
Bu bölümde; beklentiler, zamanlama, kontrol edemediklerimiz ve bazen de kendi kendimize koyduğumuz görünmez engeller üzerine sohbet ediyoruz. “Olmadı” dediğimiz anların aslında bize ne anlatmaya çalıştığını birlikte sorguluyoruz.
Transkript
Merhabalar, Tesadüfen Oldu podcastine, hoş geldiniz.
Ben Begüm. Bugün...
Kadim bilgileri araştırırken birazcık bir rutinlerimizi işte konuşmuştuk ya konuşuyoruz ya daha doğrusu kültürümüzde ne oluyor ne bitiyor bunlar bugüne yansımaları neler psikolojik etkileri
neler diye araştırırken birazcık daha köküyle ilgili konuşmak istedim.
Belki de bu ara hayatımda geçtiğim bir süreçle de alakalı olduğu için böyle dün akşam yatarken resmen kelimeler üstüme yağdı ama yalan yok kalkıp konuşmaya üşendim.
Dedim gün içinde biraz daha demlensin.
Ben bir ondan sonra anlatayım dinleyicilerime diye.
Şimdi hayatta hepimiz bazı hedefler koyuyoruz.
Bazı isteklerde bulunuyoruz.
Ve bu isteklerimizi, bu hedeflerimizi nihai ve sonuç ve dünyanın en önemli şeyi gibi hissediyoruz.
Tabii ki hedef koymak çok önemli.
Hele ilişkilerde ortak hedef koymak çok önemli.
Bir işte balayında Bali'ye gittiğimizde işte herkes gidiyor Bali'ye fotoğraflar çektiriyor falan.
Benim ilk şeyim bir işte şifacı bulalım.
Yiğit'e söylüyorum en düzgün şifacı olsun ama işte öyle çok reklam bir şifacı da olmasın.
Böyle bir işte bunu tecrübe etmek istiyorum diye.
Neyse araştırdık ettik oradaki bir şifacıya gitmiştik.
Değişik bir deneyimdi.
Meditasyonlar falan böyle işte hani ne kadar doğrudur ne kadar yanlıştır böyle.
El falı okuması, meditasyon yaptırması, bazı analizler yapmasını dinledik.
Sonrasında işte şey dedi.
İlişkilerin en önemli noktasından biri.
Hani hem iletişimin açık olması, birbirini anlamak, cinselliğin keyifli geçmesi ve en önemli şeylerinden birisi de ortak hedefleriniz olması demişti.
Bu çok hoşuma giden bir cümle oldu.
Yani diğerleri belki çok kalmadı.
Arada fotoğraflar kaldı anı olarak ama bir ortak hedef.
Hedefin olması çok kıymetli ve önemli.
Ancak bu hedefleri tabii ki hepimiz belli hedefler koyuyoruz da bu hedefler olmadığı zamanki hal ve tavırlarımız, o işte yolculuk sırasında neden olmadı
gibi kaygılarımız da bizim günümüzü çok etkiliyor.
Ve sonrasında tabii ki ilişkilerimizi de çok etkiliyor.
İşte her ilişkinin belli şeyleri var.
İşte birisiyle ilişkidesin.
Aa evlilik düşünüyor musunuz?
Evlenirsin çocuk düşünüyor musun?
İşte evini aldın mı? Şunu yaptın mı?
Bunu yaptın mı? Belli başlı özellikle bizim kültürümüzde kalıplar var.
Ve biz bu kalıpları ben gerçekten bunu istiyorum mu?
Acabayı sorgulamadan sahipleniyoruz.
Ve diyoruz ki yani tamam. Şimdi işte bu adımı gerçekleştirdim.
Tik at. Şimdi şu adımı da gerçekleştirdim.
Tik at. Bu bu arada... İş hayatı için de geçerli.
Bir işte üniversitedeyken önümüze bir hedefler konuyor.
Şu işe gireceksin, bunu yapacaksın.
Geçen gün bir danışanımla konuşuyorduk işte.
Z kuşağı şahane geliyor falan diye şey yaptık da.
Evet dedi yani mobbinge hiç eyvallahları yok dedi.
Bizim zamanımızdaydı.
Çok mobbinge uğradık ilk işe girdiğimiz zamanlarda.
Katılıyorum. Hatta bize bu yaşanması gereken bir süreçmiş gibi anlatılırdı.
Üstler tarafından. Aa işte biz neler çektik falan.
Bir tane... Hocamız vardı bizim üniversitede.
Sizinki çalışmak mı?
Biz gözlerimiz kanayana kadar çalıştık falan.
Yani bir hedef uğruna çalışmak önemli.
Adımlar atmak önemli.
Evet ama kendinden vazgeçmek gerekli mi?
Bunu bir sorgulamak istedim.
Ve tabii ki hedeflerimizde de, koyduğumuz hedeflerde ve süreçlerde de, daha doğrusu koyduğumuz hedeflerin süreçlerinde de bizim bu hedefi ne kadar istediğimiz ve sürece
mi odaklanıyoruz, hedefin gerçekleşmesine mi odaklanıyoruz'u çok kıymetli bulmaya başladım.
Özellikle son yıllarda hayatımda zor dönemi demeyeyim ama zorlukların böyle karşıma çıktığı şeyler oluyor.
Son zamanlarda değil ya şöyle bakıyorum.
Hayatım boyunca hani hep hayatını nasıl anlatırsın deser trajikomik diye anlatırım.
Ve bu aralarda yine trajedi yapmak istesen trajedi olacak ama farklı bir açıdan bakıp sürecin tadını çıkartmayı seçtiğim bir dönemdeyim.
Ve bunu çevreme anlatamıyorum.
Yani belli bir isteklerimiz var.
Ve bunlar gerçekleşmemedi şimdilik.
Gerçekleşmiyor. Ve insanlar sürekli gözümün içine bakıyor.
İyi misin? Böyle olduğun, böyle düşündüğüne emin misin?
Hani ben diyorum ki zaten kısmet de varsa olur.
Hani biz elimizden geleni yapıyoruz.
Yapacağız da önümüzde bir yol var.
Çizilmiş bir yol da var bu arada.
Biraz sabırla o yolda yürümek lazım.
İyisin? Okey misin? Herkes böyle bir gözümün içine bakıyor.
Bir şaşırdım açıkçası buna.
Daha doğrusu şaşırmak da değil.
Aslında nasıl diyeyim?
İncelememi, kendi duygularımı incelememi ve süreci incelememe sebep oldu.
Her istediğimiz oluyor mu?
Her istediğimiz ve olan şeyde hayırlı mı oluyor?
Bunu ben çok öncelerden kararmamışım.
Yani bir şeye böyle hayatından vazgeçecek kadar tutunduğun zaman hayatın gerçekten ondan vazgeçmeni istediğini.
gördüm. Bir şey böyle körü körüne bir şey çok istediğimiz zaman farklı bir şekilde bedellerinin de çok ağır geldiğini gördüm.
Ve o yüzden hani bir şey olmuyorsa ha tabii ki aman olmadı işte bir kere denedik bir kere işte bir yola çıktım ama olmadı vazgeçeyim gibi bir noktadan yaklaşmıyorum asla.
Ama birazcık da şu noktadan da yaklaşıyorum.
Ben elimden geleni yapayım ama diğer tarafta olmuyorsa da vardır bir hikmeti.
Biraz daha hani farklı bir bakış açısı mı denir rahatlık mı denir artık bilemiyorum ama ben dün akşam düşünürken belki de birazcık korku olarak aldım bunu.
Çünkü bu işte eskiden Allah'ım hani hayırsızsa bile olsun ne olur olsun filan dediğimiz şeylerde arkadaşlarımda da gördüm bunu.
Hakikaten böyle körü körüne bilinçsizce istediğimiz şeyler.
hep bir hakikaten ağır bedelleriyle geldi.
Bu demek değil ki gelen her şey bedeliyle gelecek.
Ama bazen böyle bir evrenin işleyişine de baktığınızda bazı şeyleri hakikaten böyle tereyağından kıl çeker gibi olur.
Ay nasıl oldu anlamadım bile deriz.
Bazı şeyler de biraz kanırta kanırta olur.
Bazı şeyler o olana kadar ki süreci...
Tecrübe etmemiz için gecikir.
Bazıları ise olmaması gerektiği için olmaz.
Bu noktalarda hayal kırıklığıyla korku arasında gidip geldiğimi fark ettim.
Hayal kırıklığı daha eski bir duygumdu.
Bugünkü duygumsa bir şeyi evet çok istemekle beraber olmuyorsa da olduracak kadar körleşmekten ve farklı bedeller ödemek biraz korkutuyor açıkçası.
danışanlarımla da bir şeyleri konuştuğumuzda hep onlara dediğim şey tamam hani bir işte istedikleri bir şey olmadığı zaman danışanlarımla nasıl konuşuyorsam kendimle de öyle konuşuyorum tamam ya diyorum hani Bugün olmamış olabilir.
Peki bugün senin elinde ne var?
Bugün elindeki hangi konulara odaklanabilirsin?
Ya hep ben şuna inanırım. Şu an yaşadığın hayatı güzelleştirmeden, şu an yaşadığın hayattan keyif almadan zaten hiçbir hedefin sana gelmeyecek.
Çünkü onu sen artı olarak istemiyorsundur, hırs olarak istiyorsundur.
O yüzden bazen hayatımızın dengesi bozulduğunda işte şu şu olursa iyi hissedeceğim veya bu bu olursa iyi hissedeceğim.
Neden olmuyor, neden olmuyor diye tepindiğimiz.
zaman şöyle dönüp bir hayatınıza bakın.
Bir tam taşların yerine oturmadığını göreceksiniz.
İşte diyorum ya bazı gecikmeler de aslında hayatımızın taşlarını yerine oturtmamız için olur.
Dediğim gibi yani özel hayatta olur, iş hayatı da olur.
Ne zamanki hedefimizi zaten yaşıyormuşuz gibi veya şöyle söyleyeyim, o hedefimiz gerçekleşse de hayatımızda böyle dramatik, anormal bir değişiklik olmayacak gibi hissettiğimizde
o hedefe de daha rahat yaklaşabildiğimizi gözlemledim.
O yüzden bugün birazcık neden olmuyor kaygılarımızın üzerine konuşmayı seçtim.
Çünkü bu işte kadim ritüelleri de biz neden yapıyoruz veya inançlarımız neden oluyor?
Hem belirsizlikle başa çıkmak hem de belli başlı isteklerimizi oldurabilmek için aslında.
Ama biz bu istekleri oldurmaya çalışırken kendimizin hayatında neler yapıyoruz bu çok önemli.
Mesela işte sevgili ilişkilerinde çok başarılı olmadığım zamanlar benim de tabii ki oldu.
Olmayan danışanlarıma da hani hep şeyi söylüyorum.
Sen olsan kendinle çıkar mıydın?
Sen olsan kendinle sevgili olur muydun?
Sen bu ilişkiye neler katabilirsin?
Arama dağınık kaos içerisindeyse ve sen birisinin gelip onu düzenlemesini bekliyorsa daha çok beklersin.
Veya gelen dış bir etken olarak geleceği için kendisine bağımlı kılarak gider.
Genellikle de en de sonunda gider.
O yüzden... Hedeflerimize bakarken de benim hayatım ne kadar yolunda ve yolunda dediğim şey de yaşadığım hayat benim içime ne kadar siniyor noktasında.
Of ya çok şükür hani iyiyiz ya hani şu ana kadar bir sürü bir şeyimle tam hissediyorum kendimi.
Next level'a bir sonraki aşamaya geçebilirim.
Ama hani geçmesem de olur şu anda da rahatım memnunum dediğimiz zaman zaten ilerlemeler kendi kendini kaydetmeye başlıyor.
Bu podcast o yüzden hem size hem de kendime birazcık bir not olsun ve hatırlatma olsun diye çekmek istedim.
Bazen bazı zorlukları yaşıyoruz ama bu yaşadığımız zorlukların içindeki kendi hayatımıza odaklanma, kendi dengemizi net ve düzenli tutabilmeyi hep hatırlatmaktan yanayım.
Umarım siz de bir hedefe veya bir dileğe tutunurken öncelikle var olduğunuz anı, Toparlamaktan yana olursunuz.
İnanın işler çok daha hızlanıyor ve hızlanması da değil zaten konu.
Çok daha içimize sinerek ve istediğimiz şekilde oluyor.
Hayat mucizeleri açık.
Sadece mucize gelebilmek için derli toplu bir ev bekliyor aslında.
Sizin hayatınızda var mı böyle neden olmuyor diye sorguladığınız veya belli döngülerde takıldığınız veya veya çevrenin doğrularını, çevrenin hedeflerini kendi hedefleriniz gibi
satın aldığınız konular.
Bunları paylaşmak isterseniz pskbegum özelden instagram hesabından bana ulaşabilirsiniz.
Takip eder beğenirseniz de buradaki podcast evine de keyifle devam edebilirim.
Kendinize çok iyi bakın.
Güzel tesadüfler sizi bulsun.
Bay bay.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
