
Podcast serimizin ilk bölümünde Dolap ekibinden Hande'yi ağırlıyoruz. Hande "İterasyon kültürümüz olmasaydı ne olurdu?" sorusunu kendi deneyimleri üzerinden anlatıyor.
Host: Serkan Salgın (Human Resources)
Konuk: Hande İzmirlioğlu (Dolap)
Trendyol ile ilgili daha fazla bilgiye ve kariyer fırsatlarımıza kariyer web sitemiz üzerinden ulaşabilirsin: https://careers.trendyol.com/
Bizi diğer sosyal medya kanallarımızdan da takip etmeyi unutma:
Linkedin: https://www.linkedin.com/company/trendyolgroup/posts/?feedView=all&viewAsMember=true
Youtube: @LifeatTrendyol
Youtube: @TrendyolTech
Twitter: https://x.com/trendyoltech
Transkript
Selamlar Trendyol'da olmasaydı ne olurdu podcast serimize hoş geldiniz.
Ben HR ekibinden Serkan.
Bu podcast serimizde Trendyol kültürümüzü ve iş yapış biçimimizi birlikte keşfedeceğiz.
Her bölümde Trendyol ekibinden konuklarımız olacak.
Bu arada siz de Trendyol'daki kariyer fırsatlarını değerlendirmek isterseniz açıklama kısmındaki kariyer sitemizi inceleyebilir ve başvuru yapabilirsiniz.
Bugünkü konuğum dolap ekibimizden Hande, tren yol kültürünün en önemli parçalarından biri olan iterasyon olmasaydı ne olurduydu konuşacağız.
Hande hoş geldin. Hoş bulduk Serkan.
Hande seni tanımayanlar için kendini kısaca tanıtabilir misin?
Ne kadar süredir tren yoldasın, görevin nedir?
Tamamdır. Bir genel özgeçmiş bilgisiyle bir bilgisayar mühendisliği mezunuyum.
İçinde bir parça yazılımında olduğu bir 16 yıllık bir iş deneyimim var toplamda.
6 yıldır tren yoldayım, 8 yıldır da dolaptayım çünkü dolabın kurucularındanım.
Tren yol bünyesine girmeden önce dolapta...
Ürün tarafından sorumluydum.
Onun için bugün konuyla ilgili bayağı heyecanlıyım.
Çünkü çok önemli üründe iterasyon.
Trendyol bünyesine girdiğimizden beri de dolabın tamamından sorumluluk çalışıyorum.
Süper. O zaman hızlı sorularla başlıyorum.
Kısa cevaplar bekliyorum.
Tamamdır. Done mı? Perfect mi?
Bu bizim yani sınav sorusu gibi oldu bizim şirkete kısa sloganlarımızdan bir tanesi.
Done is better than perfect diye.
Tabii ki done. Çünkü iterasyon diyeyim de oradan devam edelim.
Süper. Peki hata düzeltme mi?
Yeni özellik geliştirme mi?
Bu zor. Yani aslında çok zorlansam belki yeni özelliğe zıplayabilirim ki.
Geçmişinde böyle şeyler var. Ama aslında birazcık dengeli gitmesi gerekiyor gibi bir cevap versem.
Çok kaçak olur mu? Bence gayet güzel bir cevap oldu.
Peki sıradaki sorunun cevabı çok belli ama.
İterasyon mu? Tek seferde mükemmel yapmak mı?
İkincisini söyleyip podcast'ı bitirmek bir seçenek olabilir.
Ama tabii ki iterasyon. Yani canlı gönülden iterasyon diyeyim hatta.
Peki tek kelimeyle...
Cevaplamanı isteyeceğim bir soru geliyor.
İterasyon kültürümüz olmasaydı ne olurdu?
Şimdi ben bunu tabii düşündüm.
Çünkü olmasaydı ne olurdu? Serisi çerçevesinde burada olduğum için.
Aklımdan ilk geçen şeyi söyleyeceğim size.
Vay halimize tabiri geçti.
En kısası o. Bir sürü şey geçti ama vay halimize bence en güzel anlatan şey.
Peki bu vay halimizeyi biraz açalım mı?
Yani iterasyonun olmadığı deneyimlerim de olduğu için ve onların hayal kırıklıklarını da çok yaşadığım için ve iterasyonun da çok faydasını gördüğümüz için diyeyim.
Bunu daha detaylı bir şeyde de anlatırım sonrasında.
Korkuttu beni birden tekrar iterasyonsuz dünyayı konuşuyor bile olmak.
Peki şimdi bu terimi aşina olmayanlar da vardır belki dinleyicilerimiz arasında.
İterasyon nedir en basic haliyle?
İterasyon aslında hani böyle hepimizin projeleri vardır iş hayatında diyeyim.
Bu yazılımda olabilir, farklı bir yerde de olabilir.
Bu projeleri küçük parçalara bölüp her parçanın belli bir amacı ve ölçümlenme mekanizmasına önden karar verip sonra mesela ilk parçayı yaptık canlıdan.
Bilgi toplayıp sonrakileri gerekirse değiştirmek hatta belki sonrakileri gerekirse öldürmek.
Biz normalde iterasyon olmadığında bir bütünü komple bütün eforumuzu harcayıp canlılaya çıkıyorduk.
İterasyon dediğimiz şey bunu parçalara bölüp gerekirse pivot etmek, gerekirse öldürmek, gerekirse şeklini hakikaten değiştirip kullanıcıya ulaştırmak için kullanan sistem.
Süper. Peki iterasyon denince MVP'de kendiliğinden geliyor.
MVP mindset'i de biraz karışabiliyor sanki bununla.
Neye MVP demeliyiz?
Doğru MVP, doğru iterasyon içinde ilk adım gibi sanki.
Ne dersin? Yani şöyle MVP'nin de ne olduğunu belki çok küçük bir değinmek lazım.
Most valuable player değil.
Minimum valuable product.
Yani aslında hani şeyin...
Asgari kullanılabilir ürün gibi düşünün aslında.
Türkçesini belki ölçebilebiliriz.
Canlıya ulaştığında kullanıcı için anlamlı olan bir parça olmalı öncelikle.
Kullanıcı için de yarım bir deneyim olmamalı.
Tabii ki bu alan çok tartışmalı bu arada.
Yarım bir deneyim olmamalı dediğim kısım.
Aynı zamanda bizim de data toplayıp, ölçümleyip sonrakileri değiştirebileceğimiz bir noktasında olmalı.
Dolayısıyla eforumuzla minimize ettiğimiz ve bir şeyleri ispatlamaya çalıştığımız ya da aksine dair sinyal toplamaya çalıştığımız küçük parça gibi düşünebiliriz.
Süper. Peki e-ticarette teknoloji de çok hızlı değişiyor, gelişiyor.
Business önceliklerde buna uyum sağlamaya çalıştığı için gerçekten hızlı bir dünyamız var.
Bu hızlı dünyada en sıkıştığımız konularda değişkenlik gösterebiliyor.
Burayı nasıl yönetiyorsunuz?
Bu değişkenlik süreci MVP mantığını, iterasyon mantığını zorlamıyor mu anne?
Yani şöyle tam tersi aslında daha yardımcı.
Özellikle hızlı olan sektörlerde işleri parçalara bölüp kendi içinde ispatlarıyla kullanıcıya ulaştırmak diyeyim.
Faydalı şeyleri hep canlı tutmak ve efonizi doğru yere harcamaya yardımcı oluyor.
Bu küçük parçaları belirlemekte de aslında şöyle bir şey kısmı zor oluyor.
Hani ilk fazımız mesela yine bu en büyük tarafından da gelecek olsak.
İlk fazımızı neye indirgeyeceğiz?
Neye bakacağız? Bu parçanın amacı ne?
Biz bu fazı canlıya ulaştırdık.
Canlıya ulaştırdığımızda görmeyi istediğimiz şey ne?
Katma değerimiz ne? Bir önce onda kesinlikle el sıkışmak.
Bunların hepsi bu arada aslında bir takım metodolojilerle yani biz Google Sheet'teki formatlarımız şeyimiz vardır zaten bol bol.
Hani işte bu mesela bir zamanımızda phasing diye konuştuğumuz bir dosya tipi karşılıyor diyeyim.
Her fazın belli bir amacı olur.
Belli bir metrikleri olur.
Ne zaman canlıya çıkacağı olur.
Ve onun işte riskleri olur mesela.
Çünkü her fazla risk alabilirsiniz aslında.
Bunlar da el sıkışmak.
Hani biz bu basit formatlarda toplantılarımızı yapıp oradaki yapıda el sıkışıyoruz.
Bunun hani yine olmasaydı ne olurdu kısımdan gelecek olsam aslında bir fikir var.
İşte örneğin müşteri sadakat programı olsun çok basitinden.
Müşteri sadakat programını dört başı mağmur bütün benchmarklara bakarak tasarlayabiliriz aslında kağıt üstünde.
Hani istesek bunu bu şekilde kullanıcıya da ulaştırabiliriz.
Ama bu işte en az 3 ayımızı alacak belki.
Belki bazı şirketler için kısa bir süre bile söylüyorum.
Hani bizim için de birazcık uzun bir süre söylüyorum 3 ay.
Kesinlikle. Belki 3 ayımızı alacak, belki canlıya çıkacak karşılığını göremeyeceğiz.
Kullanıcının ihtiyacıyla konuşmuyor olacak.
Ve hani boşu boşuna bir efor harcamış olacağız.
Biz bunu ne yaparız? Kullanıcı aslında işte sadakat programı dediğimiz nedir?
Yaptıkları şey karşısında ödüller almasıdır.
Biz bunu bütün projeyi yapmak yerine küçük bir ödül mekanizmasını test edip...
sonra bunun işte geliştirmesi gerekiyor.
Yani buradaki öğrenimlerimizi sonraki geliştirmelerimizi de yapıp yok bunun karşılığı yok kullanıcıda.
Bu doğru proje değilmiş deyip öldürebiliyoruz.
Ne gerekiyor tabii bunu yapmak için?
Fikrine aşık olmamak.
Yani ben mesela iterasyon yapmamayı çok kibirli bulurum mesela.
Hani şey böyle hani çok güveniyorum fikrime ve bu kesinlikle canlıya ulaşmalı ve hani aradaki parçalardan elde edeceğim bilgileri umursamıyorum gibi canlılığına kapanma daha çok tersinden.
Gibi birazcık geniş anlattım ama bana hani ticaret dünyası gibi bir hızlı bir dünya için tam tersi küçük parçalar çok daha çeviklik kazandırıyor diye cevaplayabilirim.
Çok güzel bir cevaptan de çok teşekkürler.
Şimdi bir önceki cevapta şundan bahsettin.
Bazı aşamaları değiştiriyoruz, geliştiriyoruz.
Bazı aşamaları da ortadan kaldırıyoruz.
Biz de buna trend yolda kasap diyoruz aslında.
Biraz kasaptan bahsedelim istersen.
Kasap da bir iterasyondur diyebilir miyiz?
Kesinlikle deriz bence. Zaten biraz iterasyonun olmazsa olmaz parçası.
Biraz şey olarak hayal edelim.
Bir projenin kendi içindeki kasaplık da bence bir parça.
Hani diyelim ki bir proje çıkardık.
İşte fazlarını çıkardık önümüze.
Sonra bu fazları tartışırken bu en...
küçük işte MVP dediğimiz ki hani MVP dediğim gibi bir kullanıcı için anlamlı bir parça olması önemli.
Hatta ona MLP diyen de var minimum lovable product diye kullanıcı tarafından.
Hem de bizim ölçümlememiz anlamında anlamlı bir parça olması lazım.
Buraya kadar aslında kasaplık yapmak yani kesip içmemiz gerekiyor projenin içeriğindeki maddeleri.
Orada bir kasaplık kesinlikle var ve fazların devamında da dediğim gibi bu iterasyonlarda burası geçerli bir feature değil bunu kaldırabilir değiştirebiliriz kısmı da var.
Bir de bence iterasyonun görünmez etkisi gibi.
birazcık böyle zararlı olarak adlandırabileceğimiz bir şey.
Onun için kasabın ritüellerimizde kesin olması gerekiyor dediğim şey.
Bir sürü şey ben bir yandan bir projenin ilk fazını çıktım.
Diğer projenin ilkini çıktım.
Ötekisi üçüncü fazındaydı.
Bu işte canlıdaydı.
Şimdi biz hızlı ilerlediğimiz için pat pat canlıya sürekli bir şeyler çıkıyoruz.
Son kullanıcı için birazcık çorbaya dönebiliyor ortalık.
Çok fazla şeyi deliver ettiğimiz için hızlı deliver ettiğimiz için.
Dolayısıyla elimizdeki ürüne yani sürekli ekleme yaptığımız yani sonuçta iterasyon nedir?
Sürekli yeni feature'ı canlıya çıkmanın hani bir yöntemi.
Sürekli ekleyerek gittiğimiz üründeki sadeliği de korumamız gerekiyor.
O sadelik içinde kasaplık ve hani gereksizlerden vazgeçmek oluyor.
Yine aslında bunlar hep böyle insana şeyden dokunuyor.
Benim bir fikrim vardı çok iyiydi canlıda iyi çıkmadı.
Benim bir fikrim vardı canlıya çıktı şimdi kasaplanıyor falan hani.
Bu tarz şeyler biraz böyle insana dokunsa da diyeyim.
Bütün ürün döngüsüne baktığınızda aslında çok kullanıcı için çok gerekli maddeler derdim.
Kesinlikle. Sadece kullanıcı için değil, kullandığımız raporlarda bile bazen bir rapora diyoruz ki şu KPI'de de bir bakalım.
Şu KPI'de görsek güzel olacak galiba diyoruz.
Sonra bir bakıyoruz önümüzde onlarca stunu var ve okuması çok zor bir data var.
Burada da çok kullanıyoruz diye düşündüm.
Yani her yerde aslında kasabı da kullanıyoruz.
Aynen. Geliştirme dünyasında da sonuçta onların her birinin arkasından bakım maliyeti var.
Canlıda biz işte belki işte iş birimleri olarak talepler yapıyoruz işte ya da üründe bir gelişme yapıyoruz.
Sonra yazılım ekipleri onların devamlılığı için bütün hani işte maintenance dediğimiz o dünyayı hani ele alıyor vesaire.
Hani her anlamda kasaplık dediğin gibi raporda, sayede hepsinde gerekli.
Her yerde gerekli. Peki bu mindsetle çalışmak çok fazla feedback de demek.
Bu bir taraftan olumlu ama zorladığı yerlerde mutlaka oluyordur.
Ne dersin? Yani aslında işte şey kısmı, az önce bahsettiğim bu canlıya çıktı öldü fikrim konusu.
İşte geri alındı, son kullanıcıya ulaşmadı, faydalı bir şey üretemedim gibi bir şey oluyor aslında.
Çünkü hani senin bir fikrin var, fayda üretmek istiyorsun.
O faydayı üretememiş oluyorsun ithalasyonun içerisindeki bir şey seni aksiyona götürürse.
Bu şey yani...
Kaldırması zor bir yandan.
Hani çünkü iyi bir akış var diyeyim.
Ama şöyle bir tarafı da var.
Bunun öteki tarafı. Şimdi bir yandan yeni nesil farklı bir dünya doğdu deyip duruyoruz ya.
İterasyon da biraz daha umarım ki yaygınlaşmıştır.
Çünkü ben ilk yazılıma başladığımda AJ bile yoktu.
Sen yıldan yeni yeni Türkiye'de yoktu.
İterasyonu yapanlar aslında olmadığı dünyayı hayal edemiyor olabilirler.
Ve iterasyonun içindeki o... Geri bildirim dünyasından zorlanabilirler.
Olmadığı dünyanın ben bir tane deneyimim var.
Onu paylaşmak isterim çünkü çok acı doluydu.
Bir buçuk sene bir projenin yazılımında çalıştım.
Aralıksız yani ve böyle bir kocaman bir döküman.
Bu arada gerçekten yani kalın bir döküman.
Böyle üç parmak kalında bir şey yazılı bir şey vardı.
Bunun gelişmesini yaptık.
İç müşteri için yapılıyordu. İşte finans birimi için yapılıyordu.
Sonra canlıya çıktık. Sonra finans birimi bak dedi ki aa bunlar eski kalmış ya bunlar artık ihtiyacımız yok dedi.
Eyvah. Sonra işte işledim.
Çünkü ben buna dayanamam yani çok kötü bir şey.
Onun yerine gerçekten yolda bana işte küçük parça yaptıktan sonra yok ya buna gerek yok dese o kadar acılı olmayacak şey.
Şimdi normalde geri bildirim acılı gibi geliyor insan ama hepsine baktığınızda çok başka bir yani orayı kimse yaşasın istemem.
Bunu yaşayan birinin iterasyonla ilgili...
Fikri nedir şu anda tabii ki.
Yani bu podcast yapmak için doğru ismi seçmişiz diye düşünüyorum.
Bence de. Peki Dolabın Kurucu Ortakları'ndansın.
Bu süreçte de eminim birçok iterasyon deneyimi yaşamışsındır.
O dönemlerden bir örnek paylaşabilir misin bizimle?
Bence şey olarak komik çok örneğim var.
Çünkü biz aslında hepimiz teknolojiden gelen insanlardık 3 ortakta.
Çok hızlı canlıya özellik çıkabiliyorduk.
Yani bu böyle hani hem övündüğümüz de bir şey tabii ki bir yandan.
Ve bu çok da kullanıyorduk yani sürekli benchmarklara bakıyoruz.
İşte resimler yapıyoruz vesaire pat pat pat özellik çıkıyoruz.
Ne oldu? Kasaplık yapmadık.
Hiçbir özelliğin bu sistematik bir şekilde iteratif.
şeylerine bakmadık yani. Çıktık bıraktık, çıktık bıraktık gibi oldu.
Dolayısıyla son kullanıcı için daha karışık bir şeye döndü ve böyle kullanıcı görüşmeleri yaptığımda çünkü o dönemden hızlı olduğu için o kadar bunu sistematik yapamıyorsun.
Hakikaten bam gün bir şeyle gitmen gerekiyor yani biraz da içki düğüde ama kullanıcı mesela ne zaman konuşsam işte çok acayip özellikler var, haberi yok falan.
Çünkü neden? Karışık ortalık yani çok doğal olarak.
Sonrasında bunların hepsini hani biraz da bu hani sonradan raporlama yükü işte bakım yükü vesaire itibariyle kasapladık sonrasında Trendyom üyesine girdikten sonra.
Özellikle uygulamayı daha sade hale getirmeye çalıştık.
Çünkü zaten ikinci dediğin sektör alışkanlık kazandırman gereken sektörken sen onu bir de zorlaştırıp bariyerini daha da yukarı çekersen hani tamam olmaz diyeyim.
Onun için orada gitgide kasapladık.
Ama sonra ne oldu? Mesela atıyorum şey şöyle söyleyeyim.
İlk birinci senede falan kombin diye özelliğimiz vardı bizim sene 2016 yani.
Ondan sonra ve böyle...
Tam düşündüğümüz gibi kullanılmadı falan değiştirdik ettik.
Bir de yani çıkıyorsun canlı yatan böyle bir teorik hızlıca bir şey.
Sonra senin o teorini tutmuyor.
Kullanıcı başka türlü kullanıyor mesela. Kendi ürünlerini kombinliyor.
Ve işte aynı üç tane ürünü koyuyor ama.
Üç tane hırka koyuyor. Biz kombinlemiştik ama falan diyoruz böyle.
Sonra onları bir iki yatırım yapıyorsun.
Sonra diyorsun ki o kadar da kullanılmıyor bu özellik.
Yapmasam ben bir yatırımı. Ama canlıya çıkmışsa aslında en başta onun da çıkmayabilir dedim belki falan.
Sonra işte herhalde geçen sene falan dedi.
2022 mi şöyle bir şey. Mesela ekip sürekli bir şey getiriyor.
Yeni bir özellik fikri getiriyor.
Diyorum ki biz... onu da yapmıştık. Biz onu da yapmıştık.
Sonra kaldırdık. Onun da kodu vardır belki bir yerlerde falan diyorum mesela.
Ama kaç sene öncesinin şey. Şey hani aslında şeydir hani bu iterasyonda ya da bu MVP'de şey tabi çok kullanılır.
Hani ürünün pazara uyumuna bakılır aslında böyle o start-up reyinde.
Özelliklerini de kullanıcıya uyumu gibi küçültebiliriz.
Yani bütün ürün gibi değil de.
Biz o özelliklerin kullanıcıya uyumunu o kadar hani iteratif yapmadan yaptığımız için böyle kümülatif bir şey birikti.
Ama mesela bugün belki gerçekten bu düşündüğümüz özelliğin kullanıcıya uyumu daha yüksek olabilir.
Aynen onu soracaktım.
Yani geçmişte iterasyon yapıp, kasap yapıp kaldırdınız ama sonra tekrar eklediğiniz bir özellik oldu mu?
Belki gerçekten kullanıcı ihtiyaçları değişti ya da kullanıcı deneyimleri farklılaştı.
Oldu. Biraz şekil değiştirerek oldu.
Mesela ürün kontrolleriyle ilgili mekanizmamız vardı.
Böyle bireylerin baktığı. Onu mesela son kullanıcıya çevirdik.
Mesela son kullanıcılarımız ürün kontrolü yapıyor bizde.
Öyle bir altyapı ama böyle baştan yazdık.
Arada yıllar geçti. Mekanizma mantık olarak kurduğumuz.
Daha bir sürü vardır bu arada. Şu an mutlaka aklıma gelmiyor duruyor ama geliyor yani.
Aslında bence çok güzel bir örnek.
İterasyonun zirvesi bence bu.
Yani iterasyon yapıyorsun, vazgeçiyorsun.
Ama daha sonra biz bunu zaten denemiştik deyip vazgeçmiyoruz.
yeniden geliştirerek deneyebiliriz deyip tekrar canlıyı alıyoruz.
Çünkü aslında şey demiştik ya amaç demiştik ya hani şeyle ilgili.
O amaç bugünkü bir kullanıcı ihtiyacıyla eşleşiyorsa bugün tekrar tabii ki masaya yatırılabilir.
Yani bir fikrin ölmesi sonsuza kadar ölmesi değil.
O gün inşaatıyla ölmesidir aslında gibi de düşünebiliriz.
Onun için hani objektif bir şekilde zaten internasyon sistemimiz bu.
İşte fazlandırma dosyalarımız falan.
Biz o objektifliği sağladığı için her şey geri dönebilir.
Her şey ölebilir. Problem değil diyeyim.
Süper. Şimdi şundan bahsettik.
Özellikle fikrine aşık olmak tarafı zor.
Sen de iterasyon yapmamayı ki bildi bulurum demiştin.
Buradan aklıma şu geliyor.
Bu konuda veya iterasyonla konusunun geneliyle ilgili seni en çok zorlayan şey ne oldu?
Yani hani bunun bir yani o tartışmaları sağlıklı yapma kısmı var.
Bu amaçları belirleme hani o.
Oralarda şeye gidebiliyoruz mesela.
Birden fazla amaca mesela yükledik.
Ben bu fazla bunu da alabilirim gibi.
Ama aslında belki bir adım daha küçültmen daha iyidir.
Hani oradaki o... Bunlar bir tık daha gri alanlar oluyor aslında o şeyleri yaparken.
O tartışmaları yapmak hani kısmı bir tık daha zorlayan taraf oluyor.
Benim hatasını da yaptığım bir tarafı da var.
Data aslında neye bakarız bu fazla diye dataları da yazıyoruz yani.
Yani şey ya da kullanıcıya gideceksek onları falan da yazıyoruz.
Ama mesela sonrasında onları tekrar geri dönüp tekrar kontrol etmemek.
Yani ilk fazı çıktık canlıya bir baktık kabaca.
Ama kabaca o biz ne amaçlamıştık ve neyi ölçmek istiyorduk gibi değil.
Çıktık bir problem yok değil mi?
Şimdi bir sonrakine geçiyoruz. Hızlı gitmenin de bir yandan bir handikapı.
Ama yani dönüp baksak belki altını bir açıktan incelesek o sonraki fazlara hani daha verimli hale de getirebileceğiz.
Bunlar da zorlandık böyle belli döneme daha hızlı gittiğimiz gibi.
Daha hızlı demeyeyim. Çünkü şu ankinde daha hızlı yağlandırabilirim.
Böyle hani çok cephede savaştığımız dönemlerde diyeyim.
Onları hani sonradan ekipçede öğrenimlerimiz oldu.
İşte bunların retrospektiflerimiz var diyebilirsiniz.
Onlar da yaptık biz burada neyi gözden kaçırdık, nereye dikkat edelim diye.
Onlar tekrar süreçlerimize bir tartışma noktası olarak eklenerek devam etti diyeyim.
Retrolar da aslında iterasyonun çok önemli bir parçası değil mi?
Tabii ki aynen. Olmazsa olmazımız.
Bekendi bizi dinleyen arkadaşlarımıza ne tavsiye edersin?
Podcast'ı dinleyen arkadaşlarımızın aklında ne kalsın?
Çok yüzeysel olarak iterasyon yapsınlar diyeceğim öncelikle.
Aslında şöyle diyeceğim.
İterasyonlar korkmasınlar çünkü ödülü daha büyük.
Hani iterasyona girdikleri zamanki o kaygı diyeyim.
Fikrinden vazgeçmeler şunlar falan.
Bütün o sürece baktığımızda daha kaygılı bir süreç gibi duruyor.
Ama aslında ödülü kesinlikle çok daha büyük.
Dolayısıyla iterasyon yoluna girsinler.
Bunun içerisinde de hani kendi içindeki o iterasyon süreci de zorlu dedik ya.
Yani çok soru sorup en küçük şeye indirmeleri ve oradan gerekli dataları toplayıp ilerlemeleri diye özetleyebilirim.
Süper. Ben de cebime bugün üç şey koydum.
Kendime üç not aldım.
Fikrime aşık olmayacağım.
Üründeki sadeliği korumak çok önemli ve ürünün pazara uyumu kadar kullanıcı uyumu da çok önemli dedin.
Bunlar çok güzel öğütler oldu benim için.
Çok teşekkürler Hande. Çok güzel bir sohbet oldu.
Ağzına sağlık. Ben teşekkür ederim.
Çok keyifliydi Serkan. Bugünkü sohbetimizin sonuna geldik.
Sosyal medya hesaplarımızı podcast açıklamasında görebilirsiniz.
Takip etmeyi unutmayın. Bir sonraki podcastta görüşmek üzere.
Hoşçakalın.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
