
Bu bölümde, yeni bir yıl yaklaşırken içimizi kaplayan o tanıdık duyguya yakından bakıyoruz: heyecan mı, baskı mı, yoksa biraz hepsi mi?
“Yeni yıl heyezanı”nda; yeni başlangıçların büyüsünü, kendimize verdiğimiz sözleri, tutulan ve çoktan unutulan hedefleri konuşuyoruz. Takvim değişince gerçekten biz de değişiyor muyuz, yoksa sadece iyi hissetmek mi istiyoruz?
Transkript
Merhabalar, Tesadüfen Oldu podcast'ine hoş geldiniz.
Ben Begüm. İki haftadır podcast çekemiyordum.
İşte yeni yıl, karmaşası.
Ne karmaşasıysa bugün onları bolca konuşacağız.
Üstüne bir de influenza oldum.
Allah kimseye vermesin.
Covid gibi bir şey ama tam Covid de değil.
Böyle eklemler ağrıyor falan.
Neyse böyle sıkıcı başlamak istemezdim.
Ama hayatın gerçekleri.
O yüzden bugün de biraz da hayatın gerçekleri üzerinden de konuşalım isterim.
Yeni yıl. Geldi yeni hedefler, yeni amaçlar, yeni duygular olacağını zannediyoruz.
Ama sadece bir günde mi değişiyor her şey?
Gelin bunu konuşalım. Yeni yıl hezeyanını yaşıyor muyuz, yaşamıyor muyuz?
Bana mı sadece öyle geliyor yoksa sizde de böyle mi?
Eskiden yeni yıl dediğimiz zaman aşırı heyecanlanırdık.
Böyle Kasım'dan başlardı şunu yapacağım, bunu yapacağım.
İşte yeni yıl akşamı şöyle geçireceğiz, böyle geçireceğiz.
Hele küçükken işte izin alabilecek miyiz, dışarı çıkabilecek miyiz arkadaşlarla?
Yoksa işte hadi aileyle yemek yiyelim, akşam işte 11'de bilmem nerede buluşalım falan.
Aşırı heyecanlı geçen bir yılbaşı dönemleri vardı.
Yani yılbaşı akşamı dışarıda olmak hep böyle bir tehlikeli gibi düşünülürdü ama yine de çıkardık ederdik.
Bir eğlenilirdi, bir çok...
ümitle girilirdi yeni yıla.
Bu galiba biraz da tabi acı ama gerçek ama reyna patlamasıyla da herkes bir evlerine çekilmeye başladı.
Hani hiç hoş bir şey değildi.
Zamanında bizim de yılbaşlarımızı geçirdiğimiz bir yerde insanların öldürülmesi hoş değil.
Ay ne mükemmel giriyorum değil mi?
2026'ya şaka gibi.
Neyse şaka bir yana.
Toparlayacağım. Merak etmeyin.
Bu heyecanımız diyeyim, çevremde de gözlemlediğim çok bir düşmeye başladı.
İyi, hoş, güzel şeyler yapıyoruz.
Evet yine olabildiğince sevdiklerimizle bir arada olmaya çalışıyoruz ama o eski şaşalı halini yılbaşının kaybettiğini düşünüyorum.
Buna birazcık da etki edenin hani hep şu şey vardı işte yeni yıl, yeni kararlar, yeni hedefler koyacağız.
Sonra bir baktık ki o ayın birinde kurduğumuz, ayın otuz birinde koyduğumuz hedefler hiçbirisini gerçekleştirmiyoruz yeni yıl boyunca.
Hayatta bir şekilde devam ediyor.
Aaa dedik hani bu da bir yalan mı acaba?
gibi başlanıyor. Eskiden ben de böyle hedef koymak için belli zamanları beklerdim işte.
Şu gün şuna başlıyorum, bugün buna başlıyorum.
Sonra arkadaşlar yaş ilerledikçe gördüm ki başlamak için zaman koymayacaksınız.
Bir şeye başlamayı mı düşünüyorsunuz?
O an, o şekilde başlayın.
Çünkü öbür türlü hep böyle bir erteleme, öteleme noktasına giriyoruz.
Yılbaşı da bunlardan biri bence.
En büyük bahanemiz işte yeni yılda spora başlayacağım, yeni yılda diyete başlayacağım gibi birçok bahane de kurabiliyoruz aslında.
Ve bunlar gerçekleşmeyebiliyor çoğu zaman.
Yeni yılın anlamı aslında birazcık hani düzenden geliyor bence.
Ayın biri, güzel bir zaman, yeniden başlıyoruz.
İşte biri, bir ocak, yeni yıl falan gibi.
Ama... İşte belki de birazcık astroloji de burada etkili oldu diye düşünüyorum.
Astrologlar da diyor ya işte yeni yıl aslında Mart'ta mı başlıyormuş ne bilen astrologlar bana yazsın.
Aslında Ocak değil de astroloji takvimine göre şu şöyle böyle.
Ve farkındaysanız artık işte Merkür gerilemesi, Venüs gerilemesine göre hayatımızı daha farklı düzenler olduk.
Ben şikayetçi değilim açıkçası.
Biliyorsunuz ki kadim bilgileri ve kadim dönem kurallarını severim.
Eskilerin de aslında burada en doğrusunu söylediklerini düşünürüm.
O yüzden... Aslında her gün yeni başlangıçlar için fırsatımız var.
Peki biz niye yeni yıl heyecanı yeni yıl hezeyanına çevirdik?
Eskiden olan o heyecanı şimdi artık yani normal bir gün zaten.
Yok uyuyarak gireyim.
Geçen sene ise annem evde girdi.
Ay da çok yorgunum kimseyle bir şey yapmak istemiyorum.
Hiç alışık olmadığımız bir şeydi.
Bu sene yok. Yine nispeten biz aileyle hep beraber girdik.
Artık hani bir küçük bahane oldu.
Aileyle beraber vakit geçirebilmek için özel bir gün beklemek gibi oldu.
Bu hoş. Ama şöyle bir ben danışanlarımla bunu yapıyorum.
Bir işte 2025 nasıl geçti?
2026'ya hedefleriniz ne?
Çünkü tamam okey hani kötüledik yeni hedefler koymayı bilmem ne falan ama en azından bu muhasebeyi yapabilmek için de yeni yıl süreçleri güzel bir bahane.
Şöyle bir baktım danışanlarımla konuşurken kendi 2025'ime.
Yani acı pornosu yapmak istemiyorum arkadaşlar ama çok zordu.
Gerçekten zor bir seneydi.
Evet hani evliliğimin ilk yılı sevdiğim adamla yaşadığım ilk sene olarak bence hani oradan çok güç aldım eşimden.
Ama onun dışında sağlık problemleri, psikolojik problemler, o bu derken şöyle bir düşünüyorduk işte annemlerle geçen gün.
O da mı 2025'teydi ya?
İşte o hastalık da mı 2025'teydi?
Şuna da mı 2025'te bir şey olmuştu gibi?
Zorladı biraz açıkçası.
Zorlamasından kaynaklı olarak da tabii muhasebesini yaparken belki bu iki haftalık ara vermeme de sebebiyet olan oydu.
Ne konuşayım yani ne diyeyim noktasına geldiğim bir seneydi.
Çünkü şey istedim hani yıl sonunda seneyi anlatan, toparlayan.
Yani ümit verici bir podcast çekmek.
Ümit var çok şükür hala ümit var.
En azından kendime şunu söz verdim.
Birazcık da eskiye dönerek çünkü 2025 dediğim gibi zor dış etkenlerden dolayı sinir sistemimi regüle edemediğim bir seneydi.
Aşırı psikolojik konuştum şu an.
Ama şimdi ki 2026 için verdiğim karar hani işte düzenli yoganı yap.
Düzenli meditasyonlarını yap.
Hani eskiden bir şeyi isterken özellikle ilişkilerle ilgili sıkıntı çektiğim zamanlarda kendime uyguladığım sakinleştirme, manifest dönemleri, işte Feng Shui'ye göre evi düzenleme falan
gibi şeylerimi bir baktım ki ben bu 2025'te çok bir kenara bırakmışım.
Bu hani evlendim, muradıma erdim, her şeyi bıraktım şey miydi?
Yoksa hakikaten olaylar çok fazla geliştiği için ve 2024'den kalan tortularımı da temizledim.
izlemekte zorlandığım için kendimi bir donma halinde mi gördüm bilmiyorum.
Bir de üstüne influenza oldum yılbaşından sonra.
Şu an yaklaşık 5 gündür evdeyim.
Sesim çok şükür anca normale döndü de konuşabiliyorum.
Ama bu evdeyken şey dedim.
Tamam bir gün erteleme yapmıyorsun.
Kalk bakalım demiş. Eskiden Feng Shui'yi çok severdim.
Feng Shui'ye göre de evimi düzenlemeyi çok severdim.
Hani hepsini yapamasam da birkaç bir şeyini yapmaya çalışırdım.
Bu sefer de baktım evin bir tane odasında tam batı tarafına bakan oda.
Karman çorman ben orayı ardiye gibi kullanmışım.
Zaten çatı katı olduğu için orası birazcık da düşük bir noktadaydı.
Kalk dedim ya evin her tarafını toparlıyorsun.
Ta 3 yıl önceden kalan eşyalar var ve bu eve taşındığımızdan beri yani 2024 aralığından beri, aralık sonundan beri orada belli koller duruyor.
Çıkart ya dedim şu kolleri bir yıldır sen bunların içindeki herhangi bir şeye ihtiyaç duymadıysan demek ki...
Bunlara ihtiyacın yok. Oh ayıkladım ettim kayıp gözlüklerimi buldum.
Atılacakları attım verilecekleri verdim.
Bir yük kalktığını hissettim üzerimden.
Bu Feng Shui ile ilgili de ayrı bir bölüm çekerim.
Ben biliyorsunuz kadim bilgileri seviyorum.
O tarafında işte hani ailenin bereket getirdi.
İşte çoluk çocuk alanı olduymuş.
Dedim bir yer açalım müsaitse bollağa, berekete.
Küçük inanışlar, küçük dokunuşlar, kadim bilgilere sığınmayı seviyorum.
Ve yeni yılda da, 2026 yılında kendime bu alanlara birazcık daha girmeyi açıkçası hedef koydum, temennide bulundum, dilek diledim.
Artık her ne demek istersek.
Çünkü hayat gelip geçiyor.
Akşamları ders veriyorum, ayın iki haftası.
Çocuklara ben anlatıyorum işte, terapi eğitimleri veriyorum.
20 yıl önce girmişim ben üniversiteye arkadaşlar.
Ne ara geçti? Benim için daha dündü üniversite zamanları.
20 yıl olmuş ve hayatımda bir şeyi bilinçli olduğum bir zamandan 20 yıl önce diye bahsetmek biraz koydu açıkçası.
O yüzden demek ki ertelemeye, salmaya, boş bırakmaya gerek duymamak istiyorum.
Bu yılda dedim. Bu hedefimi gerçekleştirelim tamam 3 ay yatabilirim.
Hayır böyle bir şey yok. Birazcık daha çalışkan olmayı.
Çünkü 2025'de ertelediğim bazı durumlar olmuştu.
Bazı kafa karışıklıklarım olmuştu.
Kariyerime mi odaklanayım daha çok ev hayatına mı odaklanayım derken.
Hayır ya hareketli olmaya odaklanma kararı aldım.
Bu ev hayatında da iş hayatında da kariyerde de birazcık daha hani dürtüsel değil.
Ama aklıma geleni hızlıca aksiyona geçirmek gibi düşünüyorum.
Tabii ki bunların arasında dinlenmek, aktif dinlenme sporunu yapmak yok, yoga meditasyonu yapmak okey.
O esleri vermeye niyetliyim.
Ama şeyi de daha aklıma gelen konuları hızlıca hayata geçirmek.
Üstümdeki bu yorgun toprağa, öbür türlüsünü söylemek hoşuma gitmiyor.
Yorgun toprağa bir atma niyeti olarak diye başlıyorum 2026'ya.
Sizler ne yapıyorsunuz?
Yani sizlerin 2025'i nasıl geçti?
Instagram'da şey yaptığımda işte anket yaptığımda sorulara anketi.
Çok hoş şeyler duymadım.
Herkesin hani söylediği 2025 bir içimizden geçti.
Bu tabii ki tek bir yıla özel bir şey değil bu arada.
Hani 2025'in suçlanacak bir şey yok.
Bak 2025'de podcastlerime başladım.
Ne yaptım başka? İkinci kitabımı bitirdim.
Yayın evi arıyoruz şimdi falan gibi.
Bir sürü güzel şeyler de oldu.
Bali'ye gittik. Hayatımda ilk defa çok hoş tatiller de yaptım ettim.
O yüzden hani direkt çöp bir seneydi diyemem 2025'e.
Ama yorucu bir seneydi.
Ama şöyle düşünüp baktığında benim için 2024'de baya sarsıcı ve yorucuydu.
Sonra işte neymiş? Satürn dersler veren gezegen benim yükselenimden geçiyormuş.
2,5 yıllık böyle bir sürecim olurmuş.
2026'da rahatlayacakmışım.
İster avuntu deyin, ister inanç deyin, ister kadim bilgi deyin.
Ama tutunmaya ihtiyacım olduğu bir yıla giriyorum.
En çok da kendime ve ritüellerime tutunmayı seçiyorum bu 2026'da.
Peki sizin yeni yıl hezeyanınız nedir?
Siz neye tutunmayı seçiyorsunuz?
Veya kendinizle ilgili ne düşünüyorsunuz?
Bana PSK Begüm Özel'den hesabından yazabilirsiniz.
Güzel de sohbetleriz.
Kendinize çok iyi bakın.
2026'nın en güzel tesadüfleri sizi bulsun.
Görüşmek üzere.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
