
Podcastimizin Kasım Özel bölümünde Tech ekibmizden Zek, Operasyon ekibimizden Banu, Core Commerce ekibinden Burçini ağırlıyoruz. "Kasım ruhumuz olmasaydı ne olurdu?" sorusunu kendi deneyimleri üzerinden anlatıyor.
Host: Serkan Salgın (Human Resources)
Konuk: Banu Tuna(Operations), Zekeriya Keskin(Tech), Burçin Köken(Core Commerce)
Trendyol ile ilgili daha fazla bilgiye ve kariyer fırsatlarımıza kariyer web sitemiz üzerinden ulaşabilirsin: https://careers.trendyol.com/
Bizi diğer sosyal medya kanallarımızdan da takip etmeyi unutma:
Linkedin: https://www.linkedin.com/company/trendyolgroup/posts/?feedView=all&viewAsMember=true
Youtube: @LifeatTrendyol
Youtube: @TrendyolTech
Twitter: https://x.com/trendyoltech
Tech Podcast: https://open.spotify.com/show/3xpNHzq2xJwZhc0hSIQi2z
Transkript
Selamlar Trendyol'da olmasaydı ne olurdu podcast serimize hoş geldiniz.
Ben HR ekibinden Serkan.
Bu podcast serimizde Trendyol kültürümüzü ve iş yapış biçimimizi birlikte keşfediyoruz.
Bu arada siz de Trendyol'daki kariyer fırsatlarını değerlendirmek isterseniz açıklama kısmındaki kariyer sitemizi inceleyebilir ve başvuru yapabilirsiniz.
Bugünkü konuklarım tek ekibinden Zek, operasyon ekibinden Banu ve core commerce ekibimizden Burçin.
Trendyol kültürünün en önemli parçalarından biri olan kasım ruhumuz olmasaydı ne olurduydu konuşacağız.
Hoş geldiniz hepiniz. Sizi tanımayanlar için kendinizi tanıtabilir misiniz?
Ne kadar süredir Trendyol'dasınız?
Göreviniz nedir? Burada konumuzla da ilintili olarak Trendyol'da çok sorarız.
Kaç kasım gördünüz? Onu da sizden alabilirim.
İsterseniz bu için seninle başlayalım.
Selamlar herkese. Ben Burçin Köken.
Yaklaşık Ocak ayında 13 yılımı dolduruyorum Trendyol'da.
Trendyol'daki bütün Kasımları yaşadım.
7. Kasımımdayım.
Kategori 2000'deyim.
Şimdiden keyifli bir sohbet olmasını diliyorum.
Hoş geldin tekrar Burçin.
Zevk. Herkese merhabalar.
Umarım keyifli bir sohbet olur.
Zekeriya ben de herkes ekler.
Burada da öyle devam edelim.
Benim de 11 yılım doldu.
Teknoloji ekibindeyim. Yazılım ekipleriyle beraber çalışıyorum aslında.
Bu keyifli yolculuğun bir parçası olmaktan da çok mutluyum.
Ben de Burçin gibi bütün kasımları gördüm yaşadım heyecanını diyebilirim.
Genel olarak böyle. Hoş geldin tekrar Zeyd.
Bana sendeyiz. Selamlar diyorum ben de herkese.
Gerçekten güzel, heyecanlı ve eski arkadaşlarımla beraberiz bugün.
Güzel bir sohbet olacağını düşünüyorum.
Benim de Trendyol'da 11. yılım.
Bugün herkes 10+. Evet.
Maşallah. O yüzden eski arkadaşlarım dedim ben de.
Burçin ve Zeyd gibi ben de 7.
Kasımımı yaşıyorum. Tüm heyecanı böyle iliklerimize kadar yıllardır yaşıyoruz diyebilirim.
Operasyon ekibindeyim. Birçok ekip gördüm.
Operasyon geliştirme, tedarik zinciri, prodüksiyon.
Şu an satıcı operasyonlarındayım.
Biraz tren dolu rotasyon kültürüyle gelmiş bir insanım ben de.
Güzel paylaşımlar yapacağımızı düşünüyorum bugün için.
Süper. Tekrar hepiniz hoş geldiniz.
O zaman hızlı sorularla başlayalım.
Sizlerden de kısa cevaplar bekleyeceğim.
Zeksen'in de başlayalım istersen.
Kişisel motivasyon mu, ekip ruhunun gücü mü?
Yani ikisini birbirinden ayırabilmek çok zor.
İkisi birbirini tamamen...
Tamamlayan parçalar ama birini seçmem gerekseydi yine ekip ruhu diye oraya biraz daha eğilimim olurdu.
Gene de hani ikisi beraber diyebilirim yani.
Birbirlerini tamamlıyorlar. Peki Banu hızlı kararlar mı stratejik planlama mı?
Evet güzel soru. Günlük akışta satıcı ve müşterilerimizi bekletmemek adına stratejiye dayalı detaylı hızlı karar vermek derdim.
Ama uzun vadede...
Yine combine bir cevap. Evet, evet.
Ama uzun vadede tabii ki iş geliştirme, süreç geliştirme, yeni bölgelere girme gibi konularda da stratejik planlama derdim.
Yani konusuna göre ayırırdım.
Birini seçemezdim herhalde burada.
Peki Burçin, hedefe odaklanmak mı, yolun tadını çıkarmak mı?
Bu da birazcık zor oldu. Ya bu kadar büyük bir ekibi bir arada tutan aynı yolda ilerlememizi sağlayan en büyük şey hedef.
Hedef olmasa zaten bu kadar aynı çatı altında toplanamazdık diye düşünüyorum.
Ama öngöremediğimiz ya da öngörümüzden farklı gelişen de birçok durum oluyor.
Böyle durumda da o anın ihtiyaçlarına ve gereksinimlerine göre şekil almamız çok kritik.
O yüzden her ikisi de böyle yüzde elli yüzde elli basıyor bende de böyle diyebilirim.
O yolun kendisi de zaten en çok öğrendiğimiz nokta.
Evet evet kesinlikle öyle.
13 yıl dediği için yol bayağı uzun.
Yolum çok uzun.
Peki Zeynep tekrar sana dönelim.
Kampanya öncesi heyecan mı yoksa kampanya sırasında adrenalin mi?
Şimdi 7. Kasım olduğu için kampanya öncesi heyecan olan çok uzun bir dönem yaşadık.
Yani alışma süreçleri sistemin kendisini optimize edebilmemiz, ölçeyi kaldırabilmemiz vs.
Ama şimdi artık...
Gelinen ölçekte baktığımız zaman kampanyada olabilecek sürprizler işte bir sürü bölgede 5 region'da 20'den fazla ülkede bu kampanyayı koşturuyor olmak ve kampanya sırasındaki o heyecanı yaşıyor olmak beni
daha çok mutlu ediyor ve daha çok heyecan duyuyorum.
O yüzden geçmişte olsaydı kampanya öncesi derdim şimdi de kampanya ediyorum.
Bu da tabii yine o kilometrenin fazlalığından kaynaklanıyor değil mi bu yolun uzunluğundan.
Peki Banu Kasım ruhunu yaşamak mı?
Kasım ruhunu yaşatmak mı?
Evet çok güzel anlamlı bir soru olmuş.
Aslında biraz önce Zekeriya'nın ekip ruhuna vermiş olduğu cevaba çok yakın bir şey söylerdim.
Önce yaşamak tabii ki kendi motivasyonunuzu sağlayıp yaşadıktan sonra çevrenize de bunu bulaştırıyorsunuz zaten.
Ekosisteme de yaşatmış oluyorsunuz.
O yüzden önce yaşamayı seçer sonrasında da yaşatırdım.
Müthiş. Şimdi podcastımızın temel sorusuna geldik.
Kasım ruhumuz... Olmasaydı ne olurdu?
Hepinizden böyle tek kelimeyle cevaplasaydınız nasıl cevaplardınız?
Almak isterim böyle Burçin'in zevk bağını sıradan alabilirim.
Tamam ben hemen başlayayım.
Kasım'ı heyecanla beklediğimiz rekorlar kıramazdık diyorum.
Süper. Yarım kalırdık diyeyim ben de.
Müthiş. Evet. Heyecanımız eksik olurdu derdim ben de.
Heyecanımız eksik olurdu. Peki o zaman Burçin rekorlar kıramazdık dedin.
Burayı biraz açalım mı? Seninle başlayalım.
Aynen tabii ki de. Aslında ben rekorlar kıramaz derken sadece rakamsal değerlerimizden de bahsetmek doğru olmaz.
Çünkü evet HVDF'lerimiz var, rakamlarımız var.
Hepimiz uzun bir yıl Kasım öncesinde bunu hazırlanmak için efor sarf ediyoruz.
Ama bir yandan da biz Kasım ayında çok fazla şey öğreniyoruz.
Gerçekten öğrenim konusunda da rekor kırıyoruz.
Deneyimleme şansımızın olmadığı birçok süreci biz Kasım ayında aslında öğreniyoruz ve yaşıyoruz.
Az önce dediğim gibi benim 7.
Kasım'ım ve bu zamana kadar...
Her Kasım'da yeniden işte müşteri ziyaret rakamları olsun, satış adetlerimiz olsun, cirolarımız gibi birçok rekora da şahit oldum.
Ancak dediğim gibi bu rekorlardan ziyade en fazla öğrenimimi de bu 7 Kasım'da yaşadım.
13 yıldır trend yoldayım ama 7 Kasım bana çok şey kazandırdı diyebilirim.
Bir de bu yıl bunun üzerine sadece Türkiye'de değil hani 6 Kasım'ı sadece Türkiye'de yaşadık.
5 Rijit'te aslında global bir kampanyaya imza atıyoruz.
İlkini gerçekleştirdik, ikincisini yapıyoruz.
Dolayısıyla öğrenim hiç bitmiyor yani Kasım'larda evet tamam ben oldum derken bir sonraki Kasım başka bir şey deneyimleyip yapıyoruz.
Biz hatta aramıza yeni katılan arkadaşlarımıza bile sen bir Kasım'ı yaşa.
Sen Kasım'ı bir gör deriz mutlaka çünkü orası ayrı bir deneyim ve süreç kazandırıyor insana.
Gerçekten de öyle olduğunu düşünüyorum ben de.
Aynı zamanda her yıl Kasım'da kırdığımız bu rekorları da bir sonraki yılın hedeflerini ve gelişim fırsatlarını belirliyor.
O yüzden de aslında rekorlar kıramıyor olsak önümüzün bu kadar keskin hatlarla hedeflerini belirleyemez olurduk.
Dolayısıyla sadece bu arada yine rakamsal değil hem projesel hem Kasım'da yaşadığımız sıkıntıların hepsine çözüm.
bulacak bütün adreslemeleri biz Kasım sonrasında yapıp önündeki bir sonraki yıla yayıyoruz.
Dolayısıyla dediğim gibi yani sadece rakamsal değil hem öğrenim hem kazanım hem gelişim hem kişisel motivasyon her anlamda rekorlarla dolu bir yıl.
Kasım olmasaydı bunun hiçbirini tadamazdık ve bende 13 yıl trendi oldu herhalde.
Çok durmak istemezdim diyeyim.
Böyle her Kasım'da sanki yeniden bir kez daha ekip oluyoruz.
Bir kez daha doğuyorsun. Yeni bir Kasım oluyor sanki değil mi böyle?
Evet, evet. Hepsinin farklı bir anlamı var.
Bir yenilenme ayı gibi geliyor bana da.
Yani o Kasım'da bir böyle yeni farklı şeyler, farklı keşifler keşfetip hadi bir sonraki yılda onun bütün bir motivasyonuyla daha içten gidiyorsun.
Çünkü şirket olarak değil rekorlarımız dediğim gibi yani kişisel gelişimde ve katkıda çok büyük bir şans bence.
Ben şeye ekleyebilirim çok affedersin Burçin'e.
Yani gerçekten 7 yıl Kasım yaşadık ama her bir yılı ayrı bir kitap gibi yazabiliriz.
Hepsi birbirinden farklı ve yeniliklerle doluydu.
Her seferinde yeni bir kriz de çıkıyor değil mi?
Aslında bu krizler biraz böyle learning'i de arttırıyor.
Yeni bir rekor. Yeni bir rekor, yeni bir kriz.
Aynen. Peki bu kriz zamanları çok şey öğretiyor ya bize.
Buraları nasıl aşıyorsun, nasıl yönetiyorsunuz bu işin?
Valla eskiden bayağı kaos oluyorduk.
Yani özellikle de böyle ofiste olduğumuz günlerde birbirimizin masasına koşarak, çığlık atarak falan gidiyorduk.
Ama artık öyle değil. Artık hataları yapa yapa nasıl çözeceğimizi biraz daha nasıl uzmanlaşmış olduk o taraflarda.
Biraz daha öncesinde önümüze çıkabilecek hataları öngörebiliyoruz.
Buna göre hazırlık yapabiliyoruz.
ABC planları oluşturuyoruz.
Daha iyi hazırlanıyoruz. Son 2-3 yıldır özellikle Kasım'a çok...
daha iyi hazırlanıyoruz. Bir de biz hiçbir zaman şirket olarak hata yapmaktan korkan bir şirket değiliz.
Yani evet bu yıl her şeyi çok iyi hazırladık ama yine hata yapmadık mı yaptık.
Yine yaşadığımız sıkıntıları olmadı mı oldu.
Ama bunu nasıl öngöreceğimizi ve sonrasında tekrar etmemek için nasıl önlemler alabileceğimizi gerçekten iyi öğrendik.
O yüzden ben artık eskiden böyle dediğim gibi çok panik olup yangın yerine çeviriyorduk ortamı ama artık okey ne yaptık hata bir daha olmaması için ne yapabiliriz?
Hemen nasıl bunu engelleriz?
En büyük zararı vermemek adına nasıl önlemler alırız?
Hemen buna gidiyoruz. Bütün ekiplerce bunu yapıyoruz bu arada ve bütün ekipler de birbirine bu hatanın tekrar yaşanmaması ya da o anı kurtarmak için de destek olmayı çok iyi öğrendi bence.
Kendi kişisel KPI'lerini kendi kişisel hedeflerini bir kenara koyup şu andaki problemi çözmeye odaklılar.
O yüzden çok daha bence psikolojik olarak en azından rahat geçiriyoruz diyebilirim.
Bu da trend yol kültürünün en önemli parçalarından birisi aslında hatalarımızdan öğrenmek.
Gerçekten hep bunu konuşuyoruz.
Hatalarımızdan ne öğreniyoruz Ayın?
Peki Zek, yarım kalırdık dedin.
Ne demek yarım kalmak? Biraz açabilir misin burayı?
Şimdi Burçin çok fazla rekorlardan bahsetti.
Ben de biraz daha işin ruhuna hitap eden kısımlardan bahsetmeye çalışayım.
Aslında kısım dediğimiz de yani trend yolun mottosuna baktığımızda Türkiye'nin en çok pozitif etki yaratan şirketi olmak gibi bir hedefi olan bir şirkette çalışıyoruz.
Bu ne demek? Bunu biraz açmaya çalışalım.
Milyonlarca müşterimiz...
Binlerce, yüz binlerce satıcımız, kargo şirketleri, bütün bu ekosistem aslında Kasım ayını heyecanla bekliyor.
Çünkü neden? Ekonomide canlılık yaratıyor, müşterilerin daha indirimli, uygun fiyata ürünler alabileceği bir dönem.
Satıcıların, kargo şirketlerinin, herkesin...
hayatındaki ne diyeyim ekstremliği artırdığı bir dönem oluyor bizim için.
Şimdi biz de içeride ekip olarak böyle bir döneme hazırlandığımız ve yaratacağımız etkiyle bildiğimiz için bu bizim ruhumuzu çok iyi besleyen şeylerden bir tanesi.
Ne oluyor? Bütün ekip aynı hedefe çok rahat bir şekilde kitlenebiliyor.
Burçinlerin bir anda işte bir savaş veriyorlar.
Banular başka bir yerde bir savaş veriyorlar.
Biz teknoloji olarak onların hedeflerini gerçekleştirebilecek platformu sunmaya, sağlamaya...
Oradaki sistemin devamını sağlamaya çalışmakla ilgili büyük bir çabanın içine giriyoruz.
Ve sonunda gerçekleştirdiğimiz hikaye çok büyük bir ekosisteme çok büyük bir etki yaratmaya çalışıyor.
Bence hani Kasım olmasaydı yarım kalırdık dediğim şey bu ruhu hissedebilmek çok zor olurdu.
Yani yılın 12 ayı hazırlandığın bir dönem oluyor.
Bütün hazırlıklarını, planını, programını bu döneme uygun olarak yapıyorsun.
Milyonlarca müşteriye, satıcıya aynı anda ulaşma hedefin var.
Bunu gerçekleştiriyorsun ve her seferinde yeni bir ekip olarak hayatına devam ediyorsun.
Bir sonraki seneye hazırlanıyorsun.
Kasım olmasaydı yarım kalırdık o yüzden.
Peki organizasyonun her ekibe...
Burası için planlama yapıyor. Kasım ruhunun üzerine yoğunlaşıyor dedin.
Bu kadar farklı ekipler uzun süre planlama yapıyor.
Burada aklıma konflikt management geliyor.
Burayı nasıl yönetiyorsunuz?
Aslında yıllar içerisinde geliştirdiğimiz çok fazla metodolojimiz oldu.
Yani konflikt tabii ki oluyor.
Ben trend yola girdiğimde yaklaşık 300 kişilik bir ekipken bugün 4500-5000 kişilik.
Bütün ekibi düşündüğümüzde çok daha fazlası karmaşıklığında bir ekip ve bir organizasyonuz.
Dolayısıyla yıllar içerisinde geliştirdiğimiz bir sürü metodolojimiz de var.
Bize en çok desteği sağlayan şey bir konflikt olduğu durumda bizim dataya bakıp bir karar alabiliyor olmamız lazım.
Data'nın bize bir şeyler söyleyebiliyor olması lazım.
Dolayısıyla hani geliştirdiğimiz yöntemler işte ne bileyim benchmarking yapıyoruz bazen karşılaştırma yaparak karar vermemiz gerekiyor.
Artısına eksisine bakıp yazıp karar verdiğimiz durumlar oluyor.
Data'nın bize bir şey söylediği durumlar var.
Buna ilk olarak da şeyi söylemek isterim.
Bazen herkes aynı fikirde olmayabiliyor.
Yeterince zorladıktan sonra da hani disagree and commit dediğimiz yani katılmıyorum ama bu fikrin gerçekleşmesi için elimden geleni yapacağım.
felsefesiyle hareket edebiliyor olmak lazım.
Bence güzel yaptığımız şeylerden bir tanesi.
Çünkü diğerinde çözümsüzlüğe gidiyor konu.
Yani herkesin şöyle düşünelim 10 kişilik bir ekipteyiz.
10 tane farklı fikrimiz var.
Gerçekten insanların hepsi yetenekli.
Herkes farklı yerden yaklaşabiliyorlar.
Ama 10 tane farklı fikrimiz var.
Bizim ise hani çok hızlı bir şekilde uygulayıp hayata geçirip eğer yanlışsa başka bir şeyden devam ediyor olmamız lazım.
Dolayısıyla bu hissedildiği durumda yani konflikt olduğu hissedildiği durumda da Konu yeterince challenge edildikten sonra, datasına bakıldıktan sonra aynı fikirde olmayan insanların katılmıyorum ama bu fikrin gerçekleşmesi için
de elimden gelen her şeyi yapacağım deyip yola devam ediyor olması lazım.
Böyle olup başarısız olan hikayeler olabiliyor.
Önemli olan nedir? Hızlıca deneyip bir sonraki iterasyona gidebiliyor olmak.
Yanlışsa hızlıca fark edebiliyor olmak.
Hata yapmak zaten gayet okey.
Burçin söyledi. O yüzden hani yıllar içinde bu yöntemler de geliştiği için, şirket kültürüne oturduğu için çok açıkçası bu konuda böyle hani derdimiz ve çilemiz var gibi hissetmiyoruz.
Bizi de hani bu süreçler rahatlatıyor diyebilirim yani.
Zek, data ile karar veriyoruz dedin ya.
Bazen de data olmayan ya da az olan datamızı kendimizin deneyimlerimizle yaratmamız gereken durumlar oluyor.
Örneğin ilk defa 5 Region'da bir anda kampanya yapılması çok heyecanlı duyuluyor ama böyle durumlarda planlamayı nasıl yapıyoruz?
Ya da buradaki olası konflikleri nasıl yönetiyoruz?
Kim cevaplamak ister bu soruyu?
Ben cevaplayabilirim mesela. Attım ortaya ben.
Evet. Data her zaman olmuyor doğru söylüyorsunuz.
Özellikle de son dönemlerde Trendyol'un bu farklı ülkelere, bölgelere açılımıyla beraber aslında hiç bilmediğimiz, deneyimlemediğimiz yeni yerlere giriyoruz mesela.
Ama buralarda biraz önce Zeki'nin söylediği çok gerçekten verim aldığımız tool'ları kullanıyoruz.
Ne gibi? İşte benchmark'ı çok iyi kullanıyoruz.
Global örnekleri, bunu daha önce deneyimlemiş olan bize benzer firmaları özellikle inceliyoruz.
Elimizde... Mutlaka birden fazla alternatif üretiyoruz.
Yani bu hem benchmarklardan hem hayallerimizden nereye gitmek istiyoruz'a bakarak.
Hem de gerçekten ekiplerden gelen feedbacklerle alternatifler üretiyoruz.
Ve bu alternatiflerin hepsine mutlaka bir pros-cons çalışması yapıyoruz biz.
Bunu yaparsak artıları ne olacak, eksileri ne olacak, nasıl riskler bizi bekliyor şeklinde.
Bunu değerlendirdiğiniz zaman şeyi görüyorsunuz zaten.
Hangisine şu an kabiliyetimiz daha iyi, hangisi için neye ihtiyacımız var biraz daha görüyorsunuz.
Burada da bırakmıyoruz. Mutlaka yeni bir şey yapıyorsak, elimizde data yoksa A, B, C, D planlarımız oluyor.
Yani bunu yaptık. Şunu görürsek hemen B'ye dönelim.
Bunu görürsek hemen C'ye dönelim.
Hatta yolda devam ederken A ile B'yi mix yapalım gibi böyle anlık kararlar aldığımız sürece elimizde data oluştukça yön verdiğimiz süreçlerimiz de oluyor.
Bu çok önemli bir bizim için belirleme ve yol haritası diyebiliriz.
Tabii bunu yaparken şuna da çok dikkat ediyoruz ve önem veriyoruz bence ekip olarak.
Mutlaka bu işi yapacağımız partnerlerin de fikirlerini alıyoruz.
Örnek veriyorum işte yeni bir region'a gideceksek o region'a gidip çalışabileceğimiz seller'ları buluyoruz.
Onlarla görüşüyoruz, konuşuyoruz, tanışıyoruz.
Partnerlerimizle konuşuyoruz.
Mesela kargo firmalarıyla önden konuşuyoruz.
İşte burada ne riskler görüyorsunuz?
Biz bu işleri yapabilir miyiz burada?
Ya da işte neler yapmalıyız vesaire.
Tüm bu aslında nasıl diyeyim süreç visibility'si sonrası biz belki de şeye karar veriyoruz.
Evet burada şunu yaparız.
Bunu yaparken aksiyonlarımız bu olmalı.
Planlarımız bu olmalı.
Şöyle ilerlemeli. Sonra zaten bir yerden başladıktan sonra data da oluşmaya başlıyor.
Ve ondan sonrası zaten klasik trend yol veya forking diyeceğim.
Yol haritası diyeceğim daha doğrusu.
Devam edip gidiyor. Bir de ben de şeyi ekleyeyim bu arada Banu'ya ek.
Çok güzel özetledi ağzına sağlık.
Hakikaten mesela bir de şöyle bir şey var.
Biz Kasım'ı ilk kez TRD yaptığımızda çok büyük öğretiler kazandık.
Şimdi diğer regionlarda da ilk kez yapacağımızda başımıza ne gelebilir biraz öngörebiliyoruz.
Öngörü biraz, deneyim orası etkiliyor.
Bir de yine Van'ın dediğine ek, yani biz aylar öncesinden bu regionlara bütün ekipler ziyaretler yaptı.
Yani belki Türkiye'de sahaya 10 kere çıktıysak yeni regionlarda onlarca kez ziyaretler oldu.
Hep daha fazla deneyim öğrenebilir miyiz?
Daha fazla bilgi öğrenebilir miyiz?
Türkiye'den farklı neler var orada, neler yapabiliriz?
Aslında bu böyle tek Kasım'a bağlı değil.
Kasım'ın önceki aylarını kapsayan bir çalışma oluyor.
Ve dediği gibi ABC planları.
ile de burayı iyi destekliyoruz.
Gene de çok sürpriz olabiliyor.
Tabii ki de. Hep beraber tabii ki.
Herhangi bir bölgede mesela hiç beklemediğimiz oranda satışlar gerçekleşebiliyor.
Yani data onu desteklememiş daha öncesinde ama biz bir anda bir sürprizle karşılaşıyoruz.
Tamam şimdi ne yapıyor olmamız lazım?
Gibi hani çok fazla böyle şey kampanya anında o dönemde de karar verilmesi gereken hızlı hareket edilmesi gereken çok şey oluyor.
Dolayısıyla şey gibi yani Çok fazla data arayan bir şirketiz ama bazen sezgilerimizle veya o andaki durumun gerektirdiği zorlukla nasıl mücadele edeceğimize de elimizde data olmadan da karar verebilmemiz lazım.
Belki bu biraz daha da belki geliştirmemiz gereken şeylerden bir tanesi.
7 Kasım'la biraz bunu öğrenmeye başladık.
Daha da öğreneceğiz.
Bu sürprizler de bu işin heyecanı.
Oradan Banu'nun cevabına geçiyorum.
Heyecanımız. Eksik olurdu cevabını verdin Banu.
Aynen. Aslında Burçin'le Zeki'nin söylediklerinin sonucu.
diyebilirim benim cevabım.
Tam da böyle bir akış gibi olmuş oldu ama heyecanımızı eksik hissederdik gerçekten.
Rekorlar kırdığımız, yenilikler öğrendiğimiz, arkadaşlarımın bahsettiği tekrar etmeyeceğim ama birçok şeyi Kasım'da yaşıyoruz.
Ekipleri buna göre hazırlıyoruz.
Yeni arkadaşlarımızı böyle, satıcılarımızı böyle, reklamlarla müşterilerimizi böyle.
Aslında herkesi bir şekilde Kasım heyecanına dahil ediyoruz.
O yüzden Trendyol'un varlığını bir kez daha aslında tüm ekosistemde ekip Hep birimize dahil olmak üzere bir kez daha yaşatıyoruz.
Bu heyecanımız Kasım olmasaydı bence normal bir gün seviyesinde kalırdı.
O yüzden yarım kalırdı diyeceğim.
Tabii bu sadece şeyde değil.
Nasıl söyleyeyim? Rekor kırarak yaptığımız ya da ne bileyim başımıza gelen herhangi bir learning ile.
Öğrendiğimiz ve düzelttiğimiz kezler için söylemeyeceğim bunu.
Mesela bizim güzel ritüellerimiz var Kasım için.
O heyecanı yaşattığımız, Kasım'da bol bol yaptığımız.
Mesela davullar çalıyoruz her rekor kırdığımızda.
Böyle paylaşım kanallarımızı çok kullanıyoruz, ekiplerimize atıyoruz.
Ne bileyim bir baklavamız, bir lahmacunumuz vardır bizim trend olarak.
Bunların birçoğunu Kasım'da hep beraber ritüel olarak yapıyoruz aslında.
Bu heyecanı çok yoğun hissettiğimiz için Kasım'da olmasaydı...
Bunlardan biraz yoksun kalırdık diye düşünüyorum.
Davul senin eline geçti mi? Geçti geçti.
Resmin bile var bayağı.
Yeni sene de oldu bir şeyler.
Yani satış rekorları kırıyoruz ama operasyon rekorları da kırıyoruz.
Gerçekten çok iyi partnerlerle çalışıyoruz.
Hepsinin günlük alım adetleri, teslim adetleri böyle rekorlar üzerine her gün bir yerden bir rekor yazılıyor.
İşte kendi depolarımızdan çıkış adeti rekoru kırıyoruz.
İşte ne bileyim bugün teslim rekoru kırıyoruz.
Üçüncü gün satıcılarımızdan çıkış rekoru...
kırıyoruz vesaire ve sürekli bir rekor yani çeşidi çok satıştan tutun işte ne bileyim tıklanmaya her şeyin bir rekoru var ama günün sonunda ödüllendirilen yine hep beraber bizler oluyoruz dediğim gibi baklavaları
yiyoruz davulları çalıyoruz lahmacun uyuyoruz güzel bir şeyimiz var yani heyecanımız var burada bu heyecanı herkes yaşadığında daha başarılı oluyoruz tabii ki peki Yeni arkadaşlarımız ekibe katılıyor.
Bunun paydaşlar boyutu var.
Onları nasıl bu heyecana ortak katıyorsun?
Orada da şöyle. Bizim mesela onboarding sürençlerimizin bir parçasıdır.
Kampanyaları ve Kasım'ı yeni başlayan kişiye anlatmak.
Burada bu konuşmada, sohbette geçen konuların birçoğu aslında yeni gelen arkadaşlarımıza ilk dönemlerinde anlatılır.
Bunu tabii yine data ile yaparız.
İşte Kasım'da adetler bak nasıl çıkıyor.
İşte operasyon verileri nereye gidiyor.
Bunu gösterdiğimizde de.
Ama en çok da kısma hazırlanırken ekibin heyecanından o ruhu...
Yaşarlar diyeyim bu şekilde öğreniyorlar.
Partner tarafına bakacak olursak da gerçekten satıcılarımızdan başlayın mesela.
Satıcılarımıza böyle bir ay öncesinden iletişimlere başlıyoruz tüm şirket olarak.
Hani ne bekleyecek bizi, bu sene nerelere koşuyoruz, hangi bölgelerdeyiz, hangi rekorları kırmayı hedefliyoruz vs.
Bilgilendirmelerle, böyle webinarlarla, bir araya gelerek toplantılarla mutlaka onlarla bu heyecanı paylaşıyoruz.
Onları da hazırlıyoruz bir taraftan tabii bu heyecanı paylaşırken.
Biz de zaten sizler de müşterisinizdir, dinleyenlerin de birçoğu müşterimizdir diye düşünüyorum.
Reklamlarla, indirim haberlerimizle ve her türlü yaptığımız şeyden bilgi vererek bir şekilde bilgilendiriyoruz ve bu heyecanı ortak ediyoruz diyebilirim.
Bir de tabii bunun dışında bizimle birlikte bu tedarik zincirini yöneten partnerlerimiz var.
Onlarla da yine aynı satıcılarımızla yaptığımız gibi aylar öncesinden satış tahminlerini, taşıyacakları adetleri ya da depoluyorlarsa stoklayacakları adetleri vs.
Heyecanımızla birlikte paylaşıyoruz ve aslında o gün geldiğinde herkes bunun bilincinde o heyecanıyla ilerlemiş oluyor, hazır oluyor.
Her boyuttan hazırız diyoruz yani.
Bir de şey de var burada artık 7.
Kasım'ımız olması dolayısıyla biz gitmeden zaten partnerler ya da selerlerimiz falan bize geliyor.
Evet evet ne zaman gelecek?
Kasım tarihiniz ne zaman?
Hedeflerimiz neler? Hadi biz hazırız siz ne yapıyorsunuz gibi böyle.
Artık çok eskisi kadar bizim harekete geçirmemize ihtiyaç kalmadan zaten.
O heyecan hepsinde var zaten.
Hepsinde var. Müthiş.
Peki Banu Rüçerler'den bahsettin.
Bu ruhu ekip olarak nasıl yansıtıyoruz?
Örneğin sistemin kesintisiz çalışması için gereken özeni gösterirken aynı zamanda içsel olarak bu ruhu nasıl besliyorsunuz?
Bu içinizde sizden de duymak istedim buraları.
Ritüelleriniz, veoflarınız, Banu yine senin eklemek istediğin bir şey varsa.
Ben tabii sosyal kısmını söyledim.
Ama şeyi eklemek isterim bir taraftan da.
Hani hep bugünümüz yarının en kötü performansı olmalı.
Onun üzerine koyarak gitmeliyiz kısmı.
Mesela bizim ritüellerimizden bir tanesi de retro yapmaktır mutlaka.
Her Kasım kampanyaları sonrasında.
Sadece Kasım için de demeyeceğim.
Bunu yaşadığımız bir sorun olabilir.
Büyük kampanya dönemleri sonrası olabilir.
Ülkemize değişen farklı durumlar olabilir.
Buna istinaden yaşadığımız, yapmamız gereken şeyler olabilir.
Mutlaka bir retro ile. Rütüel yapıyoruz burada.
Neyi iyi yaptık, neyi daha iyi yapabilirdik ve bunun sonucunda kimler ne aksiyon almalı kısmı bir rütüeldir bence.
Diyeyim biraz da arkadaşlarıma söz bırakayım burada.
Bizde de aslında kampanya başlangıcında neyle karşılaşacağımıza dair diğer departmanlardan önce veri almaya.
Yani Growth ekibinden, kategori ekibinden aslında nasıl bir kampanya bizi bekliyor, biz neyle karşılaşıyor olacağız ve neye hazırlanmanız lazım diye.
Teknoloji ekibinde de hazırlıklar böyle eylül gibi başlar.
Biz aslında herkes uyuyorken, öyle umut ediyorum, gece yarısı 200-300 kişi, 400 kişi kalkıp sisteme simülasyon testleri koşmaya çalışırız.
Aldığımız hedeflere bakıp deriz ki yani sisteme...
5 katı müşteri geldiğinde sistemde ne bileyim hani ürün girişi bunun 4-5 katı olduğunda 10 katı olduğunda sistem nasıl davranıyor olacak?
Bunun simülasyonlarını yapmaya çalışırız.
Bundan genellikle senede 3 tane yapılır mutlaka.
Gece 2'den 6'ya kadar sisteme bu stres yük testleri koşulur.
Bunların çıktığına göre de düzeltmemiz gereken yerleri işte 15-20 günlük periyotlarla düzeltip kendimizi kampanya hazırlıyor oluruz.
Tabii bununla bitmiyor. Hangi durumda nasıl aksiyon alacağımıza dair de bir takım planlar yapmamız lazım.
Örnek verecek olursak işte Trendyol platformunda şu anda diyelim ki 500 tane özelliğimiz vardır.
İşte favoriye ekleme, sepete ekleme, ne bileyim işte size özel ürünler, sana özel ürünler vs.
Kriz anlarında da biz sistemde hangi parçayı kapatıyor olursak müşterimiz hem çok hissetmiyor olur hem de biz sistemdeki yükü azaltabiliriz gibi farklı farklı stratejilerimiz var.
Onlar da aslında hiç beklemediğimiz yükler sistem stres altında kaldığı zaman müşteriye...
Bunu hissettirmeden işte satıcımız olabilir, müşterimiz olabilir, kargo şirki herkes olabilir.
Genelde müşteri tarafında çok yüksek.
Pikler yaşanabiliyor. O durumlarda da nasıl davranacağımıza dair hani çalıştığımız stratejilerimiz var.
Daha öncelerde geçtiğimiz kasımlarda şey de olabiliyordu.
Böyle roadblock dediğimiz reklamlar oluyordu.
Yani aynı anda televizyon kanallarında trend yolu reklamları çıkıyordu.
Bunlar da milyonlarca kişinin aynı anda trend yolu geliyor olması demek.
Teknoloji ekibi olarak bizi en çok motive eden, aynı zamanda en çok stres altında olduğumuz, en çok terlediğimiz dönemler.
Çünkü 30 saniye ile 1 dakika arasında her şey gerçekleşiyor.
Sistem o aralıkta 10 katı yüke çıkıyor.
Bizim de buna hazırlıklı oluyor olmamız lazım.
Biraz da böyle prestij gibi bir şey oluyor.
Ama dediğim gibi stratejilerle aslında bu dönemlere hazırlık yapıyoruz, geçiriyoruz.
Kampanyayı yürütmeye çalışıyoruz.
Tabii hani işin çok önemli parçalarından bir tanesi de sürprizler.
Belki hani bilmiyorum hataları falan konuşacağımız bir bölüm olur mu?
Orada da anlatabilirim ama sürprizler yani.
Her şeye hazırlanıyorsun. Ama yine de bir sürpriz olabiliyor.
Hiç beklemediğin yerden gol yiyebiliyorsun.
O durumlarda da hızlı hareket edebiliyor olmak lazım.
Genel hani hazırlık sürecini nasıl hazırlandığımız ritüellerimizi böyle özetlemiş olayım ben de.
Süpersin o zaman Burçin.
Aynen sözü ben devralıyorum.
Aslında kategori ekibi olarak biz Kasım'a böyle Ocak hedeflerimizi aldığımızda o yılın hedefleriyle beraber bir görüyoruz.
Yaklaşırken de böyle Kasım'a yaklaşık 4-5 ay kala aslında bütün data analizlerimizi yapıyoruz.
Yani data bizim için her şey. Özellikle TR tarafında çok güçlü bir datamız var.
Dolayısıyla bu datalara göre işe ortaklarımızı bu döneme...
Aynı dilde gidebilmek adına, aynı hedefe koşabilmek adına stok ve fiyat hazırlıklarını çok iyi derecede yaptırmamız lazım.
Hani bunun farkındayız ve bu bir ritüelimiz aslında.
Hedeflerimizi kontrol ediyoruz.
Gerçekten öngöremediğimiz, evet bizim belli bir hedefimiz bir dataya dayalı bir çıktığımız var ama karşılaştığımızda olası bir aksilikle nasıl planlarımız olmalı?
Bazen çünkü biz sonuçta direkt ürün satıcı tarafında olmadığımız için satıcının yaşadığı bir sıkıntı direkt bizde müşteri tarafına yansıyan.
bir durum söz konusu haline geliyor.
Zekin de dediği gibi bunu da müşteriye en az şekilde hissettirmemiz lazım.
O yüzden de ABC planlarıyla gerçekten A satıcısı olmazsa yerine kim olur?
B satıcısı olmazsa onun sattığı ürünü en iyi daha iyi kim satabilir?
En iyi hizmeti kim verebilir?
Sadece amacımız ürün satmak da değil bu arada.
Biz aylar öncesinde sellerlerin operasyon durumunu kontrol etmeye gidiyoruz işte Banu'nun ve ekibiyle beraber.
Çünkü sattık okey ama doğru zamanında kusursuz ve düzenli bir şekilde.
Bunları teslim edemezsek yaptığımız satışın ve sürdürülebilirliğin de çok bir anlamı yok.
Dolayısıyla sonrasını da göz önüne olarak planlarımızı gerçekleştiriyoruz.
Bir de yılın ilk başından itibaren aslında bizim Kasım'da neye ihtiyacımız var?
Hem bir önceki Kasım'ın learningleri, az önce Banu da söyledi.
Biz her kampanya sonrası mutlaka retrolar yapıyoruz.
Ne öğrendik, neleri daha iyi yapabiliriz.
O yüzden bunlarla beraber bir sonraki Kasım'ın proje ihtiyaçları da ortaya çıkıyor.
Ama bu projeleri de geliştirirken böyle Kasım'a bir iki gün...
kala start vermeyi hiçbir zaman yapmamayı tercih ediyoruz.
Zaten bütün projelerimiz böyle testlerle canlıya alınıyor.
Ama özellikle Kasım'a girerken yeni bir proje canlıya alıyorsak biz onu orada durduruyoruz.
Belki çok büyük bir etkisi var ama çok büyük de bir beklemediğimiz sorunla karşılaşabiliriz.
Diyoruz ki bunu Aralık'ta yapalım.
Kasım'da yapıp bu kadar büyük ekosisteme etkisini Böyle hissettirmemiz çok böyle bizi negatif tarafa doğru çekebilir.
Dolayısıyla Kasım için yapacağımız her şeyi aslında böyle Kasım'a çok yaklaşmadan finalize edip gerçekten sonrasına Aralık ve sonrasına yani müşteriyi musuz edeceğimize bir sonrakinde daha iyi yaparız deyip biraz park ediyoruz.
Yeni denemeleri bu arada şey bile var yani ben mobilya kategorisini yönetiyorum.
Mobilya böyle zor bir ürün grubu yani özellikle lojistik tarafı vesaire biraz daha tekstile göre meşakkatli.
Yeni bir seller satışı açacaksak.
yeni bir markayı satış açacaksak Kasım'da açmamayı bile tercih ediyoruz.
Çünkü hakikaten bir koltuğu nasıl göndereceğimiz gerçekten gönderdikten sonra doğru kurulum yapabilecek miyiz?
Hasarsız bir şekilde ulaştırabilecek miyiz?
Müşteriyi mutsuz etmektense hiç satmamayı tercih eder noktasına kayıyoruz.
O yüzden Kasım'da bunlar hep bizim ritüellerimiz diyebilirim.
Bir şey eklemem lazım Burçin'e.
Böyle güzel anlatıyor ama Türkiye'nin lojistik ağını kitlemişlikleri var.
İlk Kasımlar. 2018.
18 miydi 19 miydi hatırlamıyorum.
2019 evet. Biz baktık hani sattıkça satabiliyoruz.
Tamam satalım dedik.
Bütün lojistik ara kitlendi.
İşte o zaman böyle nerede duracağımızı ve nasıl aksiyon olacağımızı çok bilmediğimiz.
O yüzden dedim ben az önce de.
Yani 7 senede o kadar fazla şey öğrendik ki.
Şimdi mesela hani satmayalım gerekirse aralıkta satarız.
Ya da Ekim'de daha önce açalım satalım bir görelim yani gerçekten iyi yapabiliyor muyuz bu şeyi.
Hep böyle 7 senenin geçmişinden öğrendik.
Sıradaki sorum da aslında tam bunlarla ilintili.
Hayata geçirirken işte zevkleri ki sürprizlerle karşılaşıyoruz.
Sen dedin ki bazen artık öğrendiklerimizden dolayı müşteri kaybetmektense satmıyoruz bile.
Peki bu süreçlerde zorlandığınız nelerle karşılaştınız?
Nasıl üzerinden geldiniz?
Böyle sizden birkaç hikayeyi dinlesek.
Devam edeyim mi? Teşekkür ederim.
Sen devam et. Başlamışken devam et.
Kasım için, Kasım bizim için daha doğrusu geceli gündüzlü bir dönem.
Hakikaten şaka değil yani.
Doğal olarak da hem ruhsal hem bedensel olarak oldukça yoruluyoruz hepimiz.
Ancak 3-4 yıl öncesine göre az önce bahsettiğim gibi o kadar fazla şey öğrendik ve iyileştirdik ki en azından bu yoğunluğumuzu ve yorgunluğumuzu son birkaç senedir daha doğru alanda kullanarak max
faydayı ve performansı kullanabiliyoruz diye düşünüyorum ben.
E bir de tabii hani 7 yıl Kasım geçirdik.
Biraz alıştık daha. Biraz ailelerimiz de buna alıştı.
Kasım'da mesela beni kimse aramaz.
Beni kimse... yere çağırmaz.
Kendimi kapatırım böyle bir odanın içine.
Aynı zamanda da çok büyük bir kitleye dokunuyoruz.
Yani hem az önce bahsettik satıcılarımız hem müşterilerimiz kargo lojistik ağımız çok büyük bir ekosistem içindeyiz.
Doğal olarak tüm bu eforun arkasında değecek kadar büyük bir etki yarattığımızı da farkındayız.
Yani etkisinin o kadar büyük ki tüm bu yorgunluğa değer algısı yaratıyoruz.
Dolayısıyla da tüm bu zor süreçte her zaman ben şahsen sonundaki etkiyi düşünüyorum.
Bu ekip içerisinde bu başarıları yaşadığım için de çok şanslı olduğumu düşünüyorum.
Yorgunluğumu alıyor. Şimdi devam ediyoruz.
Ben devam edeyim. Ben bir hikaye anlatmak istiyorum.
Şimdi yine Banular'ın, Burçinler'in hazırlıklarını inanılmaz yaptıkları bir kampanya dönemi.
İşte 2019 yılı olması lazım.
İlk 2017'de yapmıştık.
Çok iyi bir kampanya olduğunu söyleyemeyiz.
Daha nasıl ekip olacağımızı bile bilemediğimiz bir dönemdi.
2018 şölen gibi oldu.
Herkes kampanya yapmanın tadını alınca 2019'da da inanılmaz hazırlandık.
Teknoloji ekibinin hedefi anlık işte 1 milyon kullanıcı istede görebilmek, rekorlar.
Herkes müthiş bir şekilde hazırlıklarını yaptı.
O dönemde yanlış hatırlamıyorsam işte Instagram'ın falan da daha böyle hani çok fazla kitleye ulaştığı dönemler.
Biz işte influencerlara ulaşıyoruz.
Herkes... Motta olarak da şeydi kampanyanın mottosu.
Bu gece başlıyor. O gece başladı ve bitti gibi oldu.
Televizyonlarda, Instagram'da her yerde bu motto ile hareket ediyoruz.
Böyle influencerlar, ben de hani Instagram kullanıyorum.
Bakıyorum işte herkes timerlar koymuş Instagram'ına post olarak.
İşte 4 saat sonra başlıyor, 3 saat sonra başlıyor, geri sayıyor vesaire.
Herkes hazırlıklarını inanılmaz derecede yapmış.
Teknoloji ekibi olarak hazırlanmışız vesaire.
23.59 oldu. Herkes heyecanlı.
Sistemlerin başındayız.
00 oldu. Sisteme...
8 milyon insan aynı anda girmeye çalıştı.
Hiç beklenen bir şey değil.
Çünkü timerlar çalıştı, Instagram'dan mesajlar geliyor, her gelen tıklıyor, televizyon reklamları, işte mail atılıyor, push atılıyor vs.
O dönemki internet kullanıcı sayısını da böyle, yani düşünürsek e-ticaret kullanıcı sayısını, bu inanılmaz bir rakam.
Şöyle oldu, devam edeyim.
8 milyon hiç beklenen bir şey değil.
Biz işte internet servis sağlayıcılardan bir tanesi, yani ismini vermemiş olayım.
8 milyon insan...
Trendyol'a gelmeye çalışınca olağan dışı bir hareket var.
Atak alıyor deyip bizim kendi sistemlerimize erişimimizi de kestiler.
Ekip arkadaşlarımız motora arabaya binip data center'lara ulaşmaya çalışıyorlar.
Biz kendi sistemlerimize erişemiyoruz.
Neyse. Yanlış hatırlamıyorsam 73 dakika sonra sistem geri geldi.
Tabii biz bu arada 73 dakikada teknoloji ekibinin kapısındayız.
Tabii herkes be herkes stres altında hani olacak mı olmayacak mı kampanya hazırlanıyorlar falan.
Ama şu sürprizle tamamlayayım.
Yani tabii bir sürü stres yaşadık.
73 dakika sonra geri geldiğimizde böyle o dönem için çok ciddi bir şeydi.
Yaklaşık 10 milyon TL'lik satış yapılmıştı.
Yani Türkiye'deki kadınları da alışverişten geri hiçbir şey tutamıyor.
O dönem %90 oranında alışveriş kadınlardan geliyordu.
Nasıl olduğunu çözememiştik biz onun.
Yani kim nasıl girip de o alışveriş yapabildi diye.
Ama 10 milyon TL'lik GMV olduğunu gördük.
Satış olduğunu gördük. Sonrasında da kampanya akıp gitmişti.
Ama şuraya bağlayacağım. Yani o kadar çok hazırlık yaptık.
Her şeyi düşündüğümüzü düşündük.
Kampanya başladı ve çaresizlik.
73 dakika boyunca.
Çünkü hani 1 milyon en fazla beklediğimiz şey 8 milyon ölçebildiğimiz şeylere göre müşteri gelmeye çalıştı vesaire.
Tamamen sürprizle karşılaştığımız bir durumdu.
Benim için de hani...
En stresli olan anlar kampanyaya hazırlık, kampanya süreci vs.
değil. Aslında hiç beklemediğimiz yerden karşılaşacağımız bir sürpriz.
Bunlar hani bizim hayatımızda biraz daha stres yaratan konular.
Bilmiyorum bu da benim böyle anılarımda hem keyifli hem stresli olarak kalmış şeylerden bir tanesi, hikayelerden bir tanesi.
Hani bilmiyorum hani. Çok güzel bir anıydı.
Zek'ten ben hemen orayı devralacağım.
Ben de çok güzel bir anımı böyle hatırlattım Zek.
O gecenin sabahında biz tüm kategori ve operasyon ekipleri de ani bir kararla hızlı bir...
Toplantıya oturduk çünkü 4-5 gün kampanyada satmayı hedeflediğimiz adeti o gece yapmış olduk.
Gece yaptık yani. Bir gecede daha henüz kampanyaya girerken.
Stoplar. İşte stok sıkıntısı yaşamaya başladık.
Stoktan da ziyade o anda önceliğimiz sattığımızı nasıl götürür?
Öyle bir ekosistem planımız yok.
Kapasiteler böyle zaten yine ona göre dengelendi.
Partnerlere buna göre bilgi verildi.
Bu şeyi yapacak çıkışı yapacak hani operasyon merkezleri henüz buna hazır değil.
Çünkü yani şöyle düşünün 4 günde 5 günde alacaksınız o siparişi ve kademeli olarak çıkmaya başladınız.
Ama siz bunu zaten daha kampanyanın daha birinci günü demeden sattınız.
Elimizde kocaman... backlog. Bunu ne yapacağız?
Kampanya devam edecek miyiz?
Duracak mıyız? Nasıl yöneteceğiz?
Böyle kriz masaları kuruldu.
Böyle yarım günümüz o odada böyle kapalı geçti vesaire.
Ama tabii güzel bir ekip ruhu vardı o zaman da gerçekten.
Kesinlikle. Yanlış hatırlamıyorsam orada 3-4 gün ekiplerimizden bizlere dahil olmak üzere arada böyle ofiste geceleyenler, sabahlayanlar, toplam odasında böyle şey gibi yapıyorduk.
Hakikaten paketleme yaptık. Çıkışlara yardım ettik.
Çünkü o anda kriz olan nokta o ve hepimizin bir ekip olup oraya destek olması lazım.
Tam da aslında buradan şeyinde tetiklenmesi olmuştu.
Hani bizim Trendol Express'in de tetiklenmesi bu tarz esnekliklere cevap verebilmek ve aslında gerçekten gelen dünyayı görebilmek dediğimiz şeyi yaşadığımız bir dönemdi o dönem.
Tabii o da mesela bizim öğrenimlerimizin bir çıktısı olmuştu.
Her zamanda anlatırız onu. Şu an tabii büyüdü, farklı bir şirket oldu, bizim içimizden çıktı vesaire ama hani o dönemde yaşadığımız zorlukların sonucunda doğmuş bir fikirdi ve hayata geçti şimdi.
Onlar da uluslararası açılıp taşıma yapan bir kargo firması haline geldiler diyebilirim.
Yani hani çok böyle o yüzden dedim konuşmanın başında da her bir kasımın ayrı bir yeri var bizde.
Hepsini yazsak kitap olur gerçekten.
Ben öyle düşünüyorum. Hepsinde bambaşka hikayeler var.
Emekli olduktan sonra belki...
Buna zaman ayırabiliriz.
Mantıklı. Bu ekip hele artık...
Bu podcastı ekipten ve ekip dışından birçok kişi dinliyor.
Adı Kasım olmasa da herkesin üzerinde yoğunlaştığı, kendine hedef olarak aldığı böyle özel dönemleri var.
Bir öğrenci için de final dönemi mesela onların Kasım'ı olabilir belki.
Bu podcastı dinleyenlere bu süreçlerde ne tavsiye edersiniz?
Böyle çok kısa alacak olsak.
Burçin senle başlayalım. Ben gerçekten hani Trendyol'da uzun yıllar geçirdim ve öğrendiğim en güzel şey hedeflerimizi küçük tutmamamız gerektiğini ve her zaman gerçekten anı yaşamayı da bırakmadan ama
daha iyisi için de çaba göstermeye devam edin derim.
Ben bunu çok iyi kazandım Trendyol'da.
Zeyn? Aslında senin dediğin gibi herkesin kendi bir kasımı vardır adı kasım olmasa da benim de öğrendiğim aslında bu tip zorlu olabilecek yüksek hedefler konulmuş dönemlerden
herkes çok iyi bir ekip olarak çıkabilir.
Daha sonraki hedeflerine ve zorluklarına iyi derecede hazırlanıyor olabilir.
Bizim belki trend yol olarak üstüne koyduğumuz şey çok fazla hata yapmışızdır ama her yere düştüğümüzde bir avuç toprak alıp kalkıp devam etmesini de bilmişizdir.
O da bizi her zaman güçlü yapmıştır.
Bunu yapabilecek güveni hissedebiliyor olmak, insanların buradaki olayı sahiplenmesi ve üstüne koyma heyecanı, tutkusu her seferinde bizi bambaşka bir yere taşıdı.
Dolayısıyla ben trend yolun kasımını bizim için fırsat ve bir şans olarak görüyorum.
Herkesin kendi kasımı vardır mutlaka.
Herkesin o dönemi benzer bir şekilde yaşayıp hissedip ekip olarak oradan çıkıp o ruhu yaşamasını.
Tavsiye ederim. Umarım vardır yani herkesin bir kasımı.
Ama biz bu anlamda şanslıyız.
Onu çok net bir şekilde söyleyebiliyorum yani.
Müthiş. Banu. Evet ben de şey diyebilirim.
Kendine, ekibe ve dataya güvenmek olarak özetleyebilirim.
Gerçekten bunu sağladığınızda heyecanı da kaybetmediğinizde yine altını çizeyim.
Gerçekten başarılamayacak hiçbir şey yok diye düşünüyorum.
Hata yapmaktan korkmasınlar.
Sınırları zorlasınlar.
Ve gerçekten birlikte çalıştıkları...
Ekibe ve ekosisteme güvensinler derdim Kasım özeti olarak.
Müthiş. Ben de böyle bugünkü sohbetten üç madde böyle kendime alsam ne alırdım diye düşündüğüm zaman bir Kasım ruhu heyecan demek.
Onu çok net duydum hepinizden.
Bu heyecanı da tüm ekibi ve partnerlarımızı ortak etmek demek.
Diğeri datalarımızla...
Çalışmalarımızla, benchmarklarımızla hazır olmak, bunun için gerçekten yine bu heyecandan beslenerek her ihtimale hazır olmak demek ama son olarak da ne kadar çalışırsak, çalışalım, data toplarsak, toplayalım
mutlaka sürprizler olacak.
Bu sürprizleri öğrenme fırsatı olarak değerlendirip ardından benchmarklar yapıp bir sonraki Kasım'a çok daha iyisiyle devam edebilmek, yeni rekorlarla devam edebilmek olarak aldım cebime bunları.
Hepinizin ağzına sağlık.
Çok güzel bir sohbet oldu. Çok teşekkür ederim.
Bizim için de öyleydi. Çok teşekkürler.
Bugünkü podcastımızın sonuna geldik.
Sosyal medya hesaplarımızı podcast açıklamamızda görebilirsiniz.
Takip etmeyi unutmayın. Ayrıca teknoloji ekibimizin de bir podcast sayfası var.
Onu da açıklamalara bırakıyoruz.
Takip edebilir ve dinleyebilirsiniz.
Bir sonraki podcastta görüşmek üzere.
Hoşçakalın.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
