
Bu bölümde, “hayır” demenin neden bu kadar zor olduğunu konuşuyoruz.
Kırmaktan korktuğumuz insanlar, kaybetmekten çekindiğimiz ilişkiler ve içimizdeki onaylanma isteği… Bazen kendimizi “evet” derken buluyoruz, aslında “hayır” demek isterken.
Peki, gerçekten neyi reddedemiyoruz? İnsanları mı, yoksa onların gözündeki halimizi mi?
Bu bölümde, sınır koymanın bir bencillik değil, bir özsaygı göstergesi olduğunu hatırlıyoruz.
Belki de asıl cesaret, “hayır” diyebildiğimiz anda başlıyor.
Transkript
Herkese merhabalar.
Şöyle Bir Şey adlı podcast kanalıma hepiniz hoş geldiniz.
Bilmeyenler için ben Esila.
Bugün çok basit ama bir o kadar da zor bir kelime hakkında konuşacağız.
Hayır kelimesi hakkında konuşacağız.
Bir kelime iki kez hece baktığımızda ama arkasında koca bir hayat duruyor.
Hiç düşündünüz mü?
Yani neden bu kadar zor gelir bize hayır demek?
Mesela bir arkadaşımız bir şey ister, aslında yapmak istemiyoruzdur ama yaparız.
Ne bileyim işimizi zorlaştıracak bir görev gelir, istemesek de kabul ederiz.
Bazen ailemize, bazen sevdiğimiz birine, bazen bir iş arkadaşımıza ve en çok da kendimize karşı hayır diyemiyoruz.
Bugün bu bölümde hayır demeyi ne zaman öğreniriz sorusunun peşine düşelim istiyorum.
Çocukluktan başlayarak.
Toplum baskıları, ilişkiler, iş hayatında bunların hepsinden geçerek ve en sonunda nasıl kendi sınırlarımızı çizebileceğimizi, nasıl daha özgür olabileceğimizi konuşalım.
Çünkü hayır demek aslında bir bencillik değil.
Aksine böyle kendimize ve başkasına dürüst olmak ve belki de hayır demeyi öğrenmek büyümenin en önemli adımlarından biridir.
Son birkaç bölümdür bencillik hakkında bir şeylere değiniyorum.
Belki de bundan sonraki bölümü de bencillik üzerine yaparım.
Bilmiyorum ama bencillikle konuşulması gereken konulardan bence birisi.
Hazırsanız başlayalım.
Mesela hayır demeyi öğrenmenin ilk yeri bence çocukluk.
Bir çocuğu düşünün.
Henüz yürümeye başlamamış.
Kendi dünyasını keşfediyor.
Ona bir şey söylediğinizde çoğu zaman duyacağınız kelime şudur.
Hayır. Aslında baktığımızda çocuğun ilk bağımsızlık işareti bu.
Ben farklı bir bireyim yani kendi istediğim şeyler var demek istiyor aslında.
Ama sonra ne oluyor? İşte toplumda sal baskılar başlıyor ve şöyle cümleler durmaya başlıyor o çocuk.
Büyüğe hayır denmez.
Ayıp olur, kırılır.
Ve biz hayır demeyi doğal bir beceriyken yavaş yavaş unutmaya başlıyoruz.
Ya bir düşünün siz çocukluğunuzda hayır demek ne kadar özgürdü?
Nasıl desem hangi anlarda susmak zorunda kaldınız?
Belki çok basit şeylerde bile yemek ye, ödev yap, bunu yiyeceksin.
İşte hayır demeyi öğrenmediğimiz yer aslında çok küçük yaşlarımız.
Baktığımızda ergenlik aslında kendi sınırlarımızı çizmeye çalıştığımız bir dönem.
Arkadaşlarımız bir yere çağırıyor.
Aslında istemiyoruz ama kabul ediyoruz mesela.
Çünkü dışlanmaktan korkuyoruz.
Ailemiz bir seçim yapıyor.
Bizim istediğimiz yok oluyor.
Çünkü onaylanmaya ihtiyacımız var.
Bence bu da konuşulması gereken konulardan birisi onaylanma.
Ya gerçekten ihtiyacımız var mı?
Çünkü sürekli bir onaylanma ihtiyacı duyuyoruz.
Bunun hakkında da bir podcast bölümü düşüncem var.
Çekebilirsem. İşte mesela ergenlikte evet demek aslında baktığımızda çoğu zaman ben de buradayım demek.
Ve aynı şey ama içimizden gelmese de.
Kabul ediyoruz. Bu dönemde hayır diyememek aslında böyle kimliğimizi korumakta zorlanmamıza neden oluyor.
Ve aslında yetişkinlikte de aynı kalıbı taşıyoruz.
Kendi ergenliğinizi bir hatırlayın.
Hangi arkadaş teklifini aslında istemeden evet dediniz?
Hangi durumda hayır diyemediniz?
Benim hayır diyemediğim bir durum bana çok fazla şey kazandırdı mesela.
Ama bazen hayır demeyi gerçekten bilmek gerekiyor.
Mesela yetişkin olduğumuzda işler daha da karışıyor bence.
Mesela iş hayatında.
Ne bileyim patron size bir ek iş veriyor.
Aslında yapacak gücünüz yoktu.
Ama kabul ediyorsunuz.
Çünkü hayır derseniz belki de işinizi kaybedeceğinizi düşünüyorsunuz.
Mesela biz bunu günlük hayatımızda yaşıyoruz.
Özellikle ben bazen bakıyorum elimde tonlarca iş oluyor.
Ama hayır diyemediğim zamanlar...
Üstüne üç tane, beş tane daha geliyor ve ben o yükün altında ezilmeye başlıyorum bir yerden sonra.
Ve bu bana olumsuz olarak yansıyor.
Yaptığım işlerde bazen hatalar çıkıyor çünkü çok fazla olduğu için.
Ve bunun asıl sebebine dönüp baktığımda hayır diyemememin sonucu olarak bana yansıyor.
Mesela bunu arkadaşlıkta da görüyoruz.
Mesela yorgunsun ama bir kahve içelim teklifine hayır diyemiyorsun.
Çünkü karşındaki kişinin kalbini kırmak istemiyorsun.
Ve bir bakıyorsun sürekli evet derken aslında kendine hayır diyorsun.
Psikologlar şöyle diyor.
Hayır diyememek sınırlarımızı koruyamamak demek.
Ve sınırını koruyamayan insan zamanla tükenir.
Bence çok haklı bir cümle bu.
Peki siz hiç sadece başkaları mutlu olsun diye kendi hayatınızda zorlandınız mı?
İşte tam da bu noktada hayır demeyi öğrenmenin önemi ortaya çıkıyor.
Peki hayır diyemenin...
Birkaç tane sebebi olduğunu düşünüyorum ben.
İlk başta onaylanma ihtiyacı.
Bu işte insanlar bizi sevsin istiyoruz.
Evet dersek kabul göreceğimizi düşünüyoruz.
Mesela ikinci olarak korku var.
İşte diyelim işimizi kaybetmek, sevgiyi kaybetmek, yalnız kalmaktan korkuyoruz.
Üçüncü olarak alışkanlıklarımız var.
Çünkü küçük yaştan beri hayır demek ayıp öğretildiği için refleks haline geliyor.
Dördüncü olarak mesela suçluluk var.
Hayır desem karşımda kişi kırılır, üzülür, beni yanlış anlar düşüncesi.
Ama aslında hayır demek karşımızdakini küçültmek değil, kendimize sadık olmak bir yerde.
Şunu unutmayın. Hayır demek başkasının hayatına böyle kapı kapatmak değil de kendi sınırlarınızı göstermek demek aslında.
Peki hayır demeyi nasıl öğreneceğiz yani?
Çünkü bu bize işte küçüklükten beri gelen bir şey.
En başından beri konuşuyoruz.
Bence küçük adımlarla buna başlayabiliriz.
Mesela basit şeylerle hayır diyerek başlamamız lazım belki de.
İşte bugün müsait değilim diyebilmek o kadar da zor bir şey değil.
Ya da ben yorgunum, bunu yapmak istemiyorum.
Enerjim yok ya benim.
Bunları söylediğimizde karşımızdaki kişi kırılabilir, belki de şaşıracak.
Ama bu sizin yanlış olduğunuz anlamına gelmeyecek ki.
Hayır demeyi öğrenmek için bence kendimize şu soruları sorabiliriz.
Bu isteği kabul edersem bana neye mal olacak bu?
Gerçekten istiyor muyum yani ben bunu?
Peki evet dersem aslında kendime neye hayır diyeceğim?
Çünkü baktığımızda her evet aslında bir şeye hayır demek.
Ve her hayır da başka bir şeye evet demek aslında.
Peki hayır demeyi öğrenmek sizce bizi özgürleştirecek mi?
Yani hayır dediğinizde aslında kendinize evet diyeceksiniz.
Zamanınıza da evet diyeceksiniz.
Enerjinize de evet diyeceksiniz.
Belki de ruhunuza evet diyeceksiniz en önemlisi.
Şunu bir düşünün. Hayır diyemediğiniz için kaç kere yoruldunuz?
Kaç kere kendi isteklerinizden vazgeçtiniz?
Kaç kere başkalarının hayatına evet derken böyle kendi hayatınıza hayır dediniz?
İşte hayırın gücü aslında burada saklı.
Çünkü hayır sadece reddetmek demek değil.
Aynı zamanda bir seçim de yapmak ve seçimlerimiz bizi biz yapan şeylerdir baktığımızda.
Evet hayır çok basit bir kelime gibi görünüyor ama hayatımızı değiştirebilecek kadar da güçlü bir kelime.
Çocukken özgürce söylediğimiz ama sonradan hepimizin unuttuğu yetişkinlikte yeniden hatırlamamız gereken bir kelime.
Hayır demeyi öğrendiğimizde aslında kendi değerimizi de kabul edeceğiz.
Başkaları bizi daha çok sevsin diye değil yani bunu başkaları için yapmayacağız.
Biz böyle kendimize sadık olalım diye bunu yapacağız.
O yüzden kendinize şunu sormayı unutmayın.
Bugün hangi şeye hayır diyebilirsin?
Ve o hayır hangi şeye evet olacak?
Şunu unutmayın. Hayır demek bencillik demek değil.
Hayır demek kendinizi korumak.
Ve kendini koruyabilen insan aslında başkalarına daha gerçek bir şekilde evet diyebilen insanlardır.
Bu bölümü dinlediğiniz için teşekkür ederim.
Umarım bundan sonra hayır kelimesi sizin için de benim için de daha özgür bir nefes demek olur.
Daha net bir sınır ve daha sahici bir yaşam anlamına gelir hepimiz için.
Beni dinlediğiniz için teşekkür ederim.
Bir sonraki bölümde görüşmek üzere.
Hoşçakalın.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
