
Bu bölümde yüksek lisansın etrafında dönen sorulara, beklentilere ve gerçeklere biraz yakından bakıyoruz. Başlığı ilk duyduğunuzda kulağa ironik gelebilir ama aslında bu bölüm, yüksek lisansı eleştirmekten çok, onun değerini farklı bir yerden hatırlatmayı amaçlıyor. Yüksek lisans yalnızca akademik bir adım mı, yoksa bazen kendine yaklaşmanın, durup düşünmenin, bir konuda derinleşmenin yolu mu? Bu bölümde, hızla akan bir hayatın içinde bilinçli bir yavaşlamayı, merakla yola çıkmayı, zorlanarak güçlenmeyi ve öğrenmenin bir arada olma hâlini konuşuyoruz. Belki de bu bölüm, yüksek lisans yapmayı düşünen ama karar veremeyen biri için değil; kendini, ilgisini, yolunu yeniden tanımlamak isteyen herkes için küçük bir iç ses olur.
Instagram için: @soylebirseypodcast
Transkript
Herkese merhabalar.
Şöyle Bir Şey adlı podcast kanalıma hepiniz hoş geldiniz.
Bilmeyenler için ben Esila.
Bugün biraz ironik, biraz içten, bolca gerçek bir konuyla geldim.
Neden yüksek lisans yapmamalıyız?
Başta okur okunmaz gülümsediyseniz amacıma ulaştım demektir.
Çünkü bu aslında yüksek lisansı eleştiren değil de aksine kıymetini hatırlatan bir bölüm olsun istiyorum.
Belki biraz da şöyle demem daha doğru olur.
Yüksek lisans yapmamanız için hiçbir sebep yok.
Yeter ki doğru zamanda doğru sebeple yola çıkmış olun.
Şimdi gelin birlikte bir düşünelim.
Bu sadece bir akademilik adım mıdır?
Bir üst basamağa çıkma telaşı mı?
Yoksa bazen kendine dönmenin de bir konuda derinleşmenin iç sesini daha yakından duymanın bir yolu mu?
Benim bu bölümde anlatacaklarım biraz o derinleşme tarafıyla ilgili aslında.
Sadece kariyerle, iş ilanlarıyla, CV ile sınırlı olmayan bir yerden konuşalım.
İnsanın kendisine doğru attığı bir adım gibi düşünün bunu.
Hadi başlayalım. Bu hızlı giden hayatın içinde bilinçli bir duruş aslında.
Artık her şey çok hızlı.
Üniversiteyi bitiren hemen işe giriyor.
Bir yandan sınavlara hazırlanıyor.
Bir yandan başka kurslar kovalıyor.
Sanki her boşluk bir eksikmiş gibi geliyor bize.
Ama yüksek lisans tam tersine bence bir durak gibi.
Hani bazen yürürken bir ağacın altına durup gökyüzüne bakarsınız ya.
İşte yüksek lisans tam olarak da öyle bir şey bence.
Bir durayım şu konu hakkında daha fazla düşüneyim demek.
Bu alana merakım var.
Kendimi burada geliştirmek istiyorum demenin de bence bir yolu.
Ben bunu kendi alanımda şu şekilde yaptım.
Ben bir peyzaj mimarıyım.
Benim alanımda çoğu kişi tasarım konusunda çalışırken Ben planlama konusuna yöneldim ve bu konudaki merakımla birlikte işte kurslar aldım ve kendi yüksek
lisansımda da bu yönde ilerlemeye başladım.
Yüksek lisans aslında kendi sesini duyurmaya çalışmak demek de bence bir yandan.
Yani bunu sadece eğitim olarak değil de bir iç ses yolculuğu olarak da ben görüyorum.
Çünkü yüksek lisans çoğu zaman sana çok basit bir soruyu tekrar tekrar sordurabiliyor.
Sen bu konuyu neden seçtin?
İşte buraya geldiğimizde ben kendi yüksek lisans konumu bu alanda bir boşluk kapatma isteğiyle aslında seçtim.
Yani ben yüksek lisansımı bitirdiğimde arkamdan şunu demelerini istiyorum.
Evet Esila işte bu konuda şu açığı kapattı.
Bence yüksek lisansı bu amaçla yaptığımızda yani akademiye yeni bir şeyler kazandırdığımızda Evet yüksek lisans yüksek lisans oluyor.
Bu benim şahsi düşüncem tabii.
İşte bu konumuzu seçme konusunda belki çocukken ilgimizi çeken bir şey.
Belki üniversitede kafamıza takılan ama cevabını bulamadığımız bir soru.
Belki de sadece içimizi kemiren bir merak duygusuyla konularımızı seçiyoruz.
Yüksek lisans süreci işte o merakı büyütüyor içimizde.
Sadece bilmek değil sorgulamak, yanıtları kurcalamak hatta bazen hiçbir cevabı bulamayıp Bir şey bilmediğini anlamak demek bence.
Bu farkındalık hayat boyunda birçoğumuzun içerisinde kalıyor.
Yüksek lisans bence düşünme biçimini de değiştiriyor insanın.
Yani yüksek lisansa başlamadan önce olaylara daha yüzeysel bakabiliyoruz.
Bir haberi okurken ya da bir sorununa yaklaşırken, biriyle tanışırken.
Ama yüksek lisans sürecinde fark ediyorsun ki mesele sadece ne bildiğin değil, nasıl düşündüğün de en önemli etkenlerden biri.
Ve süreç içerisinde yavaş yavaş şu başlıyor.
Ben bu bilgiyi nereden biliyorum?
Bu düşünce neye dayanıyor?
Bunun başka açıklaması olabilir mi?
gibi. Bu zihinsel egzersiz bir süre sonra sadece tezde değil, hayatın kendisiyle ilgili sorunlara da yansıyor.
İnsanın ilişkilerine, seçimlerine, değerlerine.
Ve bu dönüşüm bazen bir ünvandan daha büyük bir kazanım haline geliyor.
Peki zorlanmak, güçlenmenin...
Başka bir adım mıdır? Evet.
Yani kimse kolay olduğunu bence söyleyemez bu sürecin.
Yüksek lisans demek bazen kafanı duvara vurmak.
Bazen sabahın üçünde hala dipnotlarla uğraşmak demek.
Ben yakın zamanda bir seminer süreci atlattım.
Bir süre sonra gözlerimin altına morluklar çöktü.
Zayıfladım ve bu bir hafta içerisinde bir süreçte oldu.
İşte... Burada birçok şeye rağmen bir şey yapmayı öğreniyorsun bu süreçte.
Yani bırakmamak nedir?
Yeniden başlamak nedir?
Onları yaşıyorsun. Ve ben bunu geçtiğimiz 3 yılda bolca yaşadım.
Bir yüksek lisans bıraktım.
Tekrar yenisine başladım.
Ve bir gün o zorlandığın ana dönüp baktığında diyorsun ki iyi ki yıkılmamışım ve ayakta kalmışım.
Yüksek lisans sadece bilgiyi değil de insanlarla da tanıştırıyor.
Yani aynı dili konuşan, aynı merakları sahip insanlarla bir arada olmak bence çok değerli.
Ben bunu birçok projeye katılarak da öğrendim ve çok iyi hocalarla çok iyi arkadaşlar edindim.
Ve bugün bir sıkıntım olduğunda yani bu süreçle alakalı bir sıkıntı yaşadığımda dönüp baktığımda birçok kişiyle konuşabiliyorum.
Ve bence bu bağlar da sadece işte bu kurslarda bu şeylerde kalmıyor.
Hayat boyu sürecek dostluklara da dönüşebiliyor.
Ve bence en güzeli de şu birlikte öğrenmenin verdiği o güven duygusu tek başına olmadığını bilmek de muntazam bir duygu.
Yüksek lisansın somut getirilerini elbet konuşmak lazım.
Evet bazı alanlarda önünü açıyor.
Akademik kariyerine başlamak için bir adım.
Bazı iş başvurularında belki seni öne de çıkarabilir.
Ama bana sorarsanız asıl katkısı insana bir özgüven getiriyor.
Artık bir şeyi derinlemesini öğrenebildiğini biliyorsun.
İçeriden bir ses sana şunu söylüyor.
Ben bu alanda fikir üretebilirim.
Bana sorulduğunda cevap verecek bir sözüm var.
İşte bu söz seni aslında kendi alanında durduğun yeri de güçlendiriyor.
Tez konusuna geldiğimizde bazen yıllarca biriktirdiğin merakın vücut bulmuş haline dönüşüyor tez.
Bazen çocukluğundan beri içinde dolaşan işte o sorunun kelimelere dökülmüş haline dönüşüveriyor.
Tezi yazarken aslında bir yerden de kendimizi de yazıyoruz.
Ve yazdığımız her satırda bu konuda benim de söyleyecek bir şeyim var diyoruz.
Ve bu çok özel bir his bence.
Çünkü artık sadece öğrenen değil bir yerde de üreten birisi.
Bugün burada neden yüksek lisans yapmamalıyız diye başladık ama sanırım bölümün sonunda hep birlikte şunu fark ediyoruz.
Aslında yapmak için çok güzel nedenlerimiz var.
Ve en önemlisi bu süreç sadece akademik bir basamak değil hiçbirimiz için.
Kendine doğru atılan düşünmeye, sorgulamaya, üretmeye, büyümeye açılan bir kapı.
Yüksek lisans yapmamak bir eksiklik değil hayatta.
Ama yapmak kesinlikle bir zenginlik biçimi.
Peki sen hangi konuda derinleşmek istiyorsun?
Hangi sorunun cevabı yıllardır içinde taşıyorsun?
Ve hangi konunun uzmanı olmak seni heyecanlandırıyor?
İşte belki de bu bölüm o hissesine biraz daha duyulur olmasına yardımcı olmuştur.
Beni dinlediğiniz için çok teşekkür ederim.
Bu bir süreç.
Hatta birçoğumuz için zorlu bir süreç de olabiliyor.
Ama bence finale geldiğimiz noktada o tezimizi, o araştırmalarımızı sonucunu elimize aldığımızda işte bence başardığımı hissettim.
hissettiğimiz o anda hepimiz kendimizi daha iyi hissedeceğiz.
Bu bölüm beni dinlediğiniz için çok teşekkür ederim.
Bir sonraki bölümlerde görüşmek üzere.
Kendinize çok iyi bakın. Hoşçakalın.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
