
ASPOVA, ÇIĞLIK SENFONİSİ 2, TÜRKÇE RAP MAFYALARIN ELİNDE Mİ, SPOTIFY LİSTELERİ | SUBCAST #3
23 Ağustos 2024 · 53 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
Merhaba sevgili Substreet takipçileri, Cihan Tanyel ve Can Öztaş moderatörlüğündeki Subcast'te bu hafta Aspova konuğumuzdu! Bu Podcast'te, Aspova ile birçok konu hakkında konuştuğumuz keyifli bir sohbet gerçekleştirdik. Aspova ile son yayınladığı albümü "Çığlık Senfonisi 2" den Türkçe Rap'in güncel durumu ve gidişatına kadar her konuyu konuştuk. Ve tabii ki, bu röportaj sadece bu konularla kalmadı.Aspova konserlerinde yaşadığı komik anılarla bizleri güldürürken aynı zamanda Türkçe Rap ile mafya babalarının ilişkilerinden, NKVT listesi dahil Spotify'ın birçok listesine değindik. Aspova ayrıca neden bir ekipte bulunmadığını; Patron'un PMC teklifini , Tepki'nin MOB teklifini, Şehinşah'ın Karma teklifi gibi teklifleri reddetme sebebinden ve neden hiçbir oluşuma dahil olmayıp tek başına ilerlediğinden bahsetti. Uzi'nin, Aspova'yı Instagram'da takipten çıkma sebebini, Motive'nin çok konuşulan Volkswagen Arena konserinden Pango'ya kadar birçok konuyu konuştuk. Görüşlerinizi yorumlar bölümünde bizimle paylaşmayı unutmayın. Kanalımıza abone olup bildirimleri açarsanız, yeni içeriklerimizden haberdar olabilirsiniz. @sub.street 'i sosyal medyada takip etmeyi unutmayın:
Instagram:sub.street
X.com substreetco TikTok: sub.street Websitemiz: https://substreet.co/ Discord sunucumuza katılmak için: discord İletişim: substreetiletisim@gmail.com
Transkript
Bugün Sapkest'in üçüncü bölümünde Aspova'yla beraberiz.
Rap desen rap değil, pop desen pop değil, ne bileyim R'n'B desen R'n'B değil, trap desen trap değil, drill desen drill değil, arabesk desen arabesk de değil.
Knockout listesi seni sadece bir sene, iki sene önüne eder.
Ondan sonra seni kimse hatırlamaz.
Allame'yi de biz öyle biliriz.
Bütün kendi şarkısını Mixmaster'ın dolu yapar.
Onunla olan şarkı da yine Aspova yapıyor.
Seninki ayrı bir şey.
Mafya babaları bakıyor artık bu sektöre.
Üzgünüm arkadaşlar. Yarısı da cenazeme gelmez zaten.
Onu ayarlarız yani. Onu ayarlarız.
Arşivinde mesela 200 şarkın var mıdır şu an?
Özgürlüğe düşkün. Öyleymiş Burcu'm.
Ama ben sana hapsolmuşum falan.
Ya biz Türkiye'de bir sektör var zannediyoruz.
Rap sektörü. Yok.
Müzik videolar çok... Eksik.
Evet. Para yok. Senaryo hiç yok.
Bombok. Performans yapıp duruyorsunuz.
Uzi sanırım. Her şarkı çıkarında kapak oluyor neredeyse ama...
Nakat listesinin adaletsizliğinden bahsediyor ki herkes de böyle olmalı bence.
Çünkü ortada bir adaletsizlik var.
Açın. Allah'ım akıl sağlığımı koru.
Birleşik. Birleşik.
Göz göre göre andı yıllarım.
O sütünü hala saklıyorum bu arada.
Uzi mi motive mi? Kont karımı şeyin şah mı?
Simiş senelerim.
Kadınlarla aramaya şimdi yenge kızmasın.
Çok güzel sinema yengen kızlar.
Duruşunuzu çok beğeniyorum. O yüzden yaptığınız şeye devam edin.
Timsah gibi yıkıl. Çok te...
Merhabalar.
Bugün Subcast'in 3.
bölümünde Aspuba ile beraberiz.
Aspuba hoş geldin. Hoş bulduk.
Substreet. Demin hiç trollememişiz gibi.
Şu an böyle... Yo ben seni daha çok trolleyeceğim.
Hadi bakalım. Neyse o zaman ciddi başlıyorum.
Aspuba ismi nereden geliyor?
Şaka şaka tamam. Böyle mi olacak gerçekten bu mu muhabbet?
Neden R&B? Neden R&B?
Böyle laps diye sorulara giriş.
Ben de laps diye cevap veririm.
Evet. Hayır. Tamam.
Başlayalım o zaman. Hayır. Tamam.
Katarsis programı gibi olmasını da çok istemiyorum ama.
Benimle bir kere yapacağın program katarsise hep yakın olacak.
Çünkü psikolojik bir adam olduğun için.
Anladın sen. O yüzden sorularına dikkat et.
Katarsis sunan kişi kimdi ya?
Onun mefretini almayalım.
İstanbul'da dinliyorum gözlerim kapalı.
Bağcılardan bahsetmeni isteyeceğim.
Çok bahsetmişsindir zaten ama.
Öncelikle hepinize selam.
İsmim Aspovalı.
Duyanlara. Neyse.
Bağcılardan bahsedecek.
Yok kahve içiyorum ne alkolü.
Ben sigara bile içmiyorum. Bıraktığım 3 ayları içmiyorum sigarayı.
Tebrikler. Gözlerimin altı mor bir diyorum ama işte Rida'da falan bir ilgisi yok.
Öyle zannediyor insanlar. Tamamen çalışmaktan, uykusuzluktan.
Bacılar yani işte welcome to cehennem.
Mesela senden nelerini aldı, neler verdi?
Şöyle beni ben yapan yer orası.
Yani makara mukara tamam eyvallah ama ciddi anlamda konuşacak olursam beni ben yapan yer orası.
Birincisi Ankara. Ankara'da...
Doğdum ve orada yaşadığım birkaç olay.
Ondan sonra zaten direkt çocukluğum bacılarda başladı.
Orada bitti. Yani çok şey kattı tabii.
Klasik rap şeyleri var ya.
Sokak gördük biz. Öyle değil.
Evet sokak çok gördüm. Hatta eve hiç gitmedik bile yani.
Ezan okunduğunda, akşam ezan okunduğunda eve çağırırlardı.
Biz eve çıkardık.
Akşam yine çıkardık. Salçalı ekmekler falan.
Tabii salçalı ekmekler.
Ya bunlar çocuklukta sadece bağcılara özgü değil.
Her yerde yaşanan şeyler. Ama bağcılara özgü nispeten olmasa da her sabah kalktığımda orada böyle yerde bayılan bir amca, bir dayı, bir kardeşimizi görüyordum.
Çok kardeşimi kaybettim.
Bir sürü arkadaşımın acısına şahit oldum.
Yani bunlar üzücü şeyler tabii.
Umarım şu an öyle değildir.
Şu an çok gitmiyorum bağcılara.
Tabii bütün çevrem yine kardeşlerim orada da.
Eskisi gibi olmadığını kendim görebiliyorum.
Umarım o dip kısmı hala öyle değildir, düzelmiştir yani.
Umarım ama çok düzelmemiş gibi ben geçen oradaydım.
Mesela sosyolojik olarak daha böyle refah bir yerde, mesela Nişantaşı'nda doğmuş olsaydın nasıl bir insan olurdun sence?
Evet bir ara öyle bir dedikodu vardı biliyor musun?
Benim Nişantaşı'nda babadan kalma evlerim falan varmış.
Yok böyle zenginmişim falan.
Keşke olsaydı lan. Yani olsaydı güzel olurmuş.
Nişantaşı'nda büyüseydim yine tabi oranın yedosu da farklı.
Orada da bir sürü pislik dolu.
Yani yaşıyor orada da insanlar.
Değişik şeyler yaşıyor ama bizimki kadar samimi ve gerçekten orası gibi olmayacağından eminim anladın mı?
Orada büyüseydim şu an ben ben olmazdım.
Yani senin belki dilinden anlamazdım anladın mı?
Belki çok daha cool bir herif olurdum.
Belki çok daha entelektüel bir herif olurdum.
Ama o adam olmak bana beni asboba yapar mıydı?
Ondan emin değilim. Yapmazdı ya bence.
Bence de yapmazdı.
O yüzden geçmişe odaklanıp şey demiyorum.
Keşke Nişantaşı'nda büyüseydim.
Keşke işte bebekte apartmanım olsaydı.
En üst katında stüdyom olsaydı falan demiyorum mesela.
Çünkü bana ne hamılık.
Ben böyle mutluyum yani.
Zamanında o insanlar da gelip bana şey diyordu mesela.
Ya siz hani diyor bağcılarda diyor böyle fosforlu adidaslarla falan geziyorsunuz diyor.
Onlar polisten rahat kaçabilmek için değil mi falan diye soranlar vardı.
Değildir bu arada değişik bir mantık.
Daha çok parlarsın amına koyayım.
Hayır bu sorunun saçmalığını söylüyorum ben sana.
Bunu etilerin göbeğindeki adamlar söylüyor anladın mı?
Hafiften müziğe girelim. Sonra yine cıvıtırız.
Sıkıntı yok. Çığlık Senfonisi 2'yi duyurdum.
O zaman ben 8 Aralık diyeyim şimdiden belli oldu da.
Dinleyenler de zaten yazarlar yorumlarını.
Nasıl bir gelişim oldu?
Bir anda açıkladın tarihi.
Nasıl hazırlandın? Ya şöyle aslında ben albümü geçen sene Kasım Aralık döneminde bitirmiştim.
Ama o albüm nasıl bir albüm?
20-25 şarkılık.
Tek part olan bir albümdü.
Ben dedim ki bu kadar fazla şarkıyı tek seferde yayınlamaya gerek yok.
İkiye bölelim. O yüzden Çılık Senfonisi diye ilk 10 şarkı herhalde.
Yayınladık. Geri kalan parçaları da hazır olmasına rağmen bir türlü yayınlayamadım.
Çünkü içime sinmeyen bir şeyler vardı.
Parçalar birbirinden kopuk.
Yani şöyle kopuk.
Canlı olarak farklılar.
Yine üstündeki lirikler, melodiler yine Aspova ses tonu.
Tarz olarak şarkı...
Mental olarak duygusal anlamda yine Aspova şarkısı.
Ama işte kimin de Jersey Club oluyor ki hani drill şarkı var, R&B şarkılar var falan böyle canlı olarak biraz karma karışık bir albüm olduğu için üzerinde biraz daha uğraştım.
Konsept bütünlüğü mü tam yoktu?
Konu bütünlüğü var sadece.
Konsept olarak böyle bir bütünlük var diyemezsin.
Ama baktığında anlattığım şeylere odaklanırsan, yazdığım şeylere odaklanırsan...
Bir konu bütünlüğü var.
Çünkü ben diri şarkıda da yine Aspova'yım.
İşte duygusal şarkıda da Aspova'yım.
Yine Aspova diliyle anlatıyorum her şeyi yani.
Sıkıcı olan. Kayıtta değilken...
Bu albüm sonrasından da bahsediyordun biraz ondan da istiyorsan bahsedebilirsin.
Şey yapacağız şimdi bu böyle az önce sıkıcı olan diye böyle bir nükte yaptım ya.
Mesela insanların şey düşündüğünü görüyorum.
Önceden Aspova daha şeydi daha eğlenceli daha çekici daha böyle sıkıcı şeylerden bahsetmiyordu.
Sıkıcı bir şeyden bahsederken de onu mesela eğlenceli anlatıyordu falan diye.
Bak nasıl evet öyleydi.
Rolex falan aklıma geldi şu an.
Bu Aspova'dan ben bir tık uzaklaştım.
Çünkü hem gördüğüm, yaşadığım şeyler hem de psikolojik olarak ben nasıl hissediyorsam öyle yazıyorum.
Sıkışık hissediyorum. Sıkıcı bir hayatım var.
Çok fazla şey düşünüyorum. Gerçekten çok fazla şey düşünüyorum.
Bu sadece hani müzik konusunda falan değil.
Bildiğin varlığı sorgulamaya kadar giden şeyler, felsefik şeyler.
Güncel prodüktörlerle çalışmayı çok istiyorum.
Pango'yla mesela örnek verdim.
Geçen gün konuştuk onunla.
Motiven'in konserindeyken denk geldik işte.
Merhabalaştık falan. Çok yetenekli buluyorum mesela.
Çalışmak tabii ki de isterim.
Benim sonuçta müziğimi tamam ben kendim yapabiliyorum.
Evet ama hani nereye kadar yapabiliyorum anladın mı?
Benim işim prodüktörlük değil ki.
Yani bakalım. Belki ya da olmaması gerekiyor.
Başka biri kendi bir şey kattığı zaman kendi kafasındaki bir dünyaya soktuğu zaman belki benim müziğim de çok başka yere evrilecek.
Evet. Yani bunu düşünebildiğim önceden böyle düşünmüyordum.
Önceden kendim yaptığım zaman içine kendim dokunduğum zaman en iyisini yapabileceğimi düşünüyordum.
Çünkü bu bireysel bir şey diye bakıyordum müzik.
Sonuçta benim kafamın içinden çıkıyor diye görüyordum.
Ama şu an öyle bakmıyorum yani.
O yüzden ona da dedim varsa dedim hani yapmak istediğin bir şeyler falan böyle bana uygun gönder.
Bakalım belki olur niye olmaz.
Yani neden olmaz? İsterse kendide.
Güzel olmuş. Oğlum Motive'nin konseri çok iyiydi ya.
Volkswagen aranır mıydı? Orada mıydınız?
Değildik yani. Keşke olsaydınız yani.
Tolga'ya da söyledim. Onu uzun zamandır da görmüyordum.
Motive'ye gerçekten böyle şey gibi Türkiye'de gerçek bir travesti kat izliyormuşum gibi izledim.
Abartmıyorum yani. Çok iyi bir konserdi.
Helal olsun. Sana helal olsun.
Üstteydiniz değil mi bu arada?
Balkon kısmındaydınız sanki.
Orası şey zaten VIP bölümü.
Yan tarafımızda hadiste falan vardı böyle.
Bayağı kalabalık da bir konserdi.
Bu demin dediğiniz muhabbet başkasına prodüktörlüğü devretme işi de senin için zordur biraz bugüne kadar.
Hep kendin yaptığın için. Hatta adam mesela Allame'yi de biz öyle biliriz.
Bütün kendi şarkısında.
Evet o da öyle. Onunla olan şarkı da yine Aspova yapıyor.
Seninki ayrı bir şey.
Ya orada biz şey yapmıyoruz hani ben Hamza abiye diyorum abi istersen sen yap da o da sağ olsun şeyi görüyor yani.
Ondan daha iyi yaptığımı görüyor anladın mı?
O yüzden salıyor bana.
Yok şaka bir yana. Benim stüdyodaysa ben yapıyorum.
Onun stüdyosundaysa o yapar ya.
Göcünmüyoruz öyle şeylere ya.
Şu an yayın için hazır olan kaç şarkın var?
Sayamam ki kanka. Arşivinde.
Mesela 200 şarkın var mıdır şu an?
Yayına hazır. Valla ben bir gün ölürsem inan bana bir 10 sene götürürsün beni.
Ölür. Yani yarın öleyim bir 10 sene benim hakkımda bir şey yayınlayabilirsin bilgisayarı kurcaladığında.
Öyle şeyler söylemeyelim de.
Niye? E bir gün öleceğim.
Şarkılarda da bundan bahsediyorum ben bu arada.
Korkmayın bu kadar ölümden yani.
Kendi ölümünden değil de sevdiğimiz insanların ölümünden korkarım.
Ben öldüğümde üzüleceğim tek şey benim gibi yaşayan bir efsaneden mahrum kalacak olmanız.
O yüzden başka bir şeye üzülmüyorum yani.
Yarısı da cenazeme gelmez zaten.
Onu ayarlarız ya.
Bir story falan atarız hemen gelirler.
Derin düşüncelere dalıyorum dedin.
Hayatı sorguluyorum dedin. Sence dalmıyor gibi miyim?
Dalıyor gibisin. Senin evinde de bize bir mangal şov yapmıştın.
O gün çok derin sohbetlere de dalmıştık.
Orada burçlarla ilgili de bayağı konuşmuştum.
Astrolojiye inanıyorsun.
Sadece astroloji değil.
Ya inanmak değil aslında. Ben astroloji dediğin şeyin ne olduğunu araştırıyorum hala.
Tam olarak böyle bir şeye körü körüne inanmıyorum mesela.
Ama bir sürü konuda bir sürü fikrim var.
Beynim böyle fırıldak gibi ne bileyim Enoch'un kitabını düşünüyor.
İşte tasavvufa sardım.
Tasavvuf da 9 sayısından falan.
Her şeyi araştırıyorum saçma sapan.
Ve hepsi bir yerde birleşmeye başlıyor böyle.
Ben de bunu sorguladım.
Burçlar falan da hani bir insanı mesela tanıyorum tamam mı?
Benim işim o. Ben bir şarkıyı yazarken sana yazıyorsam ya da o kıza yazıyorsam şarkıyı.
O insanı tanımam gerekiyor.
İnsan tanıdıkça fark ettim ki herkes birbirine benziyor bir şekilde yani.
Sen birine benziyorsun.
Senle tanışıyorum.
Sen kafamda başka birini çağrıştırıyorsun.
Ama böyle küçük ufak tefek noktalarda.
Bunun dedim burçla bir alakası olabilir mi acaba?
Baktım burçları sormaya başladım.
Harbiden tutuyor. Sen şu burcu musun diyorum.
Evet diyor. Çok iyi kodluyorsun bir de kafanda ya.
Direkt benzettiğin kişiyle uyumlarını falan.
Burçunu bilmeyenlerin hepsini de söyleyelim.
Yaydı değil mi? Lanet olası yaymış.
Bana da demişti hatta.
Yalan değil bu arada. Yaymışsın demişti.
Sen yay mı Burcu muydun?
Hepimizinkini bildin ki. Benimkini de bildin.
Kaan'ınkini de bildin. Yarım saat muhabbet edeyim.
Bazı şeylerden anlayabiliyorum.
Ya da en azından bir çıkarım yapabiliyorum.
Baktığında Burçlar çok müthiş gerekli bir şey mi?
Hayır abi. Kendi Burcu'mda da zaten şey yazıyor.
Özgürlüğe düşkün. Öyleymiş Burcu'm.
Ama ben sana alps olmuşum.
Şarkı sözlerini yazıyorum sadece.
İşim onda yarıyor yani. Mangal şov yaptığın gün beni köpek ısırdı.
Nasıl yani? Ben orada yalnızdım arkadaşlar.
Arkadaşlar orada yalnızdım.
Seni köpek mi ısırdı?
Hangi köpek? Sitede.
Isırdı bayağı. Bayağı ısırdı.
Ve ben topallayarak taksiye bindim.
Oğlum beni niye aramıyorsun?
Sen ondan kuduz gibi davranıyorsun.
Oğlum bir şey mi şu olur Allah korusun.
Ya şey ama oradaki köpekler çok saldırgan hayvanlar değildi.
Sen bir şey taş maş mı attın?
Yok. Sokak hayvanlarına çok saygılıyım.
Biraz saygımı kaybetmiş olabilirim.
Çünkü bana zarar verdiler.
Yusuf olmuş olabilir misin saygıdan?
6-7 tanesi üstüme koşunca.
Bak canını ısırdılar. Hiç fark etmedik biz ısırıldığını.
Çünkü böyle...
Sonra zombiye mi dönüşmeye başladı bir anda?
Çok köpürmeye başladı. Saldırgan gelmediler yani ama böyle...
Havlıyorlar da falan. Garip oluyor öyle sokak hayvanlarıyla ilgili.
Neyse geçmiş olsun. Ben sandım uzay sana bir şey yaptı da hayatta yapmaz.
Uzayın hiç öyle bir... Uzayla aram iyi.
Uzayla herkesin arası iyi genelde.
Uzay çok kötü. Yavşak bir hayvan.
Albüm güzel gelecek. Hepinizin yorumunu da bekliyorum.
Normal düzgün bir eleştiri yapabilir mi birileri?
Ben de eleştiri duymak istiyorum artık.
Yani çok kısıtlı bir sektör gibi gelmeye başladı bana.
Eleştiri yapan kimsemiz yok.
Yapalım. Herkes öyle bir eleştiriyor ki yerin dibine sokmak için eleştiriyor böyle.
Yani eleştirmeyecek bir şey yoksa da hiç konuşmuyor.
Övmek diye bir şey de yok. İleriki bölümde soracaktım.
Bir tane kötü yorum aldım seninle ilgili.
Onu okuyayım istiyorsan. Okusana ya ne olur.
Bak her gittiğim röportajda insanlar şey diyor.
Senin hakkında kötü bir şey bulamıyorsun.
Evet ben de zor buldum. Bu ne amık falan yazanlar var.
O tarz saçma yorumlar almadım. Ben öyle bir şey değil.
Eleştiri istiyorum gerçekten. Bu da eleştiri.
Kendimi açıklama fırsatım olur.
Ekşi sözlükten attım.
Hatta entri sahibini de söyleyeyim.
Şimdilik kaydıyla budur.
Nikli. Bir kişinin entirisi.
Kanka kusura bakma. Takılalım gel moda sahilinde.
İki bira bir tekile bir de sen diye şarkı sözü duyunca.
Bunu biliyorum. Sevgilinin kezban olduğunu, senin de varoş olduğunu düşünüyorum.
Ayrıca yok rüzgar esecek, eteğin açılacak falan.
Liseden mezun ol artık.
Ne diyorsun bu eleştiriye?
Olmuyor mu buna koyayım? Varoşum evet.
Eleştiri kabul edemeyen.
Yok hayır abi ben kabul ediyorum ki.
Ben zaten varoşta büyüdüm yani.
İstanbul şarkısına ait.
Yok şarkılarımda da var ki.
Varoş dediğin yerler asıl şehirlerdir diyorum yani.
Sen varoşun ne demek olduğunu bilmiyorsan onu bir hakaret kalıbı olarak kullanıyorsan mesela.
Lümpen sensin yani o zaman.
Varoş benim ama sen lümpen ol.
Köylüsün. Ben değilim arkadaşlar. Köylü demiyorum bak.
Köylüsün demiyorum. Köylü çünkü...
Müthiş bir mertebe bence.
Harika. Hatta şu an köylü olan kimse yok Türkiye'de keşke olsa.
Milletin efendisidir. Evet.
Ama sen lümpensin yani o zaman.
Varoş bence güzel bir şey.
Ama sevgililerim, Kezban sevgililerim oldu bu arada doğru.
O şarkıyı sevgilime yazdığımı düşünüyorsa evet.
Eleştirilecek ne var? Ya çok şey var bence.
İşte çok şey var bence diyorsun ya.
Ne oğlum bunlar bana onları söyle.
Sayabilirim hemen. Say. Müzik videolar çok eksik.
Evet para yok. Senaryo hiç yok.
Bombok performans yapıp duruyorsunuz.
Arkadaşlar lütfen.
Nerede performans derken?
Sahnede mi? Yok yani direkt düz.
Performans klibi oluyor yani.
Bütün gençlere sallıyorsun sen herhalde.
Yok genel olarak konuşuyor ama çok doğru konuşuyor.
Sadece benimle alakalı bir durum değil bu.
Ama ben kendi üstümü alınarak konuşacağım.
Klip bütçeleri çok fazla.
Ve şu an eskisine oranla o kadar para kazanmıyorum ben.
Hayatımı devam ettirebileceğim kadar para kazanabiliyorum.
Tabii ki de işimi ayıracağım bir miktar para var.
Onu klip çekmeye ve diğer şeylere harcıyoruz ama.
Bu arada lafım sana değil diyor.
Yok yok ben fark etmez. Ben üstüme zaten bunları konuşmaya geldim.
Bunları anlatmam lazım yani.
Yönetmenler saçma sapan fiyatlar söylüyorlar.
Ama normal her şeyin fiyatı arttı.
Saygı gösteriyoruz ona da.
Baktığında ülkede büyük bir yönetmen açığı da var.
Harikada bizim yönetmenlerimiz gülümsüyor şu an.
Ben sinema mezunuyum.
Ben zaten o sektördeki şu an olan biten çoğu şeyi biliyorum.
Yani kendim de zamanında klip çekip kendim kurgularım zaten.
Zamanında ben de yaptım. Ama şu an çok da mümkün değil.
Hatta müzik şirketleri bile artık şey diyor yani.
Baba sen ver bize single'ı.
Al parayı ama klip çekme.
E ne yapayım parayla?
Klip çekme git diyor TikTok'a yatır diyor mesela.
Reklam yap PR yap diyor mesela.
Şirket bir majör label bile senden bunu beklemiyor ki klip izlenmiyor ki artık yani.
Ben hala şunu savunuyorum.
Klip bir sanatçının imajıdır.
Onu gerçekten dinleyiciye gösterecek şey kliptir.
Bunu savunuyorum ama pratik aşamasında zorluk çekiyoruz yani.
Bir de ben yönetmenlerle...
Sözünü kestim özür dilerim de.
Yönetmenler de genelde kısa film çekme yönüne doğru kaymış.
Artık kimse rap klibi çekmek istemiyor.
Ne bekliyorsun ki yani?
Ne bekliyordum daha doğrusu?
Çünkü rapçilerin taleplerinden dolayı mı acaba?
Taleplerinden ve ceplerindeki paradan dolayı.
Biz Türkiye'de bir sektör var zannediyoruz.
Rap sektörü. Yok.
Öyle bir şey yok. Biz de kullanıyoruz o cümleyi ama.
Çok üzgünüm. Yok. Hani şey böyle bir piyasa oluştu.
Artık bir sektör haline geldi.
İnsana para kazanıyor falan filan diye görünüyor ya.
Hayır böyle bir sektör olamaz.
Şu an böyle geminin içindeymişiz gibi bir Titanic ama Titanic o yani.
Batıyoruz ve batacağız.
Filmin sonuna sarın battığımızı görün.
Bu şu an çok saçma ve tehlikeli yerlere gidiyor.
Değiştirmemiz için de gerçekten hepimizin...
Bunun farkında olup buna uygun bir şeyler yapmamız lazım.
Çünkü mafya babaları artık sektörü eline aldı yani.
Mafya babaları bakıyor artık bu sektöre.
Üzgünüm arkadaşlar. Doğru.
Duyuyoruz öyle şeyler. Şimdi zaten sen bunları dedin hani kazanıyoruz, batıyoruz falan.
Gelecek yorumlar belli. O zaman şunlar bunlar nasıl kazanıyor?
Şu markalarda şu arabaya nasıl biniyorlar şeklinde.
Bunlarla niye ölçülsün ki ben de BMW'ye biniyorum.
Ama bir mafya babası benim reklamımı PR'ımı karşılamadı anladın mı?
Ya da o insanlarla.
Kesinlikle yadırgamıyorum bu arada.
Olabilir adamın parası vardır.
Müziğe yatırmak istiyordur.
Kesinlikle kara para atlıyorlar falan gibi bir şey söylemek istemiyorum.
Çünkü görmedim şahit olmadım.
Kimsenin günahını almayayım.
Ama bariz şahit olduğum şeylerden yola çıkarak.
söylüyorum bunları. Spotify Knockout mesela.
Abi o listeyi açtığın zaman şu an anlarsın zaten az çok ne olduğunu.
Yani o listeyi önceden çoğu kimse bak bunu bilmiyor.
Knockout'un eski adı Türkçe Rap'ti.
Türkçe Rap listesi bizim şarkılarımızla bizim derken hani bizim gerçekten hip hop'la Büyümüş hiphopla iç içe olan insanların gerçekten rap yapıyor dediğim değil.
Rap, gerçek rap diye bir şey var ya, ondan bahsetmiyorum.
İsim olarak, jenerasyon olarak seçilen isimler vardı ve o isimler o listeyi büyüttüler.
Milyon takipçi oldu.
Sonra bir buçuk milyon oldu.
Yani liste çok büyüdü.
Türkiye'nin en büyük listelerinden biri haline geldi.
Sanırım ikinci en büyük liste.
Diğeri Türkçe pop sanırım. Bu böyle olduktan sonra bu listeyi sahiplenen bazı insanlar oldu.
Ve o listeyi sahiplendikten sonra artık o dinlenmeler arttığı için oradaki gücü aldılar.
Gücü arkalarına alıp bu sefer bize para kazandırması gereken liste bizden para ister oldu.
Anladın mı? Bunu söylediğim için çok üzgünüm.
Yani bunu böyle belki konuştuğum için insanlar taşa tutacak beni.
Belki bunu söylediğim için günah keçisi yine ben olacağım.
Belki bunu söylediğim için çocuk oraya yorum atacak.
Bak listeye giremiyor.
Yine listeye laf ediyor.
Listeye giremeyen herkes listeye laf ediyor bu arada.
Bu doğru. Ama benim mevzum böyle bir şey değil.
Ben girmesem de sorun değil. Ben yine başka bir listede yine kapak oluyorum bir şekilde.
Sen girsen de laf edersin. Girmesem de sorun değil benim için.
Girsem de laf edebilirim bu arada.
Çünkü olan biteni görüyorum.
Ben böyle bir şeyin içinde olmak istemiyorum.
Kimse de bizden olmak istemiyor bu arada.
Böyle bir şeyin içinde.
Bu çok kötü bir durum yani. Yapanlar da var mesela Uzi sanırım her şarkı çıkarında kapak oluyor neredeyse ama nakat listesinin adaletsizliğinden bahsediyor ki herkes de böyle olmalı bence çünkü ortada bir adaletsizlik
var. Ya şimdi bak şöyle dinleniyorsan ki Uzi dinlenen bir sanatçı artık dinlendiği için listeye giriyor olabilir bu hani şey demek değil.
Rüşvet veriyorlar sürekli para harcıyorlar da listeye girmek için gibi bir durum söz konusu değil.
Çok dinleniyorsan alıyor zaten ama mesela bu şekilde olan bir sanatçı bile.
top 1'de, top 5'te olan bir sanatçı bile bu listenin durumundan yakınıyorsa burada bir sorun var demektir yani.
Sonumuz ayrı olsun yani.
Hani listeyle bitecek bir durum da değil bu.
Bir tane liste bir sektörü nasıl elinde tutabilir?
Bu gücü nereden buluyorsun?
O asıl sorun burada işte yani.
Biraz ülkedeki sanırım şirketler de o listeyle paralel gidince...
O konuda hiç konuşmuyorum.
Sonra benle çalışmıyorlar. Takipten falan çıkıyorlar beni.
Ne bileyim arkamdan konuşuyorlar.
Bizi de çıkabiliyorlar. Baya şirketleri, yapımcıları, tepelerindeki insanlar.
Bizi de takip ediyorlar. Beni gostluyorlar.
Görmezden geliyorlar falan böyle.
Türkçe rap ismi... Ben anlamıyorum zannediyor da.
Neyse. Türkçe rap ismi Nakavata döndüğünde baya büyük bir reklam çalışması da yapmışlardı.
Bütün billboardlarda falan Nakavat listesi, Türkçe rapin listesi falan diyorlardı.
Hiç böyle bir şey olacağını tahmin etmiş miydin?
Sadece ismin değil başka şeylerin de değişeceğini tahmin etmiş miydin?
Böyle olacağını tam olarak böyle olacağını görmüştüm.
Bütün çevreme de bundan bahsettim yani.
Bunun böyle olacağı 2-2-4.
Şimdi sorsan savunma olarak şeylerler.
Ya dünyadaki müzik değişiyor.
Tamam dünyadaki müzik değişiyor.
Ama o adamlar belli başlı çerçeveler içinde özlerini koparmadan değişti.
değiştirmeden devam edip sadece güncelliyorlar müziği.
Bizdeki de değişiyor.
Bizdekine bir bakıyorsun rap desen rap değil.
Pop desen pop değil. Ne bileyim R&B desen R&B değil.
Trap desen trap değil. Drill desen drill değil.
Arabesk desen arabesk de değil.
Ne oğlum bizimki? Karmanço şey mercimek çorbası mı bu?
Tarana mı yapıyoruz yani? Hani belli başlı canralar olur mesela ona uygun liste çıkartırsın.
Oradan yayınlarsın.
Alıcısı neyse o kadar büyür.
Türkçe drill diye bir şey niye yok mesela Spotify'da?
Madem drill şarkılar Bir ara full popülerdi.
Knockout'ta hep onlar kapak olacaktı.
O zaman Türkçe Drill diye bir şey açsaydınız.
Oradan yayınlasaydınız. O zaman niye R&B, Hip Hop'un, Rap'in bir parçası iken ben R&B müzik yapıyorum, Trap Soul yapıyorum dediğimde liste açıldı.
Ritim diye bir liste açıldı.
Onun da nasıl açtıklarını biliyor musun?
Yok. Ben Instagram'a artık Türkçe R&B diye bir liste olması gerekmiyor mu diye fake bir şey attım.
Post attım böyle. Liste kapağı yaptım kendimi falan.
O listeye koyduğum tüm şarkıları alıp Ritim diye bir liste oluşturdu Spotify.
Ben o listeni takip ediyordum hatta.
Güzel listeydi. O listeyi şu an Spotify kendi yapmış gibi liste olarak yürütüyor mesela.
Sonra başka başka listeler de çıkarttılar.
Pop T diye bir liste var mesela.
Chill Flow var bildiğim kadarıyla.
Bu isimler tamam da hangi canlıları koyuyorsun?
Buraya neye göre karar veriyorsun?
Adam orada şarkıyı gönderirken bir canra giriyor tamam mı?
Bu diyor Türkçe rap'tir, bu diyor işte drill'dir diyor, bu diyor afrodur, bu R&B'dir.
Orada yazıyor zaten. Ona göre adam ne yapmak istiyorsa, neye karar verdiyse sen ona göre listeye koysana.
Diyelim ki ben Allame'yim.
Çok iyi flow yapıyorum.
Hayvan gibi ses tonum var.
Sert pat pat pat pat silah, tamahçineli gibi rap yapıyorum.
Ama kendimi drill yapmak zorunda hissediyorum.
Neden beni bu kalıbın içine sokuyorsun mesela?
Ben bu kalıba girmek zorunda değilim.
Ya da ben Kezzo'yum mesela.
Sana çok güzel şeyler anlatabilirim.
Çok güzel şekilde de anlatabilirim.
Çok iyi flow da yaparak anlatabilirim.
Ama beni niye o boom bap'teki özgürlüğümden alıp da trap kalıplarına sokup beni güncellemek adı altında benim kendim müziğimden ödüm vermek zorunda bırakıyorsun ki?
Ya da ben kendimden yola çıkayım.
Ben neden her canrayı albüme koymak zorunda hissediyorum?
Alıcısı var, onun da var, onun da var, onun da var diye.
Yani bu ticari bir kaygı.
O apayrı bir şey.
Bunun olması çok üzücü.
Çok doğru konuştun bence ve bu siz gibi sanatçıların bile üretkenliğini ve kalitesini bir yerde kısıtlayan bir şey.
Hatta daha genç olan sanatçıların durum daha kötü.
Çünkü işte bize de çok fazla geliyor.
Bir şarkı yapıyorlar. İşte knockout'a gireceğim.
O knockout tarzı oluşturmuşlar kafalarında ya da işte Türkçe chill flow'a gireceğim ona uygun şarkı yapıyorlar.
Bu yaratıcılıklarını köreltiyor bir noktada yani genç sanatçılarında.
Dostum knockout listesi seni sadece bir sene iki sene ünlü eder.
Ondan sonra seni kimse hatırlamaz.
Aynen öyle. Seni birilerinin hatırlamasını istiyorsan sen de bazı şeyleri unutma.
Sen de aklındaki düşünceleri güncelle.
Gündelik hayata değil genele odaklan.
Yazdığın, yaptığın şeyin belki ileride çocuklarına kalacağını düşün.
Dede öğütleri gibi geliyor olabilir sana ama yaşın biraz büyüdüğünde beni çok iyi anlayacaksın.
Çılık senfonisini dinle zaten anlarsın.
Yani ben genelde böyle şeylerden bahsettim.
Derin şeyler düşünüyorum dediğim şeyler bunlar değil tabii ki ama bu girizgahı gibi düşün.
Kariyerinin en başından beri hiçbir ekibe işte çeteye falan bir birlikte değildin değil mi?
Yalnız sen beni düzelt hani bir şirkete, gruba değildin.
Ama seni hep işte ne bileyim PMC ile bir ara yakın gördük, MOB ile bir ara yakındın.
Ya dostum. Şeyin şatla yakındın, atıyla allameli yakındın.
Ben bunu çok ama hep kendin yürüdün bir yerde.
Ben bunu çok takdir ediyorum çünkü ben müzisyen olsam ben de...
O şekilde davranırdım.
Bu herkesle iyi geçiniyor şeklinde bir eleştiri olabilir.
Çünkü sen yeri geldiğinde lafını kimseden de esirgemeyen birisin.
Ve kendi başına yürümeyi de bence seviyorsun.
Bunu neye bağlıyorsun? Hep bir söz vardır ya taraf seçmeyen ortada kalır diye.
Biz iki kavgalı taraf varsa hiçbirinin tarafını tutmuyoruz.
Hangi taraftansın diye sorarsan biz kendi tarafımızdayız her zaman.
Gidip de Bir yere çeteye dahil olup onlarla beraber genk olmak güzel bir şey.
Okey. Mantıklı. Güç bu sonuç olarak onlarla beraber olduğunda kendini daha özgüvenli hissediyorsan bu senin için iyi bir şey.
Yanında dost bulursun, arkadaş bulursun.
Belki biri bir işini görüyordur.
O yüzden yanındasındır.
Bunları bilemezsin tabii.
Ama bizim ihtiyacımız yok.
Biz her şeyi zaten kendimiz yapabiliyoruz.
İş konusunda değil. Bizim olayımız samimiyet aga.
Bize birisi gelip de Biz canavar değiliz insan yemiyoruz yani.
Arayıp da sorup da nasılsın iyi misin hadi mangal yapalım dediği zaman bizim kapımız sonuna kadar açık.
Kim olduğunun da önemi yok.
Dedikodu peşinde değiliz.
Kim kimle ne yaşıyor hiçbirinden haberimiz bile olmaz bizim.
Olur ama susarız yani. Bizim umurumuzda değil çünkü bize dokunmadığı sürece ucu hiçbir zaman şey demem yani.
Aa işte şu şunla kavga etmiş.
Ben şimdi bununla görüşürsem o bana küser darılır.
Yani bu mevzu bana çok saçma geliyor.
Bunu bizim piyasada, sektörde özellikle bir sürü insan yapıyor.
Abi ben saçma sapan insanlarla saçma sapan bir yerde denk geliyorum diye adam beni takipten çıkmamalı mesela.
Profesyonellikten çok uzak bir kere ya bu.
Yok profesyonellik olarak değil de.
Bu çok duygusal bir bakış açısı.
Bu dediğin kim mesela?
Uzi. Uzi benim takipten çıktı.
Nedenini bilmiyorum ama. Hani benim storimde benim mesaj da yazdım.
Neden çıktın takipten diye.
Storimde yanımda gördüğü insanlar hayatında görmek istemedi insanlarmış.
Benimle ilgisi yokmuş. O yüzden takipten çıkmış görmek istemediği için.
Saygılar bu arada hiç sorun değil.
Bu mevzuda ben insanım amına koyayım.
Her yerde denk gelebilirim insanlara.
Biriyle tanışabilirim.
Onunla sohbet muhabbet edebilirim.
Paylaşım yapıyor olmam onun müthiş yakın kankası olduğum anlamına gelmiyor ki.
Bazen de business'tır mesela.
Şarkı yaparsın biriyle dersin ki lan bu şarkıyı ben şimdi yapıyorum stüdyoda.
İkinci verse'ü boş diyorum ki buna kim gider?
Açıyorum piyasayı bakıyorum şu ses tonu bu okey.
Bu BPM'lerde böyle şeyler yapıyor flow'u analiz ediyorum.
Diyorum ki tamam şey inşa yapar mesela salmıyor.
Böyle böyle çalışıyorum ben.
Tutup da insanları şeylerine göre seçmiyorum ki.
Yaşadığı habitat'a göre seçmiyorum anladın mı?
Bu Kadıköy'den şu şuradan falan değil abi.
Ben müzik adamıyım o ***.
Bana kimse beni bir tarafa çekmeye çalışmasın.
Ben senelerdir söylüyorum aga.
Bana MOB'den teklif geldiğinde de söyledin.
Zamanında PMC tekrar toplandığında Ege abi de patron da bana söyledi.
Gel dedi. Abi dedim yüksek müsaadenle ben dedim tek başıma nereye kadar gidebileceğim görmek istiyorum yani.
Bana kapıların sonuna kadar açık biliyorum.
Ama bırak beni bir kendim göreyim ne yapabileceğimi.
Belki bir, belki iki, belki beş sene sonra göreceğim ebeveynkini tersten.
Bilemezsin onu. Ama şu an hepsi benim abim, kardeşim, arkadaşım.
Ben hepsiyle aynı şekilde muhabbet edebilirim oturduğumda.
Bir de beni tanımıyor çoğu.
Beni ismen tanıyorlar ama bir kere gelip benim halime hatırımı sorup da kardeşim ne yapıyorsun sen bu evde?
Bir kere gelip misafirim olmadı çoğu.
Ya herkes benden bekliyor ki haklılar ben de demiyorum çoğu zaman kusura da bakmasınlar aklımıza gelmiyor doğal ama yani madem bu tarzda davranacaksın bu tarzda sert çıkışlar göstereceksin ya da eleştireceksin
ya da arkamdan başka yerlerde başka şeyler söyleyeceksin o zaman önce beni ara önce beni ara bana yaz de ki bak böyle böyle bir durum var niye yaptın bunu ben de sana açıklama yapayım
kardeşim vallahi öyle bir niyetim yoktu benim amacım bu bu bu böyle böyle oldu böyle böyle oldu.
Bitsin gitsin konu kapansın değil mi?
Normali budur. Göz göre göre yandı yıllarım.
Sesim kılsın. Bir resim geldi de gönlümde.
Gönlümde. Gönlümde.
Hadi. Bir ara verdik arkadaşlar böyle girdik.
Gonca. Aynen ufak bir ara verdik arkadaşlar.
Şimdi tekrardan devam ediyoruz.
Devam etmeden önce bir şey söylemek istiyorum.
Dün Furkan arkadaşımızın doğum günüydü.
Ona da böyle güzel bir alkış alalım.
İyi ki doğdun Furkan.
İyi ki doğdun Furkan.
Yaş kaç oldu Reis? 27.
Ölüme bir sene daha yaklaştım.
Moral bozan adam. Güzel.
Yaşlanıyoruz ya. Naber?
İyidir senden naber?
Yaşlanıyorum. Senden naber?
Benden de iyilik. Sen de yaşlanıyor musun?
Yaşlanıyorum. Görmüyor musun? Görmüyor musun?
Ruhum zevkli oldu artık.
Evet. Ara verdik.
Direkt girelim. Hamam Sessions'a konuk oldun.
Ömer Çelik yapıyor.
Onun da canımızdır. Selam olsun.
Ömer kral çocuk. Senin orada bir kestin yayınlandı.
Kur'an okuduğun.
O inanılmaz etkileşim aldı sosyal medyada.
Nasıl ortaya çıktı o? Bro ya orada biz bir live canlı performansı o.
Ben de hani ilk defa öyle boş bir hamama giriyorum.
Baktım akustik falan güzel böyle.
Sesi açayım derken başladım okumaya bir anda.
Normalde ben evde de böyle sesi kontrol etmek için.
Hani neyi nereden çıkartıyorum, hangi notalarda rahatım, ne kadar açık sesim onu test edebilmem için kendimde.
Böyle ufak ufak yükselte yükselte yükselte yükselte birkaç defa okurum.
Bazı şarkıları okurum. Ne bileyim işte o sureyi okurum mesela ezbere biliyorum diye o da.
O da ona denk geldi.
Gittim diğer tarafa odaya.
Herkesin içinde de değilim.
Arkamı döndüm. Kapattım gözümü.
Başladım okumaya. Canlı performans çekiyoruz.
Aslında sesini nasıl açıyor diye bekliyorduk.
Böyleymiş yani. Ondan
sonra... Yani işte birkaç kere tekrar edince herhalde çekti o da.
Geldi tekrardan bir döndüm.
Aa Ömer çekiyor. Gülüyorum zaten orada.
Bir anda böyle dumur oluyorum falan.
Sonra baktık hoş bir video.
Hani ne çekinecek neyimiz var ki yani.
Okuyamaz mıyım abi? Okuyabilirim bence.
O yüzden yayınladık.
Bir anda 2 milyon falan olur yazıda.
Etkilendim ben de yani. Senin konuk olduğun bölüm yayınlanmadı.
Orada ne söylemiştin? Sanığı yaptık.
Ama şu an bilmiyorum ne durumda.
Ömer. Yayınla.
Kurguyu bitir. Eskimiz senelere şu an ne durumda?
Kaç milyon? 70 milyon Spotify'a gelmek üzere sanırım.
Sanki 20 sene sonra da dinlenecekmiş gibi hissediyorum o şarkıyı.
Çünkü eskimeyecek anladın mı?
Zamansız bence. Evet zamansız.
Eskimiz senelere dediğin için hep ilerlediğinde hep eskiyecek seneler var.
Ölene kadar seneler eskiyor anladın mı?
Değil mi reis? Doğum gününmüş sen iyi bilirsin.
O şarkıyı hep ileride de dinleyecekler gibi hissediyorum.
Bakalım ne olacak. Kült oldu o.
Gelirken de dinledik. Tek sorun şarkıyı herkes biliyor.
Beni kimse tanımıyor. Yok ya sen bence onu da yine şu an yeni isimler var.
Biz bile tanımıyoruz yani ama şarkılarını biliyoruz falan.
O daha sıkıntı bence. Sen yine bence kendini yine tanıttın.
O kadar olsun bir zahmet.
Kaç senedir yapıyoruz bu işi.
Ama bahsettiğim o değil.
Türkiye'de bir ünlülük var tamam mı?
Ünlülük. Şimdi ben çıkıp bir kafede istediğim gibi kahve içemiyorum.
Okey. Bunda hemfikiriz.
Ama bu ünlülük mü? Hayır bu popülerlik.
O kafeye gitmek için evden çıkıp arabaya binip kafeye kadar işte ya da metro ya da bir şey otobüs falanlar fistanlar bir şekilde oraya gitmekten bahsediyorum.
Oraya gidemiyorsan o zaman ünlüsün.
Güzel bir şey. Anladın mı?
Ben gidebiliyorum.
Gidiyorum tanıyan insanlarla fotoğraf çekiliyoruz.
Devam ediyorum işime. Devam edemiyorsam o zaman ünlüyüm demek oluyor.
Böyle bir algı var.
O yüzden şu an kendimi müthiş ünlüyüm falan demiyorum.
Böyle tasvip etmiyorum.
Hiç böyle başına gelen komik bir an var mı?
Dışarı mesela kahve içmeye çıktığında karşılaştığın birisiyle falan.
Ya olmaz mı? Komik mi bilmiyorum da bir sürü anı var öyle.
Seni bir de lafını kestim.
Kadın dinleyicilerinde çok fazla.
Bu zaten biliniyor. Kadınlarla aramayınca yenge kızmasın.
Niye kızsın ki oğlum?
Yenge bunu kabullendiği için yengem zaten.
Yine de değişik bir anın var mı bununla ilgili?
Konferde olabilir. Bir gün konser kulisindeyiz.
Şehri söylemeyeceğim. Çünkü çoğu şehirde böyle şeyler oluyor.
Bir tane kız kulise girdi.
Konserde değil ama kız. Konserin olduğunu, bittiğini duyuyor ve kulise geliyor.
Sonra bizim oturduğumuz koltukta ve yanımda kız arkadaşım oturuyor.
Bu tarafta arkadaşlarım oturuyor.
Ortada boşluk var. Kız geldi.
Hiçbir şey demedi. Herkes ona bakıyor.
Oraya oturdu. Merhaba falan dedi.
Sen kimsin falan diyorum.
Kız bir anda şey dedi.
Buranın aftarında bana gitmiyor muyuz?
Lan dedim bu nasıl özgüver?
Demedim de içimden diyorum.
Aslı'ya baktım böyle. Çocuklara bakıyorum.
Bizim çocuklar evet falan yapıyorlar.
Ben böyle kaldım. Ne diyeceğimi bilemedim bir anda.
Ondan sonra kıza dönüp şöyle yaptım.
Bir saniye dedim. Kız arkadaşıma sormam lazım.
Ondan sonra Aslı dedim.
Ne yapayım? Valla ben haberim yok tanımıyorum.
Açıklama yapıyorum böyle kısı kısı.
Sonra böyle kıza döndüm. Kız yok.
Gitti. Kız arkadaşı mevzusu yapınca kız gitti bir anda.
Böyle komikti yani. Sonradan çok güldük.
Sütyen geldi bir ara sahneye.
A$AP Rocky'e sütyenler geliyor.
Bana da bir sütyen gelme vakası var.
İstanbul'da mıydı o? Evet İstanbul'daydı.
Böyle donlar sütyenler havada uçuşuyor yani oluyor bazen.
Konserlerin çok enerjik oluyor ya.
Ne? Valla 85 diye duydum da ben 85B diye biliyorum öyle bir şey yokmuş ama sonradan.
Dediler bana 85B diye bir numara yok ama.
Nasıl ya? Ama büyük yani anladın mı?
O süt yeni hala saklıyorum bu arada.
Gerçekten o süt yeni saklıyorum ve o süt yan benim hayatımda büyük bir değişimin sebebi.
Duracak o. Şey vardı işte.
Erkekler bilmiyorsunuz işte numaralar sırt ölçüsü harfler asıl.
Çok da umurumdaydı ben onu.
Anladın mı? Meme işte yani.
Aynen. Böyle bir durum var.
Başka çok olay var ya.
Bir tane çocuk beni barmen zannetmişti konserde.
Benden bira istemişti.
Ben de çocuğu hiç kırmamak için barın önündeydim o sırada.
Gittim bira aldım çocuğa verdim.
Sonra 15 dakika sonra sahnede çıktı.
Sahnede beni görünce çocuk konser sonu gelip o da bana bira aldı abi özür dilerim dedi.
Çok iyi. Böyle şeyler yaşadım yani.
Oluyor. Buna girmişken o zaman celebrity crush'ını sorayım.
Küçükken hoşlandığın, aşık olduğun...
Kanka ben bu terimleri bilmiyorum.
Ben bu terimleri çok bilmiyorum.
Ben o konuda çok cahilim.
Boomer mesela ne? Mesela ne?
Anladın mı? Celebrity crush işte...
Türkçe konuş!
Küçükken aşık olduğun böyle...
Vardır ya senin Asuman Krause olabilir.
Benim çok vardı oğlum. Asuman Krause'ye bayılırdım.
O kadın görünce wow derdim mesela.
Ece Erken vardı. Ece Erken yani.
Ondan sonra...
Oğlum patlatma beni işte.
Var bir şeyler yani. Hala var bu arada da.
Yengen Kızar. Çok güzel Sinema Yengen Kızar.
Hangi şarkıydı o ya?
Bilmiyorum. Kimin bilmiyorum.
Kafamda kalmış. Eleştirilecek.
Konulardan devam edelim mi yoksa biraz enerji mi?
Eleştirilecek bir şey benim hakkımdaysa devam edelim.
Çünkü eleştiri deyince ben böyle bütün piyasayı eleştiriyor gibi bir havaya bürünüyorum.
O da çok hoş bir şey değil yani.
Anladım. Benim eleştirebileceğim nokta ne olabilir?
Konserlerden düşünüyorum şimdi.
Ben konserlerini çok seviyorum.
Teşekkür ederim. Çok iyi oluyor.
Mesela kız arkadaşımla geldiğimde de ona da buradan selam olsun.
Seni seviyorum. Ya bu kadar anımcı olmayın ya.
Neyse yağ çekildi devam.
Bunu atacağım hemen o kez.
Biraz daha işi sahne şovuna döndürme niyetin var mı?
Evet. Ya o konuda ben çok eksiklik görüyorum.
Kendi sahnemde de, diğer insanların sahnelerinde de.
Biz hala o geçmişten kalma alışkanlıklarla sahne yapmaya çalışıyoruz.
Yapıyoruz da. Ama benim isteğim hiçbir zaman bu yönde olmadı.
Ben her zaman sahnenin gerçekten tiyatral olması veya işte bir şovun bir parçası olması, şarkı söylemek değil sadece.
Oraya gelen insanın kendini başka bir dünyada hissetmesini sağlamak istiyordum.
Ama bunları şu anlık sadece şarkılarımla yapabiliyorum.
Çünkü o sahne düzeni, işte ışıklar, Motive'nin konserindeki gibi mesela alevler patlıyor falan, puf puf bir şeyler oluyor, oradan bir şeyler çıkıyor, dansçılar geliyor, cimicip böyle çekiyor,
görüntüler, arkada led var, bambaşka bir ortam orası.
Konser yani, o bildiğin gerçek bir konser izliyorsun orada.
Bunu yapmayı gerçekten çok istiyorum.
Ama bunlar çok büyük masraflar ve gerçekten uğraş isteyen şeyler.
Bir gün imkanım olursa tabii yapmak isterim yani.
Hatta amacım bu öyle söyleyeyim.
Biz de çok isteriz ya. Çünkü bunlar olduğu zaman zaten sen yurt dışına...
Kapını aralamış oluyorsun.
Oradan böyle bir bakıyorsun yani.
Biz böyle sahne yapıyoruz.
Yurt dışından biri izlediğinde de o imajı ona verdiğin zaman tiki atabilirsin oraya.
Konserler çok etkili oluyor ya.
Yurt dışında özellikle çok önem taşıyor yani konserler.
Bizde de yavaş yavaş gelişmeye başladı.
Umarız devamı gelir. Duydun...
En saçma iltifat neydi böyle aklına geliyor mu?
Ellerin çok güzel. Bakıyorum hemen.
Buydu. Ellerim çok güzelmiş.
Öyle düşünüyormuş ablamız.
Ellerime yükseliyordu.
Şey mimiklerim, jestlerim, ellerimi kullanış şekline falan tutulmuştu.
El fetişi diye bir şey var mı?
Var sanırım. Bana iki haftada bir, haftada bir elinin fotoğrafını atar mısın?
El nude atıyordum oğlum ben bildim.
El, elimi çekip atıyordum.
Bu çok komik geliyordu bana ama böyle bir şey varmış yani.
Elimi mi? Yok be abi.
Artı 18 şeylere girme.
Bak gösterdim zaten ya.
Şu kadar yeter. Bak şimdi bak.
Bunu böyle gösterirsem seksist olur anladın mı?
Şöyle gösterip estetik bir şekilde bırakmam lazım.
Sıfır bıçağı alın arkadaşlar.
Yavaşlatın. Evet bana da iltifat geldi.
Sana da mı geldi? Seninkiler de şey bu arada.
Nazik böyle hani. Okey yani.
Onlar da olur. El övdükten de sonra.
Ama komik dedi. En garip iltifat dedi.
O mu bu mu sorularımız var.
O mu bu mu? Klasiktir.
Messi mi Ronaldo mu abi?
Kesinlikle Messi. Net bu kadar.
Rihanna mı? Beyoncé mu?
Rihanna. Lebron James mi?
Michael Jordan mu abi? Kesinlikle Jordan.
Şaşırtık. Topak mı?
Biggie mi? İkisini ayıramam.
İkisini de dövmesi lazım. Supak burada.
Bigi arkasında. İkisi de şeydir yani.
Benim için. Güzel.
Best. Onları... Bana böyle sorular sormayın.
Bu şey gibi yani. Matrix'te kırmızı ap mı mavi ap mı gibi bir şey.
Hayır. Yeşil amınak. Nasıl öleceğini bilmek mi?
Ne zaman öleceğini bilmek mi?
Wow. Sanırım nasıl öleceğimi bilmek.
Çünkü ne zaman öleceğimi bilseydim ki bunu düşünüyorum bu arada ben bazen.
Ne zaman öleceğimi bilseydim...
Nasıl olurdu hayatım diye.
Muhtemelen nasıl öleceğimi bilmek daha cazip gelir.
Bir daha hiç trafiğe takılmamak mı?
Bir daha hiç üşümemek mi? Bir daha hiç trafiğe takılmamak.
Doğru. Senin evin uzakta zaten.
Benim hayatım...
Ben araba kullanmayı çok seviyorum.
Ama araban var ve kullanamıyorum.
Düşsene. Gitmiyor. Bu arada son şarkın arabada çok iyi gidiyor.
Açın. Allah'ım akıl sağlığımı koru.
Birleşik. Birleşik.
Amin. Ya o şarkıyı ben arabada mastering yaptım.
Öyle düşün. Şarkıyı mastering çıkartıyorum.
Arabaya iniyorum. Bakıyorum notları alıyorum.
Dinliyorum. Çıkıyorum. Tekrar revize ediyorum.
Bir daha iniyorum. Yine not alıyorum.
5 kere in çık in çık yaparak yaptım.
Ve arabada Arman Kardon var.
Orada çalsın diye yapılmış bir şarkı.
Mastering yani. Şaşırdım buna bak.
O yüzden bak o yorumu verdi ama.
İyi çalıyor diye. Arabada çok iyi çalıyor çünkü şarkı.
Bizde Arman Kardon yok ama inşallah olur.
Uzi mi? Motive mi? Motive.
Kontkar mı? Şeyinşah mı? Net şeyinşah.
Ya baktığında Kontkar'ın trap'i de bence iyi.
Kötü değil. Hani kendi canlısında bence iyi bir şey yapıyor.
Der ne kadar ben açıp dinlemesem.
Bana hitap etmiyor. Ben anlattığı şeyleri samimi de bulmuyorum.
Ama genel totalde bence müzik konusunda şey inşa.
Orhan Gencebay mı, Müslüm Gürses mi, Ferdi Tayfur mu?
Net Orhan Gencebay ya.
Ben çünkü o benim özel bu arada.
Ben Orhan Gencebay'ı özellikle seviyorum.
Babadan kalma. Yani Müslüm Baba falan hepsini dinlerdim.
Tabii Ferdi Tayfur'u hepsini dinliyorduk ama...
Orhan Gencebay'ın kaseti falan vardı bizim.
Evde sürekli baba tarafından maruz bırakıldığım bir müzikti o.
O yüzden benim eski E39'u biliyorsun arabayı.
Ona ses sistemi yaptığımda ben bağcılara falan giderken böyle camları açıp o eski ses sistemlerinde son sesi Orhan Gencebay açıp semte öyle girerim falan.
Hala açar dinlerim yani.
Hala yapıyorum onu. Semtçilik kazanacak.
Lord of the Rings mi Harry Potter mı?
Lord of the Rings. Tartışmaz aslında.
Bu arada ondan da bahsedelim arkadaşlar.
Bizim Bir konseptimiz daha var.
İsmet Timsah avı. Timsah Aspava oluyor.
Birazdan avlayacağız seni.
Zor sorularla sıkıştıracağız.
Zorlanacaksın bu arada. Bana asla zor soru zorlamaz.
Buradaki challenge'da 4 veya 5 soru soracağız.
O konseptimizde de pas hakkı kazanmış olacaksın bu soruları bilirsen.
Bilirsem. Ya da cevaplarsan diyeyim daha doğrusu.
Ya da isteğimizi yerine getirirsen.
Baba gönder fark etmez.
Her türlü diyorsun. Hepsini alırım diyorsun.
Cevaplamak istemediğimde ne oluyor bunları?
Orada pasak kazanamıyorsun o videoda.
İzleyenler zaten anlayacak. Oradaki soru da hee onlar özel çalışırmış.
Buradaki de oğlum siz var ya gönder hadi.
Bir su içeyim de bir dakika. Su içmen gerekecek bu şeyde zaten.
Bak bu kadar iddialı konuşma.
Benim ne kadar patavatsız biri olacağını bilmiyorsun benim.
Düet teklifini reddeden biri oldu mu?
Olduysa kim? Ben şu an Eda Gül'ün üstünde çalışıyorum.
Single yapamam gibisinden. En son onunla böyle bir şey yaşandı.
Susamam şarkısında bulunduğuna hiç pişman oldun mu?
Bazı yerlerden banyo yemişim galiba.
Susamam da bu diye. Düet yapılan şarkılara söz satmışlığım var yani.
Çocukluğum böyle hani bekaret kaybeder gibi çocukluğumu kaybettim.
Sevmediğin 3 tane rapçi sayar mısın?
3 tane fazla sayarım.
Sevmiyorum. Sadece müzik olarak değil karakter olarak da sevmiyorum.
Şöyle bir challenge'ımız var şimdi.
Eskimiz seneleri veya başka bir şarkı istediğin kendi şarkını yani nameli bir şekilde türkü okuyormuş gibi okur musun?
Oğlum eskim senelere türkü gibi anladım zaten.
Tamam o zaman onu okur musun? Türk sanat müziği gibi be ya.
Allah Allah. Onun bir denemesini yaptık bu arada.
Açayım mı bir? Aç bakayım.
Bir örnek varsa ona göre kim okudu lan sen mi?
Mahmut okudu. Ekipte herkes var.
Bizim ekibin yetenek seviyesi.
Bunu gerçekten yapabilirim.
Yapmayı da çok istiyorum. Ama dün iyileşti sesim.
Sürekli sesim kısılacak diye korkuyorum.
O yüzden şu an yapmak istemedim.
Albüm sürecindesin.
Daha kaydetmem gereken birkaç verse var.
Sesimin iyileşmesi lazım. O yüzden riske atmak istemiyorum.
Yoksa sana dediğim gibi gospel de okurum.
MBA 304 makamında da okurum yani.
Bizim ekiple beraber biliyorsun SubStreet analizleriyle ünlüdür.
Analiz yaptık biraz.
2016 yılından itibaren Aspova başlıklı.
Sence kaç feat şarkı yayınlamışsındır?
Kaç feat şarkı yayınlamışımdır?
Ortalama bir rakam mı söyleyeyim?
Kişi sayısı önemli mi yoksa düet şarkı sayısı mı önemli?
Mesela patronuna iki featin var örnek veriyorum.
Onu biz bir saymadık.
İki saydık. Şarkı bazında.
Sadece senin profilinde bu arada.
Beş tane. İkinci albüme on bir.
On iki. Üçüncü albümde on yedi.
Dört tane oradan yirmi bir.
Ondan sonra yirmi iki.
Son albümde de.
İçeride Bayan Niyazi. 25, 30 falan.
Bu arada doğru bilmiş gibi. 38 feet.
38 mi? 8 tane belki şeydir yani.
Doğru sayalım. Ama şeyi saymadım.
Benim düet verdiğim şarkıları saymadım.
Onlardır o 8 tane. Ben kendi katalogumdakiler saydım.
Aynen kendi profilindeki. Şu anda anlık olarak Spotify'da aylık dinleyicin kaçtır?
Valla en son baktığımda 920'lerde falandı.
Dün galiba 1 milyonu gördü.
Şu an 1 milyon falandır.
Doğru tamam. Evet tam 1 milyon.
Harbisi mi? Tam 1 milyon. Yani 1 milyon küsur.
1 milyon 9. Milyonu geçtik 70.
defa ama. Ama o istikrarı koruyabiliyorsun sürekli.
Böyle 800 bin, 1 milyon için. Kanka benim olayım o zaten.
Ben aylık dinleyici arttırmak için herhangi bir çabaya girmeme gerek yok.
Beni sağ olsunlar, sevenler, dinlemek isteyen insanlar dönem dönem.
Benim şarkılarıma ihtiyaç duyuyorlar.
Yaşantı devam ettikçe sen yaşadıkça başından bir şeyler geçtikçe o şarkılara daha çok anlam verip döneceksin.
Bak ben mesela neden Sagopa diyorum biliyor musun?
Kids albümünü, Kötü İnsanları Tanıma Senesi albümünü ben iki sene önce anladım.
Yıllardır dinliyorum. İki sene önce şarkıları dinlerken anladım.
Oha dedim. Burada bunu mu anlatıyordu gerçekten?
Çünkü yaşamadan gerçekten anlayamıyorsun.
Evet. Yaş faktörü de var.
Tabii. Ya şantını ilerledikçe anlaşılacak o şarkılar yani.
Aynen öyle. İki pas hakkı kazandın şu an.
Son bir tane daha var onu da şey yapalım.
Senin genelde albümlerinde belli sayıda bir şarkı oluyor.
Bazı albümlerin hariç.
O sayıyı soruyoruz sana.
Genelde 4 tane 5 tane albümde o kadar sayıda şarkı var.
Ya 10'dur ya 11'dir.
10 doğru. Yani ya 10'dur ya 11'dir.
O bir tane şarkıda albüm çıkmaya yakın hazırlanmıştır.
Hadi bunu da itekleyelim şarkıyı koyalım.
Genelde hep 10 yapıyorsun. Çok ilginç çünkü.
10 şarkı. O benim için fixtir.
Challenge bölümü bitti. 3 tane pasak kazandı Aspova.
Timsah bu bölümünde. İzleyebilirsiniz.
Bu arada beğenip abone olursanız.
Sen de söylersen bu arada.
Biz beceremiyoruz bu işleri.
Abone olun oğlum işte. Abone olun oğlum.
Arkadaşlar bu arada yorumlarda da geldi daha önceki yayınladığımız bölümlerden dolayı.
bizim canla buraya oturmamız konusunda konuğu sandalyeye mi oturtuyorsunuz falan şeklinde eleştiriler geldi.
Birazcık hani biz moderatör olarak hani iki kişi olduğumuzdan dolayı soruyu soran konuğu buraya oturtursak özellikle tek kişilik konuklarda saçma bir şey olur yani.
Kime döneceğini bilemez.
O yüzden böyle bir düzen tercih ettik yani.
Kesinlikle bir saygısızlık yok.
Götümün rahatına çok düşkün biri olarak ne cüretle beni buraya oturtursunuz falan diyecektim ben de.
O sebeple yani arkadaşlar. Arkadaşlar dinlediğiniz ve izlediğiniz için teşekkür ederiz.
Aspava'yla beraberdik.
Samimiyeti size de geçmiştir.
Çok güzel bir bölüm oldu.
Valla çok konuştuysak sürçülisan ettiysek affola.
Umarım iletişim kurabilmişizdir.
Sevene sevmeyene herkese çok selamlar.
Umarım beğenirsiniz. Size de teşekkür ederim.
Siz pırlanta gibi çocuklarsınız.
Eyvallah. Yani yaptığınız şeyin arkasında duruşunuzu çok beğeniyorum.
O yüzden yaptığınız şeye devam edin.
Timsah gibi yiyin. Çok teşekkür ederiz.
Altyazı M.K.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
