
Bir insan gerçekten değişebilir mi, yoksa sadece şartlara göre farklı davranmayı mı öğrenir? Bu bölümde; değişimi, büyümeyi, eski hâlimizle bugünkü hâlimiz arasındaki mesafeyi ve insanın kendini yeniden keşfetme ihtimalini konuşuyoruz. Çünkü bazen değişmek, bambaşka biri olmak değil; kim olduğumuzu biraz daha fark etmektir.
Transkript
Herkese merhabalar.
Şöyle Bir Şey attı podcast kanalıma hepiniz hoş geldiniz.
Bilmeyenler ve ilk defa dinleyenler için ben Esina.
Biraz podcast'e ara vermiş gibi olduk.
Bayram tatiliydi, yazın başlangıcıydı derken böyle bir 2-3 haftalık bir ara verdik podcast'e.
Ve şimdi yeni bölümümüzde herkese tekrardan merhabalar.
Hayatımız boyunca birçok kez bir cümleyi duyuyoruz.
İnsan değişmez ya da tam tersi insan isterse her şeyi değiştirebilir.
Peki ya sizce hangisi doğru?
Yani bir insan gerçekten değişebilir mi?
Yoksa sadece şartlara göre farklı davranmayı mı öğrenir?
Bugün biraz bunun üzerine konuşalım istiyorum.
Çünkü belki de hepimizin hayatında bu soruyu sorduran biri mutlaka olmuştur.
Belki eski bir arkadaş, belki bir sevgili, belki bir aile üyesi, belki de aynaya baktığımızda gördüğümüz o kişi.
Çünkü bazen başkalarının değişip değişmediğini sorgularken aslında kendimize bir bakıyoruz.
Ve içten içe şunu merak ediyoruz.
Ben değiştim mi peki?
Bir düşünün. 5 yıl önceki sizle bugünkü siz aynı kişi misiniz?
Muhtemelen ilk cevabınız tabii ki de hayır olur.
Çünkü artık daha farklı düşünüyorsunuz.
Ya da bazı şeyler eskisi kadar üzmüyor sizi.
Bazı insanları hayatınızda tutmuyorsunuz.
Bazı hayallerinizden vazgeçtiniz.
Bazı yeni hayaller kurdunuz.
Belki müzik zevkiniz değişti, belki arkadaş çevreniz, belki korkularınız ya da öncelikleriniz.
Ama bütün bunlar gerçekten değişim mi yoksa sadece büyümek mi?
Belki de ikisi arasındaki çizgi sandığımız kadar net değil.
Mesela düşünün çocukken çok sevdiğimiz şeyler var.
Saatlerce oynadığımız oyunlar, uğruna ağladığımız oyuncaklar, dünyanın sonu gibi gelen küçük problemlerimiz.
Şimdi dönüp baktığımızda onlara gülüyoruz.
Çünkü zaman geçti ve biz değiştik.
Ama ilginç olan şey şu.
O, o günkü duygularımız gerçekti.
O çocuk da bizdik.
Bugünkü kişi de biziz.
Demek ki değişmek eski benliğimizi yok etmek anlamına gelmiyor.
Belki de değişmek aslında üzerine yeni katmanlar eklemek demektir.
Mesela çoğu zaman insanlar tamamen farklı bir olmalarını bekliyoruz.
Ya bir hata yapan insanın bir daha asla hata yapmamasını, işte öfkeli birinin tamamen sakin olmasını, dağınık birinin mükemmel olmasını.
Ama gerçek hayat böyle işlemiyor.
Çünkü değişim çoğu zaman dramatik değil.
Sessiz, yavaş ilerliyor.
Hatta bazen fark edilmiyor.
Bir gün uyanıp başka biri olmuyorsunuz.
Küçük küçük dönüşüyorsunuz.
Nasıl desem? Mesela bir hayal kırıklığıyla, bir kayıpla, bir başarısızlıkla, bir kitapla, bir insanla ya da bir cümleyle.
Ve yıllar sonra dönüp baktığınızda şunu fark ediyorsunuz.
Ben eskisi gibi düşünmüyorum.
Belki de bu yüzden değişim yaşanırken hissedilmiyor.
Nasıl ki her gün aynaya baktığımız için yüzümüzdeki değişimi fark etmiyorsak karakterimizdeki değişimi de an be an fark edemiyoruz.
Ama eski fotoğraflar ya da eski mesajlar, eski düşünceler.
Bize bir şey söylüyor. Bak sen aslında değişmişsin.
Bazen ise insanlar değişmek istemiyor.
Çünkü değişmek kolay değil.
Alışkanlıklar güven veriyor.
Tanıdık olan rahat hissettiriyor.
Bu yüzden birçok insan mutsuz olduğu halde aynı hayatın içinde kalmaya devam ediyor.
Çünkü bilinmeyen korkutucu.
Ve bazen insan mutlu olma ihtimalinden çok alıştığı acıya tutunuyor.
Çünkü onu tanıyor. Ne kadar garip değil mi?
Yani insan bazen canını acıtan şeylere bile alışabiliyor.
Mesela bir insanı değiştirmek mümkün mü sizce?
Belki de en zor sorulardan biri bu.
Çünkü sevdiğimiz insanlar için bunu çok istiyoruz.
İşte benim için değişir, bir gün düzelir ya da zamanla farklı biri olur.
Ama gerçek şu kimse istemediği bir değişimi sürdüremez.
Ya bir insan değişebilir ama sadece gerçekten istediği zaman.
Çünkü baskıyla gelen değişim çoğu zaman geçici.
İnsan başkaları için rol yapabilir.
Bir süre kendini tutabilir evet.
Ama bir süre farklı da davranır.
Tamam. Ama istemediği bir değişimi sonsuza kadar taşıyamaz.
Ve belki de bu yüzden bazı ilişkiler bitiyor.
Çünkü insanlar birbirlerini sevdikleri kadar birbirlerini değiştirebileceklerine de inanıyorlar.
Ama baktığımızda sevgiyle dönüşüm aynı şey değil.
Birini sevebilirsiniz.
Ama onu yeniden inşa edemezsiniz.
Çünkü herkes kendi değişimini kendisi yaşıyor.
Peki ya kötü insanlar? Onlar değişir mi?
Belki bir ihtimal.
Ama burada da önemli olan şey şu.
Bir insanın değişebilmesi değişeceği anlamına gelmiyor.
Potansiyel ile gerçeklik baktığımız zaman aynı şey değil.
Bir insan daha iyi biri olabilir ama bunu seçmesi gerekiyor.
Ve bazen insanlar değişmek yerine aynı kalmayı tercih ediyorlar hayatlarında.
Çünkü sorumluluk almak zor geliyor.
İşte kendinle yüzleşmek çok zor bir şey.
Hatalarını kabul etmek.
Kimse hatasını kabul etmek istemiyor zaten.
Ve değişim önce insanın kendi gerçekleriyle karşılaşmasını istiyor.
Aslında hepimiz baktığımızda biraz değişmek istiyoruz.
İşte daha sabırlı olmak, daha mutlu olmak, daha az kaygılanmak, ne bileyim daha cesur olmak.
Ama çoğu zaman sonuçlarına odaklanıyoruz.
Sürece bakmıyoruz ya.
Bir anda değişmek istiyoruz.
Bir sabah bambaşka biri olmak istiyoruz.
Ama hayat böyle işlemiyor.
Kimse bir gecede değişmiyor.
Bir gecede değişen şeyler genellikle zaten kalıcı olmayan şeylerdir.
İşte belki de değişim büyük kararların değil de küçük tekrarların sonucu olarak yansıyordur bize.
Yani her gün biraz daha sakin olmak, biraz daha anlayışlı olmak, ne bileyim biraz daha cesur davranmak, biraz daha kendini tanımak ve yıllar sonra kendi kendini fark etmek.
Ama baktığımızda aslında burada başka bir soru daha var.
İnsan gerçekten değişiyor mu?
Yoksa sadece kendisini keşfediyor mu arasında?
Belki de işte bazı özelliklerimiz hep bizde vardı.
Sadece ortaya çıkmak için doğru zamanı bekliyordu.
Belki yıllarca sessiz kaldık sonra sessizliğimizi bozduk.
Belki yıllarca kendimizi geri planda tuttuk sonra kendimizi ifade etmeye öğrendik.
Belki yıllarca başkalarını memnun etmeye çalıştık.
Sonra hayır demeyi öğrendik.
Bu benim için çok zor oldu mesela.
Yani sürekli o memnun olsun, bu memnun olsun.
Peki ben, ben memnun olmayacak mıyım?
Ya ben kendimi memnun etmekten önce sürekli başkaları memnun etmeye çalıştım.
Hayır, ben de bir şeylerden memnun olmalıyım.
Sürekli insanları memnun edemem.
Peki bunlar bir değişim mi?
Yoksa kendimize... Yaklaşmak mı noktasında?
Bence ben bunun ikisi de olduğunu düşünüyorum.
Mesela hayatın ilginç tarafı şu.
Bazı insanlar bizi değiştiriyor.
Bunlar bazen bir dost olabiliyor.
ne bileyim bir öğretmen, işte bir yabancı.
Bazen de bizi kıran insanlar oluyor.
Evet. Aslında baktığımızda bizi en çok yaralayan insanlar bizi değişmemizin bir parçası oluyor.
Çünkü bazı acılar öğretmen gibi davranıyor bize.
İstemesek bile yaşadığımız şeyler kim olduğumuzu yavaş yavaş şekillendirmeye başlıyor.
Belki de bu yüzden aynı kalmak diye bir şey yok.
Çünkü zaman bile sürekli akıp giden bir şey.
Her gün yeni bir deneyim yaşıyoruz.
İşte yeni insanlar tanıyoruz.
Yeni şeyler öğreniyoruz ve bütün bunlar bizi etkiliyor.
Farkında olsak da, olmasak da aslında değişmemek mümkün olmayabiliyor.
Ama asıl soru bence şu olabilir.
Nasıl değişiyoruz?
Daha iyi mi? Daha kötü mü?
Daha sert mi? Yoksa daha anlayışlı mı?
Daha korkak mı?
Daha cesur mu? Çünkü yaşanan her şey insanı değiştirmiyor.
Bazı insanlar acıdan sonra daha güçlü oluyor.
Bazıları daha kırılgan oluyor.
Bazıları umutlu oluyor. Bazıları ise yavaş yavaş duvarlarını yükseltiyor.
Aynı olay herkese aynı şekilde etkilemiyor.
Bu yüzden insan sadece yaşadıklarını değil de yaşadıklarına verdiği anlamla da değiştiriyor.
Ve belki de hayat boyunca birkaç kez yeniden doğuyoruz.
Belki bu fiziksel olarak olmuyor ama düşüncelerimizle, hayata bakışımızla, önceliklerimizle ve her seferinde eski halimizden biraz biraz uzaklaşıyoruz.
tamamen kopamıyoruz. Çünkü geçmişteki bütün versiyonlarımız aslında bugünkü bizi oluşturuyor.
Belki onlar olmasaydı bugün olduğumuz kişi olmazdık.
Ve değiştiğimizde en son Bence kendimiz fark ediyoruz.
Çünkü hayat bizi her gün biraz daha başka birine dönüştürüyor.
Belki de mesele aslında değişmekte değil de kim olduğumuzu her geçen gün biraz daha keşfetmektedir.
Buraya kadar dinlediysen çok teşekkür ederim.
Bu bölümü dinlediğinde keyif alacağını düşündüğün ya da hoşuna gidebileceğini düşündüğün arkadaşlarına paylaşırsan.
veya bölüm hakkındaki düşüncelerini benimle paylaşmak istersen Şöyle Bir Şey podcast instagram hesabından bana ulaşabilirsin.
Kendine çok iyi bak, hoşçakal.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
