
Bu bölümde, hayatın en küçük anlarının bile nasıl büyük değişimlerin kapısını araladığını konuşuyoruz.
Bir bakış, bir cümle, bazen de yalnızca bir kahkaha…
Bunlar, fark etmeden hayatımızın yönünü değiştirebiliyor.
Küçük gibi görünen seçimlerin, sıradan bir günün ya da ufak bir rastlantının bile hayatımıza nasıl izler bıraktığını; bir anda bambaşka bir yola girmemize nasıl sebep olabildiğini birlikte keşfedeceğiz.
Belki de bu bölümden sonra sen de kendi hayatındaki o küçük ama dönüm noktası olan anları hatırlayacak ve onlara yeni bir gözle bakacaksın.
---
Instagram: soylebirseypodcast
Transkript
Herkese merhabalar.
Şöyle Bir Şey adlı podcast kanalıma hepiniz hoş geldiniz.
Ben Esila. Bugün size büyük büyük laflar etmeyeceğim açıkçası.
Koca koca kararların peşinden de sürüklemeye çalışmayacağım.
Tam tersine hayatımızı da sessizce fark ettirmeden yer değiştiren, bizi başka bir yola saptıran küçük anlardan, küçük dokunuşlardan bahsetmek istiyorum.
Çünkü hayat gerçekten de büyük olaylardan değil, küçük şeylerin toplamından ibaret.
Ve çoğu zaman değişim tam da o anlarda başlıyor.
Hiç durduk yere bir cümle sizi olduğunuz yere mıhladı mı?
Sıradan bir gündü belki.
Ayakta zar zor duruyordunuz.
Kendinizle ilgili kötü düşünceler zihninizde dönüp duruyordu belki.
Ve sonra biri çıkıp ya da bir yer ya da sadece bir kitap sayfası size o cümleyi söyledi.
Bunu hak etmiyorsun.
Bu senin sorumluluğun değil.
Sen böyle biri değilsin.
Yorulmaya hakkın var.
Bazen bu cümle çocukluğunuzda hiç duymadığınız bir şeydir.
Bazen yıllar sonra ilk defa sizi gören bir gözden gelir.
Ve öylece kala kalırsınız.
İçinizde bir yere ulaşır evet.
Bir kapı aralanır.
Belki hafifçe bir titrer.
Ama işte o anda başlar bir şeyler.
Öyle görüntüsüzdür ki o an önemini fark etmezsiniz bile.
Ama sonra geriye dönüp bakınca bütün bir yol ayrımının o küçücük cümleyle başladığını bile görebilirsiniz.
Yani kelimeler hafif görünür dışarıdan evet ama doğru yerden, doğru zamandan gelirse bir ömür boyu taşıdığınız yükleri de hafifletebilir.
Bunu unutmayın. Mesela sabahlar genellikle koşuşturmalıdır.
Yani uyan, alarmını kapat, maillerine bak, hızlıca hazırlan, kahveni bile soğumadan hemen iç ve bir anda gün başlar.
Bir sabah farklı olur.
Telefonunuzu elinize almazsınız.
Sadece oturursunuz.
Pencereden dışarıya bakarsınız.
İşte bir kedinin yavaşça yürüdüğünü, rüzgarda sallanan perdeyi, sıcak kahvenin dumanını izlersiniz.
O sabah hiçbir şey yapmadığınız halde bir şeyler olur.
Zihniniz ilk defa susturulmadan konuşmaya başlar.
Bedeniniz ilk defa acele etmeden kendini hissettir.
Ve iç sesiniz uzun süredir köşeye itilmiş iç sesiniz.
Bir anda fısıldamaya başlar.
Beni unutma der.
Bu hayat sadece yapılacaklar listesi değil.
Bu kadar basit bir anın bir sabahın yaşamlarınızda yeniden bir bağ kurabildiğini görmek bir yerde şaşırtıcıdır.
Bunu kabul edelim. Ama olur.
Çünkü hayat bazen sadece durduğunuzda konuşur.
Ve biz durmayı neredeyse tamamen unuttuk.
Belki de bu yüzden yorgunuz, yönsüzüz ve dalgınız.
Küçük bir sabah sessizliği işte bu unutuluşu bence bizi hatırlatır.
Yani bunu yapmak hayatlarımızda çok zor, çok egzem şeyler de değil bir yerde.
Tam tersine bir yerden başladığımızda hayatımıza çok iyi yönler de verebiliyor.
Yani bir gün akşam bir saat erken yatıp sabah bir saat erken kalkıp bunları yapmak çok büyük ve çok zor şeyler değil aslında.
Evet gün içerisinde çok yoruluyoruz.
Ama kendimize ayırdığımız bir saat belki de bizim ruhumuza günlerce iyi gelecek şeyleri yapmamız için bir fırsattır.
Eğer evet bir yükse hayır da bazen bir kurtuluştur.
Ama bu kolay mı?
Hayır değil. Çünkü hayır demeyi bize kimse öğretmedi.
Uyum sağlamayı, nazik olmayı, başkası üzülmesin diye kendimizi hep geri çekmeyi öğrendik.
Hayır demenin bencillik sanıldığı bir kültürün içinde büyüdük birçoğumuz.
O yüzden hala belli bir yaşa gelmiş binlerce insan hayır demeyi bilmiyor.
Bu yüzden ilk defa hayır dediğimiz an ellerde bir titreme olur.
Ses kısılır, dil dolanır ama içeride bir şeyler kıpırdamaya başlar.
Bundan emin olun. Hayır bugün gelemem.
Hayır bunu yapmak istemiyorum.
Hayır bana iyi gelmiyor.
Bu küçük cümle içeride yıllardır çizilmemiş sınırları...
Bir süre sonra belirlemeye başlıyor.
Ve evet bazıları kırılıyor, bazıları bozuluyor, bazıları belki de uzaklaşıyor.
Ama kalanlar, işte kalanlar o zaman asıl gerçek olanlar oluyor.
Kalanlar sizi seçenler oluyor.
Bir tek hayır bile sizi, kim olduğunuzu size hatırlatabiliyor.
Bazen insanın kendini hatırlaması için başka hiçbir şeye gerek yoktur.
Bazen bir cümle bile etmeden birinin varlığı hayatımıza dokunur.
Yani otobüste yanımıza oturan birini düşünün mesela.
Göz teması bile kurmadan ama omzunu hafifçe değerek geçtiğinde.
Bir kafede karşı masada oturup sessizce ağlayan biri.
Belki de bir kitapçıda yan raflarda aynı kitabı çeken iki elinin teması.
İşte bu temaslar hiçbir şey söylemeden de bazen çok şey anlatabilirler.
Yalnız değilsin der.
Ben de buradayım der.
Senin yaşadığını başkaları da yaşıyor diyebilir.
Yani insanın bazen ne kadar kırılgan olduğunu ama aynı zamanda da ne kadar güçlü kalabildiğini bir yabancının varlığında da hissedebilirsiniz.
Ve belki de o gün yardım istemek zayıflık değildir dersiniz kendinize.
O küçük an duygularınızın ilk defa yargılanmadan kabul ettiğiniz an olur.
Hiç bilemezsiniz. Çünkü bazen en büyük değişimler hiçbir şeyin konuşulmadığı yerlerde başlar.
Bugün size bir dönüşüm hikayesi anlatmadım aslında.
Hayatı sıfırdan kuranları, her şeyi arkada bırakıp gidenleri de değil.
Sadece küçük anları anlattım dönüp baktığınızda.
Küçücük bir cümleyle başlayan farkındalıkları, bir sabah sessizliğinde duyulan iç sesi, bir hayırın ardından gelen özgürlüğü anlattım.
Bir yabancının sessiz varlığında çözülen yalnızlığını da.
Çünkü çoğumuzun hayatı böyle şekilleniyor.
Sessizce, yavaşça ve fark etmeden.
Ama sonra bir bakıyoruz bambaşka biri olmuşuz.
Kendi sınırını bilen, ne istediğini biraz daha anlayan, biraz daha yumuşamış, biraz daha güçlenmiş biri.
Ve şimdi seni düşünmeye davet ediyorum.
Seni değiştiren küçük şey neydi?
Bir sabah mı? Bir cümle mi?
Bir karşılaşma mı?
Yoksa bir veda mı?
Belki hemen hatırlayamazsın ama bu soruyu bir süre yanında taşı.
Çünkü bazen cevap...
Yıllar sonra bile gelebilir.
Ama geldiğinde her şey yerli yerine oturur.
Ve son olarak belki de sen şu anda bir başkasının hayatında küçük ama önemli değiştirici olabilirsin.
Bunu asla küçümseme.
Yeni bölümde görüşmek üzere.
Kendine çok iyi bak ve küçük şeyleri fark etmeye çalış.
Çünkü bazen her şey küçücük bir yerden başlar.
Beni dinlediğin için teşekkür ederim.
Bir sonraki bölümde görüşmek üzere.
Hoşçakal.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
