
Yaşayan Kadimler: Nazar mı? Görülme Korkusu mu?
6 Şubat 2026 · 15 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
Bu bölümde “nazar” dediğimiz şeyin gerçekten dışarıdan gelen bir enerji mi, yoksa görünür olmanın içimizde yarattığı kadim bir korku mu olduğunu kurcalıyoruz.
Transkript
Merhabalar. Tesadüfen Oldu podcastine.
Hoş geldiniz. Ben Begüm.
Bugünkü konumuz kadim bilgilerin en önemlilerinden birisi nazar.
Kem gözlere mi geliyoruz?
Ne oluyor? Nasıl bitiyor?
Nazara karşı nasıl önlemler alıyoruz?
Nazarı bir bahane olarak mı kullanıyoruz?
Bütün bunları konuşacağız.
Şimdi nazar zaten sadece bizim hani Anadolu'ya özel bir şey değil.
İşte Yunanistan'da da var, Orta Doğu'da da var, Balkanlar, Hindistan.
Bir bakışın ama bu bakışın illa kötü olması gerekmiyor.
Hani gıptayla olan bir bakışın bile nazar değdirebileceğine inanıyoruz.
Bu nazar konusunda buna karşı hem önlemler almak istiyoruz.
Nazarla ilgili önlemlerimiz olsun istiyoruz.
Hem de birazcık da bahane olarak arkasına sığınıyoruz nazara.
Şimdi kolektif olarak çok yaygın.
İşte birisi bana baktı, yabancılarda ne der?
Evil eye, kötü göz bana değdi.
İşte ben bir şey yaptım, çok göz önünde bulundum, nazar değdi.
Hadi bizim kültürümüze bakalım.
Zaten büyüklerimiz aman çok göz önünde olma.
Belki bilmem sadece benimkilerdir ama çoğu kişiden de diyorum.
Aman çok göz önünde olma, aman çok abartma, aman çok göze batma gibi gibi birçok uyarıları duymuşsunuzdur.
Yani ne bileyim eski bir Türk ailesinden geliyorsak duymuşsunuzdur.
İlla ki büyüklerimizden özellikle.
Çünkü biraz da büyüklerimiz şuna inanıyor.
Çok fazla kendimizi göz önünde bulundurduğumuzda eski inanışlara göre.
İşte nazar diyebilir. Ama peki bugün bu sosyal medya ortamında biz bunu nasıl koruyacağız?
Ne yapacağız? Mesela şimdi ilk defa podcast çekerken bir taraftan da videoyu alıyorum.
Çünkü Instagram'a Reels girmem gerekiyor.
Daha fazla kitleye ulaşabilmek için.
Bana kalsa ben çok daha geride durarak bazı şeyleri yapmayı tercih ederim.
Ama maalesef bazen de görünür olmak durumunda kalabiliyoruz.
Sonra da işte her bardak kırdığımızda veya başımıza her kötü gelen bir şeyde bak gördüm işte nazara geldik gibi.
olabiliyor. Yani en basit örneğinden birisi.
Mesela benim de eşim Instagram'a çok fazla fotoğraf koymaktan yana değil.
Nazar değeceğine inanıyor.
Bunu birazcık konuşmak istiyorum.
Biz bir şeylere inandığımız için mi bu böyle oluyor?
Yoksa gerçekten bir nazar var da biz bu yolda mı ilerliyoruz?
Şimdi nazar inancı kolektif olarak çok yaygın bir şey.
Yani bu kadar yaygın bir inanç da genelde insani bir ihtiyaca dayanıyor.
Yine dönüp dolaşıp bu kadim bilgiler konusunda da hep konuştuğumuz gibi biz bir şeyleri bir anlamlandırmaya çalışıyoruz.
Bir sebebe bağlamaya çalışıyoruz.
Çünkü belirsizlik bizi rahatsız ediyor arkadaşlar.
Bu kadar basit.
Bir belirsizlik bir...
başımıza gelenleri anlamlandıramama veya üst üste gelen sıkıntılı konuları anlamlandırabilmek için bir dayanağa ihtiyaç duyuyoruz.
Bunu da işte nazar olarak adlandırabiliyoruz.
Daha işte geçen gün kahvaltıda bir çay bardağını kırdım.
Bir de elime de çay döküldü falan. Tatsız bir şey.
Hani şangır şungur sesler de hepimizin ilk verdiği tepki nazar çıktı.
Nazar tamam okey süper.
Ben günde bir iki nazar çıkar diyorum.
Siz de durumlar nasıl bilemeyeceğim.
Şimdi nazarın Kadim tanımı, hani buraya birazcık kendimden gittim ama birazcık tanımlara da girmek isterim.
Kıskançlıkla bakılan şeyin zarar görmesi olarak diye kadim bilgiler buna inanmışlar.
Ama bu sadece kötü niyet olarak diye değil.
Fazla hayranlık, aşırı dikkat, yoğun bakışla nazar olarak alınabiliyor.
O yüzden nazarda şu da söylenir.
İşte sevdiklerimize çok fazla nazarımız değer.
Annenin evladına nazarı çok değer gibi.
Hatta anneler buna çok kısa niye benim evlatıma nazarım değilsin diye.
aslında işte o kadim bilgilerde enerjitik olarak bakıldığında çok yoğun hislerle bir şeye odaklanmak, çok yoğun hislerle birine bakmanın ona zarar verebileceğine
inanılır. Yani mesele sadece kötü enerji de değil.
Aslında fazla görünür olmak ve belki de işte fazla hayranlık duyulan olmanın nazar çektiğine çok inanılıyor.
O yüzden de işte nazara karşı belli başlı önlemler alabiliyoruz.
Bu önlemlerimize gelmeden önce birazcık nazarın psikolojik etkilerinden de bahsetmek istiyorum.
Görülme kaygısı. Nazarın en çok aslında sığındığımız noktası kendimizde olan görünme kaygımızdan kaynaklanıyor.
Bilinç dışında şu oluyor. Çok görünürsem hedef olurum.
Bu, bu arada herkes için geçerli değil.
Bazısı da görünür olmayı istiyor.
Bunları konuşacağız.
Başarı, mutluluk, güzellik dikkat çekiyor ve dikkat çektiği zaman da bir tehdit algısı oluşturuyor.
O yüzden aslında nazara gelmek, nazardan korkmanın psikolojik etkileri arasında en çok da görülme kaygısı işin içinde yer alıyor.
Çünkü görüldüğümüz zaman aslında eleştiriye de açık oluyoruz.
Eleştiriye açık olduğumuzda da ne oluyor?
Aslında kaygılarımız artıyor.
Kaygılarımız arttığında ne oluyor?
Elimizi ayağımıza koyacak yer bulamıyoruz veya bir yerlerde bir olaylara karışabiliyoruz.
Mantıklı düşünemeyebiliyoruz ve ondan sonra yaptığımız şapşallık diyeyim bunları da nazara gelmek olarak adlandırabiliyoruz.
Ama onun dışında bazen de mesela hani benim gibi görülme kaygısı olanlarda daha doğrusu bu kadar şey paylaşmışken orada burada da görülme kaygım var diyemeyeceğim.
Daha doğrusu desem çok inandırıcı olmayacak.
Ama hani işimizi de yapabilmek için farklı yöntemler de seçilebilir ama birazcık görünür olmaya.
Belki de benim fark etmeden seçtiğim bir görünürlük olmasına ihtiyaç duyuyoruz.
Ama onun dışında bana sorsanız bilinçli zihnim görünür olmayı çok tercih etmediğini söyler açıkçası.
Bunun da sebebi daha önceden de bahsetmişim eleştiriye.
Çok açık olmamamdan kaynaklanıyor.
Ama bu bazı insanlar da demin dediğim gibi tam farklı işleyebiliyor.
Bazen ailesinde çok görülmemiş kişilerin ekstra görünür olma ihtiyaçları oluyor.
Bunu asla kötü bir şey olarak diye adlandırmıyorum.
Bugün çok ünlü kişilerin aslında baktığımızda görülme ihtiyacından kaynaklanan meşhurlaşma halleri de buradan kaynaklanabiliyor.
O yüzden o kişiler nasıl nazara karşı önlem alıyorlar veya nazarla ilgili inanışları, durumları nedir?
Bakmamız lazım. Kıskançlık gerçeği nazarın diğer psikolojik etkilerinden biri.
İnsan kıskançlığının varlığını inkar etmek ister.
İşte nazar bu duyguyu dışsallaştırıyor.
Biri kıskandı demek veya ben korunmasız kaldım demektense nazara geldim deyip geçiştirmek de çok daha nasıl diyeyim kibar kalıyor ifade ederken.
Şimdi durup dururken söyleyeyim.
Çay bardağını düşürdüm. Beni kıskandılar demek gibi daha şey yoksa.
Ya nazara geldim olur öyle.
Hani genel konuşup olayı yumuşatmak da olabilir.
Ve tabii ki her kadim inancımızda olduğu gibi kontrol ihtiyacı.
Kötü bir şey olduğunda bir neden arama hali.
İşte nazar demek dediğimiz zaman o belirsizliği arttırıyoruz.
Bir sebep sonuç ilişkisi kurabiliyoruz olayların arasında.
Ve böylece aslında kendimizce olayları kontrol ettiğimizi düşünebiliyoruz.
Nazar dediğimiz şey çok eski zamanlardan beri de olduğu için işte hani yeni doğan bebekleri korumak, güzel haberleri çok paylaşmamak, kendi içinde yaşamak.
Hatta ben hatırlıyorum benim çocukluğumda çok ekstra paylaşımda bulunmak, kişilerin kendisi hakkında paylaşımda bulunması veya işte malının mülkünü çok ortaya koyması çok ayıp bir şeydi.
Hani nazarın dışında görgüsüzlük ayıp olarak yani sadece kadim bilgi olarak kalmıyordu bu.
Toplum kuralları olarak da geçiyordu.
Bugünlerde hani birazcık değişmiş olabilir bu kadim inançları.
Birazcık üstünü örttüğümüzden mi kaynaklanıyor yoksa devir mi değişiyor orasını?
Beraber konuşuruz.
Peki bu nazara karşı nasıl korunuyoruz?
Ne oluyor? Yine birazcık olayları kontrol altına alabilmek için şimdi hem nazarın varlığına inanıyoruz hem de buna karşı önlem almaya çalışıyoruz.
Bu önlemlerde yine kadim bilgilerce bolca birkaç tane var.
Hatta podcastin sonunda isteyeceğim sizden.
Sizin de varsa muhakkak bana yazın diye.
Nazar boncuğu birincisi.
Nazardan korktuğumuz zaman üstümüze nazar boncuğu şey yaparız.
Güzel olduğumuzu düşündüğümüz zamanlarda işte kıyafetin içine bir nazar boncuğudu gibi.
Ben hatırlıyorum küçükken annemin çok güzel olduğundan olduğunu sanmıyorum ama nazar değmesin diye.
Bir böyle hırkaların içine falan anneannemin bir nazar boncuğu koyardı.
Düğünde de kayınvalidem koymuştu nazar boncuğunu gelinliğimin içine.
Hani düğün çok göz önündesin falan da.
Nazar boncuğundaki o göz sembolünün aslında gelen gözleri geri çevirdiğine, gelen gözleri iade ettiğine inanılır.
Ve nazar boncuğunu çok kullanırız.
Hatta sizin de başınıza gelmiştir.
Nazar boncuklu bilezik patlar mesela.
Bak nazar çıktı gördün mü diye üzerinde dururuz, konu ederiz.
Ama... Son yıllarda öğrendiğim bir bilgiye göre eski şamanik inanışlarda aslında nazar boncuğu dediğimiz şey yani göz sembolünün daha çok göz çektiği işte belli
alanları açtığını oraları çok bilemediğim için çok giremeyeceğim ama hani nazarı korumaktan çok nazar çekmeye yaradığını da söyleyenler var.
Ben onların yalancısıyım bilemiyorum ama hani ortak bir paydada buluşacak olursak mavi boncuk takın derler nazardan korumaktan.
Korunmak istiyorsanız. Hani bir şey olacaksa çünkü mavi boncuk.
Tahminen öyle diye düşünüyorum.
Nazar boncuk güzel bir şey değil.
Mavi boncuk pardon. Güzel bir şeydir ya.
O yüzden hani bakanın ilgisi o boncuğa kaysın ki biz nazar boncuğuyla yırtalım gibi.
Üzerlik yakmak. Üzerlik otu vardır.
Aktarlarla arası iyi olanlarınız bilir.
İşte burada korku, ritüel ve ateşi bir araya getirmek gibi bedenin enerjisini temizleme, bedensel arınma yani bir nevi tütsü yakmak.
belli koku reseptörlerini de aktive ederek zihnin sakinim, güvendeyim hissini almasına yardımcı olmak.
Psikolojik ve en mantıklı açıklaması.
Ama kadim açıklamalarına baktığında üzerlik otu yakarak da enerjilerin temizlendiğine, nazardan korunduğumuza inanılır.
Tuz çok şey yapılır, kullanılır arınma olarak diye.
Hem somut bir şey yapmış olmanın, tuzla vücudumu ovdum, evi elimi ovdum, bilenler yazsınlar, tuz kullanmak, duşta tuzla peeling yapmanın hem bedeni rahatlattığı,
aslında bunların hepsi hem kontrol hem de bir şekilde bedeni rahatlatarak o kaygılı halden de çıkmak nazarın etkilerini azaltıyor diye düşünüyorum.
Hem de tuzun arındırma gücünün olduğundan faydalanarak nazarlardan temizlendiğimiz, korunduğumuza inanılır.
O yüzden zaten bu arada şöyle bir şey var.
Bu bilimsel olarak da kanıtlandı.
Tuzlu suya girmenin vücudu çok rahatlattı.
O yüzden denize girdiğimizde falan çok rahatlamış çıkarız.
Yaz tatilleri hep daha keyiflidir.
Hep daha bir rahattır. Deniz kenarında yaşamak hep daha bir güzeldir.
Aslında tuzun birazcık da arındırma vasfından kaynaklanıyor.
Bir diğer bildiğim benim sirke.
Evin işte kapılarını, eşiklerini Feng Shui bölümünde de bahsetmiştik.
Sirkeyle temizlemek.
Bir o... Hem herhalde bakterileri öldürüyor hem temizlik olarak inanılan bir şey.
Bazen işte hatta sirkeyle yıkan derler üzerindeki negatif enerjiyi alsın diye.
Bu da bir korunma önlemi olarak diye geçer.
Ve tabii ki dua etmek.
Hani burada inanç konularına hiç girmeyeceğim ama herkes kendi inancında inanmıyorsa da konuşmak istediğiyle konuşmak, ifade etmek, istekte bulunmak, arınmak için duaya da sığınmanın
nazara çok etkili olduğu düşünülüyor.
Hani dediğim gibi çok dinsel detaylarına girmek istemiyorum konunu ama arınma ritüeli olarak bize ne iyi geliyorsa aslında onun da bir ibadet olduğunu düşünerek, hiçbir şey olmadı kendimize
olan ibadetimiz, saygımız, sevgimizi göstermek olduğunu düşünerek ilerlersek daha rahat edebiliriz.
Ha bu arada kendi üzerimize çok düşmek de bize nazar değdirir.
Şimdi el alemi hep suçluyoruz da bazen böyle bakarsın aynaya vay be dersin.
Bugün de bir... Güzel oldum, bir hoş oldum.
Üstüne bir şey dökülür, ayağım burkulur gibi bir sürü bir şeyler yaşayabiliriz.
O yüzden kişinin kendisine nazar değdirmesi de Çok görülen, çok inanılan bir konudur.
Ne yapmak lazım bu noktada baktığımızda aslında denge.
Hayattaki hiçbir şeyi tabii ki belli durumlarda yükselip düşeceğiz ama abartı tepkiler vermeden veya çok aşırı yükseldiğimizde o duyguya belki biraz izin verip sonrasında dengelenmek.
Çünkü çok aşırı yükseldiğimizde biliyorsunuz hormonik olarak da aşırı bir düşüş yaşamamız lazım ki vücut homoestasisini, dengesini bulsun.
O yüzden çok yükseldiğimizde hani tamam şimdi yükseldi.
Okey bunu da kabul ediyorum ama dengelenmeye de izin veriyorum deyip çok düşmeden dengelenme noktasına geçersek çok daha faydasını görürüz.
Nazara dönecek olursak belki de nazar insanın çok parladığında kendini saklama ihtiyacıdır.
Veya işte çok parladığımızda görülen gözlerden korkma ihtimalidir.
Bazen korunmak için bazen de sınır koymak için ihtiyaç duyduğumuz bir inanış da olabilir.
Belki de en güçlü nazar önlemi kendi ışığını taşıyabilecek kadar güvende hissetmektir.
Çünkü biz neyi yabancılarsak, neyi içimize sindiremezsek ondan da zarar görürüz.
O yüzden çok mu beğendiniz bir gün kendinizi?
Varsın beğenin. Güzel güzel kendinizden hoşlanarak, bunun tadını çıkararak yaşayın.
Ay bugün çok güzel oldum. Allah korusun başıma bir şey gelmesin, nazar değmesin demeyin.
Hatta bence nazarı dillendirmeyin bile.
Dengedeyim. Onun yerine hani bizde psikolojide kaygılandığımız anlarda yerine koyduğumuz bir kelime, bir cümle vardır.
Güven cümlesi dediğimiz şey.
Hani ben bunu kendime odaklanıyorum.
diye şey yaparım. Hani böyle baktım kaygı çok artıyor.
Kendime odaklanıyorum bir gün.
Bedenine dön yaparım.
Bazıları güvendeyim der.
Bazıları her şey tamam, her şey okey der.
Siz de böyle baktığınız nazar gibi bir şeyler hissediyorsunuz.
Yani hem kontrol ihtiyacı, hem görülmenin kaygısı, hem belki de hani tamamen dış gözlerin art niyetini hissettiğinizde kendinize bir güven cümlesi oluşturursanız belki faydasını
görebilirsiniz. Evet arkadaşlar nazardan siz nasıl korunuyorsunuz?
Bana bunları PSK Begüm Özel'den adresinden yazarsanız çok sevinirim.
Veya yeni önerileriniz hangi kadim olayları işleyelim?
Hangi kadim inanışları işleyelim?
Bunları psikoloji ile nasıl birleştirelim?
Bunları da bana iletmek isterseniz PSK Begüm Özel'den Instagram hesabımdan ulaşıp benle sohbet edebilirsiniz.
Hep güzel tesadüflerin sizi bulması dileğiyle kendinize çok iyi bakın.
Görüşmek üzere.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
