
Wake Up Call!: Comfort Zone? A Nice Place—Until You Get Stuck
14 Mayıs 2026 · 20 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
Bu bir Wake Up Call!
Klişelerin ötesine geçip gerçekten konuşmaya geldik. Kolaya kaçmadan açık açık konuştuğumuz bu bölümde Product ekibinden Sanem Tuna, “Comfort Zone? A Nice Place Until You Get Stuck” bölümüyle kendi deneyimlerini, sorgularını ve dönüşüm anlarını paylaşıyor.
Host: Şeyma Bengisu Meriç (Human Resources Team)
Konuk: Sanem Tuna (Private Label Team)
Trendyol ile ilgili daha fazla bilgiye ve kariyer fırsatlarımıza kariyer web sitemiz üzerinden ulaşabilirsin: https://careers.trendyol.com/
Bizi diğer sosyal medya kanallarımızdan da takip etmeyi unutma:
Linkedin: https://www.linkedin.com/company/trendyolgroup/posts/?feedView=all&viewAsMember=true
Youtube: @LifeatTrendyol
Youtube: @TrendyolTech
Twitter: https://x.com/trendyoltech
Tech Podcast: https://open.spotify.com/show/3xpNHzq2xJwZhc0hSIQi2z
Transkript
Selam ben Bengisu.
Bu bir wake up call yani bir uyandırma çağrısı.
Klişelerin ötesine geçip gerçekten konuşmaya geldik.
Çünkü bazen gelişmek için önce uyanmak gerekiyor.
Kolaya kaçmadan açık açık konuşacağız.
Her bölümde Trendyol ekibinden bir konuğum olacak.
Kendi yolculuğunu, sorgularını ve dönüşüm anılarını paylaşacak.
Eğer buraya kadar dinlediysen dinlemeye devam et.
Çünkü asıl şimdi başlıyoruz.
Şöyle Bengisu ben bir önceki iş yerimde düzenli olarak koçluk alıyordum.
O konuştuklardan birinde de böyle hepimize klişe gelen bir soru var.
İşte 5 yıl sonra ne yapıyor olacaksın?
10 yıl sonra ne yapıyor olacaksın?
Şimdi öyle bir konuşmanın içinde ben şeyi fark ettim.
Bir saniye ben bir şeyi değiştirmezsem hayatımda 5 yıl sonra da ben şu anda yaptığım şeye benzerini yapıyor olacağım.
10 yıl sonra da benzerini yapıyor olacağım.
Benim aydınlanma anım aslında o klişe gibi gelen soruydu.
O andan itibaren biraz daha algılarımı açmaya, kendimi o evreni nasıl genişletirim biraz daha onu düşünmeye başladım.
Benim wake up kolum oydu. Selam Sanem.
Selam Bengisu. Hoş geldin.
Hoş bulduk. Öncelikle seni tanımakla başlayalım.
Kim Sanem? Tabii. Ben yaklaşık 5 yıldır Trendyol'dayım Bengisu ama toplamda 25 yıldır çalışıyorum.
Bir kız çocuk ve bir kedi annesiyim.
Burada olmak çok heyecan verici.
Senin olduğum için çok mutluyum.
Biz de öyle. Hoş geldin tekrar.
Hoş bulduk. Aslında konfor alanı konuşmaya geldik.
Yani konfor alanı nedir?
Nerede başlar? Uzun dönem bir şeyin içinde kalmak senin için aslında bir konfor alanına dönüşür mü?
Ya da işte bu aslında bir konfor alanı değildir mi?
Nedir? Yani aslında kısaca konfor alanı nedir bir tanımlayabilir misin?
Çok da geniş bir tanımı var tabii ki.
Bence konfor alanı... Sürekli aynı şeyi, aynı kişilerle benzer şekilde, benzer hızda yapmak demek ama bunun böyle çok büyük bir şey olmasına tabii ki gerek yok.
Ama bu böyle rutinden çıkamamak, çıkmak istememek tamamen bence konfor alanında kalmak demek.
Konfor alanında tehlikeli bir şey olduğu konuşuluyor.
Yani sanki konfor alanında kalmak iyi bir şey değil gibi rezon ediyor bize.
Konfor alanında nerede tehlikeli olmaya başlıyor sence?
Artısı var, eksisi var tabii ki.
Ne istediğinize bağlı.
Konfor alanında kalmak bir seçim.
Konfor alanında seçtiğinizde aslında şunu seçiyorsunuz.
Ben güvenli bir yerdeyim, beni tanıyan insanlarla, bildiğim bir işte.
Bütün bunları seçiyorsunuz, bunun tabii ki artıları var.
Bununla beraber hep aynı şeyi yaptığınızda tabii ki gelişmiyorsunuz artık, yeni bir şey öğrenmiyorsunuz.
Belki de sizin çok daha mutlu olacağınız yeni fırsatları görmüyorsunuz.
Konfor alanı tehlikesi aslında oradan sıkılmaya başladığınız ama adım da atmaktan çekindiğiniz anda başlıyor.
Yani o değişim ihtiyacını içtiğince hissedip de bu konuda herhangi bir aksiyon almadığınızda artık konfor alanı tehlikeli bir hale geliyor.
Peki senin hiç bu yer harika ama ben bu yara sıkıştım hissini yaşadığın bir anın oldu mu?
Evet, evet. Bu bende oldu.
Sık da olur bu arada. Çözümü ararım o yüzden.
Ben bir önceki iş yerimde 12 yıl kadar çalıştım.
Harika bir yerde muhteşem arkadaşlarım vardı.
Herkesi tanıyorum, herkes beni tanıyor.
Gerçekten benim için bir konfor alanıydı.
Bununla beraber işte yeni bir şey öğrenmek istiyorsam ki o anda e-ticarette bunu en iyi yapan yerde öğreneyim, en iyi yapan ekiple beraber öğreneyim dediğimde trend yola geçmek bir seçenekti.
Bu bir seçim. Ben risk almayı seçtim.
Şu anda iyi ki diyorum. Ama birazdan anlatırım onun zorluklarını da.
Elbette bu bir seçim. Ama ben o an orada kalsaydım bugün bildiklerimin bir kısmını bilmiyor olacaktım.
Bunu mesela örnek olarak verebilirim.
Peki bu o döneme gitsek, o alana gitsek, orada kendini tekrar bulduğunda en çok seni ne rahatlatıyordu?
Trendyol'la iş görüşmelerimden birini Evren'le yaptım.
Evren'le görüşmemiz sırasında Evren bana şöyle bir şey söyledi.
Dedi ki Trendyol çalışmak için harika bir yer.
Ve biz harika arkadaşları işe alıyoruz.
Çok yetkinler, tecrübeliler, yetenekliler.
Ama bazen olmaz. Ve bu olmaması normal.
Şimdi olmaması normali anlayınca ve bunu bir başarısızlık olarak görmemeye başlayınca dedim ki evet ben deneyebilirim ve belki de olmaz.
Ve olmaması normal ama ben elimden geleni en azından yaparım.
Ne yapıp ne yapamayacağımı görürüm.
Dolayısıyla bu benim aklımda sürekli kalan bir şey.
Bunu sürekli de hatırlatıyorum.
Her konfor alanından çıkmam gereken durumda kendime.
Peki konfor alanından çıkacağın bir ana gidelim.
Bu anda hissettiğin en büyük şey ne oluyor?
İlk duygum merak oluyor.
Ne var orada? Çünkü benim bilmediğim, benim hakim olmadığım bir şey yaşanıyor orada.
Bir ortam var, farklı insanlar var.
İlki duygum merak. Sonrasında kısa süreli bir korku ve tedirginlik alıyor.
Çünkü sonuçta bu belirsizlik.
Yani bir risk alıyorum ben o değişikliği yaparak.
O dönemdeki duygum...
İşte pişmanlık.
Sanırım ne gerek vardı şimdi bunu yapmaya?
Rahattın, mutluydun. Neden böyle bir maceraya atıldınlık böyle kısa bir dönemi mi oluyor?
Ama sonra zaman geçtikçe zaten artık daha konforlu olmaya başlıyor yeni geçtiğin alanda.
Ve biraz daha o yerini iyi kilere bırakmaya başlıyor ama ilk duygum meraktan sonra bir endişe ve korku oluyor.
Peki sence bunun nedeni ne?
Yani ilk önce endişe duymak bir bilinmezlik olabilir.
Ama sonra bildiğin, biraz aşina olduğun duvarlar görmeye başlıyorsun.
Ama seni o endişeli hissetmeye devam ettiren duygu ne sence?
O endişeli hisse aslında çok uzun devam etmiyor.
Mesela ben trend yoldan örnek vereyim.
Ben geldiğimin ilk bir buçuk iki ayı dedim ki neden Sanem?
Yani ne gerek vardı?
Zaten iyiydin. Ama iki aydan sonra aslında zaten burada da kişileri tanıyorsunuz, işi tanıyorsunuz.
Bu arada ben sadece bu konfor alından çıkmayı iş değişikliği olarak anlatmıyorum.
Yani arkadaşlarımız arkadaşlar işlerinizi değiştirin ve çıkın konfor alınızdan demek istemiyorum.
Bu bir projeye katılmak da olur.
Farklı bir ekibe rotate etmek de olur.
Bambaşka şeyler, çok daha küçük şeyler de olabilir.
Dolayısıyla onun geçici olduğunu, o duygunun.
Geçecek ve sonrasında artık öğrenme süreci başlayacakı bilmek rahatlatıcı bir şey.
Sanem bu benim aklıma şeyi getirdi.
Yani bir yerden sonra o zaman her şey konfor alanına dönebilir mi?
Dönebilir. Yine çok dramatik, bold bir şey yapmaya gerek yok.
Ama konfor alanında da hala küçük küçük değişikliklerle o konfor alanından çıkılabilir.
Yani yeni bir proje, bir şeyi yapmanın farklı bir yolunu bulma.
Dolayısıyla bunların hepsi aslında konfor alanımızdan çıkmaya örnek olabilir.
Peki şey de var ya biz sanki konfor alanından çıkmayı hep böyle şey gibi konuştuk.
Hep olumlu bir şeye bağlanacak.
Hep aradığını bulacaksın.
Hep daha başarılı ol. Ya da hep gelişeceksin en azından.
Doğru buna katılıyorum. Ama konfor alanından çıktığın ama istediğin sonuca ulaşamadığın bir anın var mı?
Var. Elbette var. Ben başarıyı aslında iki şekilde tanımlıyorum.
Kendi kafamda Bengisu.
Hedeflediğimiz sonuca ulaşarak başarılı olabiliriz.
Ya da sonucu ulaşmayız.
Bununla beraber bir şey öğrenerek çıkarız o süreçten.
O da başarı. Şimdi ben konfor alanından çıkmayı denedim.
Ama hedeflediğim sonuca ulaşamadım.
Bir örnek paylaşayım.
Ben rakamları çok seviyorum.
Rakamlarla konuştuğum bütün testlerde, ekiplerde çok rahat hissediyorum kendimi.
Ama önceki deneyimimde çok daha kreatif, çok daha yaratıcı.
Dolayısıyla aslında düşünce şekli benden daha farklı olan harika bir ekiple çalışmıştım.
Bu benim için konfor alanı dışında.
Bununla beraber aslında...
Çok da hedeflediğim sonuca ulaştığımı söyleyemem.
Sadece kendimle ilgili yeni bir şeyler öğrendim.
Dolayısıyla bunu hala iyi ki olarak alıyorum.
Ama tam da böyle smooth aktı diğerleri gibi falan.
Böyle bir örnekte anlatamıyorum bu case de.
Dolayısıyla bazen olmaz. Ama öğrenerek çıkarız sonuçta o süreçten de.
Konforların dışına her çıktığımızda süper başarı böyle her şey sonucuna ulaşacak falan diye böyle gerçekçi olmayan bir beklentide olmayalım.
Ama günün sonunda ne olursa olsun sonucu biz bir şey öğrenerek çıkacağız.
Dolayısıyla beklentimizi böyle set etmek bana daha gerçekçi geliyor.
Bu şey gibi mi bazen de?
Neydi? başarısız olduğunu fark etmek de bir başarı aslında.
Yani neyi yapamayacağını bilmek.
Nereye kadar kendini zorlayacaksın?
Hani her şeyi denemeye çalışmak da aslında çok doğru olmayabilir belki kişinin kendi safetisi için.
Bir de burada şey var ya bir lider perspektifinden de bakmak lazım.
Yani hep ne bekliyoruz biz liderlerimizden?
Ekibi geliştirmesini, işi geliştirmesini, oraya bir vizyon katmasını.
Ben mesela kendi adıma rol model olmasını, beni inspire etmesini beklerim.
Hani yani böyle o beni heyecanlandırmasını beklerim.
Şimdi böyle bir durumda da kişilerin, ekibindeki kişilerin konfor alanından çıkması için bir şeyler yapıyor olmamız lazım.
Sen bu durumu nasıl yorumluyorsun?
Neler yapıyorsun? Ben ekibi çok zorluyorum.
Belki biraz fazla zorluyorum.
Ben çok inanıyorum yeteneklerine, yetkinliklerine.
Daha fazlasını yapabileceklerine ve gelecekte çok daha iyi olabilmeleri için de biraz fazla zorluyor olabilirim.
Proje fırsatları çıkıyorum karşılarına.
Ekip içindeki rotasyonları çok destekliyorum.
Eğitimler almaları konusunda gerçekten teşvik ediyorum.
Ama bütün çabamı gerçekten onlar için daha iyi olması adına.
O yüzden ekip arkadaşlarımdan şimdiden tekrar kusura bakmasınlar.
Her şey onlar için. Burada peki senin gerçekten zorladığını düşündüğün ama kişinin istemediği yani bir durum oldu mu?
Hiç böyle bir tecrüben oldu mu?
Evet evet oldu oldu. Yani şöyle oldu.
Ben bir ekip arkadaşımı bir proje katılması için teşvik ettim.
Çok istememesine rağmen dahil oldu.
Şimdi burada eğer ekip arkadaşım istemiyorsa ve bunun arkasında korkmaktan daha farklı böyle ilgi duymaması falan gibi bir sebep varsa mesela ben bu süreçten onu öğrendim ki zorlamamam lazım yani.
O başka bir projeye girsin ama istediği bir yere girsin ki onun başarılı olma ihtimali daha da artsın.
Korkuyorsa o geri adım atma sebebi tabii ki olmaz.
Çünkü biraz önce de konuştuk. Korkmak normal yani.
O endişenin duru hali normal.
Bununla beraber istediği, ilgi gösterdiği bir şekilde konfor alanına dışına çıkarsa hem daha mutlu olur, hem daha adanmış olur, hem de başarılı olma ihtimali tabii ki daha artar.
Dolayısıyla benim öyle yaşadığım kezler var.
Bundan sonra dikkat etmeye çalışıyorum.
Gerçekten aynı noktada mıyız?
Aynı şeyimi hedefliyoruz, istiyoruz diye.
Ekip arkadaşımla daha da açık konuşmaya çalışıyorum.
Konfor alanına dışına çıkacakları zaman.
Aklıma bir şey getirdi.
Şey de diyoruz ya, ya ben geldim.
Konfor alımından çıktım herhangi bir şeydeyim.
Denedim. O stresi de yaşadım.
İşte o dalgalanmaların hepsini gördüm.
Ama günün sonunda yok ben iyi hissetmiyorum.
Hala orada kendimi bulamadım.
İyi hissetmiyorum. O zaman ne yapacağım?
Geri dönebilir miyim? Dönebilirsin ama aynı yere dönemezsin.
Başka bir yerde kendini streç etmen, konfor alımının dışına çıkman.
Yani hala kendini zorlayacak bir alan bulmaya ihtiyacımız var.
Ama tabii ki geri dönebilirsin.
Yani olmadığını göre göre zorlaymak çok yersiz.
Herkes için efor kaybı. Daha olma ihtimali olan bir yerde hala zorlamaya devam etmek gerek.
Bu şey hakkında ne düşünüyorsun peki?
Konfor alanıyla güvenli alan.
Yani kendini güvenli hissettiğim bir alana da ihtiyacım var.
Ama ben sürekli kendimi konfor alanımdan çıkarmaya çalışırsam güvenli alan duygumu kaybeder miyim bir yerden sonra?
Onların ikisi farklı geliyor bana Bengüs.
Mesela biraz önceki soruda da dedin ya geri dönebilir miyim diye.
Geri dönebileceğini bilmek güvenli alan.
Ama konforlu olmayabilir.
Yani tabii ki kendini seçecek yeni bir şey, yeni bir proje.
Orası konfor alanı değil.
Ama geri dönebileceğini bilmek, destekleneceğini bilmek, arkasında sürekli ulaşabileceği birilerinin olduğunu ve onun başarılı olması için ona destek olacağını bilmek bunların hepsi güvenli alan.
O yüzden ikisi birbirinden ayrı şeyler gibi geliyor bana.
Burada böyle şey geldi benim aklıma.
Şimdi yeni bir şeydeyiz.
Proje olarak da düşünebiliriz.
Dediğim gibi yeni bir projeye atandık ve stresliyiz yani bilinmezlikler var.
Bu özgüveni nasıl test ediyor sence?
Ben şöyle yaşadım.
İlk başta kendisinden tabii ki bir şüphe duyuyor insan.
Yani olacak mı olmayacak mı dediğin gibi bu bir risk çünkü.
Ama yapmaya başladıkça artık bendeki şey oluyor.
Daha farklı bir şey de olsa yaparım.
Farklı bir proje de olsa yaparım.
Bambaşka insanlarla da yaparım.
Dolayısıyla bu özgüveni güçlendiren bir şey.
Yani ilk başta zor olan şey bir süre sonra daha farklı challenge'lara da açık olmak konusunda özgüveni güçlendiren bir şey.
Bu arada böyle şey hep hani zorlandığımızda stresi ya da şeyi konuşuyoruz ama bir de bunun bir ödülü de var yani.
O konfor alanından çıkmanın ödülü ne sence?
Öğrenmek. Yeni şeyler öğrenmek.
Çünkü biz ancak kendimizi zorlayınca öğreniyoruz.
Öyle... Önümüze altın tabak da gelmiyor.
Bu yandan da deneyimleyerek öğreniyoruz.
Sadece başkasının deneyimini okuyarak, dinleyerek de olmuyor.
Dolayısıyla öğrenmek ve gerçekten geliştiğini hissetmek bunun en büyük ödülü.
Bir yandan da konfor alanından çıktığımızda böyle yeni insanlarla tanışıyoruz ya.
Ben her yeni tanıştığım insanda bambaşka bir şey öğreniyorum.
İlham verici. O da tabii ki çok güzel.
Ben bu konuda biraz gelinekçiyim bu arada.
Bir kapı açılıyorsa vardır bir neden.
Yani geçmek lazım o kapıdan.
Böyle konfor alanından çıkacak bir fırsat geliyorsa karşımıza.
Değerlendirmek lazım mutlaka.
O projeye girmek lazım. O insanla çalışmak lazım.
Çünkü mutlaka bunun bir nedeni var ve öğreneceğiz mutlaka yeni bir şeyler.
Ben şey gibi de düşünüyorum galiba.
Sen anlattıkça aklımda o canlanıyor.
İşte yeni bir insanla tanışıyorsun.
Ondan yeni bir şey öğreniyorsun dedin.
Aslında her konfor alanından çıktığın her an kendinle ilgili de yeni bir şey keşfediyorsun.
Bu bilinmezlik de çok ilginç.
Yani ben kendime 33 yaşındayım.
33 yıldır çok iyi tanıdığımı iddia ediyorum.
Ama aslında değil. Yeni yaşadığın her an sana yeni...
bir şey katıyor. Bu da bence en güzel, en kıymetli şeylerden biri.
Bazen şimdi biz kendimizi zorluyoruz bir yerden çıkmak için.
Yeni bir fırsat doğuyor, deneyelim diyoruz.
Yeni bir şey geliyor, onun içine atlıyoruz.
Ama bazen de dışarıdan bize konfor alanından çıkmamız gerekecek bir anda olabiliyor.
Aklıma burada Trendyol Milan'ın, bizim Trendyol epinin içerisinden çıkması geliyor sana.
Bu da bir konfor alanından çıkmak gibi.
Ne düşünüyorsun? Konfor alanından çıkmak gibi değil.
Bir yandan da tercihimiz olan bir konfor alanından çıkmak değil.
Şartlar onu gerektirdi. Süreç çok zordu.
Benim için de zordu. Ekip arkadaşlarım içindedir o zaman.
Canım ekip arkadaşlarım.
Herkes çok çaba gösterdi.
Gerçekten daha önceden bilmediğimiz, hiç öğrenmemiz gerekmeyen bir sürü şey öğrendik biz o dönemde.
Dolayısıyla şu an iyi ki evet öğrendik, gelişiyoruz, iyi de bir iş çıkardık.
Ama ilk başımıza geldiğinde tabii ki zordu.
Yani konfor alan çıkmaya niyetli arkadaşlarımızın şunu kabul etmesi lazım.
Bu zor. Bu zor olacak.
Herkes için zor. Ama bunun ne kadar zor süreceği ve ne kadar süre sonra artık düzlüğe çıkacağımız.
Biraz çabaya, biraz şansa.
Biraz bunu ne kadar sık yaptığımıza, alışkanlığa, bütün hepsine bağlı olarak değişecek.
Biraz önce şey dedin hani ekip, tabii ki bunu bir ekiple yaptın.
Burada bir lider aslında perspektifini de biraz merak ediyorum.
Şu anlamda merak ediyorum. Burada bir konfor alanından bir çıkma durumu var, bir bilinmezlik var.
Belki bir deadline var, işte bir yetişme baskısı var falan.
Ekipte bir stres olmuştur diye düşünüyorum ilk başlarda özellikle.
Bunu nasıl yönettiniz?
Yani sen bir lider olarak senin üstüne düşen görev ne burada?
Ben bunu ikiye ayırarak anlatayım.
Bir olanı anlatayım, bir de aslında keşke olsaydı diye anlatayım.
Şöyle Bengüs'e, biz hepimiz el ele tutuştuk, bir denize atladık ve yüzmeye çalıştık.
O şartlar onu gerektiriyordu.
Dolayısıyla biraz öyle çıktık o konfor alanımızdan ve öğrenmeye geçtik.
O dönem öyleydi. Normalde...
Herhangi bir konforundan çıkma case'inde liderin şunu yapması çok anlamlı olur tabii ki.
Hani bunun adım adım olması, liderin yakın takibinde ve desteğinde olması, herhangi bir zorlukta danışılabilecek, ulaşılabilecek bir yerde duruyor olması.
Bunların hepsi çok kıymetli. O app konusunda hepimiz birlikte denize atlamıştık.
Orada yapacak bir şey yoktu.
Ama bundan sonrakilerde ben dikkat etmeye çalışıyorum.
Eksik yaptığım şey mutlaka vardır.
Ama bütün lider arkadaşlarıma da...
Tavsiye ediyorum tabii ki adım adım ilerletmeyi.
Peki bu şeyde konfor alanından çıkmadığın bir senaryo düşünelim.
Bu kariyerinle ilgili de olabilir ya da hayatınla ilgili de olabilir.
Şiir değiştirmek de yani aslında bir konfor alanından çıkmak.
Sence bunu yapmazsan neyi kaybedersin?
Şimdi konfor alanından çıktığımızda iki şey olabilir.
Konfor alanından çıktığım için iyi ki diyebilirim çünkü umduğum gibi gider işler.
İki, umduğum gibi gitmez kendimle ilgili bir şey öğrenirim yine iyi ki derim.
Şimdi konfor alanına çıkmadığımda ben bu iki iyi ki'yi de kaçırıyorum aslında.
Hem bir fırsatı kaçırıyorum hem kendimle ilgili bir şey öğrenmiyorum, yeni bir şey fark etmiyorum.
Dolayısıyla kariyerle ilgili olarak da, sosyal hayatla ilgili olarak da bu böyle.
Bu arada sosyal hayat demişken ben...
Şimdi hep iş değişikliği, hep geçişi gibi daha bol şeylerden bahsediyoruz.
Ama bu konfor alan açımı her şey olabilir.
Mesela ben çok dışa dönük bir insan değilim.
Bütün veli buluşmaları benim için konfor alanından dışına çıkmak.
Gerçekten kendimiz yani çok rahat yapan arkadaşlarım vardır.
Benim için o biraz daha stres yaratan bende.
Gerçekten çaba göstermem gereken topluluklar oluyor.
Ama biliyorum ki gitsem yeni insanlar tanışacağım.
Yani bu seçeneği, bu seçimi yapmak lazım.
Kendini zorlamayı seçmek gerek.
Her zaman gerekli mi gerçekten?
Ne ihtiyacı olduğu ve ne hedeflediği ile alakalı bir şey.
Yani sürekli gelişeyim, yeni bir şeyler öğreneyim ve ilerleyeyim falan.
Böyle bir hedefi varsa. Evet gerekli.
Yani şey anlamında sordum bunu.
Bazen mesela böyle şey hissediyoruz işte.
Herkes yüksek lisans yapıyor.
Ben de yüksek lisans yapmalıyım.
Anladım. Herkes iş değiştiriyor.
İşte belki bazen şey olur. Ekibinde iki üç arkadaş işten ayrılır.
Acaba benim de mi ayrılmam lazım falan.
Ama sen de konfor alanından çıkmak bize dayatılan bir şey mi?
Psikolojik olarak. Evet olabilir.
Orada faydayı düşünmek lazım.
Yani gerçekten ben o yüksek lisanslığı yaptığımda hayatımda ne değişecek?
Ben iş değiştirmesem burada ekstra sorumlu kalabilir miyim projelerde?
Rotate edebilir miyim? Bir sürü seçenek var ya.
Burada konu seçeneklerden hangisini seçeceğine karar vermek.
Ama hiçbir şeyi seçmemek ve sürekli aynı yerde kalmak iyi bir seçenek değil.
Dolayısıyla... Nereye ulaşmak istediğiyle ilişkili aslında arkadaşlarımızın ne yapacağı da.
Bir şey de var galiba.
Yani sen bir alandan çıkmadığında bu çıkmamayı tercih edebiliyor oluyorsun.
Ya da çıkamıyor da olabilirsin belli endişelerle.
Sanki senin yerine başkaları karar veriyormuş bir şeylere gibi hissediyorum bazen.
Çünkü ben korkuyorum oradan çıkmaktan.
Öyle olunca da başkalarının bunu yönetmesine izin mi veriyorum hissim var.
Bu konuda ne düşünürsün? Bunu biz de yapıyoruz biliyorsun trend yolda.
Belli bir süre aynı ekiple çalışan arkadaşlarımızla rotasyona teşvik ediyoruz.
Tabii ki nedenini anlatıyoruz, gelişim fırsatlarını gösteriyoruz.
Ama bir yandan da belki bir trigger point'a ihtiyaç vardır.
Yani o harekete geçmek için.
Bu da kişiden kişiye değişir ve bu da normal.
Ama aynı yerde kalmayı gerçekten nasıl bir mantıklı sebebi olabilir ben bilmiyorum.
Bu arada şey gibi düşünüyorum Bengisu.
Ekip değiştirmek, şirket değiştirmek bol.
Mesela... Anlaşmakta zorlandığın bir profille ortak bir çalışma yapmak bile konfor alanı dışına çıkmak.
Doğru. Dolayısıyla mutlaka kendilerini bu alanın dışına çıkaracak ve yeni bir şeyle öğrenecekleri bir şey bulabilirler.
Evet. Yani aslında tam da oraya gelmek istiyordum ben.
İlla büyük şeyler mi yani konfor alanına açmak?
Hiç değil. Küçük adımlar da olabilir belki.
Biriniz önce anlattım veli toplantısına giden benim için konfor alanının dışında bir şey.
Ya da gerçekten benim de çalışmakta zorlandığım profiller var elbette hepimizin olduğu gibi.
Gerçekten bir araya gelme fırsatları yaratmaya çalışıyorum.
Çünkü kendimle ilgili de bir şey öğreneceğim ben aslında o çalışmada.
O yüzden hiç büyük bir şey olmak zorunda değil.
Bununla beraber sürekli olmak zorunda değil.
olması bence hepimiz için faydalı.
Çok teşekkür ederim. Buradan böyle biraz kapanışa doğru giderken şey sormak istiyorum.
Biraz biraz söyledin ama onayı toparlamak önemli.
Konfor alanından çıkmak istiyorum ama korkuyorum.
Bana ne söylersin? Korkman normal.
Gerçekten de korkutucu bir şey.
Bununla beraber denemeden de bilemeyeceksin.
O yüzden biraz akışa bırakmak lazım.
At kendini suya. Gerçekten doğru.
de şey demiştin. Hani başlangıçta işte buna karar verirsin.
Belli bir stres, endişe yaşayabilirsin.
Sonra belki de keşke dersin.
Keşke gelmeseydim, keşke yapmasaydım.
Ama sonra iyi ki'ye dönüşür.
Sence bu keşkelerin iyi ki'ye dönüşmesi için ne lazım?
Sabır lazım. Biraz da emek, çaba göstermek lazım.
Bir de iyi ki'nin tanımını belki değiştirmek lazım.
Yani eskisi gibi aynen olmayacak.
Başka iyikiler bulacağız o zaman.
Başka iyi yönlerini göreceğiz.
O yüzden üçünün bir bilektiriyle ben bütün konforlanışına çıkmaların hemen hemen iyi sonuç getireceğine çok inanıyorum.
Çok teşekkür ederim. Ben teşekkür ederim Bengisi.
İyi ki geldin. İyi ki bugün buradasın.
Teşekkür ederim. Bir dolu iyi ki yaşayacağın.
Çok güzel günlerin olsun sana.
Çok teşekkürler. Bugünkü Wake Up Call'umuz burada sona eriyor.
Ama belki de asıl konuşmalar senin kafanda yeni başlıyordur.
Ki bu harika olur. Sorguladık, paylaştık, kolayına kaçmadan konuştuk.
Bir sonraki bölümde yeni bir konukla yeniden görüşmek üzere.
Kendine iyi bak. Ha bu arada bizi sosyal medyada takip etmeyi unutma.
Tüm linkleri bölüm açıklamasında bulabilirsin.
Görüşürüz.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
