
Bu bölümde, psikologların da terapiye ihtiyaç duyabileceğini konuşuyoruz. Mesleklerini icra ederken taşıdıkları duygusal yükleri, sınırlarını ve destek arama süreçlerini ele alıyoruz.
Transkript
Merhabalar, Tesadüfen Oldu podcastine.
Hoş geldiniz. Ben Begüm.
Bugünkü konumuz psikologlar da psikoloğa gider arkadaşlar.
Birazcık kendi süreçlerimden bahsetmek istiyorum.
Aynı zamanda tabii etiksel olarak da neden psikoloğa gitmemiz gerektiği, hangi süreçlerde psikologdan yardım aldığımızı da size biraz anlatayım isterim.
Şimdi bizler psikolog olmadan önce bir kere muhakkak kendi sürecimizden geçmemiz lazım.
Ne demek bu kendi sürecinden geçmek?
Bir veya birkaç psikologla ne oluyor, ne yapıyorum, hayata nasıl geldim?
En başta neden psikolog olmayı seçtim?
Neden bu mesleği yapmak istiyorum?
Hani tırnak içinde işte yaralı şifacı mıyım?
Yaralı olan yerlerim neresi?
Neden bunları fark etmeliyim, üzerine gitmeliyim gibi konularda çalışmamız lazım.
Ki bize gelen danışanlara nötr yaklaşabilmek, empati...
çok belli etmeden empati kurabilmek ve aynı zamanda da danışanın bize anlattığı konulardan tetiklenmemek için kendi sürecimizden geçmemiz lazım.
Şimdi bir psikolog kendi sürecinden geçmezse tamamen kitapsal bilgilerle psikolog olmaya başlarsa orada sıkıntı var.
Hep anlattığım gibi size işte bu sana ne hissettir diye her noktada kullanıp çok fazla bağ kuramayan psikologlar olabiliriz.
Ama kendi sürecimizden geçtiğimiz zaman aa işte ben bunu şu yüzden yaptım, ben bunu bu yüzden yaptım.
Şimdi şöyle ilerliyorum, böyle ilerliyorum.
Kendimize hakim olabiliyoruz bu noktalarda.
Mesela işte kendi sürecimden başlayayım.
Hep benim babayla problemlerim vardı.
13 yaşında anne baba ayrıldı.
Anne baba ayrılmadan da hani babamın sevgisini çok fazla hissederek büyüyen bir çocuk değildim.
Bunun yaralarını da yaşıyordum.
Anne baba boşandıktan sonra eşler iyice karman çorman olmaya başladı.
Ve üniversiteye başladığım zaman dedim ki ben bir psikologla görüşmek istiyorum.
Çünkü hani ilişkilerime yansıyor.
Ve yurt dışındayım, tek başımayım, yanımda kimse yok.
Yani ailemden kimse yok.
Ben de psikoloğa gitmek istiyorum.
Annem de işte buldu ergen dönemleriyle ilgilenen çok iyi bir psikolog.
Gittim. Anlatırım işte babam şöyle babam böyle şudur budur işte benim çift ilişkilerime şöyle etkiliyor böyle etkiliyor.
Orada adam durmuştu Gökmen Bey hiç unutmuyorum.
Dinlerse kendisini de hiç bulamıyorum o da İngiltere'ye yerleşmiş galiba ama selam olsun neyse.
Gökmen Hoca bana dedi ki ya tam iyi hoş güzel hani baba ile böyle sıkıntılar var.
Anne ile aran nasıl?
Çok iyi çok güzel şöyle böyle tabi o zamanlar annemle kavga da ettiğimiz dönemler bolca ergen iki kadın filan.
Adam bana şey söylemişti mesela.
Burada dedi ben babadan çok annenin üzerinde durmak istiyorum.
Çok şaşırmıştım. Çünkü hep kendimi alıştırmışım.
Bu arada hani annemin babamla ilgili söylediği bir şey yok.
Annem sürekli babana olduğu gibi kabul et deyip duruyor.
Hani dolduruşa geldiğim bir durum yok.
Sadece babamın davranışlarından sürekli olarak etkileniyorum.
Gökmen Hoca annemin üzerinde durmayı tercih etmişti.
Birebir annemle çok büyüdüm.
Çok fazla sevgim var.
Onun da bana karşı çok fazla sevgisi var.
Ve bu iş artık kör sevgiye doğru gitmeye başladığı için birbirimize olan sevgimiz bağlılık değil, bağımlık noktasına gelmişti.
Ve aslında ilişkilerimi etkileyen nokta da bu olmuştu.
Bunu daha bana 17 yaşındayken söylüyorlar.
17, 18, 19 diyelim.
Yaşındayken söylüyorlar.
Benim bunu der top etmem arkadaşlar.
29 yaşımı buldu.
Neyse geç olsun güç olmasın diyelim.
Mesela burada daha ilk o zamanlarda bende şöyle bir şey uyandırmıştı.
Kendi sürecimden geçerken.
Şimdi bugün terapilerimde de bunu çok uygularım.
Bir ebeveyne dedike bir şekilde bir ebeveynden şikayetçi olan danışanımda diğer ebeveyni sorgulamayı tercih ederim mesela.
Çünkü biri çok görünendir, çok barizdir.
Evet orada suçlanacak şeyler vardır.
Ama aslında biz bu süreç içerisinde diğer ebeveynimize ne kadar bağlandığımızı, ona ne kadar tutunduğumuzu ve onu ne kadar bırakıp bırakamayacağımızı analiz
edebilmemiz çok önemli oluyor.
Mesela bu benim nacizane kendi sürecimde öğrendiğim bir konuydu.
Keza sonra terapi eğitimi alırken işte mesleki olarak da işte 3 yıl boyunca Mehmet Zararsızoğlu'ndan sistemik terapi eğitimi aldığımda onunla olan çalışmalarımızda da sürekli olarak şey dedi anneyle aranıza
sınır koymanız lazım anneyle aranıza sınır koymamız lazım.
Hatta kitabımda bile bahsettim.
Anneyle aramızda o kadar sıkı bir bağ var ki bayağı bir maddi sıkıntılar yaşadığımız bir dönem vardı.
Ve ben o dönem çalışmıyordum.
Mehmet Hüseyin Hüseyin neden çalışmıyor?
Annemle aynı evde oturuyoruz ve benim başka bir eve çıkma şansım yok.
Neden yok Begüm? E param yok.
Begüm çalışıyor musun? Hayır çalışmıyorum.
Neden çalışmıyorsun?
Aslında o anneden ayrılmamak için kendi kendimi sabote ettiğim bir alanı bana göstermişti gibi.
Yani o kadar trik şeyler öğreniyoruz ki kendi terapi sürecimizden geçerken de bunlar aslında hiçbir zaman bir kitapta yazmıyor veya bir kitapta yazdığında bile bu kadar içselleştirmiş
şekilde öğrenemiyoruz.
O yüzden kendi terapi süreçlerimizden geçmemiz iyi bir terapist olmamız için de çok önemli.
Yine Mehmet Hoca şey demişti, bu da çok doğrudur.
Her terapist kendi aşabildiği kadarını iyileştirir.
Mesela o da çok doğru bir şey.
Şimdi ben aile içi ilişkiler, bireysel ilişkiler, çift ilişkileri konusunda nispeten kendimce bayağı tecrübeli olduğumu düşünüyorum.
Ve bunu da böyle geri dönüşlerine alıyorum danışanlarımdan.
Ama mesela bir büyük travmalar geldiği zaman...
Benim bunu hem çalışmadığım bir alan travma terapisi eğitimi de görmedim.
Hem de çok aşırı travmalar yaşamadığım için benimki ancak kağıt üzerinden bir terapistlik olabilir.
Bunu çok benzerinde bir danışanımla yaşadık hatta.
Selam olsun buradan ona da şimdi ismini vermeyeceğim tabii ki ama kendi onunla böyle iki yıldır benim danışanımdı iki yıl boyunca.
Artık ama şey yapıyorduk hani ayda bir görüşüyoruz ve kişisel gelişim sohbetlerine dönmüş bir şekilde bir danışanım ve çok sıkıntılı bir süreç yaşadı ve o sürecin içine girdi ve dedi ki Begüm Hanım ben sizinle çalışmak istiyorum.
Gayet net ve dürüst bir şekilde ona şunu söyledim.
Ben dedim travma terapisti değilim.
Yaşadıklarının üzerine hani nasıl gidilir travmayla çalışan birisini mi bulsan diye konuşurken dedim ki istersen bir EMDR terapisi al.
Ben ama buradayım. Hani bir hafta o bir hafta ben yapmak istersen de varım.
Hani EMDR'da travma terapisidir EMDR.
EMDR'larını yap. Benimle görüşmek istediğin zaman da benimle görüşürsün.
EMDR terapilerini değerlendiririz, konuşuruz.
Şimdi iki yıldır beni tanıdığı için tabii ki daha rahat olabiliyor benimle.
Ona bu alanı sağladığımda aynen o şekilde ilerledik.
EMDR'lar çok iyi geldi, neler yaptığını anlattı, süreci nasıl ele aldığını ve ondan sonraki aşamalarında paylaşmasını ben ne yapmayı tercih etti.
Okey ve sonrasında da EMDR terapileri bitti ve biz rutin görüşmelerimize devam ediyoruz.
Yani bu dediğim gibi her terapist kendi bildiği kadarını aşabiliyor.
O yüzden alanlarımız da farklı olabiliyor.
Burada herkesin kendi bilgisi, hatta hepimizin kendi yaralarının ne kadar değerli olduğu önemli oluyor.
Ama işin özüne dönecek olursak arkadaşlar, evet terapistler de terapiye gidiyor.
Bir de şöyle bir durum var, zaten bize süpervizyon almak zorundayız.
Hani her seanstan sonra olmaz tabii ki ama ayda bir, iki ayda bir güvendiğimiz bir meslektaşımızdan, Mümkünse yaşça bizden daha büyük ve ekolünü sevdiğimiz bir meslektaşımızdan
üstadımız demeyeyim.
Hani bizde o kavram çok kullanılmaz ama hani o tarz böyle hani daha hocamızdan gidip işte seanslar veya zorlandığımız seanslardan sonra işte bir seansta şuraya kadar geldik.
Tabii ki isim vermeden merak etmeyin.
Şöyle geldim işte burada danışanla tıkandım.
Nasıl ilerleyebilirim?
Veya en başta söylediğim danışanın anlattığı bir konudan ben çok tetikleniyorum.
Burayı nasıl halledebilirim?
Faraziyi konuşuyorum.
Bir danışanım geldiğinde bana babasıyla ilgili bir şeylerini anlatırken ister istemez içimde danışanın babasına karşı öfke hissetmem bile kendi durumumdan dolayı.
Gidip bir süpervizörümle konuşup o konuyu içimde halletmem gerektiğinin çok önemli bir örneğidir.
Çünkü öbür türlü yanlı yaklaşmış olurum danışanıma gibi.
Kendi sürecimizi geçiriyoruz.
Hem sonrasında süpervizyonlar alıyoruz ve sonra tabii ki hayatın iniş çıkışlarında da tekrardan psikologlara danışıyoruz.
Yine ben hani sürecimde kendimden bahsedecek olursam.
İşte evlendikten sonra sıkıntılı bir dönem geçirmiştim.
İşte babam düğünüme gelmemeyi tercih etti.
O ve ailesi olarak hani sana şaşıldı gibi demeyeyim ama değişik bir süreç oldu.
Hani ben mutluluğumu mu yaşayayım, yeni hayatıma mı alışayım, babamın yokluğunun yasını mı tutayım gibi bocaladığım bir süreç oldu.
Orada da direkt hani güvendiğim bir psikoloğum vardı.
Gittim böyle böyle dedim ben başa çıkamıyorum.
Ne yapayım, nasıl edeyim, nasıl konumlandırayım?
Kendisiyle 6-7 seansta tabii 6-7 seans bu konu için çok yeterli olmasa da benim için o kadar bu konuların üzerinden geçtik ki benim için içimi biraz olsun soğutacak bir noktaya
getirdi. Hani ekstrem bir durum olduğu için bu konuda içimde ne zaman soğur bilmiyorum ama en azından hayata daha rahat hareket edebilecek noktaya getirdi ve tekrardan hayatıma devam ettim.
Bizler de terapi alıyoruz arkadaşlar çünkü bizler de insanız ve bazılarımız bazı süreçlerde kendi ihtiyaçlarımız için, bazı süreçlerde danışanlarımıza daha iyi hizmet verebilmek
için, bazı süreçlerde de yeni bilgiler öğrenmek, yeni keşifler yapmak için ister psikoloğa danışmak deyin, ister süpervizyon almak deyin, isterseniz de eğitime
gidiyorlar deyin. Ama her terapistin muhakkak güvendiği bence 2-3 psikoloğu veya meslektaşı olmalı.
Çünkü herkesin de ekolu farklı ve farklı ekollerden akıl almayı da ben çok severim.
O yüzden danışabileceğimiz illa vardır.
Hele psikolog olunca okuldan hocalarımız oluyor veya sürecimizi geçerkenki dönemler oluyor.
Danışabileceğimiz birilerinin olması çok kıymetli, gerekli ve önemli.
Onun dışında başka merak ettiğiniz ne olur, bizim neden psikoloğa gittiğimizle ilgili varsa merak ettiğiniz konular bana yazabilirsiniz.
Instagram hesabım pskbegumözer'den.
Spotify'da da takip etmeyi ve bildirimlerinizi açmayı unutmazsanız yeni bölümlerde de keyifle buluşuruz.
Bir sonraki bölüme kadar tesadüfleriniz bol olsun.
Kendinize çok iyi bakın.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
