
Bu bölümde, farkında olmadan ilişkilerimizi nasıl sabote edebileceğimizi ve sağlıklı bağlar kurmanın önündeki engelleri konuşuyoruz.
Transkript
Merhabalar, Tesadüfen Oldu Podcast'ine hoş geldiniz.
Ben Begüm. Bugün ilişkilerde kendimizi sabote etmek üzerine konuşacağız.
Hani hiç yaşadınız mı?
Böyle... Birisiyle yakınlaşırken bir anda böyle bir soğukluk gelir.
Genelde bunu hep konuşurken karşı tarafın soğukluk girmesinden konuşuruz.
Ghosting edin yine şöyle oldu böyle oldu gibi.
Ama aslında bazen fark etmeden biz de sabote edebiliyoruz.
Hem ilişkilerimizi hem kendimizi.
Şimdi hep bu aslında kendi şemalarımızda oluşuyor.
Yine dönüp dolaşıp aileden ve çevremizden bildiğimiz davranışlara dönüyorum ama Bir dur bozacaksın veya işte çok yakınlaşırsam benim alanıma çok girerse ben kendi özgürlüğümü
kaybedebilirim veya işte çok yakınlaşırsak terk edilirim gibi fark etmeden bazı şemalarımız aktive oluyor ve biz bunları davranışlarımıza kıyın kıyın yediriyoruz.
Şimdi sabotajın yöntemleri üzerinde de konuşacağız ama bugün kendimizi geri çekmekten ziyade birazcık da aslında kendimizi çok fazla ortaya koymaktan da bahsedeceğim.
Çünkü bu da bir sabotaj.
Bazen de işte kaybetmemek için kendimizden çok fazla veriyoruz ve aslında hani çoğu yetişkin insan gibi biliyoruz ki bu kadar kendinden verdiğin zaman aslında karşı tarafı da itmiş oluyorsun.
Çünkü bir noktada borçlu bırakıyoruz ve karşı taraf diyor ki...
ben bu borcu ödeyemem, bu borcun altından kalkamam deyip karşı taraf çekilmeye başlıyor.
Ve sonra işte diyoruz ki bu beni aramadı, bu bana ghosting uyguladı falan filan.
Şimdi aslında sabotajın kökenlerinde kötü niyet değil de beynimizin koruma mekanizması yatıyor.
Şimdi hep konuşuyoruz ya beyin güvenli alan olarak tanıdık duyguları seçer.
Eğer birisinin gitmesi veya değer görmemek, bizim için tanıdık bir duyguysa bu aslında fark etmeden bizim için güvenli bir duygu haline de geliyor.
Bunları bütün podcastlerde konuştuk.
O yüzden ister istemez hani bu biraz da kendini gerçekleştiren kehanet gibi ya zaten bana niye baksın veya işte benimle niye beraber olsun diyerek işte telefonlarını açmama ya
çok uzak durma ya da çok yakın durma gibi bir noktadan ilişkiyi sabote edebiliyoruz.
Bir diğer sebebi sabotajın kökenlerinden demin de söylediğim gibi yakınlık demek risk demek oluyor.
Terk edilirim, incinirim, yetersiz çıkarım, beceremeyebilirim gibi korkularımızdan yine fark etmeden ilişkinin içine girmekten çekinebiliyoruz.
Ve işte ya bu da biterse gibi korkularımızda o zaman tamam başlamadan zaten bana gerçek yüzünü gösterdi diye suçu karşı tarafa atabiliyoruz.
Ama burada, ben danışanlarımla bu noktada çalışıyorum genelde.
Ya karşı taraf gitti, okey, şöyle oldu ama sen burada ne sinyaller vermiş olabilirsin de karşı taraf gitmiş olabilir?
Veya işte döngülerden bahsettiğimizde de.
Ya işte diyor ki hep aynı şey başıma geliyor Begüm Hanım.
Hep işte birazcık yakınlaşmaya başlıyoruz.
Sonrasında ortadan kayboluyor falan.
Hep aynı döngü yaşanıyorsa demek ki senin belli bir davranış kalıbın var.
Belli bir sabotajın var ki bunu uyguluyorsun.
Şimdi bilimsel olarak da baktığımızda da amigdala dediğimiz küçücük bir bölüm var beynimizde.
Bu tehlikeyi algılayan kısım.
Ne yapıyor? İşte amigdala tehlikeyi algıladığında Savaş kaç don tepkileri veriyor?
Bir bakın bakalım ya.
Siz böyle bir tehlike gördüğünüzde ne tepkiler veriyorsunuz?
Mesela geçen gün Allah'ım asansörde kaldım.
Hayatımda ilk defa ve korkunç bir deneyimdi.
Ve hep kendime şey derdim.
Size de bahsetmişimdir.
Ben hep donma tepkisi veriyorum diye.
Arkadaşlar ayaklarımı hareket ettiremedim.
Öyle bir dondum ki asansörde kalınca.
Kapıya doğru duruyordum bir de.
Dümdüz kapıya bakıyorum.
Bir tek böyle sağ elimin işaret parmağı şey basıyor, alarma basıyor.
Başka hiçbir şey yapamıyorum. Sonra dedim ki işte ben normalde de tehlike gördüğümde bu tepkileri veriyorum.
Sonra bir arkadaşımla konuşuyorduk.
O da dedi ki ben mesela hemen kaçarım dedi.
Önüme bile bakmam yani arkasını bile düşünmem.
Bir tehlike gördüğüm anda kaçarım.
Bazısı da savaşır.
E savaşmak ilişkide sabote etmede ne oluyor?
Gel daha da üstüme gel veya hadi ben senin üstüne geliyorum hadi savaş benle hadi savaş benle dediğimizde aslında kişinin üstüne çok fazla düşmekte tehlikeyi hissettiğimizdeki savaş tepkilerimiz
oluyor. Bunlara bir bakmak lazım neler veriyoruz tepkiler olarak diye.
Aynı zamanda prefrontal korteks de devre dışı kalıyor ve kişi mantıklı çözümler üretemiyor.
Prefrontal korteks işte ön lobumuzda, direkt alnımızda olan kısım ve bizim mantıklı kararlar vermemize sağlayan bölüm olduğu için oradaki bir sıkışıklık, oraya aldığımız bir darbe
de olabilir bu ama duygusal darbe de olabilir.
Bizim mantıklı düşünmemizi engellediği için ne yapıyoruz?
Yine bildiğimiz alandan...
o işte tehlike anında verdiğimiz tepkileri veriyoruz.
Otomatik tepkiler devreye giriyor.
Ve böylece kişi işte iptal edebiliyor, geri çekebiliyor, kavga çıkarabiliyor, görünmez olabiliyor veya çok üstüne düşebiliyor.
Bu sabotajlarımız hani kendimizden yola çıkarak illa hani ilişkilerde verdiğimiz tepkiler değil.
Dediğim gibi asansör örneği veriyorum size.
Siz de hayatınızdaki bazı tehlikede hissettiğiniz alanlarda bakabilirsiniz.
Ne tepkiler verdiğinizde savaş kaç don arasında.
Ve bu da mantıklı bir şey olur.
Çözümleme olur sizin için.
Peki şimdi burada neden ilişki ve tehlikeyi aynı cümlede konuşuyoruz dersek orada bambaşka bir dünya işin içine giriyor.
Çünkü ilk öğrendiğimiz şey bağ kurmak olduğu için hep konuşuyoruz işte annemizle babamızla sonrasında.
Bağ kurmak bizim için tehlikeli mi güvenli mi?
İşte asıl. mesele burada devreye giriyor.
O yüzden yine aile kökenlerine inmemiz de gerekir.
Çok girmeyeceğim bugün. Merak etmeyin.
Daha çok sabotajdan konuşacağım.
Şimdi birkaç yöntemle sabotaj, ilişkimizi ve aslında ilişkinin içinde kendimizi sabote ettiğimiz birkaç yöntem var.
Kaçış sabotajı, bu işte kaçıngan bağlanma da dediğimiz dışarıdan çok cool gibi gözüken ama aslında içeride çok büyük problem barındıran kaçma, kaçış sabotajı var.
İşte biri yaklaştığı zaman soğumak, bir dakika ne yapıyorsun?
Elini kolunu bir çeker misin?
Gibi bir hal tavır almak.
Bir anda yoğunluğu azaltmak.
Kısa cevaplar vermek.
Bir şey eksik.
Yani bir ilişki. Bir çocukla tanıştım.
Bir kızla tanıştım. Her şey iyi.
Hoş. Okey ama bir şeyler eksik gibi.
Zihnin kendini kandırmaya çalışması.
Ve çok yüksek standartlar belirlemek.
Tanıştık birisiyle işte ama hani bilim standartlarımda çok aşağıda duruyor.
İşte atıyorum hani okulu şu okuldan mezunmuş.
Abi mezun mu değil mi ona bak diyecekken bunu bahane edebiliyoruz.
Bunlar tamamen kendimizi kaçmaya yönlendirdiğimiz kaçış sabotajları.
Yani aman ilişkinin içine girmeden hani ayağımı suya soktum.
Aa su soğukmuş ben girmeyeyim tepkileri bunlar.
Yakınlık korkusu ikinci bir sabotaj nedenimiz.
Duygusal konulara girmemek, ciddileşmesin diye araya mesafe koymak, ilişki iyi giderken aniden kavga çıkarmak.
Hani ilişki iyi giderken aniden kavga çıkarıp da kaçabiliyoruz.
Veya işte baktık yoğun duygusal şeyler konuşuyoruz, ciddileşmesin diye.
Ya canım ben bu ara biraz fazla yoğunum, önümüzdeki hafta konuşuruz gibi.
Araya soğuyacak, yakınlığı soğutacak şeyler konulabilir.
Bu da bir kendimizi sabotaj...
konusudur. Kendini aşağı çekme sabotajı.
Bu ilk başta bahsettiğim size.
İşte beni kimse gerçekten sevmez.
Ben iyi bir ilişki kuramam.
Bu yüzden dolayı da kendine iyi davranamayan insanları seçmek gibi.
Aslında kendimizi çok aşağıda ve sevilemez gördüğümüz için karşı tarafın da bize bu şekilde davranması için eline bütün doneleri vermek.
Hani hep söylüyorum ya size ne yaparsan aslında onun kendisi de oluyorsun.
Biz kendimize nasıl davranırsak karşı taraf...
Taraf da bize o şekilde davranıyor diye.
Şimdi gidip birisiyle tanıştığınızda da ya ben bu işi beceremem, ya ben şunu yapamam, ya işte şöyle, ya benden de bir şey olmaz hatırlayın.
Kocamla ilgili bu şeyi anlatmıştım.
Gibi bilişsel algılarla biz kendimizi aşağıya çektikçe tabii ki karşı taraf da bizi aşağıya çekecek ve gözündeki imajımız o şekilde olacağı için yine ilişkiyi sabote etmiş oluyoruz.
Ve... En çok üzerinde durmak istediğim, çok gözlemlediğim de bir şey var.
Biri hani kaçma, fark etmeden sabote ederek kaçma ama bir de özellikle ilişki için geç kaldığını düşünenler, işte evlilik için geç kaldığını düşünenler, hani çok yoğun bir şekilde ilişki yaşamak
isteyenler de aşırı verme gibi bir sabotaj oluşuyor.
Şimdi yıl olmuş 2025. Hepimiz ilişki dinamiklerini biliyoruz.
Birisinin çok üzerine düştüğümüzde o kişi kaçıyor.
Bu bizde olabilir. Biz karşı tarafta olabilir.
Kaçacağını bile bile birinin üzerine çok fazla düşmek aslında ilişkiyi sabote etmek demektir.
Hep verdiğimiz zaman, hep karşı taraf için bir şeyler yaptığımız zaman, bakmayın bu oturmuş bir ilişkide bile olsa, karşı tarafın bir süre sonra bizden soğumasına sebep olur.
Diyecek ya, her şeyimi yapıyor, ben kendimi yetersiz hissetmeye başladım.
Sonuçta karşı tarafta geri çekilme gözükür ve bizim yine değersizlik şemamız aktif olur.
Bak gördün mü işte saçımı süpürge ettim.
Her şeyi yaptım onun için ama yine de bir ilişki tutturamadım gibi.
Arkadaşlar ilişki dediğimiz şey karşılıklı denge.
hususunda ilerliyor.
Aşırı verdiğimizde de kendi yetersizliğimizi kapatabilmek için karşı tarafın yetersizliğini çok fazla aktive ediyoruz.
O yüzden bu şemanın üzerinde birazcık çalışmak lazım.
Ben kendimi nasıl değerli hissederim?
Ben kendime nasıl iyi gelirim ki sağlıklı bir ilişki kurabileyim?
noktasında çalışırsak kendi üzerimizde işler çok daha keyifli ve çok daha sağlıklı ilerler.
Yani özetle baktığımızda çok fark etmeden aslında iyi bir şey yapıyorum gibi gözükürken kendi travmalarımızı hadi travma kadar abartı bir cümle kurmayayım ama kendi bildiğimiz
alanları aktive ederek ilişkilerimizi sabote edebiliyoruz.
Çözümü de baktığımız hani en ana hatlarıyla kendimize yeter bir hayat yaşadığımızda yaşadığımız hayatta kendimizden memnun olduğumuzda karşı tarafı da çok daha sağlıklı
konumlandırabiliyoruz.
Ve böylece ilişkilerimiz de daha sağlıklı ilerliyor.
Dengede ve ortak paylaşımda buluşabiliyoruz.
O yüzden birazcık bakın bakalım tehlike hissettiğinizde ne tepkiler veriyorsunuz?
İlişki döngüleriniz zaten ilerleyen kısımlarda bir 2025 döngüleri üzerine de konuşacağız.
Ama bir bakın bakalım ilişki döngülerinizde hangi davranış kalıbınız daha çok tekrar ediyor?
E bu da bir sabotaj olabilir mi?
Tekrar eden bir döngü varsa demek ki orada yolunda gitmeyen de bir şeyler vardır.
Bir bakın bakalım nasıl olacak?
Benle baktığınız sabotajlarınızı paylaşabilirsiniz.
Üzerinde durduğunuz sorularınızı paylaşabilirsiniz.
PSK Begum Özer'den hesabında yazdığınızda bütün mesajlarınızı okuyorum ve dönebildiğim kadarına dönmeye çalışıyorum.
Onun dışında kendinize çok iyi bakın.
Güzel tesadüflerin sizi bulması dileğiyle.
Görüşmek üzere.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
