
"Şimdiki Aklım O Zaman Olsaydı" bölümünde, geçmişe yalnızca pişmanlıkla değil, derin bir farkındalıkla bakıyoruz. Kaçan fırsatlar, cesaret edilemeyen adımlar, alternatif yollar ve hayatımıza dokunan insanlar… Hepsi, bugün olduğumuz kişiyi inşa eden parçalar. Bu bölümde, o günkü halimizle bugünkü aklımızı yan yana koyuyor; ilişkilerden alınan dersleri, ‘hayır’ demeyi öğrenmenin önemini, fırsatları ertelememenin değerini ve geçmişle barışmanın bugünü nasıl dönüştürdüğünü konuşuyoruz. Kendimize daha çok güvenmeyi, seçimlerimizi kabullenmeyi ve şimdiyi dolu dolu yaşamayı hatırlatan bir yolculuğa çıkıyoruz.
Transkript
Herkese merhabalar.
Şöyle Bir Şey adlı podcast kanalıma hepiniz hoş geldiniz.
Şimdiki aklım o zaman olsaydı.
Bazen bu cümleyi bir tebessümle kuruyorum.
Bazense içimde küçük bir sızıyla.
Çünkü bilirsiniz bu cümleye geçmişteki bir hatayı hatırlatır ya da kaçan bir fırsatı.
Ama bugün pişmanlığı anlatmak istemiyorum burada size.
Bugün o zamanki halimize gidelim istiyorum.
Yani saçları biraz daha dağınık.
Gözleri biraz daha belki hevesli bakan.
Ama kafası daha karışık halimize gidelim.
O günlerde neye nasıl baktığımızı, bugün nasıl baktığımızı işte hepsini beraber görelim.
Gençken hayat bazen sınırsız gelirdi.
Gençken dediğim de ergenken falan yani.
Yani sonsuz vakit, sonsuz şans, belki de sonsuz ihtimal görürdük.
Bu yüzden hep acele ederdik birçoğumuz.
Ne yaparsak yapalım bir sonraki adıma hep koşardık.
Bugün dönüp baktığımda ben kendimde tek bir şey söylemek isterdim.
Yani bir yere yetişmiyorsun.
Çünkü bazen yavaş gitmek aslında en hızlı yolculuklardan biridir.
Tabii bunu o zaman bilmiyordum.
Ama şimdi aslında biliyorum.
Koşarken gördüğünü zannediyorsun ama...
Koştukça aslında bir yerde manzarayı da kaçırıyoruz.
O zamanlar sessizlikten korkuyordum.
Kalabalıkların içinde olmayı bir güç gibi görüyordum belki de.
Ve ne kadar çok insanla birlikteysem kendimi o kadar değerli hissediyordum.
Şimdi olsa tam tersi.
Kendi başıma kaldığım anlar altın gibi saklıyorum.
Çünkü insan en çok yalnızken kendini duymaya başlıyor.
Şunu sormak istiyorum.
Sen en son ne zaman kendi sesini dinledin?
Yani telefonunu kapatıp odada tek başına sadece düşüncelerine kaldığın bir zamanı hatırlıyor musun?
Bir de o dönem hayır demeyi hiçbirimiz bilmiyorduk bence.
Belki bilenler vardır.
Onu bilemem. Ama sanki ben hayır desem insanlar beni bırakacak ve yalnız kalacak gibi hissediyordum.
O yüzden her zaman evet dedim insanlara.
Ve evet dediğim için de çoğu zaman kendimden ödüm verdim.
Ha bugünkü aklım olsa hayır bir kapı kapatmaz.
Sana doğru belki de bir kapı açar derdim.
Çünkü şimdi biliyorum ki hayır dediğimde seni seven insan aslında gitmez.
Sadece senden yararlananlar gider.
Ve dönüp geçmişe baktığımda özellikle o ergenlik dediğim zamanla bazı insanlara çok fazla bağlandığım aklıma geliyor.
Sanki onlar olmazsa yapamazmışım gibi.
Şimdi dönüp baktığımda o yapamazmışım gibi hissettiğim insanların hiçbiri yanımda değil.
Hem de hiçbiri yok.
Ve ben şu an dönüp baktığımda yani onların hiçbirini görememek önceden o günkü Esila için evet çok kötü bir şeydi belki.
Gelecekte bu zamanlarımızda hep beraber olacağımızı düşünüyordum.
Dönüp baktığımda şu an hiçbiri yok ve ben hala ayaktayım.
Yıkılmadım da. İşte bunlarla beraber o zamanlar fırsatları hep erteliyordum.
Daha zamanı var diyordum ama zaman sandığım aslında daha hızlı gidiyor.
Bazen de korkuyordum ya olmazsa.
Ama bugün biliyorum ki ya olmazsa değil de ya hiç denemesem demek aslında daha ağır.
Bunu öğrendiğim gün...
Küçük cesaretlerim oldu ve her cesaret aslında hayatımın bir noktasında bir iz bıraktı.
İşte bugün dönüp bakınca geçmişe aslında hiçbir kırgınlığım yok.
O zaman bilmediğim şeyleri öğrenmem için aslında o hataları yapmam lazımdı.
O yüzden keşkelerim bile bana aslında hayatım boyunca birer öğretmenlik yaptı.
Ama yine de eğer bir gün geçmişe dönme şansım olsaydı dönüp o zamanki esilaya şunu söylerdim.
Kendine güven. Çünkü sen düşündüğünden daha güçlüsün.
Dönüp baktığımda hayatımın birçok döneminde pasif zamanlarım çok fazla oldu.
Çok içine kapanık, çok konuşmayan bir çocuk oldum hayatımın belirli zamanlarında.
Ama ondan sonra bir gün bir kırılma noktasında hayır.
Sen de ne düşünüyorsan söylemen gerektiği noktada geçmişte sustuklarımı da artık konuşmaya başladım ve...
En son buna dönüşte aslında bir podcast kanalı açıp böyle kaydetmeye başladım.
Bu şekilde oldu. Şimdi gelelim kaçan fırsatlara bakmaya.
Bazı fırsatlar var ki o an elimizde olduğunu bile aslında anlamıyoruz.
Tıpkı elinde tuttuğum bir kelebeğin hafifçe kanat çırpıp uçması gibi.
Benim de oldu.
Yani birini aramak isteyip sonra ararım dediğim.
Ya da birinin benden istediği bir şeyi yapmayıp sonra yaparım dediğim.
Ya da bir işe başvurup daha vaktim var diye ertelediğim.
Ve bir daha asla karşıma çıkmayanlar oldu.
Ve bugünkü aklım olsa fırsatı görünce durmazdım.
Ama o zaman bilmiyordum.
Fırsatlar ikinci defa aynı şekilde gelmiyor.
Şunu biliyor musun?
Bazen kaçan fırsatın kendisi değil.
Onu sana öğrettiği şey kıymetli oluyor.
Mesela üniversitedeyken katılmadığım bir tuşu programı vardı.
Çok istiyordum ama işte belgeleri tamamlamaya üşendim.
Sınava girmeye üşendim.
Ve bir daha da onu yapmaya cesaretim olmadı.
Daha sonradan gelen o pişmanlık bana bir şey öğretti.
Bazen o küçük işte uğraşmaya değmez dediğim adımlar aslında belki de hayatımın yönünü değiştirecekti.
İşte bu yüzden bugün canım istemese bile...
Harekete geçmeye çalışıyorum.
Bunu böyle belki çok hevesle yapmıyorum.
Aslında işten içe hevesim var ama onu yapmaya o enerjim olmadığı noktada itekleyerek kendi kendimi bir şeyleri yapmaya çalışıyorum.
Çünkü biliyorum ki bazen kapının anahtarı aslında benim cebimde duruyor ama ben kullanmaya üşeniyorum.
Bir de alternatif yollar meselesi var.
Gençken her şeyin tek bir doğru yolu olduğuna inanıyorsunuz.
Tek bir okul, tek bir meslek, tek bir ilişki.
Oysa hayat yüzlerce yoldan oluşuyor.
Ve biz bunu bence çok geç öğreniyoruz.
Belki de en büyük fark şu.
O zamanlar yol değiştirmenin yenilmek olduğunu sanıyoruz.
Şimdi ise yol değiştirmenin aslında bir cesaret olduğunu bilerek bunun bilinciyle hareket ediyoruz.
Bugünkü aklım olsa o zamanki kendime aslında şunu söylerdim.
Plan A iyi bir plan olabilir ama...
Plan B, C hatta Z bile olabilir ve bazen Z planı hayatın en iyi kararı bile olabilir.
Bunu fark ettiğimde üzerinden büyük bir baskı kalktı.
Çünkü hata yapma korkusu en çok başka şansım yok sandığında büyüyor.
Kaçan fırsatların bazıları aslında seni belki de koruyor.
O zaman anlamıyorsun ama zamanla bunu görüyorsun.
Mesela giremediğin bir iş belki de seni yıpratacaktı.
Kendi açımdan düşünüyorum.
Girip bir haftada çıktığım bir iş deneyimin vardı.
Ama belki de o iş benim için doğru bir iş değildi.
Belki de beni çok zorlayacaktı ya da beni yıpratacaktı.
Ya da yürüyemediğin için üzüldüğün bir ilişki mesela.
Belki de seni küçültecekti, seni bir ileriye taşımayacaktı.
Tam tersine seni geriye doğru itecekti.
Yani o yüzden şansımı kaybettim dediğimiz anlarda bile aslında evren bize bu senin yolun değil dediği ihtimallerini düşünmemiz gerekiyor.
Belki de o kapının kapanması başka bir kapıyı görünür kılmak için oluyor.
Şimdiki aklım olsaydı kaçan fırsatlara o yüzden daha az üzülürdüm ve alternatif yolları daha cesur keşfederdim.
Çünkü hayat sadece doğru zaman ve doğru yer oyunu değil.
Aynı zamanda yanlış yerden de doğru yere varabilirsin oyunu.
Yani insanlar hayatımızdaki en karmaşık ama en değerli parçalar.
O zamanlar ilişkilerin kolay ve basit olduğunu sanıyordum.
Yanlış insanlarla vakit geçirince zaman kaybederim.
Doğru insanlarla her şey kolay olur sanırdım.
Ama şimdi biliyorum ki hiçbir ilişki basit değil.
Hepsi seni bir şekilde sınar, öğretir hatta bazen de şaşırtır.
Bir dönem arkadaşlıkların ölçüsünü yanlış anladım.
Popüler olan, çok konuşan, kalabalık grupta olan hepsi benim arkadaşım mıydı?
Görünüşte evet ama içten baktığımda belki de değildi.
Şimdiki aklım olsaydı seçici olmayı erken öğrenirdim ve sana şunu sorardım.
Sen yanımdaki kimlerle kendin gibi hissediyorsun?
Bazen en sessiz, en az konuşan insan belki de sana en çok şeyi öğretendir.
Peki aile? O zaman fark etmezdim belki ama bazı şeyler hayatın temel taşlarıdır.
Bir tartışmayı büyütür, kırılır.
Sonra fark etmezsin ama.
Yıllar geçince bazı sözlerin ağırlığını anlarsın.
Şimdiki aklım olsaydı daha fazla sabrederdim.
Daha çok dinlerdim. Ve en önemlisi sevgiyi daha açık gösterirdim.
Çünkü bazı kelimeler geri gelmez.
İlişkelerden öğrendiğim en değerli şey ise veda etmeyi bilmek.
Bazı insanlar hayatında kalır.
Bazıları gitmesi gerektiğinde gitmezse seni küçük bile düşürürler.
O zaman anlamazsın.
Yani şimdiki aklım olsaydı daha erken kabul ederdim.
Bazı insanlar sadece geçici misafirlerdir.
Ama onlardan öğrenilecek dersler her zaman hayatlarımızda kalıcı olurlar.
Şimdiki aklım olsaydı her tartışmada durup kendime aslında şunu da sorardım.
Sen ne hissediyorsun?
Çünkü bazen sadece sorulmak bile birini iyileştirir.
Ve son olarak unutma, her insan sana bir şey öğretir.
Kimisi acıyla, kimisi sevgiyle.
Ama her biri şimdiki senin oluştuğunda birer tuğla gibidir.
O yüzden geçmişte kaybettiğin insanlar için kendini suçlamaman lazım.
Her biri bir şekilde sana hayatı öğretiyor çünkü.
Ve işte geldik kapanışa.
Bütün bu yolculuk boyunca geçmişimi, Kaçan fırsatlara, yanlış seçimlere ve insanlara baktık.
Ama şunu bilmeni istiyorum.
Bu bir pişmanlık yolculuğu değildi.
Aslında bu bir farkındalık ve kabul yolculuğuydu.
Yani geçmişin seni şekillendirdiğini kabul etmen ama geçmişin de seni tanımlamasına izin verme.
Şimdiki aklına geçmişe bakmak sadece ne öğrendiğini görmek için ve belki de bugün yapacakların için ilham mı gerekiyordu sana?
Belki aklım o zaman olsaydı yani bugünkü bu aklım o zaman olsaydı bazı şeyleri farklı yapardım.
Ama aynı zamanda bazı şeyleri değiştirmeseydim bugün olduğum kişi olamazdım.
Ve bu çok önemli. Çünkü geçmiş hatalarla dolu olabilir.
Ama o hatalar seni bugünkü güçlü ve farkındalıklı olan o insana çevirdi.
Şimdi burada sana bir görev bırakmak istiyorum.
Hayatında geçmişinle barışmadığın bir anın var mı?
Bir kaçış, bir hata, bir kelime, belki de bir fırsat.
Bugün bunu düşün ve şunu kendine sor.
Deneyim bana ne öğretti?
Yani sadece bunu düşünmek bile hayatının yönünü değiştirebilir.
Ve son olarak, şimdiki aklım o zaman olsaydı sana şunu derdim.
Kendine güven. Geçmişin, hataların ve seçimlerin.
Hepsi seni bugün buraya getirdi.
Ve bugün yapabileceğin en önemli şey geçmişini kabullenmek ve şimdiyi dolu dolu yaşamak.
Beni dinlediğiniz için çok teşekkür ederim.
Bir sonraki bölümde görüşmek üzere.
Verdiğim görevi yapmayı unutma ve kendine çok iyi bak.
Hoşçakalın.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
