
Bu bölümde nazara, korkuya, iç sıkıntısına karşı yüzyıllardır başvurulan bir ritüel olan kurşun dökme olayını konuşuyoruz. Peki gerçekten neyi iyileştiriyoruz? Nazar mı, travma mı? Hep birlikte bakalım.
Transkript
Merhabalar, Tesadüfen Oldu'ğu podcastine hoş geldiniz.
Ben Begüm. Bugünkü kadim konumuz kurşun dökmek.
Neden kurşun döküyoruz?
Niye kurşun dökmeye ihtiyaç duyuyoruz?
Nereden çıktı bu gelenek?
Şimdi yine hani kontrol etmekle, bağlantılı olmakla beraber...
Aslında kurşun dökmek somatik olarak travmanın vücuttan ayrılmasına yardımcı olmanın en büyük etkilerinden bir tanesi.
Bugün bu yöntemler değişmiş olsa da somatik terapiler, yoga terapileri her ne olursa olsun ana çözüm olan kısım yani ana noktamız burada bizim bedenin
daha doğrusu travmanın bedende yarattığı etkileri yavaş yavaş sakinleştirmeye.
bedenden çıkmasına izin vermemizle başlıyor.
Mantığımız bu. Kurşun dökmek bazı korkuları konuşarak geçmediği, bazı korkularımızın, bazı travmalarımızın bedende sıkıştığı zamanlarda
ateş, su ve metali birleştirerek bu korkulardan arınma ihtiyacımızdan ortaya çıkmıştır.
Anadolu'da insanlar bunu çok güzel yapardı.
Hele eski zamanlarda baktığınızda işte o kabilelere de dans ediyorlardı, dans ritüelleri vardı.
Doğayla iç içe yaşadıkları için birçok şeyi zaten doğayla regüle olduklarında, doğayla dengede olduklarında halledebiliyorlardı.
Ama bazen işte bir önceki bölümde konuştuğumuz gibi nazar olsun, kem göz olsun.
yaşanılanların sıkıntısı olsun, vücudumuzda belli başlı tepkilere yol açabiliyor.
İşte ağırlık hissi, depresyon hissi, kaygı hali.
sıkışıklık, ben buna mesela hep bahsediyorum size yoga ile açmaya çalışıyorum ama çok sıkıştığımız zaman ne yaparız ister istemez omuzlar öne düşer.
Vücudumuz kendi kendisini koruma altına alır aslında ve büzüşmeye başlarız.
Bu büzüşme hali bir süre sonra da eklemlerimize, derimize, kemiklerimize zarar vermeye başlar.
Neyse bu etkileri ortaya çıktığında Anadolu'da gel sana bir kurşun dökeyim denirmiş.
Ve kurşunun Bu etkileri ortadan kaldırdığına inanılırmış.
Yani kurşun dökmek için aslında birazcık da bedensel tepkilerin olması beklenirmiş.
Eritilen kurşunun suya dökülmesiyle yapılır.
Kurşun dökmek nasıl olur derseniz şöyle bir gözünüzde canlandırın.
Belki çoğunuz hani ailede görmüştür, yaşamıştır.
Beyaz bir örtünün içine...
Girersiniz işte vücudun 3 farklarında kafada işte göbek kısmında ve ayaklara böyle eritilmiş kurşun suyun içine dökülür.
Tencerede olur genelde bu.
Ços diye bir ses çıkar bak bak bak gördün mü nasıl patladı gözü nasıl patladı nazar nasıl patladı.
Bu arada gerçekten bir kere ben bir kötü bir kaza yapmıştım arabayla.
Sonrasında annemle kurşun döktürdüğümüzde hakikaten evin tavanına kadar fırlamıştı kurşun.
Anlamı nedir bilemem.
Anlamlandıramam da ama böyle bir şey yaşandı.
Kurşun dökmek bir büyü değil, bir tedavi yöntemi hiç değil ama tamamen Anadolu'dan gelen beden boşaltım ritüeli.
İşte o kurşunun o metalin suyla buluşması, ateşle harmanlanıp suyla buluşmasının o çözülmenin bedende de olduğunu inanılma hali.
Kurşun dökmek neden bu kadar?
Etkili oluyor. Hem psikolojimizde hem bedenimizde diye soracak olursak.
Şimdi birkaç tane metalin bir araya gelmesinden kaynaklanıyor.
Ateş, bunu hatırlıyorsanız diğer bölümlerde de konuştuk.
Dönüştürücü bir etkisi var ateşin.
Ateşi izlemek bile, şu artık televizyonlarda bile ne yapıyoruz?
Açıyoruz, şeyi izliyoruz, yanan şömine izliyoruz.
O ateşi izlemek insanı bir sakinleştirir.
Ateşin de zaten biliyorsunuz temizleyici.
Özelliği de vardır. Bir dönüşüm özelliği vardır.
Anka kuşu ne olur kendi kendisini yakar.
Sonra küllerinden yeniden var olur denilir.
Ve ateş dediğimiz şey bir dönüşümü ortaya çıkartır aslında.
Kurşun dökerken de bizim o kurşunu ilk başta ısıtmamız, ateşe koymamız da aslında dönüşümün başlamasına olan ihtiyacımızı sembolü olarak alabilirsiniz.
Sonra metal geliyor işin içine.
Metal böyle ağır, yoğun, sert bir materyaldir ve psikolojik olarak da aslında üzerimizdeki ağırlığı sembolize ettiği düşünülür.
Bunu biz aslında ateşte eriterek bu ağırlığı yani kütle olan bir şeyi sıvıya çeviriyoruz ve aslında psikolojik olarak da o ağırlığı erittiğimizi, o sıkıntıyı erittiğimizi
düşünebiliyoruz.
İnsan zihni soyutu somuta dönüştürdüğünde çok daha hızlı bir rahatlamaya başlıyoruz.
Bildiğiniz üzere belirsizliği sevmediğimiz için artık sembol dili olur, anlamlandırma olur, zihin yolu olur.
Bir şeylere bir anlam vermek, bir somutlaştırmak istiyoruz.
Metal de burada bu işe yarıyor.
Su, soğutma, sakinleştirme, duygusal regulasyon.
Zaten elementlerde de su hep böyle bir duygularla alakalıdır biliyorsunuz.
Bana mesela denizi izlemek, akan suyu izlemek aşırı sakinlik verir.
Böyle bir hep... şeyi gözümde imgelerim sıkıntıların akıp gittiğini eninde sonunda akan suyun yolunu bulduğunu hani benim özelimde bu böyle.
Herkese farklı etkisi olabilir.
Böyle bir etki yani suyun da bu rahatlatıcı etkisi ne yapıyoruz?
İşte o travma olarak o sıkıntı olarak o kütleyi metalle alıp ateşle onu dönüştürüp suyun içine attığımızda ne oluyor?
O kütle metal o kurşun dediğimiz şey bir anda Önce sıvılaşıyor sonra da farklı şekillerin olduğu bir hale dönüşüyor.
Ve bu kurşun dökme ritüelindeki en son önemli nokta da ses.
O böyle ços diye bir sesi çıkıyor.
Yanmış erimiş kurşunu soğuk suya döktüğümüzde.
Bu da artık bedenini şimdi ve buraya çekiyor.
Hani tamam bütün bu ritüelleri yapıyoruz.
Ama hani topraklanabiliriz artık hani olduğun noktaya geri dön bu sesle bir kendine gel şimdi ve buradasın kendindesinin uyarısı olduğuna inanılıyor kurşun dökmenin.
Ben kurşun dökme işlemini severim yani anladığın üzere zaten bu ritüellerin çoğunu sevdiğim için bu eski kadim bilgilere tutunmayı severim diyeyim belirsizlikle başa çıkmanın bir yolu
olarak. Böyle bizim düğün öncesi bir sürü bir sıkıntılar üst üste geldi.
Hastalıklar oldu, şu oldu, bu oldu.
Annem dedi ki kayınvalideme biz de bir kurşun dökelim.
Hani bir en azından şu enerji üstümüzden aksın.
Çağırdığımız kurşuncuyu da biz de tanımıyoruz.
Şey de istemiyoruz böyle fal gibi olsun ohun dedi bu bun dedi.
Şimdi zaten aileler yeni tanışıyor şey yapıyor.
Kimse birbirini yanlış anlamasına gerek yok.
Neyse çağırdık kurşuncuyu.
Kayınbiraderim de hiç sevmez böyle şeyleri.
O direkt hani somut dünyadan ilerler.
Kadın kurşunu döktü tabii ne yapacak?
Onu istediği zaten genelde ona gelenler istiyor ki kurşunu döktükten sonra bu nazarı bana kim değdirdi?
Bir suçlu bulmayı istiyorlar.
Kadın da açtı işte o oluşan şekillerden bir şeyler söylüyor şöyle oluyor böyle oluyor diye.
Zor tuttuk kayınbiraderimi ne saçmalıyor bu kadın ne gerek var böyle şeylere bir de dini olarak da hani falın hoş görülmediğine inancı var onda.
Böyle olunca işler iyice karışmaya başladı.
Şimdi kadını tanımıyoruz, kadına ayıp olacak.
Kayınbiraderim orada ona da ayıp olsun istemiyorum.
Hani onun rahatsız olacağı bir şey olmasın ama üstümüzdeki enerji de bir toparlansın falan.
Baya eğlenceli bir süreç yaşamıştık.
Hani inanırsınız inanmazsınız.
Hani bazen de komik şeylere sonuç veriyor, komik şeylere yol açabiliyor.
Ama dediğim gibi aslında baktığınızda hani dönüştürücü etkisinin...
Kütle olan bir şeyi sıvıya çeviriyoruz üstüne başka böyle dallanıp budaklanan bir şey çevriliyor ve orada bir sembolik olarak sesle de beraber hem onun atılması hem o dönüşümün yaşanması hem
ana gelinmesi gibi sembolik anlamlar taşıyor.
Peki psikolojik olarak etkileri ne olarak diye baktığımızda ise?
Bugün işte bildiğimiz gibi somatik psikolojide travmanın vücudumuzdaki etkilerine bakıyoruz.
Bu iş artık o kadar ilerledi, o kadar fazla araştırma yapıldı ki artık insanlar gerçekten duruş pozisyonundan şeyi çözebiliyor.
Hangi alanda ne tür bir sıkıntı yaşadığını çözebiliyor.
Bir gün bir nefes terapisti gelmişti annemlerin ofisinde.
Tabii ben koştur koştur gittim.
Kadın böyle gerçekten hepimizin suratına bakarak o anki sıkıntısını Nokta atışı söylemiştim çok şaşırmıştım.
Bir üçüncü göz mü ne bir şey mi var?
Beden duruşlarınız, nefes alışınız o kadar belli ediyor ki direkt anlaşılıyor nerede ne sıkıntı yaşadığınız diye.
O yüzden kurşun dökmek de aslında bu travmanın bedendeki duruş halini, bedendeki saklanış halinin çıkarılmasına yardımcı olmak istiyor.
Daha çok işte bu bedensel ritüel gibi düşünürsek neye yarıyor?
Kas gevşemesine, otonom sinir sisteminin regüle olmasına, dengelenmesine ve aslında en önemlilerinden biri tehlike bitti mesajını kabullenerek hayatımızı alabilmemize.
Yani her şey geçin hani bu ritüeli konuşuyoruz ama bir ritüel yapıldıktan sonra ne yapıyoruz?
Oh tamam ben bu konuyla ilgili önlemimi aldım.
Bu problem, bu sıkıntı, bu tehlike hayatımdan çıktı inancı.
İster placebo deyin ister inanç deyin etkisiyle beraber hayata da bizim farklı yaklaşmamızı ve hayatta da farklı adımlar atmamıza yardımcı oluyor.
Kurşunun şekil alması dediğimizde ise Bu işte demin de söylediğim gibi sıvı halinden sonra suya dökülüyor böyle değişik şekiller alıyor.
Bunu kadim pratiklerde biz buna işte kadim pratikleri olanlar bilenler o şekillerden anlamlar çıkartıyor.
Sana nereden nazar değiyor diye.
Psikolojik olarak baktığımızda ise insanın yaşadığını anlamlandırmak istemesi hissini dengeliyor.
Aa işte atıyorum burada bir bilmem ne şekil çıkıyor.
Bu da kurşunun şekillerinden ben hiç anlamam ama anlayan güzel yorumlayabiliyor.
Aa burada şu çıkmış, burada bu çıkmış.
Demek ki ben bu sıkıntıyı bu yüzden çekiyormuşum.
Ama artık bu ritüelle beraber bu sıkıntıya da son verebilirim dediğimizde hayata da daha sağlam basarak devam edebiliyoruz.
O yüzden kurşun dökmek hani inancın ve bizim vücudumuzdaki travmayı temizlemesinin yanında aslında psikolojik olarak da ben korkularıma karşı hayatın
bana sunabileceği tehlikelere karşı önlem alıyorum kontrol duygusunu aktive ettiği için psikolojimizi sağlam tutmamıza da yardımcı oluyor.
Ha bu arada bugün yani eskiden kurşun dökülüyor.
Bugün hani travmanın bedenden çıkması için ne yapıyoruz?
İşte somatik terapilere gidiyoruz.
Ben dediğim gibi yogayı çok kullanıyorum.
Yoga terapiyi açma gelme o kaslarımın arasında eğer sıkışmış bir bilgi varsa diyeyim hani belli bir travmadan dolayı belli kaslarımı sıkıştırmışsam en azından onları gevşeterek
dıştan içe bir çözüm bulayım diyorum.
Nefes çalışmaları demin anlattığım gibi nefes terapisti hanımefendi inanılmaz güzel nokta atışları yapmıştı.
Bugün nefes terapilerine gidiyoruz bedenimizdeki travmaları temizleyebilmek için.
Bedensel farkındalık işlemleri yapıyoruz, meditasyon yapıyoruz, beden taraması yapıyoruz.
Yani ritualize edilmiş aslında.
Regülasyon tekniklerini de bugün travmalarımızın bedenimizdeki etkisini ve aynı zamanda tabii ki zihnimizdeki olan etkisini temizlemeye çalışıyoruz.
Ne oluyor bedenimizi rahatlattığımızda travmanın beden üzerindeki etkisini ortadan kaldırdığımızda zihinde diyor ki tamam artık ben bu yaşadıklarımı travma olarak adlandırmasam da olur.
Çünkü ben hayatıma sağlam olarak devam edebiliyorum diyor.
Ve böyle travmanın üzerindeki o yüklediğimiz anlamı da biraz biraz hafifletmiş olduğumuzu görüyoruz.
O yüzden...
Belki de kurşun dökmek korkuyu dışarı atmanın en eski yollarından biri olsa da bugün farklı yöntemlerle biz yine benzer işlemleri gerçekleştiriyoruz.
Farklı yöntemleri kullanarak travmayı bedenimizden atmaya yardımcı oluyoruz.
Kendimizi dengelemeye çalışıyoruz.
Siz hiç kurşun döktürdünüz mü?
Başınıza neler geldi?
Hangi inançla yaptınız?
Bana bunları PSK Begum Özer'den Instagram hesabından yazabilirsiniz.
Serinin devamını gelmesini istiyorsanız önerilerinizi açayım.
Lütfen takip etmeyi, bildirimlerinizi açmayı unutmayın.
Güzel tesadüflerin sizi bulması dileğiyle.
Kendinize çok iyi bakın. Görüşmek üzere.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
