
“Kapanan Yıl mı Daha Gerçek, açılan yıl mı?” bölümünde, takvimin son sayfalarının sessizce kapanırken içimizde bıraktığı o karmaşık duyguları yakalıyoruz; bir yanda yaşanmışlıkların ağırlığıyla geriye dönüp bakmanın gerçekliği, diğer yanda yeni yılın taze bir umutla önümüze bıraktığı olasılıkların hafifliği… Geçmişin bize kattıklarıyla geleceğin bizden istediklerini aynı anda düşünürken, aslında neye daha çok tutunduğumuzu sorguluyoruz: Yaşanmış ve artık bize ait olduğunu bildiğimiz eski yıla mı, yoksa “belki bu yıl olur” diye içimizde filizlenen yeni başlangıçlara mı? Bu bölüm, kapanan yılın sessiz ama etkili izlerini, yeni yılın heyecanla karışık umutlarını ve bu iki zaman arasında sıkışan insanın iç yolculuğunu anlatan samimi bir durak; belki de cevabımız, ikisinin de kendi yerinde bizi gerçek kıldığı gerçeğinde saklı.
Instagram: soylebirseypodcast
Transkript
Herkese merhabalar.
Şöyle Bir Şey Adı Podcast kanalıma hepiniz hoş geldiniz.
Bilmeyenler için, ilk defa dinleyenler için ben Esila.
Bugün beraber kapanan yıl mı daha gerçek yoksa açılan yeni yıl mı hakkında konuşacağız.
Ben bu ay, Aralık ayını genel olarak böyle yeni yılla alakalı konuları konuşmak istiyorum.
Büyük ihtimalle Aralık ayında yayınlanacak tüm bölümlerimizin hepsi böyle biraz yılbaşıyla alakalı şeyler, yeni yılla alakalı şeyler olacak.
Baktığımızda kapanan yıla dair tuhaf bir his oluyor içimizde.
İnsan bazen geçen bir yılın üzerinde böyle yürümüş gibi hissediyor.
Sanki ayaklarının altında binlerce küçük an böyle kırılmış dökülmüş gibi.
Ve her biri aslında görünmez ama ağırlığı olan şeyler.
Nasıl desem? Böyle yeni yılda olan şey aslında bu ağırlığı anlama isteği doğuruyor içimizde.
Çünkü insan böyle geçmişine bakmadan geleceğe heves edemez ki.
Ve en çok yılın tam sonunda kendimize dürüstçe bunu görüyoruz.
Bunu fark ettiğim bir anımı anlatmak istiyorum size.
Bir gün bir yılbaşı gecesi böyle herkes dışarıda kutlama yaparken ben evdeydim.
O gece böyle hava çok soğuktu ve sokaktan yukarıya doğru yükselen bir kalabalık...
uğultusu vardı. Ben de balkonda durup düşündüm.
Gerçekten neyi bırakıyorum?
Gerçekten neye başlıyorum?
Ve ben o an fark ettim ki biz aslında hiçbir şeye başlamıyoruz.
Aslında geçmişin içindeki bir düğümü çözmeye başlıyoruz.
Olan bitenin hepsi bu.
Ve yeni yılın tüm büyüsü tamamen bunun üzerine kurulu.
Peki neden yılbaşı bizi bu kadar etkiliyor?
Biraz da bunun üzerine konuşalım.
Psikologlar buna zamanın çapa noktaları diyor.
Yani insan zihni bazı dönemleri böyle kontrol odası gibi işaretliyor.
İşte doğum günleri, mevsim geçişleri, yılbaşı, yeni yıl.
Ve biz fark etmesek bile beynimiz bu dönemleri bir yeniden hesaplama zamanı olarak görüyor.
Yani bir tür iç temizlik.
Yani aslında böyle yılbaşı dediğimiz şey bir takvim değişimi değil.
Zihnimizin böyle kendi kendine çekildiği Bir ara mola, bir dur, bak, işte sağını solunu kontrol et anı gibi düşünün bunu.
Modern hayatta bunu çünkü biz çok az yaşıyoruz.
Çünkü hayat hızlı, içinde yaşayan bizler de çok yorgunuz.
Bu yüzden işte yılbaşı gecesi aslında zihnin eline geçen nadir fırsatlardan biri.
Bence bunlardan biri de doğum günlerimiz.
Onda da yeni bir yaşın getirdiği şeyle yeni planlar, yeni programlar yapıyoruz.
Ben bir soru sormak istiyorum.
Yani bunu bence hepimiz sormamız lazım.
Ben bu yılda kimdim sorusu.
Çünkü çoğumuz sadece şunu soruyoruz.
Bu yıl ne yaşadım? Ya hayır asıl soru bu.
Bu yılı yaşadıkların bir nasıl biri yaptı?
Kendimize genelde böyle bakmıyoruz.
Yani bu soru aslında insanı ikiye dayırır bence.
Bir önceki yılın seni yaptığı kişi ve bir sonraki yıl olmayı umduğun kişi.
Ve ikisi her zaman...
Aynı olmuyor. Hatta çoğu zaman hiç benzemiyor birbirine.
Bazen bir yıla teşekkür etmek gerektiğini de düşünüyorum ben.
Bu her şey güzeldi demek değil.
Bu seninle büyüdüm demek.
Yani kapanan yıla şöyle bir mektup hayal edin.
İşte bazı günlerde seni hiç sevmedim.
Bazı günlerde senden kaçmak istedim.
Ama seni yaşadım ve şimdi seni bırakmayı öğreniyorum.
Yani bu aslında böyle sert bir şey değil de yumuşak bir bakış.
Bir bitiş değil yani.
Mesela benim severek takip ettiğim bir Instagram'da paylaşan biri var.
Mesela o her yılın sonunda bir sonraki yıla mektup yazıyor.
Ve bence bu çok güzel bir şey.
Çünkü işte diyelim o mektupta işte bu yıla ait neler beklediğini her şeyi yazıyor ve yılın sonunda açıp okuduğunda belki...
Yazdığı şeylerin hiçbirini yaşamamış.
Belki birçoğunu tamamlamış.
Kendini görüyor ve bence bu çok güzel bir şey.
Ve bunu bu sene kesinlikle yapacağım kendimin notlarım arasında.
Kesinlikle bu var. Bence bunu kendimize yapmamız gerekiyor yer yer.
Çünkü bu aslında ne olmak istediğimizi ya da ne beklediğimizi bir sonraki sene daha büyümüş.
İşte bazı şeylerin daha farkında olarak bunu okumak bile bence çok güzel.
Ve yeni yıla girerken gözümüzün önünden geçen bazı görüntüler oluyor ya.
Aslında onlar bence hafızanın yaptığı bizim için küçük birer derleme gibi.
Bu derleme bile aslında dönüp baktığımızda seçici.
Mesela bazı anıları özellikle gösteriyor.
Bazılarını çekiyor, saklıyor.
Ne bileyim bazılarını tamamen siliyor.
Hafıza işte geleceğe hangi yükle gireceğini belirliyor ve yeni yıl bu yüzden hafif hissettiriyor.
Çünkü zihin gemiyi boşalttığını anlıyor.
Bilimsel noktadan da bakalım mı buna?
Mesela nörobilim şöyle bir şey söylüyor.
İnsan zihni geleceği düşünürken dopamin salgılıyormuş.
Yani gelecek aslında kimyasal olarak bile bir yerde bizlere umut veriyor.
Bu yüzden gelecek planları, yeni başlangıçlar, tertemiz bir sayfa fikri...
aslında bizleri iyileştiriyor.
Yani yeni yıl tam da bu yüzden bizi etkiliyor.
Gelecek ihtimali ve ihtimaller birer umut aslında.
Peki yeni yıla geçerken yanımıza neleri alıyoruz?
Yani kırgınlıklarımızı mı, ne bileyim sevmediklerimiz, yorulduğumuz insanlar, bizi tüketen beklentiler ya da yetişemediğimiz hedefler.
Bence bunların hepsini taşımıyoruz biz.
Yani insan yeni yılın kapısından geçerken içinden bir şeyleri döküyor.
Evet her zaman fark etmiyoruz ama dökülüyor.
Belki bu yüzden yeni yıla dair hafif bir heyecan duyuyoruz hepimiz.
Ya da bir çeşit ferahlık.
Bence bir yılın bize kattığı yorgunluk sadece fiziksel de olmuyor.
Asıl ağırlık görünmeyen yerlerde.
Yani içimizde çözülmemiş duygularda, söyleyemediğimiz cümlelerde, kendimize ayıramadığımız vakitlerde ve en çok da bir şeyleri ertelediğimiz yerlerde.
Herkes yıl sonunda şöyle bir his yaşıyor.
Neden bu kadar yoruldum?
Aslında cevabı çok basit.
Bütün yıl kendimizi susturarak devam ediyoruz.
Kendi içimizdeki dur sinyallerini hep erteliyoruz.
Yeni yılın büyüsü aslında burada başlıyor.
Zihin şöyle bir şey söylüyor.
Tamam, şimdi durma hakkın var.
İşte bu yüzden yılbaşı geceleri biraz üzünlü, biraz hafif, biraz da uykusuzdur yani.
İçimizde konuşan sesler çünkü bence böyle zamanlarda daha çok konuşuyor.
Mesela benim her yılbaşında Yaptığım şey, çok sevdiğim bir sanatçının bir şarkısı var.
Ben gece 12'de mutlaka o şarkıyı açar, o şarkıyı dinlerim.
Çünkü o şarkının sözleri bana yeni yıl için bir umut niteliğinde olur.
Hadi biraz da yeni yıla taşınmaması gereken şeyleri konuşalım.
Yıl biterken üç şey var ki gerçekten taşımaya değmez bunlar.
Bir, kendimizi suçladığımız eski kararlar.
O kararlar o yıla aitti.
O anki bilginle, hissinle, halinle alındı.
Bugünkü sen bambaşka birisin.
İki, sana faydası olmayan ilişkiler.
Bazı insanlar bir önceki yılın misafirleriydi.
Yeni yılın yol arkadaşları değiller.
Ve yeni yılda onlar olmak zorunda değil.
Üç, kendinle kurduğun acımasız cümleler.
Yeterince iyi değilim, başaramadım, yine olmadı.
Ya bu cümleleri yeni yıla taşımak, bavula taş doldurup yola çıkmak gibi.
Bırakmayı öğrenmek yenilenmenin ilk adımıdır.
Bence birçoğumuz yapıyoruz bunu ama artık yapmamamız gerekiyor.
Çünkü bu bize yük olmaktan başka hiçbir işe yaramıyor.
Bir önceki bölümde yılbaşı ritüellerini konuştuk.
Mesela... Bunları kendimize döndürdüğümüzde de birçoğumuzun belki de her yılbaşında yaptığı şeyler vardır.
Mesela biraz önce söylediğim gibi ben her yılbaşında çok sevdiğim Simge Pınar'ın yeni bir hayat şarkısını mutlaka açar dinlerim.
Çünkü o bana gerçekten yeni yılda bir umut kapısı açıyor.
Ve bence bu da hepimizin hayatında olması gereken şeyler.
Bu doğum günlerimizde, yeni bir yılda.
Yani hayatımızın geri kalanı için her zaman kendimizi umutlandırmamız gerekiyor bence.
Polyanlacılık oynayalım demiyorum.
Ama umut bir insanın yaşaması için olmazsa olmazı kesinlikle.
Peki biten yılı uğurlarken kendimize sormamız gereken bence bazı sessiz sorular da var.
Bunları söyleyeceğim ve bunları bir deftere yanıtlayın.
Ya da cevaplarını bana sosyal medya üzerinden de iletebilirsiniz.
Bu yıl neyi yanında taşımak istiyorsun?
Bence bu çok önemli bir şey.
Yani neyi geçmişte bırakmak istiyorsun?
Neyi bavuluna doldurup bir sonraki seneye götürmek istiyorsun?
İkinci soru. Bu yıl neyi burada bırakmak istiyorum?
Bazı şeyler bırakılmalı yani.
Bırakmazsak biraz önce söylediğim gibi.
Yani bunlar sadece birer yük haline gelir.
Ve son olarak bu yıl benden ne istiyordu?
Ben ne verebildim?
Bu soruları bence hepimiz...
Bir cevaplayalım. Dediğim gibi ya bir defterde ya da sosyal medyadan bunları bana da yazabilirsiniz.
Baktığımızda bu sorular basit görünüyor.
Ama insan bu soruları sorduğunda aslında bir yılın ağırlığı gidiyor, üstünden kalkıyor ve bence hafifliyor.
Yeni yıl böyle gerçekten hepimize bir ihtimal kapısı olarak da görünüyor.
Bütün güzelliği de burada aslında.
Henüz hiçbir şey olmamış.
Ama olma ihtimali çok yüksek.
Henüz kimse seni kırmadı.
Hiçbir hata yapılmadı.
Ne bileyim pişmanlıklar oluşmadı.
Ya da yeni bir yıl olduğu için o eski yılın yorgunluğunu atıp aslında yorgun olmadığın bir yıla başlıyorsun.
İşte sırf bu yüzden yeni yıl hepimize bir hafiflik hissettiriyor.
Şimdi dönüp baştaki soruya geri gelelim.
Kapanan yıl mı daha gerçek, açılan yıl mı?
Aslında cevap çok basit.
Hiçbiri. Gerçek olan yıl değil.
Gerçek olan sizlersiniz.
Sizin içinizden geçenler, kendinize verdiğiniz izin, bu yıldan öğrendikleriniz, bırakabildikleriniz, açabildiğiniz alanlarınız kendinize ve taşıyabildiğiniz
ışıklarınız. Yeni yıl sadece bir kapı.
Gerçek olan o kapıdan nasıl geçtiğiniz.
Yeni yıl hiçbir şey mucizevi şekilde değiştirmeyebilir.
Ama siz biraz daha kendinize yaklaşabilirsiniz.
Bazen bu bile sizin için, ruhunuz için yeterlidir.
Belki de yeni yılın en güzel yanı şudur.
Kendine iyi gelme şansını hatırlatması.
Ve işte bu aslında bir yılın en gerçek yönüdür.
Beni dinlediğiniz için teşekkür ederim.
Biraz önce söylediğim soruları dediğim gibi sosyal medyadan bana yazabilirsiniz.
Ya da açık bir deftere yazın.
Yazmak gerçekten insanın ruhunu iyileştiriyor.
Kendinize çok iyi bakın.
Umarım yeni yıl sizin için...
Her şey umduğunuz gibi olur.
Beni dinlediğiniz için teşekkür ederim.
Bir sonraki bölümde görüşmek üzere.
Hoşçakalın. Kendinize çok iyi bakın.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
