
Bir başkasının hayatına bakarken “Bu aslında benim hayalimdi” dediğin oldu mu? Bu bölümde, kendi hayallerimizi başkalarının yaşamında görmekten doğan o tuhaf, tanıdık duyguyu konuşuyoruz. Kıskanmak mı, ilham almak mı, yoksa unuttuğumuz bir hayali yeniden hatırlamak mı? Belki de bazen, başkalarının yolculuğu, kendi yolumuzu yeniden çizmemize yardımcı olur.
Transkript
Herkese merhabalar, Şöyle Bir Şey attı podcast kanalıma hepiniz hoş geldiniz.
Bilmeyenler için ben Esila.
Bugün size Şöyle Bir Şey demek istiyorum.
Bazen hayal kurarız.
Sessizce ve kimseyi belli etmeden yaparız bunu.
Kendi içimizden böyle geçiririz.
Belki bir otobüs camına bakarken ya da belki yatmadan önce tavana bakarken o hayal bir görüntü olur, bir duygu, belki de bir hal olur.
Ama senin olur. Ve o hayali kalbinde öyle güzel bir yere yerleştirirsin ki seninmiş gibi büyütürsün onu.
Ama bir gün bir yerde aynı hayali bir başkasının yaşadığını görürsün.
Ve kalbinde hafif bir burkulma olur.
Kıskançlık mı? Belki de.
Ama ondan önce bir tanıdıklık.
Bu benim düşündüğü hissi.
Bugün bu bölümü işte o tanıdık burkulmaya ayırmak istiyorum.
Çünkü biz genelde bu hissi bastırıyoruz.
Üzerine konuşmuyoruz.
Ama belki de tam orada, o burkulmanın içinde bize dair çok şey vardır.
Hayal kurmak çocuksu gibi gelir bazen.
Ama ben şuna inanıyorum.
Hayal kurmak aslında kalpten çıkan sessiz bir dua gibidir.
Bir dilek, bir niyet, belki de bir özlem.
Hayal kurmak ben başka bir hayatı da mümkün görüyorum demenin başka bir yolu.
Küçükken astronot olmak isteyen çocuklara gülünürdü mesela.
Ama bence o çocuklar geleceğe en cesur adımı atanlardı.
Çünkü onlar başka bir dünyaya inanmaya gönüllülerdi.
Ve bir gün büyüdüğümüzde biz o cesareti bir yerlerde bıraktık.
Sadece mümkün olanın peşinden gitmeye başladık.
Ve içimizde gerçekleşmemiş ama hala orada duran hayallerle yaşamaya başladık.
Sonra bir gün Instagram'da bir paylaşım, YouTube'da bir video ya da sokakta yürüyen bir insan.
Senin bir zamanlar hayalini kurduğun hayatı yaşıyor gibi görünür.
Ve o an içinde bir şey çatırdıverir.
Kıskanırsın belki ama daha çok unutulmuş bir şeyi hatırlamanın sızısı olur içerisinde.
Şu sorular gelir hemen.
Ben neden yapmadım?
Neden o değil de ben değilim?
Ne eksikti bende?
Oysa eksik olan çoğu zaman sadece cesaret oluyor hayatlarımızda.
Ya da inanç.
Ya da kendimizi beklememize izin verecek bir sabır.
Ve belki de kabul etmemiz gereken şey şu aslında.
O kişi senin hayalini çalmadı.
Sen bir zamanlar o hayali bırakmayı seçtin.
Ya da o hayalin peşinden gidecek gücü toplayamadın.
Ve bu utanılacak bir şey değil.
Ama üzerine düşünülmesi gereken bir gerçek baktığımızda.
Hayallerimizin başkalarının hayatında yaşanıyor olması bazen içimizde çok derin bir yoksunluk duygusu yaratıyor.
Ben de istemiştim ama bana nasip olmadı deriz.
Bunu belki de çok fazla kullanırız hayatlarımızda.
Bu cümlede hem bir kabulleniş vardır hem de bir iç kırıklığı vardır.
Peki gerçekten nasip meselesi mi bu?
Yoksa biz o hayali sürdürmek için gereken adımları atmadık mı?
Yoksa biz bazı korkularımıza yenildik de şimdi onu başkasının görmenin burukluğuyla mı yüzleşiyoruz?
Başkasının sahnesine bakarken kendi kulisimizi unutuveriyoruz.
O insanın nasıl çabaladığını, kaç kez tökezlediğini, nelere göze aldığını hiç düşünmüyoruz mesela.
Bizim gözümüzden hep onlar büyülü görünüyor.
Onlar başarmış, onlar istediklerini yerine getirmiş görünüyor.
Biz sadece onlardaki o ışığı görüyoruz.
Ama ya sahne arkası?
Orası işte hep karanlıktır.
Ve belki de orası asıl gerçek hikayenin başladığı noktadır.
Beni yıllarca yoran şey geç kalma korkusuydu.
Hep birileri benden önce başlamıştı.
Birileri zaten yapmıştı.
Ben yaparsam sadece bir taklit olurdu.
gibi geliyordu bana. Ama bir gün şunu fark ettim.
Geç kalmak değil aslında hiç başlamamak yürüyormuş insanı.
Ben bu podcast'ı kaydetmeye bundan sadece birkaç ay önce ofiste kendi kendime otururken bir podcast dinlerken fark ettim.
Ben bunu neden yapmıyorum diye bir anda kafamda belirdi.
Bir kağıt kalem aldım elime hemen yazmaya başladım.
Bunun için bana ne gerekiyor?
İşte bir mikrofon.
Hemen girdim internete ve kendime bir mikrofon sipariş ettim.
Sonra akşam eve geldim.
Bir sürü video izledim.
Bu nasıl yapılıyor? Nasıl podcast kaydediliyor gibi.
Ondan sonra oturdum işte podcast'ime isim aradım.
İsimleri buldum. Onları yakın dostlarıma attım.
Ve işte aralarından seçmelerini istedim.
Derken kendi kendimi bir anda kendimi bu süreç içerisinde buldum.
Daha sonra bir gün oturdum bilgisayarın başında.
Ben ne hakkında konuşmak istiyorum?
Onları yazdım ve bir anda oturup bir bölüm kaydedip kanala yükledim.
Ve böyle böyle şu an neredeyse 12 bölümü aşan bir podcast kanalım var ve kaydetmeye devam ediyorum.
Çünkü ben bunu gerçekten yapmak istiyordum.
Ve arkadaşlarımın da bana desteğiyle beraber ben bunu kaydetmeye başladım.
Yapmaya başladım ve iyi ki o arkadaşlarım bana o desteği vermiş ve ben iyi ki buna başlamışım.
Çünkü artık...
Podcastlerimi dinleyenlerden olumlu ve güzel dönüşler aldıkça evet ben bunu iyi ki yapmışım diyorum.
İşte bu yüzden belki de senin hikayen diğerlerine göre daha yavaş başlıyor olabilir.
Ama bu daha eksik olduğun anlamına gelmiyor kimseden.
Senin hikayen senin hızınla güzel.
Senin tonunla, senin zamanınla güzel.
Bugün başkasının yaşadığı bir hayale baktığında kıyaslıyorsun kendini.
İşte o noktada oradan belki biraz uzaklaşman gerekiyordur.
Ama eğer ilham alıyorsan ondan tam tersine işte ona biraz daha yaklaşman gerekiyordur.
Sadece izlemek değil dahil olmak cesaret istiyor çünkü.
Ama kendin olmaya devam ederek dahil olabilirsin.
İlla kendini değiştirmek zorunda da değilsin.
Kendin gibi hayal kurarak kendin gibi inşa etmelisin.
Senin yolun onlarınkine benzemek zorunda da değil.
Senin hayalin senden başka kimseye tam oturmaz çünkü.
Bugün bu bölümü dinlerken aklından geçen bir hayalin oldu mu mesela?
Bir zamanlar kurduğun ama unuttuğun bir hayal.
Sadece sessizce içinde sakladığın belki de bir düşün.
Belki ona şimdi küçük bir at vermen gerekiyordur.
Belki bir not defterine bunu yazman gerekiyordur.
Ya da telefonunun notlar kısmına.
Ama onu bugünden sonra unutmamalısın.
Çünkü o hayal sen başkasında gördüğün içinde içini burkan bir şeyse Demek ki o hala bir yerlerde yaşıyor ve belki de hala seninle olmak istiyordur.
Kapanışı şöyle yapmak istiyorum.
Başkalarının yaşadığı hayaller senin hayalinin bittiğini göstermez.
Sadece senin de başlayacağını hatırlatan bir fısıltıdır belki de.
Biraz sessizlik bırakıyorum şimdi buraya.
Hayaline bir isim ver, Şöyle Bir Şey söyle ve sadece kendin duy.
Ben bunu yeniden inanıyorum ve yeniden başlıyorum.
Kimsenin ne diyeceğini önemseme.
Eğer sen bunu gerçekten yapmak istiyorsan yap.
Çünkü bu senin hayalin başkasının değil ve sen bunu başkasında gördüğünde keşke yapsaydım dememek için bugün hayalini gerçekleştirmek için bir adım at.
Ve kendine çok iyi bak.
Görüşmek üzere hoşçakal.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
