
Bu bölümde, kendimizin iki versiyonunu masaya yatırıyoruz: geçmişteki “eski ben” ile bugün olduğumuz “yeni ben”.
Değişime direnç mi gösteriyoruz, yoksa dönüşümü kucaklamaya mı başladık? Hep birlikte bu bölümde bakalım!
Transkript
Merhabalar, Tesadüf Enoğlu Podcast'ine hoş geldiniz.
Ben Begüm. Bugün sizinle yeni başlangıçların psikolojisi üzerine konuşacağız.
Tabii ki böyle psikoloji yok.
Yani benim sadece sizinle konuşmak için bulduğum bir konuyu yine psikolojiyle harmanlıyorum.
Yoksa bize bunu okulda öğretmediler.
Bolca yine size kişisel referanslarımdan paylaşarak konuşacağım.
Yeni başlangıçlar yapabilmek için eski hallerle vedalaşmak gibi bir başlık düşündüm.
Biraz rahatsız etti, biraz da hoşuma gitti.
Sizin de yorumlarınızı merak ediyorum.
Şöyle bana dokunan bir nokta oldu, yenisi için eskiyle vedalaşmak.
Ki keza ben vedalardan hiç hoşlanmam arkadaşlar.
Sevmem. Hele eskiden 20'li yaşlarımdayken falan bir de İngiltere'deyken sürekli 3 ayda bir birileriyle vedalaşıyorum.
Çünkü 3 ayda bir okuldan eve geliyorum.
Bir ay İstanbul'dayım. Sonra dönüyorum.
Tekrar 3 ay okul falan. Böyle bir döngü var.
Tatillerimiz bir aydı bizim. Bir de yani 20'li yaşlar.
18'ler, 20'ler falan.
Zaten trajedi. Bir ay boyunca arkadaşımı göremeyeceğim falan.
Ağlamalar, zırlamalar. Her şey böyle dünyanın en önemli konusu.
Ve duygusallık zaten var.
Ya sevmem. O yüzden de hep böyle şey yapardım.
Tamam bay bay demiyoruz. Nasıl olsa görüşeceğiz tekrar.
Çünkü bay bay denmesi başladığında böyle iyice duygusallaşmaya başlıyorum.
Bizim son... işte veda partisinde okulda İngiltere'deyken bizim okulun böyle yarım amfi gibi bir meydanı vardı.
İşte orada oturulunur.
İşte ders aylarında hava güzelse senin işte bir 10 günü falan şansımız oluyordu.
Meydanda oturulur. Pub o meydanda.
İşte yemekhane orada. Yukarıda işte LCR dediğimiz Large Common Room ama aslında işte konserlerin, partilerin yapıldığı yer yukarıda falan.
Hepsinin ortasında böyle bir meydan var.
Ben Son şeyden sonra, partiden sonra akşam bir vakti gidip o meydanda hıçkıra hıçkıra ağlıyorum.
Yani sevmiyorum vedaları.
O yüzden de çoğu zaman yeniliklere adım atmakta zorluk çekiyorum.
Bu eskinin konforuna alışmış olmaktan mı kaynaklanıyor?
Yoksa veda demek bir şeyi bitirmek demek benim psikolojimde çok mu keskin bir noktaya dokunuyor?
İnanın bunu henüz bilmiyorum.
Hani araştırır mıyım onu da çok bilmiyorum.
Sadece hani bu her şeyde ıncık çıncık araştırmaya gerek duyulmuyor bazen.
İleriye doğru bakarak, yeniliklere doğru hareket ederek de bir sürü psikolojik rahatsızlığımızın, patoloji olmadığı sürece üstesinden gelebiliyoruz.
O yüzden bugün böyle bir düşündüm.
Yeni ben, eski ben.
Çok büyük değişiklik var.
Kendimde, benim de gözlemlediğim, arkadaşlarımın da gözlemlediği.
Ama hani iç aşağı kalbi aynı her zaman çok temizdir falan gibi bir nokta ayrı.
Ama onun dışında çok daha 20'lerim özellikle.
Çok daha dürtüsel, çok daha ne yapacağını bilememe, bocalama, işte görülmekle görülmemek arasında sıkışıp kalmak.
Çok bocaladım 20'li yaşlarımda.
Derler ya bugün cebimde bu parayı koy 20'li yaşlarıma gönder işte daha ne isterim falan.
Yok yani gerçekten üstüne para verseniz 20'li yaşlarıma dönmek istemem.
Ama 30'ları da keyifli yaşadığımı düşünüyorum.
Bu hep konuştuğumuz konu zaten.
Kendinin farkına varmak ve bu hayattan ne beklediğini, nasıl bir hayat yaşadığını netleştirmekle alakalı.
Ama bu kaos halinde geçen dediğim 20'li yaşlarıma baktığımda ise ne istediğimi de çok...
Bilmiyorum. Aslında biliyorum da birazcık daha dürtüsel yaklaşımımdan ve o gençliğin getirdiği o kanın deli akması, meraklı halim, deneyime meraklı halim birazcık da hırpalamış noktadaydı.
Tabii hayatın getirileri de, daha doğrusu dış uyaranlar diyeyim, birazcık böyle etkiledi, şey yaptı.
Ama neyse sonuçta hani şu anki geldiğim gelişim noktasından memnunum ve gelişmelerimin de devamını bekliyorum kendimden.
Ama bugün şey oldu, bu kone nereden?
aklıma geldi. Bir tane bir yerle işte iş için diye yazışı özledi.
Şimdi çok da detay vermek istemiyorum.
Dinliyorlarsa da ayıp olmasın.
Aman canım ayıp olmaz herhalde.
Güzel bir dokunuş yapacağım çünkü.
Şöyle yeni mezun yaşı 20'lerin başında bir arkadaş var.
İşte ben de orada eğitim vereceğim ve benle yazışmalarını o sürdürüyor.
Ya gerçekten hani kendimi Böyle hani cimcikliyesim geliyor bir noktadan sonra.
Begüm Hanım merhaba.
Sizinle daha önceki konuşmamıza istinaden yaptığımız bilmem ne bilmem neye zira bilmem ne bilmem ne.
Lakin zaten bu zira ve lakin işin içine girmişse anlıyorum ki hani orada kendini çok daha farklı göstermeye çalışan bir görülme ihtiyacı var.
Bazı kelimelere takığım kusura bakmayın.
Neyse yani böyle kendisinden bir soru soruyorum.
Hani şunu şunun parası ödenecek mi?
hani net bir soru.
Şöyle olduğundan dolayı böyle konuşulmuştu.
Şundan şöyle olduğu için bu böyle.
Ya arkadaşım şuna para ödüyor musunuz?
Ödemiyor musunuz? Net cevabım bu.
Hayır ikisi beraber ödüyor. Hah dedim ya.
Bunu istiyorum. Şimdi böyle bakınca da şunu düşündüm.
Daha çok küçük. Yolunun çok başında.
Nasıl bir hayali var acaba?
Tabi bu da mesleki deformasyon işinin içine girdi.
Nasıl bir kendisiyle ilgili iş hayali var ki kendisini bu kadar büyük ve önemli göstermeye çalışıyor?
Bugün Yani çok şükür hani ailevi çevreden dolayı da belki hani çok fazla işinde çok iyi insanları tanıyorum.
Kendi işi olsun, kurumsal iş olsun, hani farklı sektörler olsun.
Çok şükür hani büyüdüğüm çevreden kaynaklı.
Joy'la da güzel iyi iletişimlerim var.
Ve bugün bakıyorum ki başarılı iş hayatı gerçekten net olmaktan geçiyor arkadaşlar.
Şu şudur, bu budur.
Şu şöyle konuşuldu, bu böyle konuşuldu.
Baştan en sıkışıyoruz. Okey mi?
Okey. Tamam yolumuza devam.
Onu oradan uzat. Oradan o kelime dansını yap.
Buradan bunu söyle. Veya işte işe alım içinde stajyer aradığım oluyordu.
Lakin sizinle görüşemedik.
Ya abi sen 22 yaşındasın.
Lakine gerek yok burada.
Yani bir edebiyat yapmıyoruz.
Bir şey yapmıyoruz. Ve buradan genç arkadaşlarıma da sesleniyorum.
Çok... Dolandırmak cümleleri sizi daha bilgili göstermiyor.
Aksine çok dolandırdığınızda çok bir şey bilmediğiniz anlaşılıyor.
Bir bilgiyi, bildiğiniz bir konuyu 5 yaşındaki bir çocuğa anlatabilecek netlikteyseniz siz o konuya hakimsinizdir.
5 yaşındaki bir çocuk da sizin lakininiz, amanız, fakatiniz, ziranınıza çok fazla takılmayacaktır.
Daha doğrusu anlamayacaktır.
O yüzden net olmak çok önemli.
O yüzden ben şunu düşünüyorum eski hallerim yeni hallerim eski işte o 20'li yaşlarımda eğitim verirken ki böyle bir çözdüm ben ya bu psikoloji işiyle hani bugün de baktım da canım aslında hiçbir şey çözmemişsin ve daha
çözülecek çok fazla konu var noktasına geldiğimde diyorum ki hani bildiğini zannetmek cahillik daha öğrenecek çok şey olduğunu bilmekse bence birazcık doyum
getiren bir noktadan yaklaşıyoruz.
O yüzden hani Yenilik yapabilmek için, yeniyi bulabilmek için bazen kendi içinde bulunduğumuz doğru veya yanlış kalıplarımızı yıkmamız gerekiyor.
Yeni bir işe, yeni bir ilişkiye başlayabilmek için önceden oluşturduğumuz kalıplarımıza bir bakıp demek ki bu kalıplar bir işe yaramadı ki ben bugün yenilik yapma
ihtiyacı duyuyorum. O zaman gel bu kalıplarımı nasıl değiştirebilirim diye kendimizle hemhal olmak lazım.
Ben de arada böyle kelimeler kullanabiliyorum.
Kendi içinde kendini öldürmeden.
Yok benim takıntım zira ve lakine.
Niye bilmiyorum o iki kelimeye baya bir takım.
Neyse. O yüzden hani bugünkü kendini geliştirmek isteyen bütün kardeşlerime diyeyim.
Kendinizi geliştirirken nasıl bir iş hayatınız veya nasıl bir ilişkiniz olduğu konusunda netleşin.
Ve bunu gerçekleştirmiş insanların yollarıyla ilgili birazcık bir araştırmada bulunun.
Zannetmiyorum ki Steve Jobs birilerine bir şey anlatırken elini baştan tutarak veya elini kolunu nereye koyacağını bilemeyerek lakinler ziralarla anlatmıştır.
Net abicim telefon yapıyorum alır mısın?
İçinde şu şu şu özellik var.
Bu. Başarı... çok farklı noktalarda yatıyor ve başarıya ulaşabilmemiz için de eski ben, yeni ben kavramında bazen küçük oynamalar yapmamız gerekiyor.
Ha ben kendimi nasıl görüyorum diye soracak olursanız şu an aşırı başarılı gördüğüm bir noktada değilim.
Daha yapmak istediğim çok fazla şey var ve yapacak olduğum zamanın olduğu da çok fazla şey var.
Başarılı görmek ne demek kendini?
Onu da tam...
hani küçükleri masallar noktasından anlatamam bunu ama kendim açımdan düşündüğüm başarı kendime koyduğum hedefleri gerçekleştirmek diye özetleyebilirim.
Ama onun dışında eski ben halinde olsaydım bugünkü yaptığım başarılı olduğumu düşündüğüm birçok şeyi herhalde yapamazdım diye düşünüyorum.
Hangi noktadan yaklaştığıma baktığımızda o kadar hareketli, o kadar meraklı ve o kadar yerinde duramayan halimle bugünkü mesela işte terapistlik daha dinginlik isteyen bir şey.
Atıyorum kitap yazmak daha böyle bir oturup konsantre olmak gerektiren bir şey olduğu için o zamanki ruh halimle zorlanabilirdim.
Ama bu demek değil ki ben kendimin bütün parçalarından vazgeçtim.
Hala meraklıyım, hala maceracıyım.
Diğerinde bazen yani. Eskisi kadar olmasa da.
Halen dürtüsel olduğum noktalar var.
Sadece bugün yeni bendeki öğrendiğim şey dengeleme noktasında kendime karşı çok daha hassas davranıyorum.
Evet doğru kelime bu. Kendime daha hassas davranıyorum.
Ve bundan da şimdilik memnunum.
Allah dengemizi bozmasın arkadaşlar.
Bence en önemli şey o.
Dinlediğiniz için teşekkür ederim.
Eski ben yeni ben arasında karmaşalarınız varsa, gitgelleriniz varsa.
pskbegum özelden hesabından bana yazabilirsiniz.
Spotify'dan da beni takip eder, bildirimlerinizi açar, dinlediklerinizi beğenirseniz çok sevinirim.
Güzel tesadüfler sizi bulsun.
Kendinize çok iyi bakın.
Görüşmek üzere.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
