
Hayatımızdan Sessizce Çıkanlar Ve Kapıdan Tereddütle Girenler
9 Ocak 2026 · 11 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
Bazı insanlar hayatımızdan sessizce gider. Ne büyük vedalar vardır ne de açıklamalar… Sadece bir gün, yokluklarını fark ederiz. Bu bölümde, fark ettirmeden çıkanları, içimizde kalan cümleleri ve ardından oluşan boşlukları konuşuyoruz.
Ve tam o boşluklarda, kapıyı usulca açıp girenleri…
Gürültüsüz ama yerini bilen, zamanlaması doğru olan insanları.
Bu bölüm; her gidişin bir kayıp olmadığını, bazen sadece yer açmak olduğunu hatırlatıyor. Hayatın kapattığı kapıların ardından, yeni gelişlere alan açabilmeyi anlatıyor.
Transkript
Herkese merhabalar, Şöyle Bir Şey adlı podcast kanalıma hepiniz hoş geldiniz.
Bilmeyenler ve yeni gelenler için ben Esila.
Bugün bu bölüme bir soruyla başlamak istiyorum.
Hayatınızda şu an konuşmadığınız ama hala aklınızda olan biri var mı?
Bazen bu soruyu kendimize bile sormaktan kaçıyoruz.
Çünkü cevabını düşündüğümüzde içimizde bir yerde yarım kalmış bir cümle canlanıyor.
Bir mesaj atılmamış, bir arama ertelenmiş.
Bir ya nasılsın hiç sorulmamış ve biz arkadaşlıkların da bitebileceğini kabullenmek istemiyoruz.
Arkadaşlıklar çoğu zaman sözleşmesizdir.
Yani ne beklediğini açıkça konuşulmaz.
Ne sınırlar çizilir ne de buraya kadar denir.
Her şey varsayımlar üzerine yürür.
Nasıl olsa anlar zaten beni tanıyor, beni böyle kabul eder.
Ama hayat değişiyor, insan değişiyor ve bazen varsayımlar yetmiyor.
Mesela bazı arkadaşlıklar var böyle yan yana ama uzak.
Aynı masada oturursunuz ama başka başka şeyler düşünürsünüz.
Aynı anıya bakarsınız ama farklı duygular hissedersiniz.
Biriniz konuşur diğeri sadece dinliyormuş gibi yapar.
Ve bir süre sonra fark edersiniz bu ilişki veya bu arkadaşlık sizi beslemiyor artık.
Ama gitmek de kolay değil.
Çünkü bir alışkanlık var.
Geçmiş var. Hatıralar var.
Hayatımızdan çıkan arkadaşlar genelde bir soru işareti bırakır giderken.
Acaba konuşsaydık düzelir miydi?
Biraz daha sabretmeli miydim?
Ben mi fazla alıngandım acaba?
Bu soruların net bir cevabı hiçbir zaman olmaz.
Çünkü bazı ilişkiler konuşulsa da düzelmez.
Ve bazen en olgun davranış aslında ısrar etmemektedir.
İnsan büyüdükçe şunu fark ediyor.
Herkes seninle aynı hızda büyümüyor.
Bazıları aynı yerde kalıyor.
Bazıları senden önce gidiyor.
Bazılarıysa seninle bir noktaya kadar gelebiliyor sadece.
Ve bu fark zamanla bir mesafeye dönüşüyor.
Artık aynı şeyleri dert etmiyorsun.
Aynı hayalleri kurmuyorsun.
Aynı cümleleri kurarken bile aynı anlamı yüklemiyorsun.
Bazen arkadaşlıkların bitmesinin sebebi baktığımızda çok net şeyler oluyor.
Artık o kişi olmadığını fark etmeye başlıyorsun.
Eskiden sustuğun yerlerde konuşmak istiyorsun.
Eskiden katlandığın şeyler artık sana ağır gelmeye başlıyor ve tahammül edememeye başlıyorsun.
Eskiden kendinden vazgeçtiğin yerlerde artık durmak istiyorsun.
Ve bu dönüşüm herkes tarafından hoş karşılanmıyor.
Çünkü sen değiştiğinde karşısındaki kişi aslında kendi yerini kaybediyor.
Ve insanlar bazen sizin değiştiğinizi kabul etmeyi istemiyor.
Seni o şekilde tanıdığı için senin hep o şekilde kalmanı istiyorlar ama seni de yaşadığın şeyler bir yerden sonra büyütüyor ve değiştirmeye başlıyor.
Ve işte ilkokulda kurulan arkadaşlıklar bazen lisede bozuluyor.
Ya da ortaokulda kurulan arkadaşlıklar üniversiteden sonra bozuluyor.
Çünkü o zaman tanıştığınız insanlar birçok şeyi yaşayıp farklı insanlara dönüşmeye başlıyor.
Bazen karşıdaki kişi bu dönüşümden hiç memnun kalamayabiliyor.
Mesela bazı insanlar var seni incitmeden giderler.
Bir şeyleri zorlamaz, sessizce uzaklaşırlar.
Bazıları ise kalır ama kırarlar.
Sürekli seni eksik hissettirirler.
Sürekli seni eski haline çekmeye çalışırlar.
Ve bazıları da var ki giderken seni darma duman edip giderler.
Ve sen dönüp baktığında kocaman bir enkalda dönüşmüş olursun.
Ve bazen de şunu fark edersin.
Gitmesi gerekenler kalmış, kalması gerekenler gitmiştir.
Mesela yeni arkadaşlıklar artık eskisi kadar coşkulu değil.
Çünkü kırılmışsındır.
Çünkü hayal kırıklıklarını biriktirmişsindir.
Ama bazıları daha gerçektir.
Daha az rol yaparsın, daha az beni sevsinler çaban vardır.
Daha çok ben buyum hali vardır.
Ve bu sefer herkes kalmak zorunda değildir.
Mesela bazı arkadaşlıklar dert anlatmalık, bazıları sadece gülmelik, bazıları ise geçmişte kalmalık arkadaşlıklardır.
Hepsi aynı derinlikte olmak zorunda da değildir.
Bu farkı kabul ettiğinde hayat biraz daha hafiflemeye başlar.
Birçok insan şunu söylüyor.
Artık çok az arkadaşım var.
Ama bu bir eksilme değil.
Aslında bu bir eleme.
Nasıl yani? Şöyle söyleyeyim.
Eleme dediğimiz şey artık...
Sadece kendine göre birilerini hayatta tutma şekline giriyoruz bence.
İşte anlaşabildiklerimizle devam etmeye çalışıyoruz.
Anlaşamadıklarımızı ya çıkarıyoruz ya onlardan uzaklaşmaya başlıyoruz.
Ve eleme bazen baktığımızda evet can yakıyor.
Ama sonunda baktığımızda daha gerçek bir çevre bırakıyor sizi.
Mesela hayatınızdan çıkan arkadaşların sonrasındaki en büyük sınav şu.
Kendinle kalabilmek.
Boş kalan zamanlar, sessizleşen telefonlar, azalan mesajlar.
Mesela ben düşünüyorum, lisede çok yakın bir arkadaşım vardı ve çok severdim.
Ondan sonra biz şöyle yapardık, işte günün 8 saati ful okulda beraberdik.
Okuldan çıkardık, eve giderdik.
İşte evde en az 1 saat telefonla konuşurduk falan.
Bu yaklaşık böyle 2-2,5 sene sürdü.
Sonra... hayatlarımız değişti ve birbirimizden uzaklaştık.
Ama o dönemde ben büyük bir boşluğa düştüm.
Çünkü o benim için çok büyük bir alışkanlık olmuştu.
Ama işte bazen bazı arkadaşlar bitiyor bir şekilde.
Ama o sessizlikte şunu da öğreniyorsun.
Aslında kimsesiz değilsiniz.
Sadece eskisi kadar kalabalık değilsin.
Hayatınıza giren insanlar, giren bütün insanlar kalmak zorunda değil.
Nasıl desem? Hayatınızdan çıkan herkes de yanlış değil.
Çünkü bazı insanlar size kendinizi tanıtmak için geliyorlar.
Bazıları size sınırlarınızı öğretmek için giriyor hayatlarınıza.
Bazıları da veda etmeyi öğretmek için giriyor hayatınıza.
Ve siz her gidenle biraz daha netleşmeye başlıyorsunuz.
Belki şu an bir arkadaşlığın rüyasını tutuyorsunuz bilmiyorum.
Belki de yeni birine mesafeli davranıyorsunuz.
Ama şunu unutmamanız lazım.
Siz değiştikçe hayatınızdaki insanlar da değişecek ve bu...
Aslında baktığınızda hayatınızın en gerçek hali.
Mesela şunu da çok geç fark ediyoruz.
Aynı insanla her dönemde arkadaş kalınamıyor.
Bir zamanlar seni anlayan biri bugün seni duymuyor olabilir.
Ya da bir zamanlar seni güldüren biri bugün seni yoruyor da olabilir.
Mesela bu kimsenin suçu değil.
Ama kabullenilmesi çok zor bir şey.
Çünkü biz insanlar sabit sanıyoruz.
Ama herkes akıyor.
Herkes için zaman akıyor.
Ve bazen akışlar farklı yönlere gidiyor.
Mesela bir arkadaşlığın bittiğinde en çok şu cümlede hissedersiniz.
Eskiden böyle değildik.
Mesela ben bunu hayatıma belirli dönemlerinde çok kullandım.
Mutlaka arkadaş gruplarınız olmuştur.
Ve o arkadaş grupları mutlaka elenir elenir ya iki kişi kalır ya üç kişi kalır.
Ben hep iki kişi kalan tarafta oldum.
Ve dönüp baktığımda o arkadaş gruplarımla geçirdiğim muntazam zamanlarım vardı.
Ama şimdi dönüp baktığımda evet hayat bizi belirli noktada o kadar değiştirdi ki artık birbirimizin hayatlarında yerimiz yok olmaya başladı.
Artık bir şey olduğu zaman telefonla aradığımızda karşı taraftan bir cevap bulamıyoruz.
Yok olup giden bir arkadaşlıklarım mutlaka var.
Hepimizin olmuştur. İşte bu cümleyi o yüzden o arkadaş gruplarım aklıma geldikçe çok kuruyorum.
Eskiden biz böyle değildik diye.
Aslında bu cümlede bir sistem var, bir özlem var, bir kayıp hissi de var.
Ama aynı zamanda şunu da söylüyor.
Artık öyleyiz. Ve bunu kabul etmeden iyileşmek hiçbir zaman mümkün değil.
Bazen kızıyoruz. Yani beni yarı yolda bıraktı işte ya da ben onun için buradaydım.
Haklı da olabilirsiniz.
Yani ama bazen de şu gerçeği görmek gerekiyor.
Herkes senin kadar derin bağ kuramıyor.
Bazıları için arkadaşlık hayatın merkezinde değil.
Kenarında bir yerde duruyor.
Ve bu fark bir gün mutlaka görünür oluyor.
Büyüdüğünüzü nereden anlarsınız biliyor musunuz?
Kırıldığın birini affedebildiğinizde ama hayatınıza geri almadığınızda.
Çünkü affetmek kapıyı tekrar açmak değil.
Affetmek aslında sırtınızdaki yükü indirmek gibi bir şey olarak da düşünebilirsiniz.
Ve bazen böyle en sağlıklı mesafe tam olarak da baktığımızda bu bence.
Yani evet affediyorum ama artık hayatımda eski yerin yok.
Bunu diyebilmek de bence büyük bir cesaret hayatımızda.
Mesela yeni giren insanlar aslında baktığınızda sizi geçmişinizde tanımaz.
Eski hatalarınızda, eski kırgınlıklarınızda değil de sizi şu anki halinizde tanır.
Ve bu hem çok rahatlatıcı hem de biraz ürkütücü bir şey.
Çünkü artık saklanacak bir eskiden yok.
Masada sadece bugünkü sen varsın.
Eski hataların...
Eski mutlulukların, eski üzüntülerin hiçbir şey yok.
Sen bugünkü sen olarak o masadasın.
Mesela eskiden her şeyi herkesle paylaşırdık.
Ama şimdi paylaşmıyoruz.
Bu bir aslında soğuma değil de bu bir seçicilik.
Yani nasıl desem bazı arkadaşlar sadece kahve içilmelik.
Bazıları da sadece yürüyüşe eşlik eder.
Bazıları ise en karanlık anlarınızda.
Bu ayrımı yapabildiğinizde ilişkiler aslında sizi daha az yormaya başlıyor.
Mesela artık birçok arkadaşlık sadece sosyal medyada var.
Hikayeni izliyor, gönderini beğeniyor ama hayatında yok.
Ve bu garip bir yakınlık yanılması yaratıyor.
Sanki hala hayatında gibi ama aslında değil.
Bu gerçekten yüzleşmek bazen sessizce üzülmek gibi oluyor.
Mesela bazen düşünüyorum sosyal medyada gerçekten hayatıma dahil olan belki de iki elimin parmağını geçmeyecek kadar az.
Geriye kalanlara bakıyorum hatırlamıyorum bile.
En son 10 sene önce görmüşüm mesela ya da 15 sene önce.
Bazen sosyal medya bazı şeyleri gerçekten yüzümüze vuruyor ama biz görmek istemiyoruz bence.
Mesela bazen beni sevdiğiniz için değil de yalnız kalmaktan korktuğunuz için hayatınızda tutuyorsunuz ya da tutuyoruz birçoğumuz.
Ama bu tür ilişkiler zamanla ağırlaşıyor ve Yük olmaya başlıyor.
Çünkü sizi siz olmaktan uzaklaştırıyor.
Ve bir gün şunu fark etmeye başlıyorsunuz.
Kalabalıklar içindeyken bile yalnızsınız.
İşte o an bırakman gerektiğini anlıyorsun.
Belki de bu yolculuğun en önemli kısmı aslında bu.
Bu bölümün. Kendinle arkadaş olmayı öğrenmek gerekiyor.
Kendi sesinde kalabilmek.
Kendi düşüncelerini. Çünkü herkes gidebilir.
Ama sen kalırsın.
Hayatına girenler ve çıkanlar sana kim olduğunu anlatır.
Ve bazen bir arkadaşlığın bitmesi senin bitmen değildir.
Belki de senin büyümendir.
Beni dinlediğiniz için çok teşekkür ederim.
Eğer bölümü bu kısmına kadar dinlediyseniz bölümü sosyal medyada paylaşabilir ya da bölüm hakkındaki yorumlarınızı bana sosyal medya üzerinden ulaştırabilirsiniz.
Sevdiğiniz arkadaşlarınızla, daimi arkadaşlarınızla bölümü paylaşırsanız çok mutlu olurum.
Kendinize çok iyi bakın. Hoşçakalın.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
