
Bu bölümde, hayatımızdaki en önemli tesadüflerden biri olan ilişkilerimizin neden bu kadar değerli olduğunu masaya yatırıyoruz. İnsanlarla kurduğumuz bağların bizi nasıl şekillendirdiğini, ilişkilerin hem kişisel gelişimimize hem de mutluluğumuza olan etkilerini keşfediyoruz.
Transkript
Merhabalar, Tesadüfen Oldu podcastine.
Hoş geldiniz. Ben Begüm.
Bu bölümde sizlerle ilişkiler hakkında konuşacağız.
Hatta bu sezonda sizlerle ilişkiler hakkında konuşacağız.
Biliyorsunuz böyle sezon sezon ayırdık.
Aslında bölüm bölüm gibi de düşünebilirsiniz.
İlk bölümlerde ne oluyor, nedir bu psikoloji?
Biz bu psikolojide ne yapıyoruz?
Bu psikologlar ne yapıyor?
Danışanlar ne yapıyor?
Hislerini bilsem ne olur?
Geçmişi deşsem ne olur?
İleriye baksam ne olur gibi birçok aslında hala hepimizin aklında olan soruyu inceledik.
Bugün artık psikolojinin neler yaptığını öğrendikten sonra artık ilişkilere geçebiliriz diye düşünüyorum.
Çünkü ilişkiler bizim hayatımızın en önemli noktası.
Hem diğerleriyle olan ilişkimiz hem de aslında en önemlisi kendimizle olan ilişkimiz.
Tesadüfen Anlaşıyoruz kitabımda da yazdığım gibi ilk bölüm tamamen bizim kendimizi tanımamıza ve kendimizle olan ilişkimize yönelikti.
Şimdi biliyorsunuz işte yeni kişisel gelişimler yeni de değil artık hani bolca oldu.
Kendini sev kendini sev diyor.
Şimdi arkadaşlar bilmediğimiz tanımadığımız bir şeyi sevemeyiz.
O yüzden ilk başta kendimizi tanımaya odaklanmamız gerekiyor ki diğerleriyle olan ilişkilerimizde biz nelerden tetikleniyoruz, bazı davranışlarımızı neden yapıyoruz, bazı
durumlarda neden geri çekiliyoruz, bazı durumlarda neden daha atak oluyoruz gibi bir sürü konu var kendimizi tanıdığımız zaman çözebileceğimiz.
Ondan sonra ilişkilerimiz zaten çok daha farklı bir ivme kazanmaya başlıyor.
İnsanlarda ilişki çok önemli çünkü ilişki dediğimiz şey de aslında bizim beslendiğimiz, kendimizi ortaya çıkarabileceğimiz alanlar.
Ve tabii ki bunun için minimum iki kişi gerekiyor.
Ama bu iki kişinin anlaşabilmesi de bizim hayat kalitemizin nasıl olacağını belirliyor.
Yapılan araştırmalara göre evliliği mutlu olan, mutlunun üstünü çiziyorum, altını çiziyorum, mutlu evliliği olan insanların ömürlerinin daha çok uzadığı gözlemlenmiş.
Ama tabii ki mutsuz evliliklerde konu tam tersi olabilir diye düşünüyorum.
Çünkü mutsuz ilişkilerde ister istemez kendimizi sömürmeye başlıyoruz.
Kendimizden vermeye başlıyoruz.
Buna asla kurban bilinci tarafından yaklaşmıyorum.
Kurban bilincini bolca işleyeceğiz bu sezonda.
Ama doğru bir ilişkide değilsek eğer kendi ben olma halimizden çok fazla verdiğimiz için Aslında ister istemez o dengeyi kaybediyoruz ve en başta bahsettiğim kendini
tanımak, kendini sevmek kısmından gün geçtikçe uzaklaşmaya başlıyoruz.
O yüzden hem romantik ilişkilerde hem sosyal hem iş ilişkilerinde kendimizi tanıyarak ve o belli ortamlarda nelerin bizi etkilediğini bilerek yaklaşırsak çok daha
sağlıklı ilişkiler kurabiliyoruz.
Şimdi kendini tanımak onu ayrı bir bölümde yapacağım.
Ama hani en basitinden ya.
Hangi rengi seviyorum?
Nelerden hoşlanıyorum?
Tek başıma vakit geçirdiğimde ne yapmak bana keyif veriyor?
Keyif veriyor dediğimde şöyle ne yaparken zamanın aktığını unutuyorum.
Mesela ben podcastleri yaparken gerçekten zaman bir şekilde akıyor.
İlk başta böyle başlıyor. Görüyorum dakikalarda ikinci dakika, üçüncü dakika, şimdiki gibi.
Diyorum ben 15-20 dakikayı nasıl dolduracağım?
Sonra bir başlıyor açılmaya.
Buyursun her şey hakkında konuşuyoruz.
Diğer taraftan işte kendimizi tanımak konusuna geri döndüğümüzde Ben kimim çok genel bir soru oluyor da ben daha çok şunları sormanızı öneririm kendinize.
Ne yapmaktan hoşlanıyorum?
Nerede olmaktan hoşlanıyorum?
Kimlerle vakit geçirdiğimden hoşlanıyorum?
Çok klişe ama biliyorsunuz yani etrafımızdaki beş kişinin özetiyizdir baktığınızda.
Çünkü tercihlerimizi eğer o beş kişiden kullanıyorsak onların içinde olan bir şey muhakkak bizi besliyordur.
Pozitif veya negatif.
Bunların hepsinin üzerinde konuşacağız diyebilirsiniz.
Negatif beslendiğimiz ortamlarda niye olalım Begüm diye.
Ama aslında o bahsettiğimiz o içine doğduğumuz normalimiz var ya biz orada ne öğrendiysek biz o içine doğduğumuz normalimizde diğerlerinden ne aldıysak yetişkinlik
hayatımızda da bize bunları verecek kişileri ararız.
Bu yani çok sert olabilir hani bazen taciz veya istismara uğramış kişiler küçüklüklerinde.
Ne yazık ki yine yapan araştırmaların gösterdiği ileriki yaşlarda da aynı tarz dış müdahalelere maruz kaldıkları gözlemleniyor.
Yine dediğim gibi hiçbir kurban bilinci noktasından bakmamak lazım.
Ama kişinin negatif bile olsa bildiği paterne kendini ister istemez bilinç altından göndermesi gibi bir noktaya geliyoruz.
O yüzden bunları güzel güzel bolca inceleyeceğiz sizlerle de.
Hani çünkü hepimizin çocukluğunda, geçmişinde, içine doğduğumuz ailede bir yamukluk var baktığınızda veya bizi ters etkileyecek bir şeyler olabiliyor.
Bunların farkına vardığımız zaman da daha bilinçli seçimler yaparak ona göre çevremizdeki o beş kişiyi veya partnerimizi seçebiliyoruz.
Bunlar hep aslında gözlemle başlıyor.
Kendimizi gözlemlemek, diğerlerini gözlemlemek, diğerlerinin olduğu ortamda kendini gözlemlemek.
Hani bazen olur ya böyle birisiyle tanışırsınız, yeni tanışmışsınız.
Ah sohbet muhabbet akar sanki yıllardır birbirinizi tanıyormuşsunuz gibi.
Bu genellikle birazcık aynı çevreden geldiğimiz zaman da olur.
Benzer çocukluk anıları veya gençlik anıları olduğu zaman da olur.
İster istemez bir kaynaşırız değil mi?
Burada hep... Örnek veririm.
Örnek vermek demeyelim de ona birazcık daha tavsiye gibi.
Çok sevmesem de bu kelimeyi.
İlk tanıştığımız ve yakınlık hissettiğimiz kişilerle lütfen ilk baştan travmalarınızı paylaşmayın.
Veya ailenizi şikayet etmeye başlamayın.
Çünkü muhtemelen onlar da aynı şeyleri yaşamış olacaktır.
Bu kadar fark etmeden bir anda yakınlık hissediyorsanız bu karşılıklıdır.
Bir sohbet akıyordur demek ki yakın hissetmişsiniz.
Şimdi biz... Bir şikayette bulunduğumuz zaman karşı tarafta aa diyecek hani yakınlığın da heyecanıyla.
Ben de aynı şeyleri yaşadım.
Ya işte anneme şurada uyuz oluyorum, babama şurada sinir oluyorum falan.
İlişkinizi tamamen toksiklik üzerine kurmaya başlarsınız arkadaşlar.
Bu romantik olsun, sosyal olsun, iş ilişkisi olsun.
Şikayetle başlayan ve şikayetle birbirine tutan ilişkilerde ister istemez şikayetle beslenmeye başlar.
Ondan sonra karşılıklı yaşanılan travmatik çocukluğa karşı sinir bozuklukları, moral bozuklukları, sürekli birbirinin kurtarıcısı olmaya çalışırken aslında kendinin
kurban olduğunu anlama gibi sonrasında da toksik ilişki dediğimiz ilişkiler başlıyor ve ortaya çıkıyor.
O yüzden baktığınız birisiyle popüler tabirle söyleyeyim enerjiniz tutuyor.
Daha keyifli şeylere odaklanmanızı öneririm ki bu yeni tanıştığınız ilişkide, yeni kurmaya başladığınız bağda daha sizi ileriye taşıyacak bir yönden ilerlesin.
Öbür türlü travmalarımızı paylaştığımız zaman dediğim gibi onları beslemeye başlıyoruz.
Ama bak işte kafamız tuttu.
Atıyorum mesela yürüyüş yapmayı sen de seviyorsun.
E hadi sabahları yürüyelim ne olacak?
Hadi bir ormana gidelim, sahile gidelim gibi.
Birbirimizi besleyecek yerden yaklaşırsak hem karşımızdakini hem de kendimizi geliştirmeye başlarız.
Bu da bu podcast'in küçük bir ipucu olsun.
Onun dışında...
İnsanlar sayesinde kendimizi tanıyoruz dedik.
Çünkü şimdi baktığınızda ben bunu psikolog olarak danışanlarımda hepsine söylerim.
Siz de burada bana anlatın.
Benle konuşun.
Kendinizin değiştiğini söyleyin veya bir şekilde hani kendi kendinize çok iyi olduğunuzu itiraf edin.
Bir insan topluluğu içine girmeden, bir kendini denemeden, etkileşim içerisinde kalmadan ben iyileştim diyemeyiz arkadaşlar.
Çünkü ister istemez çevremizdeki diğer canlılardan tetikleniyoruz.
Tabii ki çoğunlukla insanlar oluyor ama hayvanlardan da tetiklenenleri görüyorum.
Duygusal olarak da olsa oluyor.
Ve bu tetiklenme illa ki hani bir...
çok kötü geçmişini yüzünüze vurmak gibi bir tetiklenme olmak zorunda değil.
Dediğim gibi hayatınızda şikayet ettiğiniz veya aşmaya çalıştığınız konular bir anda önünüze geldiğinde aa bir dakika ben bunu aşamamışım demek bile aslında tetiklenme oluyor.
O yüzden iyileşme sürecinde önerdiğim şey size bolca Kendinizi geliştirecek insanlarla, seçtiğiniz ve tercih ettiğiniz insanlarla sosyalleşmeniz.
Bu sosyalleşmede de olabildiğince daha az sorunlardan bahsedip daha çok kendinizi geliştirmeye odaklı, çift taraflı odaklanabilirsiniz.
Ha şimdi bana şunu diyebilirsiniz.
Ya Begüm işte tam böyle söylüyorsun o zaman arkadaşlık veya tanıştığımız kişiyle olan bağımız çok gerçekçi olmayacak.
Buna tam katılmıyorum.
Bir kere gerçekçilik uzun süreleri beraber geçirdikten sonra olan bir süreç.
Birlikte bolca şeylerin paylaşılması lazım.
Gerçek bir ilişki yaşamak için illa bizim üzgün olduğumuz ve beslenmeye açık tırnak içinde aciz olduğumuz noktalarımızı hemen göstermemiz değildir.
Beslenmek aslında hani pozitif şeylerden de olabiliyor ama toplumsal olarak işte biz birazcık acıdan beslendiğimiz için Yakınlık kurduğumuz herkesle acılarımızı birleştirmeyi de seviyoruz.
Onun yerine kendimizi geliştirdiğimiz noktaları birleştirmeye çalışarak daha kendimiz için de karşı taraf için de daha iyi adımlar atabiliriz.
Kendimiz için de daha çok önemsiyorum.
Çünkü karşı tarafın iyileşmesi veya iyileşmemesi veya ne düşündüğü ilk etapta bizim çok fazla konumuz olmaması lazım.
Kendimize hani burası bana iyi geldi veya bu kişiyle bugün şu şu konular hakkında sohbet etmek iyi geldi dediğimizde biz kendimizi besliyoruz ve biz kendimizi beslediğimiz zaman diğerlerini de besleyebiliyoruz.
İlişkiler işte bu kadar hayatın ana noktasında ve çok önemli.
En başta dediğim gibi kendimizde olan ilişkimizde.
Çok küçük sorularla başlayın ya.
Hangi rengi seviyorum?
İşte bugün canım ne yapmak istiyor?
Bu bu arada her gün farklı bir şey yapma ihtiyacımız da olabilir.
Bu kendimize alan açmak, kendimizin keyfini çıkarabilmek olmalı.
Çünkü bunları böyle yaptıkça yaptıkça öğrenmeye başlıyoruz.
Mesela bugün benim aşırı yoğun bir günümdü.
Ve bu podcast'ı aslında birazcık daha farklı bir konu üzerinden çekmiştim.
Ama mikrofonu bağlı zannediyordum değilmiş.
Ekip dedi ki olmadı hani tekrar çekmemiz lazım.
Ve şu an hani 15 dakika içinde eve bolca misafir gelecek.
Ama dedim hayır hani benim şu an bunu yapmam lazım.
Yoksa bu aklımda kalacak.
Şimdi annem de gelecek misafirler arasında bana diyor ki hani hayır şu an hani peynir tabağını yapmamız lazım.
Hayır dedim benim önceliğim podcast'i çekmek.
Biz eskiden mesela annemle bu konuda çok tartışırdık.
Onun öncelikleriyle benim önceliklerim çok farklı oluyordu.
Şimdi neyse Allah'tan işte 30'dan sonra ilerleyen zamanlarda karşılıklı birbirimize saygı göstermeyi de öğrendik.
Ama şimdi burada ben kendimi tanımasaydım daha doğrusu tanımaya yönelmeseydim.
Podcast'ı çekmediğimin aklıma takılacağını fark etmezdim.
E ne olacaktı? Bütün akşam boyunca kafamda podcast çekmem lazım, podcast çekmem lazım, bir şeyler konuşmam lazım.
Hep bu dönecekti.
Ama kendim biliyorum.
Yarım saat vaktim var.
Bence bir 15 dakika sizinle buluşup konuşup günümüzde sözleştiğimiz zaman da bu podcast'ı çıkartabilirim diye düşündüm.
Bu arada şey esnemesini de verdim kendime.
Hatta ekibe de sürpriz olacak.
Cuma günü yapsam olur mu?
Akşamına yetiştirmeye çalışsak gibi bir esneme payı da vermiştim.
Ama dediğim gibi ne kendimle kavga ettim, Ne annemle kavga ettim o peynir tabağını yapmadığımız için.
Çünkü bir şekilde yapıldı ve zaten 3 dakikalık bir şey bence.
Kendi önceliklerimizi bilmek.
Neyi yaptığımızda kendimizi hafif hissedeceğiz, rahat hissedeceğiz.
Neyi yaptığımızda diğerleri veya yaptığımız andaki aksiyonlar bize yük gelecek.
Bunları sormak bile kendimizi tanımak için çok güzel minik adımlar olur.
Zaten bu bölümde, bu sezonda bolca kendimizi tanımak, diğerlerini tanımak, ilişkiler ve ilişkilerdeki dinamikleri bolca konuşacağız.
Merak ettiğiniz, özellikle ilişkiler hakkında merak ettiğiniz konular varsa bana pskbegum özelden, Instagram hesabından yazabilirsiniz.
Veya Spotify'dan takip edip ve diğer platformlardan da takip edip destek verirseniz çok sevinirim.
Bir sonraki bölüme kadar kendinize çok iyi bakın.
Hep güzel tesadüfler sizi bulsun.
Görüşmek üzere.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
