
Hayatımıza yön veren anlar, karşımıza çıkan insanlar, karşılaştığımız fırsatlar... Pek çoğumuz bunları "tesadüf" olarak adlandırıyoruz. Ama ya gerçekten öyle değilse? Aslında her şey bir planın parçasıysa?
Bu bölümde, yaşamın anlamlı "tesadüf" anlarını keşfe çıkmadan tanışalım.
Transkript
Merhabalar, Tesadüfen Oldu podcastine hoş geldiniz.
Ben Begüm. Bu podcastte neler konuşacağız, ben kimim?
Öncelikle bir tanışma bölümü yapayım istedim.
Bu podcastte psikolojiyle ilgili konuşacağız.
Şimdi ben kim olduğumu birazdan açıklayacağım, anlatacağım uzun uzun.
Ama burada podcastta önem vermek istedim.
Podcastten bahsetmek istedim.
Hayatta her şeyi...
Tesadüfen Oldu diye görüyoruz.
Daha doğrusu şöyle, başarılarımızı tesadüfen olmuş gibi görüyoruz.
Ve genellikle hatalarımızda veya başarısızlıklarımızda da muhakkak bir suçlu buluyoruz.
Şunun yüzünden olmadı, bunun yüzünden olmadı gibi.
Evet hepimiz böyle yapmıyor olabiliriz.
Ama psikolojik olarak bunları yapmaya yatkınız.
Çok fazla da eğer hani aşırı narsistlik özelliklere sahip değilsek de çoğu şeyimizde başarımızda ister istemez biraz da ailevi ve kültürel noktalardan yaklaşarak böbürlenmemek için ya
Tesadüfen Oldu yaptık işte bir şeyler hallettik olur öyle gibi mütevazi noktadan yaklaşmaya yatkın oluyoruz.
Ben ise bugün size bu podcast serisinde bu tesadüfen olan olayların altındaki yatan psikolojik nedenler üzerine konuşacağım.
Aynı zamanda bolca günlük psikoloji tiyolarıyla ilgili konuşacağız, psikolojinin önemli insanlarını konuşacağız, ara ara belki konukları alacağım, onların hayatının nasıl Tesadüfen Oldu'ğunu konuşacağız gibi.
Aslında tamamen bir açık psikoloji platformu.
Peki ben kimim? Bundan iki yıl önce filan ben bu podcast'ı yapıyor olsaydım açışım şöyle olurdu.
Merhabalar, uzman psikolog Begüm Karataylıoğlu ben.
Ama bugün podcast'e önceliği vermeyi seçiyorum ve kendimi sadece Begüm olarak diye sizlere tanıtmak istiyorum.
Zaten Begüm Karataylıoğlu değil, Begüm Özerdenim artık.
2024 aralığından beri Begüm Özerden olarak hayatıma devam ediyorum.
Bu soyadı değişimiyle ilgili de ailemizle ilgili konuşurken bolca bilgiler size aktaracağım.
Neden genç kızlık soyadımı tutmadım?
Aslında tutabilirdim de gibi konuları.
Hoş 37 yaşında evlenince genç kızlık soyadı da emekte birazcık garip geliyor ama neyse.
Doğduğum soyadını neden tutmadığımı, kök ailemle neler yaşadığım gibi konuları da psikolojik tabanlı olarak hem biraz dedikodusunu yapacağız hem de aslında örneklerle ve hikayeleştirilmiş şekilde anlatacağım.
Ben İngiltere'de psikoloji okudum.
2009 yılında University of East Anglia'da mezun oldum.
Psychology and Social Work bölümünden mezundum.
Psikoloji ve sosyal çalışmalar.
Böyle double gibiydi.
Hem psikoloji hem sosyoloji vardı.
İngiltere ile ilgili konuşacağız.
O yalnızlık psikolojisi, hava durumunun insanın psikolojisini nasıl etkilediği gibi.
Birçok çıkarımlarım ve birçok hayatımı etkileyen konularda oldu orada.
Daha sonrasında psikolog olmayacağım diye arkama bile bakmadan aslında Türkiye'ye geri dönüş yaptım.
O zamanlarki düşüncelerim aslında her psikolog delidir, ben deli miyim, psikolog olayım gibi.
Bütün nacizane psikolog arkadaşlarımdan ve kendimden özür dilerim.
Ama kabul edelim birazcık da bir kırık olmak gerekiyor psikolog olmak için.
Çünkü biz psikologlar öncelikle kendimizi inceleyerek başlıyoruz işe.
Ve bir teorinin veya bir terapi yönteminin bizim üzerimizde işe yaradığını gördüğümüz zaman bunu yaymaya daha hevesli oluyoruz.
Ve daha inançlı oluyoruz.
Aa bak bu bende yaradı demek ki başkalarında da yarayabilir diye.
Ben de üzerimde bolca şeyler denedim.
Klasik psikolog olmak bana birazcık sıkıcı geldi.
Açıkçası birazcık doğu felsefesiyle psikolojiyi birleştirmeyi seçtim.
Zaten terapi aldığım alan sistem dizimi, aile dizimi gibi konularla ilgili de 3 yıl eğitim aldım.
Sistem dizimini Mehmet Zararsızoğlu'ndan aldım ve bu benim hem hayatımı değiştirdi hem de terapi yöntemimi, nasıl terapi yaptığımı değiştirdi.
Hani merak etmeyin öyle hani klasik aile dizimi gibi yapmıyoruz ama ben seanslarımda sistem dizimini çok kullanıyorum.
Bundan da bolca konuşacağız zaten.
Çünkü kişinin içine doğduğu sistem çok önemli.
Biz içine doğduğumuz sistemi kendi normalimiz olarak algılarız ve ondan sonra onun üzerine inşa etmeye başlarız hayatımızı.
Ama eğer normalimizde bozukluklar varsa burada işte temelden sarsılmalar olabiliyor hayatımızın ileriki yaşlarında ve yıkımlarda çok daha sarsıcı oluyor.
Hepsini konuşacağız arkadaşlar.
Neyse ben sonra üniversiteyi bitirdim.
Bizim aile şirketiyle ilgili bazı problemler oldu.
Biraz aile şirketiyle çalıştım, biraz annemle çalıştım.
Hani buraları biraz daha özele giriyor.
Neyse sonuç olarak aile şirketimizdeki veya aileyle çalışma noktasında psikolojinin ne kadar önemli olduğunu gördüm.
Ve daha sonra aslında şirketlerde psikolojinin ne kadar önemli olduğunu gördüm.
Ve bir kurumsal şirket, kurumsal şirket değil mi?
Kurumsal bir hastanede 11 ay kadar bir çalışma, direktörlük pozisyonda çalışma konumum oldu.
Koşarak mesleğe geri döndüm.
Çünkü biz okumuş, psikoloji okumuş kişilerin değil okumamış olanlara yardım etmesi gerektiğini düşündüm.
Çünkü tamamen aslında iletişim kopukluğundan kaynaklanan birçok yanlış anlaşılma fark etmeden psikopatolojik durumlara da dönüşebildiğini gözlemledim.
Bunları konuşacağız.
Ve sonrasında ilerleyen zamanlarda işte stajlardı, terapi eğitimleri, yüksek lisans üzerine.
Şahane hocalarım oldu yüksek lisansta.
Gerçekten şimdi İngiltere'de okuduğum için buraya gelmede kimseyi tanımıyordum.
İste istemez Ticaret Üniversitesi'nde yüksek lisansımı yaptım ama bizim dönemde Öget Öktem'den ders aldım.
Yani bilen, psikoloji okumuş bilen arkadaşlarım bilir.
Timuçin Oral, Fali Hoca, Haluk Yavuzen rahmetli gibi çok güzel hocalarım oldu.
Çok da keyifli eğitimler aldık.
Ve sonrasında işte söylediğim gibi stajlar onlar bunlar şunlar şu çalışmalar bunlar derken kendimi kendi ofisini açmış.
Şirketlere danışmanlık ve eğitim veren ilk kitabını 2018 yılında yayınlamış.
Tesadüfen anlaşıyoruz kitabımın adı.
Şimdi ikincinin üzerinde çalışan bir uzman psikolog olarak buldum.
Ama bu kimliğimi daha çok açıkçası bireysel seanslarda kullanmayı tercih ediyorum.
Onun yerine bu podcast'ta sizlerle hayata dair ve psikolojinin hayatımızdaki önemine dair ve hayatımızı nasıl kolaylaştırabileceğimiz üzerine hem farkındalık hem gelecek için çalışmalar yapmak
üzerine sohbetler edeceğiz, konuşacağız.
Ben size bildiklerimi aktaracağım.
Nacizane dinlemek istediğiniz bölümleri veya hepsini severek dinleyebilirsiniz.
Neden podcast diye soracak olursanız da bireysel seanslar çok hoşuma gidiyor.
Çok seviyorum bireysel danışanlarımı.
Şirketlere eğitim vermek, topluluklara eğitim vermek çok güzel oluyor.
Ama burada tabii özellikle şirketler veya topluluk eğitimlerinde fark etmeden birazcık bir markalaşma durumu oluyor.
Bu markalaşma kişinin markalaşmasından çok markalaşmış şirketler sizi diğer şirketlerle tanıştırıyor gibi karmaşık bir ortam var.
Peki dedim ne yapayım, ne edeyim?
Öyle çok... Kendi PR'ını reklamını yapabilen birisi de değilim.
Ben hani kendim zaten bilgim ne veya kendi olduğum gibi olmayı tercih eden birisiyim.
Derken sevdiğim podcast serileri dinlerken şu anki ajansımla tanıştım.
Menajerim hayatıma girdi.
Ajansım hayatıma girdi.
Ve neden bir podcast serisine başlamayalım dedik ve yola çıktık.
Hoş geldiniz. Keyifli bir süreç hatta ya keyifli uzun süreçler geçirmek üzere tahminen haftada bir podcastımız yayınlanacak.
Beni isterseniz instagram hesabımdan pskbegum özelden olarak takip edebilirsiniz.
Merak ettiğiniz konuları yazabilirsiniz.
Beraber inceleriz.
Beraber yola çıkmış oluruz.
Çok sevgiler. Tesadüfen Oldu değil aslında tesadüf diye bir şey yoktur diyerek bu bölümü kapatıyorum.
İyi ki varsınız. Sizlerle tanıştığıma şimdiden çok memnun oldum.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
