
Podcast serimizin üçüncü bölümünde Growth ekibinden Kutay'ı ağırlıyoruz. Kutay "Decision making toolarımız olmasaydı ne olurdu?" sorusunu kendi deneyimleri üzerinden anlatıyor.
Host: Serkan Salgın (Human Resources)
Konuk: Kutay Konakcı (Growth)
Trendyol ile ilgili daha fazla bilgiye ve kariyer fırsatlarımıza kariyer web sitemiz üzerinden ulaşabilirsin: https://careers.trendyol.com/
Bizi diğer sosyal medya kanallarımızdan da takip etmeyi unutma:
Linkedin: https://www.linkedin.com/company/trendyolgroup/posts/?feedView=all&viewAsMember=true
Youtube: @LifeatTrendyol
Youtube: @TrendyolTech
Twitter: https://x.com/trendyoltech
Transkript
Selamlar Trendyol'da olmasaydı ne olurdu podcast serimize hoş geldiniz.
Ben HR ekibinden Serkan.
Bu podcast serimizde Trendyol kültürümüzü ve iş yapış biçimimizi birlikte keşfediyoruz.
Bu arada siz de Trendyol'daki kariyer fırsatlarını değerlendirmek isterseniz açıklama kısmındaki kariyer sitemizi inceleyebilir ve başvuru yapabilirsiniz.
Her bölümde Trendyol ekibinden konuklarımızı ağırlıyoruz.
Bugünkü konuğum Growth ekibimizden Kutay.
Bugün trend yol kültürünün vazgeçilmezlerinden karar alma araçlarımız olmasaydı ne olurduydu konuşacağız.
Kutay hoş geldin. Selam, hoş bulduk.
Nasılsın abi? İyidir, sağ ol.
Kutay, seni tanımayanlar için kendini kısaca tanıtabilir misin?
Ne kadar süredir trend yoldasın?
Görevin nedir? Tabii.
7 senedir Trendyol'da çalışıyorum.
15 yıla yakında e-com dünyası içindeyim diyebilirim.
Son bir yıldır da daha önce de içinde görev aldığım Growth'u lead ediyorum.
Yani son 7 yılda önce Türkiye'de e-com'u, sonra lokal com'u, hani bu go-business'tan bahsediyorum, FETE'den.
Şimdi de gözünü yurt dışına dikmiş ekibin bir parçası olduğum için kendimi çok şanslı buluyorum.
Süper. Sohbetimiz hızlı sorularla başlasın o zaman.
Kutay, hızlı karar almak mı?
Detaylı analiz yapmak mı?
Dataya bakarak hızlı karar almak.
Çünkü detaylı analiz olmak zorunda değil ama bir data point olması mutlaka lazım.
Peki çoğunluk oyuyla karar vermemi, oy birliğiyle karar vermemi?
Hız önemli dedik abi başta.
Evet. O zaman yani kesinlikle çoğunluk.
Çoğunlukla. Aynen. Veriye dayalı kararlar mı?
Deneyime dayalı kararlar mı?
Cevabını bilsem de sormak istediğim bir soru.
Yuvarlıyorum. Tamam.
Veriye dayalı, deneyime saygılı kararlar diyelim.
Süper. Güzel yuvarladık burayı.
Peki trend yolda karar alma araçlarımız olmasaydı ne olurdu?
Kaos. Kaoslu oluruz.
Çok katıldım buna da.
Peki burayı biraz açalım mı? Kaosla neyi kastediyorsun?
Yani şöyle, şimdi Trendyol aynı anda çok fazla konuyla uğraşıyor.
Ve her konunun da kendi içinde çok fazla değişkeni var.
Ve konuların da böyle çoğu da çok ciddi oranda belirsizlik içeriyor.
O yüzden böyle öncesinde iyi hazırlanmış bir özet, belli bir structure çerçevesinde çok sesli bir şekilde tartışmaya ortam sağlıyor.
Tartışma zeminini tutamazsan ya böyle verimsiz, dağınık, çok fazla ses çıkıyor ki aslında bu kaosa götürüyor bizi.
Ya da diğer ucu yani iş böyle aşırı sessizliğe de gidebilir bence burada.
Yani çok seslilik ve aşırı sessizlik çok güzel bir cevap.
Peki Kutay her şirketin bir karar verme şekli var ama her şirket karar alma araçlarını kullanmıyor olabilir.
Gerçekten burada kaos oluşuyor mu yani?
Her şirkette bir kaos oluşuyor mu?
Şimdi benim de daha önce başka tecrübelerim oldu.
Bence burada en önemli konu insanların aslında belli bir ekrana birlikte bakıyor ve o ekrana bakarken de hani oradaki faktörler çerçevesinde ya da orada structure edilen konunun
etrafında tartışıyor olması.
Eğer ki önceden çıkarılmış bir özet olmadığında insanlar böyle herhangi bir konuyu tartışırken rastgele yeni yeni faktörler çıkarabiliyorlar.
Ve ondan sonra sizin yani bunu böyle belli bir yerde toplayıp ondan sonra bir karara bağlamanız çok kolay olmayabiliyor.
Çünkü birisi bir konuya bir tarafından yaklaşır.
Başka birisi başka bir tarafından yaklaşır.
Sizin orada evet bu karşılığı şudur deyip o konunun evet bunun değeri de budur deyip bir sonraki konuya geçmeniz gerekiyor.
İşte buna geçmediğiniz yerde gerçekten o düzeni tutturamadığın yerde hani bence iki uca gidiyor gene konu yani.
Ya işte şey oluyor ya insanlar böyle bir sürü farklı ses çıkarıyorlar.
O çok Çok seslilik aslında koasa dönüşebiliyor.
Ya da günün sonunda siz insanlara şunu vermediğinizde mesela bu tartışmanın başlaması için de önemli.
Başlangıçta bir structure koymadığınız zaman herkes susabilir.
Sizin bir yandan konuşturmanız da lazım o insanları.
Ya da günün sonunda en kötü suçu da olabilir.
Bir sürü şey konuşulur ama bir karara varılamaz.
Aslında bu da bizi yani çok seslilikle aşırı sessizliğin birleştiği bir yere götürür.
Sizin yerinize hiyerarşi karar verir orada.
Yine oraya geliyoruz. Bence çok da güzel.
Ben bunu cebime koydum.
Çok sessizlik ve aşırı sessizlik.
Burası aklıma şu soruyu getiriyor.
Karar alma araçlarının varlığının hiyerarşi üzerindeki etkisi nedir?
Güzel geldin. Hazır böyle şeyi bulmuşken, fırsatı bulmuşken ben de biraz aslında değinmek isterim buraya.
Elbette bu seviyede bir organizasyonda hiyerarşi olmaması düşünülemez.
Asıl bizde olmayan şey bürokrasi.
Bizde kesinlikle bürokrasi yok.
Nedir oradaki tam fark sence?
Burada bence ana konu gene bu zaten şey, karar alma araçları da buna çok yardımcı olan bir şey.
Çünkü aslında karar alma araçları sayesinde biz hiyerarşinin belirleyici olmadığı, belli bir düzen içinde akıllı, her fikrin ses bulabildiği bir zemin hazırlıyoruz insanlara.
Burada herkes de işte o dediğim çok sesliliği sağlayabiliyor.
Bu bizim kültürümüz açısından da çok önemli.
Peki dinleyicilerimiz için biraz daha detaya inelim.
Trendyol'daki karar alma araçlarımız neler?
Bunları nasıl kullanıyoruz? En başta skor kart.
Ondan sonra skor kart en önemlisi bence bizim için.
Çünkü böyle faktörleri doğru belirlenmiş.
Mantıklı bir şekilde ağırlıklandırılmış bir skor kart.
En zor, en bilinmez problemi bile çok kolay indirebiliyor karar almak için.
Bunun dışında bir de sıklıkla kullandığımız işte hadi bir pros kons çıkaralım var.
Hani böyle biraz daha bu daha basit, daha sözel, daha az eforla karar almamızı sağlayan başka bir araç diyebilirim.
Eğer data kullanabiliyorsan mutlaka scorecard'ı mı tercih ediyorsun?
Pros, cons, scorecard mı dediğimde?
İkisini de aslında yani sıklıkla kullanıyorum.
Biraz böyle problemin kompleksitesini, durumun zorluğuna göre değiştirdiğimiz tool'lar.
Peki zor bir soru soracağım.
Scorecard sonucunda istemediğim bir sonuç çıktı diyelim.
Burayı nasıl yönetiyorsun? Hemen faktöre itiraz ederim başta.
Şaka bir yana biraz gerçeklik payı da var bunun.
Çünkü yani bu aynı zamanda bir skor kart kültürü bizim için yaşayan bir süreç.
Yani burada aslında biz skor kartın etrafında konuları tartışıyoruz.
Yani hani o bize o tartışma zeminini sağlıyor.
Burada da şey çok önemli yani hani burada işte faktörlerin herkes tarafından doğru anlaşılıyor olması, doğru faktörün seçilmesi yani aslında tartışmanın doğru zeminde gitmesi için çok çok kritik bir konu.
Hani ya örnek de verebilirim mesela çok yakın zamanda çünkü yaşadığımız bir şey.
Biz mesela International Expansion için ülke seçerken ya kullandığımız bir faktör var.
Burada baktığımız faktörlerden biri de ülkede yeterince alım gücü olan müşteri var mı?
Bunun için GDP per capita diye bir metrik kullanıyorduk.
Ama bu mesela ülkenin zenginliği için iyi bir indikatör olmasına rağmen ülkedeki alım gücü açısından yanıltıcı olabiliyor.
Yani çünkü burada aslında toplam ülkenin parasını toplam ülkenin nüfusuna böldüğüm bir metrik bu.
Ama aslında herkese eşit olarak bu para dağıldı mı dağılmadı mı?
İşte bu mesela işte şey ya abi buna mı bakmamız lazım aslında bu doğru bir ülke mi ondan sonra diye işte itiraz ettiğimde ondan sonra hepimizin birlikte tartıştığımız ve ondan sonra evet tamam dediğimiz hani bunun yanında belki şuna da bakmamız
dediğimiz o zaman scorecard'a ya faktörü değiştirdiğimiz ya edition'a bir faktör daha eklediğimiz.
Ya da belki onun ağırlığını değiştirdiğimiz.
Değiştirdiğimiz aynen. Böyle itere ede ede giden bir iş oluyor yani.
Bu da bizim için aslında yani yönettiğimiz bir süreç aynı zamanda sadece bir tool değil.
Süper. Peki toparlamak gerekirse decision making tool'larının varlığının bizim için hayati yönüm taşımasını 3 başlık altında toparlayabilir misin?
Yani demin de aslında bahsettim biraz daha tekrar edeceğim kendimi ama yani skor kartı sürekli yaşayan, faktörleri sürekli değerlendirip işte itere ettiğimiz, sürekli ses çıkarttığımız, üzerine tartıştığımız bir süreç
gibi. Yani bu da aslında şeyde kültürün çok merkezinde bir yerde.
Benim gözümde de bu kültürün en önemli 3 tane değeri var Trendyol'da.
İşte birincisi ben analitik olmak derim.
Ondan sonra dediğim gibi bir data point işinin hep bir yerinde olması gerekiyor.
Ama bu illaki böyle valide edilmiş bir data olmak zorunda değil yani.
Ama bir data point olması gerekiyor.
O datanın üzerinde aslında pratik olmamız gerekiyor bizim.
Biz çünkü işimiz yani şey değil.
Biz bilim adamları değiliz yani.
Biz aslında ticaret yapıyoruz.
Günün sonunda aslında para kazanmamız gerekiyor.
Yani onu da ne kadar pratik olup hızlı yaparsak o kadar iyi olur.
Üçüncüsü de yani bizim içinde olduğumuz pazarlar sürekli gelişen pazarlar.
içinde bulunduğumuz mesela sektör böyle bankacılık sektörü gibi işte maturitesi çok yüksek oturmuş bir sektörde değiliz yani.
Özellikle bu e-commerce sektörü dünyanın her yerinde gelişen bir sektör.
Hani özellikle girdiğimiz yeni girdiğimiz pazarlarda da çok çok geriden geliyor.
Ondan sonra ve böyle şey yani çok çok hızlı gelişen ve burada bir sürü oyuncunun sürekli rekabet ettiği bir yerin içindeyiz.
O yüzden de hız yani çok çok önemli.
Üçüncüye de o yüzden hız derdim.
Hızı koydun. Aynen. Karar alma tool'larını her zaman hayata geçirmek de bu kadar kolay olmayabilir.
Yani senin şu sürece karar verirken işte tool'ları da kullanmakta zorlandım, karar vermekte de zorlandım denememe rağmen dediğin süreçlerin oldu mu?
Nasıl üstesinden geldin?
Ya burada bence yani scorecard aslında en temelde hani demin anlattığımız işte şey belli bir structure'ın etrafında tartışma zemini yaratmasının dışında aslında böyle belirsizliği
yüksek işlerde az data ile böyle ben ona iyi atma sanatı da diyorum.
Yani o çünkü yani böyle valide edilmemiş ondan sonra data ile belli konular üzerinde.
Ne kadar iyi atarsan o kadar iyi ondan sonra sonuca gidebileceği bir yere getiriyor seni.
Bunun için de bence biraz şey gerekiyor.
Deneyim gerekiyor. O da biraz böyle yapa yapa oluyor diyebilirim.
Peki bizi dinleyen kişilere decision making tool'larını kullanmaları ya da daha efektif kullanmaları için ne önerirsin?
Ya benim... En büyük deneyimim faktör sayısıyla alakalı oldu şimdiye kadar.
Fazla faktör kullanıldığında bence bu kesin karar almayı zorlaştırıyor.
O yüzden olabildiğince faktörleri minimize etmek, en efişant faktörlere odaklanmak çok önemli.
Bir yandan yani şeyde çok sıkıntılı oluyor.
Ona da bakalım, buna da bakalım derken analiz paraliz tuzağına düşmemek gerekiyor.
Değerlendirilen faktörlerin basit ve anlaşılır olması.
Yani herkesin aslında baktığında bu faktör şunu diyor aslında demesi.
Aynı şeyi anlaması da bence tartışmanın sağlığı açısından çok kritik oluyor.
Bunlar derdim. Çok güzel bir sohbet oldu Kutay.
Yani burada gökten üç elma düşse ben hangilerini alırdım?
Karar alma araçlarımızı kullanmak bir hızlı karar almayı sağlar.
En önemlilerinden birisi.
Ki birden fazla sesi dinlemenin en kısa ve en verimli yoludur duydum senden.
Üçte olabildiğince data.
Kullanılarak yapılmalıdır. Bir de tabii ki çok seslilik ve aşırı sessizliğe bonus bu da olsun.
Neden olur? Karar alma araçlarını kullanmamak diye.
Böyle bir grup mu bulsak biz seninle yani?
Güzel bir mod daha bence kesinlikle.
Çok teşekkür ederiz Kutay.
Bugünkü podcastımızın sonuna geldik.
Ağzına sağlık. Ben teşekkür ederim.
Çok keyifliydi. O halde bir sonraki podcastta görüşmek üzere diyelim.
Sosyal medya hesaplarımızı podcast açıklamasında görebilirsiniz.
Takip etmeyi unutmayın. Hoşçakalın.
Hoşçakalın.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
