
Bu bölümde aile geçmişimizin, yetiştiğimiz ortamın ve ebeveynlerimizle kurduğumuz ilişkilerin bugünkü romantik ilişkilerimizi nasıl şekillendirdiğini konuşuyoruz.
Transkript
Merhabalar, Tesadüfen Oldu podcastine hoş geldiniz.
Ben Begüm. Bugün ailelerimizin ilişkilerimiz üzerindeki etkisini konuşacağız.
Tabii ki bu bugünle sınırlı kalmayacak çünkü çok geniş bir konu ve aslında arkadaşlar hem yaşadığımız romantik ilişkilerden Hem iş hayatındaki ilişkilerimizde, hatta arkadaşlık ilişkilerimizde,
merhaba dediğimiz insanla bile olan ilişkimizde aslında ailemizin kokusunu, dokusunu taşıyoruz.
Ailemizde ne gördüysek, nasıl bir ilişki döngüsü, düzeni gördüysek biz de onu yansıtmaya meyilli oluyoruz.
Aslında güvenli alanımız o bildiğimiz davranış kalıbı oluyor.
Şimdi güvenli alan hep güzel bir şeymiş gibi gelse de aslında güvenli alan bildiğimiz alandır.
O yüzden bazen öfke güvenli alanımız olabiliyor.
Şimdi aile içerisindeki ilişkilere baktığımızda daha önce de söylediğim gibi öncelikle en önem verdiğimiz konu anne ile babanın ilişkisi ve bunun çocuğun üzerindeki etkileri.
Çünkü çocuğun ilk gördüğü romantik ilişki aslında anne ile babanınki oluyor.
Bu mesafeli bir ilişki ise veya çok mıç mıç bir ilişki ise çocuk da kendi yetişkinlik hayatındaki ilişkilerinde buna benzer şeyler yaşamayı.
Tercih ediyor diyeyim veya o alana doğru bir önceki podcast'ta da konuşmuştuk ya bildiğimiz alana doğru o ilişkileri çekmeye başlıyor.
Mesela aile içindeki anne figürü eğer çok uyumluysa çocuk da veya genellikle kız çocukları anneyi örnek alıyor.
İlişkilerinde daha uyumlu davranmaya çalışıyor.
Bazen tabii ister istemez böyle şey de yapabiliyoruz kız çocukları olarak.
Çocuk diyene bak yaşa.
Neyse ben hala kız çocuğu sayılırım.
Neyse işte ben annem gibi olmayacağım, ben annemin yaptıklarını yapmayacağım deyip aslında çok daha farklı bir noktadan hani kulağı tersten tutarak ama yine de kulağımızı göstererek kulağımızı tutarız.
O yüzden annem gibi olmayacağım dediğimiz zaman bile aslında onun davranışlarını göstermiş oluruz.
Hep annem bana dediği bir laf vardı.
Hem sinirimi bozuyor hem de bazen yer yer çok doğru.
Mesela bir şeye sinirlendiğimde veya çok anneannem tarzı davrandığında.
Anneanne aynı anneannem gibi oldun diyorum.
İyi bak sen de böyle olacaksın gibi.
Psikolojiyi yerle bir eden güzel çıkarımları olabiliyor annemin.
Bizim ailede mesela anne uyumlu değil, daha çok asi, atak ve aslında biraz da eril olan taraftı.
O yüzden ben de hayatımda çoğu zaman bu erilliğimi öne çıkartmayı çok denedim, çok çalıştım.
Birazcık dişiliğimi törpülemeye çalıştım.
Hani aman çok dişi olma, ne derler sonra sana falan gibi noktadan yaklaştım.
Ama tabii ki fıtratıma uymadığı için en son anneme şey demiştim.
Anneciğim ben senden artık ilişki tavsiyesi almayacağım.
Hiçbir ilişkimle ilgili de seninle konuşmayacağım.
Tıp. Yani bu konuyu konuşmayacağız.
Bu nedenle aşırı yakın bir ilişkimiz var.
Anlatıyorum biliyorsunuz.
İşte tavsiye almadıktan sonra evlendim.
Şaka bir anneme diyorum ki.
Hani bak gördün mü senden tavsiye almadım.
Yani seninle ilişki konuşmayı kestim ve evlendim.
Demek ki doğrusu böyleymiş.
Şaka bir yana hani onunki yanlış diye demiyorum.
Onunki de kendi hayatında kendini illa koruduğu bir noktalar var.
Ama herkesin doğrusu evladı bile olsa ona uymak zorunda değil.
Ama biz evlatlarda fark etmeden ilk başta anneyi babayı gözlemleyerek onların davranışlarını kopyalıyoruz.
O yüzden dinleyen ebeveynler varsa en önemli üzerinde durmak istediğim konu çocuğunuz dediğinizi yapmayacak, yaptığınızı yapacak.
O yüzden nasıl davranmasını istiyorsanız.
Çocuğunuzun nasıl ilişkiler yaşamasını istiyorsanız lütfen siz de o tarz ilişkiler yaşayın.
Diğer bir nokta Türkiye'de çok gördüğümüz yine coğrafi konumdan kaynaklı mesafeli baba konsepti var.
Hoş bu son yıllarda çok daha sıcak baba evlat ilişkileri görmeye başladım.
Çok da hoşuma gidiyor. Ama genelde aslında bizden önceki jenerasyonda nasıl diyeyim işte...
60, 50-60 doğumlular 1900'si.
50-60 doğumlularda.
Hani bir şey konsepti vardı ya.
Babalar çocuklarını uyurken sever.
Niye abi? Hani normalde dese sevdiğini söyle.
Aman çocuk şımarmasın.
Şımarsın. Çocuk sevgi şımarığı olsun.
Yani para şımarığı olmaktansa sevgi şımarığı olmasını ben tercih ederim açıkçası.
Çünkü sevgi şımarıklığı güzel bir şey.
Bolca sevgi istersin ve bolca sevgi verirsin.
Neyse mesafeli baba modellerinde de genellikle yapılan araştırmalara göre onların evlatları daha duygusal olarak erişilmesi zor partnerler seçiyormuş.
Bir önceki podcast'ta da konuşmuştuk hatırlarsanız neden hep aynı tarz insanları seçiyorum diye.
E bir bakın bakalım aile döngüleriniz nasıl ilerliyor?
Karşı cinsteki olan ebeveyninizle ilişkiniz nasıl?
Çünkü genelde ona benzer, onun davranışlarına benzer.
partnerler seçeriz.
O yüzden mesela kız çocuklarında mesafeli baba olduğu zaman seçtiği partnerler de genellikle mesafeli ve duygusal olarak işte sevgisini belli etmeyen bugünün tabiriyle hani nasıl diyeyim birazcık daha uzak
ghosting'e, gaslighting'e yatkın adamlar olabiliyor.
Çünkü gördüğümüz bu olduğu için yani görülen bu olduğu için Evlat da hani bu ghosting'i, gaslighting'i yaşadığı zaman ya seviyor da söyleyemiyor gibi saçma sapan bir dilemaya
inanıyor. Ama bu doğru değil arkadaşlar.
Bu babanızın davranışı kalıbı olabilir.
Babanızla annenizin ilişki dinamiği olabilir.
Ama bugünkü ilişki dinamiklerinde sevdiğimize ne yapıyoruz?
Söylüyoruz. Sevdiğimize iletişim kuruyoruz.
Ama konuya dönecek olursak babanın davranışları bizim coğrafyada birazcık daha mesafeli olarak algılanıyor.
Ama baktığımızda da hani zaten çocuk ilk başta anneyle iletişimi kuruyor.
Babayla daha çok konuşmaya başladığı zaman iletişim kurulmaya başlıyor.
Babalar birazcık benim gözlemlediğim kendilerinin çocukluğunun elinden gitmesine üzülüyorlar.
Ama bence herkesin çocuk kalma özgürlüğü var.
Çocuğunuza da çocuk kalabilirsiniz.
Zoraki bir disiplin vermeye çalışmaktansa onunla çocuk olup belli zamanlarda çocukluk anlarını paylaşabilmek bir ömür boyu ona hatırlayacağı anılar olarak bırakır.
Yani benim çok fazla anım daha doğrusu güzel anlatacağım anı benim babamla...
daha o da mesafeli, duygusal olarak mesafeli olmayı seçen, şımartmamayı seçen taraftaydı deyip yuvarlayayım geçeyim.
Üçüncü bir alanımızda ailede gördüğümüz ilişki modellerini kaotik ve öfkeli ev.
Bu işte çocuk... Yaptığına kızılır, aile devam sürekli birbirine kızgındır, bağırış, çağırış.
Anladınız mı? O yani girdiğiniz anda evden içeri o kaosu hissettiğiniz böyle koltuğun kenarına bile oturmaktan çekindiğiniz tarz evler vardır.
Bu evde büyüyen kişiler de genellikle dramadan beslenen insanlar olur.
Çünkü öfkeli ve kavga olan evlerde ne olur?
İşte kavga çıkar bir şekilde.
O kavganın barışması da genellikle birinin mağdur oynamasıyla olur.
Kurban kurtarıcıya gireceğiz.
Ama bir kişi mağduru oynadığı zaman, bu arada yani mağdur da olabilir gerçekten.
Hani çok sıkıntılı şeyler de görüyoruz, yaşıyoruz ama.
Onun dışında sırf kaostan beslenen bir evse diyelim, daha yumuşak alayım.
Mağdur oynandığı zaman ne oluyor?
Birisi mağdur olunduğu zaman ilgi onun üzerine doğru akmaya başlıyor.
Ve böylece aslında dramadan beslenen insanlar yaratılmaya başlanıyor.
Bu kişiler dramayı yaratır.
Daha sonrasında kendisine bu yarattığı dramadan dolayı mağdur gösterir.
Ve kendisini mağdur gösterdikten sonra da ilgiyi bütün üstüne toplayarak aslında sağlıklı bir iletişim kurarak kurabileceği.
İletişimi saygıyı ve sevgiyi drama yaratarak kazanmaya çalışır.
Bu her iki taraf için de çok zorlayıcı bir noktaya gelmiş demektir.
Yani arkadaşlar baktığımızda ilişkilerimiz işte neden yürüyor, neden yürümüyor, ne oluyor, nasıl yürüyor diye baktığımızda aslında kendi ebeveynlerimizle olan ilişkilere bakmak lazım.
Ha bu demek değil ki hani kaotik bir evde büyümüşüzdür veya zorlu ebeveyn ilişkilerimiz olmuştur.
Bu hep böyle devam edecek diye bir durum yok.
Her ne kadar kaygılı veya kaçıngan bağlanma geliştirmiş olsak da bilinçli farkındalık ve kendi seçtiğimiz yollarda ilk başta bu yollar biraz yabancı gelecek olsa da güvenli bağlanma kısmına
geçebiliriz. Güvenli bağlanma dediğimiz şey de sevebilirim ve sevilebilirimi özümsemek.
Hani inanmak demiyorum bunu gerçekten özümseyerek yaşadığımız zaman güvenle bağlanmış oluyoruz.
O yüzden aile ilişkilerimiz işte çocukluktan beri olan aile bağlarımızı incelediğimizde ilişkilerimiz olan yansımasına bakıyoruz.
Benim ailem ben kendimce çok incelemiştim, şey yapmıştım.
Mesela kaos olmamasına rağmen bizim ailede mağdurluk biraz sevilirdi.
Hani ay işte hastalandı, ay başım ağrıyor, çok kötü olmuş hemen ona ilgi gösterilsin.
Hani mağdur durumda olana bir daha fazla ilgi gösterilme durumu vardı.
Ve ben de gençlik yıllarımda hatırlıyorum böyle lisede falan arkadaşlarımla, hani sevgili mevgili yok o zamanlar, arkadaşlarımla bile ilişki...
kurarken. Baktım ilgi benim üzerimden gidiyor.
Hemen böyle bir hastalık.
Bir ay oram ağrıyor, buram ağrıyor.
İlgiyi çekmeye çalışmak.
Ha bugün bakıyorum hani hakikaten sızı gibi bir şey yani.
Aşırı sıkıntılı bir arkadaşlık döngüsü.
Ama işte gördüğümüzü tekrarlıyoruz.
Veya işte partner ilişkilerine geldiğimizde hani ben babayı çok rahat konumlandıramadığım için kendi hayatımda biraz bocalama ve ulaş duygusu olarak Uzak partnerler
seçmekten yanaydım ta ki işte kendi evime çıkıp kendimi bulup ve kendi seçimlerimde eh yeter be deyip ben bunu şu şekilde yaşamak istiyorum dediğimde daha rahat partner seçebildiğimi gözlemledim.
O yüzden bunların hiçbirisi için geç kalınmış değil.
Hep söylediğim gibi size.
Fark edin. Aile içindeki dinamikleri inceleyin.
Tabii şeye çok gülmüştüm.
Bir ara aile dizimine çok fazla gidiyordum ben.
Burada işte çözeceğiz bu bağları, bu dinamikleri.
Eninde sonunda halledeceğim ben bunu falan diye.
Bebeklik arkadaşım var Selen.
Selam olsun kendisine de dinliyor biliyorum.
Bir gün aradı ne yapıyorsun yine?
Aile dizimindeyim. Begümcüğüm biraz daha aile dizimi yaparsan sonra konu bana kadar gelecek farkında mısın?
Hadi bu döngüler çözülecekseler başka yolu yok.
Tabii ki çözülmüyor. Tabii ki öyle 3-5 aile dizimi seansı ile yeterli olmuyor.
Bu döngüleri görmek, fark etmek ve uyarlayabilmek bütün ömrümüzü aslında vereceğimiz bir şey oluyor.
Ama hani döngüleri fark ettikten sonra da sürekli bunun üzerinde durmayı da çok önermiyorum.
Aa benim döngüm şu şu şu.
Ben böyle bir evde büyüdüm.
İşte annemin dışarıya karşı davranışları böyleydi.
Babamın insanlara karşı davranışları böyleydi.
Ve ben bugün şu şu şekilde bir hayat yaşamayı seçiyorum diyerek aslında kendi ilişkilerimize kendimiz çok rahat yön verebiliyoruz.
Birçok danışanım var aslında bu tarz olan.
Şimdi tabii... Zaman gelişti, sosyal medya ve artık bir sürü şey eskiye nazaran çok daha rahat ulaşılabilir oldu.
Ama onların ebeveynlerin döneminde o kadar ulaşılabilir olmadığı için birazcık daha yoklukta büyümüş olan danışanlarım da bugün kendi seçimleriyle kendi istedikleri yere gelirken
ki bocalamalarını gözlemleyebiliyorum.
Bu bocalama da şu, tanıdık olmayan duygulara veya tanıdık olmayan ilişki kalıplarına girdikleri zaman gerçekten doğru mu'nun teyidini almak istiyorlar.
Tabii o noktada biz psikologlar olarak bayağı yardımcı oluyoruz.
Duygularını anlayıp, tanımlayıp, bazı tereddütlerinin çok doğal olduğunu göstererek.
O yüzden... Son toparlayacak olursam döngülerinize bakın ailenizdeki insanları bir inceleyin.
Dediğim gibi benim kadar çok incelemeseniz de olur.
Ben bir ara 82 sur yaşındaki anneanneme çıbanın başı sensin diye kadına işkence yapıyordum.
Bu arada hani aşırı ponçik aşırı hani çok iyi kalpli ama bu çok iyi kalpliliği birazcık manipülasyona da.
Yapmaya da manipüle edilmeye de açık bir kişilik kendisi.
Neyse baktığınızda çok saf hani küfretmeyi bile bilmeyen birisine.
Çıbanın başı sensin.
Sen işte herkesin her istediğini yaptığın için bugün ben de kendimle arkasında duramıyorum falan gibi.
Çıkarımlarda bulunduğum olmuştu.
Bu kadar ileri gitmeye gerek yok.
Bilin, fark edin ve kendi bilinçli seçimlerinizi yapın.
Hepinizi çok öpüyorum.
Kendi hikayelerinizi PSK Begüm Özel'den hesabından benimle paylaşabilirsiniz.
Ve podcastımı takip edip bildirimlerinizi açarsanız da bana çok güzel destek olmuş olursunuz.
Kendinize çok iyi bakın.
Güzel tesadüfler hep sizi bulsun.
Bay bay.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
