
Hayatımız boyunca sayısız insanla tanışıyoruz: bir arkadaş ortamında, iş görüşmesinde, ilk buluşmada ya da tesadüfen bir yerde... Peki bu tanışma anlarında zihnimizde neler oluyor? Karşımızdaki kişiyi birkaç saniye içinde nasıl değerlendiriyoruz? Ve neden bazı insanlarla ilk anda "tutarız", bazılarıyla ise mesafe koyarız?
Bu bölümde, ilk izlenimlerin psikolojik temellerini, beynin karar verme süreçlerini, ve tanışma anında ortaya çıkan sosyal dinamikleri konuşuyoruz.
Transkript
Merhabalar, Tesadüfen Oldu podcast'ine hoş geldiniz.
Ben Begüm. Birazcık tanıştık, birazcık birbirimizi öğrendik diyebiliriz.
Şimdi bugün ilk başlayacağımız konu tanışma psikolojisi.
Neden insanlarla tanışırken farklı duygular hissediyoruz?
Neden bazı tanışma tırnak içinde, sebeplerimizde farklı tepkiler veriyoruz?
Birazcık bunları inceleyelim istedim.
Yapılan araştırmalara göre...
İlk izlenimimiz 7 saniye içerisinde oluşuyor.
Yani biz fark etmeden insanlarla ilgili fikirlerimizi onları gördüğümüz anda ilk 7 saniye içerisinde biz buna karar vermiş oluyoruz.
Bu durumda ister istemez bilinçaltımız devreye giriyor.
Burada hangi noktalardan bakıyoruz biraz buna bakacağız.
En fazla ihtiyacımız olan konu karşımdakine güvenebilir miyim?
Karşımdakine bir tanıdıklık hissediyor muyum?
Ve karşımdaki kişi bana çekici geldi mi?
Ve tabii ki bunları yine tesadüfen yapmıyoruz.
Bunlar tamamen aslında bizim bilinçaltı kalıplarımızla devreye giriyor.
Şimdi tanışma dediğimizde de yine ana hatlarıyla ikiye ayırabiliyoruz.
Bir, tesadüfen tanışmalarımız.
Hani hiç arada bir bağlantı yokken, hiç tanımazken yaptığımız tanışmalar.
Bir de tanıştırılmalar olarak diye düşünebiliriz.
Şimdi ilk aramızda hiçbir bağlantı yokken birisiyle tanıştığımızda kendinizden de şöyle bir düşünün.
Sizi ne çekiyor?
Oturalım bir düşünün.
Şimdi bir kafede oturuyorsunuz veya bir yere gittiniz, kalabalık bir yerdesiniz, bir toplantı da olabilir.
Birisi ilginizi çekiyor.
Hiç tanımıyorsunuz, hiç tanıdığınız kimseye benzemiyor, hiçbir benzerlik yok, hiçbir şey yok.
Ama ister istemez biz o kişiye karşı tanışma güdümüzü hissediyoruz.
Böyle bir anladınız mı onu?
Kadın olur, erkek olur, hem cinsiniz olur, karşı cinsiniz olur.
Kalabalık bir ortamda düşünün kendinizi.
Göz göze gelirsiniz ve böyle fark etmeden bir muzur bir bakış şey olur.
Şimdi bunları mikro şeyleri, ifadeleri incelerken de konuşacağız ama yüzünüzde fark etmeden böyle bir gözlerde hafif kısılma olur.
Orada bir şey var, daha dikkatli bakayım anlamını geliştirir.
Hafif böyle bir dudaklarınızın kenarında yukarı doğru bir kıvrım başlar.
Böyle bir bazen olduğumuz yere göre yani hani bir topluluk, bir derneğin içerisindeysek fark etmeden böyle bir kafamızla da merhaba diyebiliriz veya hakikaten çok alakasız bir yerdesinizdir, bir kafedesinizdir,
yan masada oturan kişidir.
Böyle bir hani utanma ifadesi olur, kafamız böyle bir önüne düşer, böyle bir gülümseme olur.
O gülümsemeyi hem göstermek isteriz hem saklamak isteriz.
Anladınız değil mi o ruhu?
Böyle bir tanımadığınız kişiye karşı içinizde bir şeyler kıpırdar.
İşte bunların hiçbirisi tesadüf değil arkadaşlar.
Bizim burada bilinçaltımız devreye giriyor.
Peki bilinçaltında ne devreye giriyor diyecek olursak bir ayna nöronlarımız devreye giriyor.
Şimdi o kişiyle aynı şekilde oturuyor olabiliriz.
Aynı tarz kıyafetleri giymiş olabiliriz.
Ve inanın bilinçaltında aynı kalıplarımız olabilir.
Ayna nöronlar, kısaca bahsedecek olursam, bizim beynimizde karşı tarafın hareketlerini süzgeçten geçirerek tanıdıklık hissini oluşturmasına yardımcı olan nöronlarımız.
Hani birisi size baktığında gülümsediğinde siz de gülümsersiniz veya birisi karşınızda esnediği zaman siz de esnersiniz ya.
İşte burada aslında ayna nöronlarımız devreye giriyor ve biz bunda bir aktivasyon başlatıyoruz.
Bu başlattığımız aktivasyon da o kişiyle ne kadar samimi olacağız, konuşmak mı istiyoruz, samimi mi olmak istiyoruz, travmalarımızı mı paylaşmak istiyoruz gibi noktalarda devreye giriyor.
Bu ayna nöronları biz sonra terapide de çok kullanıyoruz, flörtte de çok kullanıyoruz.
Bunu ilişkiler sezonunda bolca irdeleyeceğiz zaten.
Peki birisini böyle bir tanıdık hissettiğimiz zaman...
Gülümsüyoruz ediyoruz bir şekilde de tanıştık diyelim.
Ne yapıyoruz? Burada bunu iki tarafa da düşünebilirsiniz.
Hem tanıştırıldığımızda hem de kendi kendimize tesadüfen tanıştığımızda da kendimizi nasıl tanıtıyoruz?
Hatırlarsanız benim kendini tanıtma videomda da şey demiştim.
Meyveler uzman psikolog Begüm Karataylıoğlu ben diye de girebilirdim.
Bu seansa diye seans diyorum alışkanlıktan.
Bu podcastta da dedim ama.
Bu bizim hangi kimliğimizi öne çıkartmak istediğimizle de çok alakalı.
Şimdi herhangi bir kafede birisiyle tanıştığımızda ne dersin?
Merhaba ben Begüm. Merhaba ben işte Ahmet Ayşe.
Her neyse. Veya bir atıyorum işte Psikologlar Derneği'nin bir görüşmesinde şey yaptık.
Merhabalar işte uzman psikolog ben Begüm Özer'den.
Soyadı kavramını konuşacağız demiştim.
Yani artık soyadım Özer'den.
Neyse bunu çok fazla üstüne basıyorum.
Konu derin orada arkadaşlar.
Konuşacağız hepsini. Neyse ne yaparız onun dışında?
Oturup travmalarımızı anlatmayız herhalde değil mi?
Benim de ben de şunları yaşadım bunları yaşadım diye değil.
İlk tanışmada ilk tanışma psikolojimiz kendimizi olabildiğince karşı tarafa net bir şekilde ifade etmek olması gerekir.
Ama bazen bazı durumlarda etkileyici bir giriş yapmak isteriz.
Bazen bazı durumlarda da geri çekileceğimiz duruşlar sergilemek isteriz.
Birazcık daha gizemli olmak isteriz.
Ben Begüm diyerek sadece.
Peki sen kimsin? Ne yapıyorsun?
Ne ediyorsun? Bunları konuşmanın ilerisinde birbirimizle daha fazla derinden tanışmak istediğimizde sorularla ilerliyoruz biliyorsunuz.
Ama dönüp dolaşıp başa geleyim.
Tanışma psikolojisi dediğimiz noktada neden birileriyle tanışmak isteriz ve neden kendimizi tanıtmak isteriz'e baktığımızda yine birazcık kendi iç dünyamıza dönmemiz gerekiyor.
Bir, orada bulunduğunuz ortamda kendinizi tanıtmak mı ihtiyacınız yoksa karşınızdakini tanımak mı?
Bu flörtlerde de biliyorum çok ilgi çeken konu ama flörtlerde de çok ihtiyacımız olan bir şeydir.
Kendimizi tanıtmak böyle bir içimizde tutamadığımız, ben şuyum, ben buyum, ben kendimi anlatmak istiyorum dediğim noktalarda çok aktif olur.
Hatta belki de benim podcastlere başlama sebebim bile bu olabilir diye düşünüyorum.
Bugün menajerimle konuşuyorduk.
Ya dedim benim anlatacak çok şeyim var, hadi başlayalım artık bu podcastlere.
Bu birazcık daha pasif tanışma psikolojisi oluyor.
Ama karşılıklı olduğumuzda tanışırken...
Yapmamız gereken, melimalıları ben çok sevmem ama karşımızdakiyle iletişim kurabilme noktamızda onu da dinlemek çok önemli bir noktaya değiniyoruz.
Şimdi kişi kendisini anlattıkça karşı tarafa karşı daha yakın hisseder.
Kendinizden de düşünün.
Şimdi karşı tarafa böyle bir anlattınız, kendinizle ilgili bilgi verdiniz, konuştunuz, anlattınız.
Ne yaptınız? Bir parçanızı aslında karşı tarafa emanet ettiniz.
Böyle olunca ne oluyor? Birazcık daha o tarafla daha fazla vakit geçirmek istiyorsunuz.
Daha fazla iletişim halinde olmak istiyorsunuz.
O yüzden size de bir ipucu olsun.
Birisinin sizinle vakit geçirmesini veya tanışıklığını devam ettirmesini istiyorsanız onu dinleyen tarafta olun.
Biz psikologlar nasıl hani iletişim kuruyoruz baktığımızda çok daha profesyonel bir şey ama baktığınızda psikoloğun da yaptığı işin yüzde sekseni aktif dinlemektir.
Bize gelen danışan veya biz psikoloğa gittiğimizde tabii biz anlatıyoruz anlatıyoruz anlatıyoruz çünkü hele bu dönemde kendimizi ifade etmeye çok ihtiyacımız var.
O yüzden tanışma psikolojisinde de kendimizi çok ortaya koymadan eğer tabii dediğim gibi bir hani podcast sunmuyorsanız veya bir eğitim içeriğinin başında değilseniz kendimizi çok fazla
ortaya koymadan karşı tarafı dinlemek, karşı tarafın bizimle ilgili, bizimle daha fazla vakit geçirmesiyle ilgili kafasında soru işaretleri ve içgüdüsünü arttırmamıza yardımcı olur.
Şimdi tanışma psikolojisinde bir de şu noktaya değinmek lazım.
Biz neden bu kişiyle tanışmak istiyoruz?
Şimdi eğer tanıştırıldıysak, bu bölüme de değinmek isterim.
Muhakkak bir sebebi vardır ya tamam mesela flörtsel olarak birbirini ayarlama niyeti vardır bir şey vardır veya bir iş için birisi birisiyle tanıştırılır.
Ne yaparız genellikle bir yüz yüze tanışmak isteriz.
Şimdi tabii ki online tanışmalar da olabiliyor bence bu da çok önemli ama hani bir enerjisini hissetmek dediğimiz alan var ya o yüzden yüz yüze tanışmalar hani bireysel böyle elini sıkarak
tanışmalar. çok daha etkili oluyor karşı tarafı hissedebilmemizde.
Çünkü neden? Aynı nöronlar devreye giriyor.
Dediğim gibi bunu ilişkiler kısmında bolca inceleyeceğiz.
Çünkü aynı nöronlar sayesinde biz hayatımıza giren insanları seçiyoruz.
Bu tabii ki bizim tanışma psikolojimizde de çok etkisi oluyor.
Karşımızdaki kişi bize ne hissettirdi?
Ben onunla konuşmak istedim mi?
Ben ona kendimi anlatmak istedim mi?
Ben onu merak ettim mi?
Ben onu dinlemek istiyor muyum gibi salisenin salisesinde geçen birçok düşünce oluyor aklımızda.
Ve inanın bunlar böyle o kadar anlık gelişiyor ki fark etmeden biz o kişiyle ya çok uyduk biz bununla ya yine görüşelim muhakkak bak bir kahveye uğrayalım gibi bir şekilde birbirimizi de amiyane tabiriyle
gaza getirip arkadaşlığımızı sürdürebiliyoruz.
Mesela yine menajerimle olan bizim görüşmemizde ilk mailleştik ettik tamam okey hani güvendiğim bir kurum.
Ama de ki muhakkak bir yüz yüze bir toplantı yapalım.
Telefonla konuşmak ayrı, okey ama bir yüz yüze bakalım birbirimize ve hakikaten o kadar güzel enerjimiz tuttu ki yani ben bu işi seninle yaparım.
Çünkü o bir anda birbirinin cümlesini tamamlamak, bir anda birbirininle aynı düşünce yapısında olduğunu hissetmek bizleri birbirimize çok daha yakın hissetmemize yardımcı oluyor.
Tanıştırılmalardaysa... Orada ne için tanıştırıldığımız çok önemli.
Eğer bir iş için tanıştırılmışsak çok daha farklı yaklaşıyoruz.
Orada tabii ki birbirinin cümlesini tamamlamak da önemli ama hayata karşı bakış açın mı önemli oluyor orada yoksa iş yapış tarzın mı?
Burada da bu noktalara bakıyoruz.
Veya işte flört için tanıştırılmış birisiyle hayata bakış açını mı konuşuyorsun yoksa oturup karşındaki sana iş hayatında ne kadar başarılı olduğunu, kendi işte başarılarından anekdotlar mı anlatıyor?
O pek önemli olmaz o noktada.
Onlara bakıyoruz. Ve bu durumsal tanışmalarda da farklı psikolojik ihtiyaçlarımız devreye giriyor.
O yüzden burada size bir aktivite önerebilirim, bir egzersiz önerebilirim.
Şöyle düşünün. Son zamanlarda yeni tanıştığınız birisi.
Hangi ortamda olursa olsun.
Dediğim gibi tesadüfen tanışma da olabilir.
Yoksa işte birisi tarafından tanıştırılmış da olabilirsiniz.
İlk fark ettiğiniz üç özelliği neydi?
Kıyafeti mi? Bakışları mı?
El sıkışı mı? Yoksa atıyorum bir şey.
Toplantıya veya görüşmeye nasıl geldiğimi.
Bazen çok şey olabiliyorsunuz. Aa tamam hadi ben geldim.
Neyse şimdi tanışalım, hayal edelim, gidelim.
Böyle birisiyle yol almak çok zor olur.
Ama tabii hani onun da içerisinde neler yaşadığını bilemeyiz.
Onun dışında birisi geldi.
Aa merhaba işte evet buyurun sizi dinliyorum.
Nasıl bir şekilde ilerleyebiliriz mi dedi.
Size alan mı tanıdı yoksa kendi alanının ne kadar dar olduğunu mu ifade etti.
Neyse bu üç özellik ne?
Ve bu üç özelliğin şu an sizin hayatınızdaki hangi ihtiyaca cevap verdiğini düşünün.
Hani dedim ya birisi geldi çok hızlı bir şekilde.
Aa evet hadi başlıyoruz dedi.
Acaba siz hayatınızda hızlanmaya mı ihtiyaç duyuyorsunuz?
Veya işte dikkat ettiniz kıyafeti ne kadar güzeldi diye fark ettiniz.
Aa bu aralar kendi kıyafetlerinizle ilgili düşünüyordunuz veya görünüşünüzün nasıl bir sizi temsil ettiğiyle ilgili düşünüyordunuz da ilk kıyafeti mi gözünüze çarptı gibi.
Çünkü ne diyoruz ve bu podcast'ın ana konusu da ne?
Hiçbir şey tesadüfi ilerlemiyor.
Bizim saliselik gördüğümüz birisinde ilgimizi çeken şey bile aslında bizim zihnimizde şu zamanlarda düşündüğümüz veya çok gerilere attığımız bilinçaltımızdan tetiklenen
bir şeyler olabiliyor. O yüzden tanışma psikolojisinin aslında en en en önemli noktası başkasıyla tanışırken bizim kendimizi tanımamıza çok büyük kapılar açması.
Hiçbir şey tesadüfen olmuyor arkadaşlar ama Tesadüfen Oldu podcastine tekrardan hoş geldiniz.
Bugünlük sizlere veda ediyorum.
Tanıştığınız kişileri neden tanımak istediğinizi incelemeyi unutmayın.
Bir sonraki bölümde görüşmek üzere.
Kendinize iyi bakın.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
