evet bunu da aldım.
Ama hani bir hata yaptığında şunu da yap bu da fark yaratır diyebileceğin dinleyicilerimize bir önerin olur mu?
Başka bir önerin. Bence tekrar az önce söylediğimi başta bir söyleyeyim.
Buradaki en çok fark yaratan şey hatayı kabullenmek.
Yani sen çünkü o hatayı yaptıktan sonra o sorumluluğu aldığın zaman insan...
İnsanların sana da hatana da bakış açısı bence şey oluyor, değişiyor.
Yani herkes şunu diyor. Ben en azından bunu diyorum.
Hakikaten biz işte yine ben sorumluluk alındığım gereği bir sürü hatayı inceliyorum.
Bir şirkette yapılan bir sürü hatayla ilgili bir kanaat ediniyorum ve bu kanaati insanlarla paylaşıyorum.
Benim orada hep en çok baktığım şey hatayla beraber kişinin hatayı kabullenmesi.
Yani ben orada şeyi çok kıymetli buluyorum.
O hatayı kabul etmek, o hatayı gerçekten sahiplenmek ve onunla ilgili cesur olmak.
Yani evet ben bu hatayı yaptım demek.
Bu bence en çok farkı yaratan şey bu.
Çünkü ben mesela bunu yapan insanı gördüğümde hakikaten şey yapıyorum.
Eyvallah ya. Bak ne kadar güzel.
Hata yapmış ama çıkıyor söylüyor.
Hata yapmış ama bunu kabul ediyor.
O bence çok kıymetli bir şey.
O bence kıymetliden de öte çok erdemli bir davranış.
Ve bence o çok fark yaratıyor.
O yüzden ilk bunu söyleyebilirim.
Hani başka her şeyden bağımsız olarak.
Bununla birlikte de yine hatayla ilgili hani kişinin kendi yaptığı hatadan bağımsız olarak hani birinin yaptığı hatada da en çok fark yaratan şey bence karşı tarafın daha pozitif yaklaşması.
Bu arada bence genel olarak bu hatayı yapan için de geçerli.
Hatayı yapanın karşısında olan için de geçerli.
Hani pozitif bakış açısı ve oradaki o yapıcı yaklaşım ve o yine hatayı yapan için o rezilyansı yüksek tutmak bunlar bence hatanın içerisinde en çok fark yaratan noktalar.
Çok teşekkür ederim. ederim. O zaman şöyle alıyorum ben kendim adına.
Hatağını kabul et. Hatağınla yüzleş.
Hatağının senin hatan olduğunu söylemekten çekinme ve onu sahiplen.
Daha sonrasında da bu hatayı bir daha yapmamak için neleri düzeltebilirsin ona odaklan diye.
Çok teşekkür ederim. İyi ki geldin.
İyi ki bugün buradaydın. Podcastımızın sonuna geldim.
Ben teşekkür ediyorum. Çok keyifliydi.
Su gibi de aktı gitti.
Teşekkürler davet ettiğiniz için.
Bugünkü Wake Up Call burada sona eriyor.
Ama belki de asıl konuşmalar senin kafanda yeni başlıyordur ki bu harika olur.
Sorguladık, paylaştık, kolayına kaçmadan konuştuk.
Bir sonraki bölümde yeni bir konukla yeniden görüşmek üzere.
Kendine iyi bak. Ha bu arada bizi sosyal medyada da takip etmeyi unutma.
Tüm linkleri bölüm açıklamasında bulabilirsin.
Görüşürüz.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
