
Bu bölümde, aldatmanın psikolojisini konuşuyoruz.
İnsan neden aldatır? Sadakatsizliğin altında hangi duygusal ihtiyaçlar, korkular ya da tatminsizlikler yatar? Güven sarsıldığında ilişkide neler değişir, affetmek ya da affedememek ne anlama gelir?
Transkript
Merhabalar, Tesadüfen Oldu podcastine, hoş geldiniz.
Ben Begüm. Bu hafta ne konuşacağımı düşünürken birazcık şöyle baktım, ne yaptım, ne ettim, bu hafta neler anlatayım, hangi konular ilgi çekici olur diye.
Aslında birazcık kendi yaptıklarımdan bahsederek girmek istedim.
Bu hafta Emel Özur'un programına konuk olarak katıldım.
Program muhtemelen haftaya yayınlanır ama podcastler ve YouTube programları zamansız olduğu için istediğiniz zaman açıp dinleyebilirsiniz.
Konularda işte ne konuşalım diye konuşuyorduk.
Ben dedim ki ilişkilerden bahsedelim.
Hep size de anlattığım işte sistem nasıl işliyor, bu işleyen sistemde bize katkısını, bizim normalimizi bulmamız nasıl oluyor?
Hani ilişkilerden başlarız, sistem konuşuruz.
Sonra da şirketler ve şirketlerin sistemleri ve psikolojileri üzerinden devam ederiz diye bir kendi kafamda akış oluşturmuştum.
Ama işte işler öyle ilerlemiyor biliyorsunuz ki.
Gittim çok tatlı bir kadın.
Gerçekten Emel Hanım'ı zaten severek takip ediyordum.
Menajeri Tuğçe Hanım'la da beraber.
İkisini de çok sevdim ve yayın öncesinde de doyamayacağımız kadar keyifli sohbetler yaptık.
Sonra Emilem dedi ki aldatma hakkında ne düşünüyorsunuz?
Dedim ya hiç benim konum değildi aslında ama ne düşünmemi istersiniz dedim.
Hani neresinden girmek istiyorsunuz?
Size dedi aldatan mı daha çok geliyor aldatılan mı?
Daha doğrusu herhalde size daha çok aldatılanlar geliyordur dedi.
Yoo dedim aldatan da geliyor aldatılan da.
Ve böylece aslında konuşmayı aldatmayla açmaya başladık.
Ve sonrasında işte şükürdü, ilişkilerdi, size hep anlattığım sistem nasıl işliyor baya bir konuştuk.
En son iş hayatına.
Birazcık değindik ve kapattık.
Ve aldatmayı bugün birazcık daha işlemek isterim.
Sizlerle de işlemek isterim.
Aldatmanın psikolojisi var mı?
Nedir diye. Aslında tabii ki çoğu psikoloji konusunda olduğu gibi bunun da belli bir formülü yok.
Hani şöyle şöyle olursa aldatırsın, şöyle şöyle olursa aldatılırsın gibi bir noktadan yaklaşamam ki tarzım değil biliyorsunuz.
Ama aldatma belli bir şimdi farklı alanlara ayrılıyor.
heyecan merakı, o bitmeyen dopaminin peşinde koşma ihtiyacı olabiliyor.
Ya işte kendi ilişkisinde beklediğini bulamamak ama ayrılmanın cesaretini alamamak olabiliyor.
Veya programda da söyledim bunu, çok değişik bir şey.
Anne babası ayrı olan çocuklarda, anne ve baba arasında tercih yapmasını isteyen çocuklar aldatmaya daha yatkın oluyorlar.
Çünkü çocukları hayatı boyunca bir tercih yapması gerektiği sunuluyor.
Yani işte annen mi, baban mı, karın mı veya işte kocan mı, diğer dışarıdaki üçüncü kişi mi gibi tercih yaptığı noktada ne kadar rahatsız olsa da ne kadar hoşlanmasa
da bu durumda bildiği alan orası oluyor.
O yüzden işte hep ebeveynlerin ne kadar önemli olduğu konusuna değiniyoruz.
Hep size bu hani sistemin neden bu kadar önemli olduğundan bahsediyorum.
Çocuk çünkü algılamıyor.
Daha doğrusu şöyle onun önüne konuladı kendi doğrusu normali olması gerekeni olarak sunuyor.
Eğer onu tercih yapmak zorunda bırakırsak çocuk da diyor ki benim için tercih yapmak normal.
Hayatım tek düze giderken veya düzeninde giderken bile ben kendimi tercih yapmam gereken durumlara sokayım gibi noktadan yaklaşabiliyor.
Bu asla bizim kendi normal zihnimizde düşündüğümüz bir şey değil.
Bu tamamen bilinçaltımızdan bize yönetilen güdülerimiz olarak işliyor.
Ve aldatma ve aldatılma noktasında erkekler daha çok hani ya bir şeyler yaşadım da hani nasıl toparlarız bunu diye gelirken kadınlar daha çok ya
ben aldattım ama neden aldattım?
Hani bunun altındaki yatan sebep neydi?
Hayatımın hangi alanında daha doyum?
ihtiyacım var gibi çok daha derin inceledikleri bir noktadan yaklaşıyorlar.
Bunu da burada size de belirtmek istedim açıkçası.
Aldatmanın genel olarak haklarıyla şöyle bir araştırıp baktığımda çok araştırmayı sevmiyorum bu konuyu ama hani hep çekmeyelim kendimizi hem de gerçekten Tek bir formülü
olmadığı için her vakka kendi içerisinde araştırılmalı.
Ama şöyle bir literatür taraması yaptığımda sebepleri arasında işte duygusal açlık.
Hiç ilişkide görülmediğini, duyulmadığını, değer verilmediğini hisseden birinin bunu dışarıda araması ve dışarıda gördükçe aa ben de varım bu hayatta.
İşte benim de duygularım doyurulabiliyor gibi duygusal ihtiyaçlar olabiliyor.
Eksik kalan duygusal ihtiyaçlardan kaynaklanan dış aramaya girme hali.
Kimlik arayışı çok fazla ortada çıkmış araştırmalar içerisinde.
Bazı insanlar aldattığında aslında partnerini değil kendisini arıyor.
gibi bir mantık geliştirilmiş.
Hani ben kimim? Hala çekici miyim?
Bu hayattan ne istiyorum? Var mıyım?
Yok muyum? Yaşadığım hayat bana yeterli geliyor mu?
Doyurucu mu? Değil mi? Yani aslında kendisinin duygularından emin olmama halini dış uyaranlara bağlayarak ilerletiyor hayatını.
Yani işte ne bileyim evleniyor, çoluk çocuk yapılıyor falan ve hayat bir noktadan sonra daha yoğun ama tek düze bir noktaya gelebiliyor.
Bu noktada kişi kendisini ve ihtiyaçlarını bilmediği veya göz ardı ettiği için o dönemde ister istemez dışarıdan birisinin ya sen hala güzelsin, sen hala yakışıklısın,
hala iş becerebiliyorsun gibi şeyler söylemesine ihtiyaç duyabiliyor.
Ve bu da aslında kimlik arayışından kaynaklanan bir aldatma gibi geçebiliyor.
Üçüncü olarak diye baktığımızda literatüre kaçış.
Buna ben biraz kızıyorum.
Çünkü şimdi hikayesiyle anlatacağım.
Sorumluluk, yakınlık, yüzleşme.
Bazı insanlar ilişki içindeki gerçeklerinden kaçıyor.
Aldatma bir dışa kaçış kapısı gibi çalışıyor.
Ama aslında kendi gölgelerinden kaçıyor gibi yumuşatılmış.
Literatürde bu. Ama şöyle de bir şey var.
Çok yakınımda yaşadığım bir olay.
Çok çok sevdiğim bir arkadaşımın eşi.
Biz de çok erken tanıştık dedi.
Çok da uzun yıllar beraber geçirdik.
Bu arada hakikaten işte... liseden beri mi ne çıkıyorlardı evlendiler çocukları oldu ve bizim gözümüzde böyle örnek çiftlerdi hakikaten her yaptıkları ve birbirlerine olan sevgileri ve
düzenleri hepimizi özendiren bir ilişkiydi neyse gel zaman git zaman erkek tarafı iş yerinden başka bir kadınla yakınlaşmış iş yakınlaşmayı da geçmiş artık ilişki yaşamaya başlamışlar
filan ve kendisi işte söylediğine göre yakalanmak istediği için veya bilinç altında yakalanmak istediği için telefonunu ortada bırakıyor ve benim arkadaşım da kadın hisseder
noktasından yaklaşarak normalde karıştırmayacak olsa bile bir telefonla bakıyor karıştırıyor ve aralarındaki mesajlaşmaları yakalıyor.
Tabii ki çok sıkıntılı ve çok zor dönemler geçirdiler.
Çocuğa sorduğumda çocuk inkar etmedi.
Evet böyle bir şey var dedi.
Yok işte telefonumu ortada bırakmam belki de senin de bunu görüp anlamanı veya işte görmeni istedim gibi böyle bir Bana göre değişik bir noktadan yaklaştı.
Ve çocuğun savunması şuydu.
Çok erken biz bir ilişkiye başladık.
Çok erken anne baba olduk ve çok erken düzenimizi kurduk.
Ben bu kadar sorumluluğa hazır değilim.
Okey hadi eyvallah.
Bak psikolog gözüyle söylüyorum.
Hadi eyvallah. Sonra evlendiği kadın iş yerinden başka bir ilişkisi olan kadınla sonrasında gitti evlendi.
Kadının kendi çocuğundan daha büyük yaşta bir çocuğu var.
Aynı düzen aynı konseptin içinde buldu kendini.
O yüzden kaçış...
Nedeni bana birazcık daha bahane gibi geliyor aldatmalarda.
İşte çok fazla sorumluluk vardı kaçtım.
O zaman baştan hani buna hazır mısın'ı konuşabilirdiniz veya gerçekten kaçtığın veya o ilişkide olmak istemediğin noktaların daha dürüstçe masaya yatırılmasını daha sağlıklı buluyorum.
Yani sağlıklıdan başka çok daha fazla kelimeler de kullanabilirdim ama sağlıklı da kalayım.
Dördüncü olarak duygu düzenleme zayıflığı denmiş.
Bazıları sıkıntı, yalnızlık, stres veya boşluk hislerini dışarıdaki ilgiyle ilgili etmeye çalışıyor.
Bu bir davranış değil bir baş etme mekanizması.
Bu sürekli olarak dopamin bölümünde de işlediğimiz gibi aslında dışarıdan gelen aferinme ve dışarıdan gelen uyaranlara bağımlı kalmak gibi olabiliyor.
Buradaki konumuz daha çok şu, ben kendi duygularımı düzenleyemiyorum, benim duygularımı benim yerime birisi düzenlesin ve bana nasıl hissetmem gerektiğini söylesin.
Bu da bir nevi yine kendi duygularımızın sorumluluğundan kaçmak anlamına geliyor.
Fırsat ve zayıf sınırlar da literatürde beşinci adım olarak diye geçmiş.
Bazı ilişkide sorun olmayabilir.
Sınır koyma becerisi zayıflayabiliyor ilişkilerin.
Hayır demek de zorlanıp sürüklenip giderken de gidebilir deniyor.
Bu da aldatmanın sinsi yanı olarak diye geçmiş.
Yani evet sağlıklı sınır koyamamak, hayır diyememek de bir etken.
Ama bunun da ben yine kişinin...
kendisini bilmesi ve yaşamak istediği hayatı bilmesiyle çok paralel olduğunu düşünüyorum.
Çünkü yaşadığımız ilişkilerde, yaşadığımız hayatta bizim bir sorumluluğumuz var.
Bu sorumluluğumuz da o hayata sadık kalmak aslında.
Eğer o hayatı sürdürmek istemiyorsak da bunu...
eğrisi doğrusuyla konuşmak gibi.
Çünkü aldatma söz konusu olduğu zaman tek kişilik bir konudan konuşamayız.
Burada diğer karşıdaki kişinin de duyguları, hayatının süreci, hayatını yapılandırma şekli gibi durumlar oluyor.
Şimdi özellikle çocuklu ailelerde belli bir düzen de olduğu için çocuğun yetişmesiyle de ilgili hani aa işte bana çok fazla sorumluluk geldi bu ben gidiyorum gibi bir şeydense o çok fazla sorumluluk
geldi noktasında belki destek almak, yardım almak, arkadaşlarla paylaşmak ve psikologlarla tabii ki en sağlıklısı paylaşarak kişinin kendini bulması çok daha faydalı olacaktır.
Buna da çok fazla örnek var çevremde.
Daha çok tabii annemin arkadaş çevresinden çünkü yaş olarak dışarıda arama Aradığını bulamama, kendini bulma ve sonrasında ilişkilerini çok daha sağlıklı şekilde
devam ettirmek tabii uzun yıllarda alabiliyor.
Ama gözlemlediğim çoğu zamanda o dışarıdaki aranan şeyin aslında kişinin kendi içinde bulması gereken bir şeyler oldu.
İşte artık huzur mu, mutluluk mu konuştuk hep biliyorsunuz.
Huzurun tanımı ne onda, mutluluğun tanımı ne gibi noktalardan yaklaşıp kendi içindeki boşluğu tamamlarsa işte hiçbir şeyi arayış içinde...
olma halini isterse hayatının farklı yönlerine yönlendirerek o ihtiyacını giderebilir veya yine arayış içinde olma halini kendini aramak, kendi içinde aramak olarak ilişkisine daha az zarar vererek
ilerleyebilir. Suçlanacak veya parmak sallanılacak bir durum olduğunu düşünmüyorum.
Ama dediğim gibi altında yatan konunun kişinin kendi isteklerinin farkında olmadığını düşündüğüm için yine dönüp dolaşıp geliyoruz.
Kendimizi tanımaya, kendimizin isteklerini bilebilmeye.
Böyle hikayeleriniz varsa bu konuyla ilgili konuşmak isterseniz PSK Begüm Özel'den hesabından bana ulaşabilirsiniz.
Spotify'dan da takip eder, bildirimlerinizi açarsanız çok mutlu olurum.
Güzel tesadüflerin sizi bulması dileğiyle.
Kendinize çok iyi bakın. Bay bay.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
